İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ataseven Enerji Üretim A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/27502)

1. Başvuru, rüzgâr enerji santrali projesi için yapılan

Başvuru No2018/27502Tarih10 Mart 2021Okuma31 dk · 6.109 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ataseven Enerji Üretim A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2021
Başvuru Numarası
2018/27502
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.109 kelime·31 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, rüzgâr enerji santrali projesi için yapılan

üretim lisansı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan

davada esasa etkili iddiaların karşılanmaması ve sadece idarece sunulan

bilgiler uyarınca karar verilmesi nedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 4/9/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2018/28025 numaralı başvuru dosyasının kişi yönünden

hukuki irtibat nedeniyle 2018/27502 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine, incelemenin 2018/27502 numaralı başvuru dosyası üzerinden

yürütülmesine karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu Şirket tarafından 28/4/2006 tarihinde Enerji

Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) yapılan başvurular ile toplam kurulu güçleri

70 milyon watt (MW) ve 150 MW olan Atares-1 ve Atares-2 Rüzgâr Enerji Santrali

(RES) projeleri için 49 yıl süreyle lisans verilmesi talep edilmiştir.

10. 4/8/2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan ve başvurucunun lisans talebinde bulunduğu tarih itibarıyla

yürürlükte bulunan mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği (Lisans

Yönetmeliği) uyarınca bağlantı talebini karşılama ve bu konuda Enerji

Piyasası Düzenleme Kuruluna (Kurul) görüş bildirmekle görevli Türkiye

Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) tarafından söz konusu başvurular üzerine

26/5/2008 tarihli yazı ile Kurula görüş bildirilmiştir. Anılan görüşte,

Atares-1 RES Projesi'nin 70 MW olarak yaklaşık 58 kilometre enerji iletim hattı

ile Orhaneli Trafo Merkezinin (TM) 154 kilovolt (kV) barasına bağlantısının,

Atares-2 RES Projesi'nin ise 100 MW olarak yaklaşık 60 km enerji iletim hattı

ile Gemlik TM'nin 154 kV barasına bağlantısının uygun görüldüğü belirtilmiştir.

11. EPDK tarafından birkaç kez 1/11/2007 tarihinden

önceki RES başvurularına yönelik bağlantı görüşlerinin yeniden

değerlendirilmesi TEİAŞ'tan talep edilmiş, TEİAŞ 13/2/2009, 25/12/2009 ve

18/1/2010 tarihli yazıları ile başvurucuya ait projelerin de dâhil olduğu

olumlu bağlantı görüşlerinin geçerli olduğunu EPDK'ya bildirmiştir.

12. 18/2/2010 tarihli Kurul kararıyla, 14/3/2013 tarihli

ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 30. maddesiyle başlığı Enerji

Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun olarak

değiştirilen 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Kanun'un 3. maddesine 9/7/2008

tarihli ve 5784 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenen mülga "Rüzgâr

enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış veya yapılacak olan

lisans başvuruları kapsamında..." hükmü çerçevesinde toplam

bağlanılabilir kapasitenin TM gerilim seviyesi bazında ilan edilmesine karar

verilmiş, inceleme ve değerlendirme aşamasında bulunan tüm RES projeleri için

lisans başvurularının bu doğrultuda revize edilmesi istenilmiştir. Söz konusu

karar üzerine başvurucu tarafından, Atares-1 RES Projesi için öngörülen sisteme

bağlantı noktası ve gerilim seviyesinin Orhaneli TM 154 kV olarak, Atares-2 RES

Projesi için öngörülen sisteme bağlantı noktası ve gerilim seviyesinin ise

Gemlik TM 154 kV olarak belirtilmesi suretiyle mevcut başvurular aynen

sunulmuştur.

13. Anılan başvurulara yönelik yapılan değerlendirmeler

sonucunda Atares-1 RES Projesi'ne 18 km mesafede Karacabey TM'de 54 MW YG

kapasitesi, Atares-2 RES Projesi'ne ise 22 km mesafede Karacabey TM'de 54 MW YG

kapasitesi mevcut olduğundan bahisle TEİAŞ'ın 9/6/2010 tarihli yazısıyla

bağlantı taleplerinin uygun görülmediği, Kurulun 23/6/2010 tarihli kararıyla

TEİAŞ'ın olumsuz görüşünün uygun bulunduğu ve başvurucu Şirketin lisans

başvurularının reddedildiği anlaşılmaktadır.

14. Başvurucu tarafından Atares-1 ve Atares-2 RES

projelerine yönelik üretim lisansı başvurularının reddine ilişkin söz konusu

işlemlerin iptali istemiyle Danıştayda davalar açılmıştır. Dava dilekçelerinde,

daha önce defalarca uygun bağlantı görüşü verilmesine karşın sonradan bağlantı

taleplerinin hangi gerekçelerle uygun bulunmadığının anlaşılamadığı, yıllarca

bekletilen projelerin haksız şekilde reddedildiği ileri sürülmüştür.

15. Danıştay Onüçüncü Dairesince (Daire) 7/1/2011 tarihli

ara kararı ile; başvurucunun üretim lisansı başvurusunda bulunduğu proje için

en yakın TM'nin nerede olduğunun, ayrıca başka iki şirket tarafından yapılan

1512 ve 1436 numaralı başvurular için kabul edilen bağlantı noktasının bu

projeler için en yakın TM olup olmadığının ve bu TM'lerin anılan projelere olan

uzaklıkları TEİAŞ'tan istenilmiştir. 10/2/2011 tarihli cevapta; 1512 numaralı

proje için talep edilen bağlantı noktasının en yakın TM'den 3 km kadar daha

uzak bulunduğu ancak yapılan sistem etütlerinde 5 km'ye kadar olan uzaklıklarda

gerilim düşümü, iletim kaybı vb. parametrelerdeki değişimin ihmal edilebilecek

büyüklükte olduğu, bu ölçüdeki küçük uzaklık farklılıklarının dikkate

alınmadığı ifade edilmiştir. Atares-1 Projesi için ise, en yakın TM 18 km

mesafedeki 54 MW kapasiteli Karacabey TM olmasına karşın 62 km mesafede olan 70

MW kapasiteli Orhaneli TM'nin tercih edildiği, Kuruluşlarının ilave 44 km

iletim hattı yatırımı, iletim kayıpları ve işletme giderlerinin oluşmasını

teknik ve ekonomik olarak uygun görmediği belirtilmiştir.

