İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Asiye Eleftoz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3094)

1. Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mahkemeye

Başvuru No2014/3094Tarih26 Ekim 2017Okuma13 dk · 2.603 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Asiye Eleftoz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/3094
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.603 kelime·13 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucuların murisleri, 2/11/1992 tarihinde Diyarbakır ili

Silvan ilçesi Dutveren köyünde güvenlik güçleri ile

teröristler arasında meydana gelen silahlı çatışma sırasında hayatlarını

kaybetmişlerdir.

7. Başvurucular, murislerinin öldürülmesinden dolayı 17/7/2014

tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca tazminat ödenmesi talebiyle 22/6/2005

tarihinde Diyarbakır Valiliğine başvuruda bulunmuşlardır.

8. Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar TespitKomisyonu (Zarar Tespit Komisyonu) 6/2/2006 tarihli

kararıyla başvurucuların tazminat talebini reddetmiştir. Zarar Tespit Komisyonu

kararının gerekçesinde, Silvan Cumhuriyet Başsavcılığının 30/3/1993 tarihli

görevsizlik kararından başvurucuların murislerinin terör örgütü mensubu

olduklarının anlaşıldığı, bu sebeple meydana gelen ölüm olayının 5233 sayılı

Kanun kapsamında bulunmadığı belirtilmiştir.

9. Başvurucular söz konusu Zarar Tespit Komisyonu kararının

iptali istemiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır.

Başvurucular dava dilekçesinde murislerinin terörist değil köy halkından

kişiler olduklarını, çatışma sırasında güvenlik güçleri tarafından yanlışlıkla

öldürüldüklerini, bu sebeple ölüm olayının 5233 sayılı Kanun kapsamında

olduğunu ileri sürmüşlerdir.

10. Mahkeme 24/10/2007 tarihli kararıyla dava konusu Zarar

Tespit Komisyonu kararını iptal etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Davaya konu işlemde zarar tespit

komisyonunun davacıların başvurusunu reddetmesinin sebebi olarak; "söz

konusu kişilerin terörist oldukları ve güvenlik güçleri ile girdikleri

çatışmada öldürüldükleri" gösterildiğine göre uyuşmazlığın bu çerçevede

incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

(...)

...dosya içerisinde bulunan belgeler

incelendiğinde;

- Silvan Cumhuriyet Başsavcılığının 30/3/1993

gün ve 1993/22 sayılı Görevsizlik Kararında [M.I.]

ve [C.I.]'nın güvenlik güçleri ile

girilen çatışmada öldüğünün belirtildiği,

- Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıda

bu iki kişi dışında PKK lı teröristlerce güvenlik

güçlerine ateş açıldığının belirtildiği,

- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından

alınan 22/7/2005 günlü sabıka kayıt belgelerinden [M.I.]

ve [C.I.]'nın herhangi bir

sabıkalarının olmadığının anlaşıldığı,

- 9/11/1992 tarihinde Cumhuriyet Savcısı

tarafından ifadesi alınan [M.I.]'nın eşi [F.I.]'nınbeyanında; gece 24

sıralarında kapının çaldığı, asker kıyafetli ve silahlı bir kişinin oğlu ve

kocasını evden aldığını, kocasının veya oğlunun silahının bulunmadığını

belirttiği ve diğer ifadelerin de bu durumu desteklediği görülmektedir.

Diğer taraftan Mahkememizin 16/1/2007 ve

4/4/2007 tarihli kararları ile davalı idareden olaya ilişkin Jandarma tutanağı

istenilmiş ve olay üzerine yakalanan başka şahısların olup olmadığı sorulmuş

olup, söz konusu ara kararlarına davalı idarece cevap verilmediği görülmüştür.

