İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Haci Boğatekin Başvurusu (B. No: 2014/12162)

1. Başvuru, internet haber sitesindeki köşe yazısı nedeniyle

Başvuru No2014/12162Tarih21 Kasım 2017Okuma26 dk · 5.175 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Haci Boğatekin Başvurusu (2)

Karar tarihi
21 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/12162
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.175 kelime·26 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, internet haber sitesindeki köşe yazısı nedeniyle

aleyhe tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu; kırk beş yıla yakın süredir gazetecilik yaptığını,

yirmi yılı aşkın süredir de Adıyaman ilinin Gerger ilçesinde süreli olarak

yayımlanan Gerger Fırat gazetesinin sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü

olduğunu ifade etmektedir. Adı geçen gazetede ağırlıklı olarak Adıyaman

ilindeki güncel, siyasi ve ekonomik meselelere ilişkin haberler ve köşe

yazıları yayımlanmaktadır.

10. Başvurucu, ortalama üç ayda bir yayımlanan ve yaklaşık 3.000

abonesi olan gazetede yer alan haberlerin yine sahibi olduğu www.gergerfirat.com alan adı ile yayında

bulunan internet sitesine aktarılarak sanal ortamda da gazetecilik faaliyetini

yürüttüğünü belirtmiştir.

11. Başvurucu tarafından 9/9/2011

tarihinde, o dönemde Milletvekili M.M. (müşteki) hakkında "Oğul M. M... Sen nesin?" başlıklı

bir yazı kaleme alınmış ve bu yazı bahsi geçen internet sitesinde de

yayımlanmıştır. Yazı şöyledir:

"OĞUL M. M... SEN NESİN?

Dönek misin, inek misin?

Sen nesin?

Dönek misin, inek misin?

Dün

Eski Akit Gazetesi başyazarı ve küçük bir kıza tecavüzle yargılanıp

hapis yatan azgın boğa misali H.Ü., tv ekranında, yüzüne karşı ne demişti?

Oğul M. M.

"Sen dönek misin, yoksa inek misin?" demişti. Tüm Türkiye

dinlemişti.

Oğul M. M.

Gerçekten sen nesin?

Önce İstanbul Belediyesi

Sonra Fazilet Partisi

Ardından Hadep Genel Başkan Yardımcılığı

Şimdi de

Adalet ve Kalkınma Partisi...

Peki

Bütün bunlar neyin nesi?

Oğul M. M.

Sen nerelisin?

Kahtalı mı? Yoksa Ağrı Tutak'lımısın?

Yerli misin, macur musun?

Yerin nire safın nire?

Yoksa

Sözde AKP'desin

Özde BDP'de misin?

Belki de

Hiç birisinde değilsin.

Dün

Boşta gezerdin.

Ama

Bugün

TBMM'de vekilsin.

Daha dün bir, bugün iki demeden kırkın çıkmadan açtın ağzını yumdun

gözünü...

Dün

Tayyip Erdoğan

Adıyaman'da AKP'de başvuruda bulunan yüzlerce aday adayının üstünü çize

çize, Haci Bedir Ailesini elinin tersiyle ite ite

Size yer açtı

İkinci sırada vekil adayı yaptı, seçtirip meclise attı.

Siz ne yaptınız?

Bir çuval inciri poğ ettiniz.

Liderinizin Erdoğan'ı arkadan vurdunuz, ona adeta büyük ihanet ettiniz.

Sözlerinizle Erdoğan'ı yerden yere vurdunuz. Ona vizyonsuz

beyinsiz dediniz.

Senin bu yaptıkların

Dostluğa, arkadaşlığa, ahbaplığa ve siyasi etiğe ve ahlaka uyar mı?

Durup dururken bu sözler neyin nesi?

Bu sözleri

Dün mü söyledin yoksa bugün mü?

Sözlerini inkar etmiyorsun?

Ama

Bu sözleri bugün söylediğini adeta ima ediyorsun.

Peki

Dün mü bugün mü?

Dün Erdoğan kötüydü de bugün mü iyi oldu?

Yoksa

Dün siz yanlıştınız da bugün mü doğru oldunuz?

Atalarımız ne demiş?

Geçmişte yaptıklarımız, söylediklerimiz geleceğin teminatıdır.

Demek ki;

Yıllar önce H.Ü. sizi çok iyi tahlil etmiş ve onun için oğul M.

Dönek misin inek misin demişti.

