İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salih Sayğılı Başvurusu (B. No: 2019/35167)

1. Başvuru, başvurucunun devam eden soruşturma sürecinde

Başvuru No2019/35167Tarih13 Ocak 2021Okuma20 dk · 4.056 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Salih Sayğılı Başvurusu

Karar tarihi
13 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2019/35167
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.056 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun devam eden soruşturma sürecinde

tahliye edildikten sonra kovuşturma aşamasında yeniden tutuklanmasının hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/10/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde sona ermiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da

bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin

de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının

bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında

gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, 350).

10. Sayıştay başdenetçisi olarak görev yapmakta olan

başvurucu, Başsavcılığın talimatı ile FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan

yürütülen bir soruşturma kapsamında 11/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. İlk

ifadesi kolluk tarafından alınan başvurucu 17/8/2016 tarihinde Başsavcılığa

sevk edilmiştir.

11. Cumhuriyet savcısı aynı tarihte başvurucunun

ifadesini almıştır. Başvurucunun Başsavcılıktaki ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Ben ... İlkokul, ortaokul ve lisede ailemin yanında

kaldım. 2002 yılında liseyi bitirdim ve aynı sene Marmara Üniversitesi

İngilizce İşletme bölümünü kazandım. Üniversitede hazırlığa başladığımın 3.

haftası; hazırlıkta sınıf arkadaşım olan

[M.B.] ile birlikte Kadıköy Fikirtepe Mahallesinde bulunan bir eve çıktık ve

5 sene o evde kaldık. 2007 yılında mezun oldum. Mezun olduktan ...bir süre

sonra İstanbul'da iş aramaya başladım. Bu esnada KPSS'ye de girmiştim ve kayda

değer bir puan alamadığım için tercihte bulunmadım. Sonrasında Kırıkkale'ye

döndüm ve sınavlara hazırlanmaya başladım. Sınavlara kendi imkanlarımla evde

hazırlandım. 2008 yılındaki KPSS'den 80-85 arası bir puan aldım ve Dış Ticaret

Müsteşarlığının sınavına girdim. Ancak sınavı kazanamadım ve hemen ardından

Sayıştay'ın test sınavına girdim ve sınavı kazandım. Ardından Sayıştay'ın

yazılı sınavına girdim ve sınavı kazandım. Ardından Sayıştay'ın mülakatına

girerek mülakatı kazandım ve 2009 yılı şubat ayında Sayıştay'da denetçi yardımcısı

olarak göreve başladım. 2010 yılı Ekim ayı sonlarında eşim ... ile Balgat'ta

bir kafede tanıştık. Eşim o sırada ve halen Kalkınma Bakanlığında uzman

yardımcısı olarak görev yapmaktadır. 2011 yılı Temmuz ayında eşimle evlendik.

2012 yahut 2013 yılında eşimin görevinden dolayı Paris'e bir hafta

gönderilmesinden ötürü ben de eşime refaket ettim. Onun haricinde devlet

tarafından yurt dışına gönderilmedim. Ben bu örgütün sohbet ve toplantılarına

sadece liseye giderken okulda katılmıştım. Sonrasında ise bu yapıyla bağlantımı

kestim. Ben bu örgüte hiçbir isim ve nam altında herhangi bir şekilde ayni veya

nakdi yardımda bulunmadım. Bylock, tango ve eagle benzeri hiçbir programı

kullanmadım. Benim bu örgütle herhangi bir ilgim alakam yoktur. Benim eniştem

[M.T.] FETÖ/PDY dosyasından tutuklanmıştır. Benim ailemde bu örgütle alakalı

olarak başkaca kimse yoktur. Ben Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum."

12. Başsavcılık başvurucuyu terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanması istemiyle 17/8/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir.

13. Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği 20/8/2016 tarihinde

sorgusunu yaptıktan sonra başvurucunun terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ... Şüphelilerin üzerlerine atılı bahse konu

anılan suçları işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin dosya kapsamına göre

mevcut olduğu, ayrıca şüphelilerin üzerlerine atılı suçların anılan yasanın

100/3.maddesinde düzenlenen katalog suçlardan olduğu, FETÖ silahlı örgütünün

bir kısım üyelerinin olaydan sonra kaçtıklarının tespit edilmesi ve mevcutlu

şüphelilerinde aynı şekilde kaçma ihtimallerinin bulunması, delillerin henüz

tam olarak toplanamayışı, şüphelinin delillere tesir ederek delilleri

değiştirme ihtimalinin bulunması, AİHM'nin birçok kararında da belirtildiği

üzere şüphelilerin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek

faaliyetlerde bulunma tehlikesi, dosyada yeterli delil bulunması ile ve başka

suçlar işleme şüphelerinin bulunması ile tutuklama nedeninin yasal koşullarının

oluştuğu, öte yandan yine şüphelilerin üzerlerine atılı suçların niteliği ile

sübutu halinde gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları, kaçma ihtimallerinin

bulunması nazara alındığında adli kontrolün yetersiz kalacağı, tutuklamanın

ölçülü bir tedbir olacağı gözetilerek CMK. 100. vd. Maddeleri ile AİHS 5.

maddesi gereğince şüpheliler ...

Salih Sayğılı'nın tutuklanmalarına ... karar verildi."

14. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara 7.

Sulh Ceza Hâkimliği itirazın reddine karar vermiştir.

15. Başsavcılık 27/10/2017 tarihinde başvurucunun adli

kontrol altına alınmak suretiyle tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

Söz konusu talep yazısının ilgili kısmı şöyledir:

"... şüphelinin sabit ikametgah sahibi olduğu,

soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle (toplanan

deliller itibariyle şüphelinin BYLOCK kullanıcısı olduğuna dair tespit

tutanağında yer alan bilgilerin mahiyeti itibariyle hakkında FETÖ/PDY

üyeliğinden kamu davası açılan eşi [D.D.S.ye]

ait olabileceği ve tutuklulukta kaldığı süre gözetilerek) tutuklama tedbirinin

devamının artık gereksiz olduğu kanaatine varılmakla, 5271 sayılı CMK'nun 103/1

maddesi CMK'nun 109/3-a maddesi gereğince adlî kontrol altına alınarak serbest

bırakılmasına, Karar verilmesi kamu adına talep olunur."

16. Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği 27/10/2017 tarihinde

Başsavcılığın talebi doğrultusunda başvurucunun tahliyesine ve hakkında yurt

dışına çıkamama şeklinde adli kontrol uygulanmasına karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"C.Başsavcılığının dosyası ve üst yazısı incelenmiş

olup, şüphelinin C.Başsavcılığının 2017/176608 soruşturma sayılı dosyasından

Ankara (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 17.08.2016 tarih ve

2016/307 sorgu sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmasına karar verildiği görülmüş ise de, C.Başsavcılığının 27.10.2017

tarih ve 2017/176608 soruşturma sayılı yazıları gözönünde bulundurularak

şüphelinin tutuklu kalmasının bu aşamada gereksiz olduğu ve adli kontrol

tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasının yeterli olacağı kanaatine

varıldığından,

...

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan [tutuklu bulunan] şüpheli Salih Sayğılı'nın...

tahliyesine ...

Şüphelinin CMK 109/3-a maddesi gereği yurt dışı çıkışının

yasaklanmasına ... karar verildi."

17. Başsavcılık 18/3/2019 tarihli iddianame ile başvurucu

hakkında terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır.

18. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamalara

ilişkin olarak örgüt ile iltisak ve irtibatı nedeniyle kamu görevinden

çıkarılmasına, örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock'u aktif şekilde

kullanmasına ve örgütle ilişkisine dair tanık beyanlarına dayanılmıştır. Söz

konusu tanık beyanlarının ilgili kısmı şöyledir:

-Tanık M.A.D.nin ifadesi: "... 2011 yılı Mayıs

ayı gibi [B.B.] isimli bir denetçi beni Balgat’ta Sayıştay’a yakın bir

apartman dairesinde yapılan sohbete çağırdı. Manevi açıdan bana katkısı olur

düşüncesiyle zaman zaman bu sohbetlere gittim. Bu sohbetlerde Kuran’ı Kerim,

Cevşen, Said Nursi kitapları, F.Gülen’in kitapları okunuyor ve zaman zaman

videoları izleniyordu. Bu sohbetlere Sayıştay denetçilerinden [C.U.],

Salih Saygılı, [M.Ş.], [B.B.], ve abi dedikleri kişiler olarak da

[B.B.], [U.A.], ve [F.K.] katılıyordu. Abiler dönüşümlü olarak

tek tek geldiler ..."