Bütün bu bilgi ve belgelerin

değerlendirilmesinden, [M.I.] ve [C.I.]'nın sıradan birer köylü

oldukları, daha önceye dairterör örgütüne yardım ve

yataklık yaptıklarına ve terörist olduklarına ilişkin herhangi bir bilgi ve

belgenin sunulamadığı, aksine sicil kayıtlarının temiz olduğu, bu kişilerin söz

konusu olay gecesinde güvenlik güçleri ile çatışmaya girdiklerine ilişkin

Jandarma tutanağının istenilmesine rağmen Mahkememize sunulamadığı, yani iddia

edilen çatışma fiilinin bu kişilerle gerçekleştiğine ilişkin bir kanıtın

olmadığı, aynı gece asker kıyafetli bir kişi tarafından evlerinden alındıkları,

yine aynı gecebu iki kişi dışındateröristlerin

bulunduğunun ve bunların güvenlik güçlerine ateş açtıklarının sabit olduğu

anlaşılmış olup, adı geçen kişilerin terörist olduklarına ve güvenlik güçleri

ile çatışmaya girdiklerine ilişkin yeterli ve inandırıcı kanıt idarece dosyaya

sunulamadığından, davalı idare işlemin sebep unsurunu ve iddiasını yeterli

deliller ile ispatlayamamış bulunmaktadır.

Bu durumda, [M.I.]

ve [C.I.]'nın terörist oldukları

gerekçesiyle başvurunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde bu

yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline,(...)"

11. Karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin

21/3/2012 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

12. Başvurucular 3/9/2012 tarihinde Diyarbakır Valiliğine

başvurmuşlar ve Mahkemenin iptal kararı doğrultusunda başvurularının karara

bağlanmasını talep etmişlerdir.

13. Zarar Tespit Komisyonu, söz konusu mahkeme kararı üzerine

yaptığı değerlendirme sonucu 26/12/2012 tarihinde, ölüm olayı nedeniyle oluşan

zarara karşılık başvuruculara 52.321,74 TL tazminat ödenmesine karar vermiş; bu

bedele ilişkin sulhname tasarısı imza davetiyesi

düzenleyerek başvuruculara göndermiştir.

14. Başvurucuların teklif edilen bedeli kabul ettiklerini

belirtmeleri üzerine taraflar arasında sulhname

imzalanmıştır.

15. Tazminat bedelini ödemeden önce Zarar Tespit Komisyonu

başvuruculara ait başvuru dosyasını 29/5/2013 tarihinde yeniden gündeme almış

ve 31/5/2013 tarihli yazıyla konu hakkında Diyarbakır İl Özel İdaresi Hukuk

Müşavirliğinden bilgi ve görüş istemiştir.

16. Diyarbakır İl Özel İdaresi Hukuk Müşavirliğinin 5/8/2013

tarihli cevap yazısında şu tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir: İl

Jandarma Komutanlığınca Zarar Tespit Komisyonuna gönderilen 11/3/2009 tarihli

yazı ekindeki olay yeri tespit ve araştırma tutanağında olay yerinde yapılan araştırmada, başlangıçta araçla

kaçmaya çalışan ve güvenlik görevlilerine ateş eden Dutveren

köyünden 1945 doğumlu [A.] oğlu [M.I.] ile [M.] oğlu [C.I.]'nın (başvurucuların

murisleri)...seri nolu 2 adet kaleşnikof

tüfek ve bu silahlara ait 2 adet şarjör, 18 adet kaleşnikof

boş kovanı, 56 adet 7,62 mm kaleşnikof fişeği, 1 adet

7.65 mm çapında ...seri nolu ...marka tabanca, bu

silaha ait 1 adet şarjör ve 6 adet dolu fişekleri ile ölü olarak bulunduğunun

belirtildiği ifade edilmiştir. İdare Mahkemesinin 16/1/2007 ve 4/4/2007 tarihli

ara kararlarıyla idareden olaya ilişkin jandarma tutanağının istenildiği ancak

olay yeri tespit ve araştırma tutanağının esas hakkındaki karardan sonra Zarar

Tespit Komisyonuna gönderildiği, bu sebeple Mahkemeye ibraz edilemediği

belirtilmiştir. Ayrıca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, olaya katılan iki

örgüt mensubunun ölü olarak ele geçirildiği belirtilerek 13/3/2006 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinin görüldüğü ifade edilmiştir. Bu

verilere göre adı geçen şahısların terör örgütü üyesi olduklarının ve güvenlik

güçleriyle girdikleri çatışmada ölü ele geçirildiklerinin anlaşılması sebebiyle

başvurunun reddi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

17. Zarar Tespit Komisyonu yukarıda belirtilen tespit ve

değerlendirmeleri esas alarak 18/9/2013 tarihli kararıyla ölüm olayının 5233 sayılı

Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle başvurucuların tazminat taleplerini

reddetmiştir.

