İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Derya Karahan Başvurusu (B. No: 2017/16596)

1. Başvuru, istinaf başvurusunun süre yönünden

Başvuru No2017/16596Tarih10 Şubat 2021Okuma15 dk · 3.009 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Derya Karahan Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/16596
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.009 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, istinaf başvurusunun süre yönünden

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, I. Bankasında işçi olarak 2012 ile 2013

yılları arasında çalışmış ve fazla çalışma ücretleri ödenmeden başvurucunun iş

akdi feshedilmiştir.

9. Başvurucu, Uşak 2. İş Mahkemesinde (Mahkeme) 14/7/2015

tarihinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.000 TL fazla mesai ücreti

alacağının tahsili istemiyle dava açmıştır.

10. Mahkeme 4/8/2016 tarihli kararı ile davanın kısmen

kabulüne ve 2.058 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek, bankalarca

uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya

ilişkin talebin reddine karar vermiştir.

11. Mahkemenin 4/8/2016 tarihli hüküm celsesi tutanağında

ve gerekçeli kararında, kanun yolu ve süresiyle ilgili olarak "...davacı

vekili yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden

itibaren 2 (iki) haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde

istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen

anlatıldı." ibaresi yazılmıştır.

12. Gerekçeli karar 7/11/2016 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiş, başvurucu kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süresi

içinde (onuncu gün), 17/11/2016 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.

13. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 7. Hukuk Dairesi

16/12/2016 tarihli kararı ile istinaf dilekçesinin sekiz günlük yasal süre

geçirildikten sonra verildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunu süre yönünden

uyuşmazlık konusu miktar itibarıyla temyiz yolu kapalı olmak üzere

reddetmiştir.

14. Nihai karar başvurucuya 19/1/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 16/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. Hüküm tarihinde yürürlükte olan 30/1/1950 tarihli ve

5521 sayılı mülga İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şu şekildedir:

"İş mahkemelerince verilen nihaî

kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Şu kadar ki, para ile

değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeri

üç bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir.

İstinaf yoluna başvurma süresi, karar

yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş

ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür."

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 345. maddesinin birinci

fıkrası şu şekildedir:

"İstinaf yoluna başvuru süresi iki

haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye

başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri

saklıdır."

18. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı"

kenar başlıklı 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şu

şekildedir:

"Hüküm 'Türk Milleti Adına' verilir

ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

…

ç) Hüküm sonucu, ... varsa kanun yolları

ve süresini.

…"

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye

erişim hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir

parçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07,

16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili

her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvence

altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 36), Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun

yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını, ancak devletin

kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı

tanıması durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan

muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika,

B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).

21. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca

yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında

makul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamaların

Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik

Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).

22. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin

yerel mahkemelere ait olduğunu, AİHM'in rolünün bu yorumların Sözleşme ile

uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun kanun yolu başvurusunda

öngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerli

olduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğin

düzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya,

B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usul

kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek

aşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu

doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa,

B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

iddiaları

24. Başvurucu, davanın kısmen kabulüne ilişkin hukuka

aykırı karara karşı istinaf isteminin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünün istinaf itirazlarının BAM tarafından

incelenmemesine yönelik olması nedeniyle ihlal iddialarının adil yargılanma

hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

29. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52).

30. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına

yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun

yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel

hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme

kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla

birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına

başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı

kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten, B. No:

2015/1950, 22/2/2018, § 37).

31. Somut olayda, istinaf başvurusunun süre yönünden

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

35. Başvuru konusu olayda, başvurucunun istinaf

başvurusunun 5521 sayılı mülga Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sürede

yapılmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre BAM'ca verilen

süreden ret kararı ile yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

36. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk aleminde

etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş, B.

No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).

iii. Ölçülülük

37. İstinaf başvurusunun süre yönünden reddi nedeniyle

başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve

başvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi

gerekir.

(1) Genel İlkeler

38. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin

zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının

mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

39. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri

yönünden tartışılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde

durulması gereken, müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.

40. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli

sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki

belirlilik ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ancak mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı

olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle

kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel

olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz.

İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

41. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletin

işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve

sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devlet

organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları ve hangi mercilere

başvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgiye sahip

olmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini

bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı

bir şekilde kullanmaları amaçlanmıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden

İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,

20/1/2016, § 50).

42. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için

öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya

da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına

başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul

etmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).