-Tanık Ç.H.D.nin

ifadesi: "Örgütten olduğunu duymuştum ama kimden hatırlayamadım, [C.U.]

ile üniversite döneminde örgüt kapsamında tanıştıklarını düşünüyorum. 7 Haziran

seçimlerinden sonra aleni olarak ... Partinin başarısızlığını kendi söylemiyle

'paralel denen cadı avı'na bağlamıştı ..."

19. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 25/3/2019

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/163 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma başlamıştır.

20. Mahkeme 9/7/2019 tarihinde yapılan ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almış ve bir kısım tanığı dinlemiştir. Söz konusu

tanıklar soruşturma aşamasındaki ifadelerine benzer beyanlarda bulunmuştur.

Başvurucu, Mahkemedeki savunmasında özetle eşine ait telefonda kullanıldığı

iddia edilen ID'nin kendisine ait ADSL'de de gözüktüğü için ByLock

kullanıcısı olduğu yönündeki iddianın kabul edilemez olduğunu, söz konusu

kayıtlar nedeniyle ayrıca yargılaması yapılan eşi hakkında mahkûmiyet kararı

verildiğini, dolayısıyla ByLock programını kullandığına dair kesin bir

delilin söz konusu olmadığını, örgüt toplantılarına katılmadığını, tanık

beyanlarında geçen toplantıların sosyal nitelikli görüşmeler olduğunu ve Bank

Asyaya para yatırmadığını ifade ederek suçlamaları kabul etmemiştir.

21. Mahkeme ayrıca başka bir soruşturma kapsamında tanık

olarak ifade veren M.A.Ç.nin ifadesinin Başsavcılığın 16/5/2019 tarihli yazısı

ile dosyaya gönderildiğini ve dosyaya dâhil edildiğini belirterek tanığın "...

yanlış hatırlamıyorsam ikinci sınıfa başlayınca sorumlu abim değişti ve Halil

abinin yerine Salih abi isimli kişi gelmeye başladı. Salih abi isimli kişi de

İstanbuldan gelip bizimle görüşüyordu. Artık daha rahat bir şekilde görüşmelere

gidebiliyordum çünkü okuldan sivil kıyafetle çıkıyordum. [Mahkeme Başkanı]

(Bu ifadeyi veren bir asker şahıs. Astsubay. İfadesinin devamında demiş ki,)

Salih abi isimli kişiyle Keçiören ve Demetevlerde farklı evlerde görüşürdük.

Buluşma tarihleri önceden belirlenir ve o tarihte gerçekleşirdi. Ama ara sıra

farklılıklar oluyordu. Böyle bir durum olunca Salih abi beni veya [Ö.Ç.yi]

