İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Alpaslan Atalay ve Menderes Dinler Başvurusu (B. No: 2014/3994)

1. Başvuru, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde kurulan ve faaliyet

Başvuru No2014/3994Tarih15 Şubat 2017Okuma17 dk · 3.336 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Alpaslan Atalay Ve Menderes Dinler Başvurusu

Karar tarihi
15 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/3994
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.336 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde kurulan ve faaliyet

gösteren İmar Bankası Off Shore Limited'de bulunan mevduatın ödenmemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2014/3994 numaralı bireysel başvuru 24/3/2014 tarihinde;

2014/4240 numaralı bireysel başvuru ise 27/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından, başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemelerinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2014/4240 numaralı bireysel başvuru dosyası, aralarında konu

yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2014/3994 numaralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmiş ve 2014/4240 sayılı bireysel başvuru dosyası

kapatılmıştır. Sonuç olarak inceleme 2014/3994 numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden yürütülmüştür.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine bildirmiştir.

7. Bakanlık görüşü, başvuruculara tebliğ edilmiştir.

Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

8.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular Alparslan Atalay ve Menderes Dinler sırasıyla

1951 ve 1957 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedirler.

A.Alpaslan Atalay Yönünden

10. Başvurucu, İmar Bankası Off Shore Limited'de (Off Shore Ltd)

açılan üç ayrı hesabını kapatarak söz konusu hesaplarda bulunan toplam

163.504,35 TL mevduatı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK)

3/7/2003 tarihli kararıyla bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme

izni kaldırılarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilen T. İmar

Bankası T. Anonim Şirketinin (İmar Bankası) Ankara Şubesinde 3/7/2003 tarihinde

açılmış görünen hesaplara aktarmıştır. Off Shore Limited Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyeti kanunlarına tabi olarak kurulmuş olup Türkiye'de de İmar Bankası

aracılığıyla mevduat toplamıştır.

11. İdare tarafından yapılan inceleme sonucu, İmar Bankası

bilgisayar sisteminin "LOG" verilerine dayanılarak İmar Bankası

Ankara Şubesindeki hesabın 4/7/2003 tarihinde Off Shore Ltd'den yapılan fiktif

havaleler karşılığında açıldığı; ancak 3/7/2003 tarihinde açılmış gibi

gösterildiği tespit edilmiştir.

12. Başvurucu 3/10/2003 tarihinde BDDK'ya başvuruda bulunarak

Kanun'la kuruma yüklenen denetim ve gözetim sorumluluğu gereğince Off Shore

Ltd'de bulunan mevduatının ödenmesinin temin edilmesini talep etmiştir.

13. Söz konusu başvuruya altmış gün içinde cevap verilmemesi

üzerine, başvurucu 28/1/2004 tarihli dilekçe ile Danıştay Onuncu Dairesinde

29/12/2003 tarihli Bakanlar Kurulu kararının bazı hükümlerinin ve anılan

kararnamenin ekindeki taahhütnamenin iptali ile İmar Bankasındaki dört ayrı

hesapta bulanan mevduatının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava

açmıştır.

14. Dosyanın devredildiği Danıştay Onüçüncü Dairesi 19/2/2007

tarihli kararıyla dava dilekçesinin reddine karar vermiştir. Kararda, üç

hesabın geriye doğru valörle oluşturulduğu, birinin ise Hazine bonosundan mevduata

dönüşlü olduğu belirtilmiş ve üç hesapta bulunan tutarlar için ayrı, son

hesapta bulunan tutar için ayrı dava açılması gerektiği ifade edilmiştir.

15. Başvurucu 20/4/2007 tarihinde dilekçesini yenileyerek

Danıştay Onüçüncü Dairesinde, 29/12/2003 tarihli Bakanlar Kurulu kararının bazı

hükümlerinin ve anılan kararnamenin ekindeki taahhütnamenin iptali ile geriye

yönelik valörle oluşturulduğu belirtilen mevduatların tutarı olan toplam

163.504,35 TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açmıştır.Daire,

13/3/2009 tarihli kararıyla Bakanlar Kurulu kararının ilgili hükümleri ile eki

taahhütnamenin iptali istemini, başvurucunun ehliyetinin bulunmadığı

gerekçesiyle usulden, tazminat istemini ise esastan reddetmiştir. Daire,

dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, başvurucunun Off Shore Ltd'de bulunan üç

ayrı hesabındaki mevduatının 3/7/2003 tarihinde değil, gerçekte 4/7/2003

tarihinde İmar Bankasının yurt içi şubelerinde açılan hesaplara aktarıldığı

kanaatine varmıştır. Kararın gerekçesinde devamla, 5021 sayılı Kanun'un 1.

