İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Zeki Irmak Başvurusu (B. No: 2014/15990)

1. Başvuru; ceza mahkemesince verilen yakalama kararı ve

Başvuru No2014/15990Tarih16 Şubat 2017Okuma21 dk · 4.110 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Zeki Irmak Başvurusu

Karar tarihi
16 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/15990
R.G. Tarih ve Sayı
21/4/2017-30045
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.110 kelime·21 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza mahkemesince verilen yakalama kararı ve

çıkartılan kırmızı bülten uyarınca başvurucunun bir başka ülkede yakalanması ve

hâkim önüne çıkarılmaksızın tutuklanması, Türkiye'ye iade edilinceye kadar

geçen tutukluluğun iki ülke arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde uzun olması ve

buna rağmen mahkemece serbest bırakma taleplerinin kabul edilmemesi, bu sürecin

bir bölümünde tutmanın bir mahkeme kararı olmaksızın gerçekleşmesi nedenleriyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1965 doğumlu olup Türkiye Cumhuriyeti

vatandaşlığının yanı sıra beyanına göre Hollanda vatandaşıdır.

10. Başvurucu uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin yürütülen

bir soruşturma kapsamında 9/12/2005 tarihinde yakalanmış ve 11/12/2005

tarihinde polis görevlilerine ifade vermiştir.

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 13/12/2005 tarihinde

başvurucunun ifadesini almıştır. Başvurucu müdafii

tarafından sunulan belgelerden anlaşıldığına göre başvurucu bu ifade işleminden

sonra serbest bırakılmıştır.

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde

ile görevli) 23/12/2005 tarihli iddianamesiyle başvurucunun örgüt faaliyeti

çerçevesinde uyuşturucu (eroin) ticareti yapma ve bu amaçla kurulan örgüte üye

olma suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu

davası açılmıştır. İddianamede başvurucu ile birlikte toplam sekiz sanığın

cezalandırılması talep edilmiştir.

13. Davaya bakan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK mülga

250. madde ile görevli) 5/4/2006 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri

çıkarılmasına karar vermiştir.

14. Mahkeme 16/4/2008 tarihinde, başvurucunun yargılama

aşamasında savunmasının alınamamış olduğunu belirterek hakkındaki davanın

(E.2005/256 sayılı dosyadan) tefrik edilerek yeni bir esasa kaydına karar

vermiştir. Mahkemenin aynı tarihte diğer sanıklar hakkında hüküm tesis ettiği

görülmektedir.

15. Başvurucu hakkındaki yargılamaya aynı Mahkemenin E.2008/239

sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Mahkeme, yargılama boyunca başvurucu

hakkında çıkarılan yakalama emrinin infaz edilmesini beklemiştir.

16. Emniyet Genel Müdürlüğü 1/10/2013 tarihinde, başvurucunun

Hollanda'da ikamet ettiğini belirterek Mahkemeden başvurucunun kırmızı bültenle

arattırılıp arattırılamayacağını sormuştur.

17. Bunun üzerine Mahkeme 13/12/2013 tarihinde başvurucu

hakkında gıyabi tutuklama müzekkeresi çıkarmış ve kırmızı bülten formu

düzenlemiştir. Anılan form, bir kimse hakkında adli makamlar tarafından yakalama

müzekkeresi düzenlendiğinin Uluslararası Kriminal

Polis Teşkilatına (INTERPOL) üye ülkelere bildirilmesine ilişkindir.

18. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile CMK

mülga 250. madde ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması

üzerine dosya, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

19. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi 18/4/2014 tarihinde, davaya

bakma hususunda İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemelerinin yetkili olduğu

gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkemece ayrıca başvurucu

hakkındaki yakalama emrinin devamına da karar verilmiştir.

20. Davanın görülmesine İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza

Mahkemesinde devam olunmuştur.

21. İçişleri Bakanlığının 7/5/2014 tarihli yazısına göre

başvurucu 4/5/2014 tarihinde Türkiye'ye iade edilmek üzere Fas Krallığı'nın Tetouan şehrinde tutuklanmıştır.

22. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Müdürlüğü, 9/5/2014 tarihinde Mahkemeye yazı yazarak başvurucunun iadesi için

gerekli olan bir kısım belgenin hazırlanıp gönderilmesini talep etmiştir.

