İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Ekinci Başvurusu (B. No: 2016/38867)

1. Başvuru; tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumlarında

Başvuru No2016/38867Tarih3 Temmuz 2019Okuma27 dk · 5.358 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Ekinci Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/38867
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.358 kelime·27 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumlarında

bulunan eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konu ve kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/25591

numaralı bireysel başvuru dosyasının 2016/38867 numaralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

10. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında

terör örgütüne (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel

Devlet Yapılanması, FETÖ/PDY) üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme suçları kapsamında yürütülen soruşturma sürecinde İstanbul

Anadolu 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/7/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve

Silivri 6 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

(Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Başvurucu, 28/4/2017 tarihinde Maltepe 1 Nolu L Tipi Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiş ve 13/11/2018

tarihinde tahliye edilmiştir.

11. Başvurucunun eşi de aynı tarihte ve aynı suçlama kapsamında

tutuklanmış ve Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/8/2016 tarihli

kararıyla 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 114. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca FETÖ/PDY

soruşturmaları kapsamında tutuklanan ve Silivri Ceza İnfaz Kurumlarında tutulan

kişilerin olağanüstü hâl (OHAL) süresince mektup ve faks gibi haberleşme

araçlarını kullanmalarının yasaklanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun

anılan karara karşı yaptığı itiraz Silivri 1. İnfaz Hâkimliğinin 12/1/2017

tarihli, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 10/3/2017 tarihli

kararlarıyla reddedilmiştir.

13. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna

çeşitli tarihlerde (19/9/2016, 30/9/2016, 10/2/2017) dilekçe ile başvurmuş ve

Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan eşiyle yüz yüze görüşme,

telefonla görüşme ve mektupla haberleşme haklarından yararlandırılmayı talep etmiştir.

Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare ve Gözlem Kurulu) 10/2/2017

tarihli kararıyla başvurucunun talepleri reddedilmiştir. Kararda; mevzuat

gereğince farklı ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin görüşme,

telefonlaşma, mektuplaşma hakkından yararlandırılmalarının mümkün olmadığı

belirtilmiştir.

14. Başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulunun söz konusu kararının

kaldırılması talebiyle 20/2/2017 tarihinde Silivri 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz

Hâkimliği) şikâyet dilekçesi sunmuştur. Dilekçesinde, idare tarafından alınan

kararın hukuka aykırı olduğunu belirtmiş ve farklı bir ceza infaz kurumunda

tutuklu olarak bulunan eşiyle görüşebilmesine ve telefon, mektup, faks gibi

araçlarla iletişim kurabilmesine ilişkin taleplerini yinelemiştir.

15. İnfaz Hâkimliğinin 28/2/2017 tarihli kararıyla şikâyetin

reddine karar verilmiştir. Kararda; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

12/8/2016 tarihli kararına değinilmiş ve İdare ve Gözlem Kurulunca verilen

kararın usule ve mevzuata uygun olduğu belirtilmiştir.

16. Başvurucu, söz konusu karara karşı Silivri Ağır Ceza

Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) itiraz etmiş ve İnfaz Hâkimliğince verilen

kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 3/4/2017 tarihli

kararıyla başvurucunun itirazının kısmen kabulüne hükmetmiş ve başvurucunun

başka bir ceza infaz kurumunda tutuklu olan eşiyle telefon görüşmesi

yapabileceğine karar vermiştir. Kesin olarak verilen kararda; ilgili mevzuatta

yasaklayıcı bir düzenleme bulunmadığı, farklı ceza infaz kurumlarında bulunan

tutuklu eşlerin idarenin belirleyeceği gün ve saatlerde telefonla

görüşebileceği belirtilmiştir.

17. Söz konusu karar 26/4/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Kesin nitelikteki karara karşı Bakanlık tarafından -kanun

yararına bozma talebiyle- olağan üstü kanun yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 1.

Ceza Dairesinin 27/11/2017 tarihli kararıyla kanun yararına bozma talebinin

reddine hükmedilmiştir. Kararda; mevzuata göre başvurucunun başka bir ceza

infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşiyle telefonla haberleşme hakkının

bulunduğu, başvurucunun telefonla haberleşme hakkının ilgili Cumhuriyet

savcılığı ya da mahkemesince kısıtlandığına dair bir kararın olmadığı, bu

durumda Silivri Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı

belirtilmiştir (bkz. § 35).

