İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Andrew Craıg Brunson Başvurusu (B. No: 2018/28400)

1. Başvuru, tutuklamanın ve konutu terk etmeme şeklindeki

Başvuru No2018/28400Tarih18 Kasım 2020Okuma59 dk · 11.866 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Andrew Craıg Brunson Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/28400
R.G. Tarih ve Sayı
7/1/2021-31357
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

11.866 kelime·59 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın ve konutu terk etmeme şeklindeki

adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması ile tutukluluğun makul süreyi aşması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 2/10/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018

tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere

dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine

devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel

Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet

başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

10. İzmir'de bulunan Diriliş Kilisesi'nde pastör

(yönetimindeki belirli bir bölgede veya kilisede rahiplik yapan kimse)

sıfatıyla faaliyette bulunan ve Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan

başvurucu hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından

FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır.

11. Başvurucu, Başsavcılık tarafından 9/12/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

12. Başsavcılık, başvurucuyu 9/12/2016 tarihinde, silahlı

terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle İzmir 5. Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun isnat edilen

suçtan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Şüpheli ANDREW CRAIG BRUNSON'a

isnat edilen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut

delil durumu, delillerin henüz toplanamamış olması, dolayısıyla yasada

belirtilen bir tutuklama nedeninin var olması, atılı suç için belirlenen ceza

miktarı dikkate alındığında şüphelinin kaçma şüphesinin bulunduğu, tüm bu hususlar

birlikte değerlendirildiğinde tutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan

beklenen gayenin adli kontrol değerlendirildiğinde tutuklamanın ölçülü olduğu

ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak

olması dikkate alınarak şüphelinin CMK 100 ve müteakip maddeleri uyarınca

TUTUKLANMASINA... [karar

verildi.]"

13. Soruşturma ilerledikçe başvurucu hakkındaki suçlama

genişletilmiş ve Başsavcılık, devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs

etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM) ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu 24/8/2017

tarihinde İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (yeniden) sevk etmiştir. Hâkimlik aynı

tarihte başvurucunun isnat edilen suçlardan tutuklanmasına karar vermiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosyada mevcut bilgi alma

tutanakları, İl Emniyet Müdürlüğü raporu, emniyet araştırma raporu, arama el

koyma tutanakları, inceleme tutanakları, gizli tanık beyanları ve diğer

deliller birlikte değerlendirildiğinde şüpheli ANDREW CRAIG BRUNSON'ın devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin

etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal Düzeni Ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme suçlarını işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut delillerin olduğu, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut

delil durumu, soruşturmanın genişliği ve kapsamı itibariyle delillerin toplanma

aşamasında olduğu, şüpheliye isnat edilen suçun alt ve üst hadleri, atılı suçun

CMK'nın 100 maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, atılı suça nazaran

tutuklama tedbirinin ölçülü bulunması ve adli kontrol tedbirinin yetersiz

kalacağı dikkate alındığında CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince

TUTUKLANMASINA...[karar

verildi.]"

14. Başvurucu, soruşturma sürecinde farklı tarihlerde

verdiği ifadelerinde özetle kendisinin Amerika Birleşik Devletleri'nde rahip

olduğunu, bağlı bulunduğu kilisenin gönüllülük esasına göre Türkiye'de görev

yapacak din adamına ihtiyaç olduğunu bildirilmesi üzerine 1993 yılında eşiyle

önce İstanbul'a daha sonra da İzmir'e geldiğini, burada Diriliş Kilisesi'ni

faaliyete geçirdiğini, amacının belirli bir mezhebe hitap etmekten ziyade

kutsal kitap olan İncil'i herkese anlatmak olduğunu, kilise dışında herhangi

bir faaliyetinin olmadığını beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca -iddiaların

aksine- belli bir etnik yapıya özel amaçla vaaz vermediğini, Önderler

Toplantısı diye bir toplantı hatırlamadığını ancak bir kısım konferansa

katıldığını, bu toplantılarda veya başka bir konferansta FETÖ/PDY yapılanması

ile ilgili olarak diyalog kurulmasının faydalı olabileceği şeklinde bir konuşma

yapmadığını dile getirmiştir. Başvurucu bunların yanı sıra FETÖ/PDY üyesi olan

herhangi bir kişiyle görüşmediğini, böyle bir kişiyle irtibatı görülmüşse de bu

kişinin anılan terör örgütü ile bağlantısından haberinin olmadığını, işi gereği

bazı avukatlarla görüştüğünü fakat bunların FETÖ/PDY üyesi olduğunu

bilemeyeceğini, bu görüşmelerin bir kısmının eşinin özel hukuka ilişkin

sorunları nedeniyle olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu son olarak askerî darbe

girişiminden haberi olmadığını, askerî darbe girişiminin başarısız olması

nedeniyle üzülmediğini, bu yönde arkadaşına çektiği mesajın yanlış

anlaşıldığını, mesajın yalnızca toplumun yaşadığı kaos sonucu dine yönelmesi

ile ilgili bir beklentiyi konu edindiğini, ayrıca Suruç ve Kobani

bölgelerindeki tüm etnik gruplara yardım ettiklerini, bu faaliyetlerin yalnızca

insani amaçlarla yürütüldüğünü ve terörle ilişkilendirilemeyeceğini beyan

etmiştir.

15. Başsavcılık 5/3/2018 tarihli iddianame ile

başvurucunun örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde

kamu davası açmıştır. Bununla birlikte başvurucu hakkında Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs

etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve TBMM'yi ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.

16. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamalara

ilişkin dayanılan olgular şöyle özetlenebilir:

i. Başvurucunun İzmir'deki Protestan Kilisesi

önderlerinin katılımıyla 9/10/2013 tarihinde gerçekleştirilen Önderler

Toplantısı'nda FETÖ/PDY ile diyalog kurulmasının faydalı olacağını söylediği

ifade edilmiştir.

ii. İddianamede Dua kod adlı gizli tanığın

beyanlarına yer verilmiştir. İzmir'de bulunan bazı kiliselerde ülke güvenliği

aleyhine faaliyette bulunulduğu ve FETÖ/PDY ile PKK silahlı terör örgütleriyle

bağlantılı çalışmalar yapıldığı iddiasıyla bu kişinin daha önceden de kolluk

birimlerine müracaat ettiği belirtilmiştir. Gizli tanık Dua'nın

iddianamede yer alan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...2003-2004 yıllarında

PKK'lıların ve ayrımcı Kürtlerin kiliseler vasıtasıyla kendilerini akladıkları

ve bu yolla yurt dışına iltica ettiklerine dair yaygın bir inanış vardı.

Özellikle cezaevinden çıkan PKK'lılar, takipten kurtulmak amacıyla kiliselere

başvurup 'biz Hristiyan olduk' diyerek kilisenin sağladığı örtüyle yurt dışına

iltica ediyorlardı. Andrew Craig Brunson [başvurucu] da bu faaliyetlerin içindeydi. Lozan

Antlaşmasına göre Türkiye'de kilise açılması yasaktır. Bu nedenle daha sonradan

FETÖ/PDY örgüt üyesi olduğunu öğrendiğim, fotoğraflarını görürsem teşhis

edebileceğim Ramazan isimli bir avukat bunlarla toplantı yaptı ve onlara bu

yasağı aşmanın yolunun dernekleşmek olduğunu söyledi. Bunlar da çözümün

FETÖ'nün elemanları tarafından sağlanacağını düşünerek, kendi aralarında 'bizim

işimizi bunlar çözer' şeklinde konuşuyorlardı. Bu tarihten sonra Türkiye'nin

dört bir tarafında çeşitli kiliseler açılmaya başladı. Bu kiliseyi F.B. satın

aldı ve adı İzmir Protestan Kilisesi oldu. Bir müddet sonra o da Andrew Craig

Brunson'a satarak devretti. Andrew Craig Brunson kilisesinde ve evlerde yapılan

özel toplantılarda Kürtlere yönelik özel ayinler düzenlemektedir ... Diriliş

Kilisesinin Güneydoğuda Kürtlere yönelik ayrı bir cemaati vardır. Andrew

yönetici olduğu için kendisi kontrol eder. Kürtlerin özellikle bu şekilde Hıristiyanlık

dinine yönlendirilmesindeki amaç Kürdistan'ın kurulmak üzere olduğu inancıyla

Kürtleri Hıristiyanlaştırarak ayrıştırmaktır ...

...

Ayrıca ben Andrew'in FETÖ terör örgütü

ile birleşmek lazım şeklinde bir konuşma yaptığına dair bir şey duymadım. Ancak

zaten bu yapı, yukarıda izah ettiğim gibi FETÖ/PDY yapılanmasıyla yakın

ilişkidedir. Dinler arası diyalog adı altında her türlü karşılaştıkları

problemi cemaat vasıtasıyla çözüyorlardı ..."

iii. Ayrıca 9/12/2016 tarihinde yapılan fotoğraf teşhisi

sonucunda gizli tanık Dua'nın Ramazan ismiyle tanımış olduğu B.B.

isimli kişiyi teşhis ettiği, adı geçen bu kişinin ise FETÖ/PDY'nin geçmişte Ege

Bölgesi imamı olduğu, ülke genelinde yürütülen birçok soruşturma kapsamında

firari (kaçak) olarak arandığı, il imamları haricinde hiçbir örgüt

üyesinin kendisiyle görüşemediği ve örgüt lideri Fethullah Gülen'le doğrudan

görüşebilen beş kişiden biri olduğu ifade edilmiştir.

iv. Başvurucunun mobil telefonu ve bu telefona takılı SIM

kart üzerinde yapılan inceleme sonucunda tespit edilen bazı mesajlara

değinilmiştir. Söz konusu mesajların içerikleri -İngilizce'den tercüme edildiği

şekliyle- şöyledir:

- Dan S. Adlı Kişiyle Yapılan Yazışmaların

İçeriği:

22/4/2015 tarihinde [başvurucu]: Merhaba Dan.

Sanıyorum ki bir merasim veya uzlaşma toplantısı sebebiyle orada olacak. Ermeni

soykırımının 100. Yıldönümü. Bugün Suriyeli Kürt işini bitirdik. 15 erkek ve

kadın var. Ihop’ta sana hürmetler. Andrew.

22/4/2015 tarihinde [Dan S.]: Çok iyi.

22/4/2015 tarihinde [başvurucu]: Whatsapp’a

bak. Bir fotoğraf gönderdim.

23/4/2015 tarihinde [Dan S.]: İnanılmaz. Bunu

basabilir miyiz?

26/6/2015 tarihinde [Dan S.]: Selam Andrew.

Kobani’deki son saldırıda bağlantılarımız ne durumda?

26/6/2015 tarihinde [başvurucu]: Öldürülenlerden en az

beş tanesi yeni inananların yakınlarıydı. Diğer yakınlar ya yaralı ya da kayıp.

26/6/2015 tarihinde [Dan S.]: Tanrım, onlara

yardım et. Bana haber vermeye devam et.

16/9/2015 tarihinde [Dan S.]: Hassan’dan bir

mesaj aldım. Bu hafta ABD’den bir çok kişi gelecekmiş. Karşılaşma ve çatışma

olacağını söylüyor.

16/9/2015 tarihinde [başvurucu]: Hat çok çekmeyen bir

yerdesin sanırım. Ghassan ile görüştün mü? Acaba bu onunla anlaştığımızdan

sonra mı oldu. Bu iptal edeceğimiz anlamına mı geliyor?

28/1/2016 tarihinde [başvurucu]: General Dan.

Neredesin? Seni birkaç dakika yakalayabilir miyim? Seni bir saat içinde ararım.

Türkiye’de misin yoksa ABD’de mi?

28/1/2016 tarihinde [başvurucu]: Türkiye

28/1/2016 tarihinde [Dan S.]: Tamam

28/1/2016 tarihinde [Dan S.]: Kasım 1-4 arası benim

için uygun. Senin için de uygun olduğunu görüyorum. 1 saate kadar arayacağım.

17/3/2016 tarihinde [başvurucu]: Merhaba Albay Dan.

Neredesin? Factime’ı gördüm ve geri aradım ancak ulaşamadım.

16/7/2016/ tarihinde saat 00.06'da [Dan S.]: Çocuklar

iyi misiniz? Evet. Bu durumda kim kazandı bellki değil. Sizin ziyaretiniz için

hazırlanıyoruz.

16/7/2016/ tarihinde saat 00.09'da [Dan S.] Sizi

düşünüyorum çocuklar. Güvende kalın.

21/7/2016 tarihinde [Dan S.]: Size ulaşmaya

çalışıyorum. İyi misiniz?

21/7/2016 tarihinde [başvurucu]: Merhaba Dan.

Teşekkürler. Evet. Ben iyiyim. Sana cevap veremediğim için üzgünüm. Dün

Norine’le [başvurucunun eşi] buluşmak için Amerika’ya uçuyordum. Üç

haftalığına çocuklarla olmak için Amerika’ya gelmeyi aylar önce programladık ve

Türkiye için ilginç bir zamanda bu oldu. Türkleri sallayacak bazı olayları

bekliyorduk-İsa’ya dönmek için gerekli koşullar oluştu. Darbe teşebbüsü bir

şoktu. Birçok Türk geçmişte de olduğu gibi askeriyeye güvendi ancak bu sefer

çok geçti. Ve darbe teşebbüsünden sonra bu başka bir sallama. Sanırım olaylar

daha da kötüye gidecek. Sonunda biz kazanacağız. Seninle yakında iletişime

geçmek üzere. Merhaba Dan. Kanada’da mısın? Ne zaman konuşabiliriz.

