İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Köz Başvurusu (B. No: 2018/23430)

1. Başvuru, esasa etkili bir iddianın karşılanmaması

Başvuru No2018/23430Tarih27 Ocak 2021Okuma14 dk · 2.842 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Köz Başvurusu

Karar tarihi
27 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/23430
R.G. Tarih ve Sayı
2/4/2021 - 31442
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.842 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, esasa etkili bir iddianın karşılanmaması

nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1985 doğumlu olup olayların geçtiği tarihte

İstanbul'da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu 5/4/2018 tarihinde kullanmakta olduğu

otomobil ile seyir hâlindeyken trafik ekiplerince alkol kontrolü amacıyla

durdurulmuştur. Kontrolde 2,49 promil alkollü hâldeyken araç kullandığının

tespit edilmesi üzerine başvurucunun sürücü belgesi geçici olarak geri alınmış,

başvurucuya 1.002 TL idari para cezası uygulanmış ve trafik güvenliğini

tehlikeye sokma suçundan düzenlenen evrak Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına

(Başsavcılık) gönderilmiştir.

10. Başvurucunun alkolmetre ile ölçülen değere itiraz

etmesi üzerine Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi Laboratuvarında yapılan tahlil

neticesinde kanında alkol saptanmamıştır.

11. Başvurucu 6/4/2018 tarihinde Karşıyaka 2. Sulh Ceza

Hâkimliğine (Hâkimlik) hakkında tesis edilen idari para cezasına ve sürücü

belgesinin geri alınmasına ilişkin kararlara karşı başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu, dilekçesine hastanede yapılan alkol tahlili neticesini de

eklemiştir.

12. Bu arada Başsavcılıkça 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179. maddesi kapsamında başlatılan soruşturmada

kanında alkol tespit edilmediği gerekçesiyle başvurucu hakkında kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

13. Hâkimlik 6/6/2018 tarihli kararıyla anılan başvurunun

reddine karar vermiştir. Gerekçede; trafik kazaları hariç teknik cihazla

yapılan ölçüme itiraz etmenin mümkün olmadığı, ölçü aletinin sağlam ve çalışır

vaziyette olduğu ve uygulanan cezada usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı

ifade edilmiştir. Ret kararında ayrıca idari para cezasının miktarı itibarıyla

kesin nitelikte olduğu vurgulanmış, sürücü belgesinin geri alınması kararı

yönünden Karşıyaka 1. Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yolunun açık bulunduğu

belirtilmiştir. Bu karar başvurucuya 12/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu anılan kararın sürücü belgesinin geçici

olarak geri alınmasıyla ilgili kısmına yönelik olarak 19/6/2018 tarihinde

Karşıyaka 1. Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde

başvurucu, Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi Laboratuvarında yapılan tahlil

neticesinden ve aynı olay sebebiyle hakkında verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair karardan bahsetmiştir.

15. Karşıyaka 1. Sulh Ceza Hâkimliği 20/6/2018 tarihinde

itirazı reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"Dosya

incelendiğinde; İtiraz eden vekilinin 19/06/2018 havale tarihli dilekçesi ile

Karşıyaka 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 06/06/2018 tarih 2018/888 D.İş sayılı İdari

Para Cezasına itirazın reddi kararına yapmış olduğu itirazların dosyadaki

delillere göre yerinde olmadığı, Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararının

ve göstermiş olduğu red gerekçelerin yerinde ve hukuka uygun olduğu

anlaşıldığından itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiştir."

16. Nihai karar 28/6/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. 27/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik

Kanunu’nun "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında

araç sürme yasağı" kenar başlıklı 48. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış

olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri

yasaktır.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin

kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla,

kollukça teknik cihazlar kullanılır.

...

Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin

üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili

bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü

belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü

olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır.

Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son

ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci

defasında 877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl

süreyle, üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası

verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücü

belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde

belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.

Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin

üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza

Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.

...