16. Başvurucunun Daireye sunduğu 25/2/2011 tarihli

savunmaya cevap dilekçesinde ise taraflarınca yapılan araştırmada en yakın

yerine daha uzak trafoları seçen birçok projenin reddedilmediğinin ve olumlu

bağlantı görüşü verildiğinin tespit edildiği, bu projelerde iki trafo

arasındaki mesafenin davalı idarenin savunduğu 5 km sınırının çok üzerinde

olduğu belirtilmiştir. Ayrıca dilekçede, en yakın yerine daha uzak trafoların

seçilmesine karşın olumlu bağlantı görüşü verildiği belirtilen 25 örneğe yer verilmiştir.

17. Daire 4/3/2011 ve 9/3/2011 tarihli ara kararları ile

bu kez -başvurucu Şirketin iddia ettiği üzere- en yakın TM yerine daha uzak

TM'leri seçen projeler için kabul edilen bağlantı noktasının bu projeler için

en yakın TM olup olmadığını ve bu TM'lerin anılan projelere uzaklıklarının ve

bu projeler için kabul ve ilan edilen bağlantı noktalarının belirlenmesinde

esas alınan ölçütlerin ne olduğunu TEİAŞ'tan sormuştur. Ara kararlarına verilen

cevapta öncelikle, itirazda bulunulan 25 projeye ilişkin tek tek açıklamalara

yer verilmiştir. Sonrasında Kurulun 18/2/2010 tarihinde aldığı karar ile

inceleme ve değerlendirme aşamasında olan tüm başvuruların birlikte

değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiği, buna göre 1/11/2007 tarihinden

önce bağlantı görüşü oluşturulmuş kapasiteler ile birlikte 50 projenin,

1/11/2007 tarihinde alınan 672 proje ve 13/2/2009 tarihinde verilen bağlantı

görüşleri kapasiteleri ile birleştirilerek değerlendirildiği belirtilmiştir.

Atares-1 ve 2 projelerine en yakın TM'nin Karacabey TM hâline geldiği,

1/11/2007 öncesi başvurusu olan ilgili şirketlerin uyarılarak eski bağlantı

görüşlerinin geçerli olmayacağının ve en yakın TM'lerini seçmeleri gerektiğinin

bildirildiği ancak başvurucu Şirketin eski bağlantı noktalarını tercih ettiği

hususlarına yer verilmiştir.

18. Daire 8/2/2014 ve 24/2/2015 tarihlerinde davaları

reddetmiştir. Kararlarda öncelikle 4/3/2011 ve 9/3/2011 tarihli ara kararlarına

verilen cevaptan bahsedilmiş, sonrasında şu değerlendirme ve gerekçelere yer

verilmiştir:

"...diğer taraftan benzer bir

uyuşmazlıkta, Dairemizin E:2010/4676 sayılı dosyasında 19.11.2013 tarihinde

verilen ara kararı ile, TEİAŞ'tan, olumsuz bağlantı görüşlerinin hangi teknik

ölçütlere dayandığının, sisteme bağlantının daha uzak trafo merkezinden

yapılması hâlinde hangi sakıncaların ortaya çıkabileceğinin, sistemin zarar

görüp görmeyeceğinin, varsa bu konuda doğabilecek zararın proje sahibinin

katlanacağı maliyetle giderilip giderilemeyeceğinin, arz güvenliğinin olumsuz

etkilenip etkilenmeyeceğinin sorulduğu; ara kararına verilen cevapta, TEİAŞ

tarafından 720 projenin aynı teknik ve ekonomik kriterler göz önüne alınarak

değerlendirildiği, teknik ve ekonomik olarak en uygun bağlantı noktasını tercih

etmeyen projelere uygun görüş verilmediği, aksi bir durumun şirket lehine

ayrıcalık tanımak anlamına geldiği, yapılan değerlendirme sonucunda en yakın

bağlantı noktasına göre başvurusunu uygun olarak gerçekleştiren 698 şirkete

uygun görüş verildiği, en yakın bağlantı noktasını tercih etmeyen 22 şirkete ait

projenin sistem bağlantısının uygun bulunmadığı, projenin bağlantı noktasının

daha uzak trafo merkezi olarak belirlenmesi hâlinde ek hat maliyetinin

çıkacağı, arazideki şehirleşme ve tarım alanları göz önünde bulundurulduğunda

yapılaşma nedeniyle hat maliyetinin daha da artacağı, tarım alanları nedeniyle

de kamulaştırma maliyetlerinin yüksek olacağı, sonuç olarak daha uzak bir

noktaya bağlantı yapılması durumunda, sisteme bağlantısı planlanan toplam

kurulu gücü 12.000 MW olan RES'in sistem bağlantılarının teknik ve ekonomik

açıdan uygun optimum bir değerlendirme yapılmasına engel olacağı

belirtilmiştir.