- Mau Adlı Kişiyle Yapılan Yazışmaların İçeriği:

21/7/2015 tarihinde [Mau]: Dün Suruç’ta olanları yeni

öğrendim. Herkese dua ediyorum.

22/7/2015 tarihinde [Mau]: Nasılsınız ?

23/7/2015 tarihinde [başvurucu]: Merhaba Mau. İyiyiz.

Dairemiz saldırının olduğu binanın birkaç bina ötesinde. O dönemde kilise

kampımızı yapıyorduk. Soru sonuçlar ne olacak. Doğuda yüksek tansiyon var. Tabi

ki dünyanın bu kısmında her zaman zorun var. Bazıları Kürtleri şiddet için

provake ediyor, yani burada bir müdahale olabilir. Kim bilir? Umarım seninle

ilgili herşey yolundadır. Tarihler kesinleştiğinde haber ver. Esenlikler.

Andrew.

v. İddianamede bu görüşmeler ve bunların yapıldığı sırada

başvurucunun kullandığı cep telefonunun sinyal bilgisi gözönüne alınarak şu

değerlendirmelere yer verilmiştir:

- Başvurucunun darbe girişiminin ardından Dan S.

adlı kişiyle yaptığı yazışmalar yönünden "... şüphelinin askeri darbe

girişiminin başarısız olmasından üzüntü duyduğunu, 'sonunda biz kazanacağız'

ibaresiyle, ileride ülke içinde çıkması muhtemel iç karışıklıktan, bağlı bulunduğu

illegal yapılanmanın stratejisi kapsamında faydalanmayı düşündüğünü umduğu ve

bunu belirttiği şeklinde değerlendirilmiştir."

- Başvurucunun yazışmalarının yanı sıra telefon sinyal

bilgileri yönünden "... Şüphelinin soruşturma aşamasında ele geçirilen

ve üzerinde taşıdığı 0532 2... Numaralı telefon hattından alınan HTS dökümünde;

2014-2017 yılları arasında 1306 kez Urfa ilinin Suruç ilçesinde, 192 kez Urfa

ilinin başka ilçelerinde, 2 kez Diyarbakır ilinde olduğu anlaşılmaktadır...

23.07.2015 günü Andrew BRUNSON’un Suruç’ta bulunmakla birlikte, Kobani’deki

şiddet olaylarının ve Diyarbakır ili Sur ilçesindeki hendek operasyonlarının

olduğu zaman diliminde de, kendisinin İzmir ilinde görevli bulunmasına rağmen,

bu bölgeden çok uzaklarda yer alan, kendi görevi ile hiçbir bağlantısı olmayan

Sur ilçesinde bulunduğu, yine bölgede PKK terör örgütünün oluşturmaya çalıştığı

kaotik ve şiddet ortamına rağmen bu bölgede bulunmakta ısrar etmesi karşısında

iddianamenin genelinde irdelenen, şüphelinin bağlı olduğu illegal yapılanmanın

hedef ve stratejisi kapsamında görev yaptığı anlaşılmıştır."

vi. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamayla ilgili

olarak çok sayıda tanığın beyanlarına yer verilmiştir. Bu beyanların ilgili

kısmı şöyledir:

- Tanık M.C.nin Beyanı:

"...Ben bundan yaklaşık 13 yıl önce

İzmir ilinde bulunan Yeni Doğuş Kilisesinde Hıristiyan oldum. O tarihten bugüne

kadar düzenli olarak kiliseye gitmekteyim ve ibadetimi yapmaktayım. Ben

Alsancak semtinde bulunan Diriliş Kilisesinde 2007 yılında Andrew Craig Brunson

ve Erik W. ile tanıştım. Bu şahıslardan Andrew’in 23 yıldır Türkiye’de papazlık

yaptığını, Erik W’nin ise sürekli yurt dışına gidip geldiğini biliyorum.

Türkiye’ye geldiğinde ibadet dışında kilisede Kürt Kilisesi oluşturup, Kürtlere

ibadet yaptırıp, Kürt şahısları Hristiyan yapıyordu. Bu şahısların Kürt Halkına

yönelik çok ciddi planlarının olduğunu gitmiş olduğum ibadetlerde açıkça

görüyordum. Kürt Halkıyla çok ilgileniyorlardı. Ayrıca Erik W. ileri derecede

Kürtçe ve Osmanlıca bilmektedir. Hatta ben Erik W’nin özel yetiştirilip

Türkiye’ye gönderildiğini düşünüyorum, çünkü çok donanımlı ve bilgili bir kişi.

Bu şahsın Andrew’den de yetkili olduğunu düşünüyorum. Erik W. Türkiye’ye

geldiğinde özellikle Güneydoğu illerinde faaliyet yürütmektedir. Bunu da bu

şahsın Türkiye’de görüştüğü ve kendisinin de Hıristiyan olduğu, ayrıca Deniz

Kuvvetlerinde subay veya uzman olarak hatırladığım M.T.den duydum ... Ben

yukarıda isimlerini vermiş olduğum Andrew Craig BRUNSON ve Erik W. isimli

şahısların Amerikan İstihbarat birimlerine çalıştığını düşünüyorum. Bu şahıslar

Türkiye’de bulunan Kürtlere her zaman destek oluyor ve Güney Kürdistan’ın

kurulacağını söylüyorlardı..."

- Tanık L.K.nın Beyanı:

"...İlk olarak yerini kendim

öğrendiğim Basmane semti yakınlarında bulunan Yenidoğuş Kilisesine gitmiştim.

Buraya beni herhangi bir kimse davet etmedi. Burada ayinler ve tapınmalara

katılmaya başladım. Yaklaşık olarak 3-4 sene bu kiliseye gitmeye devam ettim.

Bu kilisede Pastör olan kişi ilk gittiğimde Andrew Brunson isimli şahıstı. Bu

şahsın 3 vatandaşlığı bulunmaktaydı. Bunlar İspanya, Amerikan ve Alman

vatandaşlıklarıydı. Macaristan asıllı bir bayan ile evliydi ve ismi Norin

idi... Bu topluluk içerisinde benim gibi Türk kökenli kişiler olduğu gibi Kürt

kökenli ve her ulustan insanlar da bulunuyordu. Kürt kökenli olan kişiler

arasında yaşadığımız ülkeyi seven insanlarolduğu gibi bölücü görüşe sahip,

terör sempatizanı olan 8-10 kişilik bir grup da bulunuyordu. Bu grupta yer alan

şahısların isimleri: B.K., Salih isimli soy ismini bilmediğim şahıs, M.D.

isimli şahıs, H.M. ve D.Ö. isimli bayanlar, soyadını bilmediğim Agit isimli

şahıs ile yabancı uyruklu B.M. isimli şahıs ile yine yabancı uyruklu Elizabeth

isimli bayandır. Kilise pastörü olan Andrew Brunson’un bu bölücü görüşe sahip

kişilere özel bir ilgisi vardı. Hatta bir suç işleseler bile bu kişilere sahip

çıkmaya, kiliseden uzaklaştırmamaya çalışıyordu... Andrew 2008-2009 yıllarında

Yenidoğuş Kilisesinden teröre destek olduğu için kovuldu. Çünkü Yenidoğuş

prespiteryan bir kiliseydi ve teröre destek verilmesini istemiyordu...Andrew

Brunson buradan kovulduktan sonra yaklaşık olarak 1-1.5 ay yurtdışında

kaldı...Andrew Türkiye’ye geldikten sonra 1 hafta içerisinde Alsancak’ta

bulunan Bornova sokağında yeni bir kilise açtı. Andrew açtığı bu kiliseye

Diriliş adını verdi. Ben bu adamın ne amaçta olduğunu öğrenmek, ne yapmak

istediğinin boyutlarını görmek için bu kiliseye gitmeye başladım. Bölücü görüşe

sahip grupta aynı şekilde Diriliş kilisesine gelmeye başladı. Hatta Yenidoğuş

Kilisesine giden grubun yüzde 80 gibi bir oranı Diriliş kilisesine gelmeye

başladı. Bu kiliseye yeni gelmeye başlayan bizlere Agit ve Mehmet olarak

tanıtılan ancak gerçek isimlerinin bunlar olmadığını bilmediğim şahıslar ve

bizimle Yenidoğuştan beri birlikte olan B. isimli 3 şahıs vardı. Bunlardan ilk

ikisi Suriyeli şahıslardı ve bunların Suriye’de terör örgütüne üye olduğunu

öğrendik. Hatta Agit’in Bomba eğitimi almış bir terörist olduğunu da duymuştuk.

Yine bu şahıslardan Agit, Mehmet, Salih Abi diye bilinen bir şahıs ve Andrew

ile eşi Norin dönem dönem gündemdeki olaylara göre Kobane, Suruç gibi yerlere

gidiyorlardı. Bu şahıslar çekinmeden Facebook hesaplarından bu geziler ve örgüt

ile ilgili paylaşım yapıyorlardı. Bu resimlerde Mehmet, Agit ve tanımadığım terör

örgütü üyeleri Leşker diye tabir ettiğiniz terörist kıyafetlerini giymiş,

'Kürdistan' bayrakları açmış, zafer işaretleri yapıyorlardı. Andrew de

aralarında poz vermiş olarak duruyordu. Ben bu paylaşımları Facebook isimli

siteden indirerek aldım. Şu an yanımda olan bu fotoğraf ve görüntüleri sizlere

kendi rızam ile teslim ediyorum.

...

Ben bu kiliselerde kaldığım süre

içerisinde Andrew in temel görevinin bölücü kesimi toplamak, korumak ve

beslemek olduğunu anladım. Kilisenin alt katında ayin yapılırdı, üst katta ise

iki oda bulunmaktaydı. Bu odalara cemaatin girmesi kesinlikle yasak olduğu

halde Kürt olan cemaate bu odalarda toplantılar düzenlenirdi. Ben bu

toplantılara katılamadığımdan toplantıya katılanları takip etmeye başladım. Bir

gün yine Agit, B.K., Bedros, Mehmet, K.T. ile isimlerini bilmediğim birkaç

kişinin kilise üst katında yapılacak toplantıya katılacaklarını ayinden önce

öğrenince, ayin bitiminde dışarı çıktım. Üst kattaki odanın ışığı haricinde

kilisenin bütün ışıkları söndürüldü, yaklaşık 4 saat kadar bu toplantı sürdü,

çıkışta isimlerini verdiğim şahıslar tek tek kiliseden ayrılmaları üzerine

benim toplantının yapıldığı bu odaya karşı ilgim artı. İlerleyen süreçte yasak

olan bu odaya girmek için fırsat aradım. İlk fırsatta kilise üst katında

tuvaletin karşısında bulunan bu odaya girdiğimde, sağ tarafta kitapların

bulunduğu raflar olduğunu, masa ve sandalyelerin bulunduğunu, masa üzerinde

katlanmış Türkiye haritalarının olduğunu, bu haritaların bazılarının

üzerlerinde elle çizim ve işaretlerin yapılmış olduğunu, sınırların

değiştirilmiş olduğunu gördüm. Masanın ilerisinde oda içerisinde yerde

kolilerin olduğunu gördüm. Merak ederek ağzı kapalı olan kolilerden bir

tanesini açtığımda, içerisinde PKK’ya ait yasadışı broşürlerin bulunduğunu gördüm.

Bu broşürlerden masa üzerinde de vardı. Ben aşağıdan ayak seslerinin geldiğini

duyunca hemen odadan telefonla görüşüyormuş gibi çıktığımda Norin’e yakalandım.

Sonradan Norin’e özel telefonda görüşme yaptığımı bu odaya ondan girdiğimi

anlattım. Bu odaya girenlere ceza verildiği halde bana bu söylemimden dolayı

ceza vermedi. Ancak bana bu olayda Norin çok kızdı. İlk ayinde bununla ilgili

olarak cemaatte bulunan herkese o odaya bir daha girilmeyeceğini söylediler.

...

Bu kiliseye ait Konak ilçesinde Diş

Hastanesinden yukarıya doğru, varyant olarak bilinen yere çıkarken eski bir

konak vardı. Burayı Koreli bir iş adamının alarak kilisenin kullanımına verdiği

söylendi. Burada yurtdışı veya şehir dışından gelen misafirler konaklardı. Ben

bunları oranın görevlisi olan A.R.Ç. isimli şahıstan öğrendim. A.R.Ç. bir

keresinde konuşma sırasında istemeden burada toplantı düzenlendiğini ağzından

kaçırdı. Bende bu durumdan şüphelendiğim için bu eve ilgi göstermeye başladım.