Bir gün önce liderin Erdoğan'ı, vizonsuz,

beyinsizlikle suçlayıp yerden yere vuruyorsun, ertesi günde havar

havar edip Erdoğan'dan bin defa özür dilerim

diyorsun.

Ben cahillik ettim. Bağışla beni Erdoğan diyorsun

Dün

Cahildin

Yoksa

Bugün bilgin mi oldun?

Belki de

Çoban Sülo'nun deyimiyle;

Dün dündür, bugün bugündür deyip geçiştiriyorsun

Peki

Sen nesin?

AKP'li mi, BDP'li misin?

Rengini, safını belli et, halk rahat etsin

Yoksa

Sen renksiz misin? Ya da çok renkli misin?

Ama

Senin dününe ve bugününe baktığımızda manzaraya uyan tanım ve H.Ü.in

yıllar önce yüzüne karşı söylediği

Dönek misin

Sözüne tıpa tıp uyduğunu görüyoruz.

Acaba

Erdoğan bu işe ne der?

Yakınen tanıdığım, partisine hiç oy vermediğim,

Ama

Dar günde safında yer alıp desteklediğim Tayip Erdoğan

M. M.'nin bu sözlerini asla yutmaz, sineye

çekmez ve patlatır. O hokkalı şamarı M.'nin yüzüne vurur.

M. M. istediği kadar yalvarıp yakarsın hepsi boş. Erdoğan onu alt etmek

bir yana ağır cezaya cezalandırır.

Oğul M. M.

Venkli pirinin oğluna döndün.

Artık İsa seni kabul etmez, Muhammed'de seni tanımaz

İki arada bir derede çaresiz ve susuz kaldın.

Sen sen ol

Niyetin tek olsun, yerin ve safın net olsun. Bir bu yanda bir o yanda

durarak bu dünyada safsız, dostsuz öbür dünyada cennetsiz,

meleksiz ve imansız kalırsın."

12. Müşteki, anılan köşe yazısında yer alan bazı ifadelerin

hakaret niteliğinde olduğunu ileri sürerek suç duyurusunda bulunmuş; Gerger

Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/12/2011 tarihli iddianame

ile başvurucu hakkında sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret

suçundan kamu davası açılmıştır.

13. Gerger Sulh Ceza Mahkemesi 27/12/2012

tarihli kararı ile başvurucu hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasında

başvurucunun üzerine atılı eylemin tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli

itibarıyla gerektirdiği cezanın süresine göre 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı

Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların

Ertelenmesi HakkındaKanun kapsamında kalması

nedeniyle sanık hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir. Anılan

karar 30/1/2013 tarihinde kesinleşmiştir.

14. Müşteki 21/2/2012 tarihli dilekçe

ile bahsi geçen köşe yazısında yer alan bazı ifadelerin hakaret niteliğinde

olması nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek başvurucu

aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

15. İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 31/1/2013 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulü ile 3.500

TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan

alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Taraf teşkili yapılmış, davaya dayanak yapılan

www.gergerfirat.com adlı internet sitesinin sahibi ve sorumlu yazı işleri

müdürü ve eser sahibi 09/09/2011 tarihli internet yayını ile internet sitesi

üzerinden "Oğul M.M. sen nesin , inek misin

nesin, senin dününe ve bu güne baktığımızda manzaraya uyan tanım ve H.Ü.in

yıllar önce yüzüne karşı söylediği "dönekmisin

sözünü" tıpatıp benzediğini görüyoruz, bir çuval inciri BOĞ ettiniz, artık

seni İsa kabul etmez, Muhammed de seni tanımaz, içerikli yazı yazdığı, yazılan

yazıdaki yazının davacı ben M. M.'yi kast ettiği,

Olay sebebiyle Gerger Sulh Ceza Mahkemesin 2012/3 Esas 114 Sayılı

kararı ile hakaret suçundan soruşturma açıldığı, karar sonucunda eylemi sabit

görülerek, ceza süresine göre 6352 sayılı ceza kapsamında sanık hakkında

kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği,

BK. 58 Maddesi gereğincekişilik hakkının

zedelenmesinden zarar gören, manevi tazminat adı altında bir miktar para

ödenmesini isteyebilir, olayda davacının kişilik haklarına saldırı olduğu

sabittir, hakim manevi tazminatın takdirinde olayın

oluş şekli, tarafların ekonomik sosyal durumları dikkate alınarak davacıyı

tatmin edebilecek davalıyı da caydırıcı nitelikte bir miktar karar verebilir,

somut olayda mahkememizce 3.500.00-TL manevi tazminatın hükmedilmesi uygun

görülmüş olup, fazlaya ilişkin taleplerin reddine dair aşağıdaki hükmün

kurulması gerekmiştir."

16. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 15/5/2014 tarihli ilamı ile onanmıştır.

İlam, başvurucuya 18/6/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 16/7/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı

Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi şöyledir:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören,

uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para

ödenmesini isteyebilir.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer

bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle

saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına

hükmedebilir."

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)10. maddesi

şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü

hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke

sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de

verme özgürlüğünü de kapsar...

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu

özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal

güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu

düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, (...) için gerekli olan

bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

20. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan

ana unsurlardandır. AİHM, ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade

özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel

şartlardan birini teşkil ettiğini yinelemektedir. AİHM'e

göre 10. maddenin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece

toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen

"bilgi" ve "fikirler" için değil incitici, şoke edici ya da

endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Bu, yokluğu hâlinde

"demokratik bir toplum"dan söz

edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.

AİHM, 10. maddede güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi

olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın

sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von

Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, §

101).

21. AİHM, demokratik bir

toplumda basının oynadığı temel rolün altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre -her ne kadar başkalarının şöhret ve haklarının

korunmasıyla ilgili olarak bazı sınırları aşmaması gerekse de- basının görev ve

sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu

iletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymadan

ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkının da eklendiğini

hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi olmasa basın,

vazgeçilmez kamusal “gözetleyici” (watchdog) rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç

[BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59, 62;Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka

[BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; Von

Hannover/Almanya (No. 2), § 102).

22. AİHM, Radio France/Fransa (B. No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) davasında basın özgürlüğünün kapsamının

demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya

ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini

belirtmiştir:

"Mahkeme "görev ve sorumluluklar"ın, ifade özgürlüğünün doğasından

kaynaklandığını yineler. 10. madde tarafından kamusal yararlara ilişkin

meselelerin aktarılması içingazetecilere sağlanan

güvencenin şartı, gazetecilik etiğine uygun olarakonların

kesin ve güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibi olmalarıdır (örneğin bkz.Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,

§ 65;Colombani ve diğerleri/FransaB. No: 51279/99,25/06/2002, §65). Ne var ki basın

özgürlüğü belli dereceye kadar abartmaya hatta kışkırtmaya (provocation)

izin verir (bkz. özellikle, Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,

§ 59)..."

23. AİHM, bir gazete

makalesinde hakaret içerdiği iddia edilen beyanlara karşı bir kimsenin

itibarının korunması hakkını özel yaşam kapsamında görmektedir (White/İsveç, B. No: 42435/02, 19/12/2006, §§19, 30). AİHM'e göre

kamusal bir tartışma bağlamında ve yayımlanan yazılar nedeniyle eleştirilmiş

olsa bile bir kişinin itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir

parçasını oluşturur (Pfeifer/Avusturya, B. No: 12556/03, 15/11/2007, § 35; Axel Springer AG/Almanya, B. No:

39954/08, 7/2/2012, § 83).

24. AİHM, ifade özgürlüğü

ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin çatışması hâlinde şöhret ve itibarı söz

konusu olan kişi bir siyasetçi ise ilke olarak ifade özgürlüğü lehine bir

değerlendirme yapmaktadır. AİHM, Lingens/Avusturya(B.

No: 9815/82, 8/7/1986, § 42) kararında politikacıların

kendilerine yöneltilen ağır eleştirilere tahammül etmek durumunda olduğunu

vurgulamıştır:

"... Basın özgürlüğü, halka siyasal

liderlerinin düşünce ve davranışlarını tanıma ve onlar hakkında fikir oluşturma

imkanı verir. Daha genel olarak siyasal tartışma

özgürlüğü Sözleşme'ye hakim

olan demokratik toplum anlayışının tam da merkezinde yer alır.