Bu durumda; davacı şirketin yaptığı

başvuruda, öngörülen sisteme bağlantı noktası ve gerilim seviyesini Orhaneli TM

154 kV olarak belirtmesi, TEİAŞ tarafından yapılan değerlendirme sonucunda

projeye daha yakın trafo merkezi bulunması sebebiyle olumsuz bağlantı görüşü

verilmesi ve bu görüşün Kurulca uygun bulunması karşısında, davacı şirketin

üretim lisansı başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında

hukuka aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan; rüzgâr enerjisine dayalı

üretim tesisi kurmak üzere yapılmış ve yapılacak olan lisans başvurularında

uygulanacak esaslar 5784 sayılı Kanun'la yeniden belirlendiğinden ve davacı

şirket bu düzenlemeden önce lisans almaya hak kazanamadığından, diğer bir

ifadeyle bu konuda kazanılmış hakkı bulunmadığından, dilekçede öne sürülen

itirazlar geçerli görülmemiştir."

19. Başvurucu tarafından kararlar temyiz edilmiştir.

Temyiz dilekçelerinde; Atares-1 ve Atares-2 üretim tesisleri ile aynı bölge ve

aynı kaynak için başka bir tüzel kişilik tarafından başvuru yapılmadığından söz

konusu projelerin sahada tekli başvuru olarak kaldığı, daha önce 5 kez uygun

görüş verilen ve ekonomik olarak kabul edilen Orhaneli TM ve Gemlik TM'ye

bağlantı taleplerine haksız bir şekilde olumsuz görüş verildiği belirtilmiştir.

Ayrıca TEİAŞ'ın olumsuz görüşüne dayanak teşkil eden mülga Lisans

Yönetmeliği'nin 38. maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinde, talep edilen

bağlantı noktasına oranla ekonomik açıdan daha uygun ve daha düşük sistem kaybı

sağlayan bağlantı noktası bulunması durumunda olumsuz görüş verilebileceğinin

düzenlendiğini, düzenleme gereği olumsuz görüş verilebilmesi için iki koşulun

aynı anda var olmasının gerektiği, bu nedenle sadece en yakın TM'ye bağlantı

talebi bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların reddedilmesinin hukuka aykırı

olduğu ileri sürülmüştür.

20. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK)

3/2/2016 tarihli kararları ile Daire kararlarının onanmasına hükmedilmiştir.

21. Başvurucu 13/6/2016 ve 7/9/2016 tarihlerinde de

kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.

22. Kararın düzeltilmesi aşamasında başvurucu tarafından

RES projelerinin teknik ve ekonomik yönden uygunluğuna yönelik 14/2/2018 ve

20/2/2018 tarihli iki ayrı uzman mütalaası dava dosyalarına sunulmuştur. Anılan

14/2/2018 tarihli uzman mütalaasında, Atares-1 RES Projesi için önerilen

Orhaneli TM bağlantısının geri ödeme süresinin Yönetmelik'te belirtilen 10

yılın çok altında 6 yıl 6 ay olduğu, yine bahsedilen proje için iletim sistemi

güç kaybı oranının TEİAŞ'ın 154 kV gerilim seviyesindeki enerji nakil hatları

için kabul edilebilir bulduğu %2,5-%3 güç kaybı oranının çok altında %1 ile

sınırlı bulunduğu ve Atares-1 Projesi'nin Orhaneli TM'ye bağlanmasının ekonomik

olarak uygun olduğu belirtilmiştir. Yine Atares-2 RES Projesi için önerilen

Gemlik TM bağlantısının geri ödeme süresinin 5 yıl 6 ay, iletim sistemi güç

kaybı oranının ise %1,8 oranında olacağı ve bu bağlantının da ekonomik olarak

uygun olduğu ifade edilmiştir. 20/2/2018 tarihli uzman mütalaasında ise

başvurucunun bağlantı taleplerinin en yakın TM'ye bağlantı yapılmayıp uzak

TM'ye bağlantı öngörüldüğü için uygun görülmediğinin bildirilmesine yönelik

TEİAŞ'ın 9/6/2010 tarihli görüş yazısında, aynı durumda olan yani daha

yakınında TM bulunmasına karşın daha uzaktaki TM'ye bağlantı izni verilen

projelerin bulunduğu vurgulanmış, uzak mesafedeki TM'ye bağlantı izni verildiği

belirtilen 13 ayrı projeye yer verilmiştir. Sonuç olarak, Atares-1 ve Atares-2

projelerine teknik ve ekonomik değerlendirmeler kapsamında TEİAŞ tarafından

verilen beş adet uygundur onayı sonrası uygulanan uzaklık kriteri

değerlendirmesinin aynı tarihli birçok projeye uygulanmadığı belirtilmiştir.

23. Kararın düzeltilmesi istemleri İDDK'nın 15/3/2018

tarihli kararları ile oyçokluğuyla reddedilmiştir. Azınlıkta kalan bir üyenin

karşıoy gerekçesinde ise başvurucu Şirket tarafından, Daire kararında yer

verilen TEİAŞ değerlendirmesinin tamamen başka bir dosyaya ait olduğunun ve

başvurucu Şirketin proje sahalarının bulunduğu dosya ile bir ilişkisinin

bulunmadığının, ayrıca TEİAŞ'ın olumsuz bağlantı görüşünde yalnızca iletim

hattı uzunluğunun esas alındığının, bağlantı noktasının ekonomik açıdan daha

uygun olup olmadığının ise değerlendirilmediğinin ileri sürüldüğü ve söz konusu

hususlara yönelik 14/2/2018 ile 20/2/2018 tarihli iki ayrı uzman kurulu

mütalaasının dava dosyalarına sunulduğu belirtilmiştir. Bu iddiaların kabul

edildiği takdirde davanın sonucunu değiştirebilecek içerikte olduğu, bu

iddiaların karşılanması ve çürütülmesi yoluna gidilmediği ve başvurucu tarafın

-karar düzeltme aşamasında yapılmış olsa da- iddiaları ve sunduğu belgeler

hakkında değerlendirme yapılması ve bu iddiaların karşılanması gerektiği ifade

edilmiştir.

