İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Arkan Tareq Alı Alı Başvurusu (B. No: 2016/9485)

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

Başvuru No2016/9485Tarih26 Ekim 2017Okuma16 dk · 3.101 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Arkan Tareq Alı Alı Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2016/9485
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.101 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

4. Komisyonca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün 73.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından İçtüzük'ün 73.

maddesi uyarınca sınır dışı işleminin durdurulmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili

kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1974 doğumlu olup Irak vatandaşıdır.

10. Başvurucu belirlenemeyen bir tarihte ailesiyle birlikte

yasal yollardan Türkiye'ye giriş yapmıştır.

11. Başvurucu Türkiye'ye geldikten sonra ilk olarak Arkan Hayır

Hizmetleri Derneğini, sonrasında ise Arkan Yatırım ve Ticaret Limited Şirketini

kurmuştur.

12. Başvurucu anılan dernek faaliyetleri kapsamında sağlık

alanında çalışmalar yapmaya başlamış ve bu çerçevede satın aldığı malzemeleri

İstanbul ili Fatih ilçesinde kiraladığı bir depoya yerleştirmiştir.

13. Başvurucu söz konusu faaliyetleri gerçekleştirmek için Fatih

İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkililerinden sözlü olarak izin aldığını

belirtmektedir.

14. Başvurucunun kiraladığı deponun kira ödemesinin gecikmesi

nedeniyle kiralayanla başvurucu arasında anlaşmazlık yaşanması üzerine

kiralayan, Fatih Polis Amirliğine giderek olaya ilişkin suç duyurusunda

bulunmuştur.

15. Başvurucu hakkında tehdit suçundan soruşturma başlatılmış ve

yabancı olması nedeniyle durum İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğüne

(İstanbul Göç İdaresi) bildirilmiştir.

16. İstanbul Göç İdaresi tarafından 19/10/2015 tarihinde,

başvurucunun adli olaya karıştığı, ruhsatsız sağlık polikliniği işlettiği ve

kaçak elektrik kullandığı belirtilerek kamu düzeni, güvenliği ve sağlığı

bakımından tehlike oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim altına alınmasına ve

sınır dışı edilmesine karar verilmiştir.

17. Başvurucu tarafından idari gözetim kararının kaldırılması

istemiyle İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Sulh Ceza Hâkimliği) başvuruda

bulunulmuştur.

18. Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/11/2015 tarihli kararıyla idari

gözetim işleminin sonlandırılmasına ve başvurucunun salıverilmesine karar

verilmiştir.

19. Başvurucu tarafından ayrıca, sınır dışı etme kararın iptali

istemiyle İstanbul 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır.

20. Dava dilekçesinde özetle başvurucunun oturma izninin

bulunduğu, adli soruşturmaya konu olayın doğrudan bina sahibiyle kiralayan

arasında yaşandığı ve kendisiyle ilgisinin bulunmadığı, kurulan hayır derneği

aracılığıyla çok sayıda Arap kökenli göçmene sağlık hizmeti sunulduğu

belirtilmiştir.

21. Dava dilekçesinde ayrıca, başvurucunun ülkesindeki savaş

nedeniyle Türkiye'ye geldiği ve mevzuata göre sınır dışı edilemeyecek

yabancılardan olduğu ifade edilmiştir.

22. Anılan dava İdare Mahkemesinin 26/2/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Dava dosyasının incelenmesinden, Irak

Uyruklu davacının, M.T.T. isimli yabancıdan kurucusu ve başkanlığını yaptığı

A.H.H. Derneğinin merkez adresi olanişyerini

kiraladığı,3 aylık kirayı ödemediği gerekçesiyle adı geçen şahsın işyerini

tahliye etmesini istediği, aralarında husumet yaşandığı, davacının adı geçen

şahsı tehdit ettiği, ayrıca davacının kiraladığı binada tedavi amaçlı gayri

resmi poliklinik açtığı, kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi üzerine

davalı idarece6458 sayılı Yasanın 54. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi

uyarınca işlem tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacının M.T.