19. Başvurucu, Ağır Ceza Mahkemesince verilen tutuklu eşiyle

telefonla görüşme hakkından yararlanabileceğine dair kararın uygulanması

talebiyle Ceza İnfaz Kurumuna başvurmuştur. Söz konusu talep İdare ve Gözlem

Kurulunun 25/4/2017 tarihli kararıyla teknik alt yapının bulunmaması nedeniyle

reddedilmiştir. Kararda, telefon görüşmelerinin kayıt altına alınması,

dinlenmesi ve eşlerin bu suretle görüştürülmesi için yeterli teknik alt yapının

bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu kararın ardından başvurucu 28/4/2017

tarihinde Maltepe 1 Nolu L Tipi Ceza İnfaz Kurumuna

nakledilmiştir.

20. Anayasa Mahkemesi tarafından ilgili ceza infaz kurumlarına

12/4/2019 ve 16/4/2019 tarihlerinde yazılan müzekkereler ile başvurucunun tutuklu

kaldığı süre boyunca kendisi gibi tutuklu olan eşi ile herhangi bir açık-kapalı

görüş yapıp yapmadığı, eşiyle telefon vasıtasıyla görüşüp görüşmediği, mektup

yoluyla haberleşme sağlayıp sağlamadığı hususlarında eldeki bilgi ve belgelerin

gönderilmesi talep edilmiştir. 16/4/2019 ve 17/4/2019 tarihli cevap

yazılarında; tutuklu kaldıkları dönemde başvurucu ile eşi arasında herhangi bir

görüşmenin gerçekleştirilmediği, tutuklu eşlerin telefonla da görüştürülmediği

yönünde bilgi verilmiştir. Cevap yazılarında; başvurucunun 5/5/2017 tarihinde

bir kez eşiyle mektup yoluyla iletişim kurduğu belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

21. 5275 sayılı Kanun’un ''Hapis

cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" kenar başlıklı 6.

maddesi şöyledir:

"(1) Hapis cezalarının infaz rejimi,

aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

... b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin

düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu

kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan

maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan

diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen

kurallar uyarınca kısıtlanabilir.

c) Cezanın infazında hükümlünün

iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün

kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere

cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik

ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı

saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle

orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu

hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.

e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun

hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve

yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam

hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu

tedbirin alınması zorunludur.

g) Hükümlünün infazın amacına uygun olarak

kanun, tüzük ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunludur.

..."

22. 5275 sayılı Kanun'un

"Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla

eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından

haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha

değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi

tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma

saatleri içinde ziyaret edilebilir.

...

(3)

Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı

ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."

23. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün

telefonla haberleşme hakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Kapalı ceza infaz kurumlarındaki

hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki

ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir

ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu

hükümlüler bakımından kısıtlanabilir."

24. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

hakları" kenar başlıklı 114. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(2) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde

tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul

edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma

evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti bakımından

tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar

koyabilir."

25. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

hakları" kenar başlıklı 114. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tutukluların yazılı haberleşmeleri ile

telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma

evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir. "

26. 5275 sayılı Kanun’un "Tutukluların

yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Bu Kanunun; ... hükümlüler ile

yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi, ... şikâyet ve itiraz, ...

telefonla haberleşme hakkı, ... mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme

hakkı, ... ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde

uygulanacak esaslar, ... ... düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır

nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

27. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname'nin (OHAL KHK'sı) "Soruşturma

ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,

Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen

suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;

...

e) Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi

koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın

hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet

Bakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular

telefonla haberleşme hakkından ancak onbeş günde bir

ve bu bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere

faydalanabilirler."

28. 667 sayılı OHAL KHK'sı, 29/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin

Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile onaylanmıştır. KHK'nın 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesinde aynen kabul

edilmiştir.

29. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) "Telefonla görüşme hakkı" kenar

başlıklı 88. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Kapalı kurumda bulunan hükümlüler,

belgelendirmeleri koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları

ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.

(2)

Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:

a) Hükümlüler, haberleşme veya iletişim

araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreye koyma cezasının

infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolünde bulunan ve kurumun

uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır,

...

e) Hükümlüler, telefon görüşmesi hakkına sahip

oldukları konusunda bilgilendirilir,

...

k) Hükümlü bu maddede belirtilen telefonla

görüşme hakkını kullanabilmek için "Telefon Görüşme Formu" doldurur.

