İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aydın Öztürk Başvurusu (B. No: 2018/34309)

1. Başvuru, ceza mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf

Başvuru No2018/34309Tarih27 Ocak 2021Okuma17 dk · 3.347 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aydın Öztürk Başvurusu

Karar tarihi
27 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/34309
R.G. Tarih ve Sayı
2/4/2021 - 31442
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.347 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf

başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 23/2/2016 tarihli yazıyla, olay

tarihinde Bodrum Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde öğretmen olarak görev yapan

başvurucunun Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde kendi ismiyle

oluşturduğu profil üzerinden terör örgütü propagandası ve Cumhurbaşkanı'na

yönelik hakaret içeren paylaşımlarda bulunduğuna ilişkin ihbarda bulunulmuştur.

10. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 11/5/2016 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan kamu davası

açılmıştır.

11. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin (Mahkeme)

13/12/2017 tarihli kararıyla başvurucunun atılı suçtan 7.000 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar sanığın yüzüne

karşı ancak müdafiinin yokluğunda verilmiştir. Hüküm fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"...

Dair, sanığın yüzüne karşı, sanık

müdafii Av. Duygu Demirel ve müştekinin yokluğunda verilen hükmün sanığa

tefhiminden, sanık müdafiine tebliğinden itibaren 7 gün içinde hükmü veren

mahkemeye veya bulunduğu yer mahkemesine bir dilekçe verilmesi veya zabıt

katibinebir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve tutanağın

hakime onaylattırılması suretiyle İ[zmir] B[ölge] A[dliye] M[ahkemesi]

nezdinde [istinaf] yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen

karar ana çizgileri ile açıklandı."

12. Başvurucu müdafii 8/2/2018 tarihli dilekçesi ile

anılan karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur.

13. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (Daire)

19/7/2018 tarihli kararında istinaf talebinin yasal süreden sonra yapıldığını

belirterek 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca istinaf başvurusunun

itiraz kanun yolu açık olmak üzere süre yönünden reddine karar vermiştir. Ret

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İlk derece mahkemesince verilen

karar sanığın yüzüne karşı 13/12/2017 tarihinde verilmiş olup, sanık müdafiinin

yokluğunda verilip 07/02/201[8] tarihinde müdafiye tebliğ olunan kararın, sanık müdafii

tarafından 08/02/2018 havale tarihli dilekçe ile istinaf olunduğu anlaşılmış

ise de, istinaf süresinin 13/12/2017 tarihinden itibaren başlamış olması karşısında,

CMK.nın 273/1 maddesi gereğince yasal yedi günlük istinaf süresinin 20/12/2017

tarihi mesai sonunda dolmuş olduğu, istinaf talebinin yasal süre dolduktan

sonra yapıldığı... [anlaşılmıştır.]"

14. Başvurucunun anılan mahkeme kararına yaptığı itiraz

üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 5/10/2018 tarihli kararı

ile itirazın reddine kesin olarak karar vermiş, başvuru yolları bu tarihte

tüketilmiştir.

15. Başvurucu, itirazın reddine ilişkin karardan

19/10/2018 tarihinde haberdar olmuş; 19/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 5271 sayılı Kanun'un 261. maddesi şöyledir:

"Avukat, müdafiliğini veya

vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun

yollarına başvurabilir"

17. 5271 sayılı Kanun'un "İstinaf istemi ve

süresi" kenar başlıklı 273. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) İstinaf istemi, hükmün

açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe

verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan

tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263

üncü madde hükmü saklıdır.

(2) Hüküm, istinaf yoluna başvurma

hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Dosya üzerinde ön

inceleme" kenar başlıklı 279. maddesi şöyledir:

"(1) Dosya üzerinde yapılan ön

inceleme sonunda;

a) Bölge adliye mahkemesinin yetkili

olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine

gönderilmesine,

b) Bölge adliye mahkemesine başvurunun

süresi içinde yapılmadığının, incelenmesi istenen kararın bölge adliye

mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının, başvuranın buna hakkı

bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine,

Karar verilir. (Ek cümle:

18/6/2014-6545/76 md.) Bu kararlar itiraza tabidir."

19. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/12/2012 tarihli ve

E.2012/1300, K.2012/1869 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun

04.06.1984 gün ve 2-196 sayılı kararında yer verildiği üzere, sanığın yüzüne

karşı tefhim edilen bir hükmün ayrıca sanığa veya müdafiine tebliği gerekmeyip,

bir haftalık temyiz süresi sanığın yüzüne karşı yapılan tefhim ile birlikte

işlemeye başlayacaktır.

Ancak, sanığın yüzüne karşı yapılan

tefhim ile birlikte temyiz süresinin işlemeye başlaması için kanun yolu

bildiriminin kanunun öngördüğü şekilde ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde

yapılması gerekmektedir.

...

Gerek yüze karşı, gerekse yoklukta

verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu süresi, başvuru yapılacak

mercii ile başvuru şeklinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça

belirtilmesi zorunludur. Bu bildirimlerdeki temel amaç tarafların başvuru

haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle

hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus

eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bihakkın kullanılmasının engellenip

engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak

kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.

5271 sayılı CMK’nın 40. maddesinin 1.

fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale

getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru

hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı açıkça

belirtilmiştir.

Anılan düzenlemelerden, hüküm ve kararlardaki kanun yolu

bildiriminin; kanun yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsaması zorunluluğu

yanında, açıkça anlaşılabilir ve her türlü yanıltıcı ifadeden uzak olması

gerektiği sonucuna varılmaktadır. Kanun yolu süresinin bildirilmemesi ya da

yanılgılı bildirilmesi halinde bunun ilgili tarafı yanıltarak bihakkın

kullanılmasını engellemesi durumunda açıklamalı davetiye ile bu hususun

tebliğinden sonra süreler işlemeye başlayacağından muhtemel hak kayıpları

önlenecektir.

Bu bilgiler ışığında somut olay

değerlendirildiğinde;

Sanık müdafiin yokluğunda, hazır olan

sanık [C.A.nın]

yüzüne karşı verilen 05.12.2007 günlü hükümde başvurulacak kanun yoluna ilişkin

bildirimde, sürenin başlangıcının 'tefhim ve tebliğ' şeklinde gösterilmesi

suretiyle, sürenin 'tefhimden' mi yoksa 'tebliğden' itibaren mi başlayacağı

konusunda duraksamaya neden olunduğundan, bildirim eksik ve yanıltıcıdır.

Dolayısıyla temyiz süresinin başlangıcının hükmün sanığa tefhimi olan

05.12.2007 tarihi olduğunun kabulü mümkün olmayıp, sürenin başlangıcının hükmün

sanık müdafiine tebliği olan 27.12.2007 tarihi olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, 27.12.2007 günü tebliğ

edilen hükmü aynı gün temyiz eden sanık müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı

CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 310.

maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre içerisinde yapıldığı [anlaşılmaktadır]"

20. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 6/5/2010 tarihli ve

E.2010/7102, K.2010/15241 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Sanığın yüzüne karşı verilen

03.12.2007 tarihli hükümde kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde

temyiz edilebileceği belirtilerek temyiz süresi ile ilgili olarak sanık

müdafiinin yanıltıldığı ve bu nedenle temyiz talebinin süresinde olduğu kabul

edil[miştir.]"

21. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/11/2011 tarihli ve

E.2008/8856, K.2011/57332 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Sanığın yüzüne karşı verilen hükümde,

CMK’nın 34/2. ve 232/6. maddeleri hükümlerine aykırı olarak, temyiz süresinin

'tefhimden' itibaren yerine, duraksama oluşturacak biçimde 'tefhim veya

tebliğinden' itibaren başlayacağının belirtilmesi nedeniyle usulsüz tefhim

yapıldığından, gerekçeli kararın tebliği üzerine sanık müdafiinin temyiz

isteğinin süresinde olduğu kabul edil[miştir.]”

B. Uluslararası

Hukuk

22. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Hasan İşten, B.