Bir siyasetçiyle ilgili eleştirilerin kabul

edilebilir sınırları, özel bir şahısla ilgili eleştiri sınırına göre daha

geniştir. Bir siyasetçi, özel şahıstan farklı olarak, her sözünü ve eylemini

bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine

açar. Siyasetçi kendisine yönelik eleştirilere karşı daha geniş bir hoşgörü

göstermek zorundadır..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 21/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade ve Basın

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; www.gergerfirat.com

adlı internet sitesinde 9/9/2011 tarihinde "Oğul M. M... Sen Nesin?"

başlıklı bir köşe yazısı yazdığını, anılan köşe yazısının bir milletvekilinin

siyasi görüşü birbiriyle çatışan partilerde görev almasına ilişkin eleştirel

nitelikte bir yazı olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu; yazının kamuoyunu

bilgilendirme amacı taşıdığını ve üçüncü bir kişinin anılan milletvekili

hakkında sarf ettiği sözlere atıf yapar tarzda olduğunu, yazının bütünü

incelendiğinde hakaret kastı ile hareket etmediğinin anlaşılacağını ifade

etmiştir. Başvurucu, derece mahkemelerince yazının bütünü ele alınmadan,

kullanılan bazı kelimeler üzerinden değerlendirme yapılarak tazminat ödemeye

mahkûm edildiğini belirtmiş; ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, başvuru konusu

olayda birbiriyle çatışan iki değer arasında (ifade özgürlüğü ile şeref ve

itibarın korunması hakkı) demokratik toplumun gerekleri gözönüne

alınarak adil bir denge kurulması gerekliliği belirtilmiş; başvuru konusu

haberde hedef alınan kişinin siyasi kimliği dikkate alındığında eleştirilere

sıradan kişilere göre daha fazla katlanması gerektiği kabul edilmekle beraber

söz konusu yazıda kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin bir tartışmaya

katkı sağlamaktan öte eleştiri sınırlarını aşan ve hakarete varan ifadelerin

kullanıldığı belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

28. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.

maddesi ile “Basın hürriyeti” kenar

başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(26) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,

televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine

bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin

kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel

nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması,

suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce

belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel

ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya

yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla

sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

(28) “Basın hürdür, sansür edilemez…

…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

…”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

30. Başvurucunun bir internet sitesinde yayımlanan köşe yazısı

nedeniyle 3.500 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu

Mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir

müdahalede bulunulduğu belirlenmiştir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

33. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 6098 sayılı Kanun’un

58. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

34. Başvurucunun davacıya manevi tazminat ödemesine karar

verilmesinin "başkalarının şöhret veya haklarının korunması"na

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

35. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde

olmalıdır (Bekir Coşkun [GK], B.

No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın

bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır.

Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.

36. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit

Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine

ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Tansel

Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali

Aydın, §§ 70-72). Bu sebeple hükmedilen tazminatın müştekinin maruz

kaldığı düşünülen zararıyla makul bir ölçülülük ilişkisi içinde olması gerekir.

37. İnternet haberciliğinin -basının temel işlevini yerine

getirdiği sürece- basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş., B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 36-42).

38. İfade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli ve

demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve

tutumların iletilmesi ve bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi

araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63). Buna, mevcut başvurudaki gibi davalarda

halkın siyasetçilere ilişkin bilgileri alma hakkının eklendiği de hatırda

tutulmalıdır.

39. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır (Siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015,

§ 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran,

B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili

olarak bkz. İlhan Cihaner

(2), § 82). Buna karşılık demokratik bir toplumda basına,

siyasetçileri ve kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma

hakkı tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin itibarlarına zarar

verir boyuta ulaşmaması gerekir.

40. Bu sebeple Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız

bir ifade özgürlüğü garanti etmemiştir. 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan

sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına basın için de

geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar" getirmektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No:

2013/1429, 14/10/2015, § 35).

41. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi

bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), § 44) Devlet, bireyin şeref ve

itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını

önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, § 41; Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, §

33; Bekir Coşkun, § 45).

42. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda,

başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında

başvurucunun ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması

arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran,

§ 27; İlhan Cihaner

(2), § 39). Bu, soyut bir değerlendirme olmayıp

Anayasa Mahkemesi başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün kamusal

tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların

niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin,

kime yöneldiğinin ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğine bakar (Nilgün Halloran, § 41; Ergün

Poyraz (2), § 56). Bunun için başvurucu tarafından söylenen

sözlerin -yazının tamamı ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın- olayın

bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün

Halloran, § 52).

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Başvuruya konu yazı, 2011 yılında yapılan Milletvekili Genel

Seçimi'nin sonuçlarının açıklanmasının ardından

kaleme alınmıştır. Müşteki 12/6/2011 tarihli 24. Dönem

Milletvekili Genel Seçimi'nde milletvekili

seçilmiştir.

