İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nadir Kahya Başvurusu (B. No: 2014/16754)

1. Başvuru, özelleştirme kapsamında yapılan görev yeri ve unvan

Başvuru No2014/16754Tarih9 Kasım 2017Okuma14 dk · 2.819 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nadir Kahya Başvurusu

Karar tarihi
9 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/16754
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.819 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, özelleştirme kapsamında yapılan görev yeri ve unvan

değişikliği sonrası özlük haklarının önceki kurumundaki kadrosuna bağlı güncel

değerleriyle ödenmemesi sebebiyle açılan davanın süre aşımı yönünden

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle

de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada başvuru hakkında bir görüş

bildirilmeyeceğini ifade etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1962 doğumlu olup İzmir'de ikamet etmektedir.

9. Başvurucu, Ziraat Bankasında 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli I sayılı cetvele tabi bölge müdür yardımcısı

olarak görev yapmakta iken istihdam fazlası personel olarak 24/5/2002 tarihinde

Ege Üniversitesi Rektörlüğüne araştırmacı olarak atanmıştır.

10. Başvurucu atama işleminden sonra parasal haklarının eksik

ödendiğinden bahisle idareye yaptığı 19/8/2004 tarihli başvurusunun reddine

ilişkin işlemin iptali ve parasal farkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi

istemiyle İzmir 4. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Anılan Mahkemece

29/12/2005 tarihli kararla işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu karar üzerine

idare 25/5/2006 tarihinde parasal farkları yasal faiziyle birlikte banka

hesabına yatırılmak suretiyle başvurucuya ödemiştir.

11. Başvurucu bu karar uyarınca ödemelerin idareye başvuru

tarihi olan 19/8/2004 tarihi yerine atama tarihi olan 24/5/2002 tarihi esas

alınarak yapılması, ayrıca atama tarihinden sonra 15/12/2002 tarihinde 1.

dereceye terfi ettiğinden atandığı tarihteki derece ve kademesine göre

ödenmekte olan özel hizmet tazminatının yükseldiği derece için geçerli oran

dikkate alınarak ödenmesi istemiyle 19/6/2006 tarihinde idareye başvurmuştur.

Başvuru cevap verilmeksizin zımnen reddedilmiştir.

12. Başvurucu zımni ret işleminin iptali istemiyle İzmir 1.

İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 9/10/2006 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece

6/12/2007 tarihli kararla idari işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılarak

dava reddedilmiştir. Kararda 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme

Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesi hükmü uyarınca, atanılan

kadrodaki derece yükselmeleri veya kademe ilerlemelerinin eski kadronun

derecelerinin yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu

doğuramayacağı belirtilmiş ve başvurucunun araştırmacı kadrosuna atandığı

tarihten sonra yapmış olduğu terfi nedeniyle özel hizmet tazminatının,

yükseldiği derece için geçerli oran esas alınarak ödenmesi isteminin yasal bir

temelinin bulunmadığı açıklanmıştır. Kararda ayrıca atama işlemine bağlı olarak

maaş güncellemesi sonucunda oluşan parasal farkların ise İzmir 4. İdare

Mahkemesinin 29/12/2005 tarihli kararı doğrultusunda 19/8/2004 tarihi esas

alınarak yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödendiği vurgulanmış ve bu nedenle

tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığı ifade

edilmiştir.

13. Başvurucunun kararı temyiz etmesi üzerine Danıştay Beşinci

Dairesi (Daire) 22/10/2010 tarihli kararla Mahkeme kararını, davanın süresinde

açılmadığı gerekçesine dayanarak onamıştır. Daire, 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca; bir idari işlemin

kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması

amacıyla üst makama, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makama başvurulmasının

işlemeye başlamış olan dava açma süresini durduracağını ve isteğin reddedilmesi

veya reddedilmiş sayılması hâlinde de dava açma süresinin, durduğu günden

itibaren yeniden işlemeye başlayacağını belirtmiştir. Daire 25/5/2006 tarihinde

yapılan ödemenin eksik olduğu gerekçesiyle 19/6/2006 tarihinde idareye yapılan

başvurunun 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılan bir başvuru

olduğunu değerlendirmiştir. Daire, ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlayan

dava açma süresinin, başvurunun yapıldığı 19/6/2006 tarihinde 25. günde

durduğunu ve başvuruya cevap verilmeyerek zımnen reddedilmiş sayıldığı

18/8/2006 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığını belirtmiş, bu

durumda geriye kalan otuz beş gün içinde en son 22/9/2006 tarihinde açılması

gerekirken 9/10/2006 tarihinde açılan davanın süresinde açılmadığı sonucuna

ulaşmıştır.

14. Başvurucunun karar düzeltme istemi, Dairenin 17/6/2014

tarihli kararıyla reddolunmuştur. Nihai karar

başvurucuya 23/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 23/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“1. Dava açma süresi,... Danıştayda

ve idare mahkemelerinde altmış... gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

...