sabit ya da ankesörlü bir telefondan arar ve durumu bildirirdi ... Yapı

içerisinde cep telefonu ile görüşme yapmak yasaktı. Arayan kişi genelde

kontörlü telefon kullanarak arama yapar ve görüşmesini yapardı. Görüşmeler kısa

süreli olur ve şifreli olacak şekilde görüşülürdü. Genelde sinema veya kafeye

gelecek misin şeklinde konuşmalar yapılırdı. 2007 yılında astsubay okulundan

mezun olana kadar ben Salih abi ile görüşmeye devam ettim. Salih abi isimli

kişinin cep telefonu bende vardı. Ama hiçbir yerde kayıtlı değildi,

ezberimdeydi. Bununla beraber ben numarayı ilk önce telefonuma son iki rakamını

99 a tamamlayarak şifreli bir şekilde kayıt ettim. Ancak daha sonra numarayı

ezberleyince telefonumdan sildim. Aynı şekilde bir önceki abim olan Halil

abinin de bu şekilde numarasını kaydettim ... okulda bulunduğum beş yıl

süresince önce Halil abi, sonrasında Salih abi isimli kişiler okuldaki

arkadaşlarım hakkında benden bilgi istiyordu. Bu bilgiler genelde alkol, sigara

kullanıp kullanılmadığı, siyasi görüşlerinin ne olduğu, alevi veya hanefi

mezhebinden mi, siyasi görüşlerinin ve mezheplerinin aleni bir şekilde söylenip

söylenmediği ve benzeri şeklindeki bilgilerdi. İkinci sınıftayken Salih abi

bana sınıfımda kaç öğrenci olduğunu sordu ve devamında tüm arkadaşlarımın ad ve

soyad, memleket bilgilerini, benim verdiğim bilgiler doğrultusunda yanında

bulunan bir deftere yazarak kayıt etti. Bu bilgileri neden istediğini sorunca

kendisince mantıklı bir şeyler söyledi ancak ne söylediğini hatırlamıyorum bu

bilgi isteme olayı okuldan mezun oluncaya kadar devam etti." şeklinde

özetlediği beyanlarını ve Fotoğraftan Teşhis Tutanağı'nın içeriğini okuyarak bu

hususlara dair başvurucunun ayrıca savunmasını almıştır. Başvurucu bu bağlamda

adı geçen tanığı hatırlamadığını ve tanığın beyanında geçen hususları kabul

etmediğini ifade etmiştir.

22. Cumhuriyet savcısı duruşma sonunda başvurucunun

tutuklanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Talebe ilişkin gerekçenin

ilgili kısmı şöyledir:

"... dosyaya beyan ve teşhisi giren [M.A.Ç.nin] tanık olarak eklenmesine ve beyanının

tespitine yönelik işlem tesisine, bu kapsamda örgütün askeri mahrem

yapılanmasında sivil mahrem imam olduğu anlaşılan sanığın üzerine atılı suçun

vasıf ve mahiyeti, tutuklu kaldığı süre ve mahkumiyeti halinde alacağı kuvvetle

muhtemel ceza miktarı, örgütün niteliği, etkinliği, uluslararası boyutu

gözetildiğinde örgüt jargonuyla gaybubete çekilme şeklinde saklanma veya kaçma

ihtimalinin mevcudiyeti, bu hususun adli kontrol tedbirleri tatbiki ile

bertaraf olunamayacağı hususu da gözetilerek sanık Salih Sayğılı'nın CMK 100 ve

devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına karar verilmesi kamu adına talep ve

mütalaa olunur."

23. Mahkeme aynı tarihte, terör örgütüne üye olma

suçundan başvurucunun yeniden tutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklama

kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti,

atılı suç yönünden mevcut delil durumu itibari ile kuvvetli suç şüphesi

gösteren somut delillerin bulunması, sanığın hakkındaki davada ileri sürülen

eylemlerin niteliği itibari ile kaçma ve saklanma şüphesinin bulunması, söz

konusu bu şüphenin adli kontrol tedbirleri uygulanarak berteraf edilmesi mümkün

görülmediğinden isnat edilen suç ile orantılı ve ölçülü olduğu

değerlendirilmekle sanığın CMK 100 ve devamı maddelerince tutuklanmasına ...

karar verildi."

24. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara

25. Ağır Ceza Mahkemesi 18/9/2019 tarihinde başvurucunun itirazını

reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanığa isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, suçun

işlendiği hususunda kuvvetli dellillerin varlığı, tüm dosya kapsamındaki

deliller, atılı suçun tutuklama nedeni sayılan CMK'nun 100/3-a maddesindeki

katalog suçlardan olması, adli kontrol uygulamasının bu aşamada yetersiz

kalacağı da gözetilerek Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanığın tutukluluk

halinin devamına ilişkin ara kararında usul ve kanuna aykırı herhangi bir cihet

görülmediğinden sanık müdafiilerinin itirazının reddine ... karar

verilmiştir."

25. Mahkemenin talebi üzerine tanık M.A.Ç. 13/9/2019

tarihinde İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesince dinlenmiştir. Tanığın talimat

yoluyla alınan söz konusu ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bana sormuş olduğunuz sanığı ismen çıkartamadım.

