İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Musa Doğan ve Abdulhalık Ay Başvurusu (B. No: 2014/13154)

1. Başvuru, kaçakçılık suçundan açılan kamu davasında

Başvuru No2014/13154Tarih16 Şubat 2017Okuma13 dk · 2.584 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Musa Doğan Ve Abdulhalık Ay Başvurusu

Karar tarihi
16 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/13154
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.584 kelime·13 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kaçakçılık suçundan açılan kamu davasında

yargılamanın yedi yıl sürmüş olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının;

yedi yıl süren yargılama boyunca, suçta kullanılan araca ilişkin trafik

siciline şerh konulmuş olması ve bu sebeple araç üzerinde tasarrufta

bulunulamaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular Musa Doğan 1977 doğumlu olup Mardin ili Nusaybin

ilçesinde; Abdulhalık Ay ise 1970 doğumlu olup

Adana'da ikamet etmektedir.

A. Başvurucu Musa Doğan'a

İlişkin Olaylar

9. Başvurucunun sürücüsü bulunduğu ve diğer başvurucu Abdulhalık Ay adına kayıtlı araçta kaçak sigara bulunması

nedeniyle 25/2/2007 tarihinde kolluk güçlerince ifadesi alınmıştır.

10. Başvurucu Musa Doğan hakkında 9/3/2007 tarihinde 4926 sayılı

Kanun'a muhalefet suçlamasıyla açılan kamu davasında Nusaybin Asliye Ceza

Mahkemesinin3/6/2010 tarihli kararıyla başvurucunun 29.079,00 TL idari para

cezası, 9.693,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

11. Karara karşı yapılan itiraz Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesince

verilen 16/8/2010 tarihli kararla kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına ilişkin karar kaldırılmıştır.

12. Dosyaya yeniden bakan Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin

9/10/2010 tarihli kararıyla başvurucunun 29.079 TL idari para cezası, 9.693 TL

adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmü açıklanmasının geri

bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

13. Anılan karar Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 9/12/2013 tarihli

kararıyla bozulmuştur.

14. Bozma üzerine dosyaya bakan Nusaybin 1. Asliye Ceza

Mahkemesi 26/6/2014 tarihli kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar vermiştir.

B. Başvurucu Abdulhalık Ay'a İlişkin Olaylar

15. Kaçakçılık suçunda kullanılması nedeniyle Nusaybin

Cumhuriyet Başsavcılığının 24/2/2007 tarihli kararıyla başvurucunun aracına el

konulmuştur. Anılan karar, Nusaybin Sulh Ceza Mahkemesinin 25/2/2007 tarihli

kararıyla onaylanmıştır. Aynı Mahkemenin 30/3/2007 tarihli kararıyla aracın

teminat karşılığında başvurucuya iadesine karar verilmiştir.

16. Başvurucunun itirazı üzerine Mardin 2. Ağır Ceza

Mahkemesince, 17/4/2007 tarihli kararla Nusaybin Sulh Ceza Mahkemesinin

30/3/2007 tarihli kararı kaldırılarak aracın başvurucuya iadesine karar

verilmiştir. Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/8/2007 tarihli kararı ile de

Nusaybin Sulh Ceza Mahkemesinin 30/3/2007 tarihli kararının teminat

yatırılmasına ilişkin hüküm fıkrası da kaldırılmıştır.

17. Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin 9/7/2010 tarihli ek

kararıyla, aracın trafik kaydına konulan tahditin

kaldırılmasına, bu hususta ilgili Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

18. Öte yandan, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 9/12/2013 tarihli

bozma kararı üzerine davaya bakan Nusaybin 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 26/6/2014

tarihli kararında suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığı yolunda

hüküm kurmuştur. Ancak Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının 13/3/2007 tarihli

iddianamesinde başvurucuya ait aracın müsaderesine ilişkin herhangi bir talepte

bulunulmamıştır.

C. Bireysel Başvuruda

Bulunulması ve Sonraki Gelişmeler

19. Başvurucular 12/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

20. Bireysel başvuruda bulunulduğu tarihten sonra başvurucu Musa

Doğan hakkında verilen karara yapılan itiraz Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

31/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiş ve hüküm bu şekilde kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

256. maddesi şöyledir:

"(1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış

veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar

verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili

mahkemeye başvurabilir.