Bu formda; telefon görüşmesi yapmak istediği kişiler ve bunlarla olan yakınlık

derecesini, görüşme yapmak istediği sabit, cep telefon numaraları ile yurtdışı

telefon numarasını, telefon görüşmesi yapacağı yakınlarının açık adreslerini

belirtir ve gerekli belgeler eklendikten sonra idareye verir. İdare gerekli

gördüğü takdirde gideri hükümlüden alınmak koşuluyla formdaki bilgilerin

doğruluğunu araştırabilir. Telefon görüşme formunda yer alan bilgilerde değişiklik

olması halinde hükümlü yeni bir form düzenleyerek idareye bildirir. Hükümlü

tarafından formda gösterilmemiş olan kişilerle telefon görüşmesi yaptırılmaz,

...

f) Hükümlülerin telefonla

görüşme gün ve saatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun

asayiş ve güvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir. Hükümlüler

görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez

ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir.

Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen

numaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan

itibaren on dakikayı geçemez. Ancak tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem

kurulu tarafından belirlenen hükümlüler onbeş günde

bir kez olmak ve on dakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve

babası ile görüşebilir,

...

o) Hükümlülere dışarıdan telefon açılmak

suretiyle görüşme yaptırılmaz,

..."

30. Tüzük'ün "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı

126. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla

eşi, ... ile ... ziyaret edilebilir.

(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki

kimselerin ziyaretine Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin

verilebilir.

...

(4) Hükümlüyü ziyaretin esas ve usulleri,

kapalı ve açık görüş olmak üzere kurumların yapısı dikkate alınarak

yönetmelikte düzenlenir."

31. Tüzük'ün "Tutuklulara uygulanacak hükümler ve yükümlülükleri"

kenar başlıklı 186. maddesi şöyledir:

"(1) Tüzüğün; 1, 4, 6, 9 ilâ 14, 22, 24

ilâ 27, 29 ilâ 31, 40 ilâ 46, 67 ilâ 73, 75 ilâ 96, 99 ilâ 108, 110 ilâ 117,

119 ilâ 132, 143 ilâ 171, 174, 176 ilâ 179, 185, 188, 189 uncu maddelerinde

düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular

hakkında da uygulanabilir."

32. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in

(Ziyaret Yönetmeliği) "Ziyaret

edebilecek kişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin birinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklular; eşi ... ile ...

görüşebilir."

33. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaret

edebilecek kişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin olay tarihinde

yürürlükte olan üçüncü fıkrası şöyledir:

"Aynı ceza infaz kurumu içinde bulunan

hükümlü ve tutuklular, birinci fıkrada sayılan kişilerden olmaları şartıyla bu

Yönetmelik hükümleri kapsamında birbirleri ile görüşebilir."

34. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaret

edebilecek kişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin 5/12/2018

tarihli ve 30616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik

Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen üçüncü fıkrası şöyledir:

"Aynı ceza infaz kurumu ya da birden

fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlarda

barındırılmakta olan hükümlü veya tutuklular, birinci fıkrada sayılan

kişilerden olmaları şartıyla bu Yönetmelik hükümleri kapsamında Cumhuriyet

başsavcılığının yazılı emri ile birbirleriyle görüşebilir."

2. İlgili Yargı Kararı

35. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebiyle yaptığı

bir başvuru üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından verilen 27/11/2017

tarihli ve E.2017/1368, K.2017/4262 sayılı kararın ilgili kısımları şöyledir:

"5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 66. maddesinde hükümlülerin telefonla

haberleşme hakkı düzenlenmiş olup, ... Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 88. maddesinin 1.

fıkrasına göre; ... aynı maddenin 2. fıkrasında telefonla görüşmenin hangi

esaslara göre yapılacağı düzenlenmiştir. ...

Hükümlülerin telefonla haberleşme hakkı ile

ilgili bu düzenlemelerin dışında tutukluların telefonla haberleşme hakkı ile

ilgili ayrı bir düzenlemenin bulunduğu buna göre; ... 667 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinin

1. fıkrasının (e) bendine göre; Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi koşuluyla

sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları ile

vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet Bakanlığı ile

Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular telefonla haberleşme

hakkından ancak onbeş günde bir ve bu bentte sayılan

kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabilirler. 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 114. maddesinin

3. fıkrasına göre; Tutukluların yazılı haberleşmeleri ile telefonla

görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde

hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir.5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 115. maddesine göre; tehlikeli hâlde

bulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin

güvenliğini tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda

bulunan tutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma

evresinde hâkim veya mahkemesince belirli süre ile dışarıyla ilişkisinin,

ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması tedbirinin

uygulanabileceği öngörülmüştür.