Burada düzenleneceği söylenen kutsal kitap seminerine neler olup bittiğini

anlamak için gönüllü olarak yazıldım ve burada yaklaşık 4.5 ay kadar kaldım. Bu

süre zarfında eğitim verildiği gibi yine PKK lehine olabilecek çalışmalar

düzenleniyordu. Bu toplantılarda Andrew konuşmacı olarak Kürt halkının Türkiye’de

ezilen halk olduğunu, Kürt halkından ziyade PKK’nın özgürlük mücadelesi

verdiğini ve buna destek verilmesi gerektiğini söylüyordu. Ben daha yakından

faaliyetlerini görebilmek için Suruç ve Kobane’ye de gelmek istediğimi

söylediğimde örgüt ile bağlantılarını açık olarak göreceğimizi, belki görüntü

alabileceğimizi bildikleri için bana gelmemin mümkün olmadığını söylediler...

2015 yılında bu kiliseden ayrılmış olsam da 2016 yılında yaşanan darbe

girişiminden sonra firari olan FETÖ üyelerinin bu kilise yöneticileri olan

Andrew’in ekibi tarafından konakta yani size yerini tarif ettiğim evde bir

dönem saklandığını, evin çok yakınında oturan Tuncay isimli 24-25 yaşlarındaki

arkadaşımdan duymuştum. Bu şahsın soyadını bilmiyorum ancak konu ile ilgili

olarak kendisini sizlere bilgi vermesi adına temin edebilirim.

...

Özetlemem gerekirse Kilisenin Pastörü

olan Andrew BRUNSON, bu şahsın eşi olan Norin, Pastör yardımcısı K.T., Suriyeli

M.B. ve Agit olarak tanıtılan kişiler, B.K. isimli şahıs, D.Ö. isimli şahıs,

Salih isimli soy ismini bilmediğim şahıs, B.M. ve H.M., Elizabeth isimli

yabancı uyruklu şahıs, Abdullah isimli soy ismini bilmediğim şahıs, Creise ve

Per isimli yabancı uyruklu şahısların bu kiliseyi paravan olarak kullanmak

suretiyle PKK adına faaliyet yürütüp, örgüte yardım ve yataklık ettiklerine

şahit oldum. Benim burada bulunduğum süre içerisinde defalarca örgütün

propagandasını yaptıklarına ve örgütsel seyahatler yaptıklarına şahit oldum.

Ancak örgütün hangi eyleminde nasıl görev aldıkları hakkında bir bilgiye sahip

değilim."

- Tanık G.D.nin Beyanı (İddianamede Aktarıldığı

Şekliyle):

"...Kendisinin 2005 yılında

Bayraklı’da bulunan St. Antuan Kilisesinde Yardımcı Papaz olarak görev yapmaya

başladığını, bu kilisede 2011 yılına kadar görev yaptığını, bu süreçte diğer

kiliselerle ve önderleri ile ilişki içerisinde bulunduğunu, İzmir

merkezindefaaliyet yürüten Diriliş Kilisesinde Papaz olan Andrew Craig Brunson

isimli şahıs ile de bu sebepten 2006 yılından 2011 yılına kadar bir

arkadaşlığının söz konusu olduğunu, şüpheli ile Diriliş Kilisesinde ve farklı

başka yerlerde bir çok kez karşılaşarak sohbet etme fırsatı bulduğunu, esasında

birbirlerini pek sevmediklerini, bunun sebebinin şüphelinin bir defasında

Diriliş Kilisesindeki sohbet esnasında Diyarbakır’dan Kürdistan diye söz etmesi

üzerine kendisinin bu cümleye tepki göstermesi ve orası Türkiye Cumhuriyet

toprağıdır demesi üzerine, şüphelinin kendisine 'Asimile ettiğiniz için öyle'

demesi olduğunu, bu nedenle sadece mesleki saygı nedeni ile görüştüklerini,

kendisinin tarihini tam hatırlamamakla beraber 2009 veya 2010 yıllarında

Tunceli’den ... bir grubu İzmir’de misafir ettiğini ve bu şahısları Vaftiz

ederek Hıristiyanlığı girişlerini sağladığını, bunutüm Hristiyan cemaatinin

bildiğini, hatta bu 25 kişiden 5 veya 6 tanesinin daha sonra İltica yoluyla

Kanada ve Amerika’ya gittiğini bildiğini, bu şahısların isimlerini bilmediğini

ancak araştırılması durumunda her kilisenin vaftiz ettiği şahısların isimlerini

tuttuğu bir Vaftiz Kayıt Defteri olduğunu bu isimlere oradan ulaşılabileceğini,

şüphelinin Doğu kökenli vatandaşlara yönelmek için PKK terör örgütünü

benimseyerek bu şahıslara daha kolay ulaştığını, çünkü kendisinin ayin yaptığı

Diriliş Kilisesinde bu ayinler PKK terör örgütünün sembolü olan sözde bayrakları

ve flamalarını giyen, bu sözde bayraklarının ve renklerinin bulunduğu

tişörtlerle ayinlere gelen birçok cemaat üyesinin mevcut olduğunu, ayinlerinde

birkaç defa bu konulara şahit olduğunu, ayinler harici kilisede ara ara

konserler verildiğini, bu konserlerde yine PKK sempatizanı şahısların örgüt

lehine konuşmalarda ve sloganlarda bulunarak katılımları olduğunu belirtmiştir.

Şüpheli Andrew Craig BRUNSON ile ilgili dikkatini çeken diğer bir hususun ise,

şüpheliyi bir çok kez Kilisede, Alsancak’ta ismini şu anda hatırlamadığı farklı

kafelerde ve birkaç defa da sahilde kendisi kilise cemaati olmayan ama şekil,

görünüm itibari ile Fetöcü olarak nitelenen kimselerin dış görünümlerine

benzeyen şahıslar ile gezdiğini veya oturduğuna şahit olduğunu belirttiği, bir

seferinde merakı nedeniyle kendisine bu arkadaşlar kim diye sorduğunda

Hıristiyanlığı merak eden arkadaşlar dediğini, ancak kendisinin bu şahısların

FETÖ/PDY terör örgütünden olabileceklerine kanaat getirdiğini ... [ifade etmiştir.]"

- Gizli Tanık Göktaşı'nın Beyanı (İddianamede

Aktarıldığı Şekliyle):

"Şüpheli Andrew’in Başpastörlüğünü

yaptığı Diriliş Kilisesine Suriye Devleti vatandaşları ile Kürt şahısların

dikkat çekici bir yoğunlukla geldiğini, bu şahısların liderliğini açık

kimliğini bilmediği Suriyeli Mehmet olarak bilinen bir şahıs ile B.Y. isimli

birkişinin yaptığını, ilerleyen zamanda bu iki şahsın PKK sempatizanı olduğunu,

dağdan indiklerini öğrendiğini, bu şahısların aleni olarak her konuşmalarında

PKK’lı olduklarını beyan ettiklerini, bu şahısların haftanın hemen hemen her

günü kiliseye geldiklerini, hatta bazılarının (özellikle Suriye uyruklu, Türk

vatandaşlığı alamayan şahısların) kilisede kaldıklarını, bu şahısların niçin bu

kiliseye geldiklerine ilk başta bir anlam veremediğini, sürekli PKK yanlısı,

Kürt yanlısı konuşmalar yaptığını, bu şahısları koruduğu ve PKK’ya ilgi

duyduğunu anladığını, Kilisede sürekli PKK yanlısı şahısların gelerek siyasi

konuşmalar yaptıklarını, Türk Devleti, askerimiz ve polisimiz hakkında olumsuz

konuşmaların kendisinin ve kiliseye gelen bazı arkadaşların hoşuna gitmediğini,

bu durumdan çok rahatsız olduğunu...kilisede aralıklarla tarihi önceden belli

olmadan Liderler toplantısı yapıldığını, bu toplantıya asla cemaatten kimsenin

giremediğini, bu toplantıların bazen Andrew’in evinde de yapıldığını duyduğunu,

toplanma amacını bilmediklerini, bu toplantıya Andrew, eşi Norin, Kürt

liderleri olan B.Y., Suriyeli Mehmet, Agit ile görse tanıyabileceği Kürt

liderlerin ve kilisenin yaşlılar heyetinin katıldığını ... [ifade etmiştir.]"

vii. İddianamede; tanık G.D.nin yukarıda yer verilen

ifadesinde geçen başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatı olduğunu düşündüğü

kişilerle görüştüğü yönündeki açıklaması üzerine tanığa FETÖ/PDY kapsamında

soruşturulan bir kısım şüphelinin fotoğrafının gösterildiği, tanığın

FETÖ/PDY'nin Ege Bölgesi imamı olan B.B.nin yardımcısı konumundaki

firari M.S. adlı kişiyi -başvurucuyla yakın temasta birisi olduğunu belirterek-

teşhis ettiği ifade edilmiştir.

viii. İddianamede ayrıca başvurucunun yabancı uyruklu

K.C.A. ile yakın irtibatının bulunduğu, bu kişinin mobil telefonuyla

başvurucunun mobil telefonundan farklı yerlerde aynı saat aralıklarında ortak

sinyal alındığı belirtilmiştir. Başvurucunun adı geçen kişiyle irtibatının

devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk

amacıyla temin etme amacına müteallik olduğu ifade edilmiştir. Bu suçlama

iddianamede şöyle yer almıştır:

"...Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti

Devlet Demir Yollarında çalışan 700-800 görevlinin kimlik bilgileri ve şuan nerede

görev yaptıkları gibi, ancak ülkenin bir şekilde işgal edilmesi durumunda,

lojistik bir ulaşım ağı olarak demir yollarının kullanılması ve direniş

gösterebilecek çalışanlar tarafından demir yollarının sabote edilmesinin önüne

geçmek amacıyla ihtiyaç duyulacak mahiyette bilgilerin tespitini yapan, buna

ilişkin liste hazırlayan, 15/07/2016 günü gerçekleştirilmeye çalışılan askeri

darbe girişiminden haberdar olduğu anlaşılan ve Dua kod adlı gizli tanığın

beyanına göre, bir Türk Vatandaşına gerçekleşmesi beklenilen askeri darbe

girişiminden zelzele tanımlaması ile bahsederek, sözde zelzelenin oluşturacağı

yıkım ve sonrası doğacak olumsuzluklara karşı hayatta kalması amacıyla, bir

takım özel askeri hayati idame malzemelerini bir Türk vatandaşı şahsa veren dosyası

tefrik edilen şüpheli K.C.A. ile yakın irtibat halinde olduğu, K.C.A. ile

birlikte faaliyet icra ettikleri yönünde kuvvetli deliller bulunduğu,

...

Şüpheli Andrew Craig BRUNSON’un

kullandığı, inceleme işlemi bitirilen 0532 2... nolu GSM hattının HTS dökümlerinin

kontrolünde, hakkında soruşturma yürütülen K.C.A. ile soruşturma kapsamında

anlam yüklenecek şekilde, düzenli periyotlarla 3 kez aynı yerde bulunduğunun

anlaşıldığı, Dua kod isimli gizli tanığın ifadesi kapsamında ve teslim ettiği

soruşturması tefrik edilen şüphelilerin bilgisayarlarından elde edilen

bilgilerden oluşan flash belleğin içinde yine şüpheli K.C.A.ya ait

bilgisayardan elde edildiği anlaşılan 'irtibat kurulacak askerler' şeklinde bir

listenin çıkması, şüphelinin K.C.A. ile yoğun irtibat halinde bulunması,

listedekilerin askeri şahıs olması ve askeri okullarda öğretmen olmaları göz

önüne alındığında, şüphelinin casusluk faaliyeti olarak nitelendirilebilecek ve

din adamlığı ile hiçbir şekilde bağdaşmayacak faaliyetler içinde bulunduğunun

anlaşıldığı..."

ix. İddianamenin değerlendirme kısmında ise misyonerlik

adı altında illegal faaliyette bulunan oluşumların ve FETÖ/PDY'nin kuruluş,

amaç, işleyiş ve hiyerarşik yapılanma bakımından benzerlik gösterdiğine dikkat

çekilmiş; bu bağlamda örgütün dinler arası diyalog yaklaşımına vurgu

yapılmıştır. Ardından başvurucunun Diriliş Kilisesi ve Türkiye'nin doğu

bölgesindeki faaliyetlerinin PKK terör örgütüyle koordineli bir şekilde

yürütüldüğü ve bu faaliyetlerin Kürt kökenli vatandaşların ayrışmasını sağlama

amacını taşıdığı ileri sürülmüştür. Buna göre başvurucu, belirtilen amaca

ulaşma yolunda dinler arası diyalog söylemine dayanmış ve misyonerlik görünümü

altında esasen FETÖ/PDY ve PKK silahlı terör örgütleri ile eş güdümlü hareket

etmiştir.

17. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 15/3/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama,

Mahkemenin E.2018/172 sayılı dosyası üzerinden sürdürülmüştür.

18. Mahkeme 16/4/2018 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı

şöyledir:

"...İlk önce bu FETÖ/PDY ve PKK

örgütüne üye olmamakla beraber örgütlerin amacı çerçevesinde faaliyet

gösterdiği iddiası, ilk önce FETÖ'ye bakmak istedim, ilk önce bu benim inancıma

bir hakaret, ben Hristiyan'ım, ben bir din adamıyım ve ben İslami bir harekete

katılmazdım, onların amaçları benim amaçlarımdan tamamen farklı, ben İsa'ya

öğrenci yetiştirmek istiyorum, onlar bunu yapmak istemiyor, onlarla birlikte

hiç iş birliği yapmazdım, beni görevlendiren Evangelical Presbyterian Church

mezhebi bunu da kabul etmezdi asla, o zaman bu benim inancıma aykırı, daha önce

de tüm savunmalarımda belirttiğim gibi herhangi bir FETÖ örgütü üyesiyle

tanışıklığım yoktur.