maddesinde sadece mevduat niteliği taşıyan hesapların TMSF tarafından

ödenmesinin öngörüldüğü, buna karşılık kıyı bankalarındaki hesapların Kanun'un

kapsamı dışında tutulduğu belirtilmiş ve somut olayda İmar Bankasına el

konulduğu tarihten sonra açıldığı tespit edilen ve Fon güvencesi kapsamında

olmayan hesapları nedeniyle başvurucuya ödeme yapılmamasında hukuka aykırılık

bulunmadığı ifade edilmiştir.

16. Daire kararını temyizen inceleyen Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulu (İDDK) 25/11/2009 tarihli kararıyla temyiz istemini reddederek

Daire kararını onamıştır. Karar düzeltme istemi de İDDK tarafından 30/10/2013

tarihli kararla reddedilmiştir. Kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin

karar 10/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 24/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Menderes Dinler

Yönünden

18. Başvurucu, Off Shore Ltd'de açılan iki ayrı hesabını

kapatarak söz konusu hesaplarda bulunan toplam 33.500,16 TL mevduatı, İmar

Bankasının Ankara Şubesinde 3/7/2003 tarihinde açılmış görünen hesaplara

aktarmıştır.

19. İdare tarafından yapılan inceleme sonucu, İmar Bankası

bilgisayar sisteminin "LOG" verilerine dayanılarak İmar Bankası

Ankara Şubesindeki hesabın 4/7/2003 tarihinde Off Shore Ltd'den yapılan fiktif

havaleler karşılığında açıldığı, ancak 3/7/2003 tarihinde açılmış gibi

gösterildiği tespit edilmiştir.

20. Başvurucu 17/2/2004 tarihinde hem BDDK'ya hem de TMSF'ye

başvuruda bulunarak 33.500,16 TL mevduatının ödenmesini talep etmiştir.

21. Söz konusu başvurulara altmış gün içinde cevap verilmemesi

üzerine, başvurucu 19/4/2004 tarihli dilekçe ile Danıştay Onuncu Dairesinde

29/12/2003 tarihli Bakanlar Kurulu kararının bazı hükümlerinin ve anılan

kararnamenin ekindeki taahhütnamenin iptali ile İmar Bankasındaki iki ayrı

hesapta bulanan mevduatının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava

açmıştır.

22. Dosyanın devredildiği Danıştay Onüçüncü Dairesi 21/6/2007

tarihli kararıyla Bakanlar Kurulu kararının bazı hükümleri ile eki

taahhütnamenin iptali istemini, başvurucunun ehliyetinin bulunmadığı

gerekçesiyle usulden; Bakanlar Kurulu kararının bazı hükümlerinin iptali ile

tazminat istemini ise esastan reddetmiştir. Daire, dosyada bulunan bilgi ve

belgelerden, başvurucunun Off Shore Ltd'de bulunan iki ayrı hesabındaki

mevduatının 3/7/2003 tarihinde değil, gerçekte 4/7/2003 tarihinde İmar

Bankasının yurt içi şubelerinde açılan hesaplara aktarıldığı kanaatine

varmıştır. Kararın gerekçesinde, 5021 sayılı Kanun'un 1. maddesinde sadece

mevduat niteliği taşıyan hesapların TMSF tarafından ödenmesinin öngörüldüğü,

buna karşılık kıyı bankalarındaki hesapların Kanun'un kapsamı dışında tutulduğu

belirtilmiş ve somut olayda İmar Bankasına el konulduğu tarihten sonra açıldığı

tespit edilen ve Fon güvencesi kapsamında olmayan hesapları nedeniyle

başvurucuya ödeme yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

23. Daire kararını temyizen inceleyen İDDK 25/11/2009 tarihli

kararıyla temyiz istemini reddederek Daire kararını onamıştır. Karar düzeltme

istemi de İDDK tarafından 30/10/2013 tarihli kararla reddedilmiştir. Kararın

düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin karar 10/3/2014 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

24. Başvurucu 27/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1999 tarihli ve mülga

4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

“Türkiye’de kurulmuş ve kurulacak bankalar ile

yurtdışında kurulmuş ve kurulacak bankaların Türkiye’deki şubeleri bu Kanun

hükümlerine tabidir.”