Mahkeme istem konusu belgeleri düzenleyerek 23/5/2014 tarihinde Bakanlığa

göndermiştir.

23. Başvurucunun müdafii 9/6/2014

tarihinde Mahkemeye başvurarak otuz yedi gündür Fas ülkesinde tutuklu bulunan

başvurucunun, ilgili ülkeyle yapılan sözleşme gereği kırk günden fazla

tutulamayacak olması nedeniyle serbest bırakılması için Bakanlık aracılığıyla

gerekli işlemlerin yapılmasına ya da başvurucu hakkındaki kırmızı bültenin

kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 10/6/2014 tarihinde

talebin reddine karar verilmiştir. Mahkeme ret gerekçesi olarak isnat edilen

suçun önemine, iletişimin tespiti tutanakları ile ekspertiz raporlarına, suçun

tutuklama nedeni bulunduğu varsayılan katalog suçlardan olmasına, başvurucunun

iadesi bakımından talepnamenin gönderilmiş olmasına ve başvurucunun kaçmasına

dayanmıştır.

24. Başvurucu müdafii 12/6/2014

tarihinde karara itiraz etmiştir. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi

23/6/2014 tarihli kararı ile tutuklama kararının İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza

Mahkemesince verilmediğini belirterek talebin tutuklama kararı veren Fas adli

makamlarına yapılması gerektiği, bu itibarla itiraza konu kararda usul ve

yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine

karar vermiştir.

25. Dışişleri Bakanlığı 17/7/2014 tarihinde, başvurucunun

Türkiye'ye iadesinin hukuki safhasının 2/7/2014 tarihinde sonuçlandığını ve

başvurucunun iade edilmesini gönüllü olarak kabul ettiğini Bakanlığa

bildirmiştir.

26. Başvurucu müdafii, Bakanlığa

başvurarak yargılama sırasında Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan

21/11/2007 tarihli mütalaa ile başvurucu yönünden beraat kararı verilmesinin

talep edildiğini, mütalaada hakkında beraat talep edilmeyen kişilerin de

yargılama sonunda beraat ettiklerini belirtmiş; 4/5/2014 tarihinden itibaren

Fas'ta tutuklu bulunan başvurucunun serbest bırakılması veya Mahkemece

durumunun yeniden değerlendirilmesi talebinde bulunmuştur.

27. Bunun üzerine Bakanlık 18/7/2014 tarihinde, Mahkemeye bir

yazı göndererek "sadece savunmanın

tespiti amacıyla aranan sanıklar hakkında CMK [Ceza Muhakemesi

Kanunu] 98 veya 94. maddeleri gereğince

yakalama emri çıkarılabileceği, şahsın savunmasının CMK 196/4. maddesi uyarınca

SEGBİS sistemi ile alınabileceği veya CMK 196/6. maddesi uyarınca savunmasının

uluslararası istinabe yoluyla alınabileceği ve şahsın iadesinin gerekli

olmadığı" hususlarını belirtmiş; başvurucu müdafiinin

iddialarının ciddiliği karşısında takdir Mahkemeye ait olmak üzere iade

talebinin bu şartlar altında devam edip etmediğine ilişkin bilgi verilmesini

istemiştir. Anılan yazıda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'nin (SEGBİS)

başvurucunun tutulu bulunduğu Fas Krallığı'nda veya ikamet ettiği Hollanda'da

kullanılmasının mümkün olup olmadığı hususunda herhangi bir açıklamaya yer

verilmemiştir.

28. Mahkeme 22/7/2014 tarihinde, başvurucunun iadesinin hukuki

safhasının tamamlandığını ve gönüllü olarak iadeyi kabul ettiğini belirterek

başvurucu hakkında düzenlenen kırmızı bültenin iptaline ve iade talebinden

vazgeçilmesine karar vermiştir.