44. Uzun süredir siyasetin içinde yer alan ve gazeteci

kimliğiyle de tanınan müşteki, 2011 yılında milletvekili seçilmesi ile birlikte

basının ilgi odağı olmuştur. Bu dönemde müştekinin siyasi ve gazeteci kimliğine

ilişkin yorum ve eleştiriler televizyon kanallarında ve gazetelerin köşe

yazılarında sıklıkla yer almıştır. Müştekinin -televizyon kanallarındaki haber

ve açık oturum programlarında da sıklıkla yer aldığı dikkate alındığında- ülke

genelinde oldukça tanınan bir kişi olduğu kabul edilmelidir.

45. Adıyaman ilinin Gerger ilçesinde gazetecilik yapan

başvurucu, başvuru konusu köşe yazısında 2011 yılı seçimlerinin ardından

Adıyaman ilinden milletvekili seçilen müştekinin siyasi pozisyonunun ne

olduğuna ilişkin eleştirel nitelikte bir yazı kaleme almıştır. Başvurucuya

göre, siyasi duruşunu sıklıkla değiştirmiş olması sebebiyle müştekinin siyasi

kimliği net olarak bilinememektedir. Başvurucu, müştekinin Adıyaman ilinden

birçok milletvekili aday adayı arasından milletvekili adayı olarak

belirlendiğini ancak bunu hak etmediğini, Parti Genel Başkanı'na kullandığı

ifadeler gözönünde bulundurulduğunda liderine karşı

da ihanet içinde olduğunu ileri sürerek müştekiyi ağır bir şekilde

eleştirmekte; onu samimi olmamak ve "dönek" olmakla suçlamaktadır.

46. İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuru konusu

köşe yazısı ile başvurucunun hakaret suçunu işlediğinin sabit olduğu

gerekçesiyle müştekinin kişilik haklarının zedelendiğini belirterek

başvurucunun davacıya 3.500 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiş ve anılan

karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

47. Başvuru konusu köşe yazısında başvurucunun müştekinin

itibarına yönelik eleştiri içeren birtakım ifadeler kullandığı görülmekle

birlikte kişisel şeref ve itibara saldırı niteliği taşıyabilecek ifadenin

"dönek" kelimesi olduğu düşünülmektedir. Türk Dil Kurumunun sözlüğüne

göre "dönek" kelimesi inanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne

güvenilmeyen, caygın, kaypak (kimse), kahpe

anlamlarını ihtiva etmektedir. Söz konusu ifadenin ağır bir söylem olduğu,

incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bir yanının bulunduğu kabul

edilmelidir. Bununla birlikte bu ifadenin başvuru konusu olay kapsamında,

yazının tamamının ışığı altında ve özellikle hedef aldığı kişi ile başvurucunun

konumu ve söylenme şekli bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

48. Öncelikle yukarıda ayrıntılı olarak yer verildiği üzere

toplumsal konumu gözönüne alındığında halka mal olmuş

bir kişi olan müşteki için kabul edilebilir eleştiri sınırları sıradan bir

kimse ile karşılaştırıldığında daha geniştir. Dahası başvurucunun kullandığı

ifadeler köşe yazısında ele alınan konu ile bağlantılı olup müştekinin mahrem

alanını hedef almamaktadır. Başvurucunun kullandığı ifadeler ile kaba bir dile

başvurduğu değerlendirilmekle birlikte köşe yazısı bütüncül olarak

incelendiğinde müştekinin siyasi çizgisinin ve politik görüşlerinin değişkenlik

gösterdiğini ifade etmek için kullanılan sözlerin kamuoyunu ilgilendiren bir

konuda yapılan tartışmanın bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

başvurucunun kullandığı kelimeleri siyasetçinin politik kimliğine ilişkin bir

görüş kapsamında değerlendirmek gerekir.

49. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz. Buna

karşın somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucunun basın özgürlüğü ve bu

bağlamda ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarına saygı hakları

arasında bir denge kurmaya çalışmamıştır. Mahkeme başvurucunun hakaret suçunu

işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında Ceza Mahkemesince suç sabit

görüldüğünden müştekinin kişilik haklarının zedelendiğini belirtmekle

yetinmiştir. Bununla birlikte 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi suçun

sübuta erip ermediğini değerlendirmeksizin kovuşturmanın ertelenmesine karar

verilebileceğini hüküm altına almaktadır. Mahkeme, dava konusu yazıda

kullanılan ifadelerin anlamı, ağırlığı, muhatabı gibi hususlarda da bir

değerlendirmede bulunmamıştır. Mahkeme, yazının ne genel çıkarı ilgilendiren

bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı sorusuna önem vermiş ne de haberin

yapıldığı şartlar üzerine eğilmiştir. Mahkeme, müştekinin siyasetçi kimliğini gözönünde bulundurmadığı gibi kamuoyunun müştekinin

tutumunu bilme ve takip etme hakkını da değerlendirmemiştir. İlk derece

mahkemesinin başvurucu tarafından kaleme alınan yazının tamamını yazıldığı

bağlamdan koparmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirdiği de

söylenemez.