26. Mülga 4389 sayılı Kanun’un 10. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“

2. ...

b) Tasarruf mevduatı, gerçek kişiler tarafından bu nam altında

açtırılan ve ticari işlemlere konu olmayan mevduattır. ...

…”

27. Mülga 4389 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"1. Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın,

Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler de yapmak suretiyle

uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların

güvence altına alınmasını temin etmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yapmak

ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali

özerkliğe sahip Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulmuştur. Kurum,

tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde

çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek

her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde

çalışmasını sağlamak üzere gerekli karar ve tedbirleri almak ve uygulamakla

yükümlü ve yetkilidir...."

28. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Türkiye'de kurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma ve

yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki

şubeleri, finansal holding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye

Katılım Bankaları Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonu ve bunların faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tâbidir.”

29. 5411 sayılı Kanun'un "Tanımlar

ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanunun uygulanmasında;

..

Kıyı bankacılığı: Bankacılık faaliyetleri,

kurulu bulunulan ülke harici ile sınırlı tutulan veya ülke genelinde uygulanan

ekonomik ve malî mevzuata tâbi olmayan ya da kurulu bulunulan ülkede yerleşik

olanlardan mevduat ve fon kabulünün yasaklandığı bankacılığı,

İfade eder.”

30. 31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanun'un, 16/12/2003

tarihli ve 5021 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik geçici 2. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin

(3) numaralı fıkrası veya (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (aa) alt bendi

uyarınca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan

bankalarda bulunan tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki tasarruf mevduatı,

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ödenir. ...

Ancak, (...) muvazaalı olduğu Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilen hesaplar için Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonunca herhangi bir ödeme yapılmaz.”

31. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun "Sıra cetveli" başlıklı 140.

maddesi şöyledir:

“Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse

icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.

Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas

halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar.

Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için

muteber olan tarih haciz talebi tarihidir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

1. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucular, Off Shore Ltd'de bulunan mevduatlarını, BDDK

tarafından el konulmadan önce İmar Bankasında açtıkları hesaplara

aktardıklarını ve devletin denetim ve gözetim ödevi gereğince bu mevduatın

kendilerine ödenmesi gerektiğini savunmuşlardır. Başvurucular, İmar

Bankasındaki hesapların el koyma işleminden önce 3/7/2003 tarihinde açıldığını

belirtmiş ve Danıştayın, banka cüzdanları ve diğer tüm resmî belgelere rağmen

idarenin tek taraflı beyanına itibar ederek hesabın 4/7/2003 tarihinde

açıldığı, ancak 3/7/2003 tarihinde açılmış gibi gösterildiği sonucuna

ulaştığından yakınmışlardır.

34. Başvurucular ayrıca, derece mahkemelerindeki tazminat

taleplerinin mevduat garantisine değil, hizmet kusuru iddiasına dayandığını

vurgulamışlardır. Başvurucular, İmar Bankasının kamuya açık bir biçimde reklam

yaparak mevduat topladığını hatırlatmışlardır. İmar Bankası çalışanlarınca

kural dışı işlem yapılmış olmasının sorumluluğunun kendilerine yüklenemeyeceğini

ifade eden başvurucular, bankaların her türlü işlemlerini ve mali kaynaklarını

denetleme görev ve yetkisinin Devlet adına BDDK ve TMSF'ye ait olduğunu ve bu

nedenle doğan zarardan Devletin sorumlu bulunduğunu belirtmişlerdir.

35. Başvurucular sonuç itibarıyla Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyetinde kurulan Off Shore Ltd'den aktardıkları mevduatın ödenmemesi

nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği şikayetinde

bulunmuşlardır.

2. Bakanlık Görüşü

36. Bakanlık görüşünde, İmar Bankasının iflasına ilişkin olarak

2004 sayılı Kanun hükümlerine uyarınca iflas masası ve sonrasında da sıra

cetveli oluşturulduğu ve başvurucuların buraya kaydını yaptırarak düzenlenen

sıra cetveline karşışikâyet yoluna başvurmasının mümkün olduğu belirtilmiş ve

başvurucuların bu hukuki yolu tüketmemiş olması nedeniyle başvuru hakkında

kabul edilemezlik kararı verilmesi gerektiği savunulmuştur.

37. Bakanlık, esasa ilişkin olarak başvuruculara ödeme yapılıp

yapılmamasının adil dengeyi bozup bozmadığının ve başvuruculara orantısız bir

yük yükleyip yüklemediğinin tespiti bakımından önem taşıdığını ifade etmiştir.