...

İkinci şey Dan S. isimli arkadaşım ile

yaptığım görüşmeyle alakalı olarak, arkadaşım Dan ile yapılan mesajlaşma,

öncelikle mesajlaşmanın Türkçe çevirisini kabul etmiyorum, yanlış çevrildi ve

en azından iki cümle düşürüldü orjinalden, soruşturma aşamasında savcı ifade

alırken metnin İngilizce orjinalini görme şansım olmadı ancak mesajlaştığımı

kabul ettim ve ediyorum, orjinal çevirisini mahkemenize sunuyorum, bu sunuldu

mu, tamam, burada daha önce de belirttiğim üzere yapılan yazışma sosyal politik

bir durum değerlendirmesidir, şimdi onu okuyacağım size. Türkçesini okuyorum,

merhaba Dan, teşekkürler, evet ben iyiyim, daha önce yanıt veremediğim için

üzgünüm, dün Norin ile buluşmak için Amerika'ya seyahat ediyordum, aylar önce

çocuklarımız ile üç hafta birlikte olmak için Amerika'da olmayı planlamıştık ve

Türkiye'deki bu enteresan zamana denk geldi, Türkleri sarsacak bir şeylerin

olacağını bekliyorduk, İsa'ya kalabalık bir iman bir dönmek için gerekli

durumların oluşması, bu darbe girişimi bir şoktu, birçok Türk gerekirse kendi

demokrasi versiyonunu korumak için bir noktada askeriyenin geçmişte yaptığı

gibi araya girmesine güvendiler, ama bu kez çok geç ve çok az, ve darbe sonrası

temizliği ve tek adam yönetiminin ivme kazanması, bu da ayrı bir sarsılma,

işlerin daha karanlığa gireceğini düşünüyorum ve aynı zamanda yücelik ve

mucizelerin belirdiğini de göreceğiz, sonuçta kazanan bizleriz, yakında seninle

irtibat kurmayı umuyorum ve bunu anlatmak istiyorum.

...

Bunun dışında gizli tanık beyanlarıyla

B.B. ve M.S. ile görüştüğüm iddiası, ben bu isimleri tanımam bilmem, bu isimde

hiç kimseyi tanımadım ve onlarla görüşmedim, dosyadan anladığım kadarıyla bu

insanlar kod ismi kullanıyor olabilirler, daha önce de belirttim ben herhangi

bir FETÖ örgütü mensubu tanımıyorum.

Dua kod adlı gizli tanığın ifadeleri

asılsızdır ve uydurmadır, ben Ramazan isimli bir avukat tanımıyorum, Ramazan

isimli bir avukat ile bir toplantıya katılmış değilim, böyle bir toplantı

olmadığı gibi toplantıda bizim işimizi FETÖ'cüler çözer şeklinde bir ifade de

hiçbir yerde hiçbir zaman duymadım, B.B. isimli şahısı tanıdığım ve onunla

irtibat kurduğum şeklindeki beyan tamamen asılsızdır, tanığın beyanları tamamen

mantıksızdır, Türk hukuk sistemini veya mevzuatı bilmem mümkün değildir,

dolayısıyla bizim işimizi bunlar çözer şeklinde bir beyanda bulunmam mümkün

değildir.

...

M.S. ile ilgili görüştüğüm iddiası da

asılsızdır, bunu söyleyen tanık G.D. ve sonra onun ifadesine cevap vermek

istiyorum, ama şimdi diyeyim G.D. isimli tanığı tanımıyorum, 2006-2011 yılları

arasında benimle Diriliş kilisesinde herhangi bir görüşmesi olmadı, yaptığı

teşhiste M.S.yi teşhis etmiş ancak ben M.S. ile aynı ortamda hiç bulunmadım,

zaten verdiği ifade tamamen yalanlar üzerine kurulu olduğu için itibar

edilmemesi gerekir... G.D. inanılmaz senaryo anlatıyor ona göre PKK bayrakları

birçok kişiyi PKK destekleyen tişörtleri cemaat üyesi giymiş, birçok zaman

böyle bir şey olduğunu PKK destekleyen konuşmalar yapıldığı PKK'yı destekleyen

konserlerde slogan atılıyor vs, öyle bir şey anlatıyor, birincisi bu adam Diriliş

Kilisesine katılmadı, bir de Diriliş Kilisesinde konser hiç yapılmadı, hayır

konserler yapıldı ve böyle şeylere tanık oldum, Diriliş Kilisesinde hiç konser

yapılmadı ve o bizim kilisemize benim orada olduğum hiçbir toplantı da G.D.

katılmadı. İkinci hem Yeni Doğuş Kilisesi ve Diriliş Kilisesine katılanların

çoğu Kürt değil, ben hatırlamaya çalıştım ha bunlar hep değişen rakamlar çünkü

gelen giden var her zaman ama Diriliş Kilisesinde ben 5 ya da 7 tane Kürt

kökenli vatandaş hatırlıyorum o kadar, yani çoğu gelen Türk kökenli çoğu gelen

Türk kökenli ise öyle her zaman böyle şeyler varsa PKK sloganı konuşmalar

varsa, kimse bir şey şikayet etmez miydi, bir fotoğraf çekip onu emniyete

götürsünler bunu şikayet etmeleri gerekiyordu ama öyle bir şey olmadı... Biz bu

koruma istiyoruz polisin orada olduğunu biliyoruz, bize baktıklarını biliyoruz

ve biz onlardan istedik ve bu şeyleri PKK'yı destekleyen böyle onun anlattığı

çılgın şeyleri yapmak yani herkesin önünde birçok kişinin tişörtü var PKK'yı

destekleyen sloganlar yapılıyor, konuşmalar yapılıyor, bayraklar var, hani açık

bir kilisede açık toplantılarda polisin koruduğu toplantılarda böyle bir şeyin

olması mümkün mü, yani bana göre mümkün değil ve böyle polis korumasını isteyen

bir kilise PKK'lı destekleyen kilise bunu yapmazdı, aslında bunu gizlemeye

çalışırdı, G.D.nin anlattığı şeyleri yapan kilise sürekli polis korumasını

istemezdi, yaptıklarımız gizli değildi, her şey açıktı, o yüzden diyorum yani

evet böyle iddialar va ama bunu destekleyen madem birçok sefer geldi ve bunu

gördü neden bir fotoğraf çekmedi.

...

İddianamede belirtilen 09/10/2013

tarihli önderler toplantısına katıldığım ve FETÖ ile diyalog kurulmasının

faydalı olacağını belirttiğim iddiası, ben bu toplantıya katıldım aslında ev

sahipliği yaptık, çünkü bizim kiliseler toplandı 10-12 kişi, ben toplantıyı

yönetmedim, bu toplantılar ayda bir yapılan bir rutin bir toplantıdır, İzmir'in

Protestan kiliseleri önderleri geliyor, isteyen gelir, toplantıları amacı

kiliselerin din konularındaki paylaşımlarıdır, paylaşımlarıydı, bu

toplantılarda bu tarz bir konunun konuşulma ihtimali yoktur, o toplantıda böyle

bir konuşma veya cümle geçmedi, zaten bizim siyasi olaylardan uzak durma gibi

bir yaklaşımımız vardır, diğer önderlerin de olduğu bir toplantıda bunları

söylemem mümkün değildir.

...

Deniyor ki Kürtlere her zaman destek

oluyor ve Güney Kürdistan'ın kurulacağını söylüyorlardı ben bunu hiç

söylemedim, böyle bir şey duymadım ve bir şey vurgulamak istiyorum bu insanlar

ifadelerde söylüyor, her PKK'yı destekleyen her Kürtleri destekleyen bölücülük

hiç bir kayıt yok, yani bu bazı tanıklara göre yıllarca süren bir şey oldu, ha

Yeni Doğuş kilisesinin kurulduğundan beri böyle bir şey yapıyorduk onlara göre,

her zaman sloganlar her zaman PKK'ya destekleyen konuşmalar hiç kimse bir kayıt

sunmuyor, çünkü öyle şeyler olmadı ama ben onun tersini sunabilirim, çünkü

kilisemize bunun tersi anlatıldı biz PKK'yı hiç desteklemedik, bölücüleri

istemedik kilisemizde.

...

[Gizli tanık] Göktaşı, kilisemize

hizmette hiç bulunmadı. O diyor B.Y. yönetiyordu, konuşma yapıyordu, vaaz

veriyordu, kilise onun elinde kaldı ve ama B.Y.ye hiçbir zaman kilisede bir

görev verilmedi, sorumluluk verilmedi. O zaman bu bir yalan adam gençliğinden

beri boyacı olarak çalışıyor, bir kaç çocuğun babası ve hemen hemen sağır biri.

O Göktaşı diyor onlar dağdan indikleri diyor, öyle bir şey duymadım ben...

Kilisemize siyasi konuşmaları engellemeye, önlemeye çalıştım ben. Kiliseye

siyaset girmesin hep dedik ve kesinlikle PKK'yı destekleyen konuşmaları ben

kabul etmem ve bunu bir çok vaazda da tamamen farklı bir şey anlattım burada

kardeşlik olsun ve sevgi olsun.

...

Şimdi tanık L.K.nin ifadesine geçmek

istiyorum. L.K. Yeni Doğuş Kilise'sine katıldı düzenli olarak yani katıldı ama

ara veriyordu. Kiliseden birkaç defa ayrıldı. Sonra dönüp de devam etmek için

izin isterdi ve af dilerdi... L.K.ya göre bölücü görüşe sahip tüm şahıslar

ibadet esnasında kürsüye çıkıp örgüt propagandası yapabiliyordu. Yani

kilisemize herkes kürsüye çıkamıyordu ve dediğim gibi özellikle bir konuşma

yapmak için bu sayı çok kısıtlıydı. Başkalarının istedikleri zaman öne çıkıp

konuşmalarına kesinlikle izin verilmiyor bizim kilisemizde. Kürsüye çok az kişi

çıktı ve sadece izinle. Örgüt propagandası hiç yapılmadı, mümkün değil. Her toplantı

da birçok ziyaretçi var. Sokaktan gelen dediğim gibi kapılar açık, meraktan

girer giren kişi var. Örgüt propagandası yapıldıysa kimse bunu kaydederdi...

L.K. yasak oda dediği odaya girmiş ona göre ve orada haritalar görmüş, PKK

broşürleri görmüş diyor. Ama bu odaya giren çok kişi vardı. Başkaları da bu

şeyleri görürdü olsaydı. L.K. neden haritalardan bir tanesi almadı, çünkü bu

çok provokatif bir şey. Yoksa PKK'lı broşür neden almadı, alsaydı bir tane.

Hemen emniyete delil olarak sunabilirdi. Ama almadı çünkü yoktu. L.K.ya göre

ayak sesi duydu ve çıktı ama gelen kişi kandırmak için aklı çalışıyor diyor

sanki telefonda bir görüşme yaptı o yüzden girdi aklı o kadar çalışıyor. Ama

bir PKK'lı broşürü alacak kadar aklı çalışmıyor. Bu inandırıcı bir şey değil.

Bu odaya girenleri ceza verildiği söyledi, veriliyordu. O odaya giren kimseye

ceza verilmedi, hiç olmadı. Diyor sonra o girdikten sonra bir anons yapıldı

artık o odaya girilmeyecek, böyle bir anons hiç yapılmadı.

...

L.K. dua evini anlatıyor ama sanki

gizliymiş sanki A.R.Ç.den gizli tutulması gereken bir şey öğrenmiş. A.R.Ç.

kaçırdığı bir şey ağzından ve bu toplantı yapılıyor demiş. Aslında bütün

kilisemiz dua evi biliyordu. Dernek altında açıldı. Dua toplantılar hep

yapılıyordu ve İzmir'deki diğer kiliselerde biliyordu çünkü herkesi açılışa

davet ettik. Bu yani orada toplantıya isteyen gelebilirdi kilisemizden gelmek

isteyen herkes gelebilirdi açıktı ve orada yaptığımız dört yürek adlı derse

gelince L.K. sanki gizli yapılan şeylerin takip etmek için katılmış aslında ben

L.K.yi davet ettim ve ben onun masraflarını karşıladım, kendisi oradayken.

Derslerde hep PKK'yı destekleyen konuşmalar yapılmış diyor L.K.. Dersler

videoya çekildi, kaydedildi. L.K.nın anlattığı siyasi konuşmalar hiç

yapılmadı...

...

Yine K.C.A. isimli şahısı tanımam.

Özellikle K.C.A. burada vurgulanıyor ama ikisi için bunu söylüyorum. Bu şahsın

yaptığı faaliyetleri bilmem, kendisiyle hiç karşılaşmadım ve görüşmedim. Benim

telefonumla K.C.A.nın telefon sinyallerinin üç kez birer yıl arayla çakışması

hiçbir şekilde hukuka ayrı faaliyet içinde olduğumu göstermez. Benim evim 2011

yılından beri Alsancak'ta. Alsancak'ta baz istasyonu kapsamında olan bir

yerdedir. Bağlı olduğum Diriliş Kilisesi Alsancak'ta aynı baz istasyonu

kapsamındadır. Evin ve kilisenin bulunduğu yer merkezi olup birçok insan baz

istasyonundan sinyal alınabileceği bir yerdir ..."

