İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Besime Çetin Başvurusu (B. No: 2014/17809)

1. Başvuru, ölen eşin askerlik borçlanmasının eksik hesaplanması

Başvuru No2014/17809Tarih8 Kasım 2017Okuma15 dk · 3.085 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Besime Çetin Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/17809
R.G. Tarih ve Sayı
3/1/2018 -30290
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.085 kelime·15 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölen eşin askerlik borçlanmasının eksik hesaplanması

ve bu sebeple ölüm aylığının geç bağlanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8 Başvurucu 1946 doğumlu olup Tunceli'nin Pertek ilçesinde

ikamet etmektedir.

9. Başvurucu, ölen eşi A.H.Ç.'in

sigortalı hizmetleri nedeniyle ölüm aylığı bağlanması amacıyla eşinin

askerlikte geçen hizmet sürelerinin borçlanması için 16/2/2007 tarihinde Sosyal

Güvenlik Kurumuna (SGK) müracaat etmiştir.

10. Başvurucunun talebi kabul edilerek 756 günlük askerlik

süresi üzerinden hesaplanan toplam 2.835 TL'nin ödenmesi gerektiği başvurucuya

bildirilmiştir. Başvurucu 21/2/2008 tarihinde söz konusu ödemeyi yapmıştır.

Ancak başvurucunun ölüm aylığına hak kazanabilmesi için beş hizmet günü eksik

olduğundan başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmemiştir.

11. Başvurucu 13/2/2008 tarihinde, ölen eşinin askerlik

süresinin 756 gün değil 766 gün olduğunun tespiti istemiyle SGK aleyhine

Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkemece 19/12/2011

tarihli kararla başvurucunun eşinin askerlik hizmeti sebebiyle borçlanmasının

766 gün üzerinden olması gerektiğinin tespitine hükmedilmiştir. Mahkeme kararı,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 21/5/2013 tarihli kararıyla onanarak

kesinleşmiştir.

12. Askerlik süresinin 766 gün olduğunu tespit eden Mahkemenin

kararının kesinleşmesinden sonra on günlük askerlik borçlanma tutarı olan

104,80 TL de başvurucu tarafından 4/7/2013 tarihinde ödenmiştir. Bunun üzerine

anılan tarihten itibaren başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmiştir.

13. Başvurucu 5/12/2013 tarihinde Mahkemede, ilk ödemeyi yaptığı

21/2/2008 tarihinden ölüm aylığının bağlandığı Temmuz 2013 tarihine kadar geçen

dönemde mahrum kaldığı ölüm aylıklarının tazmini istemiyle SGK aleyhine alacak

davası açmıştır. Dava dilekçesinde, ölen eşin 766 gün askerlik yaptığı Millî

Savunma Bakanlığı tarafından teyit edildiği hâlde SGK tarafından bu sürenin 756

gün olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Başvurucu, SGK'nın

kusuru nedeniyle 21/2/2008 tarihinden Temmuz 2013 tarihine kadar geçen dönemde

ölüm aylığı alamadığını ileri sürmüş ve 10.000 TL tazminatın yasal faiziyle

birlikte tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

14. Mahkeme 13/2/2014 tarihli kararla davayı reddetmiştir.

Kararın gerekçesinde başvurucunun, eşinin askerlik borçlanmasından eksik kalan

on gün karşılığı olan 104,80 TL'yi 4/7/2013 tarihinde ödediği vurgulandıktan

sonra borçlanma miktarının yatırıldığı ayı takip eden ayın başından itibaren

başvurucuya aylık bağlanmasının 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 41. maddesine uygun olduğu

belirtilmiştir.

15. Temyiz üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15/9/2014

tarihli kararı ile Mahkeme kararı kesin olarak onanmıştır. Nihai karar

17/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 13/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun

olay tarihinde yürürlükte bulunan 60. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bölümü şöyledir:

“Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve

şartları aşağıda gösterilmiştir:

...

F) Bu Kanuna göre sigortalı olarak tescil

edilmiş bulunanların, er olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen

sürelerinin tamamını veya bir kısmını, kendilerinin veya hak sahiplerinin

yazılı talepte bulunmaları halinde ve bu Kanunun 78 inci maddesi ile belirlenen

prime esas kazancın alt sınırının talep tarihindeki tutarı üzerinden

hesaplanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini tebliğ

tarihinden itibaren altı ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılır, altı ay

içinde primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz."