24. Nihai kararlar 6/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 4/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 4628 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte

bulunan "Amaç, kapsam ve tanımlar" kenar başlıklı mülga 1.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunun amacı; elektriğin

yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde

tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk

hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve

şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız

bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır.

Bu Kanun; elektrik üretimi, iletimi,

dağıtımı, toptan satışı, perakende satışı, perakende satış hizmeti, ithalat ve

ihracatı ile bu faaliyetlerle ilişkili tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve

yükümlülüklerini, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumunun kurulması ile çalışma

usul ve esaslarını ve elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının

özelleştirilmesinde izlenecek usulü kapsar."

26. 4628 sayılı Kanun'un 3. maddesine 5784 sayılı

Kanun'un 3. maddesiyle eklenen ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan mülga

beşinci fıkra şöyledir:

"Rüzgâr enerjisine dayalı üretim

tesisi kurmak üzere yapılmış veya yapılacak olan lisans başvuruları kapsamında,

bu Kanun ile 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu kapsamında Elektrik İşleri

Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak teknik değerlendirme ve

ardından Kurum tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda lisans almak için

gerekli koşulları sağlayan başvuru sahipleri belirlenir. Yapılan belirleme

sonucunda da aynı bölge ve/veya aynı trafo merkezi için birden fazla başvurunun

bulunması durumunda, bu başvurular Kurum tarafından Türkiye Elektrik İletim

Anonim Şirketine gönderilir. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından

bu durumda olan başvurular arasından sisteme bağlanacak olanı belirlemek için

yarışma yapılır. Yapılan yarışmada, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketine

işletmeye girdikten sonra yönetmelikle belirlenecek bir süre boyunca üretilecek

kWh başına ödenecek en yüksek katkı payını teklif ve taahhüt eden başvuru

sahibi belirlenerek yarışma sonuçları Kuruma gönderilir. Lisans verilmesine

ilişkin tüm hak ve yetkiler Kurula aittir. Katkı payı gelirleri Türkiye

Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından münhasıran sisteme bağlanacak üretim

tesisleri için gerekli iletim yatırımlarının finansmanında kullanılır.

Yarışmaya ve yarışma sonunda belirlenen katkı payının ödenmesine ilişkin usul

ve esaslar Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından hazırlanacak ve

Kurum tarafından onaylanacak yönetmelikle düzenlenir."

27. 4628 sayılı Kanun'un "Enerji Piyasası

Düzenleme Kurulu ve Kurul Başkanlığı" kenar başlıklı 5. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunun diğer maddeleri ile

belirlenen görevlerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki görevleri de yerine getirir:

a) Bu Kanun hükümlerini uygulamak.

...

Bu Kanunun diğer maddeleri ile

belirlenen yetkilerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki yetkilere de sahiptir:

...

b) Lisanslara ilişkin onaylarla, bu

Kanunda belirtilen sair onayları vermek."

28. Mülga Lisans Yönetmeliği'nin "Amaç" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin amacı; elektriğin

yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde

tüketicilerin kullanımına sunulması için 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu

uyarınca oluşturulması öngörülen mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir

elektrik piyasasında rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet

gösterecek tüzel kişilere verilecek lisanslara ilişkin usul ve esasların

belirlenmesidir."

29. Mülga Lisans Yönetmeliği'nin "Lisans ve

lisans alma yükümlülüğü" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Lisans, bir tüzel kişinin piyasada

faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki

belgesidir."

30. Mülga Lisans Yönetmeliği'nin "Sisteme erişim

ve sistem kullanım hakları" kenar başlıklı 38. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Gerçek veya tüzel kişilerin, iletim

ve/veya dağıtım sistemine bağlantı ve sistem kullanım taleplerinin, ilgili

mevzuat gereğince müstakil olarak iletim ve/veya dağıtım faaliyetini yürütmekle

görevli TEĐAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından eşit

taraflar arasında ayrım gözetilmeksizin karşılanması zorunludur.

...

(3) Gerçek veya tüzel kişilerin,

TEĐAŞ veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından işletilmekte

olan iletim ve/veya dağıtım sistemlerine bağlantısı ve/veya sistem kullanımı

hakkında;

a) Bağlantı yapılması öngörülen tarihte,

bağlantı yapılmak istenen noktada şebekenin teknik özelliklerinin yetersiz

olması,

b) Bağlantı yapılması öngörülen tesisin

projesinde, sisteme bağlantıyla ilgili olarak Şebeke Yönetmeliği ve/veya

Dağıtım Yönetmeliği veya ilgili diğer mevzuatta yer alan standartların

sağlanamaması,

c) Yapılması istenilen bağlantı ve

elektrik enerjisi nakil işleminin kamu hizmeti yükümlülüklerini engellediğinin,

TEĐAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerce gerekçeleriyle

belgelenmesi,

d) Bağlantı yapılması öngörülen tesisin

projesinde, gerilim düşümü, harmonik, elektromanyetik girişim, fliker seviyesi

gibi değerlerin, şebekeye giriş veya çıkış noktasında ve iletim ve/veya dağıtım

kademelerinde, ilgili mevzuatta belirlenen sınırları karşılamaması durumu,

e) Bağlantı yapılması öngörülen tesisin,

sistem elektrik enerjisinin kalitesini, ilgili mevzuatta yer alan standartların

dışına çıkarması durumu,

f) Rüzgar enerjisine dayalı üretim

tesisi bağlantı taleplerinde; talep edilen bağlantı noktasına oranla ekonomik

açıdan daha uygun ve daha düşük sistem kaybı sağlayan bağlantı noktası

bulunması durumu,

hariç, olumsuz görüş verilemez.

(4) TEĐAŞ veya dağıtım sistemini

işleten tüzel kişilerin sisteme bağlantı ve sistem kullanımı hakkındaki olumsuz

görüşlerinin gerekçelendirilmiş olması ve bu gerekçelerin Kurul kararıyla uygun

bulunması esastır.