19. Mahkeme 16/4/2018, 7/5/2018 ve 25/7/2018 tarihli

duruşmalarda, soruşturma aşamasında dinlenen tanıkların yanı sıra bazı yeni

tanıkları dinlemiştir. Soruşturma aşamasında dinlenen tanıklar, kovuşturma

aşamasında da aynı yönde ifade vermiştir. İlk kez dinlenen tanıklardan

bazılarının beyanlarının ilgili kısmı şöyledir:

- Tanık A.D.nin Beyanı (Duruşma Tutanağının Çözümünde Yer

Aldığı Şekliyle):

" ...O.T. diye Kargiyat Genel

Sekreteri var. Karabağlar'da merkezi bulunan. Bu arkadaşımız Ege bölgede

B.B.den sonra gelen çok önemli bir kişilik. Direkt Fethullah Gülen ile beraber

irtibatı olan, genelde bizim doğu mahallelerinde özellikle siyasal anlamda PKK

yanlısı mahallelerde etkisi olan bir arkadaşımız O.T. Ben onun yanında

bulunuyordum. FETÖ ile olan veya cemaatle her neyse onunla iltisakım O.T.

üzerinden ben onun yanında onunla beraber bazı para trafiklerinde para götür

getirmelerinde sürekli onun yanındaydım. Andrew Craig Brunson'u da Şanlıurfa'da

Türkiye'nin büyük mülteci çadırı yapılıyordu. Suruç'ta. Suruç'ta o dönem biz

Suriye tarafına sürekli geçip geliyorduk. Zaten Urfa Suruç Suriye bir tel

örgüdür. Orada iki tarafın da birbirinin akrabası olduğu için bir müddet orada

bulundum ben. Çadır kentin yapım aşamasında, yapımından sonra sürekli orada

ticaret yapıyorduk. O esnada bir defa görmüşlüğüm var. O.T. ile bir defa oraya

gelmişti. O.T. genelde bizim sürekli sürekli görüştüğü irtibat halinde olduğu

Enver Müslüm var.

…

[Mahkeme Başkanı]: O.T. ile dosyamız

sanığı Andrew Craig Brunson'un kesiştiği yer neresi?

[Tanık]: Sonuçta O.T. etkili bir

adam kendi de aile itibari ile Kürt olmasından dolayı, oradan gelen kişilerin

buraya getiriliyor, O.T. burada finansman ayağında buna yardım mı deriz hibe mi

deriz buradan para yardımını sağlayan kişiydi… O.T. ve B.B. her hafta

görüşüyordu O.T. ile her hafta rutin bir yemek şeyi oluyordu birkaç kişi daha

var söz hakkı olanlar, Kürt çocuklarını tam böyle tabiriyle söyleyeyim

Suriye'den gelen mülteci olmuş eğitime elverişli Kürt çocukların yurt dışına

gidebilmesi için maddi desteği O.T. sağlıyordu.

[Mahkeme Başkanı]: Andrew Craig

Brunson'la beraber gördün mü onları hiç birbirlerini tanıyorlar mıydı?

[Tanık]: Gördüm ama para verirken

görmedim.

[Mahkeme Başkanı]: Peki ne de gördün

toplantı mı yoksa?

[Tanık]: Sohbet halinde Alsancak'ta.

[Mahkeme Başkanı]: Yemek mi yediler

ayak üstü mü gördün, bir yerde mi buluştular?

[Tanık]: Yok yok oturuyorlardı ben

genelde zaten çok nadir hallerde beni birinin yanında oturtmazdı, yani İzmir'de

çok önemli adamların bile mesela adını bile tanımadığım adamların ofisine

götürürdü beni, otururdum ofisinde ama belli bir kaç kişi vardı görüştüğü ya

çok nadir halde bana der ki sen dur ben geliyorum arabada dur ya da şurada dur,

[Mahkeme Başkanı]: Sen şoförlüğünü

mü yapıyordun?

[Tanık]: Yok ben araba sürmüyorum

yanında oturuyordum.

[Mahkeme Başkanı]: Yanında

oturuyordun kendisine refakat ediyordun, Andrew Craig BRUNSON'la yaptığı

görüşmede de senin orada olmanı istemedi öyle mi?

[Tanık]: Evet.

[Mahkeme Başkanı]: Ama görüşmelerine

tanıksın,

[Tanık]: Tabi

[Mahkeme Başkanı]: Kaç defa

görüştüler?

[Tanık]: Benim bildiğim bir defa.

[Mahkeme Başkanı]: Sen bir keresini

gördün

[Tanık]: Evet.

[Mahkeme Başkanı]: Andrew ile

ilişkisi böyle kardeşim diye mi tanıttığı biri miydi?

[Tanık]: Hayır görüşmesi gereken

kişi.

[Mahkeme Başkanı]: ... Andrew Craig

Brunson'u Ö.K. ile de gördüğünü söyledin, Ö.K. demişsin FETÖ-PDY terör örgütünün

önde gelen liderlerinden birisidir,

[Tanık]: Ayakkabıcılarda çünkü bölüm

bölüm ya ayakkabıcılarda ilk 3-4 kişiden 5 kişiden biridir, önemli bir adam

yani kaçırdılar mesela onu buradan, ailesiyle falan karısını çocuğunu hepsini

götürdüler, hatta en son beni aradığında...

[Mahkeme Başkanı]: Darbe sonrasında

mı kaçtılar bunlar?

[Tanık]: Tabi

[Mahkeme Başkanı]: Andrew Craig

Brunson'la görüşmesinin konusunu biliyor musun?

[Tanık]: Bilmiyorum

[Mahkeme Başkanı]: Sadece yine tanık

mı oldun yani geliş gidişine mi tanık oldun,

[Tanık]: Sadece orada görüşmelerine

tanık oldum sonra sorduğumda ya çok iyi bir adamdır, herkese faydası var,

insanın dinine bakmamak lazım diye konuyu geçiştirdi.

[Mahkeme Başkanı]: Bunu geçiştiren

Ö.K. öyle mi?

[Tanık]: Senin ne işin var hani diye

söylediğimde o da dedi ki tanıdığımı anladığı için dedi ki ya boşver iyi bir

adam, çok da şey hani üstelemeden konuyu iyilik, insanlık, merhamet, hoşgörü

babında yapıştırıp geçti.

[Mahkeme Başkanı]: Andrew Craig

Brunson'a yapılan yardımlardan bahsettin, Suruçtan buraya gelen Kürt çocukları

ile ilgili olarak onun da yürüttüğü faaliyetler nedeniyle yardım yapıldığını

söylüyorsun, doğru mu anladım?

[Tanık]: Doğrudur.

[Mahkeme Başkanı]: Yani para mı

ayırıyor Andrew Craig Brunson'a?

[Tanık]: Ha bu buranın yardım işleri

nasıl ki bize kardeşim Güney Afrika da zenci ailelerine para veriyor bir milyon

lira okul yaptırıyoruz mesela öyle tipler vardır anlatırdık sekreter de

hatırlardı, falan Hristiyan o kadar insancıl ki biz burada okul yaptırıyoruz

bir milyon lira veriyor, biz de veriyoruz yani ne var ki Allah rızası için illa

aynı dinde olmamız gerekmiyor o da müslümanlara da faydası var o adamın diye,

para giderdi,

[Mahkeme Başkanı]: Böyle mi denirdi

?

[Tanık]: Tabi ama bir defa gittiğini

biliyorum görsel olarak bu da paralıydı diğerinde de oraya verdim diye söyledi.

[Mahkeme Başkanı]: O.T. söyledi?

[Tanık]: O.T. ama M.S.'den aldık,

çünkü parayı dağıtır izni onda.

[Mahkeme Başkanı]: Bu konuda

eminsin?

[Tanık]: Tabi Tabi.

[Mahkeme Başkanı]: Bu Suruç 'ta 18

-35 arası mı söyledin 17-35 yaş arası,

[Tanık]: Genelde gördüğüm insanlar

oluyor, çünkü birkaç gün kalıyordum,

[Mahkeme Başkanı]: Kişilerin

seçilmesini söyledin, özellikle Ezidi kökenli bunlar Andrew Craig

Brunson'la mı irtibatlandırılırdı yani onun kilisesine mi gönderilirdi?

[Tanık]: Kilisesini bilmem de

kendisine gönderilir İzmir'de çok nadir bize oradan birkaç kişi geliyordu

sebebi de şu; Etüt merkezi kurulmuştu Kürt Mahallerinde daha çok PKK meyilli

olanlarda, hani orada değişim, dönüşüm olsun dile Hoca buradaki ailelerin

çocuğu değil de orada sahipsiz çocukları yetiştirmek yani boş kavanozu

doldurmak daha kolaydır mantığıyla benim olduğum süreçte en azından en fazla 30

kişi gelmiştir, 3 evde istihdam edilmiştir, İşçievlerinde, Karabağlar sitenin

Unlu mamüllerin üstündeki 2 kat bizimdi, bir de Gediz de bu üç yerde istihdam

eder, genç böyle dinamik hareketli çocuklar, kız hiç yoktu içinde bu

gördüklerimde, hep erkekti, diğerlerini de şey bu tarafa giderdi yani Andrew

Craig BRUNSON'un tarafına."

- Tanık E.Ç.nin Beyanı (Duruşma Tutanağı'nın Çözümünde

Yer Aldığı Şekliyle):

"... Andrew Brunson'un desteklediği

bazı misyoner grupların PKK sempatizanı olduğunu biliyorum, yani bunu kendileri

de zaten açıkta alenen ifade ediyorlar, söylüyorlar. Yani bu kişilerin

desteklenip lider konuma getirilip, onlar için özel dernekler, özel kiliseler

kurulup onları görevlendirmenin tabi ki terör örgütüne ve yandaşlarına büyük

katkı sağladığını düşünüyorum, yani Kürt kökenlik PKK sempatizanlarına.

[Mahkeme Başkanı]: Andrew Craig, bu

söylemlerden, bu ifadelerden haberdar mıydı? Yani onun yanında rahatlıkla bu

PKK sempatizanı ifadeleri kullanabiliyorlar mıydı?

[Tanık]: Zaten desteklediği kişiler

ifademde belirttiğim isimler var, onlar zaten çekinmeden söylüyorlar, gelen

misyonerlere de açıkça yani PKK'nın bir terör örgütü olmadığını, yani onların

desteklenmesi gerektiğini falan ben bazı kişilerden duydum yani böyle söylüyor

diye, ya kendi azından da defalarca kez duydum. Hatta bu nedenlerle kiliseler içerisinde

çatışmalar başladı, Kürt ve Türk yani PKK sempatizanları ve Türk milliyetçisi

insanlar tarafından çatışmalar başlamıştı zaten, Andrew Brunson'la ben daha

önce de konuştum, iki kere üç kere falan beraber oturduk, bu konuların yanlış

olduğunu, yani bu yapılmaması gerektiğini hani bölücülüğe yol açtığını

defalarca kez konuştuk.

[Mahkeme Başkanı]: Neydi onun

görüşü, ne ifade ediyordu, bundan rahatsız değil miydi?

[Tanık]: Bence rahatsız değildi

sadece etnik bir grubun oluşturabileceği yani özgür bir şeklide yani ifade

özgürlüğü taşıyabileceğini, yani onların bu şekilde bir kilise kurabileceğini,

bunları ifade ediyordu, yani onları destekliyordu ve bizi aslında rahatsız

ediyordu çünkü bu gerçekten bölünmelere yol açıyordu. Yani hem kiliselerde hem de

kiliselerin içerisindeki bayraklar, renkler bu dışarıdaki insanlar tarafından

tamamıyla bir provoke sembolleri taşıyordu ..."