29. Bakanlık 1/8/2014 tarihinde Mahkemeye yeniden bir yazı

göndererek iade işlemlerinin çoğu zaman adli ve idari safhalardan oluşan,

uzunca bir zamana yayılan karmaşık bir süreç olması nedeniyle bazı ülke hukuk

sistemlerinde sürecin kısaltılması amacıyla "basitleştirilmiş iade"

adı verilen, temelde iadesi talep olunan kişiye konuya ilişkin rızasının

sorulduğu, ilgili kişinin iade edilmeyi kabul etmesi hâlinde normal iade

sürecinin bazı safhalarının atlanarak işlemlerin kolaylaştırıldığı bir usulün

varlığı hakkında bilgi verdikten sonra Fas Krallığı makamlarının

"basitleştirilmiş iade" yoluna başvurduklarını bildirmiştir. Anılan

yazıda, kırmızı bültenin iptaline ve iade talebinden vazgeçilmesine karar

verilmesi hâlinde başvurucunun Fas Krallığı makamları tarafından Türkiye'ye

iade edilmeksizin serbest bırakılması ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle

başvurucu hakkındaki kırmızı bültenin iptal edilmesi ve iade talebinden

vazgeçilmesi hususlarının bir kez de bu yönden değerlendirilerek teyit

edilmesine ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir.

30. Mahkeme 4/8/2014 tarihinde

"[başvurucu hakkındaki] iade

talebinden vazgeçilmesine [ilişkin kararın] ... sanığın iadesinin hukuki safhasının ...

sonuçlandığı ve sanığın gönüllü olarak iadeyi kabul etmesi nedeniyle, kısa

sürede mahkememizde hazır edileceği düşüncesi [ile] ... verildiği ... iadenin sanık tarafından gönüllü

olarak kabulünün yine iade talebi ile mümkün olup basitleştirilmiş iade

kapsamında kaldığı ve iade talebinden vazgeçilmesi halinde Fas Krallığı

makamları tarafından ülkemize iade edilmeksizin serbest bırakılması ihtimali

olduğunun bildirildiği" gerekçesiyle kırmızı bültenin iptaline

ve iade talebinden vazgeçilmesine ilişkin ara kararında rücu edilmesine ve iade

işlemlerinin devamına karar vermiştir.

31. Başvurucu müdafii 4/8/2014

tarihinde anılan karara itiraz etmiştir. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/8/2014 tarihli kararı ile itirazın

kesin olarak reddine karar verilmiştir.

32. Başvurucu, itirazın reddi kararını 3/9/2014 tarihinde

öğrendiğini bildirmiştir.

33. Başvurucu 2/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

34. Başvurucu müdafii 18/9/2014

tarihli duruşmada, başvurucu hakkındaki kırmızı bültenin kaldırılmasını ve iade

kararından vazgeçilmesini talep emiştir. Mahkeme; başvurucuya isnat edilen

suçun yasada öngörülen (hapis) cezasının asgari haddinin beş yılın üzerinde

bulunduğunu, bu bakımdan istinabe yoluyla savunmasının alınamayacağını, savunmanın

bizzat mahkeme huzurunda alınması gerektiğini, başvurucunun uzun süredir

kaçtığını belirterek ve ayrıca delil durumu ile dosya kapsamına atıf yaparak

talebin reddine karar vermiştir.

35. Öte yandan Bakanlıkça 5/8/2014 tarihinde başvurucunun iadesine

ilişkin işlemlerin başlatıldığı, iadenin teyidinin ilgili mercilerce 6/8/2014

ve 16/8/2014 tarihlerinde Fas Krallığı yetkili makamlarından talep edildiği

anlaşılmıştır. İçişleri Bakanlığınca 7/11/2014 ve 9/12/2014 tarihlerinde, Fas

yetkili makamlarının iade sürecinin devam ettiğine ilişkin iki kez yazılı bilgi

sundukları bildirilmiştir. 10/12/2014 tarihinde Fas/Rabat Büyükelçiliğinde

başvurucunun müdafiine yetki verdiğine ilişkin bir

vekâletname düzenlenmiştir. İçişleri Bakanlığı iade talebini 25/12/2014

tarihinde bir kez daha yinelemiş, Fas Krallığı yetkili makamları iade sürecinin

devam ettiğini bildirmişlerdir.

36. Dışişleri Bakanlığı 15/1/2015 tarihinde, Fas Dışişleri ve

İşbirliği Bakanlığı tarafından iade sürecinin tamamlandığını; İçişleri Bakanlığı

ise 23/1/2015 tarihinde, başvurucunun 30/1/2015 tarihinde Fas Kasablanka şehrinden teslim alınacağını Bakanlığa

iletmişlerdir.

37. Bakanlık 26/1/2015 tarihinde, başvurucunun iade edilmesine

ilişkin talebin Fas adli makamlarınca kabul edildiğini ve 30/1/2015 tarihinde

başvurucunun uçakla İstanbul Atatürk Havalimanına getirileceğini İstanbul

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.