Alkollü olarak araç kullanması nedeniyle

son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü

belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca, usul ve

esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak

yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya

üçten fazla geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve

psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulurlar.

...."

18. 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Alkol,

uyuşturucu veya uyarıcı maddeler etkisi altında araç sürme yasağı"

kenar başlıklı 97. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri

almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan

hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin

üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.

Trafik görevlilerince sürücüler her

zaman alkol kontrolüne tabi tutulabilirler. Uyuşturucu veya uyarıcı madde

kontrolü ise durumundan şüphe edilen sürücüler üzerinde yapılır.

Trafik görevlilerince sürücülerin alkol

oranlarının tespitinde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır:

a) Sürücülerin alkol oranlarının

tespitinde; tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri numarasını gösterir

çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihazlar kullanılır.

b) Yapılan ölçüm sonucunda yasal

sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüye 2918

sayılı Kanunun 48 inci maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen miktarlarda

idari para cezası verilerek, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye

doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri birinci defasında altı ay, ikinci

defasında iki yıl, üç veya üçten fazlasında ise her seferinde beşer yıl süreyle

geri alınır.

c) Teknik cihaz kullanılmasını kabul

etmeyen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında

belirtilen miktarda idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle

geri alınır.

ç) Yasal sınırların üzerinde alkollü

olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler ile teknik cihaz kullanılmasını

kabul etmeyen ve bu nedenle hakkında işlem yapılan sürücüler araç kullanmaktan

men edilir.

d) Yapılan tespit sonucunda 1,00

promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen ve 2918 sayılı Kanunun 48 inci

maddesine göre işlem yapılan sürücüler, haklarında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre adli işlem

yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.

e) 1,00 promilin altında alkollü

olmasına rağmen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare

edemeyecek durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücü, hakkında ayrıca 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre

adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.

f) Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna

itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaz, yapılan işlemlere itiraz

30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesi kapsamında

ilgili mahkemelere yapılır.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 27/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Sürücü

Belgesinin Geri Alınması Sürecine İlişkin Başvuru Yönünden

1. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu; kanında alkol saptanmadığının hastanede

yapılan tahlil neticesinde ortaya çıktığını, aynı olayla ilgili olarak

Başsavcılık tarafından yapılan soruşturmada alkollü olmadığı gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, buna ilişkin karar ile

tahlil sonucunu dosyaya sunduğunu ancak kararın neticesini değiştirebilecek

nitelikteki bu hususların itirazın değerlendirildiği kararın gerekçesinde

tartışılmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

21. Anayasa'nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

i. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin

gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli

karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok

kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının

kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §

75).

24. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

25. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§§ 31, 34).

26. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri

sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56). Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Yargılama sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın

sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli

bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve

diğerleri, §§ 35, 39).

27. Bununla birlikte derece mahkemesinin aynı maddi veya

hukuki olguyla ilgili olarak başka bir yargısal karardan farklı bir sonuca

ulaşması hâlinde bunun dayanaklarını gerekçeli kararında göstermesi kendisinden

beklenir. Anayasa'da güvenceye bağlanan tüm temel hak ve özgürlüklerin

yorumunda gözetilmesi gereken temel bir ilke olarak düzenlenen hukuk devleti

ilkesi, yargı organlarının aynı maddi veya hukuki olgularla ilgili olarak

çelişkili kararlar vermekten mümkün olduğunca kaçınmasını gerekli kılar. Aynı

maddi veya hukuki vakıalarla ilgili olarak farklı kararlar verilmesi hukuk

devleti ilkesini zedeleyebileceği gibi kişilerin hukuka olan inancını da

zayıflatabilir. Bu nedenle bir maddi veya hukuki vakıa ile ilgili olarak

yargısal nitelikte bir kimse lehine karar verildiği ancak yargı merciinin aynı

olgu hakkında bu karardan farklı bir sonuca ulaştığı durumlarda bunun

gerekçesinin belirtilmesi gerekir. Yargı merciinin bu gibi durumlarda gerekçe

gösterme yükümlülüğü, kişilerin hukuka olan güvenlerinin sarsılmaması için

hayati öneme sahiptir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Mehmet Okyar,

B. No: 2017/38342, 13/2/2020, § 29).

28. Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, § 57). Öte yandan itiraz veya temyiz

incelemesi sırasında ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya

esasa dair iddiaların itiraz veya temyiz mercilerince cevapsız bırakılmış

olması gerekçeli karar hakkının ihlaline neden olabilir (Caner Kandırmaz, B.