isimli yabancı ile karşılıklı olarak atıştıkları ve birbirlerini tehdit ettiği,

davacının ayrıca kiraladığı işyerinde ruhsatsız olarak poliklinik işlettiği vekaçak elektrik kullandığı 16/10/2015 tarihli tutanak ile

tespit edildiği anlaşılan davacının kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu

sağlığını tehdit ettiğinden bahisle 6458 sayılı Yasa'nın 54/d maddesi

kapsamında sınırdışı edilmesine ilişkin işlemde

hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

23. Bu karar, başvurucu vekiline 29/4/2016 tarihinde tebliğ

edilmiş ve 20/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

24. Başvuru formunda, idari dava dilekçesinde belirtilenlerden

farklı olarak DAEŞ terör örgütünün her gün onlarca Irak vatandaşının ölümüne

neden olduğu ve başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde yaşamının tehlikeye

düşeceği belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu’nun "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Kanun,

yabancılarla ilgili iş ve işlemleri; sınırlarda, sınır kapılarında ya da

Türkiye içinde yabancıların münferit koruma talepleri üzerine sağlanacak

uluslararası korumayı, ayrılmaya zorlandıkları ülkeye geri dönemeyen ve

kitlesel olarak Türkiye’ye gelen yabancılara acil olarak sağlanacak geçici

korumayı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve

sorumluluklarını kapsar.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin

taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar ile özel kanunlardaki hükümler saklıdır."

26. 6458 sayılı Kanun’un "Geri

gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamındaki

hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi

tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti

veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında

bulunacağı bir yere gönderilemez."

27. 6458 sayılı Kanun’un 29/10/2016 tarihli ve 676 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (676 sayılı KHK) 35. maddesiyle değişik “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53.

maddesi şöyledir:

“(1) Sınır dışı etme kararı,

Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında

sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına

tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat

tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da

avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş

gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı

etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan

başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş

olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma

süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü

maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası

kapsamındakiler hariç’ yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı

edilmez.”

28. 6458 sayılı Kanun’un 676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle

değişik “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”

kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıda sayılan

yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi

kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,

destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya

destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri

için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan

sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden

fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden

itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden

fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den

yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı

bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,

uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak

değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,

uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında

verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma

hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları

reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından

tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve

(k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru

sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası

koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. ”

29. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etme kararı alınmayacaklar" kenar başlıklı 55. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 54

üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır

dışı etme kararı alınmaz:

a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı

konusunda ciddi emare bulunanlar"

30. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı

veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir

yere gönderilemez."

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası

Mevzuat

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesi şöyledir:

"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.

Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece

hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son

verilemez.

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı

korunmasının sağlanması;

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme;

c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun

olarak bastırılması"

32. Sözleşme'nin "İşkence

yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da

onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

33. Mültecilerin hukuki durumuna dair 28/7/1951 tarihli

Sözleşme'nin (Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir (Cenevre Sözleşmesi,

29/8/1961 tarihli ve 359 sayılı Kanun'la onaylanmış; 5/9/1961 tarihli ve 10898

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir):

“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı,

dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri

dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına,

her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade ("refouler") etmeyecektir.

2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin

güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya

özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir

tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep

edemez.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı

ile kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili

ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir (referans alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88,

7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:

30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç

[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD],

B. No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016):

"AİHM'e göre

yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden

çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisine

ilişkin olup Sözleşme'nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bir

başka deyişle bu tür konularda alınan kararların medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgisi bulunmamaktadır.

Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı

edilmesi hâlinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler

bulunması durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.

Sözleşme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı

etmeme yükümlülüğünü içermektedir.

AİHM, Sözleşme'nin 2. (yaşam hakkı) ve 3.

maddelerinin (işkence ve kötü muamele yasağı) birlikte ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetlerde kural olarak işkence ve kötü muamelenin mutlak şekilde

yasaklandığı gerçeğinden hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı olarak

incelemektedir. Bu kural geri gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı gibi

doğrudan yaşam hakkının konusunu oluşturan şikâyetler bakımından geçerli

değildir.

AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği

bakımından risk oluşturanlar bakımından da geçerli olduğunun ve hatta

uluslararası terörizm tehlikesinin bulunduğu hâllerde bile bu yükümlülüğe bir

istisna getirilemeyeceğinin altını çizmektedir.

AİHM, geri gönderilen ülkede işkence ve kötü

muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde

bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine

dikkat çekmektedir.

AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden

bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız

bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar

sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik olarak)

durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.

AİHM'e göre Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için

işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk

düzeyine ulaşması gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği incelenirken geri

gönderilecek ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen araştırılmalıdır. Bu

araştırma yapılırken bağımsız insan hakları örgütlerinin ve hükûmetlerin

hazırladığı ülke raporlarından yararlanılması mümkündür.

AİHM'e göre başvurucuların kişisel durumlarına ve geri gönderilecekleri

ülkede karşılaşacakları risklere ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama

ve (varsa) iddialarını destekleyen belgeleri sunma yükümlülükleri

bulunmaktadır. Bir başka deyişle başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin

iddialarını ispat külfeti kendilerine aittir."

3. Irak'ın Genel Güvenlik

Durumuna İlişkin Bilgiler

35. Anayasa Mahkemesi, A.A.

ve A.A. ([GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017)başvurusunda

Irak'ıngenel güvenlik durumuna ilişkin bilgilere yer

vermiştir. Somut olay bakımından yapılacak değerlendirmede bu karardaki

bilgiler gözönünde bulundurulacaktır (A.A. ve A.A., §§ 39-41).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu gerek İdare Mahkemesinde görülen davada gerekse

bireysel başvuru formunda sınır dışı edilmesine ilişkin karara dayanak teşkil

eden adli soruşturmadan ağırlıklı olarak bahsetmiştir. Başvurucu anılan

soruşturmanın doğrudan kendisiyle ilgili olmadığını, şikâyete konu olayın

hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunu, dolayısıyla sınır dışı etme kararının

hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

38. Başvurucu ayrıca, ülkesinde DAEŞ terör örgütünün her gün

onlarca insanın ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek sınır dışı edilmesi

hâlinde yaşamının tehlikeye düşeceğini ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde

öldürülebileceğine ya da kötü muameleye maruz kalabileceğine ilişkin iddiaları

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

40. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet

edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye

yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus,

devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin

yabancıları ülkeye kabul veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin bulunduğu

kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınan temel hak

ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu

edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A.,

§ 54).

41. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama

hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence

altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence ve

eziyet" yapılamayacağı, kimsenin "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan" cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer

verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada

genel olarak güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü

fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).

42. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence

altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması

yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve

üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması

gerekir (A.A. ve A.A., § 57).

43. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri, uluslararası hukuk ve

özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri

ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup

gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi

ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., § 59).

44. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek

kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma

sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı

çıkma imkânı" tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü

muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara

sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek

mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A.,

§ 60).

45. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif

yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır

dışı kararı verilen bir yabancıya "iddialarını araştırtma" ve bu

kararı "adil bir şekilde inceletme" imkânı sağlayan usul

güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur (A.A.

ve A.A., § 61).

46. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı

işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu

yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir

(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir

iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu, geri gönderileceği ülkede var

olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde

açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu

iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir

iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık

gösterebileceğinden her olayda ayrıcadeğerlendirme

yapılmalıdır (AA.A. ve A.A., §

63).

47. Başvurucu, sınır dışı etme kararına dayanak teşkil eden adli

soruşturmanın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunu, dolayısıyla sınır dışı etme

kararının 6458 sayılı Kanun'aaykırılık teşkil ettiğini,

sınır dışı edilmesi hâlinde ise ülkesinde kötü muameleye maruz kalacağını ileri

sürmektedir.