38. Başvurucu 31/1/2015 tarihinde İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza

Mahkemesinde hazır edilmiştir. Mahkeme, başvurucunun savunmasını müdafii huzurunda aldıktan sonra "uzun süre kaçmış bulunması, isnat edilen suçun önemi, Türkiye'de

sabit bir ikametgahının bulunmayışı ve isnat edilen suçun CMK nun 103 [100/3] maddesinde

sayılan katolog suçlardan olması, hakkında tevkifi gerektirir

kuvvetli suç şüphelerinin mevcut olması" gerekçesiyle

tutuklanmasına karar vermiştir.

39. Mahkemece 24/3/2015 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar

verilmiş, başvurucu aynı gün serbest bırakılmıştır.

40. Mahkeme 21/10/2015 tarihli kararla davayı sonuçlandırarak

başvurucunun uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan

on iki yıl hapis ve 60.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir. Gerekçeli kararda belirtildiğine göre başvurucu 5/5/2014 tarihinden

30/1/2015 tarihine kadar Fas Krallığı'nda tutuklu olarak hürriyetinden yoksun

bırakılmıştır.

41. Başvurucu kararı temyiz etmiş olup bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla dava Yargıtayda temyiz

incelemesindedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

42. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Yakalanan kişinin mahkemeye götürülmesi"

kenar başlıklı 94. maddesi şöyledir:

"(1) Hâkim veya mahkeme tarafından

verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan

kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır.

(2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat

içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde

yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve

görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme

tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır."

43. 5271 sayılı Kanun'un

"Yakalama emri ve nedenleri" kenar başlıklı 98. maddesinin

(1), (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/10 md.) Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı

yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza

hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin

reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri

düzenlenebilir.

...

(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında

yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.

(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli,

bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği

gösterilir."

44. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

nedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

...

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve

ticareti (madde 188),

..."

45. 5271 sayılı Kanun'un

"Sanığın duruşmadan bağışık tutulması" kenar başlıklı 196.

maddesinin (2), (4) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

"(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha

fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle

sorguya çekilebilir ...

...

(4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın

aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle

sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu

yapılır.

...

(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen

duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma

açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir."

46. 5271 sayılı Kanun'un "Kaçağın

tanımı" kenar başlıklı 247. maddesinin (1), (3) ve (4) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz

kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve

bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir.

...

(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma

yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı

verilemez.

(4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat

görevlendirilmesini ister."

47. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve

ticareti" kenar başlıklı 188. maddesinin (3) ve (4) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(3) Uyuşturucu veya

uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan,

satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan,

kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile

cezalandırılır.(1)(2) (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.)

Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması

hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az

olamaz.

(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya

uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid

ve türevleri veya bazmorfin olması,

...

hâlinde verilecek ceza yarı oranında

artırılır."

48. 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının

Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek

Kabulü Hakkında Kanun'un "Uluslararası

Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü" kenar başlıklı 13/A

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler

Genel Müdürlüğünün görevleri, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanun ile

5/5/1969 tarihli ve 1173 sayılı Kanunla Dışişleri Bakanlığına verilen görev ve

yetkiler saklı kalmak kaydıyla şunlardır:

...

c) Hukukî ve cezaî konularda uluslararası adlî

yardımlaşma; tebligat, istinabe, suçluların iadesi, hükümlülerin transferi,

kovuşturmaların aktarılması işlemlerini yapmak.

..."

49. Türkiye Cumhuriyeti ile Fas Krallığı arasında imzalanan

Cezai Konularda Adli Yardımlaşma ve Suçluların Geri Verilmesi Sözleşmesi'nin

(19/4/1990 tarihli ve 3639 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunmuş, buna

ilişkin Bakanlar Kurulunun 16/8/1990 tarihli kararı 7/10/1990 tarihli ve 20658

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.) "İade talebinin muhtevası ve iletilmesi" kenar

başlıklı 29. maddesi söyledir:

"1. İade talebi yazılı olarak ve

diplomatik yoldan yapılır.