İlgili Kanun ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca kıyı bankalarındaki hesaplar

için TMSF tarafından ödeme yapılmasının mümkün olmadığını vurgulayan Bakanlık,

başvurucuların İmar Bankasındaki hesaplarının bankaya el konulduğu tarihten

sonra, 4/7/2003 tarihinde kıyı bankası hükmünde olan Off Shore Ltd'den

aktarıldığının yargı kararlarıyla tespit edildiğini belirtmiştir. Bakanlık,

İmar Bankasındaki hesabın 3/7/2003 tarihinde açıldığının kabulü durumunda dahi

muvazaalı olduğu değerlendirilen hesaba ilişkin olarak ödeme yapılmamasının

başvuruculara orantısız bir külfet yüklemeyeceğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık, AİHM'in Erdem

ve Egin-Erdem ve diğerleri/Türkiye kararında mevduata ilişkin ödeme

rejiminin başvurucu üzerinde orantısız bir yük yaratmadığı içtihadında

bulunduğunu anımsattıktan sonra söz konusu kararda benimsenen ilkelerin somut

olay açısından önem taşıdığını belirtmiştir. AİHM'in anılan kararına atıfta

bulunan Bakanlığa göre, bankacılık sisteminin ve mali sistemin desteklenmesi,

bankacılığın etkinliğinin güvence altına alınması ve bankacılık sisteminin

devamlılığının sağlanması amacına yönelik müdahale meşru bir amaç taşımakta ve

başvurucu üzerinde aşırı ve ağır bir yük oluşturmamaktadır.

3. Başvurucuların Cevabı

39. Başvurucular tarafından Bakanlık görüşüne cevap olarak

gönderilen dilekçelerde, başvuru dilekçelerinden farklı bir iddia ileri

sürülmemiştir.

B. Değerlendirme

40. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

42. Başvurucuların, İmar Bankasındaki hesaplarının 4/7/2003

tarihinde açıldığı sonucuna ulaşan Danıştay kararının gerekçesiz olduğu ve

idarenin tek taraflı beyanına dayandığı şikâyeti, özünde mülkiyet hakkına

müdahalenin varlığıyla ilgili bir mesele olduğundan, mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

43. Başvurucular dilekçelerinde defalarca, derece

mahkemelerindeki tazminat taleplerinin mevduat garantisine değil, idarenin

gözetim ve denetim ödevinin yerine getirilmemesinden doğan hizmet kusuru

iddiasına dayandığı vurgulanmıştır. Başvuru dilekçeleri dikkate alındığında

şikâyet edilen hususun, başvurucuların mevduatının 4969 sayılı Kanun'un (5021

sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik) geçici 2. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca ödenecek mevduatlar kapsamında görülmemesi olmayıp BDDK'nın

gözetim ve denetim ödevinin ihlali dolayısıyla Off Shore Ltd'de bulunan

mevduatlarını tahsil edilememesi olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla

başvurucuların, 4969 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (1) numaralı

fıkrasından doğan bir "mülk"lerinin bulunup bulunmadığına yönelik

herhangi bir inceleme yapılmamıştır. İnceleme, başvurucuların Off Shore Ltd'de

bulunan mevduatlarının, BDDK'nın gözetim ve denetim ödevinin ihmali nedeniyle

tahsil edilemediği iddiasına münhasır kılınmıştır.

1. Başvuru Yollarının

Tüketilmesi Yönünden

44. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

45. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun, iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kağıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şekli

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

46. Somut olayda başvurucular, BBDK ve TMSF'nin denetim ve

gözetim ödevini yerine getirmedikleri gerekçesiyle hizmet kusuruna dayalı

olarak idari yargıda tam yargı davası açmışlardır. Bakanlık görüşünde,

başvurucuların iflas masasına kayıt yaptırarak oluşturulan sıra cetveline

itiraz yolunu tüketmedikleri belirtilmiştir.

47. 2004 sayılı Kanun'un 140. maddesinde düzenlenen sıra

cetveline itiraz yolu özel hukuk hükümlerine tabi borç ilişkilerinden doğan

alacakların takibi için etkili bir yol olup idarenin hizmet kusurundan doğan

zararların tazmini istemiyle bu yola başvurulması mümkün değildir. İdarenin

hizmet kusurunun bulunduğu iddiasına dayalı tam yargı davalarının idari yargıda

açılması gerekmektedir. Nitekim olayda başvurucular da idari yargıda tam yargı

davası açılması yolunu işletmişlerdir. Dolayısıyla başvuru yollarının

tüketildiği sonucuna varılmıştır.