Tarihi izleyen günden başlar.”

17. 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi şöyledir:

“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan

önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir

işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan,

idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan

idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır.”

B. Uluslararası Hukuk

18. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Ahmet Ersoy ve diğerleri, B. No:

2014/4212, 5/4/2017, §§ 31-35.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca dava açma

süresinin yazılı bildirim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını belirtmiş

ve kendisine herhangi bir bildirim yapılmadığını, paranın banka hesabına

yatırıldığı tarihin dava açma süresinin işleyeme başladığı tarih olarak

kabulünün adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini vurgulamıştır. Başvurucu,

mahkeme kararının uygulanması zorunluluğunun belli bir sürenin geçmesiyle

ortadan kalkmayacağını ifade etmiştir. Süre aşımı kararının yerleşik Danıştay

içtihadına aykırı olduğunu savunan başvurucu ayrıca dava konusu ettiği idari

işlemin yoklukla malul olduğunu ve bu nedenle süre sınırı olmaksızın dava

konusu edilebileceğini iddia etmiştir. Başvurucu sonuç olarak mülkiyet hakkı ve

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

22. Anayasa'nın "Hak arama

hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu tarafından açılan davanın süre

aşımı nedeniyle reddedilmiş olması nedeniyle öne sürülen iddiaların mahkemeye

erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı

Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un, Anayasa'nın 36. maddesinin

birinci fıkrasına "adil yargılanma hakkı" ibaresinin eklenmesine

ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde, "değişiklikle

Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne

dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36.

maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin

eklenmesinin amacının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) düzenlenen

adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban, B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§

53).

25. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,

B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

26. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,

E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014). Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve

uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili

bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, §

52).

27. Dava konusu edilen uyuşmazlığın esasının incelenmesini

engelleyen yasal düzenleme ve uygulama, mahkemeye erişim hakkına müdahale

teşkil eder. Somut olayda başvurucu tarafından açılan davanın süre aşımı

nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi

nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememiş olmasının, mahkemeye erişim

hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

28. Mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılması mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede

bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel

ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin gözönünde

bulundurulması gerekmektedir.

29. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Anılan madde uyarınca mahkemeye erişim hakkına ilişkin

sınırlandırmaların da kanuna dayanması, hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı

kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38; İbrahim Can Kişi,

B.No:2012/1052, 23/7/2014, § 36). Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, § 52).

31. Mahkeme tarafından 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile 11.

maddesine dayanılarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Dolayısıyla müdahalenin yasal dayanağı bulunmaktadır.

32. İdari işlemlere karşı dava açmanın belli bir süreyle

sınırlanması idari istikrar gerekçesine dayandırılmaktadır. İdari istikrarın

sağlanması Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereğidir. Dolayısıyla kanun koyucunun idari istikrarın sağlanması gayesiyle

idari işlemlere karşı dava açılmasını belli bir süreyle sınırlamasının anayasal

açıdan meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.

33. Son olarak müdahalenin ölçülü olup olmadığı irdelenmelidir.

Ölçülülük ilkesi, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı

gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımından

müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir. Öngörülen tedbirin, maliki olağan dışı ve aşırı bir yük altına

sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149,

K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131,

14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014;

E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16,

K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 38). Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili

yasal düzenlemelerle birlikte somut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönünde bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri, B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).

34. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca idari işlemlere

karşı idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gün olup bu süre, kural

olarak idari işlemin yazılı tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Bununla

birlikte anılan Kanun'un 11. maddesi uyarınca ilgililerin idari yargıda dava

açmadan önce ve dava açma süresi içinde idari işlemin kaldırılması, geri

alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst

makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan istemeleri mümkündür. Tebliğ ile

işlemeye başlamış olan dava açma süresi idareye başvurulduğu tarihte durur ve

isteğin reddedilmesi veya altmış gün içinde cevap verilmeyerek reddedilmiş

sayılması hâlinde kaldığı yerden işlemeye devam eder.

35. Somut olayda Daire, mahkeme kararı uyarınca hesaplanan

parasal hakların başvurucunun banka hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği

25/5/2006 tarihinde başvurucunun eksik ödeme işleminden haberdar olduğunu ve

dava açma süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başladığını kabul edilmiştir.

Başvurucu ise kendisine yazılı bir bildirim yapılması gerektiğini öne

sürmüştür.

36. Anayasa'nın 125. maddesinin üçüncü fıkrasında, idari

işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim/tebligat tarihinden

itibaren başlayacağı belirtilmiştir.

37. Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin, bu

işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun

şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının

belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan

hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne

uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve

savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama

hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

38. Anayasa'nın 125. maddesinin üçüncü fıkrasında dava açma

süresinin yazılı bildirim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı belirtilmiş,

ancak yazılı bildirimin yapılış usulüne ilişkin herhangi bir sınırlayıcı hükme

yer verilmemiştir. Bu durumda, dava açma süresinin, her durumda idari işlemin

imza karşılığında bilfiil muhatabına tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye

başlayacağının söylenmesi mümkün değildir. Olayın somut koşullarının, idari

işlemin ilgilisine yazılı olarak bildirilmesini gereksiz kıldığı durumlarda

veya ilgilinin, tüm yönleriyle idari işlemin içeriğinden zaten haberdar olduğu

hâllerde dava açma süresinin işlemeye başlaması için muhatabına imza karşılığı

yapılmış bir bildirimin bulunması gerekmeyebilir. Zira bu durumlarda, yazılı

bildirim ile amaçlanan, muhatabın işlemden haberdar olması hususu zaten

sağlandığından dava açma süresinin işleyebilmesi için ayrıca yazılı bildirimin

şart koşulması, idari işleme karşı dava açılmasının bir süreye bağlanmış

olmasını anlamsız kılabilir.

39. İdare tarafından mahkeme kararının gereği olan parasal

haklar 25/5/2006 tarihinde başvurucunun banka hesabına yatırılmıştır. Paranın

bankaya yatırıldığı hususu başvurucuya bildirilmemiş ise de Mahkeme kararı

başvurucunun bilgisi dâhilindedir. İzmir 4. İdare Mahkemesinin 29/12/2005

tarihli kararı, başvurucunun talep ettiği parasal farkların yasal faiziyle

birlikte başvurucuya otuz gün içinde ödenmesini gerektirdiğinden başvurucunun

anılan Mahkemeye bildirdiği banka hesabını kontrol etme yükümlülüğü ve

sorumluluğu bulunmaktadır. Başvurucunun, kendi hâkimiyeti altında bulunan banka

hesabını kontrol etmesi başvurucuya aşırı ve olağanın ötesinde bir külfet de

yüklememektedir. Öte yandan paranın bankaya yatırıldığına dair ayrıca bir

tebligat yapılmasının anlamsızlığı da ortadadır. Dolayısıyla paranın

başvurucunun banka hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği tarihte eksik ödeme

işleminden haberdar olduğunun kabulü suretiyle eksik ödenen tutarlar için dava

açma süresinin bu tarihten itibaren hesaplanmış olmasının başvurucuya aşırı ve

katlanılamaz bir külfet yüklenmediği sonucuna ulaşılmaktadır.

40. Öte yandan başvurucu Mahkeme kararının uygulanması

zorunluluğunun belli bir sürenin geçmesiyle ortadan kalkmayacağını ileri

sürmekte ise de somut olayda eksik ödendiği iddia edilen parasal hakların İzmir

4. İdare Mahkemesinin 29/12/2005 tarihli kararının kapsamında olup olmadığı,

diğer bir ifadeyle anılan kararın başvurucunun iddia ettiği parasal hakların da

ödenmesini gerektirip gerektirmediği hususu açık değildir. İlk derece mahkemesi

tarafından davanın reddine hükmedilmekle İzmir 4. İdare Mahkemesinin 29/12/2005

tarihli kararının, eksik ödendiği iddia edilen parasal hakları kapsamadığı

kabul edilmiştir. Daire tarafından da ilk derece mahkemesinin bu kanaatinin

aksine bir görüş açıklanmamıştır. Bu koşullar çerçevesinde, İzmir 4. İdare

Mahkemesinin 29/12/2005 tarihli kararının, başvurucunun iddia ettiği parasal

hakların da ödenmesini gerektirdiği sonucuna ulaşılması mümkün görülmemiştir.

41. Sonuç olarak mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir

ihlalin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

43. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

47. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 7 yıl 8 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

48. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

49. Başvurucu eşitlik ilkesi ve çalışma hakkının da ihlal

edildiğini öne sürmüş ise de başvurunun eşitlik ilkesiyle bir ilgisi

görülmediğinden ve çalışma hakkı ise Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruması

kapsamında bulunmadığından bu haklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

52. Başvuruda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

53. Başvurucu tazminat talebinde bulunmadığından tazminata

hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun diğer iddialarının incelenmesine GEREK OLMADIĞINA,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Nadir KAHYA Vekili : Av. Ali Hıdır SAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/16754, 9 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan
  12. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  13. C. Diğer İhlal İddiaları
  14. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/16754
Tarih
9 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Abdulvahap Can ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3793)
  • Emine Hanım Turhan ve Fatma Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/6161)
  • Suat Özcan Başvurusu (B. No: 2014/12522)
  • Abbas Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17715)
  • Haci Boğatekin Başvurusu (B. No: 2014/12162)
  • T. A. Başvurusu (B. No: 2014/1150)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.