No: 2015/1950, 22/2/2018, §§ 21-27.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 27/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu, hakkındaki ceza davasında kendisine tefhim

edilip müdafiinin yokluğunda verilen ve kanun yoluna başvuru süresinin kararın

kendisine tefhiminden, müdafiine de tebliğinden itibaren başlayacağına dair

bildirim içeren karara karşı müdafiinin tebliğden itibaren yasal süre içinde

yaptığı istinaf başvurusunun sürenin tefhimden itibaren başladığı gerekçesiyle

süre yönünden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüş; ihlalin tespiti, manevi tazminat ve yeniden yargılama taleplerinde

bulunmuştur.

25. Bakanlık görüşünde; kanun yoluna başvurma hakkının

belli bir süre koşuluna bağlanmasının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması

gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet ettiği, bu nedenle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin haklı bir sebebe dayandığı, tefhim edilen

kısa kararda istinaf kanun yoluna başvurulabileceğinin, başvuru süresinin ve

merciinin açıkça gösterildiği, başvurucunun savunmasını üstlenen müdafinin

kanun yollarına başvuru için yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olduğu ve

istinaf süresinin kararın yüze karşı verildiği hâllerde tefhimden itibaren

işlemeye başlayacağını bilmemesinin düşünülemeyeceği, anılan süre koşulunun

başvurucunun kanun yoluna başvurmasını imkânsız hâle getirmediği, aşırı derece

zorlaştırmadığı ya da süreye ilişkin kuralların katı yorumlanmadığı,

dolayısıyla mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu ifade

edilmiştir.

26. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında

iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San.

ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

30. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52).

31. Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece

mahkemesine dava açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da

içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).Bu hak, suç isnadına

ilişkin uyuşmazlıklarda da uygulanabilir bir haktır. Bu bağlamda mahkemeye

erişim hakkı; hakkında suç isnadı bulunan bir kimsenin bu isnatla ilgili olarak

bir mahkeme tarafından bu isnadın yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir

karar verilmesini isteme, itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına

başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Hasan

İşten, § 36).

32. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına

yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun

yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir

mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına

almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten, §

37).

33. Bununla birlikte Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun

yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır."

şeklindeki hükümle devlete, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları

ile mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtme yükümlülüğü yüklenmiştir.

Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki bu güvence bireysel başvuruda

bağımsız bir güvence olarak ele alınamazsa da bu durum, mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar incelenirken -Anayasa’nın bütünlüğü

ilkesi gereği- anılan hükmün dikkate alınmasına engel değildir (Özbakım Özel

Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., § 32).

34. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararına karşı

yapılan istinaf başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

37. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

38. 5271 sayılı Kanun'un 273. maddesinde istinaf kanun

yoluna başvurunun hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde yapılması

gerektiği, hükmün başvuru hakkı olanların yokluğunda verilmişse sürenin tebliğ

tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.

39. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı

yaptığı istinaf başvurusunun hükmün tefhiminden itibaren yedi günlük istinaf

süresinin geçirildiği gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin kararın 5271 sayılı

Kanun'un 279. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine dayandığı

görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

40. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşru

amacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi

tarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, kanun yolu

başvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlik

ve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaret

etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ertuğrul Dalbaş, B. No:

2014/7805, 25/10/2017, § 59).

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

41. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan

sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede

zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya

fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, §

52).

42. Mahkemelerin ilgili kişilerin kanun yoluna başvuru

süresine ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini

engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten

kaçınmaları gerekir. Ayrıca mahkemelerin kişilerin hangi kanun yolları ve

mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtme yükümlülükleri kapsamındaki

hatalarından kaynaklanan sorumluluk, kanun yoluna başvuran bireylere

yüklenmemelidir. Bu bakımdan kişilere atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerden kaynaklanan

hatalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu hakka

yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun yollarına başvurma

sürelerinin başlangıcına ilişkin olarak ilgili kişilerin yargı organlarınca

yanıltılması, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim

hakkının ihlaline sebep olabilir.