.

2. Açıkça Dayanaktan

Yoksunluk Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 24).

49. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda,

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

50. Başvurucuların Off Shore Ltd'de bulunan mevduatlarının

ekonomik değer ifade eden bir mülk teşkil ettiği hususu tartışmadan varestedir.

51. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet güvencesi,

mülkiyet hakkına yönelik kamu gücü tarafından gerçekleştirilen müdahalelerin

yanı sıra kimi durumlarda özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı da

anayasal koruma sağlamaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkı devlete, müdahalede bulunmama

biçimindeki negatif yükümlülüğün yanında üçüncü kişilerden gelebilecek

müdahalelere karşı malike koruma sağlama şeklindeki birtakım pozitif

yükümlülükler de yüklemektedir (Osmanoğu

İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş, B. No: 2014/8649, 15/2/2017,

§ 48).

52. Mülkiyet hakkının devlete tahmil ettiği pozitif

yükümlülükler, devletin koruyucu ve düzeltici önlemler almasını

gerektirebilmektedir. Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici;

düzeltici önlemler ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle

telafi edici yasal, idari ve fiili tedbirleri kapsamaktadır. Pozitif

yükümlülükler mutlak olmayıp, bunların ne tür koruyucu ve düzeltici edimleri

kapsadığı ve bu edimlerin derecesi, her somut olayın kendi koşulları içinde

belirlenebilir (Osmanoğu İnşaat Eğitim Gıda

Temizlik Hizmetleri A.Ş, § 49).

53. Olayda başvurucular, BBDK tarafından 3/7/2003 tarihinde

bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak TMSF'ye

devredilen İmar Bankasının mevduat toplamasına aracılık ettiği Kuzey Kıbrıs

Türk Cumhuriyeti kanunlarına tabi olan Off Shore Ltd'de bulunan mevduatlarını

tahsil edememişlerdir. Başvurucular, Off Shore Ltd'deki hesaplarını kapatarak

anılan hesaplardaki tutarları İmar Bankası Ankara Şubesinde 3/7/2003 tarihinde

açılmış görünen hesaplara aktarmış iseler de idare tarafından yapılan inceleme

sonucu, İmar Bankası Ankara Şubesindeki hesabın 4/7/2003 tarihinde Off Shore

Ltd'den yapılan fiktif havaleler karşılığında açıldığı ancak 3/7/2003 tarihinde

açılmış gibi gösterildiği tespit edilmiştir.

54. Başvuru konusu olayın temelinde başvurucular ile Off Shore

Ltd arasındaki ikrazat ilişkisi bulunmaktadır. Başvurucular, Off Shore Ltd'ye

faiz karşılığı mevduat teslim etmiş, ancak Off Shore Ltd yükümlülüklerini

yerine getirmemiş ve başvuruculara ödemede bulunmamıştır. Başvurucular,

BDDK'nın denetim ve gözetim ödevinin bulunduğunu ve Off Shore Ltd'nin

yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının BDDK'nın bu ödevinin ihmalinden

kaynaklandığını ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla öncelikle somut olayın

koşulları çerçevesinde devletin, mülkiyet hakkının korunması bağlamında pozitif

bir yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.

55. Anayasa'nın 35. maddesinde güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı

devletin, bankalarda mevduatı bulunan mudilerin hak ve menfaatlerini koruyucu

tedbirleri almasını gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla mevduat sahiplerinin,

bankaların işlem ve eylemlerine karşı korunmasına yönelik yasal ve idari

tedbirlerin alınması mülkiyet hakkının gerektirdiği pozitif bir yükümlülüktür.

Bununla birlikte, devletin koruyucu tedbirler alma yükümlülüğü, Türkiye

Cumhuriyetinin egemenlik sahasında kurulan ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına

tabi olan bankalar yönünden geçerlidir. Devletin, yabancı ülke kanunlarına tabi

olan bankalar üzerinde gözetim ve denetim yetkisini kullanması mümkün

bulunmadığından başka ülke hukukuna tabi bankaların mudilerini koruyucu

tedbirler alma yükümlülüğünden de söz edilemez.

