İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Anwar Mohammed Tareef Zaıd Başvurusu (B. No: 2016/78974)

1. Başvuru yurt dışına döviz çıkarmaya teşebbüs kabahatinden

Başvuru No2016/78974Tarih3 Temmuz 2019Okuma20 dk · 3.949 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Anwar Mohammed Tareef Zaıd Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/78974
R.G. Tarih ve Sayı
31/7/2019-30848
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.949 kelime·20 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru yurt dışına döviz çıkarmaya teşebbüs kabahatinden

ötürü verilen idari para cezasının iptaline rağmen peşin olarak ödenen tutarın

faizinin ve kur kaybının ödenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2017/15925 numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönünden

hukuki irtibat nedeniyle 2016/78974 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine, incelemenin 2016/78974 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyasının kapatılmasına karar

verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Libya uyruklu olup Libya'nın Bingazi şehrinde

ikamet etmektedir.

A. İdari Para Cezası

Süreci

10. Başvurucu 31/3/2012 tarihinde Bingazi'den İstanbul aktarmalı

olarak Ürdün'ün Amman şehrine gitmek üzere yola çıkmış ancak uçağın İstanbul'a

gecikmeli olarak gelmesi üzerine Amman'a gidecek uçağa yetişemeyince 1/4/2012

tarihli -saat 14.25- uçağa bilet almıştır. Havaalanı kontrol noktasında yapılan

arama neticesinde başvurucunun çantasında 2.549.500 Amerikan doları nakit para

bulunmuş ve bu paraya kolluk görevlilerince el konulmuştur.

11. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 13/4/2012 tarihinde,

başvurucuya yurt dışına bildirimsiz döviz çıkarmaya teşebbüs kabahatinden

dolayı 2.270.074 TL tutarında idari para cezası verilmesine karar vermiştir.

Kararda idari para cezasının kanun yoluna başvurulmadan on beş gün içinde

ödenmesi hâlinde 1.702.556 TL olarak ödenebileceği belirtilmiştir.

12. Başvurucu 2/5/2012 tarihinde Bakırköy Mal Müdürlüğü

veznesine 1.702.556 TL tutarında ödeme yapmıştır.

13. Başvurucunun 4/5/2012 tarihinde idari para cezasına yaptığı

itiraz Bakırköy 8. Sulh Ceza Mahkemesince 7/6/2012 tarihinde kabul edilmiştir.

Mahkeme başvurucunun İstanbul aktarmalı olarak Amman'a gitmek üzere seyahate

çıktığına vurgu yapmıştır. Mahkemeye göre başvurucunun Libya'dan yanında

getirdiği döviz cinsi parayı ülkeye sokma amacı bulunmadığı gibi paranın

ülkeden yurt dışına çıkarılması da söz konusu değildir. Mahkeme bu sebeple

isnat edilen kabahatin kanunda öngörülen unsurlarının oluşmadığı sonucuna

varmıştır.

14. Ancak Başsavcılığın itirazı üzerine Bakırköy 16. Asliye Ceza

Mahkemesi itiraza konu kararı kaldırmıştır. Kararın gerekçesinde, hangi sebeple

olursa olsun Türkiye'ye giriş yaptığı sırada başvurucunun çantasında bulunan

parayı yetkili makamlara bildirmemesinin yurt dışına bildirimsiz döviz

çıkarmaya teşebbüs kabahatini oluşturduğu belirtilmiştir.

15. Başvurucu kanun yararına bozma talebinde bulunmuş, Yargıtay

7. Ceza Dairesi 9/10/2013 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasına

karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, kabahatlinin Libya'dan getirdiği döviz

cinsi parayı ülkeye sokmak amacıyla hareket etmediği gibi yurt içindeki dövizin

ülke dışına çıkarılmasının da amaçlanmadığı vurgulanmıştır. Buna göre itirazın

reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği açıklanmıştır.

16. Bozma kararına uyan Asliye Ceza Mahkemesi 22/1/2014

tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığının itirazın reddi ile itiraza konu idari

yaptırımın kaldırılmasına karar vermiştir. Kararın bu şekilde kesinleşmesi

üzerine 27/1/2014 tarihinde başvurucunun ödediği para kendisine iade

edilmiştir.