2. İade talebine aşağıdaki belgeler eklenir:

a) Bir mahkumiyet kararının aslına uygun

örneği veya tevkif müzekkeresi veya talep eden Devlet mevzuatında öngörülmüş

usullere uygun aynı kuvvete sahip başka herhangi bir belge,

b) İade talebine konu olan fiilleri,

işlendikleri zaman ve yeri, niteliklerini ve ilgili kanun hükümlerini muhtevi

bir belge,

c) İstenen kimsenin mümkün mertebe ayrıntılı

eşkali, kimliğinin ve milliyetinin tesbitine yarayan

bilgiler."

50. Anılan Sözleşme'nin "Geçici

tutuklama" kenar başlıklı 32. maddesi söyledir:

"1. Acil durumlarda, talep eden Devletin

adli makamları, talep olunan şahsın, iade amacıyla, geçici olarak

tutuklanmasını isteyebilirler.

2. Geçici tutuklama talebi ile birlikte 29.

maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde öngörülen belgelerden biri de düzenlenir .

Talep işlenen suç, maruz kalınan veya hükmedilen cezasının süresi, sucun

işlendiği zaman ve yer, imkan nisbetinde istenilen

şahsın kimliği hakkında bilgileri ihtiva eder.

3. Talep edilen Devletin adli makamlarına

posta yolu ile veya telgraf olarak veya yazılı herhangi bir yolla doğrudan

iletilir .

4. Eğer talep uygun görülürse, talep edilen

Devletin adli makamlarınca gereğine, kendi mevzuatına uygun olarak tevessül

olunur. Keyfiyetten, talep eden makama beklenmeden bilgi verilir .

5. 29. maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde

Öngörülen belgelerden hiçbiri, talep edilen Devlete gönderilmediği takdirde,

tutuklamadan 30 gün sonra geçici tutuklamaya son verilebilir .

6. Geçici tutuklama, hiçbir suretle

tutuklamadan itibaren 40 günü geçemez.

7. Kişi her an geçici olarak serbest

bırakılabilir, ancak talep edilen Devlet talep edilen şahsın kaçmasını önlemek

için gerekli göreceği her türlü tedbiri alır.

8. Geçici olarak serbest bırakma, iade

talebinin bilahare ulaşması halinde tutuklamayı ve iadeyi engellemez."

51. Anılan Sözleşme'nin

"İadesi istenen kimsenin teslimi" kenar başlıklı 36.

maddesi söyledir:

1. Talep edilen Devlet, iade talebi konusundaki kararını, diplomatik

yoldan talep eden Devlete bildirir .

2. Talebin kısmen veya tamamen reddi halinde

nedeni bildirilir.

3. Talebin kabulü halinde talep eden Devlet,

iadesi istenen kimsenin teslimi için tarih ve yeri en uygun şekilde tesbit eder ve talep eden Devlete yeterince önceden haber

verir.

4. Bu maddenin 5. fıkrasında öngörülen hal

saklı kalmak kaydı ile, iadesi istenen kişi tesbit

edilen tarihte teslim alınmadığı takdirde, bu tarihten itibaren 30 günlük bir

sürenin sona ermesinden sonra serbest bırakılabilir. Bu şahıs herhalükarda 45 günlük bir sürenin sonunda serbest

bırakılır. Talep edilen Devlet aynı suçtan dolayı iadeyi reddedebilir.

5. İstisnai durumların iade olunacak kişinin

teslim edilmesini veya alınmasını engellemesi halinde ilgili Devlet diğerini 30

günlük sürenin bitiminden önce durumdan haberdar eder. Her iki Devlet, başka

bir tarih, gerekiyorsa başka bir yer hususunda mutabık kalırlar. Bu durumda

yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır."

52. 20/9/2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması

Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar ve kısaltmalar"

kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Bu Yönetmelikte geçen;

...

c) SEGBİS: UYAP Bilişim Sisteminde ses ve

görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ve saklandığı

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemini,

...

ifade eder."

53. Aynı Yönetmelik'in "Uluslararası

karşılıklı adli yardımlaşma işlemlerinde kullanılması" kenar

başlıklı 11. maddesi şöyledir:

"(1) Uluslararası karşılıklı adli

yardımlaşma çerçevesinde SEGBİS kullanılabilir.

(2) Dinlemenin ne şekilde tertip edileceği ve

ücret konusu taraflar arasındaki mutabakatla sağlanır.

(3) SEGBİS ile adli yardımlaşma talepleri

sesli ve görüntülü iletişim tekniğinin uygulanması talebi örneği doldurularak

Bakanlık aracılığıyla gerçekleştirilir."

54. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Müdürlüğünün 16/11/2011 tarihli ve "Suçluların

İadesi ve Hükümlü Nakli, Konularında Adli Makamlarımızca Dikkat Edilmesi

Gereken Hususlar" konulu Genelgesinin ilgili bölümleri

şöyledir:

"ÜLKEMİZİN TALEP EDEN DEVLET OLMASI

4. İlgili sözleşme

hükümlerinin incelenmesinden sonra ... yabancı Devlet yetkili adli makamına

hitaben ... kovuşturma aşamasında ise mahkemesince düzenlenecek iade

talepnamesinde:

a. Fiilin işlendiği yer

ve zaman, müsnet fiilin nasıl ve hangi vasıtalar

kullanılarak işlendiği, fiilin ihlâl ettiği kanun hükmü veya hükümleri de

belirtilmek suretiyle hukuki tavsifi içine alacak şekilde iadeye esas suçun

ayrıntılı izahı,

b. Talepname tarihine

kadar gerçekleştirilen adli işlemlerin neler olduğu,

c. Durma ve kesilme

sebepleri de dikkate alınarak, dava veya ceza zamanaşımının sona ereceği tarih

(TCK’nın 66, 67, 68, 71 ve 72’nci maddeleri),

d. İadesi talep edilenin,

nüfusa kayıtlı olduğu yer de dâhil, açık kimlik bilgileri ve eşkâli,

e. Bulunduğu veya

oturduğu yabancı ülkedeki açık adresi,

f. Tutuklama kararını

veren mahkeme, tutuklama müzekkeresinin tarih ve sayısı (5271 sayılı CMK’nın 248/5, 100 ve 101’inci maddeleri),

...

h. İade talebine esas

sözleşmenin tam ismi,

Yer almalıdır.

...

ÜLKEMİZİN TALEP EDİLEN DEVLET OLMASI

...

8. İade evrakının

alınmasından önceki aşama (geçici tutuklama):

a. Geri verme amacıyla

geçici tutuklama, uluslararası düzeyde aranan kişinin kaçmasını önlemek için

yakalanıp tutuklanmasından, iade evrakının iade talebinde bulunulan ülkenin

yetkili makamına ulaştırılmasına kadar olan safhadır. Bu safha, geri verme

sürecinin birinci aşamasını oluşturur.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

55. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

56. Başvurucu, vatandaşı olduğu Hollanda'da yaşamasına rağmen

Mahkemece kaçtığının varsayılarak hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını, bu

nedenle Fas'ta geçici olarak tutuklanmasına karar verildiğini, Fas Krallığı'nda

yakalanması ve geçici olarak tutuklanmasından sonra hâkim önüne çıkarılmadığını

ve iki ülke arasındaki sözleşmeye aykırı olarak kırk günden fazla hürriyetinden

yoksun bırakıldığını, Mahkemece 22/7/2014 tarihinde kırmızı bültenin

kaldırılmasına ve iadeden vazgeçilmesine karar verildiği hâlde bu kararın

31/7/2014 tarihine kadar uygulanmadığını, Bakanlığın 1/8/2014 tarihinde anılan

kararın değiştirilmesini istediğini, Mahkemenin 4/8/2014 tarihinde Bakanlığın

isteği doğrultusunda kırmızı bülten ve iade sürecinin devamına karar verdiğini,

böylece 22/7/2014 ile 4/8/2014 tarihleri arasında bir mahkeme kararı olmaksızın

hürriyetinden yoksun bırakıldığını belirterek Anayasa'nın 9., 38. ve 138.

maddelerinin yanı sıra adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının; haberleşme, çalışma, yerleşme ve seyahat hürriyetleri ile eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

57. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

kararlarına atıf yapılarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) taraf bir

devletin, ancak ihlalin o devletin egemenliğini kullandığı yerde gerçekleşmiş

olması hâlinde bir olaydan dolayı sorumlu tutulabileceği belirtilmiştir.

Bakanlığa göre AİHS'e taraf bir devlet, egemenlik

yetkisini kullanmadığı ya da etkili bir şekilde kontrol etmediği bir toprak

parçası üzerinde meydana gelen insan hakları ihlallerinden sorumlu olmaz.

