İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abbas Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17715)

1. Başvuru, taşınmaz üzerindeki kat irtifakının sona erdirilerek

Başvuru No2014/17715Tarih9 Kasım 2017Okuma21 dk · 4.157 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abbas Korkmaz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
9 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/17715
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.157 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmaz üzerindeki kat irtifakının sona erdirilerek

paylı mülkiyete dönüştürülmesi sebebiyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 2014/18596, 2014/18597, 2014/18599, 2014/18600 ve

2014/18770 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu bakımından irtibatları

nedeniyle 2014/17715 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmelerine,

başvurunun 2014/17715 numaralı bireysel başvuru dosyasında incelenmesine karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Sivas ili Eskikale Mahallesi'nde

bulunan 228 ada 56 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 25/6/1970 tarihinde kat

irtifakı tesis edilmiştir. Kat irtifakının kurulması sırasında tapu müdürlüğüne

verilen onaylı mimari projeye göre bodrum, zemin ve yedi normal kattan oluşan

bir bina yapılması ve kırk dokuz adet bağımsız bölüm inşa edilmesi

öngörülmüştür. Buna karşın binanın bodrum, zemin ve ilk üç normal katı

yapılabilmiş olup taşınmazda fiilen yirmi dokuz adet bağımsız bölüm mevcuttur.

Başvurucuların bu taşınmazda kat irtifakı arsa payları bulunmaktadır.

10. Anılan taşınmazda arsa payları bulunan T.K. ve Ö.Ş.T.,

başvurucuların da aralarında olduğu diğer kat irtifak hakkı sahiplerine karşı

kat irtifakının sona erdirilmesi istemiyle 1/10/1998 tarihinde Sivas 1. Sulh

Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

11. Mahkeme 7/2/2001 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, dava konusu taşınmaz üzerinde projeye göre tamamlanmamış

olsa da üzerinde kat irtifakı bulunan bir yapı mevcut olduğuna dikkat

çekilmiştir. Mahkeme, arsa üzerinde bir yapının inşa edilmesi durumunda kat

irtifakının sona erdirilemeyeceği kanaatine varmıştır.

12. Temyiz edilen karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin (Daire)

19/3/2002 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamında 23/6/1935 tarihli ve 634

sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 49. maddesinin üçüncü fıkrasına göre kat

irtifakının kurulduğu sırada verilen plana (projeye) göre beş yıl içinde

yapının yapılıp tamamlanmadığı takdirde maliklerden birinin istemi üzerine kat

irtifakının sona erdirilmesine veya belirli bir süre için uzatılmasına karar

verileceği belirtilmiştir.

13. Daire, kanunda öngörülen bu beş yıllık süre içinde yapının

hiç yapılmamış olması ile belli bir kısmı yapılmış ancak tamamlanmamış olması

arasında bir farkın olmadığını ifade etmiştir. Daireye göre kanun koyucunun

amacı, beş yıl içinde yapılmayan veya yapımı tamamlanmayan binaların

yapılmasını ve kat mülkiyetine geçilmesini temin için kat irtifakı sahiplerine

imkân tanımaktır. Bozma ilamında, somut olay bakımından kat irtifakının

kurulduğu tarihten bu yana otuz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen projedeki

eksikliklerin giderilmediği tespitine yer verilmiştir. Daire, ana yapıda yapımı

tamamlanmayan bölümlerin mevcut olanak ve koşullar içinde onaylı projesine

uygun olarak yapılıp yapılamayacağı, yapılabilecekse bunun ne kadar süre içinde

yapılmasının mümkün olduğu konularında araştırma yapılması ve bilirkişi

kurulundan ek rapor alınması gerektiğini belirterek eksik araştırma

gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

14. Bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapan Mahkeme 9/9/2004

tarihinde davanın kabulüne ve kat irtifakının sona ermesine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, yapılan isticvaba göre paydaşlardan hiçbirinin inşaatı

tamamlama yolunda bir iradeye sahip olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, bilirkişi

kurulundan alınan ek rapora göre binanın tamamlanmasının iki inşaat mevsimi

içinde mümkün olmakla birlikte binanın projesine uygun olarak tamamlanması için

paydaşların gerekli inşai faaliyetlere

yönelmeyeceklerinin açıkça anlaşıldığı gerekçesine dayanmıştır.