(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi

gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir

karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen

veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un 258. maddesi şöyledir:

"Madde 258 – (1) 256 ncı

maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu

açıktır."

B. Uluslararası Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) C. M./Fransa kararına konu olayda,

başvurucuya ait motorlu araç başvurucunun oğlunun kullanımında iken araçta

eroin bulunması nedeniyle başvurucunun oğlu ile araçta bulunan diğer kişi

uyuşturucu kaçakçılığı ve kullanımı suçlarından tutuklanmış ve sonra da mahkûm

olmuşlardır. Mahkeme ayrıca aracın müsaderesine de hükmetmiştir. Başvurucu

diğer iddialarının yanında adil yargılanma hakkının da ihlal edildiği

şikâyetinde bulunmuştur. AİHM, başvurucuya herhangi bir suç isnadında

bulunulmadığını, başvurucunun mülkiyet hakkının etkilenmiş olmasının suç

isnadında bulunulduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin suç isnadı bağlamında somut olayda

uygulanamayacağını ifade etmiştir (C.

M./Fransa, [K.K.], B. No: 28078/95, 26/6/2001).

24. AİHM, Yildirim/İtalya kararında, göçmen kaçakçılığı

suçunda kullanılması nedeniyle aracı müsadere edilen başvurucunun adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetini, öncelikle şikâyetin Sözleşme'nin

6. maddesinin kapsamına girip girmediği yönünden incelemiştir. AİHM, ceza

davasında başvurucunun yargılanmadığını, suçta kullanılan aracın ona ait

olmasının, ona bir suç isnat edildiği anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir.

Ancak AİHM, soruşturmanın başvurucunun mülkiyet hakkını etkilemesi nedeniyle

medeni hak ve yükümlülük yönüyle Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamına girdiği

sonucuna ulaşmıştır (Yildirim/İtalya, [K.K.], B. No: 38602/02,

10/4/2003).

25. AİHM’in Air

Canada/Birleşik Krallık kararı (B. No:

18465/91, 5/5/1995, 50-56) ile AGOSİ/Birleşik

Krallık kararında (B. No: 9118/80, 24/10/1986, §§ 63-67) da benzer

yaklaşımı benimsediği görülmektedir.

26. AİHM'in Rummi/Estonya kararına konu olayda, başvurucunun kocası, bir

kıymetli maden kaçakçılığı suçunda bilirkişi olarak suça konu eşyanın kıymetini

rüşvet karşılığı bilerek düşük gösterdiği gerekçesiyle 11/3/2001 tarihinde tutuklanmıştır.Aynı tarihte evde ve işyerinde yapılan arama

sonucu kaçakçılık suçuna konu olanlarla benzer nitelikte yüklü miktarda altın,

gümüş ve elmas gibi kıymetli maden bulunmuş ve bunlara el konulmuştur. Yetkili

organlara göre başvurucunun eşinin evinde ve işyerinde ele geçirilen kıymetli

madenler organize kaçakçılık suçu kapsamında elde edilmiştir. Başvurucunun eşi

cezaevinde intihar girişiminde bulunmuş ve neticede 17/3/2001 tarihinde

yaşamını yitirmiştir. Başvurucunun eşi, hissesi oranında eşinin mirasına malik

olmuştur (Rummi/Estonya, B. No: 63362/09, 15/1/2015, §§

5-14).

27. Mahkeme 17/3/2009 tarihinde kaçakçılık suçunun diğer iki

faili hakkındaki soruşturmanın düşürülmesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca

24/3/2009 tarihli kararıyla başvurucunun eşinin evinde ve işyerinde ele

geçirilen kıymetli madenlerin müsaderesine karar vermiştir. Başvurucu kararı

temyiz etmiştir. Temyiz mahkemesi, istemi 25/5/2009 tarihli kararla

reddetmiştir (Rummi/Estonya, §§ 30-36).

28. Başvurucu, diğer iddialarının yanında adil yargılanma

güvencelerinin de ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuştur (Rummi/Estonya, §§ 48, 110).Hükümet, Sözleşme'nin 6. maddesinin 1.

fıkrasının medeni hak ve yükümlülükler bağlamında ceza davasında

uygulanamayacağını savunmuştur. Hükümet, başvurucunun ceza davasının tarafı

olmadığını ileri sürmüştür (Rummi/Estonya, § 50).