667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere

İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 .maddesinin 1. fıkrasının (e.) bendi,

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 114.

maddesinin 3. fıkrası ve aynı kanunun 115. maddesi birlikte

değerlendirildiğinde, telefonla haberleşme hakkı ve bunun kısıtlanması ile

ilgili tutuklular ile ilgili ayrı bir düzenlemenin bulunduğu, bu düzenlemelere

göre tutukluların telefonla haberleşme hakkının soruşturma evresinde Cumhuriyet

savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabileceği,

idarenin bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığı;

Somut olayda ceza infaz kurumunda tutuklu

olarak bulunan Hüseyin Ekinci’nin başka bir ceza infaz kurumunda tutuklu olarak

bulunan eşi ile telefonla haberleşme hakkının bulunduğu, tutuklunun telefonla

haberleşme hakkının Cumhuriyet savcısı ya da mahkemesince kısıtlandığına dair

bir kararın da dosyada bulunmadığı anlaşılmakla;

Tutuklu Hüseyin Ekinci'nin, başka bir ceza

infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşi ile telefonla görüşme talebinin

reddine dair ... Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu

Başkanlığının ... kararına karşı yaptığı şikayetin reddine ilişkin ... İnfaz

Hakimliğinin ... kararının kaldırılmasına dair itiraz merci olan ... Ağır Ceza

Mahkemesinin ... kararında isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına bozma talebinin CMK'nun 309. maddesi gereğince reddine, dosyanın

mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine ...

oybirliğiyle karar verildi."

B. Uluslararası Hukuk

36. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi

şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu

hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla

öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin

ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir

tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel hayata

saygı hakkı, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini

geliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı

güvence altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi

geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas

kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye,

B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11,

9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §

29).

38. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular

Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69).

39. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklı

gösteriyorsa bir tutuklunun özel bir hapishane rejimine veya sınırlayıcı

ziyaret düzenlemelerine tabi tutulması onun Sözleşme'nin 8. maddesi

kapsamındaki hakkına müdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali

anlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, §

123).

40. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§

99-105).

41. AİHM'e göre hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2),

B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, § 127).

Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve düzensizliğin önlenmesi için güvenlik

nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanmalıdır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,

20/5/2008, § 46).

42. AİHM, tutukluların ziyaretçi alma haklarına getirilen

kısıtlamaların güvenlikle ilgili nedenlerle veya bir soruşturmanın meşru

yararlarını koruma gerekliliğiyle haklılaştırılsa da

bu amaçlara bütün tutukluların haklarını kısıtlamayan başka yollarla da

ulaşılabileceğini belirtmiş; oluşturulacak farklı tutukluluk kategorilerine

özel kısıtlamalar getirilebileceğini kabul etmiştir (Laduna/Slovakya, B. No: 31827/02, 13/12/2011, § 66; Varnas/Litvanya, B. No: 42615/06, 9/7/2013, § 119 ).

43. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü

ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısımları şöyledir:

"Dış Dünya ile İlişki

24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta

mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle

ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin

mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

24.2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması,

emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve

suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme ve

ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir merci

tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalar

yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim

kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları

belirlemelidir,

24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler,

mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine

ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla

yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun

için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar ..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

44. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

45. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeme

gücünden yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

47. Başvurucu; kendisi gibi tutuklu olan eşiyle gerek açık

gerekse kapalı usulle görüşemediğini, eşiyle telefonla ve mektup yoluyla

haberleşme imkânından yararlanamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu; eşi ile

hiçbir şekilde görüştürülmemesinin mevzuata aykırı olduğunu, görüşme hakkına

ilişkin açık bir yasağın bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu; devletin,