18. 18/9/2013 tarihli Zarar Tespit Komisyonu kararı 19/2/2014

tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucular 10/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari

yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

1. İdari dava türleri şunlardır:

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,(...)"

21. 2577 sayılı Kanun'un "Kararların

sonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare

ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez."

22. 5233 sayılı Kanun'un "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri

kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî

zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve

usullere ilişkin hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı

dışındadır:

(...)

e) Kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan

zararlar.

(...)"

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini

istemek hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

24. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM),

mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi hakkını

adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e

göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı

zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar.

Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın

sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir

anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan,

B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40).

25. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyet

edilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, B. No:

59498/00, 7/5/2002, § 34; Büker/Türkiye,

B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet

Kılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üst

mercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecek

kararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altına

alınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin, ilk derece mahkemesi

kararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olup

olmadığına bakılmaksızın 6. madde sadece nihai ve bağlayıcı mahkeme

kararlarının uygulanmasını korur. Özellikle de temyiz merciinin, başvuranların

taleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönünde

bulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bu

karara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine aykırı görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99,

15/4/2002,§ 21).

26. AİHM'e göre herhangi bir mahkeme tarafından verilen bir

kararın icrası, 6. maddenin amaçları bağlamında davanın ayrılmaz bir parçası

olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino / İtalya (No. 1) [BD], B. No. 36813/97, 29/3/2006, § 196).

Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak için gerekli önlemleri almada

başarısız olduğu takdirde 6/1. maddenin hükümlerini tüm yararlı etkilerinden

mahrum bırakmış olurlar (Burdov / Rusya, § 37).

27. AİHM; yukarıdaki prensiplerin, sonuçları davacının medeni

hakları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar

bağlamında daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir. Gerçekte

davacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmak

suretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değil aynı

zamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadan

kaldırılmasını talep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekilde

korunması ve hukuka uygunluğun yeniden sağlanması, idari makamların kararı icra

etme yükümlülüğünün olmasını gerektirir (Hornsby / Yunanistan, § 41; Kyrtatos / Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31,32).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucular, Mahkemenin iptal kararı gereğince 5233 sayılı

Kanun kapsamında tazminat ödenmesi gerekirken tesis edilen yeni bir işlem ile

yargı kararının etkisiz kılındığından ve tazminat ödenmediğinden şikâyet

etmektedirler. İdarenin kesinleşmiş yargı kararına bir itirazı olması hâlinde

yargılamanın yenilenmesi yolunu işletebileceğini belirten başvurucular, terör

olayları neticesinde yakınlarını kaybetmeleri sebebiyle uğradıkları zararların

kesinleşmiş yargı kararına rağmen karşılanmaması nedeniyle yaşam hakkının, adil

yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu çerçevede başvurucuların yukarıda yer

verilen şikâyetlerinin özünün kesinleşmiş yargı kararının uygulanmaması

hususuna ilişkin olduğu görüldüğünden belirtilen ihlal iddiası niteliği gereği

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

32. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

33. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"Yasama ve yürütme organları ile idare,

mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını

hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini

geciktiremez."

34. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, yasama ve yürütme organları ile

idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının

değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.

maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır (Arman Mazman,

B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).

35. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü

ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak

iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde

etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

36. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeye

erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme

ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da

kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikte

onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar

uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargı

kararlarının uygulanması "mahkemeye erişim hakkı" kapsamında

değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir karar

vermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde

uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını taraflardan

birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler

bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi

hâllerinde "mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirecektir (Ahmet Yıldırım, B.No:2012/144,

2/10/2013, § 28).

37. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması, ilam

zamanaşımı dolmadığı sürece her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir talebe

rağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklanan bir

süregelen ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu mahkeme kararının

uygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden vazgeçtiği

ya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresinde

yapıldığını kabul etmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkili

olup olmadığının ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının da bu çerçevede

belirlenmesi gerekir (Ahmet Yıldırım,

§ 29).

38. Buna göre somut başvuruda, başvurucuların Mahkeme kararının

uygulanmadığı iddialarını Mahkeme kararı sonrasında alınan 18/9/2013 tarihli

Zarar Tespit Komisyonu kararıyla tazminat taleplerinin yeniden reddedilmesi

suretiyle yargı kararının gereğinin yerine getirilmeyeceği (tazminat

ödenmeyeceği) yönündeki iradenin açıklanmış olması hususuna dayandırdıkları

dikkate alınarak başvurunun süresinde yapıldığı ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından da yetkisi içinde olduğu kabul edilmiştir.