56. Nitekimgerek olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 4389

sayılı Kanun'un 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi gerekse

mer'i 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrası, devletin

bankalar üzerinde denetim ve gözetim ödevi çerçevesinde çıkarılan bu kanunların

sadece Türkiye’de kurulmuş ve kurulacak bankalar ile yurt dışında kurulmuş ve

kurulacak bankaların Türkiye’deki şubelerini kapsadığı açıkça belirtilmiştir.

57. Off Shore Ltd, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kanunlarına

tabi olarak kurulan ve anılan Devletin egemenliğinde bulunan bir bankadır.

Türkiye Cumhuriyetinin, egemen ve bağımsız bir devlet olan Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyeti'nin egemenliği altında bulunan bir bankanın faaliyetlerini

denetleme yetkisi ve mecburiyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla Türkiye

Cumhuriyetinin anılan banka mudilerinin korunmasına yönelik tedbirleri almak

biçiminde bir yükümlülüğü de söz konusu değildir.

58. Başvurucular, Off Shore Ltd'deki hesaplarını kapatarak

anılan hesaplardaki tutarları, İmar Bankasının TMSF'ye devredildiği tarihten

önce söz konusu Bankanın Ankara Şubesinde 3/7/2003 tarihinde açtıkları

hesaplara aktardıklarını ileri sürmüşlerdir. Başvurucuların Off Shore Ltd'deki

mevduatlarını TMSF'ye devir tarihinden önce İmar Bankasına aktardıkları

yolundaki iddianın sabit bulunması durumunda söz konusu mevduatların Türkiye

Cumhuriyeti kanunlarına tabi bir banka bünyesine geçtiğinin kabulü

gerekecektir. Bu nedenle bu iddianın sübutu devletin pozitif yükümlülükleri

bakımından büyük önem taşımaktadır.

59. Dava konusu yapılmış maddi olay ve olgular ile delillerin

değerlendirilmesi ilke olarak derece mahkemelerinin takdirindedir. Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin maddi olay ve

olgular ile delillerin değerlendirilmesi hususundaki takdirini denetlemesi

kural olarak mümkün değildir. Ancak derece mahkemelerinin bu husustaki

değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bunun

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil etmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin denetim

hakkı saklıdır (benzer yönde: Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

60. Olayda, TMSF tarafından yapılan inceleme sonucu, İmar

Bankası bilgisayar sisteminin "LOG" verilerine dayanılarak İmar

Bankası Ankara Şubesindeki hesapların 4/7/2003 tarihinde Off Shore Ltd'den

yapılan fiktif havaleler karşılığında açıldığı; ancak, 3/7/2003 tarihinde

açılmış gibi gösterildiği tespit edilmiştir. Başvurucular tarafından açılan

davada Danıştay Onüçüncü Dairesince yapılan yargılama sırasında davalı

idarelerden, İmar Bankası bilgisayar sisteminin "LOG" verileri de

dahil olmak üzere temin edilen bilgi ve belgeler incelenmiş ve İmar Bankası

Ankara Şubesindeki hesabın 3/7/2003 tarihinde değil, 4/7/2003 tarihinde

açıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Dairenin bu yönde ulaştığı sonuç İDDK

tarafından yapılan temyiz incelemesinde hukuka uygun bulunmuştur. Derece

Mahkemesinin, ulaştığı sonuçtan farklı bir neticeye ulaşmayı gerektirecek bir

neden de bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucuların derece mahkemesinde dava

konusu edilen mevduatlarının, İmar Bankasına el konulduğu 3/7/2003 tarihinden

önce anılan Bankada bulunmadığı kanaatine varılmaktadır.

61. Sonuç olarak somut olayda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde

kurulan İmar Bankası Off Shore Ltd'de bulunan mevduatın ödenmemesinden dolayı

Türkiye Cumhuriyetine atfedilebilir pozitif bir yükümlülük söz konusu

olamayacağından mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı

anlaşılmıştır.

62. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

15/2/2017 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. Alpaslan

ATALAY

2. Menderes

DİNLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3994, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. B. Menderes Dinler
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Akıncı
  13. Topal
  14. M. Emin KUZ
  15. Atalay
  16. Dinler
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3994
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Abidin Altıntaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18577)
  • Mustafa Çelikoğlu Başvurusu (B. No: 2014/3007)
  • Öztürk Yazici Başvurusu (B. No: 2014/4549)
  • Hacı Osman Kaya Başvurusu (B. No: 2016/41934)
  • Ö. N. M. Başvurusu (B. No: 2014/14751)
  • M.k. Başvurusu (B. No: 2014/9462)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.