15. Daire 23/3/2006 tarihinde temyiz edilen hükmün bozulmasına

karar vermiştir. Bozma ilamında, taşınmazdaki arsa paylarından birini devralan

malikin ve davalı kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin mirasçılarının davaya

dâhil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

16. Bozma ilamına uyan Mahkeme 6/4/2011 tarihinde başvurucular

yönünden açılan davanın kabulüne ve ihtilaf konusu taşınmaz üzerindeki kat

irtifakının sona erdirilmesine, karar kesinleştiğinde tapu sicilindeki kat

irtifakı kaydının silinmesine karar vermiştir. Önceki karardaki gerekçeye ek

olarak davalı taraflardan ayrı ayrı dava konusu edilen taşınmazda eksik kalan

katların tamamlanması için herhangi bir harcama yapmalarının mümkün olup

olmadığı ve eksik kalan kısımları tamamlayıp tamamlayamayacakları hususlarının

sorulduğu belirtilmiştir. Mahkeme; taraflar imzalı beyanlarıyla, dava konusu

taşınmazda eksik kalan katların tamamlanmasında harcama yapmalarının mümkün

olmadığını ve bir araya gelip eksik kalan kısımlarını tamamlamalarının da

olanaksız bulunduğunu beyan ettiklerine dikkat çekmiştir. Mahkemeye göre kat

irtifak hakkı sahiplerinin dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın projesine

uygun olarak tamamlanması için gerekli inşai

faaliyetlere yönelmeyecekleri ve projesine uygun olarak binanın tamamlanması

işinin gereğini yerine getiremeyecekleri anlaşılmaktadır. Mahkeme bu sebeple

projeye uygun tamamlanma ihtimali kalmayan binada kat irtifakının sona

erdirilmesi gerektiği kanaatine ulaşıldığını açıklamıştır.

17. Temyiz edilen karar, Dairenin 18/6/2013 tarihli ilamıyla

düzeltilerek onanmıştır. Daire, dava konusu taşınmazın üzerinde kurulu olan kat

irtifakının sona erdirilmesi ve kat irtifakı kaydının tapu kütüğünden silinmesi

yanında tarafların arsa paylarının paylı mülkiyet payına dönüştürülmesine karar

verilmemiş olmasının doğru olmadığını belirtmiştir. Ancak bu eksikliğin

giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği ifade edilerek dava konusu

taşınmazın tapu kaydında belirtilen arsa payları oranına göre paylı mülkiyete

dönüştürülmesine sözcüklerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine karar

verilmiştir. Başvurucuların karar düzeltme istemleri ise Dairenin 23/6/2014

tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

18. Nihai karar başvuruculara 17/10/2014, 21/10/2014 ve

22/10/2014 tarihlerinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucular 12/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 634 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu,

dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına

kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayrimenkulün maliki veya ortak

malikleri tarafından, bu Kanun hükümlerine göre, bağımsız mülkiyet hakları

kurulabilir.

Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir

yapının, birinci fıkrada yazılı nitelikteki bölümleri üzerinde, yapı

tamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa maliki

veya arsanın ortak malikleri tarafından, bu Kanun hükümlerine göre irtifak hakları

kurulabilir.”

21. 634 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanuna göre:

...

c) (Değişik: 13/4/1983 - 2814/1 md.) Bir arsa üzerinde ileride kat mülkiyetine konu olmak

üzere yapılacak veya yapılmakta olan bir veya birden çok yapının bağımsız

bölümleri için o arsanın maliki veya ortak malikleri tarafından bu Kanun

hükümlerine göre kurulan irtifak hakkına (kat irtifakı); bu hakka sahip

olanlara da (kat irtifak sahibi)

d) Arsanın, bu Kanunda yazılı esasa göre

bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına (Arsa payı);

e) Kat mülkiyetinin veya irtifakının

kurulmasına ait resmi senede (Sözleşme);

Denir. "

22. 634 sayılı Kanun'un 3. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kat irtifakı arsa payına bağlı bir

irtifak çeşidi olup, yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin

belgesine dayalı olarak, bu Kanunda gösterilen şartlar uyarınca kat mülkiyetine

resen çevrilir. Bu işlem, arsa malikinin veya kat irtifakına sahip ortak

maliklerden birinin istemi ile dahi gerçekleştirilebilir. "

23. 634 sayılı Kanun'un 49. maddesi şöyledir:

"Kat irtifakına konu olan arsanın maliki

veya ortak malikleri, tapu memuruna verecekleri yazılı bir beyanla kat

irtifakına ait sicil kaydını sildirerek bu irtifaka her zaman son verebilirler.