29. AİHM başvurucunun, kocasının mirasçısı olması nedeniyle

kocasına ait değerli madenlere el konulmasından ve müsaderesinden etkilendiğini

vurgulamıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının,söz

konusu fıkra anlamında bir medeni hak olan mülkiyet hakkına uygulanabilir

olduğunu ifade eden AİHM, başvurucunun bu medeni hakkına ilişkin uyuşmazlığın

bir mahkeme tarafından karara bağlanması hakkına sahip olduğunu ifade etmiş (Rummi/Estonya, § 64) ve Hükümetin itirazını

reddederek başvuruyu adil yargılanma hakkı yönünden de incelemiştir. Aynı

başvuruda AİHM, toplam 8 yıl 2 ay 14 gün süren yargılama nedeniyle başvurucunun

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Rummi/Estonya, § 115-121).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Abdulhalık Ay Yönünden

1. Mülkiyet Hakkı

Yönünden

31. Başvurucu, el konulan aracına ilişkin trafik sicilinde yedi

yıl süren dava kesinleşinceye kadar şerh bulunması nedeniyle araç üzerinde

tasarrufta bulunamadığını ve bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

33. Anılan hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.

S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

34. Nihai işlem veya kararların anılan tarihten önce

kesinleştiklerinin tespiti hâlinde ilgili şikâyetler bakımından başvurunun

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine

ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi

mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 32).

35. Somut olayda Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının 24/2/2007

tarihli kararıyla kaçakçılık suçunda kullanılması nedeniyle el konulan aracın

Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/4/2007 tarihli ve 9/8/2007 tarihli

kararlarıyla başvurucuya teminat aranmaksızın iadesine karar verilmiştir.

Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin 9/7/2010 tarihli ek kararıyla, aracın trafik

kaydına konulan tahditin kaldırılmasına, bu hususta

ilgili Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürüğüne

müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Ayrıca, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin

9/12/2013 tarihli bozma üzerine davaya bakan Nusaybin 1. Asliye Ceza Mahkemesi,

26/6/2014 tarihli kararında suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığı

yolunda hüküm kurmuştur.

36. Başvuru konusu olayda başvurucunun aracı hakkında hiçbir

zaman müsadere kararı verilmediği, sadece aracına el konulduğu

hatırlatılmalıdır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının el koyma

işlemi gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi

gerekmektedir.

37. Başvurucunun aracına el konulmasına ilişkin sürecin

23/9/2012 tarihinden önce başvurucu lehine sonuçlandığı anlaşılmıştır.

Başvurucu, aracına ilişkin trafik sicilinde dava kesinleşinceye kadar şerh

bulunduğunu ileri sürmekte ise de Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

kayıtlarından, Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin 9/7/2010 tarihli ek kararıyla

aracın trafik kaydına konulan tahditin

kaldırılmasına, bu hususta ilgili Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürüğüne müzekkere yazılmasına karar verildiği

görülmüştür. Başvurucu tarafından, kamu makamlarınca araca daha sonra yeniden

el konulduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmadığı gibi buna ilişkin herhangi bir

bilgi ve belge de dosyaya eklenmemiştir. Dolayısıyla başvurunun mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin bölümü Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin kapsamı dışında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu bölümünün diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkı Yönünden

39. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

41. Anayasa'nın 36. maddesinde korunan adil yargılanma hakkının

kapsamı bu maddede düzenlenmemekle birlikte bu hakkın kapsam ve içeriği,

Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğer maddeleri ve Sözleşme'nin 6. maddesi

çerçevesinde belirlenmelidir (Latif

Hacıbekiroğlu, B. No: 2014/6011, 22/9/2016, § 31).

42. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilmektedir. Dolayısıyla bir uyuşmazlığın adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenebilmesi için ya bir suç isnadına ilişkin bulunması ya da medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili olması gerekmektedir.