B. Maliye Bakanlığı

Aleyhine Açılan İdari Dava Süreci

17. Başvurucu iade edilen paranın kanuni faizi ile dövizin

uğradığı değer kaybının ödenmesi talebiyle 10/2/2014 tarihinde Maliye

Bakanlığına başvurmuştur. Maliye Bakanlığı 8/4/2014 tarihli bir yazı ile

talebin uygun görülmediğini başvurucuya bildirmiştir.

18. Başvurucu 3/6/2014 tarihinde Ankara 12. İdare Mahkemesinde

(E.2014/1046) Maliye Bakanlığı aleyhine iptal davası açmıştır.

19. Mahkeme 22/4/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, kanunda idari para cezalarının kesinleşmeden icra yoluyla

tahsil edileceğine ilişkin veya peşin ödeme indiriminden yararlanılarak ödenen

idari para cezasının iadesi hâlinde kanuni faiz ve kur farkı ödeneceğine

ilişkin bir düzenlemenin yer almadığına vurgu yapılmıştır. Mahkeme idari para

cezasının ancak kesinleşmesi hâlinde tahsil edilebilir duruma geleceğine

dikkati çekmiştir. Mahkeme başvurucunun ise cebri icra tehdidi altında

olmaksızın peşin ödeme indiriminden yararlanmak amacıyla ve rızaen

kanun yoluna başvurmadan önce idari para cezası tutarının dörtte üçüne tekabül

eden miktarı ödediğini belirtmiştir. Mahkemeye göre konuyla ilgili olarak

davalı idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığından tazminat

isteminin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

20. Başvurucu istinaf talebinde bulunmuş, Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi 7/10/2016 tarihinde ilk derece mahkemesinin

hükmünü onamıştır. Kararın gerekçesinde, başvurucunun talebine konu ödemenin

bir yargılama sürecine bağlı olarak gerçekleştiği belirtilerek bu kaybı

karşılama yükümlülüğünün davalı idareye ait olduğu sonucuna varılmasının hukuken

mümkün olmadığı açıklanmıştır.

21. Nihai karar başvurucu vekiline 22/11/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 7/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. Adalet Bakanlığı

Aleyhine Açılan İdari Dava Süreci

23. Başvurucu ayrıca haksız yere idari para cezasına

hükmedilmesi nedeniyle uğradığı zararlarının tazmini için Bakanlığa

başvurmuştur. Bakanlık 17/2/2014 tarihli bir yazı ile talebi reddetmiştir.

24. Başvurucu 3/6/2014 tarihinde Ankara 12. İdare Mahkemesinde

(E.2014/1047) Bakanlık aleyhine iptal davası açmıştır.

25. Mahkeme 5/10/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, makul sürede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkının

en önemli ilkelerinden birini oluşturduğu belirtilerek yargılamanın uzun

sürmesi hâlinde devlete bir kusur atfedilebileceği vurgulanmıştır. Mahkeme

bununla birlikte olayda yaşanan hukuki prosedürün usulüne uygun şekilde ve

makul bir sürede tamamlanarak başvurucunun mağduriyetinin giderildiğini

belirtmiştir. Bu sebeple maddi ve manevi zararının ortaya çıkmasında idarenin

hizmet kusurunun bulunmadığını kabul ederek tazminat istemlerinin reddi

gerektiği sonucuna varmıştır.

26. Başvurucu istinaf talebinde bulunmuş, Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 4. Kurulu 27/4/2016 tarihinde usule ve kanuna uygun bulduğu ilk

derece mahkemesinin hükmünü onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de

1/12/2016 tarihinde reddedilmiştir.

27. Nihai karar başvurucu vekiline 10/1/2017 tarihinde tebliğ

edilmekle birlikte başvuru formunda 3/1/2017 tarihinde karardan haberdar

olunduğu bildirilmiştir.

28. Başvurucu 9/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

29. 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini

Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım

ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan

mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle

tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve

vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve

Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Bakanlar

Kurulu salahiyetlidir."

30. 1567 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ikinci ve yedinci

fıkraları şöyledir:

"...

Fiil, 1 inci maddede yazılı kıymetlerin

izinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulması mahiyetinde ise

21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre

suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde kişi; eşya ve kıymetlerin rayiç bedeli

kadar, teşebbüs halinde bu bedelin yarısı kadar idarî para cezası ile

cezalandırılır.