43. Anayasa Mahkemesi birçok başvuruda, derece

mahkemelerince gösterilen kanun yolu süresine güvenerek hareket eden

başvurucuların derece mahkemelerince oluşturulan hukuki belirsizliğe katlanmak

zorunda bırakılmasının ölçülü olmadığı, dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki S.K. (B. No: 2015/2438, 19/4/2018) başvurusunda, iş mahkemesi kısa ve

gerekçeli kararında temyiz süresini kararın tebliğinden itibaren on beş gün

olarak göstermiş; başvurucu bu süreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren on

beş günlük süre içinde hükmü temyiz etmiştir. Mahkemenin temyiz isteminin

süreden reddine dair ek kararı, Yargıtayca iş mahkemesi kararlarına karşı

temyiz süresinin tefhim veya tebliğden itibaren sekiz gün olduğu, temyiz

isteminin ise süreden sonra yapıldığı belirtilerek onanmıştır. Anayasa

Mahkemesi; bu başvuruda başvurucunun kendisine tanınan on beş günlük süreye

güvenerek hareket ettiği, kararda belirtilen sürenin başvurucuyu yanılttığı ve

hukuki belirsizlik yarattığı, Mahkemenin yanıltması sonucu ortaya çıkan

belirsizliğe başvurucunun katlanmak zorunda bırakılmasının ölçülü olmadığı,

dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Başvurucu, Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen

istinaf süresi içinde istinafa başvurduğunu ancak BAM Dairesinin gerekçeli

kararda gösterilen süre yerine kanunda öngörülen istinaf süresini dikkate

alarak istinaf istemini reddettiğini ve istinaf hakkının elinden alındığını

belirtmiştir.

45. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,

başvurucunun istinaf başvurusunun süre koşulu gerekçe gösterilerek istinaf

incelemesinin yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale

oluşturup oluşturmadığıdır.

46. Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 5521

sayılı mülga Kanun’un 8. maddesi gereği iş davalarında kararın tefhimden

itibaren sekiz gün içinde temyiz edileceği öngörülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un

345. maddesinin birinci fıkrasında ise istinaf yoluna başvuru süresinin iki

hafta olduğu, bu sürenin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işlemeye

başlayacağı, istinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümlerinin

saklı olduğu belirtilmiştir.

47. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm

kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara

karşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları

açısından önem arz etmektedir.

48. Başvuru konusu olayda, Mahkemenin kısa kararı

başvurucunun yüzüne tefhim edilmiş; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan

yasal düzenleme gereği istinaf yoluna başvurma süresi -kararın tefhiminden

itibaren sekiz gün olmasına rağmen- Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında

kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak gösterilmiştir (bkz. § 11).

Başvurucu, mahkeme kararında kendisine tanınan ve gerekçeli kararın tebliğinden

itibaren başladığı belirtilen iki haftalık süreye güvenerek hareket etmiştir

(bkz. § 12). BAM, sekiz günlük yasal sürede yapılmadığını belirterek istinaf

başvurusunu reddetmiştir (bkz. § 13).

49. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında somut olaya

bakıldığında, başvurucunun Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında belirtildiği

üzere, mahkeme kararını tebliğ aldığı tarihten itibaren kısa ve gerekçeli

kararda gösterilen süre içinde istinaf başvurusunda bulunmasının -Mahkemenin

kanun yolu ve süresini taraflara doğru gösterme yönündeki yükümlülüğü gözönüne

alındığında- makul görülmesi gerektiği, kanun yoluna başvuru süresinin Mahkeme

tarafından hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılmasının

başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu, başvurucunun katlanmak zorunda

kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu, dolayısıyla

müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvurucu; ihlalin tespitine, yeniden yargılama

yapılması ile 10.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir

(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü,

ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle

yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere

gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

56. İncelenen başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin BAM

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk

Dairesine gönderilmesini sağlamak üzere Uşak 2. İş Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

58. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından başvurucunun

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Uşak

2. İş Mahkemesine (E.2015/274, K.2016/287) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Fatma Burcu NACAR YÜCE Başvurucu : Derya KARAHAN Vekili : Av. Mustafa GENÇALİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/16596, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/16596
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Ali Tulumcu Başvurusu (B. No: 2017/18458)
  • A.r.d. Başvurusu (B. No: 2018/25568)
  • Fatih Mehmet Harmancı Başvurusu (B. No: 2018/33439)
  • Mehmet Ali Tosun Başvurusu (B. No: 2017/22217)
  • Hasret Çomak Başvurusu (B. No: 2018/37433)
  • Ergin Doğru Başvurusu (B. No: 2018/18520)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.