50. Gazetecilerin siyasetçilerin sözlerini ve davranışlarını

takip etmeleri, onlar hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye

hatta yönlendirmeye çalışmaları demokratik bir toplumda kaçınılmazdır. Rahatsız

edici de olsa siyasilere ve tanınmış kişilere ilişkin yapılan bilgilendirme ve

eleştirilerin cezalandırılması “caydırıcı etki” doğurarak toplumdaki ve

kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılma

korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir (Ergün Poyraz (2), § 79). Bu nedenle somut

olayda, gazeteci yazar kimliği ile de tanınan ve yazının yayımlandığı dönemde

Adıyaman milletvekili olan müştekinin politik yaşamına yönelik olarak kaleme

alınan ve ağır eleştiri içeren köşe yazısının yazarı olan başvurucunun 3.500 TL

tazminat ödemesine karar verilmesi, bilgilendirme ve eleştiri ortamına zarar

verebilecektir.

51. Sonuç olarak yukarıdaki hususlar dikkate alındığında derece

mahkemelerinin gerekçeleri, başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yapılan

müdahale için yeterli ve ilişkili sayılamaz. Bu nedenle verilen kararda, ilgili

çıkarlar arasında adil bir denge kurulduğu söylenemez.

52. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

B. Diğer İhlal İddiaları

53. Başvurucu; müşteki tarafından davanın yetkisiz yer

mahkemesinde açıldığını, Adıyaman ilinde ikamet etmesi nedeniyle bu durumun

davaya fiziki katılımını ve savunma hakkını engellediğini ileri sürmüştür.

Mevcut koşullarda, başvurunun sonucu da değerlendirildiğinde başvurucunun bu

şikâyeti hakkında bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvurucu ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi, 50.000 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

56. Başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

57. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 3.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006.10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR ve M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Başvurucuya net 3.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2012/101, K.2013/41) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/11/2017tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun

İnternet sitesinde yer alan müşteki milletvekili ile ilgili yazınınbütün

halinde incelenmesinde, müştekinin kişilik haklarını ihlâl eden bir mahiyet

taşıdığı, sarfedilen sözlerin ifade ve basın

özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, dosya kapsamına göre başvucunun müşteki dışında başka kişiler yönünden de benzer

yazılar yazmak suretiyle bunların ceza ve hukuk mahkemelerine konu yapıldığı ve

bir kısmından aleyhine ceza ve tazminat kararları verildiği, dolayısiyle başvurucunun hukuk mahkemesince tazminat ödemekle

yükümlü kılınmasında herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, anılan

mahkeme kararının yeterli gerekçe ihtiva ettiği, dolayısiyle

bu karar nedeniyle başvurucunun herhangi bir hakkının ihlal edilmediği ve bu

nedenle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatine

ulaştığımdan, çoğunluğun ihlâl kararına katılmıyorum.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Haci BOĞATEKİN

Vekili

:

Av. Hüseyin BOĞATEKİN

KARŞIOY GEREKÇESİ

Elektronik ortamda yayın yapan bir haber sitesindeki köşe yazısı

sebebiyle başvurucu hakkında açılan davada tazminata hükmedilmesinin ifade ve

basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkin bireysel başvuru kabul

edilerek ihlal kararı verilmiştir.

Kararda “Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı” başlığı

altında yer verilen değerlendirmeler ve “Demokratik Toplum Düzeninin

Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük” başlığı altındaki genel ilkeler Mahkememizin

ve AİHM’in kabul ettiği ve benim de iştirak ettiğim

isabetli tespitler olmakla birlikte, “İlkelerin Olaya Uygulanması” başlığı

altında yapılan tespitlerin bir bölümünekatılmak

mümkün değildir.

Kararda da belirtildiği üzere, “Anayasanın 26. maddesinin ikinci

fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de

başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı,

kişisel kimliğinin ve manevî bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasanın

17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır” (§ 41). Anayasanın

28. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan atıf sebebiyle bu sınırlandırma

sebebi basın özgürlüğü için de geçerlidir.