...

Kabahatin konusunu yabancı para oluşturması

halinde, idarî para cezasının hesaplanmasında fiilin işlendiği tarih itibarıyla

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bu paraya ilişkin 'döviz satış kuru' esas

alınır.

..."

31. 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Bakanlar Kurulunun Türk Parasının

Kıymeti Koruma Hakkında 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılı kararının 4.

maddesinin ilgili kısmının ilk hâli şöyledir:

"d) Türkiye'de yerleşik kişiler yurt

dışına çıkışlarında, beraberlerinde 3.000 ABD Doları veya eşitine kadar döviz

çıkarabilirler. Bu miktarın üzerinde döviz çıkarılabilmesi, ancak kendilerine

bankalarca döviz verildiğinin tevsiki kaydıyla mümkündür. Dışarıda yerleşik

kişiler ile Türkiye'de yerleşik sayılmakla birlikte yurt dışında çalışan Türk

uyruklu kişiler, yurda girişlerinde beyan etmiş olmak kaydıyla, 3.000 ABD

Doları veya eşitini aşan miktarlardaki dövizlerini beraberlerinde yurt dışına

serbestçe çıkarabilirler."

32. 20/6/1991 tarihli ve 20907 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Bakanlar Kurulunun 12/6/1991 tarihli ve 91/1935 sayılı Kararı ile 32

sayılı kararının ilgili kısmı şu şekilde değiştirilmiştir:

"f) Yolcular 5.000 ABD Doları veya

eşitine kadar efektifi beraberlerinde yurtdışına çıkarabilirler.

Dışarıda yerleşik kişiler ile Türkiye'de

yerleşik sayılmakla birlikte yurtdışında çalışan Türk uyruklu kişiler, yurda

girişlerinde beyan etmiş olmak, Türkiye'de yerleşik kişiler ise görünmeyen

işlemler çerçevesinde bankalar ve özel finans kurumlarından döviz satın

aldıklarını tevsik etmek kaydıyla 5.000 ABD Doları veya eşitini aşan

miktarlardaki efektifi beraberlerinde yurtdışına serbestçe,

çıkarabilirler."

33. 11/6/2015 tarihli ve 29383 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Bakanlar Kurulunun 14/4/2015 tarihli ve 2015/7603 sayılı kararı ile

32 sayılı kararın ilgili kısmı şu şekilde değiştirilmiştir:

"f) 10.000 Avro veya eşitini aşan

efektifin yurt dışına çıkarılması Bakanlıkça belirlenecek esaslar dahilinde

yapılır."

34.

Hazine Müsteşarlığının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara

ilişkin 2008/32-34 sayılı Tebliğ'in 4. maddesine 30/12/2015 tarihli ve 29578

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan tebliğ ile şu

fıkralar eklenmiştir:

"(2) Yolcu beraberi yapılan 10.000 Avro

veya eşitini aşan döviz çıkışlarında gümrük idarelerine Gümrük ve Ticaret

Bakanlığı tarafından yayımlanan nakit beyan formu ile beyanda bulunulur.

(3)

Yolcu beraberi yapılan 10.000 Avro veya eşitini aşan döviz çıkışlarında beyanda

bulunulmaması veya yanlış ya da yanıltıcı beyanda bulunulduğunun tespiti

halinde söz konusu değerler gümrük idaresince muhafaza altına alınır ve durum

şüpheli kabul edilerek Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirilir.

Ayrıca, gümrük idarelerince Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem

yapılabilmesini teminen Cumhuriyet Savcılıklarına

bildirimde bulunulur."

B. Uluslararası Hukuk

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

36. Para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiaları ile ilgili Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi kararları için bkz. ANO

İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017, §§

39-43; Ferda Yeşiltepe [GK], B.

No: 2014/7621, 25/7/2017, §§ 25-31; Vildan

Utku Atalay, B. No: 2015/4812, 7/2/2019, §§ 25-28.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

42. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvuruya konu iki dava

yönünden yaklaşık 2 yıl 4 aylık ve 2 yıl 6 aylık yargılama sürelerinin makul

olduğu sonucuna varmak gerekir. Bu sebeple makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edilmediği açıktır.