Ancak kendi ifademde belittiğim Kırıkkale'li benden sorumlu Salih isimli bir

şahıs vardı. Ben 2002-2007 yılları arasında Ankara'da Askeri Bando Okulunda

okudum. Ben bu yapı ile 2001 yılında orta okul son sınıfta tanıştım. Ankara'da

da askeri bando okulunda 2002-2003 yılları arasında [H.] isimli örgüt mensubu ile görüşüyordum. [H.]

ile görüşmelere tek başıma gidiyordum. [H.] beni 2. Sınıfa geçtiğim 2003

yılında Salih isimli şahsa devir etti. 2007 yılında mezun olana kadar Salih ile

görüşmelere devam ettim. Salih ile görüşmelere [Ö.] isimli bir üst

devrem de geliyordu. Görüşmelerde kuran okuyup namaz kılıyorduk. Risale okuyup

Fetullah Gülen'in videolarını izlediğimiz oluyordu. Görüşmelerin yer ve saati

bir önceki görüşmede belirleniyordu. Ekstrem bir durum olmadıkça bizi telefonla

aramıyorlardı. Sanığı en son 2007 yılında mezun olduğumda gördüm. 2007-2008

yılında göreve başladım. Sanığı bir daha görmedim."

26. Başvurucu anılan kararı 24/9/2019 tarihinde

öğrendiğini bildirmiştir.

27. Başvurucu 24/10/2019 tarihinde bireysel başvuru

yapmıştır.

28. Mahkeme 18/11/2020 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine (8 yıl 9 ay hapis)

ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

29. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Yıldırım

Turan [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-82.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 13/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, hakkında devam eden soruşturma sürecinde

tahliye edildikten sonra adli kontrol tedbirlerine uymasına rağmen yargılamayı

yapan Mahkemece ilk duruşmada yeniden tutuklandığını belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde, öncelikle 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminat

davası açılmadan başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebileceği ileri sürülmüş; Anayasa

Mahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda ise tutuklama

kararında kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu ileri sürülerek tutuklama

kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları ile

sulh ceza hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceği belirtilmiştir.

33. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğunda

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğunun

savunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkate

alınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığı

hususuna vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez bulunması gerektiği ifade

edilmiştir.

34. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru

formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

B. Değerlendirme

35.Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"

kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,

ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen

diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının tutuklamanın hukuki olmadığına

yönelik olduğu değerlendirilmiş ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel İlkeler

38. Genel ilkeler için bkz. Mustafa Özterzi [GK],

B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 85-90; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,

9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

39.Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, FETÖ/PDY

ile bağlantısının bulunduğu iddiasıyla terör örgütüne üye olma suçundan 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

40.Öte yandan başvurucu, ilk tutuklama kararı sonrasında

soruşturma sürecinde -adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle- serbest

bırakıldıktan sonra kovuşturma aşamasında yeniden tutuklanmasının hukuka aykırı

olduğunu ileri sürmektedir. Buna karşılık kanunda öngörülen azami tutukluluk

süresinin dolmamış olması koşuluyla soruşturma veya kovuşturma aşamasında

serbest bırakılan kişilerin yeniden tutuklanmalarının önünde kanundan

kaynaklanan bir engelin bulunduğu tespit edilmemiştir. Esasen başvurucunun bu

yönde bir iddiası da bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

42. Sulh Ceza Hâkimliği ilk tutuklama kararında

başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı bir suç işlediğine dair somut olguların

bulunduğuna değinerek suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu

sonucuna varmıştır (bkz. § 13). Ancak anılan olguların neler olduğu kararda

gösterilmemiştir.

43. İddianamede ise başvurucunun örgüt ile iltisak ve

irtibatı nedeniyle kamu görevinden ihraç edildiği, örgütün gizli haberleşme

programı olan ByLock uygulamasını aktif şekilde kullandığı olgularına ve

bir kısım tanığın başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu yönündeki

beyanlarına dayanılarak başvurucunun örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri

sürülmüş ve terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddia olunmuştur.

44. Başvurucu; Mahkemedeki savunmasında özetle ByLock

programını kullanmadığını, örgüt toplantılarına katılmadığını, tanık beyanında

geçen toplantıların örgütsel bir toplantı olmadığını, sosyal nitelikli

görüşmeler olduğunu, Bank Asyaya para yatırmadığını, ayrıca ifadesi sonradan

dosyaya dâhil edilen tanık M.A.Ç.nin beyanlarını da kabul etmediğini ifade

etmiştir.