48. Kamu makamlarının eylem ve işlemlerinin mevzuata uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bireysel başvuru

kapsamında anılan eylem, işlem veya ihmalin Anayasa’da güvence altına alınan

temel hak ve özgürlüklere bir müdahale oluşturup oluşturmadığıyla sınırlı

olarak inceleme yapılmaktadır. Somut olay bakımından sınır dışı etme kararının

6458 sayılı Kanun'a uygunluğu değil, anılan kararın uygulanması hâlinde

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal

edilip edilmeyeceği değerlendirilecektir.

49. Bu çerçevede öncelikli olarak başvurucunun ülkesinde kötü

muameleye maruz kalacağına ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olup

olmadığının incelenmesi gerekir.

50. Başvuru konusu olayda DAEŞ terör örgütünün her gün Irak'ta

onlarca insanın ölümüne neden olduğu iddia edilmektedir. Söz konusu iddia

temelsiz değildir. DAEŞ'in gerçekleştirdiği terör eylemlerinden

ve ülkelerindeki çatışma ortamından kaçan milyonlarca Suriye ve Irak

vatandaşına Türkiye Cumhuriyeti kapılarını açmıştır. Nitekim Türkiye'de bulunan

ve büyük çoğunluğunu Suriye vatandaşlarının oluşturduğu üç milyonun üzerinde

sığınmacının yaklaşık iki yüz bininin Irak vatandaşı olduğu ifade edilmektedir.

51. Ancak terör örgütünden kaçıldığına ilişkin her iddianın

yalnız başına savunulabilir nitelikte olduğunun kabulü mümkün değildir. Bunun

yanında başvurucunun kişisel durumuna ilişkin mevcut ve muhtemel risklerin

makul şekilde açıklanması, Irak resmî makamlarının bu riski ortadan kaldırmakta

neden yetersiz kalacağının ortaya konması ve varsa bu konudaki bilgi ve

belgelerin sunulması gerekmektedir.

52. Buna karşılık somut olayda başvurucunun, kişisel olarak risk

altında olduğuna ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadığı görülmektedir.

Başvurucunun Irak'ın hangi bölgesinden geldiği bile bilinmemektedir.

Dolayısıyla somut olay bakımından başvurucunun kişisel durumuna ilişkin

araştırma yapmaya elverişli bilgiler vermemesi nedeniyle bu konuda bir

değerlendirme yapılabilmesi mümkün değildir.

53. Öte yandan Irak'ın genel güvenlik durumuna ilişkin

uluslararası alanda faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri tarafından

düzenlenen raporlar incelendiğinde (bkz. § 35), DAEŞ terör örgütünün Irak'ta

ağır insan hakları ihlallerine sebebiyet verdiği ve büyük bir göç dalgası

oluşturduğu görülmektedir. Ancak aynı raporlardan, anılan terör örgütünün

Irak'ın tamamında değil sadece belirli bölgelerinde etkili olduğu da

anlaşılmaktadır. Yine söz konusu raporlarda Irak yönetiminin kontrolü altındaki

bölgelerde vatandaşlarının güvenliğini sağlamakta yetersiz kaldığına dair bir

değerlendirmeye de yer verilmemiştir.

54. Başvurucunun iddiaları ile Anayasa Mahkemesi tarafından

resen araştırılarak elde edilen bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Irak'ın

hangi bölgesinden olduğu bilinmeyen ve geri gönderilmesi hâlinde Irak

yönetiminin gerekli korumayı sağlamakta neden yetersiz kalacağı yönünde bir

açıklamada bulunmayan başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde ülkesinde kötü

muameleye maruz kalacağına ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olmadığı

anlaşılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Mahmut Serhat MAHMUTOĞLU Başvurucu : Arkan Tareq Alı ALI Vekili : Av. Mehmet Akif DÖNMEZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/9485, 26 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/9485
Tarih
26 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Z. A. Başvurusu (B. No: 2013/2928)
  • Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/5093)
  • Celal Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2014/19283)
  • Besime Çetin Başvurusu (B. No: 2014/17809)
  • Engin Selek Başvurusu (B. No: 2015/19816)
  • Yavuz Arslan Başvurusu (B. No: 2014/16433)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.