43. Başvuru konusu olaydaki yargılama, başvurucuya ait araçta sigara

kaçakçılığı suçunun işlendiği iddiasıyla araç sürücüsü Musa Doğan hakkında 4926

sayılı Kanun'a muhalefet suçlamasıyla açılan kamu davasına ilişkindir. Anılan

davada araç sürücüsü Musa Doğan sanık olarak yargılanmış olup araç sahibi

başvurucunun söz konusu davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Başvurucunun malen

sorumlu sıfatının bulunması ona bir suç isnadında bulunulduğu anlamına

gelmemekte ve onu, araç şoförünün yargılandığı kamu davasının tarafı hâline

getirmemektedir. Bu itibarla, başvurucu yönünden somut olaydaki uyuşmazlığın

suç isnadına ilişkin olduğu söylenemez.

44. Bununla birlikte, el koyma veya müsadere kararı malikin

mülkiyet hakkını etkilemektedir. Mülkiyet hakkının bir medeni hak olduğu

hususunda tartışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla ceza mahkemesi tarafından

yürütülse bile el koyma ve müsadereye ilişkin yargısal sürecin medeni hak ve

yükümlülükler kapsamında bir uyuşmazlık olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle,

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin adil yargılanma güvencelerinin başvurucunun

aracına el konulmasına ilişkin yargısal süreç yönünden de uygulanması gerektiği

sonucuna ulaşılmaktadır.

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

46. Başvurucunun aracına el konulduğu 24/2/2007 tarihi

itibarıyla yargılamanın başladığının kabulü gerekir. Araca el konulmasına

ilişkin yargısal sürecin, Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin 9/7/2010 tarihli ek

kararıyla aracın trafik kaydına konulan tahditin

kaldırılmasına karar verilmesiyle de sona erdiği anlaşılmaktadır.

47. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bozma kararından sonra Nusaybin

1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/6/2014 tarihli kararında suçta kullanılan aracın

müsaderesine yer olmadığı yolunda hüküm kurulmuş ise de bu durum el koymaya

ilişkin yargılamanın 9/7/2010 tarihinde sona ermediği anlamına gelmemektedir.

Zira iddianamede başvurucunun aracının müsaderesine yönelik herhangi bir talep

bulunmamaktadır. Ayrıca Nusaybin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 9/7/2010 tarihli

ek kararının temyiz edilmeyerek kesinleştiği görülmektedir. Dolayısıyla

26/6/2014 tarihli kararda, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığı

yolunda hüküm kurulmuş olmasının herhangi bir hukuki bir sonuç doğurmadığı

sonucuna ulaşılmaktadır.

48. Bu itibarla, el koymaya ilişkin süreç 9/7/2010 tarihinde

kesinleştiğinden makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyet de Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin kapsamı dışında kalmaktadır.

49. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu bölümünün diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucu Musa Doğan

Yönünden

50. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

52. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken, sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi bir takım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

53. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır

(B.E., § 29)

54. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık yedi yıl dört ay

sürdüğü anlaşılan yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

55. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

56. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

57. Başvurucu Musa Doğan 20.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

58. Başvurucu Musa Doğan'ın makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

59. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucu Musa Doğan'a net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. 1. Başvurucu Abdulhalık Ay'ın

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Abdulhalık Ay'ın makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Başvurucu Musa Doğan'ın makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucu Musa Doğan'ın Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Musa Doğan'a net 7.200 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

1. Musa

DOĞAN

2. Abdulhalık AY

Vekili

:

Av. Cüneyt

ALKANDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13154, 16 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucu Musa Doğan'a
  7. B. Başvurucu Abdulhalık Ay'a İlişkin Olaylar
  8. C. Bireysel Başvuruda
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucu Abdulhalık Ay Yönünden
  14. B. Başvurucu Musa Doğan
  15. B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)
  16. (B.e., § 29)
  17. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  18. VI. Hüküm
  19. A. 1. Başvurucu Abdulhalık Ay'ın
  20. B. Başvurucu Musa Doğan'ın Anayasa’nın 36. maddesinde güvence
  21. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  22. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  23. Gökcan
  24. Doğan
  25. Alkandemir

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13154
Tarih
16 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Cahide Demirkaya Başvurusu (B. No: 2014/5169)
  • Orhan Eken Başvurusu (B. No: 2014/18218)
  • Hüseyin Albayrak Başvurusu (B. No: 2014/4054)
  • Pelin Taşdivar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3773)
  • Esme Yılmaz ve Gülsüm İnce Başvurusu (B. No: 2014/13196)
  • S. Ş. Başvurusu (B. No: 2014/19582)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.