43. Öte yandan bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği, ilgili mevzuatı yorumlamak derece mahkemelerinin görevi olup

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus Anayasa'da güvence

altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğidir. Bu

kapsamda kanun yoluna başvurma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi olmayıp Anayasa Mahkemesi, kanun yoluna başvurma

süresinin başlatıldığı tarihle ilgili olarak derece mahkemelerinin yorumlarının

Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkını ihlal edip etmediğini incelemektedir.

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Somut olayda Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin

13/12/2017 tarihli kararı, başvurucunun yüzüne karşı fakat müdafiinin

yokluğunda verilmiştir. Mahkemece yedi günlük istinaf kanun yoluna başvuru

süresinin kararın başvurucuya tefhiminden, başvurucu müdafiine ise tebliğinden

itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Gerekçeli karar başvurucu müdafiine

7/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anılan karara karşı başvurucu müdafii

8/2/2018 tarihinde sunduğu dilekçeyle istinaf talebinde bulunmuştur. Daire, kararın

başvurucuya tefhim edildiği tarihi esas alarak istinaf istemini süresinde

yapılmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

45. Başvurucu müdafiinin anılan karara itirazı, İzmir

Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince başvurucu ve müdafii yönünden istinaf

kanun yoluna başvuru süresinin tefhimden itibaren başladığı, bu bağlamda Daire

kararının yerinde olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

46. Başvurucu müdafiinin yokluğunda, hazır olan

başvurucunun yüzüne karşı verilen hükümde başvurulacak kanun yoluna ilişkin bildirimde

sürenin başlangıcının "başvurucu yönünden tefhim", "başvurucu

müdafii yönünden tebliğ" şeklinde gösterilmesi suretiyle sürenin tefhimden

mi yoksa tebliğden itibaren mi başlayacağı konusunda belirsizlik

oluştuğu açıktır.

47. Başvurucunun istinaf kanun yoluna başvuru süresinin

kararın müdafiine tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağına güvenerek kanun

yoluna müracaat etmesinin -mahkemelerin kanun yollarını ve sürelerini taraflara

doğru gösterme yükümlülüğü bulunduğu da dikkate alındığında- makul görülmesi

gerekmektedir. Bu durumda yargı organlarının somut olayın koşullarında istinaf

kanun yoluna başvurma süresinin tefhimden itibaren başlaması gerektiğine

ilişkin yorumlarının başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu, dolayısıyla

müdahalenin ölçülü olmadığı ve istinaf isteminin süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerleAnayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

49. Başvurucu, sosyal medyada yaptığı paylaşım

dolayısıyla cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

50. Başvurucunun ceza mahkemesi kararına karşı yaptığı

istinaf başvurusunun süre aşımından reddi yönünden yukarıda açıklanan

gerekçeyle adil yargılanma hakkı bağlamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine karar verildiğinden bu aşamada ifade özgürlüğü yönünden bir

değerlendirme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvurucu, mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğinin tespitiyle yargılamanın yenilenmesi ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No:

2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

56. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire

kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

57. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

Daire tarafından yapılması gereken iş, istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle

reddi yolundaki kararını kaldırarak istinaf istemini -usule ilişkin diğer

meselelerde de bir eksiklik söz konusu değilse- esastan incelemekten ibarettir.

Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge

Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmesini sağlamak amacıyla Bodrum 3.

Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

58. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlalinin giderimi bakımından

yeterli görüldüğünden başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmesini sağlamak

amacıyla Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2016/315, K.2017/667)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 27/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Hüseyin Özgür SEVİMLİ Başvurucu : Aydın ÖZTÜRK Vekili : Av. Duygu DEMİREL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/34309, 27 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Mahkemeye
  16. B. Diğer İhlal
  17. C. 6216 Sayılı
  18. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  19. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  20. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  21. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/34309
Tarih
27 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Mehmet Köz Başvurusu (B. No: 2018/23430)
  • Hasan Kılıç Başvurusu (B. No: 2018/22085)
  • Salih Sayğılı Başvurusu (B. No: 2019/35167)
  • Turgay Karaca Başvurusu (B. No: 2018/34343)
  • Süleyman Kurtel Başvurusu (B. No: 2016/1808)
  • Ramazan Baytemir Başvurusu (B. No: 2018/38015)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.