18. 506 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 66.

maddesi şöyledir:

“ a) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta

iken, yahut malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz

işlemi tamamlanmamış durumda veya,

b)

Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya

başlamaları sebebiyle kesilmiş durumda yahut,

c)

(Değişik bent: 12/12/2006 - 5561/1 md.) 5 yıldan beri

sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük,

yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda,

Ölen

sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır."

19. 506 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 70.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Sigortalının ölümünde ölüm sigortasından hak

sahibi kimselerine bağlanacak aylıklar, ölümle aylığa hak kazandıkları tarihten

sonraki ay başından başlar."

20. 5510 sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine

bağlanacak aylıklar;

...

b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden

sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi,

takip eden ay başından itibaren

başlatılır..."

21. 5510 sayılı Kanun'un 41. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların;

…

B) Er veya erbaş olarak silâh altında veya

yedek subay okulunda geçen süreleri,

…

Kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı

talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye

göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak

üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32'si üzerinden hesaplanacak

primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile

borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır…

…

Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın

başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın

başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür.

Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda,

ilgililere borcun ödendiği tarihi

takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır."

B. Uluslararası Hukuk

22. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Uğur Ziyaretli,

B. No: 2014/5724, 15/2/2017, §§ 28-31.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, eşinin askerlik hizmetinin 766 gün olduğu hâlde

idarenin hatalı işlemi nedeniyle 756 gün olarak hesaplandığını ve idarenin

kusurundan kaynaklanan bu eksik hesaplama nedeniyle yaklaşık beş yıl ölüm

aylığı almaktan mahrum kaldığını belirtmiştir. Başvurucu, idarenin hatalı

işlemi sebebiyle yaklaşık beş yıllık ölüm aylıklarını alamamasının mülkiyet

hakkı ile sosyal güvenlik hakkının ihlaline yol açtığını ileri sürmüştür.

Başvurucu ayrıca, Mahkemenin bu iddiayı incelemeden gerekçesiz bir şekilde

hüküm kurduğundan yakınmış ve bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği şikâyetinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, ölüm aylığının

ödenmemesine yönelik olduğundan tüm şikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

28. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

29. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.

Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

30. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal

güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden

prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir

ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili

mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına

giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36).

31. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 66.

maddesine göre ölüm aylığı bağlanmasının koşullarından biri de ölen kişinin

sigortalılık süresinde en az 900 gün prim ödemiş olmasıdır. Öte yandan anılan

Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (F) bendiyle, askerlik hizmetinin

borçlanılmasına imkân tanınmıştır. Buna göre borçlanılan askerlik hizmeti de

-borçlanılan tutar altı ay içinde ödenmek kaydıyla- 900 günlük prim hesabında

dikkate alınır.

32. Somut olayda başvurucunun, ölen eşinin askerlik hizmetinin

borçlanılması talebi kabul edilerek 756 gün askerlik süresi üzerinden

hesaplanan 2.835 TL başvurucu tarafından 21/2/2008 tarihinde ödenmiştir. Ancak

başvurucunun ölen eşinin prim ödediği gün sayısı bakımından beş hizmet gününün

eksik olduğu gerekçesiyle başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmemiştir. Bununla

birlikte başvurucunun eşinin askerlik hizmetinin on gün eksik hesaplandığı

Mahkeme kararıyla sabittir. Bu durumda başvurucunun ölüm aylığına hak kazanması

bakımından gerekli olan 900 günlük hizmet koşulu, başvurunun yapıldığı

16/2/2007 tarihi itibarıyla sağlanmıştır. Dolayısıyla ölüm aylığı bağlanması

için aranan 900 gün hizmet süresi koşulunun borçlandırılan tutarların ödendiği

21/2/2008 tarihinde sağlanmış olduğu anlaşıldığından bu tarih ile Temmuz 2013 tarihi

arasındaki döneme ilişkin ölüm aylıkları yönünden Anayasa'nın 35. maddesi

kapsamında koruma gören bir meşru beklentinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

b. Müdahalenin Varlığı ve Türü

33. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, ondan tasarruf etme, ürünlerinden yararlanma olanağı veren bir

haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onun

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca "meşru beklenti" teşkil eden mülk

edinme beklentilerini zedeleyici kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına

müdahale oluşturur (Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).

34. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle "mülkten

barışçıl yararlanma hakkı"na yer verilmiş,

ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. "Mülkten yoksun bırakma" ve "mülkiyetin

kontrolü" mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun

bırakma şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin

kullanımının kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının

malike tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi toplum yararı gözetilerek

belirlenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına

müdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve

mülkiyetin kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin

mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması

gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

§§ 55-58).

35. Başvurucu yönünden meşru beklenti oluşturduğu tespit edilen

21/2/2008 tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm

aylıklarının başvurucuya ödenmemesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil

etmektedir. Meşru beklenti oluşturan ölüm aylıklarının ödenmemesi, mülke

erişimin engellenmesi mahiyeti taşımakta ve bu durumun mülkiyetten barışçıl

yararlanma hakkına müdahale kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

36. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

37. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel

hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna

dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek

yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve

Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

38. 21/2/2008 tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme

ilişkin ölüm aylıklarının başvurucuya ödenmemesinin dayanağı 506 sayılı

Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 70. maddesi ile Mahkemenin karar

verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 35. maddesi olarak

gösterilmiştir.

39. 506 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 70.

maddesinde sigortalının ölümünde ölüm sigortasından hak sahibi kimselere

bağlanacak aylıkların ölümle aylığa hak kazandıkları tarihten sonraki ay

başından başlayacağı düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 35. maddesinin

birinci fıkrasında da benzer hükme yer verilmiştir. Buna göre borçlanılan

primlerin ödendiği tarihi izleyen ay başından itibaren ölüm aylığı ödenmesi

gerekmektedir.

40. Somut olayda başvurucu, ölen eşinin eksik hesaplanan on

günlük askerlik hizmet prim borçlanmasını 4/7/2013 tarihinde ödemiştir.

Değinilen kurallar uyarınca başvurucuya ancak Ağustos 2013 tarihinden itibaren

ölüm aylığı bağlanabilecektir. Dolayısıyla bu hükümlerin 21/2/2008 tarihi ile

Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm aylıklarının başvurucuya

ödenmemesi biçimindeki müdahaleye yeterli düzeyde kanuni dayanak oluşturduğu

sonucuna ulaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

41. Ölüm aylığından yararlanabilmenin 900 gün prim ödemiş olma

koşuluna bağlanmasının temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sisteminin

korunması ve devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu yararına dönük olduğu

açıktır. Dolayısıyla 900 gün prim ödeme koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle

21/2/2008 tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm

aylıklarının başvurucuya ödenmemesinin kamu yararı amacına dayandığı

anlaşılmaktadır. Bu nedenle müdahalenin meşru bir amacının bulunduğu sonucuna

ulaşılmaktadır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

42. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012

E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,

K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19,

29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;

E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

43. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı

değerlendirilirken tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların

yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin

varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin

bulunup bulunmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

44. Öte yandan idarenin "iyi yönetişim" ilkesine uygun

hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. "İyi yönetişim" ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu

söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her

şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 68).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

45. Olayda başvurucunun ölen eşinin askerlik hizmeti 766 gün

olduğu hâlde idare tarafından yanlış hesaplama sonucu 756 gün üzerinden

borçlandırma işlemi yapılmış ve bunun neticesinde ölüm aylığı bağlanması için

gereken 900 gün prim ödeme koşulu, borçlandırılan tutarların ödendiği 21/2/2008

tarihi itibarıyla sağlanamamıştır. Başvurucunun ölen eşinin beş hizmet gününün

eksik olduğu gerekçesiyle başvurucuya o tarihte ölüm aylığı bağlanmamış,

başvurucunun eşinin askerlik hizmetinin 766 gün olduğunu tespit eden Mahkemenin

kararının kesinleşmesinin ardından eksik hesaplanan on günlük askerlik

hizmetine ilişkin olarak çıkarılan borcun 4/7/2013 tarihinde ödenmesi üzerine

Ağustos 2013 tarihinden itibaren başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmiştir.

