İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Suat Özcan Başvurusu (B. No: 2014/12522)

1. Başvuru, mesleki nedenlerle yürütülen bir soruşturma

Başvuru No2014/12522Tarih8 Kasım 2017Okuma13 dk · 2.558 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Suat Özcan Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/12522
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.558 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mesleki nedenlerle yürütülen bir soruşturma

sırasında başvurucunun dinî görüşünün ve mezhebinin araştırılmasının özel

hayata saygı gösterilmesini isteme hakkını; kamu görevlileri hakkındaki

şikâyetlerinin eksik ve yetersiz incelemeyle reddedilmesinin adil yargılanma

hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/8/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Ankara'daki bir devlet okulunda felsefe öğretmeni

olarak görev yapmaktadır.

10. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından aynı okulda görev yapan ve

aralarında başvurucunun da bulunduğu bazı kişiler hakkında okul müdür

yardımcısının şikâyeti üzerine soruşturma başlatılmıştır.

11. Bu soruşturma sonrasında gerek başvurucuya gerekse tanık

sıfatıyla ifadelerine başvurulan diğer kişilere mezhebiyle ilgili sorular

sorulduğu ve bu kişilerin rencide edildiği ileri sürülerek soruşturmayı yapan

denetçilerin görevini kötüye kullandıkları iddiasıyla 20/9/2013

tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

12. 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca

yapılan ön inceleme neticesinde Millî Eğitim Bakanlığının 6/2/2014 tarihli

kararı ile ilgili denetçiler hakkında soruşturma izni verilmemiştir.

13. Başvurucu, 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni

verilmemesine dairkarara karşı şikâyetçi sıfatıyla 24/2/2014 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazda

bulunmuştur.

14. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunun 21/5/2014

tarihli kararıyla ön inceleme raporu ve eki belgelerde yer alan tespitlerin

isnat edilen eylemden dolayı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması

yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olmadığı gerekçesiyle itiraz

reddedilmiştir.

15.Ret kararı 5/7/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 4/8/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4483 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:

"Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık

müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup,

bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre

işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu

görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde

bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor

düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden

çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı

ayrı belirtilir.

Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya

verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur."

18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesi şöyledir:

"(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini

ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi

halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81

md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya

sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla

yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur."

19. 5237 sayılı Kanun'un 135. maddesi şöyledir:

"(1) Hukuka aykırı olarak kişisel

verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi

veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki

eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal

bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza

yarı oranında artırılır."

20. 5237 sayılı Kanun'un 136. maddesi şöyledir:

"(1) Kişisel verileri,

hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki

yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

21. 5237 sayılı Kanun'un 137. maddesi şöyledir:

"1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan

suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin

verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı

kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı

oranında artırılır."

22. 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesi şöyledir:

"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan

haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin

mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir

menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan

haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek,

kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız

bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105

md.)"

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayata Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu;

i.2012 yılında öğrencileri kendisine

karşı kışkırtması nedeniyle okul müdür yardımcısı hakkında şikâyette

bulunduğunu, ilgili kişiye disiplin cezası verildiğini, bunun üzerine müdür

yardımcısının kendisini, okul müdürünü ve il eğitim denetçisini Millî Eğitim Bakanlığına

şikâyet ettiğini, şikâyet üzerine tekrar soruşturma başlatıldığını

belirtmiştir.

ii. Millî Eğitim Bakanlığı denetçilerinin soruşturma sırasında

hakkında soruşturma yaptıkları kişilerin dinî görüşlerini ve mezhebini

araştırdığını, tanıklara bu konuda sorular sorulduğunu, mezhebinin

araştırılmasının kendisini üzdüğünü ve rencide olmasına yol açtığını ifade

etmiştir.

25. Bakanlık, özel hayata saygı gösterilmesi hakkı kapsamında

Anayasa Mahkemesinin benzer konulardaki önceki içtihatlarından bahsetmiş ve

başvurunun idari yargıda tam yargı davası açılmadığından bahisle kabul edilemez

bulunması gerektiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 1879/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, şikâyet

ettiği kişiler hakkında soruşturma izni verilmemesi ve hakkındaki soruşturma

sırasında kamu görevlilerinin kendisinin mezhebini sorguladığı iddialarına

ilişkindir. Başvurucunun ileri sürdüğü şikâyetlerin niteliği dikkate

alındığında başvurunun Anayasa’nın 20. ve 36. maddeleri bağlamında incelenmesi

gerekmektedir. Buna göre başvurucunun şikâyetleri adil yargılanma hakkı ile özel

hayatın gizliliği ilkesi kapsamında değerlendirilmiştir.