Kat irtifakı, buna konu olan arsanın tamamiyle yok olması veya üzerinde yapı yapılamıyacak

hale gelmesi veya kamulaştırılması ile kendiliğinden sona erer.

(Değişik fıkralar: 13/4/1983 - 2814/14 md.) Kat irtifakına konu olan arsa üzerinde, bu irtifakın

kurulması sırasında verilen plana göre beş yıl içinde yapı yapılmazsa

maliklerden birinin istemi üzerine, sulh hakimi, gerektiğinde ilgilileri de

dinleyerek, duruma göre kat irtifakının sona ermesine veya belli bir süre için

uzatılmasına karar verir. Süre istem üzerine yeniden uzatılabilir.

..."

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesinin temel

amacı, devlet tarafından mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahalelere karşı

kişinin korunmasını sağlamaktır. Bununla birlikte Sözleşme'nin 1. maddesi

uyarınca her taraf devlet "kendi yetki

alanı içinde bulunan herkesin, Sözleşme'de tanımlanan

haklar ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlama" yükümlülüğü

altındadır. Bu genel nitelikli görevin yerine getirilmesi, Sözleşme ile güvence

altına alınan hakların etkili bir biçimde uygulanmasını sağlamak için bazı

pozitif yükümlülüklere yol açmaktadır (Ališić ve diğerleri/Bosna Hersek, Hırvatistan, Sırbistan,

Slovenya ve Makedonya Cumhuriyeti [BD], B. No: 60642/08, 16/7/2014,

§ 100; Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No: 48553/99,

25/7/2002, § 96).

25. AİHM, Sözleşme'ye ek (1) No.lu

Protokol'ün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının da bazı

pozitif yükümlülükler içerdiğini kabul etmektedir. AİHM'e

göre mülkiyet hakkının gerçekten etkili bir biçimde korunabilmesi, devletin

müdahale etmeme görevi yanında ayrıca bazı pozitif tedbirler almasını da

gerektirmektedir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 134; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 143).

26. AİHM, Sözleşme'ye ek (1) No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin devletin doğrudan müdahalesinin söz konusu olmadığı,

özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yönünden de -belirli durumlarda- mülkiyet

hakkının korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiğini kabul

etmektedir. Devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası

mülkiyet ilişkileri bakımından olsa bile- kişilerin mülkiyet haklarına

yapılacak keyfî müdahalelere karşı hukuksal bir koruma sağlaması gerekmektedir.

Bu bağlamda devlet özellikle tarafların mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklar

yönünden gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan etkin bir yargısal mekanizma

oluşturma yükümlülüğü altındadır. Bu çerçevede oluşturulan yargı yollarında

ulusal mahkemeler de iç hukukta yer alan ilgili kanunlar ışığında makul ve adil

bir biçimde mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek durumundadır. Mahkeme, bu

gerekliliğin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirirken uygulanan usulün bütününü

incelemektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, § 96; Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 7/6/2005, §§

90, 91; Kotov/Rusya [BD], B. No: 54522/00, 3/4/2012, §

112; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD],

B. No: 73049/01, 11/1/2007, §§ 82-87; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99, 24/11/2005, § 134).

27. Bununla birlikte AİHM, iç hukukun yorumlanması ve

uygulanması konusundaki görevinin sınırlı olduğunu, ulusal mahkemelerin hukuk

kurallarının yorumlanması bakımından sahip oldukları takdir hakkına açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatası içermedikçe

karışamayacağını belirtmektedir (Anheuser‑Busch

Inc./Portekiz, § 83).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucular, kat mülkiyetine geçileceği düşüncesiyle

karşılığında parasal bir bedel ödeyerek söz konusu taşınmazda irtifak hakkı

sahibi olduklarını belirtmişlerdir. Başvuruculara göre kat irtifakının

kurulmasını sağlayan ve kendilerine hisse satan davacılar, yapılmayan

kısımların tamamlanmasını kötü niyetli olarak istemektedirler.

30. Başvurucular, binanın tamamlanmasına karşı olmadıklarını

ancak masraflara ortak olmak istemediklerini belirttiklerini ifade etmişlerdir.