46. İdarece eksik hesaplanan on günlük askerlik hizmeti de

dikkate alındığında 900 günlük hizmet koşulunun -başvurunun yapıldığı tarih

itibarıyla- sağlandığı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Ayrıca eksik

hesaplanan on günlük askerlik hizmetine ilişkin olarak borçlandırılan tutarın

21/2/2008 tarihi yerine 4/7/2013 tarihinde ödenmesinde başvurucunun herhangi

bir kusuru bulunmamaktadır. 756 günlük borçlandırma tutarlarını ödeyen

başvurucunun, idarenin ilk başvuru ile birlikte doğru hesaplama yapmış olması

hâlinde on günlük borçlandırma farkını da ödemiş olacağı hususu büyük bir

olasılıktır. Aksi bir kanaate varmak için herhangi bir haklı neden görünmemektedir.

Dolayısıyla başvurucunun on günlük borçlandırma farkını 21/2/2008 tarihi yerine

4/7/2013 tarihinde ödemiş olmasının tamamıyla idarenin askerlik hizmetini

yanlış hesaplamış olmasından kaynaklandığı ve on günlük farkın geç ödenmesinde

kusurun bütünüyle idareye ait olduğu anlaşılmaktadır.

47. İdarenin hatalı işlemlerinden kaynaklanan müdahalelerin

sonuçlarını gidermek kamu makamlarının yükümlülüğündedir. İdarenin hatalı

işlemlerinden doğan yükün kişiler üzerinde bırakılması mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Somut olayda idarenin başvurucunun eşinin

askerlik hizmetini on gün eksik hesaplaması ve buna bağlı olarak on güne isabet

eden borçlandırma işlemini zamanında yapmaması nedeniyle başvurucu 21/2/2008

tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm aylıklarından

mahrum kalmıştır. Başvurucunun idarenin kusurundan dolayı bu döneme ilişkin

ölüm aylıklarından yoksun bırakılması başvurucuya orantısız bir külfet

yüklemiştir. Bu durumda kamu yararı ile özel yarar arasında kurulması gereken

makul dengenin başvurucu aleyhine zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle faiz yönünden Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucu; 60.000 TL maddi, 100.000 TL de manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

51. İnceleme sonucunda idarenin, başvurucunun eşinin askerlik

hizmetini on gün eksik hesaplaması ve buna bağlı olarak on güne isabet eden

borçlandırma işlemini zamanında yapmaması dolayısıyla başvurucunun 21/2/2008

tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm aylıklarından

mahrum kalması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Tunceli Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararı karşılığında takdiren 3.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Mülkiyet hakkının ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere kararın Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2013/964) GÖNDERİLMESİNE OYBİRLİĞİYLE,

D. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

E. Tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik

Kurumuna GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/11/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun, ölen eşinin askerlik borçlanmasının eksik

hesaplanması sebebiyle ölüm aylığının geç bağlanmasından dolayı mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine ilişkin bireysel başvurusu kabul edilerek ihlal

kararı verilmiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasına hükmedilmiştir.

Bu karara katılmakla

birlikte, mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesi ve benzer başvurularda kabul

ettiğimiz ilkeye uygun olarak bu hükmün ihlalin sonuçlarının giderilmesi

bakımından yeterli olması sebebiyle, kararın başvurucuya ayrıca manevî tazminat

da ödenmesine ilişkin kısmına katılmıyorum.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Besime ÇETİN

Vekili

:

Av. Hatice

DEMİR

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17809, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012
  13. VI. Hüküm
  14. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. G. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik
  17. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Topal
  22. M. Emin KUZ
  23. Demir
  24. M. Emin KUZ
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17809
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Engin Selek Başvurusu (B. No: 2015/19816)
  • Yavuz Arslan Başvurusu (B. No: 2014/16433)
  • M.l. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7469)
  • Cevdet Bayır Başvurusu (B. No: 2014/11710)
  • Recep Seymen Başvurusu (B. No: 2014/4723)
  • Nadir Kahya Başvurusu (B. No: 2014/16754)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.