ailenin huzur ve refahının sağlanması için gerekli tedbirleri almakla yükümlü

olduğunu ancak bu yönde herhangi bir adım atılmadığını belirtmiştir. Telefonla

görüşme hakkının olduğu yönünde verilen kararın ise hukuka aykırı şekilde

uygulanmadığını ve tutuklu eşiyle görüştürülmemesi nedeniyle aile birliğinin

zarar gördüğünü ifade eden başvurucu; adil yargılanma hakkının, özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının, haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. Bakanlık görüşünde; mevzuat gereğince farklı ceza infaz

kurumlarında bulunan eşlerin görüşmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Görüş

yazısında; Anayasa'nın 41. maddesi ve 20. maddesinin birinci fıkrası birlikte

değerlendirildiğinde devletin hükümlü ve tutukluların aileleri ile

görüşmelerini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğü altında olduğu, ancak

idarenin anılan yükümlülüğü yerine getirirken ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz ve doğal sonuçlarını gözetmesi gerektiği ve bu bağlamda takdir

marjının geniş olduğu belirtilmiştir. Görüşte; somut olayda idare tarafından

kullanılan takdir hakkının usule ve yasaya uygun olup olmadığının İnfaz

Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirildiği, ret kararındaki

tespit ve sonuçların mevzuatın uygulanması niteliğinde olduğu, Anayasa'da yer

alan hak ve özgürlükleri ihlâl eder nitelikte olmadığı şeklinde

değerlendirmelere yer verilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı sunduğu cevap

dilekçesinde başvurucu, başvuru dilekçesinde belirttiği iddialarını ve

taleplerini yinelemiştir.

2. Değerlendirme

49. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

50. Başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, ... aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz."

51. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir ...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar..."

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun şikâyetinin özünün kendisi gibi tutuklu olan eşiyle telefonla

ya da yüz yüze olacak şekilde görüşme imkânından yararlanamamasına ilişkin

olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun eşiyle aile hayatının devamını

sağlayacak şekilde -asgari de olsa- iletişimini/temasını sürdürecek önlemlerin

alınmaması yönündeki söz konusu iddianın aile hayatına saygı kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

54. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkate alındığında

kamusal makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin

ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğine

işaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesi

çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını

oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin -Anayasa’nın bütünselliği

ilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkına ilişkin pozitif

yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınması gerektiği açıktır

(Murat Atılgan, B. No: 2013/9047,

7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).

55. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda

tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların

özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin

hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek

önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet

Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36). Bununla beraber bu

yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal

sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir.

56. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini

devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da

-belirtildiği üzere- hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz

sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması doğaldır.

Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç

doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve

yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif

yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına

saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve

mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir

gerekliliktir.

57. Bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini

sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari

düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır. Böylesi bir

yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı

hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gerekliliktir. Birtakım teknik

ya da fiziki olanakların bulunmaması, tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari

şekilde iletişim ve temas kuramamasına gerekçe olarak gösterilemez. Zira

mahpusun ailesiyle iletişim kurması her durumda mutlaka yüz yüze görüştürülmesi

anlamına gelmemektedir.

58. Örneğin farklı yerleşkelerde veya farklı şehirlerde bulunan

ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların birbirleriyle yüz yüze

görüştürülmeleri beklenemez. Ancak yakın aile bağı olan bu durumdaki

mahpusların birbirleriyle uygun vasıtalar aracılığıyla görüştürülmelerinin

sağlanması gerekir. Öte yandan aynı yerleşke içindeki farklı ceza infaz

kurumlarında tutulan yakın aile bireylerinin gerekli güvenlik önlemleri

alınarak mümkün olduğunca belirli dönemlerde yüz yüze görüştürülmeleri aile

hayatına saygı hakkının gerekli kıldığı yükümlülüğün bir parçası olarak

değerlendirilmelidir. Nitekim belirtilen son halde, aile bireylerinin yüz yüze

görüştürülmeleri kamusal makamlara katlanılması mümkün olmayan bir külfet

yüklememektedir.

59. Tüm durumlarda, önemli olan husus yakın aile bireylerinin

birbirlerinden haberdar olabilmeleri, aile hayatlarına ilişkin konuları

konuşabilme imkânından yoksun bırakılmamalarıdır. Elbette aile bireylerinin

birbirleriyle temas etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlamaya

elverişli kabul edilen uygun vasıtaların, suç işlenmesinin önlenmesi ya da yasa

dışı haberleşmenin önüne geçilmesi amacıyla ilgili idare tarafından

denetlenmesi ve gerektiğinde izlenmesi de mümkündür. Bu şekilde denetleme ve

izleme yetkileri olmasına rağmen haklı bir gerekçe olmaksızın kamusal makamlar

tarafından tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari bir iletişim kurmasına

imkân sağlanmaması aile hayatına saygı hakkının ihlaline neden olabilir.