27. İddianın değerlendirilmesine esas alınacak olan Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı

20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

28. Anayasa'nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği hakkı

düzenlenmiştir. Özel hayat geniş bir kavram olup bu kavramın kapsayıcı bir

tanımının yapılması oldukça zordur(Ata

Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §

30). Özel yaşama saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de

bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece yalnız bırakılma

hakkından ibaret olmayıp bu hak bireyin kendisi hakkındaki bilgileri kontrol

edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin kendisine ilişkin herhangi

bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilere

başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına kullanılamaması, kısacası

bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati bulunmaktadır. Bu husus,

bireyin kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğini belirleme hakkına işaret

etmektedir (AYM, E.2009/1, K.2011/82, 18/5/2011;

E.1986/24, K.1987/8, 31/3/1987; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 37).

29.Bunun yanında mahremiyet hakkı; isim, görüntü, itibar, aile

bilgisi, cinsel kimlik, sağlık, iletişimin gizliliği gibi birçok değişik duruma

uygulana gelmektedir (Adem Yüksel [GK], B. No: 2013/9045, 1/6/2016,

§ 58). Bu kapsamda kişilerin etnik yahut mezhepsel kökenlerine ilişkin

bilgilerin de özel yaşama saygı hakkı içinde mahremiyet hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir.

30.Anayasa'nın 20. maddesinin amacı esas olarak bireylerin özel

hayatlarına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerin

önlenmesidir. Devletin ayrıca özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını etkili

olarak koruma ve saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (X ve Y/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, § 23).

31.Başvuru dosyasına konu olaydan önce başvurucunun görev

yaptığı okulda idari bir soruşturma yürütüldüğünü belirtmek gerekir. Bu ilk

soruşturmanın tamamlanmasından sonra soruşturmada usulsüzlük ve ayrımcılık

yapıldığı ileri sürülerek idareye şikâyette bulunulmuştur.

32. Bu kapsamda idare, ileri sürülen ayrımcılık ve usulsüzlük

iddiasını araştırmak için bir idari soruşturma daha başlatmıştır. Dolayısıyla

başvurucunun ifadesinin alınmasına neden olan soruşturma, olayların geçtiği

okulda öğretmenler ve idareciler arasında ayrımcılık ve hukuka aykırılık

yapıldığı yönündeki bir şikâyet üzerine başlamıştır. Başka bir deyişle

soruşturmacılar bahse konu okulda yapıldığı ileri sürülen ayrımcılık

uygulamalarını ve varsa bu uygulamaların temelini soruşturmaktadırlar. Başvurucu;

bu soruşturma sırasında dinî inancının ve mezhebinin araştırıldığını, hukuka

aykırı bir fiilde bulunulduğunu ileri sürmektedir.

33. Somut olayda başka soruların yanında başvurucuya ve diğer

soruşturulanlara mezheplerine ilişkin sorular sorulmuştur. Bu nitelikteki bir

soruşturmada olayın aydınlığa kavuşturulması amacıyla ilgililere, mezheplerine

ilişkin sorular sorulması makul karşılanabilir bir durumdur. Öte yandan

soruşturmacıların kişilerin mezheplerine ilişkin olanlar da dâhil olmak üzere özel

hayatlarına dair bilgileri onların temel haklarına müdahale edecek şekilde

yaydıkları ya da soruşturmanın amacı dışında kullandıkları iddia edilmemiştir.

34. Ayrıca başvurucu hakkında tesis edilen herhangi bir yaptırım

kararı da bulunmamaktadır. Bireysel başvuruya konu şikâyet öncesinde tamamlanan

ikinci idari soruşturmanın açılma sebebi ve konusu, somut olarak bir

mağduriyetin başvurucu tarafından ortaya konulamaması nazara alındığında

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM ve Osman Alifeyyaz

PAKSÜT bu görüşe katılmamışlardır.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu, görevlerini kötüye kullanan kamu görevlileri

hakkında soruşturma izni verilmemesinin ve buna ilişkin karara karşı yaptığı

itirazın eksik ve yetersiz incelemeyle reddedilmesinin Anayasa'nın 13., 17., 24., 36. ve 49. maddelerinde güvence altına alınan

hakların ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Suç işlediğini düşündüğü üçüncü kişilerin cezalandırılmasını

talep eden mağdur, suçtan zarar gören şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz

kişilerin adil yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki şikâyetleri,

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) yer alan temel hak ve

özgürlüklerin ortak koruma alanı dışında kalmaktadır (Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, §§ 21-25).

37. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ve

bir "suç isnadının" esasının karara bağlanması esnasında geçerli

olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bahsedilen

hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan

başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya

konu olamaz. Dolayısıyla bir ceza davasında; haklarında suç isnadı bulunmayan

mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler Sözleşme’nin

6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§§ 23, 24).

38. Somut olayda suç isnadına ilişkin olmayan ve üçüncü kişinin

cezalandırılmasına yönelik ihlal iddialarının adil yargılanma hakkının

kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal

iddiasının konusunun, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında

yer alan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığı

anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Anayasa’nın 20. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM ve Osman Alifeyyaz

PAKSÜT'ün karşıoyları ve

OYÇOKLUĞUYLA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/11/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurunun konusu, başvurucunun

yaptığı bir şikâyet sonucunda hakkında disiplin cezası verilen okul müdür

yardımcısının, bir nevi misilleme kabilinden, kendisini, okul müdürünü ve il

eğitim denetçisini Milli Eğitim Bakanlığına şikâyet ettiği, bu şikâyet üzerine

başlatılan soruşturmada kendisinin ve hakkında soruşturma yapılan kişilerin

mezhebine ilişkin ifadelerin alınması nedeniyle Anayasal haklarının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Bölüm tarafından başvuru Anayasa’nın 20. maddesindeki özel

hayatın gizliliği ilkesi kapsamında incelenmiş ve başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Bu bağlamda,

başvuruya konu ihlal iddiası açısından, “Bu

nitelikteki bir soruşturmada olayın aydınlığa kavuşturulması amacıyla

ilgililere, mezhebi kimliklerine dair sorular sorulması makul karşılanabilir

bir durumdur” şeklinde bir değerlendirme yapılmıştır.

3. Başvuru dosyası kapsamından, başvurucunun tam yargı davası

açtığı, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 29/1/2016 tarihli

ve E.2013/1324, K.2016/362 sayılı kararıyla, başvurucunun davasının

reddedildiği (ve karar günü itibariyle kesinleştiği) anlaşılmaktadır. İdare

Mahkemesi gerekçesinin ilgili kısımları şu şekildedir:

“Mahkememizce ara karar ile davalı idareden

söz konusu soruşturma raporu, ifade tutanakları ve diğer eklerinin getirtilerek

incelenmesi neticesinde; ... şikayet edilen milli

eğitim denetçisi ve ilgili diğer kişiler hakkındaki şikayet konusu iddiaları

incelemek ve soruşturmak üzere davalı idarece denetçi görevlendirildiği, davalı

idarenin gerek inceleme ve soruşturma onayları, gerekse denetçi görevlendirme

yazıları ve konuya ilişkin tüm yazışmalarında

davacının mezhebinin araştırılması gibi bir görevin denetçilere verilmediği

gibi denetçiler tarafından yürütülen inceleme ve soruşturma esnasında da böyle

bir araştırmaya gidilmediği, ifadesi alınan kişilere de bu yönde sorular

sorulmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, denetçiler

tarafından ifadesine başvurulan okulda görev yapan öğretmen ve idarecilerin bir

kısmının yazılı beyanlarında, içinde davacının da yer aldığı okuldaki diğer

öğretmen ve idarecilerin mezhep ve dini inancına yönelik beyanlarda bulunulduğu

görülmekte ise de, bunun soruşturma konusu

hususlarla ilgili ifadesine başvurulan kişilere ait şahsi beyanlar olduğu ve

davalı idare adına inceleme ve soruşturma yürüten denetçilerin ilgililerin

beyanlarını ifade tutanağına geçirmekle yükümlü oldukları dikkate

alındığında, ifadesine başvurulan bir kısım kişilerin beyanlarından hareketle

davalı idarenin davacının mezhebini sorguladığı sonucuna ulaşılamayacağı

açıktır. Bunun dışında, davalı idare tarafından davacının, mezhebinin

inceleme ve soruşturulmaya konu edildiği yönündeki iddialarını kanıtlayacak

başkaca herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmamaktadır.”