39. Bu kabulden sonra ise öncelikle yargı kararının

uygulanmaması suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına bir müdahalenin

bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Yargı kararının uygulanıp

uygulanmadığının belirlenmesi noktasında da başvuruya konu Mahkeme kararında

kurulan iptal hükmünün mahiyetinin ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu

mahiyetin belirlenmesinde Mahkemenin hükme ulaşırken dayanak aldığı, bir başka

ifadeyle kararın gerekçesinde yer verdiği tespit ve değerlendirmelerin önemli

bir yol gösterici olacağı açıktır.

40. Bireysel başvuruya dayanak davada dava konusu edilen6/2/2006

tarihli Zarar Tespit Komisyonu kararında, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat

ödenmesi için gerekli koşulların oluşmadığı belirtilerek başvurucuların

taleplerinin reddedilme gerekçesi olarak murislerinin

terör örgütü mensubu oldukları, güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada

öldükleri hususunun gösterildiği, bir başka ifadeyle idari işlemin

sebep unsurunun bu olguya dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Mahkemenin de

uyuşmazlığı bu olgu üzerine temellendirdiği veidari

yargılama tekniğinin bir gereği olarak dava konusu işlemin hukuka uygunluğunu

denetlemek amacıyla işlemin sebep unsurunu (gerekçesini) irdelediği

görülmektedir.

41. Bu noktada Mahkemenin, başvurucuların murislerinin terör

örgütü mensubu olduklarına ve güvenlik güçleriyle girdikleri çatışma sırasında

öldüklerine dair yeterli ve inandırıcı delilin idare tarafından dosyaya

sunulmamış olmasına dayanarak idari işlemin gerekçesi olarak gösterilen bu

olgunun ispatlanamamış olması nedeniyle sebep unsuru yönüyle hukuka aykırı

bulduğu idari işlemi iptal ettiği görülmektedir.

42. Bu itibarla yargı kararının uygulanması bağlamında söz

konusu iptal hükmünün, doğruluğu ispatlanmamış gerekçeye dayanan dava konusu

idari işlemin ilk tesis edildiği andan itibaren hukuki varlığının

sonlandırılmasıyla idareyi yükümlü kıldığı, buna karşın doğrudan başvurunun

5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilmesi ve başvuruculara tazminat ödenmesi

gibi bir neticeyi ve zorunluluğu ise bünyesinde barındırmadığı sonucuna

varılmıştır. Bu bağlamda idarenin de iptal kararındaki gerekçeler doğrultusunda

başvuru dosyasını yeniden incelemeye aldığı ve idari işlemin sebep unsurundaki

hukuka aykırılığı gidermeye yönelik araştırma yoluna gittiği, elde ettiği

verilere istinaden yargı denetimine tabi tutulabilecek yeni bir idari işlem

tesis ettiği anlaşılmaktadır. Somut olayın özel koşullarında idarenin bu

tutumunun yargı kararının etkisiz kılınması sonucunu doğurduğundan bir başka

ifadeyle Mahkeme tarafından verilen iptal kararının uygulanmadığından söz

edilemez. Dolayısıyla belirtilen şikâyetler bağlamında başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin olmadığı sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucular

:

1. Asiye

ELEFTOZ

2. Fatma

IŞIK

3. Candan

IŞIK

4. Cuma IŞIK

5. Halide

BİLMEZ

6. İhsan

IŞIK

7. Lamia

SOLMAZ

8. Mensure ŞEN

9. Müzeyyen

EVRUK

10. Zerife ELEFTOZ

Vekili

:

Av. Murat

KORKMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3094, 26 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Başvurunun açıkça
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Eleftoz
  21. Işık
  22. Işık
  23. Bilmez
  24. Işık
  25. Solmaz
  26. Evruk
  27. Korkmaz
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3094
Tarih
26 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Kenan Burukanlı Başvurusu (B. No: 2014/2620)
  • Arkan Tareq Alı Alı Başvurusu (B. No: 2016/9485)
  • Z. A. Başvurusu (B. No: 2013/2928)
  • Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/5093)
  • Celal Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2014/19283)
  • Besime Çetin Başvurusu (B. No: 2014/17809)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.