20. Mahkeme 25/7/2018 tarihli duruşma sonunda

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Bu karara karşı başvurucu

tarafından yapılan itiraz üzerine Mahkeme 25/7/2018 tarihinde yurt dışına çıkış

yasağı ve konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirleri uygulanmak

suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"...Her ne kadar 18/07/2018 tarihli

oturumda sanık ve müdafii tarafından yapılan tahliye talebi red edilmiş ise de

CMK 104 ve 105. maddeleri uyarınca mahkememizce dosya üzerinde yapılan yeniden

değerlendirme neticesinde sanığın savunmasının alınmış oluşu, sanığa isnat

olunan suçlar yönünden delillerin büyük oranda toplanmış oluşu, sanık ve

müdafii tarafından iletilen sağlık mazereti, sanık her ne kadar yabancı ülke

vatandaşı ise de tutukluluktan elde edilecek faydanın etkin adli kontrol

hükümleri ile sağlanabilecek oluşu hususları nazara alınarak aşağıda yazılı

olduğu koşullarda tahliyesine karar verilmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

1-Tutuklu sanık Andrew Craig Brunson'un

sanığın savunmasının alınmış oluşu, sanığa isnat olunan suçlar yönünden

delillerin büyük oranda toplanmış oluşu, sanık ve müdafii tarafından iletilen

sağlık mazereti, sanık her ne kadar yabancı ülke vatandaşı ise de tutukluluktan

elde edilecek faydanın etkin adli kontrol hükümleri ile sağlanabilecek oluşu

gözönüne alınarak TUTUKLU BULUNDUĞU SUÇLAR YÖNÜNDEN TAHLİYESİNE,

-Başka suçtan tutuklu ya da hükümlü

bulunmadığı takdirde derhal tahliyesi yolunda tutuklu bulunduğu cezaevi

idaresine müzekkere yazılmasına,

2-Tahliye edilen sanık Andrew Craıg

Brunson hakkında kovuşturma konusu ve iddia içeriğine göre, mevcut delil

durumuna nazaran CMK'nın 109-110 maddeleri uyarınca ADLİ KONTROL ALTINA

ALINMASINA,

Adli kontrol süresince;

A)CMK'nun 109/3-j maddesi uyarınca sanık

Andrew Craıg Brunson'un koğuşturma aşamasında ikametgahı olarak bildirmiş

olduğu ... adresinde kaim KONUTUNU TERK ETMEKTEN YASAKLANMASINA,

-Sanık hakkında konulan bu yoldaki adli

kontrol tedbirinin elektronik kelepçe veya bu kontrole imkan sağlayan teknik

cihaz ve donanımlarla sağlanmasına,

-Adli kontrol talebine konu konut

adresine ilişkin değişiklik talebinin ancak talep üzerine mahkememizce uygun

görüldüğü takdirde uygulanacağının bildirilmesine,

B)Sanık Andrew Craıg Brunson hakkında

CMK’nın 109/3-a fıkrası hükümlerine tevfikan YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI

KONULMASINA... [karar

verildi.]"

21. Başvurucu, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu

30/7/2018 tarihli dilekçe ile hakkında verilen adli kontrol kararının

kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme, talebi reddederek itiraz yönünden

incelenmesi için dosyanın İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar

vermiştir.

22. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi 31/7/2018 tarihli

kararıyla itirazı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

tensipten bu yana devam eden celselerinde tanıkların dinlendiği, sanığın savunmasının

alındığı, delillerin toplanmaya devam ettiği anlaşılmakla tanık beyanları,

dosyadaki mevcut delil durumu, sanığa atılı suçların niteliği, ön görülen ceza

miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak sanık hakkında

verilen tahliye kararı ile adli kontrol tedbirlerinin atılı suçlar ve öngörülen

cezalarla orantılı olduğu, bu tedbirlerin değiştirilmesini gerektirecek her

hangi bir delilin de dosyaya ibraz edilmediği nazara alındığında sanık

müdafisinin tüm adli kontrol kararlarının kaldırılmasına ilişkin talebi yerinde

görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir ..."

23. Başvurucu, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu

14/8/2018 tarihli dilekçe ile hakkında verilen adli kontrol kararının

kaldırılmasını ikinci kez talep etmiştir. Mahkeme, talebi reddederek itiraz

yönünden incelenmesi için dosyanın aynı şekilde İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar vermiştir.

24. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi 17/8/2018 tarihli

kararıyla itirazı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde

devam eden yargılamada dinlenen tanık beyanları, 'Dua kod adlı' gizli tanığın

hazırlık aşamasında sunduğu dijital veriler, bu tanığın, sanığın FETÖ/PDY

silahlı terör örgütünün Ege Bölgesi eski imamı olan B.B. ile görüştüğü ve

ilişkisi olduğuna ilişkin beyanları ve fotoğraf teşhisi, sanığın PKK mensupları

ile görüştüğüne ilişkin beyanlar, bu konuda dosyaya giren resim, dosyada

bulunan HTS kayıtları, belirtilen tanık dışında dinlenen gizli tanık ve tanık beyanları,

15 Temmuz darbe girişiminden sonra sanığın değişik kişilerle yaptığı ve

iddianamede belirtilen mesajlaşmalar, halen delillerin toplanmakta oluşu ve

ilgili makamlara yazılan yazı cevaplarının beklenmesi de nazara alındığında

sanık hakkında atılı suçlara yönelik kuvvetli suç şüphesi ve sanığın yabancı

uyruklu olması nedeniyle kaçma şüphesinin bulunduğu, sanık hakkında daha önce

mahkemesince verilen tahliye kararı ile adli kontrol tedbirlerinin atılı suçlar

ve öngörülen cezalar yönünden mevcut delil durumu nazara alındığında orantılı

olduğu, önceki incelemeden bu yana sanık hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin

kaldırılmasını gerektirir yeni bir delilin de dosyaya ibraz edilmediği,

tanıkların doğru söyleyip söylemediğinin mahkemece denetlendiği, kaldı ki

TCK'da yalancı tanıklık yapmanın suç olduğunun düzenlendiği ve müeyyidesinin

gösterildiği nazara alındığında sanık müdafisinin tüm adli kontrol tedbir

kararlarının kaldırılmasına ilişkin talebi yerinde görülmediğinden reddine

karar vermek gerekmiştir."

25. Anılan karar başvurucuya 3/9/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

26. Başvurucu 2/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

27. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 12/10/2018

tarihli kararıyla başvurucunun örgüt üyesi olmamakla birlikte terör örgütüne

bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına

mahkûm edilmesine ve yurt dışına çıkış yasağı ile konutu terk etmeme şeklindeki

adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Sanığın [başvurucunun] daha sonra

pastörlüğünü yürüteceği Diriliş Kilisesi'nin kuruluşu aşamasında

karşılaşılabilecek problemleri aşabilmenin yolu olarak bir dönem dini bir

cemaat kisvesine bürünmüş bulunan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünü işaret ederek

çevresine 'bizim işimizi ancak bunlar çözer' dediği, Türkiye de kilise açılması

yasak olmamakla beraber İmar mevzuatında yer alan bir takım hükümlerden

kaynaklanan yerel yönetim ve mülki idare amirliklerinin uygulamaya yönelik

tasarrufları nedeniyle bazı bürokratik zorlukların yaşanabildiği, ancak ...

[yapılan yasal bir düzenleme] sebebiyle dernekleşmeye giderek yeni

kiliselerin ve temsilciliklerin kurulmasının önünün açıldığı, sanığın bu

süreçte FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün sıkça vurgu yaptığı dinler arası

diyalog retoriğinin getirdiği toplumsal hoşgörü altında, karşılaştıkları her

türlü problemi FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü vasıtasıyla çözme eğiliminde

olduğu ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Ege Bölge imamı firari şüphelisi B.B.

adlı avukattan bu konuda görüş ve destek aldığı Dua kod adlı gizli tanığın

ifadeleri ile anlaşılmıştır.

...

Öte yandan sanık FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgütü firari şüphelisi B.B. adlı şahıs ile tanışmadığını ve görüşmediğini

savunmuş olmasına karşın Dua kod adlı gizli tanığın ifadesi bunun aksini ortaya

koyması açısından da kıymetlidir, üstelik sanığın bu kişi ile irtibatını ifade

eden tek tanık Dua kod adlı gizli tanık değildir. Tanık A.D. ve Tanık G.D. de

mezkur biçimdeki ifadelerinde sanığın B B. adlı şahıs ile tanışıklıklarını

ortaya koyan beyanlarda bulunmuşlardır. Bu itibarla sanığın inkara yönelik

savunmasına itibar olunmamıştır. Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Ege

Bölge imamı firari şüphelisi B.B. adlı avukat ile irtibatını ortaya koyan

mezkur tanık ifadeleri sanığın inkara yönelik savunmasını çürütmek[tedir] ... Tanık G.D. sanığın

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensubu olduğu anlaşılan şahıslar ile gezdiği

veya oturduğu, çevresine bu kişileri Hristiyanlığı merak eden arkadaşlar olarak

tanıttığına dair tanıklıkta bulunmuştur. Tanık G.D. mahkememiz huzurundaki

ifadelerinde sanığın birlikte oturup kalktığı bu kişileri kriminolojik dış

görünümleri ile betimlemekle beraber sanığın yanında gördüğü kişilerden

ikisinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü firari şüphelileri M.S. ve B.B. olduğunu

dile getirmiş ve de M.S.yı İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünde kendisine gösterilen fotoğraftan ayrıca teşhis etmiştir. Ege

Bölgesi Sorumlusu olan B.B.nin yardımcısı konumunda olduğu ileri sürülen ve hakkında

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığın[da] ... soruşturma dosyaları bulunan

firari şüpheli M.S. ile sanığın irtibatlı olduğuna dair bir diğer önemli ifade

Tanık A.D.ye aittir. Tanık A.D. ifadesinde sanığın M.S. ile olan ilişkisine

dair çok önemli bir ayrıntıya yer vermiştir. Tanık FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgütü elebaşısı Fetullah Gülen ile doğrudan temas kurabilen sayılı kişilerden

biri olduğunu ve Ege Bölge Sorumlusu B.B.nin de üstünde bir konumunu

bulunduğunu dile getirdiği KAGİAD Genel Sekreteri O.T. ile M.S.nın Suruç’ta ki

mülteci kampından özel olarak seçilerek İzmir’e gönderilip bir kısmı sanığın

pastörü olduğu kiliseye gönderilen Kürt kökenli ezidi gençlerin masraflarını

karşılamak üzere sanığa yüklü miktarda para yardımı yaptıklarını ifade

etmiştir. Tanık A.D. bu para alış verişinin birine bizzat tanıklık ettiğini de

aktarmıştır. Tanığın ifadelerinde isimleri geçen KAGİAD Genel Sekreteri O.T.

ile M.S.nın etkin konumlarına ilişkin anlatımları bu kişilerin FETÖ/PDY Silahlı

Terör Örgütü içindeki yerlerinin ve onlarla bu düzeyde irtibat kurabilen

sanığın da bu örgüt için ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Burada dikkat çekici

bir diğer nokta ise FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Suriye’den göç eden ve

çeşitli kamplara yerleştirilen Kürt kökenli gençlerin içinde eğitime uygun

görülenlerinin özel olarak seçilerek İzmir’e gönderilmeleri sonrası bunların

bir kısmının kendi eğitimlerine alınmaları ve diğerlerinin Diriliş Kilisesine

gönderilmeleridir ...

...

Sanık tüm safahatta dinlenen tanıkların

bazısı için kendileri ile iyi geçinemedikleri veya bir dönem katıldıkları

kilise ile sorunlu olarak yollarını ayırdıkları bu nedenle yanlı beyanda

bulundukları savunmasını getirmiştir. Sanığın bu şekildeki tezi dinlenen bir

kısım tanık tarafından ve bazı vakıalara hasren kabul edilmiş ise de tanıklar

sanık ve pastörü olduğu Diriliş Kilisesi ile yollarını ayırmış olmalarının

temel gerekçesinin sanığın kilise içinde Türk Devletinin aleyhine olabilecek

konuşmalara ve faaliyetlere izin vermiş olması ve Kürt kökenli kişilere tanınan

ayrıcalık olduğu antitezini ileri sürmüşlerdir. Bu durumda sanığın tanıklar ile

husumetli olduğu nedenle tanık beyanlarının yanlı olduğunun kabul edilmesi

yolundaki savunması haklı bir zemine oturmadığından mahkememizce de kabul

görmemiştir. Kaldı ki sanık hakkında mezkur ifadeleri ileri süren tanıkların

çoğunluğu Hristiyanlığı seçmiş ve sanığın kilisesine katılarak ders almış,

kimisi rahiplik sıfatını kazanmış kimselerdir.

...

İddianame de sanığa yöneltilen

suçlamalar ve tanık beyanlarında geçen terör örgütü irtibatına ilişkin iddialar

yalnızca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne hasredilmemiş olup yapılan yargılama

neticesinde Sanığın söz konusu terör örgütleri ile girdiği bu iletişim ve

etkileşimin sonucu PKK/YPG Silahlı Terör Örgütü ile ilgili olarak;

...

Tanıklar E.Ç., G.D. ve L.K.’ın da

ifadelerinde Diriliş Kilisesi içinde Kürt Kilisesi kurulduğunu, Kürt Kökenli

vatandaşlara belirli günlerde özel ayinler düzenlediğini ve hatta tanıklar E.Ç.

ve L.K.’ın ifadelerinde ayrıca Kürt Kilisesi adına kartvizit ve broşür

hazırlandığını, Kürtçe İncil bastırılarak dağıtıldığını dile getirmiş olmaları

karşısında Diriliş Kilisesi içerisinde bir Kürt Kilisesi’nin varlığı kesinlik

kazanan bir vakıa haline gelmiştir. Söz konusu ayinlerin 2014 yılından itibaren

Suriyeli mültecilere yönelik olarak başladığını dile getiren sanığın bu yollu

savunması vakıanın tevil yollu ikrarından öteye bir değer taşımamaktadır. Zira

kilise içinde özel olarak düzenlenen bir ayine katılanların uyruklukları

sorgulama konusu değildir. Esasen adına Kürt Kilisesi veya ne ad verilirse

verilsin ya da belli bir zümreye ne amaç ile özel ibadet düzenlenirse

düzenlensin bunun tek başına etnisiteye dayalı bir ayrımcılığı desteklemek

anlamına gelmeyeceği herkes gibi mahkememizce de yadsınamaz bir gerçek olarak

kabul edilmekle beraber tanıkların başkaca anlatımlarında geçen diğer hususlar

da eklendiğinde Kürt Kilisesinin varlığının ifade ettikleri anlam kazanmış ve

sanığın bu etnisiteye dayalı ayrımcılığı besleyerek PKK/YPG gibi örgütlere

yardım sayılabilecek faaliyet içerisinde bulunduğunu kabul etmek gerekmiştir.