60. Vurgulandığı üzere, tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle

asgari bir iletişim kurmasının sağlanması şeklindeki pozitif yükümlülük

özellikle aile bireylerinin her ikisinin de mahpus olduğu ve aynı yerleşke

içinde tutulmadıkları durumlarda bu kişilerin mutlaka yüz yüze, yakın şekilde

görüştürülmesini gerekli kılmaz. Belirtilen asgari iletişim, söz konusu aile

bireylerinin belirli ve makul aralıkta başta telefon olmak üzere uygun

vasıtalarla birbirleriyle görüştürülmeleri yoluyla da sağlanabilir. Sadece

mektup yoluyla haberleşme ise, istisnai durumlar hariç olmak üzere, aile

bireylerinin birbirleriyle olan ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında korunan

temasın sürdürülmesini sağlamaya uygun bir vasıta olarak kabul edilmemelidir.

Zira mektup yoluyla haberleşme, tek başına aile ilişkilerinin sürdürülmesine

olanak sağlayacak kapsamı ve hızı içeren bir vasıta olanak nitelendirilmeye

elverişli değildir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

61. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016

tarihinden itibaren doksan gün süreyle OHAL ilan edilmiş ve OHAL süreci üçer

aylık sürelerle uzatılarak 18/7/2018 tarihine kadar devam etmiştir.

62. Somut olayda başvurucu, FETÖ/PYD üyesi olma ve anayasal

düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlamalarıyla 21/7/2016 tarihinde

tutuklanarak Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucunun eşi de aynı tarihte

aynı suçlama kapsamında tutuklanmış ve Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

konulmuştur.

63. Başvurucu, tutuklu olduğu eşiyle görüşme talebiyle Ceza

İnfaz Kurumuna başvurmuş ise de gerek görüş hakkından gerekse telefon ve mektup

yoluyla görüşme hakkından yararlanmasının mevzuat gereğince mümkün olmadığı

gerekçesiyle talebi reddedilmiştir. İdare ve Gözlem Kurulunca verilen söz

konusu karar İnfaz Hâkimliği tarafından usule ve yasaya uygun bulunarak

reddedilmiş ise de Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun talebinin kısmen

kabulüne karar verilmiş ve tutuklu olan eşiyle telefonla görüşme hakkının

bulunduğuna hükmedilmiştir. Ceza infaz kurumlarından gönderilen bilgi ve

belgelerden telefonla görüşme hakkına ilişkin söz konusu kararın uygulanmadığı

anlaşılmaktadır.

64. Genel ilkeler kısmında vurgulandığı üzere devletin, hükümlü ve

tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam

ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu

yükümlülük, makul bir gerekliliğin olması durumunda, kamu düzeninin ve kurum

güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda sınırlı bir süre

için yerine getirilmeyebilir. Fakat devlet her durumda tutuklu ya da hükümlünün

ailesiyle asgari bir iletişim kurmasını sağlamak zorundadır. Devlet, bu asgari

iletişimin sağlanması konusundaki yükümlülüğünü gerektiğinde uygun vasıtalar

aracılığıyla da yerine getirebilir. Ayrıca suç işlenmesinin önlenmesi ya da

yasa dışı haberleşmenin önüne geçilmesi amacıyla bu vasıtaların denetlenmesi ve

izlenmesi mümkündür (bkz.§§ 54-60).

65. Başvurucunun, Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre zarfında

kendisi gibi tutuklu olan eşiyle yüz yüze ya da telefon vasıtasıyla hatta

mektup yoluyla dahi görüşemediği anlaşılmaktadır. Devletin, tutuklu olan

başvurucunun eşiyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif

yükümlülüğü bulunmakla birlikte başvurucunun eşinin de tutuklu olduğu dikkate

alındığında söz konusu yükümlülüğün kapsamının somut olayın koşulları özelinde

-bu durumda devletin takdir marjının daha geniş olduğu hususu göz ardı

edilmeden- değerlendirilmesi gerekecektir.