...

(11) Yerli doğal kaynaklar ile

yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerine, TEĐAŞ ve/veya

dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından, sisteme bağlantı yapılmasında

öncelik tanınır. Rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılan

lisans başvurusu kapsamında talep edilen bağlantı noktası için TEĐAŞ

ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından üçüncü fıkra çerçevesinde

olumlu görüş oluşturulamaması halinde, lisans başvurusu Kurul kararıyla

reddedilir ve lisans başvurusunda bulunan tüzel kişinin özel direk hat kurma

talebi dikkate alınmaz."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında, hakkaniyete uygun yargılanmanın

temel unsurlarından birinin de yargılamanın çelişmeli olmasına (Rowe

ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60) dikkat

çektikten sonra Sözleşme'deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya

bakan mahkemelerin tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa,

B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33).

33. AİHM'e göre silahların eşitliği ilkesi ise taraflara,

talep ve açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde

ileri sürebilmeleri için fırsat verilmesini gerektirdiğini ifade etmektedir (Kress/Fransa,

B. No: 39594/98, 7/6/2001, § 72).

34. Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına

tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuz

etkilendiğini ispat etmek zorunda değildir. AİHM; taraflardan birine tanınan,

diğerine tanınmayan avantajın fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil

bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş saymaktadır (Zagorodnikov/Rusya,

B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

35. Sözleşme’nin 6. maddesinde davada kullanılan

delillerin ispat güçleri ile ilgili bir düzenleme bulunmamakla birlikte AİHM de

delilerin kabul edilebilirliği ile ilgili olarak somut davada kullanılan

delillerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama”

ilkeleri gözetilerek tartışılıp tartışılmadığını ya da söz konusu delillerin

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına etkisini değerlendirmekte (Tamminen/Finlandiya,

B. No: 40847/98, 15/6/2004, §§ 40, 41; Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya,

B. No: 10590/83, 6/12/1988, §§ 68, 81-89) ve birçok kararında Sözleşme’nin 6.

maddesinin adil yargılanma hakkını güvence altına almakla beraber öncelikli

olarak ulusal hukuk bağlamında düzenlenmesi gereken bir konu olan delillerin

kabul edilebilirliğine ilişkin bir kural ortaya koymadığını belirtmektedir (Schenk/İsviçre,

B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§ 45, 46; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03,

1/2/2011, § 124).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

36. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; TEİAŞ tarafından Daireye sunulan görüş

yazısından ancak nihai karar ile haberdar olduğunu ve bu görüşe karşı

itirazlarını belirtemediğini, söz konusu TEİAŞ görüşü hakkında Dairece hukuka

uygunluk denetimi yapılmadığını, objektif bir bilirkişi incelemesine başvurmak

yerine söz konusu görüşün nasıl oluşturulduğunun TEİAŞ'a sorulduğunu ve bu

görüş uyarınca karar verildiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte bir başka

dava dosyasına sunulmuş TEİAŞ yazısının da karara dayanak alındığını ve bu

hususa yönelik iddiaları da karşılanmaksızın hüküm kurulduğunu, karar

verilirken sadece idarenin görüşlerinin dikkate alındığını ve bu görüşler

uyarınca karar verildiğini vurgulamıştır. Dosyaya sunulan iki adet uzman

mütalaasının dikkate alınmadığını, savunmaları karşılanmaksızın ve iddiaları

çürütülmeksizin hüküm kurulduğunu belirterek hakkaniyete uygun yargılanma,

gerekçeli karar ve savunma hakları ile silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

38. Başvurucu ayrıca mülga Lisans Yönetmeliği'nin 38.

maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendine göre ekonomik açıdan daha uygun ve

daha düşük sistem kaybı sağlayan bağlantı noktası bulunması hâlinde olumsuz

görüş verilebileceğini, en yakın TM'nin ise yalnızca daha düşük sistem kaybı

sağlayacağını fakat projenin ekonomikliği belirlenirken projenin kurulu gücü

ile bağlantısı önerilen TM'nin bağlantı kapasitesi arasındaki dengenin önemli

olduğunu, mevzuattaki ilk kriter olan ekonomiklik kriterinin ihmal edildiğini

belirtmiştir.

B. Değerlendirme

39. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiaları, bilirkişi incelemesi

yapılmaksızın idarenin iddialarına üstünlük tanınması suretiyle hüküm tesis

edildiğine, uyuşmazlığa dair ileri sürdüğü iddiaların etkin bir şekilde

incelenmediğine ve iddiaları çürütülmeksizin hüküm kurulduğuna ilişkindir. Buna

göre başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel İlkeler

42. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia,

savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan

maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet

Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).

43. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların

eşitliği ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu

itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil

olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir

yargılamanın hakkaniyete uygun olması mümkün değildir (Mehmet Fidan, §

38).

44. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının

usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan

birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve

savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip

olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §

32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel

dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel

Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

45. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak

inceleme, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).

46. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili

de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların

tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın

bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına

alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir

(Mustafa Kupal, B. No: 2013/7727, 4/2/2016, §§ 50, 51, 52).

47. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir

davada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar

vermek değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü

ve esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip

incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin

diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme

görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz, B. No: 2014/16232, 25/1/2018, §

29).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Başvuru konusu olayda başvurucu; Dairenin idarece

sunulan ve işleme dayanak teşkil eden görüş uyarınca hüküm tesis ettiğini, bu

görüşün nasıl oluşturulduğunun idareye sorulduğunu, bu bildirim üzerine

herhangi bir bilirkişi incelemesi ve hukuka uygunluk denetimi yapılmadan karar

verildiğini, bu hususlara yönelik iddiaları da karşılanmaksızın davanın

reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

49. Somut olayda başvurucunun Atares-1 RES Projesi'nin

Orhaneli TM'ye ve Atares-2 RES Projesi'nin ise Gemlik TM'ye bağlantı talebi

TEİAŞ'ın 26/5/2008 tarihli yazısı ile uygun bulunmuş, sonrasında da aynı

doğrultuda dört ayrı görüş verilmiştir. 18/2/2010 tarihli Kurul kararından

sonra ise, 4628 sayılı Kanun'un 3. maddesine 5784 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle

eklenen mülga hüküm uyarınca projelerin revize edilmesi istenilmiş, aynı

projeleri sunan başvurucunun lisans başvuruları, bağlantı taleplerinin anılan

tesislere en yakın mesafede bulunan Karacabey TM olarak güncellenmemesi ve bu

kapsamda projelerin teknik ve ekonomik olarak uygun görülmemesi nedeniyle

reddedilmiştir.

50. Açılan davalarda Dairece 4/3/2011 ve 9/3/2011 tarihli

ara kararları ile TEİAŞ'tan belli hususlara yönelik görüş sorulduğu ve ara

kararlarına verilen cevaplarda, tüm lisans başvurularının birlikte

değerlendirildiği, Atares-1 ve 2 projelerine en yakın TM'nin Karacabey TM

hâline geldiği ve ilgililerin en yakın TM'lerin seçmeleri gerektiğinin

bildirildiği anlaşılmıştır (bkz. § 17). Ayrıca benzer bir uyuşmazlıkta,

Dairenin E.2010/4676 sayılı dosyasında 19/11/2013 tarihinde verilen ara

kararına verilen cevapta da en yakın bağlantı noktasına göre başvurusunu uygun

olarak gerçekleştiren 698 şirkete uygun görüş verildiği, en yakın bağlantı noktasını

tercih etmeyen 22 şirkete ait projenin sistem bağlantısının uygun bulunmadığı,

projenin bağlantı noktasının daha uzak TM olarak belirlenmesi hâlinde ek hat

maliyetinin çıkacağı, arazideki şehirleşme ve tarım alanları göz önünde

bulundurulduğunda yapılaşma nedeniyle hat maliyetinin daha da artacağı, tarım

alanları nedeniyle de kamulaştırma maliyetlerinin yüksek olacağı ifade

edilmiştir (bkz. § 18). Dairece söz konusu ara kararları cevapları uyarınca,

anılan projelere daha yakın TM bulunması sebebiyle olumsuz bağlantı görüşü

verilmesinde ve başvurucunun üretim lisansı başvurularının reddedilmesinde

hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir.

51. Yukarıda anılan mülga Lisans Yönetmeliği'nin 38.

maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinde, rüzgâr enerjisine dayalı üretim

tesisi bağlantı taleplerinde; talep edilen bağlantı noktasına oranla ekonomik

açıdan daha uygun ve daha düşük sistem kaybı sağlayan bağlantı noktası

bulunması durumunda projeye yönelik olumsuz görüş verilebileceği hüküm altına

alınmıştır. TEİAŞ tarafından da başvurucunun bağlantı taleplerine, projelerde

önerilenden daha yakın mesafede TM bulunduğundan ve bu nedenle projelerin

teknik ve ekonomik olarak uygun görülmediğinden olumsuz görüş verilmiş, bu

olumsuz görüşün Kurulca uygun bulunması suretiyle de başvurucu Şirketin lisans

başvuruları reddedilmiştir.

52. Kararın düzeltilmesi aşamasında başvurucu tarafından

RES projelerinin teknik ve ekonomik yönden uygunluğuna yönelik 14/2/2018 ve

20/2/2018 tarihli iki ayrı uzman mütalaası dava dosyalarına sunulmuştur. Anılan

14/2/2018 tarihli uzman mütalaasında, Atares-1 RES Projesi için önerilen

Orhaneli TM bağlantısının geri ödeme süresinin Yönetmelik'te belirtilen 10

yılın çok altında 6 yıl 6 ay olduğu, yine bahsedilen proje için iletim sistemi güç

kaybı oranının TEİAŞ'ın 154 kV gerilim seviyesindeki enerji nakil hatları için

kabul edilebilir bulduğu %2,5-%3 güç kaybı oranının çok altında %1 ile sınırlı

bulunduğu ve Atares-1 Projesi'nin Orhaneli TM'ye bağlanmasının ekonomik olarak

uygun olduğu belirtilmiş, Atares-2 RES Projesi için önerilen Gemlik TM

bağlantısının geri ödeme süresinin 5 yıl 6 ay, iletim sistemi güç kaybı

oranının ise %1,8 oranında olacağı ve bu bağlantının da ekonomik olarak uygun

olduğu ifade edilmiştir. 20/2/2018 tarihli uzman mütalaasında ise, daha

yakınında TM bulunmasına karşın daha uzaktaki TM'ye bağlantı izni verildiği

belirtilen projelere yer verilmiş ve ayrıca Atares-1 ve Atares-2 projelerine

teknik ve ekonomik değerlendirmeler kapsamında TEİAŞ tarafından verilen dört

adet uygundur onayı sonrası uygulanan uzaklık kriteri değerlendirmesinin aynı

tarihli birçok projeye uygulanmadığı belirtilmiştir (bkz. § 22).

53. Başvurucu; bahsi geçen RES projeleri için önerdikleri

bağlantı noktalarının ekonomik olarak uygun olduğunu, Atares-1 RES Projesi için

tercih edilen Orhaneli TM 70 MW, Atares-2 RES Projesi için tercih edilen Gemlik

TM 100 MW gücünde iken önerilen Karacabey TM'nin 54 MW gücünde olduğunu,

önerilen TM ile tercih edilen TM'lerin toplam gücü arasında 116 MW'lik fark

bulunduğunu, bu fark dolayısıyla üretilecek enerjinin miktarının da milyarlarca

TL değişeceğini belirtmiştir. Öte yandan Yönetmelik'te yer alan ekonomik açıdan

daha uygun olma hususunun sadece daha yakın TM'ye yani iletim hattının

uzunluğuna bağlanamayacağını, bu hususa yönelik iddialarının karşılanmadığını

ve sadece idare görüşüne dayanılarak karar verildiğini ileri sürmüştür.