Mahkememizi bu kabule götüren diğer tanık anlatımları şunlardır;

Diriliş Kilisesinde ki ayinlere PKK

Terör örgütünün sembolü olan sözde bayrakları ve flamalarını giyen, bu sözde

bayraklarının ve renklerinin bulunduğu tişörtlerle gelen birçok cemaat üyesinin

katıldığı, PKK Terör örgütü lehine konuşmalar yapıldığı ve sloganlar atıldığı

hususları da yine Tanık G.D.nin aktardığı konulardır.

Tanık E.Ç. da ifadesinde sanığın Diriliş

Kilisesinde Kürt kökenli cemaatin lideri konumuna getirdiği Suriyeli Mehmet

lakaplı M.A. adlı kişinin ayinlerde Türkiye’yi katil devlet olarak

tanımladığını, PKK’nın YPG’nin terör örgütü olmadıklarını desteklenmeleri

gerektiğini ifade ettiğini, sanığın bundan haberdar olduğunu, kendisinin bu

durumu defalarca sanık ile konuştuğunu, sanığın bunları ifade özgürlüğü olarak

değerlendirdiğini ayrıca bütün milletlerin kurulma özgürlüğü bulunduğunu

söylediğini belirtmiştir.

Tanık L.K. ise ifadesinde Diriliş

Kilisesi üst katında bulunan herkesin giremeyeceği bir odada Türkiye

haritalarının ve PKK’ya ait yasa dışı broşürlerin bulunduğunu, bu haritaların

bazılarının üzerilerinde elle çizim ve işaretlemelerin yapılmış olduğunu ve

sınırların değiştirilmiş olduğunu, Kiliseye bağlı Dua Evi’nde düzenlenen

seminere konuşmacı olarak katılan Andrew Craig Brunson’un Kürt halkının

Türkiye’de ezilen halk olduğunu, Kürt halkından ziyade PKK nın özgürlük

mücadelesi verdiğini ve buna destek verilmesi gerektiğine dair konuşmalar

yaptığını, sanığın bölücü görüşe sahip kişilerin kilisedeki ibadetler esnasında

kürsüye çıkıp örgüt propagandası yapmalarına göz yumduğunu, sanık ve eşinin

Kobane ve Suruç gibi yerlere birlikte gidip geldikleri Suriyeli Mehmet (M.A.)

ve AGİT (S.A.) adlı PKK’lı kişiler ile sözde Kürt bayrakları altında çekilmiş

zafer işaretleri yapan fotoğraflarını paylaştıklarını belirtmiştir. Dua kod

adlı gizli tanık ifadelerinde 2003-2004 yıllarında PKK'lıların ve ayrımcı

Kürtlerin kiliseler vasıtasıyla kendilerini akladıklarını, özellikle cezaevinden

çıkan PKK'lıların, takipten kurtulmak amacıyla kiliselere başvurup 'biz

Hristiyan olduk' diyerek kilisenin sağladığı örtüyle yurt dışına iltica

ettiklerini. sanık Andrew Craig Brunson da bu faaliyetlerin içinde olduğunu

dile getirmiştir. Göktaşı kod adlı gizli tanık da ifadesinde Andrew Craig

Brunson ve eşi[nin] ...

kiliseye gelen ve PKK’lı olduklarını her ortamda söyleyen şahısları Türk

vatandaşı ya da diğer ülke vatandaşı cemaat üyeleri ile evlendirerek şahısların

ülkemizde kalmalarını sağladıklarını, Dağdan indiğini, PKK’lı olduğunu söyleyen

bir takım kişilerin kiliseye sürekli olarak gelip gittiklerini, yatacak yerleri

olmayanların kilisede ya da dua evi olarak bilinen Konak semtinde diş hastanesi

yakınında bulunan evde barındırıldıklarını, Sanık Andrew Craig Brunson’un

evinde zaman zaman Liderler Toplantılarının yapıldığını, bu toplantılara

yalnızca B.Y., Suriyeli Mehmet (M.A.) ve AGİT (S.A.) ve diğer bazı Kürt

liderler ile kilisenin yaşlılar heyetinin katıldığını belirtmiştir. Tanık A.D.

daha önce de değinilen ifadelerinde sanığın Suruç’ta bulunduğu süreç içinde

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensupları ile birlikte Suriye’nin Ayn El Arap

kentinde Kobani adı ile anılan yerde ilan edilen sözde Kürt özerk yönetiminin

lideri E.M. adlı kişi ile görüştüğünü aktarmıştır. Tüm bu anlatılanlar ile

birlikte değerlendirildiğinde sanığın öncülüğünde kurulan Kürt Kilisesinin

Suriyeli mültecilerin dil bilmezlik sorununu aşmak için oluşturulmuş bir

pratikten daha fazla anlam taşıdığı, PKK/YPG terör örgütlerinin özgürlük

savaşçıları olarak tanıtıldığı, Türkiye’nin milli misak ile belirlenen

sınırları içerisinde kalan topraklarının en azından bir kısmını Kürdistan

olarak kabul eden bir anlayışın kilise katılanlarına empoze edildiği, halkların

kendi kaderlerini tayin etme haklarını bulunduğu şeklindeki evrensel

söylemlerin popülist çekiciliğini kullanarak açık açık bu örgütlerin

desteklenmesi gerektiğinin dillendirildiği, sanığın bunu düşünce açıklamasından

öteye taşıyarak dile getirdiği bu düşüncesini hayata geçirmek için terör

sorunun yoğunlaştığı bir bölgede adeta siyasi bir aktör gibi Kürt yöneticilerle

temas kurduğu, bölgeden kilisesine sevk edilen bir etnik kitleyi misyonerlik

adı altında eğitime aldığı ... geldikleri yerde bu örgütün zulmüne uğramış bazı

Suriyeli mültecilerin dahi kilisede PKK terör örgütüne verilen destekten

rahatsızlık duyarak kilisedeki toplantılara katılmaktan vazgeçtikleri

anlaşılmıştır. Böyle bir siyasi mülahazanın egemen olduğu kilisede sanığın ve

destek verdiği kişilerin din öğreticiliğini aşan gayelerinin olduğu, tıpkı

yukarıda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile olduğu gibi sanığın ... PKK terör

örgütü ve uzantıları ile girdiği iletişim ve etkileşim içinde bu örgütlere

yardım ettiğikabul edilmiştir ..."

28. Başvurucu ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığı, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

29. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 9/1/2020

tarihli kararıyla istinaf başvurusunu reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...mahkemenin kararında usule veya

esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya

işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin

yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine

uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf

başvurusunda bulunan Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafinin ileri sürdükleri

nedenler yerinde görülmemiş[tir.]

30. Başvurucu ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığı, istinaf başvurusunun reddi kararına karşı temyiz kanun yoluna

başvurmuştur.

31. Başvurucu hakkındaki dava, bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla temyiz aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

32. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir."

33. 5271 sayılı Kanun'un "Adli kontrol"

kenar başlıklı 109. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bir suç sebebiyle yürütülen

soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı

halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar

verilebilir.

...

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda

gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere,

belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

...

j) Konutunu terk etmemek.

..."

34. 5271 sayılı Kanun'un "Adlî kontrol kararı ve

hükmedecek merciler" kenar başlıklı 110. maddesi şöyledir:

"(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının

istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında

adlî kontrol altına alınabilir.

(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının

istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni

yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri

bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan

bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

(3) 109 uncu madde ile bu madde

hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri

tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır."

35. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220.

maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:

"Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya

dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt

üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan

yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir."

36. 5237 sayılı Kanun'un "Silâhlı örgüt"

kenar başlıklı 314. maddesi şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte

üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır."

37. Ayrıca konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol

tedbiriyle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaklaşımına dair

kararlar için bkz. Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020,

§§ 44-52.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

38. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına ve Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

39. Başvurucu, suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini ve makul olmayan bir

süre boyunca tutuklu kaldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekir.

41. Başvurunun süresinde yapılmış olması, her aşamada

dikkate alınması gereken usule ilişkin ön şartlardan birisidir (Yasin Yaman,

B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).

42. Suç isnadına bağlı özgürlükten yoksun bırakılma

hâllerinde, derece mahkemesince hüküm verilmeden önce tutukluluk hâli sona eren

bir kişinin en geç tahliye edildiği tarihten itibaren otuz günlük yasal süresi

içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak tutuklulukla ilgili

şikâyetlerini ileri sürmesi gerekmektedir (Cüneyt Kartal, B. No:

2013/6572, 20/3/2014, § 22).

43. Somut olayda başvurucunun yargılandığı davada Mahkeme

25/7/2018 tarihinde başvurucunun -adli kontrol hükümleri uygulanmak suretiyle-

tahliyesine karar vermiş, başvurucu anılan karar uyarınca aynı gün ceza infaz

kurumundan tahliye edilmiştir. Bu durumda başvurucunun tutuklama tedbiriyle

ilgili şikâyetler bakımından tutukluluğunun sona erdirildiği 25/7/2018

tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunması gerekmektedir.

Bu itibarla 2/10/2018 tarihinde yapılan başvuruda tutuklamayla ilgili iddialar

yönünden süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Konutu Terk

Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirinin Hukuki Olmadığına İlişkin

İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu; suç işlediğine dair deliller mevcut

olmadığı ve ayrıca kaçma şüphesi bulunmadığı hâlde hakkında konutu terk etmeme

şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulandığını, ölçüsüz olan bu tedbir

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

46. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında uygulanan adli

kontrol tedbirinin süresi ve uygulanış biçimi gözetildiğinde bu tedbirin

özgürlükten yoksun kalma sonucunu doğurmadığı, bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı yönünden konu bakımından yetkisizlik kararı verilmesinin uygun

olacağı belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca adli kontrol tedbirlerinin tutuklamaya

göre kişi özgürlüğünü daha az kısıtladığına dikkat çekmiş, başvurucu hakkındaki

deliller ve isnat edilen suçun kanunlarda öngörülen cezasının ağırlığı dikkate

alındığında uygulanan adli kontrol tedbirinin hukuki olduğu yönünde görüş

bildirmiştir.

2. Değerlendirme

47. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

48. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013 §

16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

a. Genel

İlkeler

50. Anayasa Mahkemesi konutu terk etmeme şeklindeki adli

kontrol tedbirinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil edip etmediğini Esra Özkan

Özakça kararında incelemiştir. Bu bağlamda ilk olarak kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına yönelik bir müdahale için kişinin rızası olmaksızın en

azından rahatsızlık verecek uzunlukta bir süre boyunca belirli bir yerde fiziki

olarak tutulması gerektiği belirtilmiş, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

bireylerin fiziksel özgürlüğünü güvence altına aldığı yönündeki içtihada (Galip

Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, §§ 34, 35) vurgu yapılmıştır.

51. Anayasa Mahkemesi ikinci olarak kişilerin hareket

serbestisi üzerindeki kısıtlamanın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale

teşkil edip etmediğinin tespitinde temel ölçütün tedbirin derece ve yoğunluğu

olduğu yönündeki içtihada değinmiştir. Buna göre kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı bağlamında hareket serbestisine yönelik kısıtlama, seyahat hürriyetine

yönelik bir müdahaleye göre çok daha ileri derecede ve yoğun olmalıdır.

Sınırlamalardaki derece ya da yoğunluğun değerlendirilmesinde ise söz konusu

tedbirin çeşidi, süresi, etkileri ve uygulanma tarzı gibi çeşitli faktörler ile

bireyin gündelik hayatının devlet tarafından ne ölçüde denetim altında

tutulduğunun dikkate alınması gerekir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,

20/2/2014, § 44).

52. Anayasa Mahkemesi sonrasında konutu terk etmeme

şeklindeki adli kontrol tedbirinin niteliğine ilişkin belirlemelerde

bulunmuştur. Buna göre konutu terk etmemenin tutuklamaya alternatif bir tedbir

olduğunun altı çizilmiş, bu tedbirin şüpheli veya sanığın mahkeme tarafından

belirlenen konutunu mazereti olmaksızın veya izin almaksızın terk etmemesi

olarak tanımlandığına dikkat çekilmiştir. Şüpheli veya sanık hakkında konutu

terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandığında bu kişilerin

konutlarının dışına çıkmaları -mazeretli olmaları veya öncesinde izin almaları

dışında- tedbir süreci boyunca mümkün olmamaktadır. Bu durumda kişiler,

haklarındaki tedbir sona erinceye kadar yaşamlarını sürekli olarak konutlarında

sürdürmek zorundadır (Esra Özkan Özakça, § 75).