Başvurucular, derece mahkemelerince bu itiraz ve savunmaları

değerlendirilmeden, haksız yere davanın kabul edilip kat irtifakının sona

erdirildiğini belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

32. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

34. Başvurucular mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiaları

yanında adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

Ancak başvurucuların temel iddiası, uyuşmazlık konusu taşınmazdaki kat

irtifakının sona erdirilerek paylı mülkiyete dönüştürülmesi nedeniyle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucuların makul sürede

yargılanma hakkı dışındaki bütün iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

36. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır (Cemile Ünlü, B. No:

2013/382, 16/4/2013, § 26). Somut olayda başvurucular uyuşmazlık konusu

taşınmazda kat irtifak hakkı sahibi olduğu gibi diğer bir kısım kat irtifak

sahibince açılan davada yapılan yargılama neticesinde ise paylı mülkiyete

dönüştürülen taşınmazda başvurucuların hâlen pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülkiyet

haklarının mevcut olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

37. Başvuru konusu olayda, başvurucuların mülkiyet haklarına

yönelik olarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale mevcut olmayıp

özel kişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur. Ayrıca başvurucuların paylı

mülkiyet statüsüne ve bu bu statünün getirdiği

kısıtlamalara yönelik doğrudan bir şikâyeti de bulunmamaktadır. Dolayısıyla

başvuruda, devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri yönünden

inceleme yapılması gerekmektedir.

a. Genel İlkeler

38. Bireysel başvuru, devlet tarafından kamu gücü kullanılarak

bireylerin temel haklarına yapılan müdahaleler sonucu meydana gelen hak

ihlallerini gidermek amacıyla ihdas edilmiş bir ikincil koruma mekanizması olmakla

birlikte kimi durumlarda özel kişiler arası ilişkiler sonucu özel kişilerin

birbirlerinin haklarına yaptıkları müdahalelerde devlete atfedilebilecek

sorumluluklar bulunabilmektedir. Bu durumlarda bireysel başvuru konusu yapılan

dava sadece adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmekle kalmayıp özel kişiler

tarafından başlatılan süreç sonucu etkilenen diğer haklar yönünden de

incelenebilir (Türkiye Emekliler Derneği,

B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 34).

39. Bu bağlamda devletin temel amaç ve görevlerini tanımlayan

Anayasa’nın 5. maddesi kişinin temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan engelleri

kaldırmayı ve insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamayı hukuk devletinin gereği olarak kabul etmektedir.

Bahsedilen Anayasa hükmünün gerekçesinde devletin hak ve hürriyetlerin

gerçekleştirilmesine yardımcı olması gereğinin benimsendiği ifade edilmiştir.

Anayasa’nın pek çok maddesinde düzenlemeye konu hakkın korunması ve

gerçekleştirilmesi için devletin alacağı tedbirlerden bahsetmektedir (Türkiye Emekliler Derneği, § 38).

40. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında bulunan temel

haklara özel hukuk kişileri tarafından yapılan müdahaleler sonucu bireylerin

haklarının zarar gördüğü kimi durumlarda devlete atfedilebilecek sorumluluklar

bulunabilir. Devletin bu tür haksız müdahalelere karşı bireylerin mülkiyet

hakkının korunması için etkili iç hukuk yolları ihdas ederek yapılan

müdahalelere karşı özellikle mahkemelere başvurmak suretiyle koruma talep

edebilmelerini sağlaması ve yapılacak yargılamalarda özel kişilerin çatışan

hakları arasında tercih yaparken mahkemelerce anayasal yorumla temel hakların

korunması gerekmektedir. Böylelikle devlet, etkili bir iç hukuk yolu ihdas

ederek adalet ve hakkaniyete uygun bir yargılama ortamı oluşturup üzerine düşen

görevi yerine getirmiş olacaktır (Türkiye

Emekliler Derneği, § 39).

41. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Anayasa'nın

5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin

pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler, kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet

hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, B.

No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41).

42. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içeren

etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçeve

kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında

etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek sorumluluklarını da

içermektedir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde 25/6/1970 tarihinde kat

irtifakı tesis edilmiş ancak projesinde öngörülen ilk üç normal katı

yapılabilmiş, diğer dört kat ise yapılamamıştır. Böylelikle kat irtifakına konu

taşınmaz üzerindeki binanın projesine uygun olarak tamamlanamadığı ortadadır.