58. Bakanlık, AİHM'in iade talebi

nedeniyle geçici tutuklama süresinin uzunluğuna ilişkin ihlal kararlarının

tümünde bu kararlara muhatap olan devletin kendisinden iade talebinde bulunulan

AİHS'e taraf devlet olduğunu, AİHS'in

hiçbir hükmünün taraf bir devletin üçüncü bir devlette geçirilen yargılama

öncesindeki tutma süresini dikkate alması için genel bir yükümlülük

yaratmadığını (Zandbergs/Letonya B. No: 71092/01, 20/12/2011, §

63), başvurucunun iadesi için Türk makamlarının diplomatik tüm yolları

işlettiklerini ifade etmektedir.

59. Bakanlık görüşünde ayrıca uluslararası adli yardımlaşma ve

suçluların iadesi işlemlerinin yerine getirilmesinde Bakanlığın merkezî makam

olarak görev yaptığı ve bu işlemlerin Bakanlık bünyesindeki Uluslararası Hukuk

ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapıldığı, Mahkemenin kırmızı

bültenin ve iade talebinin devam etmesine ilişkin kararının Bakanlık

talimatıyla verilmesinin söz konusu olmadığı, burada yalnızca Mahkemeye

bilgilendirmede bulunulduğu ve yaşanan gelişmeler ışığında Mahkemeden

değerlendirmesinin sorulduğu belirtilmiştir.

60. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında Fas

Krallığı'ndaki tutukluluğun sebebinin Fas makamlarınca verilen kararlar

olmadığını, tutukluluğun Türkiye Cumhuriyeti makamları tarafından verilen

kararlardan kaynaklandığını, bir Türk vatandaşı olarak haklarının korunmasının

talep edilmesinin devletin sorumluluğunda olduğunu, Mahkemece verilen kırmızı

bültenin iptaline ve iade talebinden vazgeçilmesine ilişkin kararın Bakanlık

tarafından işleme konulmadığını ve Bakanlığın tavsiye/telkin niteliğindeki

yazısı üzerine Mahkemenin bu karardan döndüğünü, 4/8/2014 tarihinden sonra

Bakanlığın iade sürecini titiz bir şekilde takip etmesinin de ilgili yerlere

başvuruda bulunmaları üzerine gerçekleştiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

61. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Herkes, Anayasada güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna

ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

63. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden AİHS ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu

protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini

iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı

tanınmıştır. Dolayısıyla belirtilen bu hak ve özgürlüklerin kamu gücünü

kullanan organlar tarafından ihlal edildiğine ilişkin iddialar bireysel başvuru

yoluyla ileri sürülebilir. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesi kapsamında

başvurunun konusu kamu gücünün işlemleri, eylemleri ya da ihmalleridir.

"Kamu gücü"nü kullanan organlar ise başta

devlet tüzel kişiliği içinde yer alan yasama, yürütme ve yargı organları ve bu

organlara tabi olan merciler ile yerinden yönetim kuruluşlarıdır (Ali Kemal Renklioğlu,

B. No: 2012/171, 12/2/2013, § 15).

64. Anayasa'nın 148. ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddeleri

uyarınca işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle bireysel başvuruda bulunulan kamu

gücü faaliyeti, Türkiye Cumhuriyeti devletine ait veya onun adına kullanılmış

olmalıdır. Bu anlamda ancak Türkiye Cumhuriyeti devletinin kamu gücü kullanan

organlarına atfedilebilir şekilde gerçekleşmiş temel hak ve özgürlük ihlalleri

bireysel başvuru konusu olabilir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin, yabancı

devletlerin işlemleri aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceleme yetkisi

bulunmamaktadır (Ali Kemal Renklioğlu, § 17).

65. Somut olayda başvurucunun yargılandığı davada Mahkeme,

savunmanın alınamamış olması nedeniyle başvurucu hakkında yakalama emri

çıkarmıştır. Emniyet birimlerince başvurucunun Hollanda'da olduğunun

bildirilmesi üzerine Mahkeme 13/12/2013 tarihinde gıyabi tutuklama kararı

vermiş, ayrıca "kırmızı bülten" formu düzenlemiştir. Başvurucu,

gıyabi tutuklama kararı ve kırmızı bülten uyarınca 4/5/2014 tarihinde ülkemize iade

edilmek üzere Fas Krallığı'nın Tetouan şehrinde

yakalanıp tutuklanmıştır.