53. Bu bağlamda yapılan değerlendirmede; konutu terk

etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kişilerin fiziksel özgürlük alanını

yalnızca ikamet ettiği konutun içiyle sınırlandırması, elektronik kelepçe

takılmak suretiyle infazının söz konusu olması, gün boyunca kesintisiz olarak

devam etmesi ve tedbir şartlarının ihlali hâlinde kişi hakkında tutuklama

tedbirinin uygulanmasına karar verilebilmesi nedeniyle anılan tedbirin

-niteliği, uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla- hareket serbestisi üzerindeki

sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak seyahat hürriyetine nazaran

oldukça ileri bir boyutta olduğu ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

müdahale teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır (Esra Özkan Özakça, § 76).

54. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin

hukukiliğine ilişkin yapılacak incelemeye esas tutulacak ölçütler de Anayasa

Mahkemesince belirlenmiştir. Anılan tedbirin tutuklamaya alternatif bir adli

kontrol tedbiri olması dikkate alındığında -tıpkı tutuklama tedbirinde olduğu

gibi- kanun tarafından öngörülme, kuvvetli suç belirtisinin bulunması,

Anayasa'da öngörülen sınırlama sebeplerinin mevcut olması ve ölçülülük ilkesine

uygunluk kriterleri yönünden incelemeye tabi tutulacağı ifade edilmiştir.

Sayılan kriterlerin takdiri öncelikle konutu terk etmeme şeklindeki adli

kontrol tedbirini uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla

ve delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen

hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine

tabi olacaktır. Anayasa Mahkemesinin bu kapsamdaki denetimi, somut olayın

koşulları dikkate alınarak özellikle tedbirin uygulanmasına ilişkin süreç ve bu

husustaki yargı mercii kararının gerekçeleri üzerinden yapılacaktır (Esra

Özkan Özakça, §§ 78-84).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

55. Başvurucu, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına

suç işleme suçu ile devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya

askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından yürütülen kovuşturma kapsamında

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir kararla 5271 sayılı Kanun'un 109.

maddesi uyarınca konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine tabi

tutulmuştur. Dolayısıyla başvurucu hakkında bir adli kontrol yükümlülüğü olarak

uygulanan konutu terk etmeme tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

56. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan adli kontrol

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce ön

koşul olarak suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

57. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun

savunmasının alındığını, delillerin büyük ölçüde toplandığını ve tutukluluktan

elde edilecek faydanın adli kontrol tedbirleri ile sağlanabilecek olduğunu

belirterek -başvurucunun tahliyesiyle birlikte- konutu terk etmeme suretiyle

adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir (bkz. § 20).

58. Başvurucunun adli kontrol kararının kaldırılmasına

ilişkin başlattığı hukuki süreç sonunda verilen ve inceleme konusu şikâyet

açısından nihai karar niteliğinde olan İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

17/8/2018 tarihli kararında ise özellikle gizli tanık Dua'nın

başvurucunun FETÖ/PDY'nin Ege Bölgesi imamı olan B.B. ile görüştüğüne

ilişkin ifadesi ile bu kişiyi fotoğrafı üzerinden teşhis etmesinin, ayrıca

başvurucunun darbe girişiminin ardından Dan S. adlı kişiyle yaptığı

yazışma içeriğinin dikkate alındığı görülmüştür. Anılan kararda delillerin

toplanma aşamasının devam ettiği, ilgili makamlara gönderilen yazıların

cevaplarının beklendiği belirtilmiş; ardından başvurucu hakkında atılı suçlar

yönünden kuvvetli suç şüphesi ile yabancı uyruklu olmasına binaen kaçma

şüphesinin bulunduğu, adli kontrol tedbirlerinin mevcut delil durumu dikkate

alındığında orantılı olduğu ve adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını

gerektirir nitelikte yeni bir delilin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceği ifade

edilerek başvurucunun itirazı reddedilmiştir (bkz. § 24).

59. Somut olayda başvurucu hakkında konutu terk etmeme

şeklindeki adli kontrol tedbirine esas suçlamaya ilişkin olarak yargı

mercilerinin dayandıkları olgular arasından özellikle tanık beyanlarının

dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda;

i. FETÖ/PDY ile ilgili olarak;

- Başvurucunun pastörlük görevini üstlendiği Diriliş

Kilisesi'nin kuruluşu aşamasında ve sonraki süreçlerde karşılaştığı her türlü

problemi FETÖ/PDY vasıtasıyla çözme eğiliminde olduğu, bu kapsamda örgütün Ege

Bölgesi imamı olan (firari) B.B. adlı avukattan görüş ve destek aldığı

belirtilmiştir (gizli tanık Dua'nın beyanına atfen).

- Başvurucunun FETÖ/PDY mensubu olduğu düşünülen

kişilerle görüştüğü yönünde tanık G.D.nin anlatımları bulunmaktadır. Tanık,

FETÖ/PDY'nin Ege Bölgesi imamı olan B.B.nin yardımcısı konumundaki

firari M.S. adlı kişiyi soruşturma aşamasında teşhis etmiştir.

- Başvurucunun FETÖ/PDY üyeleriyle görüştüğüne dair başka

bir tanık beyanı da vardır. Tanık A.D. örgütün İzmir'deki en üst yöneticisi

konumunda bulunduğunu belirttiği O.T. adlı kişinin başvurucuyla iki kez

görüştüğüne şahit olduğunu, bu görüşmelerden ilkinin Suruç'ta bulunan mülteci

kampında, ikincisinin İzmir'de gerçekleştiğini belirtmiştir. Tanık A.D.

Suruç'taki mülteci kampında yaşayan gençlerin seçilerek İzmir'e gönderildiğini,

bu kişilerden özellikle Ezidi kökenli olanlarının ise başvurucunun kilisesine

yönlendirildiğini ve süreçte oluşan masrafları karşılamak üzere başvurucuya

O.T. tarafından para yardımı yapıldığını ifade etmiştir. Tanık A.D. başvurucunun

FETÖ/PDY kapsamında hakkında soruşturma yürütülen ve kaçak olan Ö.K. adlı

kişiyle de görüştüğünü ancak görüşmenin içeriğini bilmediğini söylemiştir.

ii. PKK ile ilgili olarak;

- Diriliş Kilisesi'ndeki bir grubun sürekli PKK

propagandası yaptığı ve başvurucunun bu kişileri tepkilere rağmen himaye ettiği

(gizli tanık Göktaşı'nın ve tanıklar E.Ç., G.D. ve L.K.nın beyanlarına

atfen), ayrıca başvurucunun bir konuşmasında PKK'nın özgürlük mücadelesi

verdiği ve bu mücadeleye destek verilmesi gerektiğine dair ifadeler kullandığı

belirtilmiştir (tanık L.K.nın ifadesine atfen).

- Gizli tanık Göktaşı, başvurucunun himaye ettiği

ileri sürülen gruba Suriyeli Mehmet [Mohammad Ahmad] ile

B.Y. adlı kişilerin liderlik ettiğini, bu kişilerin örgütün dağ kadrosundan

geldiğini ve yaptıkları her konuşmada PKK'lı olduklarını aleni olarak beyan

ettiklerini ifade etmiştir. Tanık; kilisede aralıklarla toplantı yapıldığını,

bu toplantılara başvurucu ve eşinin yanı sıra Suriyeli Mehmet ve B.Y. ile Agit

isimli kişinin de katıldığını, kendisinin ve kilise cemaatinden çoğu kişinin

toplantılara dâhil edilmediğini belirtmiştir.

- Tanık L.K.; gizli tanık Göktaşı'nın beyanına

benzer şekilde Diriliş Kilisesi'ndeki bazı odalarda aralıklarla özel

toplantılar düzenlendiğini, kendisinin katılamadığı bu toplantılara örgütün

Suriye'deki yapılanması içinde patlayıcı eğitimi aldığını duyduğu Agit adlı

kişi ile örgüt propagandası yapan diğer kişilerin katıldığını, bu odalardan

birine gizli olarak girdiğini ve odada görüp açtığı koli içinde PKK'ya ait

broşürleri bulduğunu ifade etmiştir. Tanık L.K., başvurucu ve Agit adlı kişinin

içinde bulunduğu bir grubun zaman zaman Kobani ve Suruç gibi yerlere seyahat

ettiğini de vurgulamıştır.

- Tanık G.D. Diriliş Kilisesi'nde düzenlenen bazı

ayinlere katılan birçok cemaat üyesinin PKK terör örgütünün sembollerini

taşıdığını veya bu sembolleri içeren elbiseler giydiğini belirterek ayinlerde

örgüt lehine konuşmalar yapıldığını ve sloganlar atıldığını dile getirmiştir.

60. Buna göre başvurucunun FETÖ/PDY ve PKK terör

örgütleriyle örgütsel bir iş birliği içinde bulunduğuna yönelik (kimliği açık)

tanıklar A.D., E.Ç., L.K., G.D. ile gizli tanıklar Dua ve Göktaşı'nın

birbirlerini teyit eden beyanlarının olduğu görülmektedir. Başvurucu da genel

olarak -ifadelerini kabul etmemekle birlikte- bu kişileri tanıdığını

belirtmiştir. Tanık beyanlarında yer alan açıklamalar soyut bir şekilde kanaat

ve değerlendirmelerin dile getirilmesi niteliğinde değil aksine belirli

olaylarla ilgili gözlem ve bilgilerin aktarılması mahiyetindedir. Bu bağlamda

tanık ifadelerinde değinilen olayların yer, zaman ve eylem bilgisi ihtiva

ettiği gözardı edilmemelidir. Gizli tanık Dua'nın başvurucunun

FETÖ/PDY’nin Ege Bölgesi imamı B.B. ile görüştüğüne dair ifadesine

istinaden bu kişiyi fotoğrafı üzerinden teşhis etmesi, aynı şekilde tanık

G.D.nin soruşturma makamlarınca B.B.nin yardımcısı konumunda olduğu belirtilen

firari M.S. adlı kişiyi fotoğrafı üzerinden teşhis etmesi de gözetildiğinde

belirtilen hususların tedbirin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabulünün temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir.

61. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan adli

kontrol tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir.

62. Somut olayda başvurucuya isnat edilen örgüte üye

olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu ile devletin gizli kalması

gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarının

niteliğine ve mevcut delil durumuna bağlı olarak İzmir 2. Ağır Mahkemesince

konutu terk etmeme suretiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar

verildiği, inceleme konusu şikâyet açısından nihai karar niteliğinde olan İzmir

3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/8/2018 tarihli kararında ise başvurucunun yabancı

uyruklu olmasına binaen kaçma şüphesinin bulunduğunun ifade edildiği

görülmektedir.

63. Terörle bağlantılı suçlara ilişkin soruşturma ve

kovuşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi ve özellikle kişilerin

kaçmalarının engellenmesinde tutuklama tedbiri ile konutu terk etmeme şeklindeki

adli kontrol tedbiri dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalabileceği

akılda tutulmalıdır. Başvurucunun iş birliği yaptığı ileri sürülen terör

örgütlerinden FETÖ/PDY yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet gösteren ve ciddi

seviyede uluslararası ittifaklar kurabilen bir yapılanmadır. PKK'nın da başta

Türkiye'ye komşu bazı ülkeler olmak üzere çok sayıda ülkede örgütlenmiş bir

terör örgütü olduğu bilinmektedir. Bu durumda anılan örgütlerle bağlantılı bir

suç işlediği ileri sürülen kişilerin yurt dışına kaçmasının ve yurt dışında

barınmasının diğer kişilere göre daha kolay olduğu gözönüne alınmalıdır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yıldırım Ataş, B. No: 2014/4459,

26/10/2016, § 60; Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 78, 79).

64. Öte yandan başvurucunun konutu terk etmeme suretiyle

adli kontrol altına alınmasına karar verilen örgüte üye olmamakla birlikte

örgüt adına suç işleme suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66).

65. Dolayısıyla somut olayın yukarıda belirtilen özel

koşulları ile Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından verilen kararların içeriği

birlikte gözetildiğinde başka bir ülkenin vatandaşı olan ve FETÖ/PDY ile PKK

terör örgütleriyle bağlantılı suçtan hakkında kovuşturma yürütülen başvurucu

açısından özellikle kaçma şüphesine yönelik olarak adli kontrol tedbiri

nedenlerinin olgusal temelleri olduğu sonucuna varılmıştır.

66. Başvurucu hakkındaki adli kontrol tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da tespiti gerekir. Bu tedbirin Anayasa'nın 13. ve 19.

maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri

dikkate alınmalıdır.

67. Terör suçlarının soruşturulması/kovuşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle

organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde

mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Bu itibarla somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri

dikkate alındığında İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucu hakkında

uyguladığı adli kontrol tedbirinin ölçülü olmadığı söylenemez.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin

hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Muzaffer KORKMAZ Başvurucu : Andrew Craig BRUNSON Vekili : Av. İsmail Cem HALAVURT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/28400, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Gereği Düşünüldü
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Tutuklamanın
  15. B. Konutu Terk
  16. A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/28400
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • M.a. Başvurusu (B. No: 2017/7575)
  • Bahattin Çengel ve Handan Gel Güneş Başvurusu (B. No: 2018/37648)
  • Aligül Yüksel Başvurusu (B. No: 2016/9213)
  • Recep Baş Başvurusu (B. No: 2017/22400)
  • İbrahim Halil Sönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/37210)
  • Özlem Gümüştaş ve Sezin Uçar Başvurusu (B. No: 2018/2014)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.