Nitekim başvurucular da bu hususu kabul etmektedirler. Mahkeme de binanın

projesine uygun tamamlanamadığı gerekçesiyle kat irtifakının sona erdirilmesine

karar vermiştir. Başvurucular kat mülkiyetine geçileceği düşüncesiyle irtifak

hakkı sahibi olduklarını, ayrıca kat irtifakının sona erdirilmesinin taşınmazın

değerinde azalmaya yol açtığını belirtmişlerdir. Buna göre taşınmazda kat

irtifak hakkı sahibi olmanın paylı mülkiyete konu taşınmazda pay sahibi olmaya

göre birtakım olumlu yanları bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi de kat

irtifakı sonrasında diğer koşulların da gerçekleştirilerek kat mülkiyetine

geçilmesi suretiyle oluşturulacak bağımsız bölümlerde kişilerin ana taşınmazdan

ayrı kat mülkiyeti sahibi olmalarıdır. Dolayısıyla kat irtifakının sona

erdirilerek paylı mülkiyete dönüştürülen taşınmazda başvurucuların mülkiyet

hakları yönünden olumsuz bazı etki ve sonuçlara yol açtığı açıktır.

44. Başvuru konusu olayda tarafların birbirleriyle çatışan

menfaatleri bulunmaktadır. Buna göre bir tarafta ihtilaflı taşınmazda yedi

katlı olarak yapılması öngörülen binanın dört katının yapılmaması sebebiyle

zarar gören bu katlarda hak sahibi olan irtifak hakkı sahipleri bulunmaktadır.

Bu kat irtifak hakkı sahipleri, binanın tamamlanıp fiilen hak sahibi

olamamaları sebebiyle kat irtifakının sona erdirilmesini talep etmişlerdir.

Diğer taraftan ise aynı taşınmazdaki binanın tamamlanan ilk üç katı yönünden

fiilen ve hukuken irtifak hakkı sahibi olan başvurucuların hakları söz

konusudur. Başvurucular ise yukarıda değinildiği üzere fiilen kullandıkları

hâlde irtifak haklarının sona erdirilmesinin mülkiyet hakları yönünden olumsuz

sonuçlara yol açacağını beyan etmişlerdir. Diğer bir deyişle başvurucuların

fiilen de kullandıkları taşınmaz üzerinde irtifak hakkı sahibi olmaları

nedeniyle mülkiyet hakları mevcuttur. Kat irtifakının sona erdirilmesini talep

eden davayı açan kişilerin de kat irtifakı sahibi sıfatına sahip olmaları

mülkiyet haklarının mevcudiyetini göstermektedir. Dolayısıyla her iki tarafın

da mülkiyet hakkını gözetmekle yükümlü bulunan devletin maddi ve usule ilişkin

pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği dikkate alınarak sonuca

varılmalıdır.

45. Bu bağlamda ilk olarak, ihtilaflı taşınmaz üzerindeki kat

irtifakının sona erdirilmesinin belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir

kanuna dayalı olup olmadığı irdelenmelidir. Derece mahkemeleri, gerekçe olarak

634 sayılı Kanun'un 49. maddesinin üçüncü fıkrasına dayanmaktadırlar. Bu

fıkraya göre, kat irtifakına konu olan arsa üzerinde bu irtifakın kurulması

sırasında verilen plana göre beş yıl içinde yapı yapılmadığı takdirde

maliklerden birinin istemi üzerine sulh hâkimi gerektiğinde ilgilileri de

dinleyerek duruma göre kat irtifakının sona ermesine veya belli bir süre için

uzatılmasına karar verir. Bu durumda derece mahkemelerince mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına konu edilen uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak

önceden oluşturulan, öngörülebilir, ulaşılabilir ve belirli nitelikte olduğu

anlaşılan bir hukuksal çerçeve kapsamında delillerin değerlendirildiği ve hukuk

kurallarının yorumlanarak sonuca varıldığı görülmektedir.

46. İkinci olarak başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan

müdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili

makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının onlara tanınıp tanınmadığı

incelenmelidir. Gerçekten de Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının

gerçekten etkin bir biçimde korunabilmesi için devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında usule ilişkin bu güvencelerin sağlanması zorunludur. Başvuru konusu

olayda ise başvurucuların usule ilişkin bu güvencelerin kendilerine sağlanmadığına

yönelik açık bir iddiaları bulunmamaktadır. Nitekim başvurucular, uyuşmazlığa

konu yargılamaya katılabilmişler ve duruşmalı olarak görülen yargılama

sırasında davalı sıfatıyla mahkeme önünde itiraz ve savunmalarını ortaya koyup

delillerini sunabilmişlerdir.