66. Somut olaydaki gibi özellikle farklı ceza infaz kurumlarında

bulunan tutuklu eşlerin yüz yüze görüştürülmeleri konusundaki taleplerin

kamusal makamlar tarafından her durumda karşılanması beklenmemelidir. Zira aile

hayatına saygı hakkı kapsamında kamusal makamlara bu derecede bir pozitif

yükümlülük yüklenemez. Ancak eşlerin her ikisi tutuklu olsa dahi devlet mutlaka

eşler arasında asgari bir iletişimin kurulmasını ve sürdürülmesini sağlamak

zorundadır. Asgari iletişimin telefon gibi uygun bir vasıtayla

gerçekleştirilmesi ve mevzuatta öngörüldüğü üzere suç işlenmesinin önlenmesi ya

da yasa dışı haberleşmenin önüne geçilmesi amacıyla telefon görüşmelerinin

idarece dinlenip kayıt altına alınması da mümkündür (bkz.§ 23).

67. Başvurucunun tutuklu kaldığı ve başvuruya konu olan dönemde

OHAL koşulları geçerli olmuştur. Dolayısıyla 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesi

gereğince terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde

işlenen suçlar sebebiyle tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunanlar OHAL

süresince telefonla haberleşme hakkından on beş günde bir ve on dakikayı

geçmemek üzere faydalanabilme imkânına sahip kılınmışlardır. Yine Yargıtay 1.

Ceza Dairesinin 27/11/2017 tarihli kararıyla başvurucunun başka bir ceza infaz

kurumunda tutuklu olarak bulunan eşiyle telefonla görüşme hakkının bulunduğuna

ve telefonla görüşme hakkının yetkili makamlarca kısıtlandığına dair bir

kararın olmadığı durumlarda tutuklu eşlerin bu haktan yararlanabileceklerine

hükmedilmiştir (bkz. § 35). Söz konusu karara rağmen telefonla görüşme

hakkından başvurucunun yararlandırılmaması nedeniyle eşler arasında asgari bir

iletişimin kurulmasını ve sürdürülmesini sağlama konusundaki yükümlülüğün

devlet tarafından yerine getirildiği söylenemeyecektir.

68. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tutuklu eşler

arasında aile hayatının sürdürülmesine imkân sağlayacak şekilde asgari düzeyde

iletişim kurulmasına uygun bir vasıta olarak değerlendirilebilecek telefonla

görüşme hakkından başvurucunun yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda

eşler arasında asgari bir iletişim kurulmasına imkân sağlayacak şekilde kamusal

makamlarca tedbir alınmadığı ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.

69. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

70.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

71. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkelere yer verilmiştir.

72. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).

73. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

74. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini, ihlale neden olan

hukuka aykırı uygulamaların kaldırılmasını ve toplamda 70.000 TL manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

75. Anayasa Mahkemesi, tutuklu eşler arasında aile hayatının

sürdürülmesine imkân sağlayacak şekilde iletişim kurulmasına uygun bir vasıta

olarak değerlendirilebilecek telefonla görüşme hakkından başvurucunun

yararlandırılmaması nedeniyle, aile hayatına saygı hakkı yönünden devletin

pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği sonucuna ulaşmıştır.

76. Başvurucunun tahliye olduğu, dolayısıyla tutukluluk

koşulları altında telefon gibi uygun bir vasıta aracılığıyla eşiyle görüşmesi

yönünde ilgili yargı merci tarafından bir karar verilebilmesinin mümkün

olmadığı dikkate alındığında yargılamanın yenilenmesi yönünde bir hüküm

kurulması olanaklı değildir.

77. Öte yandan somut olay bağlamında ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi için aile hayatına

saygı hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren

net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

78. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Silivri 2. İnfaz Hâkimliğine

(E.2017/902, K.2017/1128) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Hüseyin

EKİNCİ

Vekili

:

Av. Ali

TOKUL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/38867, 3 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  11. B. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  14. C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile
  15. E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Özgüldür
  19. Hakyemez
  20. Ekinci
  21. Tokul
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/38867
Tarih
3 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Güven Boğa Başvurusu (B. No: 2014/17222)
  • Hasan Caner Başvurusu (B. No: 2016/1773)
  • Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/6735)
  • Nobel İlaç Pazarlama ve Sanayii Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/4887)
  • Berrak Yeşim Ünsal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/10598)
  • Esra Aydın Başvurusu (B. No: 2016/57050)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.