43. Açıklanan gerekçeyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik

nedenleri incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu haksız yere ödemek durumunda kaldığı paranın

-sonradan geri almış olsa da- değer kaybına uğradığını ancak kendisine kanuni

faiz veya döviz kaybı değerinin ödenmediğini belirtmiştir. Başvurucu bu parayı

ödemesi sonrası ticaret hayatının sekteye uğradığından yakınmıştır. Başvurucu

sonuç olarak mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

45. Anayasa’nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucu, adil yargılanma

hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun alacağının değer

kaybına uğratılarak ödendiği yönündeki bütün şikâyetlerinin esas itibarıyla

ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

47. Başvurucu yurt dışına izinsiz döviz çıkarmaya teşebbüs

kabahatini işlediği gerekçesiyle 2/5/2012 tarihinde Bakırköy Mal Müdürlüğü

veznesine 1.702.556 TL tutarında ödeme yapmıştır. Ancak başvurucu idari

yaptırıma itiraz etmiş, itirazı reddedilince kanun yararına bozma yoluna

gitmiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesince 9/10/2013 tarihinde idari yaptırımın

kanuna uygun olmadığı gerekçesiyle Asliye Ceza Mahkemesinin hükmü bozulmuş,

bozma kararına uyan Mahkeme 22/1/2014 tarihinde idari yaptırım kararını

kaldırmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mal varlığına dahil olan bu paranın

kendisinden idari yaptırım olarak haksız yere tahsil edildiği kesinleşmiş yargı

kararıyla sabit olduğuna göre söz konusu para alacağının başvurucu yönünden

Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında mülk teşkil ettiği kuşkusuzdur.

48. Başvuruya konu olayda uygulanacak ilkeler Anayasa

Mahkemesinin Ferda Yeşiltepe

(aynı kararda bkz. §§ 45-76) ile Vildan Utku

Atalay (B. No: 2015/4812, 7/2/2019, §§ 34-42) kararlarında

belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi daha önce değer kaybına ilişkin şikâyetleri mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin

birinci kural çerçevesinde incelemiştir (Ferda

Yeşiltepe, § 51; ANO İnşaat ve

Ticaret Ltd. Şti., § 57). Somut olayda da farklı bir durum söz

konusu olmadığından müdahale, belirtilen genel ilke çerçevesinde incelenmiştir.

49. Anayasa Mahkemesi kamu kurum ve kuruluşlarından olan çeşitli

para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri

daha önce incelemiştir. Buna göre kamu makamlarının para borçlarını makul

olmayan bir gecikme ile ödedikleri durumlarda para alacağında meydana gelen

değer aşınmalarının başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı bir yük

oluşturması hâlinde müdahale ölçülü olmadığından mülkiyet hakkının ihlaline

karar vermiştir (kamulaştırma bedeli yönünden bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,

6/7/2017; bir sosyal güvenlik ödemesi yönünden bkz. Ferda Yeşiltepe; ihale alacağı yönünden bkz. ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.; vergi

iadesi alacağı yönünden bkz. Akel Gıda San.

ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; deprem nedeniyle tazminat

yönünden bkz. Abdulhalim Bozboğa,

B. No: 2013/6880, 23/3/2016; açığa alınan memurun maaş farklarının iadesi

yönünden bkz. Vildan Utku Atalay).

50. Somut olayda idari yaptırım kararının hukuka uygun olmadığı

gerekçesiyle iptali üzerine daha önce ödediği parayı geri alan başvurucu, bu

paradan yararlanamadığı süre için kanuni faiz ve döviz kaybı ödenmesi talebiyle

ilgili bakanlıklara başvurmuş ancak bu talepleri reddedilince açtığı dava da

derece mahkemelerince reddedilmiştir. İlk derece mahkemesi başvurucunun cebri

icra tehdidi altında olmadan bu parayı ödemiş olduğuna vurgu yapmış ve ayrıca

kanunda faiz alacağı ödenebileceğine dair bir düzenleme olmadığını

belirtmiştir. Başvurucunun istinaf talebi üzerine Bölge İdare Mahkemesi ise

idari para cezasının yargısal bir süreçte ödendiğine dikkati çekerek idarenin

sorumluluğunun olmadığı gerekçesine dayanmıştır (bkz. §§ 20, 21).

51. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında -kural

olarak- faiz işletilip işletilmemesi, faiz oranları veya faizin işletilme

tarihleri ya da dönemleriyle ilgili hukuk kurallarını yorumlama görevi

bulunmamaktadır. Bu görev esas itibarıyla derece mahkemelerine düşmektedir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin söz konusu hukuk

kurallarının yorumunun mülkiyet hakkı bağlamında sonuçlarını incelemek

durumundadır.

52. Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak

güncelleştirilmesi yani alacağa hak kazanıldığı tarih ile ödeme tarihi arasında

geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması,

mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybetmesini

önleyebilecek bir araçtır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 42).

53. Faiz ekonomik açıdan paranın

fiyatıdır. Herhangi bir kimse kendisine ait olmayan bir parayı

-hangi isim altında olursa olsun- belli bir süre kullandığında paranın asıl

sahibine faiz ödemek zorundadır.

Çünkü paranın likidite özelliği onun her an, her türlü üretim faktörünü, mal ve

hizmeti satın alabilmesine olanak verir. Daha açık bir deyişle parayı nakit

olarak elinde bulunduran kimse bugünkü

ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi piyasanın yarına

dönük olanaklarından da yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına

veren veya kendine belli tarihte ödenmesi gereken bir miktar para olduğu hâlde

bu parası ödenmeyen kimse ise bu imkânlardan yararlanamaz. Bu nedenle parayı

kullanan kimsenin parayı kullanmaktan vazgeçen kimseye bu kaybını ödemesi

gerekir. İşte faizi doğuran temel neden budur (AYM, E.1988/7, K.1988/27,

27/9/1988).

54. Bu temel neden, paranın değerini sürekli olarak kaybettiği

enflasyon dönemlerinde ayrı bir önem kazanır. Dönem başında kullanmaktan

vazgeçilen ya da hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın satınalma gücü, dönem sonunda enflasyon oranında azalmış

olacaktır. Bu durumda dönem sonunda paranın asıl sahibine ödenmesi gereken

faiz, sadece belli bir dönem için yapılan fedakârlığın karşılığından ibaret

olmayacak; aynı zamanda söz konusu dönemde paranın satın alma gücündeki kaybı

da karşılayacak miktarda olacaktır. Teknik deyişle hem para sahibinin

tasarrufta bulunmasının bedeli ödenecek hem de paranın satın alma gücü

korunacaktır (AYM, E.1988/7, K.1988/27, 27/9/1988).

55. Somut olayda başvurucuya verilen idari para cezasının hukuka

aykırı olduğu ve dolayısıyla kendisinden haksız yere para cezası tahsil edilmiş

olduğu derece mahkemelerince açık bir biçimde saptanmıştır. Başvurucu bu parayı

2/5/2012 tarihinde Mal Müdürlüğü veznesine ödemiş olup başvurduğu yargı süreci

sonunda 27/1/2014 tarihinde para kendisine iade edilebilmiştir. Buna göre

başvurucunun yaklaşık 1 yıl 9 ay boyunca alacağından yoksun kaldığı, diğer bir

deyişle sonradan haksız çıktığı tespit edilen bir idari yaptırım işlemi sonucu

başvurucudan tahsil edilen söz konusu para alacağının yaklaşık 1 yıl 9 ay sonra

başvurucuya iade edilebildiği dikkate alınmalıdır.

56. Başvurucunun kanunun tanıdığı bir imkândan yararlanarak

idari para cezasının dörtte üçünü ödemiş olması kendisinden haksız yere tahsil

edilen bu paradan yoksun kaldığı dönem için faiz ödenmemesini haklı göstermez.

Ayrıca bu süreçte başvurucunun döviz cinsindeki parasına el konulmuş olduğu da

gözetilmelidir. Parasına el konulan başvurucu kanunda belirtilen ödeme yöntemlerinden

lehine olanı tercih ederek idari para cezasının dörtte üçünü ödemiştir. Diğer

taraftan bu paraya el konularak kabahat sürecinin başlatılmasına yol açanın

idari makamlar olduğu, üstelik her durumda söz konusu paranın Mal Müdürlüğü

veznesine yatırılmakla başvurucunun yoksun kaldığı dönem boyunca idarenin

uhdesinde tutulduğu anlaşılmaktadır.