54. Başvurucu tarafından yargılamanın tüm aşamalarında,

projenin ekonomik olmasının sadece bağlantı noktasının yakın olması ile

açıklanamayacağı, bağlantı noktasının gücü nedeniyle de üretilecek enerji

miktarının ve projenin ekonomikliğinin değişeceği, bu kapsamda mevcut

başvurularının ekonomik olduğu belirtilmiş ve dava dosyalarına bu hususa

yönelik bilgi ve uzman mütalaası eklenilmiştir. Buna karşın Dairece, kararın

sonucu yönünden önem taşıyabilecek ve idarenin işlemin gerekçesini dayandırdığı

projenin ekonomik olarak uygunluğu konusunda ileri sürülen hususlar açısından

herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı, söz konusu hususta idarenin

görüşüne üstünlük tanınarak karar verildiği anlaşılmıştır.

55. Buna göre Daire kararında, mevzuatın ilgili kısımları

yönünden ve idarenin Dairenin ara kararlarına verdiği görüşler açısından bir

değerlendirme yapılmadığı, yine yargılama aşamalarında dile getirilen iddialar

ile kararın düzeltilmesi aşamasında sunulan ve içerik itibarıyla kararda

karşılanması gereken hususlar taşıyan belgelere yönelik de açıklamada ve

gerekçelendirmede bulunulmadığı görülmüştür. Bu kapsamda başvurucu tarafından

ileri sürülen iddia ve belgelerin karar sonucunu etkileyebilecek nitelikte

olmasına karşın bu hususlara yönelik hiçbir değerlendirmede bulunulmaması ve

idarenin görüşüne üstünlük tanınarak hüküm kurulması başvurucunun davalı

idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur. Bu durum bir

bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir.

56. Öte yandan başvurucu, Daire kararına dayanak alınan

idare görüşünün tarafına tebliğ edilmediğini ve bu görüşe karşı itirazda

bulunamadığını ileri sürmekte ise de başvuru formu ekinde yer alan belgelerden

başvurucunun söz konusu idare görüşünün içeriğinden Daire kararı ile birlikte

bilgi sahibi olduğu, itirazlarını temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri

sürebildiği anlaşıldığından bu husus yönünden açık ve görünür bir ihlal

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

hüküm altına alınan adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama

yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunmuştur.

60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

63. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

64. Bu durumda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek

Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Danıştay Onüçüncü Dairesine

(E.2010/3608, K.2015/734 ve E.2010/3609, K.2014/4088) gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 589,40 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Danıştay Onüçüncü Dairesine (E.2010/3608, K.2015/734

ve E.2010/3609, K.2014/4088 sayılı kararlarla ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. 589,40 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

1. Başvuru, rüzgar enerji santrali projesi için idareye

yapılan üretim lisansı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle

açılan davada esasa etkili iddiaların karşılanamaması ve sadece idarece sunulan

bilgiler uyarınca karar verilmesi nedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Çoğunluk görüşünde

adil yargılanma hakkı kapsamındaki anılan ilkelerin ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmış ise de aşağıda açıklayacağım gerekçelerle bu görüşe katılmayıp karşı

oy kullandım.

2. Danıştay 13. Dairesinin kararında konuyla ilgili

olarak o tarihlerde yürürlükteki Yönetmeliğin 3., 5. ve 38. maddelerinde lisans

başvurusunun değerlendirilmesi için aranacak kriterlere atıf yapılmıştır.

İkinci olarak davacının (başvuranın) iddiaları kapsamında Dairenin ara kararı

ile TEİAŞ’tan, en yakın bağlantı noktası ölçütü açısından yapılan

değerlendirmeler bakımından davaya konu projeler ile aynı bölgedeki diğer

projelerdeki değerlendirmeler ve bu değerlendirmelere esas alınan ölçütler

hakkında bilgi istendiği belirtilmekte ve idarece gönderilen bilgiler

aktarılmaktadır.

3. TEİAŞ tarafından verilen bilgide; mevzuat değişikliği

üzerine 1 Kasım 2007 tarihinden önce başvuran şirketlerin uyarılarak eski

bağlantı görüşlerinin geçerli olmayacağının ve en yakın trafo merkezlerini

seçmeleri gerektiğinin bildirilmesine karşın davacı şirketin yine eski bağlantı

noktalarını tercih ettiğinin belirtildiği ifade edilmektedir. Yazı cevabında

ayrıca toplamda 720 projenin aynı teknik ve ekonomik kriterlerle

değerlendirildiği, teknik ve ekonomik olarak en uygun bağlantı noktasını tercih

etmeyen projelere uygun görüş verilmediği, aksi uygulamanın davacı şirket

lehine ayrıcalık tanımak anlamına geleceği, nitekim en yakın bağlantı noktasını

tercih etmeyen 22 şirkete ait projenin sistem bağlantısının uygun bulunmadığı,

projenin bağlantı noktasının daha uzak olması halinde ek hat maliyetinin

çıkacağı, arazideki şehirleşme ve tarım alanları gözönünde bulundurulduğunda

yapılaşma nedeniyle hat maliyetinin daha da artacağı, tarım alanları nedeniyle

de kamulaştırma maliyetlerinin yüksek olacağı, sonuç olarak daha uzak bir

noktaya bağlantı yapılması durumunda sisteme bağlantısı planlanan toplam kurulu

gücü 12.000 MW olan RES’in sistem bağlantılarının teknik ve ekonomik açıdan

uygun optimum bir değerlendirme yapılmasına engel olacağı belirtilmiştir.