45. Cumhuriyet savcısı ilk duruşma sonunda başvurucunun

tutuklanmasına yönelik olarak sunduğu mütalaasında, ifadesi ve Teşhis Tutanağı

dosyaya dâhil edilen tanık M.A.Ç.nin beyanlarını dikkate alarak başvurucunun

"... örgütün askeri mahrem yapılanmasında sivil mahrem imam

olduğu..." yönünde kuvvetli belirti bulunduğunu ileri sürmüştür.

Yargılamayı yapan Mahkeme de "... mevcut delil durumu itibari ile

kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ..."

şeklindeki gerekçe ile başvurucunun tutuklanması için dosya kapsamındaki

olguların başvurucunun üzerine atılı suç için kuvvetli belirti oluşturduğu

sonucuna varmış ve yeniden tutuklanmasına karar vermiştir (bkz. §§ 22, 23).

46. Anayasa Mahkemesi birçok kararında anılan hususların

(bkz. §§ 18, 21) tutuklamanın hukukiliği bağlamında FETÖ/PDY ile bağlantılı bir

suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olduğu sonucuna varmıştır (ByLock

için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267; Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017 § 74; benzer nitelikteki tanık beyanlarının

kuvvetli belirti olarak kabul edildiği kararlar arasından bkz. Metin Evecen,

B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, Recep Uygun, B. No: 2016/76351,

12/6/2018, § 43).

47. Somut olayda anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren

bir durum söz konusu değildir. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin

varlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu yönündeki

değerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

48. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve

kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön şartı yerine gelmiş olan

tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir.

49. Mahkemece başvurucunun tutuklanmasına karar

verilirken işlendiği iddia olunan terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine ve

kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına vurgu yapılarak başvurucunun kaçma

şüphesinin bulunmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 23). Mahkeme,

delillerin yok edilmesi veya değiştirilmesi riskine (delilleri etkileme

ihtimaline) tutuklama kararında değinmemiştir. Kaldı ki yargılamanın geldiği

aşama ve dosya kapsamındaki delillerin niteliği dikkate alındığında somut olayda

delilleri etkileme ihtimalinden bahsetmek mümkün gözükmemektedir. Dolaysıyla

tutuklamanın meşru bir amacının bulunup bulunmadığı incelenirken başvurucunun

delilleri etkileme ihtimaline ilişkin bir değerlendirme yapılmayacaktır. Öte

yandan Mahkeme kaçma şüphesine yönelik olarak da açık bir olgudan

bahsetmemiştir. Ancak tutuklama kararındaki suçun vasfına (öngörülen cezanın

ağırlığına) yönelik değerlendirmenin kaçma şüphesine ilişkin bir unsur olarak

değerlendirilmesi mümkündür. Bu itibarla somut olayda tutuklamanın meşru

amacının bulunup bulunmadığına bakılırken kaçma şüphesi üzerinden bir

değerlendirme yapılacaktır.

50. Bu bağlamada başvurucunun tutuklanmasına esas alınan

silahlı terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017,

§ 148).

51. Somut olayda Cumhuriyet savcısı ilk duruşma sonunda

başvurucunun tutuklanmasına yönelik olarak sunduğu mütalaasında, ifadesi ve

Teşhis Tutanağı dosyaya dâhil edilen tanık M.A.Ç.nin beyanlarını dikkate alarak

başvurucunun "... örgütün askeri mahrem yapılanmasında sivil mahrem

imam olduğu ..." yönünde kuvvetli belirti bulunduğuna vurgu yaparak

tutuklanmasını talep etmiştir. Mahkeme de söz konusu duruşma sonunda Cumhuriyet

savcısının talebine uygun şekilde başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan

yeniden tutuklanmasına karar vermiştir (bkz. § 23). Mahkemenin tutuklama

kararından önce dosyaya giren tanık M.A.Ç.nin beyanı başvurucunun FETÖ/PDY

içindeki konumunu (başvurucunun örgütün askerî mahrem yapılanmasında sivil

mahrem imam olduğunu) göstermesi bakımından oldukça önemli bir delildir. Bu

beyan başvurucuya isnat edilen suçun niteliğini değiştirmese de bu ifadenin

başvurucuya isnat edilen terör örgütü üyeliği suçunun sübuta ermesi ve suçun

ağırlığı bakımından yeni ve kuvvetli bir delil olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

52. Dolayısıyla somut olayın yukarıda belirtilen özel

koşulları ile Hâkimlik tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma şüphesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

53. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin

ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin

Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut

olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

54. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe

girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların

kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma,

her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet

temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer

ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

55. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı

söylenemeyecektir.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

57. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Engin YILDIRIM ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe

katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM ve Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 13/1/2021 tarihinde

karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen

bir soruşturma kapsamında 11/8/2016 tarihinde gözaltına alınmış, 20/8/2016

tarihinde de tutuklanmıştır. Başvurucu, 27/10/2017 tarihinde hakkında yurt

dışına çıkma yasağı şeklinde adli kontrol uygulanmasına karar verilerek tahliye

edilmiştir. Terör örgütüne üye olma suçundan hakkında dava açılan başvurucu

9/7/2019 tarihinde tekrar tutuklanmış ve 18/11/2020 tarihinde bu suçtan mahkûm

olmuş ve hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

2. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

kanuni dayanağı mevcuttur. İlgili dosya kapsamında sunulan delillerin kuvvetli

suç şüphesi olarak değerlendirilmesi temelsiz değildir.

3. Tutuklamanın meşru amacı değerlendirilirken kaçma

şüphesine ilişkin somut bir olgunun olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.

Tutuklama kararında terör örgütüne üye olma suçunun niteliği ve kanunda

belirtilen yaptırımın ağırlığı dikkate alınmıştır. Bu, kaçma şüphesine işaret

eden durumlardan biri olarak değerlendirilmiştir.

4. Başvurucu soruşturma sürecinde tahliye edildikten

uzunca bir süre geçtikten sonra yeniden tutuklanmasında başvurucunun

tahliyesinden sonra kaçma şüphesine ve ortaya çıkan yeni olgulara ilişkin

bilgilerin ortaya konulması gerekmektedir. İlk tutuklamadan farklı olarak bu

ikinci tutuklamada kaçma şüphesine dair olguların somut ve açık olarak

tutuklama kararında gösterilmesi gerekir.

5. Başvurucu, 9/7/2019 tarihinde hakkında isnat edilen

suçun sübuta ermesi bakımından önemli olan bir tanığın ifadesi sonucunda tekrar

tutuklanmıştır. Ancak tanığın ifadesi suçu ağırlaştıran bir özellik

taşımamaktadır. Nitekim savcılıkta esas hakkındaki mütalaasında başvurucunun

örgüt üyesi olduğu şeklinde görüş bildirmiş, mahkemede bu suçtan mahkûmiyete

karar vermiştir.

6. Somut başvuruya konu olan tutuklama kararında başvurucunun

adli kontrol tedbirlerine uymadığı yönünde bir tespit olmadığı gibi soruşturma

makamları da bu yönde bir iddiada da bulunmamıştır. Başvurucunun kaçma

şüphesine yönelik olarak tutuklama kararına yansıyan somut bir olgu da

bulunmamaktadır. Başvurucu tahliye edildiği süre içinde adli kontrol

tedbirlerine uymuş ve yapılan ilk duruşmaya katılmıştır.

7. Mahkemelerin değerlendirmeleri ile soruşturma ve

kovuşturma süreci düşünüldüğünde başvurucunun tahliye edildikten yaklaşık iki

yıl sonra kaçma şüphesine ve adli kontrolün neden yetersiz olacağına ilişkin

somut olgular ortaya konulmadan yeniden tutuklanmasının ölçülü olduğu

söylenemez.

8. Tutuklamanın ölçülü olduğuna dair olgular yeterince

ortaya konulmadan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin Anayasanın

13. maddesi ile 19. maddesinin üçüncü fıkrasında bulunan güvencelerle

bağdaşmadığı gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmadık.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Fatih HATİPOĞLU Başvurucu : Salih SAYĞILI Vekili : Av. Kamile ÖZBULUT Üye Engin YILDIRIM Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/35167, 13 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti
  14. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/35167
Tarih
13 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Turgay Karaca Başvurusu (B. No: 2018/34343)
  • Süleyman Kurtel Başvurusu (B. No: 2016/1808)
  • Ramazan Baytemir Başvurusu (B. No: 2018/38015)
  • Veysi Özcan Başvurusu (B. No: 2017/32272)
  • Derya Karahan Başvurusu (B. No: 2017/16596)
  • Ali Tulumcu Başvurusu (B. No: 2017/18458)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.