4. Yerel Mahkeme kararında denetçiler

tarafından yürütülen inceleme ve soruşturma esnasında davacının mezhebinin

araştırılmasına gidilmediğini ve ifadesi alınan kişilere bu yönde sorular

sorulmadığını belirtmekle birlikte soruşturulan konular kapsamında ifadesine

başvurulan kişilerin bir kısmının içinde davacının da yer aldığı okuldaki diğer

öğretmen ve idarecilerin mezhep ve dini inancına yönelik beyanlarına soruşturma

raporunda yer verilmiştir.

5. Dini alana ait olan kişisel bilgilerin hassas veri niteliği

taşıdığını göz önüne alırsak özel hayata saygı hakkının bir bileşeni olan

mahremiyet hakkı çerçevesinde başvuruyu incelediğimizde, Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan bu hakka yönelik bir müdahale bulunulduğu

anlaşılmaktadır.

6. Aynı şekilde başvurucunun şikâyetlerinin özü itibarıyla bütün

insanların haysiyetine aynı düzeyde saygı göstermeye dayanan demokratik,

çoğulcu bir toplumun temellerinden biri olan din ve vicdan özgürlüğünün önemli

bir parçası olan dini inanç ve kanaatleri açıklamaya zorlanmama hakkıyla ilgili

olup, bu alana da bir müdahale gerçekleştirilmiştir. Anayasamızın 24.

maddesinde kimsenin, ibadete, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya

zorlanamayacağı ve dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanıp, suçlanamayacağı

güvence altına alınmıştır.

7. AİHM’ye göre bir kişinin din ya da mezhebini açığa vurmama,

açıklamama, böylesi bir inanca sahip olup, olmadığını belli edecek

davranışlarda bulunmak zorunda kalmama hakkı vardır.Gerek kamu kurum ve görevlilerinin, gerekse

üçüncü kişilerin din veya inancı açıklamaya zorlayacak uygulamaları, din ve

vicdan özgürlüğü hakkına aykırı olacaktır.

8. Somut olayda, mesleki nedenlerle yürütülen bir soruşturma

esnasında başvurucunun mezhebiyle ilgili bilgiler soruşturma raporunda yer

almıştır. Soruşturmanın amacı başvurucunun dini görüşlerini ve mezhebini

sorgulamak olmasa da, böyle bir bilginin soruşturma raporunda sunulması

başvurucunun dini inancının ve mezhebinin dolaylı da olsa ifşası sonucunu

doğurmaktadır.

9. Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin

özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların

Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.

10. Yapılan müdahalenin kanuni dayanağını 4483 sayılı Memurlar

ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun oluşturmaktadır. Bu

müdahale eğitim ve öğretim hizmetinin belli bir düzen içerisinde sağlıklı

yürütülmesi meşru amacını gerçekleştirmeye yöneliktir. Diğer taraftan söz

konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gerekliliği bakımından hangi

baskılayıcı ve acil toplumsal ihtiyacı karşıladığı hususu cevapsız

bırakılmıştır.

11. Ölçülülük ilkesi bir hakka yönelik sınırlamada başvurulan

aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını; bu aracın

sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz bir oran içinde

bulunmamasını ifade etmektedir. Burada kısıtlama için kullanılan araçla amaç

arasında hak ve özgürlüğü en az sınırlayacak dengeli bir orantı aranmaktadır.

Önümüzdeki bireysel başvuruda hakka yapılan müdahalenin aracı (mezheb bilgisinin ifşası) bu müdahalenin amacını

gerçekleştirmeye elverişli ve gerekli olmayıp, araçla amaç arasında orantısız

bir ilişkiye işaret etmektedir.

12. Mezhep aidiyeti hakkında gıyabında ve rızası hilafına resmi

kayıtlara geçen beyanlarda bulunulan başvurucunun bu durumdan kaynaklanan ihlal

iddiasının esasının incelenmesi ve Anayasa'nın 13.,

20. ve 24. maddelerinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekirken, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesi ile başvurunun kabul

edilemezliğine hükmedilmesi şeklinde ortaya çıkan sonuca katılmamaktayız.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Suat ÖZCAN Vekili : Av. Satılmış Özgür ARDIÇ Başkan Engin YILDIRIM Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12522, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Özel Hayata Saygı
  9. B. Adil Yargılanma
  10. A. 1. Anayasa’nın 20. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin
  11. Karşıoy Gerekçesi
  12. Paksüt
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12522
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Abbas Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17715)
  • Haci Boğatekin Başvurusu (B. No: 2014/12162)
  • T. A. Başvurusu (B. No: 2014/1150)
  • Enes Usta Başvurusu (B. No: 2014/15689)
  • Hasip Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/2420)
  • M. Y. Başvurusu (B. No: 2014/7149)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.