47. Başvurucular, özellikle davacıların kat irtifakının sona

erdirilmesini kötü niyetli olarak istedikleri yönündeki itirazlarının derece

mahkemelerince dikkate alınmadığından yakınmışlardır. Ancak derece

mahkemelerinin dayandıkları gerekçenin içeriğine göre uyuşmazlığın çözümü

bakımından en önemli husus kat irtifakına konu taşınmazdaki binanın projesine

uygun yapılıp yapılmadığıdır. Mahkeme, davanın bütün taraflarından isticvap

suretiyle binanın tamamlanıp tamamlanamadığını sormuş ve tarafların binanın

tamamlanamayacağı yönündeki iradelerini gözeterek kat irtifakının sona

erdirilmesine karar vermiştir. Dolayısıyla derece mahkemelerinin uyuşmazlığı

ilgili hukuk kuralları doğrultusunda tarafların sundukları deliller ve

beyanlara göre çözüme kavuşturdukları görülmektedir.

48. Son olarak ise kat irtifakının sona erdirilmesinin

başvurucuların mülkiyet hakları yönünden şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir

külfet yükleyip yüklemediği değerlendirilmelidir. Özel kişilerin mülkiyet

haklarının çatıştığı bu gibi durumlarda bunlardan hangisine üstünlük

tanınacağının takdiri, kanun koyucuya ve somut olayın koşulları gözönünde bulundurularak derece mahkemelerine ait bir

yetkidir. Bununla birlikte her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca

dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca da yol

açmaması gerekir. Menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine

bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi, pozitif

yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir. Olayın bütün koşulları ve

taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde

dengelenip dengelenmediği değerlendirilmelidir.

49. Başvuru konusu olayda, kat irtifakının sona erdirilmesinin

amacı Dairenin 19/3/2002 tarihli bozma ilamında açıklanmıştır. Bu kararda da

değinildiği üzere kanun koyucu, bir an önce kat mülkiyetine geçilmesi için beş

yıllık bir süre öngörmüş; bu süreye uyulmadığı takdirde ise irtifak hakkı

sahiplerine sürenin uzatılması veya irtifakın sona erdirilmesi imkânı

tanımıştır. 634 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrasına göre kat

irtifakı, yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir yapının öngörülen

nitelikteki bölümleri üzerinde yapı tamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine

esas olmak üzere geçici olarak kurulan bir irtifaktır. Dolayısıyla kat

irtifakının amacı, taşınmaz üzerinde inşa edilecek yapının bölümleri üzerinde

kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamaktır. Bu amaçla geçici olarak kurulan kat

irtifakının süresiz olarak mevcut olması öngörülmemiştir. Kat mülkiyetine

geçilmeden yani yapının tamamlanmadan kalması irtifak hakkı sahipleri arasında

somut olayda olduğu gibi sorunlara yol açabilecektir. Nitekim yapının

tamamlanmayan kısımları yönünden irtifak hakkı sahibi olan kişilerin bu yapı

tamamlanıp fiilen hak sahibi oldukları bölümleri kullanmaları mümkün olamadığı

için zararları söz konusu olabilmektedir.

50. Bunun yanında başvurucular, yapı tamamlanmadıkça kat

irtifakının sona erdirilebileceğini öngörebilecek durumdadırlar. Derece

mahkemelerinin buna ilişkin kararı başvurucular yönünden keyfî veya açıkça

öngörülemez nitelikte değildir. Ayrıca yargılama sırasında derece mahkemeleri,

ihtilaflı taşınmaz üzerindeki kat irtifakına konu yapının tamamlanması önünde bir

engel olup olmadığını araştırmış, yapının tamamlanabileceğini tespit ettiğinde

ise davanın bütün taraflarına isticvap suretiyle binayı tamamlayıp

tamamlamayacaklarını sormuştur. Başvurucular da dâhil olmak üzere irtifak hakkı

sahipleri, yapının tamamlanması yönünde bir irade ortaya koyamamışlardır.

Başvuru formlarında da binanın kalan kısmının tamamlanabileceği ileri

sürülmemekte, aksine binanın tamamlanması yönündeki masraflara

katlanılamayacağı belirtilmektedir.