4. Danıştay Dairesi kararında tarafların iddiaları ile

idarenin cevabı tartışılmış, davacı şirketin başvurusundaki gerilim seviyesi ve

bağlantı noktaları esas alındığında, projeye daha yakın trafo merkezi bulunması

sebebiyle olumsuz bağlantı görüşü verilmesi ve bu görüşün Kurul tarafından

uygun bulunması karşısında üretim lisansı başvurusunun reddedilmesine ilişkin

Kurul kararının hukuka aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

5. Temyiz incelemesini yapan İDDK kararında da idare ile

Kurul’un takdiri mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiş, davacı

şirketin daha önce lisans alamamış olması ve kazanılmış hakkının da bulunmaması

dikkate alındığında davacı tarafça “dilekçede öne sürülen itirazların geçerli

görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği” belirtilerek hukuka

uygun görülen Daire kararının onanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

6. Daire kararında atıf yapılan Lisans Yönetmeliğinin 38.

maddesinin 3/f bendinde üretim tesisi bağlantı taleplerinde “talep edilen

bağlantı noktasına oranla ekonomik açıdan daha uygun ve daha düşük sistem kaybı

sağlayan bağlantı noktası bulunması durumunun” gözetileceği ve 11.

fıkrasında ise talep edilen bağlantı noktası için TEDAŞ ve/veya lisans sahibi

tüzelkişi tarafından 3. fıkra çerçevesinde olumlu görüş oluşturulamaması

halinde lisans başvurusunun Kurul kararıyla reddedileceği ve lisans

başvurusunda bulunan tüzel kişinin özel direk hat kurma talebinin dikkate

alınmayacağı belirtilmektedir.

7. Başvuran tarafınca öne sürülüp çoğunluk gerekçesinde

kabul edilen; davacı tarafının sistem bütünlüğü açısından ekonomik olduğu

yönündeki iddialarının tartışılmadığı görüşü yerinde değildir. Danıştay Daire

kararı gerekçesinde mevzuat çerçevesinde idarenin takdir yetkisi değerlendirilmiş,

davacının iddiaları nedeniyle bu yetkinin hangi gerekçeyle kullanıldığı hususu

idareden sorularak tespit edilmiş, bu kapsamda davacı tarafın önerilen sistem

bütünlüğü açısından bağlantı noktalarının ekonomik olacağı yönündeki iddiaları

da dikkate alınarak bir sonuca ulaşılmıştır. Daire bu karara varırken daha önce

verilen tüm lisans başvurularıyla ilgili değerlendirmelere ilişkin kriterleri

idareden aldığı cevapla açıklığa kavuşturmuş ve kararını bu bilgilere dayalı

olarak vermiştir. Nitekim idarenin bağlantı noktalarıyla ilgili cevabında

benzer başvurularda yapılan değerlendirmelere esas verimlilik kriterleri

detaylı biçimde açıklanmış, davacının idare tarafından daha önce uyarılmasına

karşın bağlantı noktasını değiştirmek yerine aynı noktalarda ısrar ederek

başvuruda bulunduğu belirtilip, somut olayda maliyeti artıran hususlar

açıklanarak davacı ve benzeri bir şirkete farklı uygulama yapılmasının

ayrıcalık anlamına geleceği ifade edilmiştir.

8. Öte yandan başvurucu, ilgili mevzuattaki bağlantı noktası

ve ekonomik kriterlerin yorumuna ilişkin kuralların iddialarını destekleyecek

biçimde yorumlandığına veya benzer davalarda farklı bir yöntemle inceleme

yapıldığına yönelik olarak bir yargı kararı da sunabilmiş değildir. Dairenin ve

İDDK’nın başvurucunun iddialarını araştırıp idarenin gerekçelerini irdeleyerek

sonuca ulaşması karşısında karşılanmayan bir iddianın bulunduğunun söylenmesi

dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kararda mevzuattaki ekonomiklik ve başvuru

noktası kriterleri üzerinde durularak değerlendirme yapıldığı görülmektedir.

Dolayısıyla, başvuru dilekçesinde temel olarak uyuşmazlığın sonucuna ilişkin

kararın yanlışlığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.

9. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruya ilişkin çoğu

kararında vurgulandığı üzere, adil yargılanma hakkına ilişkin alt ilkelerin

ihlal edilmediği durumda sonucun haksız veya isabetsiz olduğuna yönelik

başvurular, incelenen kararda açık ve bariz bir hata veya keyfilik görülemediği

takdirde kanunyolu başvurusu olarak nitelenmekte ve kabul edilemez

bulunmaktadır. Bu başvurunun da benzer emsallerinden bir farkı bulunmamaktadır.

10. Belirtilen hususlar karşısında maddi olayın ve

mevzuat hükümlerinin yorumlanmasıyla ilgili olarak bariz bir hata veya

keyfiliğin gözlenemediği başvuruda, davacının iddialarını da gözetip araştıran

ve sonucuna göre karara ulaşan Daire kararı ile İDDK kararı ile çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki çoğunluk

görüşüne katılamadım. Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Ataseven Enerji Üretim A.Ş. Hasan Tahsin GÖKCAN Başkan

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/27502, 10 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. VI. Hüküm
  18. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği
  19. C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli
  20. D. 589,40 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  21. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Karşıoy
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/27502
Tarih
10 Mart 2021

İlgili Kararlar

  • M.k. Başvurusu (B. No: 2016/10325)
  • Yaşar Çetinbaş Başvurusu (B. No: 2018/34564)
  • Mehmet Köktaş Başvurusu (B. No: 2018/35775)
  • Ahmet Ali Ala Başvurusu (B. No: 2020/5156)
  • Abdullah Koç Başvurusu (B. No: 2018/4912)
  • Recep Kılıç Başvurusu (B. No: 2017/29156)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.