66. Başvurucunun Fas Krallığı'nda yakalanmasından kısa bir süre

sonra iade için gerekli olan belgeler (bkz. §§ 49, 54) Mahkeme tarafından

hazırlanarak Bakanlığa gönderilmiştir. Bu belgelerin Fas Krallığı makamlarına

ulaşma tarihi bilinmemekle birlikte başvurucunun iadesinin hukuki safhasının,

yakalanma tarihinden sonra yaklaşık iki ay içinde tamamlandığı, başvurucunun

iade edilmesini gönüllü olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır (bkz. § 25). Diğer

taraftan Mahkemece verilen nihai kararda belirtildiğine göre başvurucu

Türkiye'ye iade edildiği 30/1/2015 tarihine kadar Fas Krallığı'nda tutuklu

olarak hürriyetinden yoksun bırakılmıştır (bkz. § 40).

67. Buna göre başvurucunun bireysel başvuruya konu olan

hürriyetinden yoksun bırakılması, Fas Krallığı yetkili makamlarınca verilen

kararlar ve yapılan işlemler sonucunda gerçekleşmiştir. İade sürecinde Türkiye

ile Fas Krallığı arasında yapılan sözleşme uyarınca başvurucu hakkında hürriyetinden

yoksun kalma sonucunu doğuran tedbirlerin alınması, bu bağlamda geçici

tutuklamaya ilişkin azami süre kuralının uygulanması ve geçici tutuklama

dışında iade talebi ulaştıktan sonra da tutmaya devam edilmesi Fas Krallığı

makamlarının takdirindendir (bkz. § 50). Başvurucunun Fas Krallığı tarafından

gerçekleştirilen eylem ve işlemler yönünden temel hak ve özgürlüklerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddiaları, Türkiye Cumhuriyeti devletine atfedilemez.

68. Kaldı ki başvurucunun Türkiye'ye iade edilmesine kadar Fas

Krallığı'nda tutulduğu süreçte Türk makamlarının başvurucunun hürriyetinden

yoksun bırakılmasının uzamasına sebebiyet veren bir özensizliklerinin bulunduğu

tespit edilmemiştir. Bu bağlamda başvurucunun iadesinin hukuki safhasının

tamamlanması ve gönüllü olarak iadeyi kabul etmesi dikkate alınarak kırmızı

bültenin iptaline ve iade talebinden vazgeçilmesine karar verilmesi sonrasında

suçluların iadesine ilişkin işlemlerinin yerine getirilmesinde merkezi makam

olarak görev yapan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Müdürlüğünün (bkz. § 48) bu kararın hukuki sonuçlarını ve ayrıca

basitleştirilmiş iade usulünü Mahkemenin bilgisine sunması üzerine Mahkemece,

kısa süre içinde önceki karardan geri dönülmesi başvurucunun Fas Krallığındaki

tutulma süresinin uzamasına sebebiyet veren bir durum değildir. Nitekim anılan

kararların verildiği dönemde başvurucunun iadesinin hukuki safhası tamamlanmış

olup iade süreci, bu kararların verilmesinden ve Türkiye Cumhuriyeti yetkili

makamlarının karar sonrası Fas Krallığı'ndan iadenin teyidini talep

etmelerinden yaklaşık altı ay sonra sonuçlanmıştır. Son olarak Fas Dışişleri ve

İşbirliği Bakanlığı tarafından iade sürecinin tamamlandığının Türk makamlarına

bildirilmesinden yaklaşık on beş gün sonra başvurucu Fas Krallığının Kasablanka şehrinden teslim alınarak Türkiye'ye

getirilmiştir.

69. Açıklanan nedenlerle, başvurunun yer bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun yer bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Ali Zeki

IRMAK

Vekili

:

Av. Dursun

KÜÇÜK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/15990, 16 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. "Ülkemizin Talep Eden Devlet Olması
  8. Ülkemizin Talep Edilen Devlet Olması
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun yer bakımından
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Irmak
  16. Küçük
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/15990
Tarih
16 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Ekrem Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18057)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2014/10213)
  • Çiçek Petrol Ürünleri İnşaat San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/14938)
  • Seyfettin Tufan Başvurusu (B. No: 2014/559)
  • Erdal Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/7493)
  • Musa Doğan ve Abdulhalık Ay Başvurusu (B. No: 2014/13154)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.