Yine kararda belirtildiği gibi, Anayasa

Mahkemesi benzer başvurularda, ilgili mahkeme kararlarında “başvurucunun ifade

özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil bir

dengenin gözetilip gözetilmediğini” değerlendirmekte ve bu değerlendirmede

derece mahkemelerince başvurucunun ifadelerinin yazının tamamından koparılmadan

olayın bütünlüğü içinde ele alınarak “türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma

kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının” da değerlendirilip

değerlendirilmediğine bakmaktadır (§ 42).

İncelenen başvuruda, başvurucunun köşe yazısının ilk derece

mahkemesince incelenerek yazıda geçen bazı ifadelerin, davacının kişilik

haklarına saldırı oluşturduğu sonucuna varıldığı ve tazminata hükmedildiği

anlaşılmaktadır.

Kuşkusuz, toplumsal konumuna göre bazı kişiler için kabul

edilebilir eleştiri sınırlarının daha geniş olduğu ve başvurucunun yazısının da

-geneli itibariyle- bir siyasetçinin siyasî kimliğini hedef aldığı açıktır (§

48). Bölümümüz çoğunluğu söz konusu yazıda başvurucunun -kaba

bir dile başvurmasına rağmen- kullandığı ifadelerin yazıda ele alınan konu ile

bağlantılı olup ilgili kişinin mahrem alanını hedef almadığı ve anılan

sözlerin, yazının bütünlüğü içinde incelendiğinde “kamuoyunu ilgilendiren bir

konuda yapılan tartışmanın bir parçası olduğu” görüşünde ise de (§ 48), bu

değerlendirmede isabet olmadığı düşünülmektedir.

Mezkûr yazıda kaba bir dile başvurmanın ötesinde, yazının

esasını oluşturan mesajla, yani başvurucunun siyasî görüşüyle ilgisi olmayan ve

kamuoyunu ilgilendirmeyen,birçok

aşağılayıcı ifade kullanılmaktadır.

Bu tür başvurularda basının yerine geçerek nasıl haber

yapılacağını veya kamuoyunu ilgilendiren bir tartışmada köşe yazılarının nasıl

kaleme alınması gerektiğini belirlemenin yargı mercilerinin görevi olmadığı gözönünde bulundurulmalıdır. Ancak Anayasa Mahkemesi ile AİHM’in birçok kararında, basının özgür olması kadar

sorumluluk bilinci ile hareket etmesinin de zorunlu olduğu, basın özgürlüğünde

belli ölçüde abartıya ve kışkırtmaya başvurmak mümkün olsa da bu özgürlüğün

aynı zamanda ilgililerin meslek ahlâkına saygı göstererek ve iyiniyetli olarak

hareket etmelerini de zorunlu kıldığı kabul edilmektedir (örn.

bkz. İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42, 60; Zafer Bozbey, B. No 2014/6423,

21/9/2016, § 42, 43 ve bu kararlarda atıf yapılan AİHM kararları).

Yukarıda belirtilen kararlarda, kötüniyetli olarak gerçeğin çarpıtılmasının eleştiri

sınırlarını aşabileceği, gerçeğe uygun bazı ifadelere kamuoyunun gözünde yanlış

bir algı oluşturabilecek vurguların, değer yargılarının ve imaların eşlik

edebildiği, dolayısıyla basın özgürlüğünün bazı ödev ve sorumlulukları ve basın

kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırları içerdiği de

belirtilmektedir (İlhan Cihaner (2), § 61; Zafer

Bozbey, § 44 ve bu kararlarda atıf yapılan AİHM kararları).

Bu kapsamda derece mahkemelerinin, başvurucunun ifade ve basın

özgürlükleri ile yazıda adı geçen kişinin şeref ve itibarına saygı hakkı

arasında bir denge kurmaya çalışıp çalışmadığının anlaşılabilmesi için, derece

mahkemesince yapılan incelemede olduğu gibi bireysel başvuru incelemesinde de

“ifadelerin türünün ve kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin”

değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çoğunluğun kararında başvurucunun anılan kişi hakkında kaleme

aldığı yazıdakibazıifadelerin “ağır bir söylem

olduğu, incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bir yanının bulunduğu kabul

edilmelidir” denilmekte ise de (§ 47)söz konusu ifadeler tahkir içeren ve ilgilininkişilik haklarına saldırı teşkil edenifadelerdir.