51. Öte yandan kat irtifakının sona erdirilmesi başvurucuları

mülkiyet haklardan yoksun bırakmadığı gibi bu durumun esas itibarıyla mülkiyet

haklarına olan etkilerinin sınırlı olduğu da söylenebilir. Kat irtifakı sona

erdirilmekle birlikte Dairenin 18/6/2013 tarihli düzelterek onama ilamıyla, ilk

derece mahkemesinin hükmü kat irtifakının tapu kaydında belirtilen arsa payları

oranına göre paylı mülkiyete dönüştürülmesi ifadeleri eklenmek suretiyle

düzeltilmiştir. Buna göre başvurucular kat irtifakı arsa payları oranlarına

göre taşınmazda pay sahibi olmaya devam etmektedirler. Başvurucuların da talep

ettiği kat mülkiyetine geçilmemesi ise taşınmaz üzerindeki yapının öngörüldüğü

hâlde belirlenen proje çerçevesinde binanın tamamlanmasına -başvurucular da

dâhil olmak üzere- kat irtifakı sahiplerinin yanaşmamasından kaynaklanmaktadır.

52. Dolayısıyla öncelikle başvuruya konu kat irtifakının sona

erdirilerek paylı mülkiyete dönüştürülmesi uyuşmazlığına ilişkin olarak

devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında mülkiyetin korunmasına yönelik

belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir kanun hükümlerinin mevcut olduğu tespit

edilmiştir. Ayrıca bireysel başvuruya konu yargılama süreci bir bütün olarak

dikkate alındığında mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğü yönünden

başvurucuların usule ilişkin güvencelerden etkin biçimde yararlanmasının

sağlandığı ve kararlarda yer verilen tespit ve gerekçelere göre yargısal

makamların takdir yetkilerinin sınırını aşmadığı sonucuna varılmıştır. Nihayet

kat irtifakının süresiz olarak öngörülmediği, kat mülkiyetine geçiş amacı doğrultusunda

yapının tamamlanması gerektiği, yapının tamamlanmasının önünde fiilî ve hukuki

bir engelin bulunmadığı, yargılama sırasında kendilerine bu imkân tanınmasına

rağmen kat irtifakı sahiplerince bu imkânın kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde kat irtifak hakkı sahibi

olan başvurucuların irtifak haklarının sona erdirilerek paylı mülkiyete

dönüştürülmesinin -diğer kat irtifakı sahiplerinin hak ve menfaatleri de

gözetildiğinde- başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet

yüklemediği, bu sebeple başvurucuların mülkiyet haklarına yönelik bir ihlalin

bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddia yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

54. Başvurucular makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

55. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

56. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

57. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

58. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 15 yıl 9 ay sürdüğü

anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

59. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

60. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

61. Başvurucular yeniden yargılama ve maddi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

62. Başvuruda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

63. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında -yargılamadaki taraf sayısı da dikkate alınarak- başvuruculara ayrı

ayrı net 19.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

64. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların mülkiyet haklarının

ihlali iddiası açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğundan maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin kendisine

vekil ile temsil ettiren başvurucu Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.ye ödenmesine,

diğer başvurucular yönünden ise 206,10 TL tutarında yatırdıkları harcın

kendilerine ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net 19.800 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCU YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş.'YE

ÖDENMESİNE, diğer başvurucular yönünden ise 206,10 TL tutarında yatırdıkları

harcın KENDİLERİNE AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Sivas 1. Sulh Hukuk Mahkemesine

(E.2006/471, K.2011/514) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Yapı ve

Kredi Bankası A.Ş.

Vekili

:

Av. Ersin

BAŞARA

2. Abbas

KORKMAZ

3. Ahmet

Edip KIZILTOPRAK

4. Hasan

Basri DÖNMEZ

5. Mustafa

KURUÇAY

6. Şahin

KURUÇAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17715, 9 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Makul Sürede
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Başara
  18. Korkmaz
  19. Kuruçay
  20. Kuruçay
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17715
Tarih
9 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Haci Boğatekin Başvurusu (B. No: 2014/12162)
  • T. A. Başvurusu (B. No: 2014/1150)
  • Enes Usta Başvurusu (B. No: 2014/15689)
  • Hasip Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/2420)
  • M. Y. Başvurusu (B. No: 2014/7149)
  • Mehmet Mustafa Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/17113)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.