57. Başvurucunun bu parayı döviz olarak ödemediği dikkate

alındığında kur kaybının karşılanması yönündeki talebinin reddi makul olmakla

birlikte derece mahkemelerinin söz konusu yorumları sonucu faiz ödenmemesiyle

başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında değer

kaybına uğratıldığı anlaşılmaktadır. Üstelik kamu makamları ancak kanun

yararına bozma sonrası yapılan ödemedeki gecikmenin makul bir gerekçesini de

ortaya koyamamışlardır.

58. Sonuç olarak başvurucunun alacağına hak kazandığı tarihten

ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre yönünden faiz ödenmemesi suretiyle

mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacağın değer kaybına

uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda müdahaleyle başvurucuya şahsi

olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiğindensöz

konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması

arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu sonucuna

varılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

60. Başvurucu haksız yere idari para cezası verilmesi sonucu

uğradığı zararların giderilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

61. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin

gerekçe ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

62. Somut olayda başvurucunun idari para cezası olarak ödediği

para, bu cezanın hukuka aykırı bulunması nedeniyle iade edilmiştir. Bu paranın

kanuni faiziyle birlikte ödenmesi yönündeki Maliye Bakanlığına yapılan talebin

reddedilmesi ise alacağın değer kaybına uğramak suretiyle başvuran yönünden

aşırı bir külfete neden olduğu için Anayasa Mahkemesince ölçüsüz bulunarak

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (§§ 46-59). Başvurucu

bunun dışında uğradığını iddia ettiği zararları ise somut bir temele

dayandıramamıştır.

63. Buna göre başvuruya konu belirtilen diğer ihlal iddialarıyla

ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını ortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu

bu yükümlülüğü yerine getirmemiştir.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

65. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

66. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

67. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal;

idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

68. İhlalin idari eylem ve işlemden kaynaklandığı durumlarda

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesi her somut olayın koşullarını dikkate alarak yapılması gerekenlere hükmeder.

İdari eylem ve işleme karşı başvurulacak kanun yolları varsa ve bu yollar

tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurunun incelenmesi sonucu ihlal

tespiti yapılmışsa yeniden yargılama yoluyla ilgili mahkemenin tespit edilen

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânının bulunduğu durumlarda kararın

bir örneğinin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilebilir (Yeter Deri Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.,

B. No: 2015/8867, 21/2/2019, § 89).

69. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

70. Başvurucu, ihlallerin tespiti ile sonuçlarının giderilmesi

taleplerinde bulunmuştur.

71. Anayasa Mahkemesi idari para cezasının hukuka aykırı

olduğunun tespit edilerek ödenen paranın iade edilmesine rağmen idare

tarafından faiz ödenmemesi suretiyle alacağın değer kaybına uğratılması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla

somut başvuruda ihlalin idari bir işlemden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ancak

somut olayda bu idari işlem nedeniyle uğranılan zararların giderimi için hukuki

bir yol mevcut olup derece mahkemelerinin başvurucunun tazminat talebini reddetmesi

nedeniyle ihlalin sonuçları giderilememiştir.

72. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 12. İdare Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine, diğer yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

12. İdare Mahkemesine (E.2014/1046, K.2015/1308) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE, diğer yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Anwar Mohammed

Tareef ZAID

Vekili

:

Av. Zekeriya

ÇETİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/78974, 3 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İdari Para Cezası
  7. B. Maliye Bakanlığı
  8. C. Adalet Bakanlığı
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Makul Sürede
  14. B. Mülkiyet Hakkının
  15. C. Diğer İhlal İddiaları
  16. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  17. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  18. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  19. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  20. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Gökcan
  22. Özgüldür
  23. Hakyemez
  24. Çetin
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/78974
Tarih
3 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Anadolu Kayak İşletmeleri ve Turizm Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/6935)
  • Hüseyin Ekinci Başvurusu (B. No: 2016/38867)
  • Güven Boğa Başvurusu (B. No: 2014/17222)
  • Hasan Caner Başvurusu (B. No: 2016/1773)
  • Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/6735)
  • Nobel İlaç Pazarlama ve Sanayii Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/4887)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.