Üstelik söz konusu ifadelerin kamusal tartışmalara katkı sunması

için gerekli olması bir yana, yazının hedefinin -Bölümümüz çoğunluğunun

görüşünün aksine- adı geçen kişinin şeref ve itibarı olduğu intibaına yol

açtığı görülmektedir.

Başvurucu, anılan köşe yazısının bir milletvekilinin siyasî

görüşleri çelişen partilerde görev almasına ilişkin eleştirel bir yazı olduğunu

iddia etmekte ise de, bu savunma başvuru konusu sözlerde yer alan “tahkiri”

ortadan kaldırmadığı gibi ilgilinin (milletvekilinin) anılan ifadeler sebebiyle

hissettiği olumsuz duyguları da hafifletmez (Nilgün Halloran,

B. No; 2012/1184, 16/7/2014, § 63). Bu itibarla

başvuru konusu yazıda geçen kaba, aşağılayıcı, küçük düşürücü ve kişisel

saldırı içeren sözlerinkabul edilebilir sınırları

aşması sebebiyle kamusal tartışmalara katkı sunan görüşler olarak

değerlendirilmesinin ve ifade ve basın özgürlükleri kapsamında görülmesinin

mümkün olmadığı düşünülmektedir (aynı yönde değerlendirmeler içeren bir karar

için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 69).

Bu sebeplerle, derece mahkemelerinin, başvurucunun ifade ve

basın ve özgürlüklerini kullanırken kendisi için de geçerli olan ödev ve

sorumluluklara uygun davranmadığı kanaatine ulaşarak tazminata hükmetmesinin

toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve dolayısıyla “demokratik bir toplumda gerekli”

olduğu kabul edilmelidir.

Diğer taraftan, başvurucunun mezkûr yazısı sebebiyle hürriyeti

bağlayıcı veya başka bir adlî ceza ile cezalandırılmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır. Yukarıda da belirtildiği

üzere, Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda derece mahkemelerinin kararlarını

değerlendirirken ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların niteliğine ve

kapsamına da bakmaktadır (§ 42). Bu çerçevede, bireysel başvuruya konu olan

yargı kararının hürriyeti bağlayıcı bir ceza veya tazminat öngörmesi arasında

önemli bir fark bulunduğu ve derece mahkemelerinin kararlarının buna göre

değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Manevî tazminata hükmedilmesi bir

“cezalandırma” değil, kişilik haklarına yönelen bir haksız fiil sebebiyle

duyulan üzüntü ve kederin -kısmen de olsa- hafifletilmesine yönelik bir

“giderim” olduğundan, başvuru konusu mahkeme kararındaki tazminatın

“bilgilendirme ve eleştirilerin cezalandırılması” olarak değerlendirilmesi (§

50) yönündeki çoğunluk görüşüne de katılmıyorum.

Son olarak derece mahkemelerinin kararlarında, Anayasa

Mahkemesinin içtihatları ile ortaya konulan kriterlerin

herkesi tatmin edecek derecede ayrıntılı olarak ele alındığı söylenemese de,

mahkemenin başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacı temelinde

başvurucu hakkında hükmettiği tazminatın keyfî bir şekilde verilmediği ve buna

ilişkin gerekçelerin uygun ve yeterli olduğu düşüncesiyle (benzer değerlendirmeler

için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, § 68), çoğunluğun

“derece mahkemelerinin gerekçeleri(nin), başvurucunun

ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahale için yeterli ve ilişkili sayıla(mayacağı ve) … kararda, ilgili

çıkarlar arasında adil bir denge kurulduğu(nun)

söyleneme(yeceği)” yönündeki (§ 51) görüşlerinin de

isabetli olmadığını düşünüyorum.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Bölümümüz çoğunluğunun ulaştığı

ihlal sonucuna katılmıyorum.

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12162, 21 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. M. M.'nin bu sözlerini asla yutmaz, sineye
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. A. Ulusal Hukuk
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. İfade ve Basın
  12. B. Diğer İhlal İddiaları
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Karşıoy Gerekçesi
  17. Paksüt
  18. M. Emin KUZ
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. B. No; 2012/1184, 16/7/2014, § 63). Bu itibarla
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12162
Tarih
21 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • T. A. Başvurusu (B. No: 2014/1150)
  • Enes Usta Başvurusu (B. No: 2014/15689)
  • Hasip Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/2420)
  • M. Y. Başvurusu (B. No: 2014/7149)
  • Mehmet Mustafa Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/17113)
  • Ebru Bayram Başvurusu (B. No: 2014/15024)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.