No: 2013/3672, 30/12/2014, § 31).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

29. Sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına

yönelik başvurunun reddine karar verilmesi üzerine anılan Hâkimlik kararına

itiraz edilmiştir. Karşıyaka 1. Sulh Ceza Hâkimliği itirazı reddetmiştir. Somut

olayda itirazın reddi kararından önce Başsavcılık, kanında alkol tespit

edilmediği gerekçesiyle başvurucu hakkında kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına dair karar vermiştir. Bu karar itiraz merciinin dikkatine

sunulmuştur. Diğer bir ifadeyle Başsavcılık başvurucunun alkol kullanmadığı

sonucuna ulaşmasına karşın itiraz mercii aksi yönde değerlendirmelerde bulunmuştur.

30. Başsavcılık kararı itiraz merciinin bilgisine

sunulmasına rağmen itirazın reddi kararını veren Karşıyaka 1. Sulh Ceza

Hakimliğinin neden aksi sonuca vardığını gerekçelendirmediği görülmektedir.

Yargılama sırasında başvurucuya isnat edilen alkollü şekilde araç kullanıp

kullanmadığı hususunun incelenmesi gerektiği açıktır. İtiraz mercii,

kararın sonucunu etkileyecek nitelikte olan ve sonradan dosyaya sunulan

başvurucunun alkollü araç kullanma eylemini işlemediğine dair söz konusu kararı

değerlendirmemiş ve başvurucunun bu yöndeki iddiaları hakkında ayrı ve açık bir

yanıt vermemiştir. Bu nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. Diğer İhlal İddiaları

32. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine karar verildiğinden sürücü belgesinin geri alınması sürecine ilişkin

diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

B. İdari Para Cezasına İlişkin Başvuru Yönünden

33. Başvurucu, idari para cezası kararının iptaline

ilişkin başvurusunun Hâkimlik tarafından reddedilmesine yönelik olarak anayasal

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği,

başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.

35. Somut olayda, nihai kararın öğrenildiği 12/6/2018

tarihinden itibaren otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 27/7/2018 tarihinde

bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

37. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

38. Başvurucu, ihlalin tespiti ile manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale

neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

41. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

42. İncelenen başvuruda itiraz mercii kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararı değerlendirmeden karar verdiği için gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin kanun yolu

denetimi yapan Mahkemenin kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

43. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

ayrı ve açık yanıt verilmesini gerektiren konularda yeniden yargılama yapılmak

üzere Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

44. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının incelenmesine GEREK BULUNMADIĞINA,

3. İdari para cezasına ilişkin ihlal iddialarının süre

aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması

amacıyla Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (2018/888 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 27/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Mehmet KÖZ Vekili : Av. Nurgül DAŞTAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/23430, 27 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Sürücü
  14. B. İdari Para Cezasına İlişkin Başvuru Yönünden
  15. C. 6216 Sayılı
  16. A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/23430
Tarih
27 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Hasan Kılıç Başvurusu (B. No: 2018/22085)
  • Salih Sayğılı Başvurusu (B. No: 2019/35167)
  • Turgay Karaca Başvurusu (B. No: 2018/34343)
  • Süleyman Kurtel Başvurusu (B. No: 2016/1808)
  • Ramazan Baytemir Başvurusu (B. No: 2018/38015)
  • Veysi Özcan Başvurusu (B. No: 2017/32272)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.