İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ergin Doğru Başvurusu (B. No: 2018/18520)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda ayakta sayım

Başvuru No2018/18520Tarih10 Şubat 2021Okuma19 dk · 3.789 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ergin Doğru Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/18520
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.789 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda ayakta sayım

uygulamasına karşı gelinmesi üzerine darbedilme nedeniyle insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 4/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, olay tarihinde Elazığ 2 No.lu Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak tek

kişilik odada tutulmaktadır.

10. İnfaz Kurumunda 16/2/2018 tarihinde gerçekleştirilen

sayım sırasında aralarında başvurucunun da olduğu yüzden fazla tutuklu ve

hükümlü slogan atarak kapılara vurdukları, sayıma kalkmadan, bulundukları

alanda durmakta direndikleri ve sayım yapılmasına engel olmaya çalıştıkları

gerekçesiyle infaz koruma memurları tarafından uyarılmıştır.

11. İnfaz koruma memurlarının uyarılarını dikkate almayan

tutuklu ve hükümlüler hakkında zor kullanılarak tutuklu ve hükümlülerin sayım

vaziyeti almaları sağlanmış ve sayım tamamlanmıştır.

12. Yaşanan bu olay üzerine İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu

Başkanlığı tarafından sayım işlemi esaslarına uymayan tutuklu ve hükümlüler

hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

13. Başvurucu hakkında yürütülen disiplin soruşturması

sonucunda başvurucunun "kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek

biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak" fiillerinden dolayı iki

ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası ile cezalandırılmasına

karar verilmiştir.

14. Başvurucu, ayakta sayım yapıldığı sırada görevli

infaz koruma memurları tarafından darbedildiğini iddia etmiş ve Kurum revirinde

muayene olmak istediğini İnfaz Kurumuna bildirmiştir. İnfaz Kurumunda hekimin

21/2/2018 tarihinde görevli olması nedeniyle başvurucu hakkında bu tarihte darp

ve cebir raporu düzenlenmiştir. Rapordaki tespitler şöyledir:

"- Şuur açık koopere oryante

- Fiziki muayene bulguları doğal.

- Sağ göz orbital alanda ekimoz hafif,

ödem yok."

15. Başvurucu vekili, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına

hitaben yazdığı 27/2/2018 tarihli dilekçe ile başvurucunun tek kişilik odada

tutulmakta iken 16/2/2018 tarihinde ayakta sayım uygulamasına tabi tutulmak

istendiğini, zaten tek kişi olması nedeniyle buna gerek olmadığını belirtmesi

üzerine odanın demir kapısına fırlatıldığını, gözünden ve burnundan

yaralandığını, 18/2/2018 tarihinde infaz koruma memurlarının ayakta sayım

yapmak amacıyla tekrar başvurucunun odasına geldiklerini ve bu kez sırtına

vurarak müvekkilini darbettiklerini, ikinci darp eylemi gerçekleştikten üç gün

sonra müvekkilinin revire gidebildiğini ileri sürmüştür.

16. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen

soruşturmada başvurucu hakkında darp ve cebir raporu aldırılmış, olaya ilişkin

güvenlik kamera kayıtları temin edilmiş ve şikâyete konu hususlara ilişkin

olarak İnfaz Kurumundan bilgi istenmiştir.

17. İnfaz Kurumundan Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilen cevap yazısında Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

tarafından gönderilen 7/2/2018 tarihli yazıda personele yönelik saldırı, rehin

alma gibi eylemlerin önlenmesi amacıyla sayımların odanın alt katında tüm

tutuklu/hükümlüler belirli bir nizamda, ayakta görülecek şekilde alınması

hususundan bahsedildiği, bu doğrultuda ayakta sayım yapılacağının tutuklu ve

hükümlülere bildirildiği ve sayım almaya başlandığı ifade edilmiştir. Ayrıca

ilgili yazıda, sayım vermek istemeyen tutuklu ve hükümlülerin idarenin

uygulamasına karşı gelerek toplu olarak eylem yaptıkları, slogan atarak İnfaz

Kurumunun düzenine karşı geldikleri belirtilmiş; bu nedenle haklarında disiplin

soruşturması başlatıldığı bildirilmiştir.

18. İnfaz Kurumu yazısında ayrıca 6/4/2006 tarihli ve

26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) 22. maddesinin

(8) numaralı fıkrasında yer alan "İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz

ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma,

saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif

fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru

savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor

kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin

alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor

kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz." şeklindeki

düzenleme kapsamında orantılı güç kullanılarak sayım düzeni aldırılmaya

çalışıldığı, bu sırada darbedildiğini iddia edenler hakkında darp ve cebir

raporu aldırıldığı, alınan raporlarda herhangi bir darp ve işkencenin söz

konusu olmadığının ifade edildiği belirtilmiş; ayakta sayım vermek istemeyen

tutuklu ve hükümlülerin el kamerası ile kayıt altına alındığı bildirilmiştir.

19. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan

soruşturmada İnfaz Kurumunun kamera kaydı görüntüleri dosyaya getirtilmiş ve

görüntülerin çözümü yaptırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunda görüntülerin

hareketli vaka kamerasına ait olduğu, ses kaydının yapıldığı, tarih/zaman

aralığının görülmediği ifade edilmiş; "personelin mevcut görüntülerde

herhangi bir darp/kötü muamele/onur kırıcı hareket olayının TESPİT EDİLEMEDİĞİ,

İzlenen 94 adet mov. formatında toplamda 31 dakika 43 saniye uzunluğundaki

görüntülerde de söylem olarak görevli personelin veya tutuklu/hükümlü şahısların

herhangi bir tehdit/hakaret/slogan/küfür vb. eyleminin TESPİT

EDİLEMEDİĞİ..." belirtilmiştir.

20. Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından

düzenlenen 15/3/2018 tarihli Genel Adli Muayene Formu'nda, yeni oluşmuş darp ve

cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.

21. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3/4/2018

tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

"Elazığ Eğitim ve Araştırma

Hastanesi Adli Tabiplik Birimi tarafından düzenlenen 15/03/2018 tarihli genel

adli muayene formunda müşteki Ergin Doğru'da tramvatik lezyona rastlanmadığı

görülmüş olup;

Olaya ilişkin kamera görüntülülerinin

incelenmek üzere bilirkişiye teslim edildiği düzenlenen bilirkişi raporunda

görevli personel tarafından mevcut görüntülerde herhangi bir darp/kötü

muamele/onur kırıcı hareket olayının mümkün olmadığı bilirkişi raporundan

anlaşılmakla;

Açıklanan nedenlerle;

Müşteki vekili iddialarının soyut iddia

niteliğinde kaldığı, cezaevi görevlilerinin herhangi bir görevini kötüye

kullanma suçunu işlemediği anlaşılmakla,

Elazığ 2 nolu Yüksek güvenlikli Kapalı

Ceza infaz Kurumu görevlileri hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER

OLMADIĞINA..."

22. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan

itiraz, Elazığ 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/4/2018 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 3/5/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu 4/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 - 5328

S.K./4.mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi

müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti

üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

25. 5237 sayılı Kanun'un "Zor kullanma

yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı 256. maddesi

şöyledir:

"Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır."

26. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet

savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar."

27. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Kurumların iç güvenliği"

kenar başlıklı 33. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Kurumların iç güvenliği,

Adalet Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından

sağlanır..."

28. Tüzük'ün 22. maddesinin (8) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(8) İnfaz ve koruma başmemuru ile

infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin

alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif

fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru

savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor

kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin

alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor

kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; tek kişilik odada tutulduğu İnfaz

Kurumunda 16/2/2018 tarihinde ayakta sayım uygulamasına tabi tutulmak

istendiğini, bu uygulamaya karşı geldiğinde infaz koruma memurları tarafından

demir kapıya fırlatıldığını, vücudunun birçok yeri yaralanacak şekildedarbedildiğini,

aynı gün revire gitmek istediğini ancak talebinin dikkate alınmadığını, bu

olaydan yaklaşık beş gün sonra revire gidebildiğini, ilk darp eyleminden iki

gün sonra 18/2/2018 tarihinde infaz koruma memurlarının tekrar odasına

geldiklerini, ayakta sayım alınacağı gerekçesiyle sırtına tekme attıklarını,

göz çevresindeki morarma bulgularının sağlık raporuyla tespit edildiğini

belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde, başvurucunun tutulduğu İnfaz

Kurumunda yapılmak istenen ayakta sayım işlemine karşı slogan atıp kapılara

vurarak mukavemet gösterdiği, infaz koruma memurlarının ise sayım işlemini

gerçekleştirmek adına başvurucunun direncini kıracak şekilde orantılı kuvvet

kullandığı ifade edilmiş; başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunun asayişi ve

güvenliği ile Ceza İnfaz Kurumu idaresinin otoritesi açısından yakın tehlike

oluşturduğu, bu disiplinsiz davranışı nedeniyle yasal mevzuat gereği İnfaz

Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından hakkında yürütülen disiplin

soruşturması neticesinde başvurucuya iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma

disiplin cezası verildiği belirtilmiştir. 21/2/2018 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu

reviri tarafından düzenlenen sağlık raporundaki "Sağ göz orbital alanda

ekimoz hafif, ödem yok." tespitinin sayım işlemini gerçekleştirmek

adına başvurucunun ve yüzden fazla hükümlü ve tutuklunun direncini kıracak

şekilde orantılı kuvvet kullanılması ile orantılı olduğu değerlendirilmiştir.

32. Bakanlık görüşünde ayrıca 27/2/2018 tarihli şikâyet

dilekçesinin Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına ulaşması üzerine gerekli

soruşturma işlemlerine başlandığı, Cumhuriyet savcısının başvurucunun kötü

muameleye maruz kaldığına ilişkin iddiasının gerçekliğini tespit için 14/3/2018

tarihinde İnfaz Kurumuna yazılı talimatlarını ilettiği, bu doğrultuda 15/3/2018

tarihinde Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başvurucunun muayenesinin

gerçekleştirildiği, alınan raporda herhangi bir yeni oluşmuş darp ve cebir

izinin saptanmadığının ifade edildiği belirtilmiştir. Ayrıca Cumhuriyet

savcısının başvurucunun kamera kayıtlarının incelenmesi talebini de dikkate

alıp soruşturmaya katılımını sağlayarak talepleri doğrultusunda sayım işlemi

yapıldığı sırada kayıt altına alınan kamera görüntülerini temin ettiği, alınan

bilirkişi raporunda infaz koruma memurlarının başvurucuya karşı herhangi bir

darp ve kötü muamele teşkil eden eylemleri ile herhangi bir tehdit ve hakaret

içerikli konuşmanın tespit edilemediğini belirttiği, soruşturmanın iki aylık

kısa bir süre içinde tamamlandığı, bu çerçevede kötü muamele yasağına ilişkin

usul yükümlülüğün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği kanaatinde

olduğu bildirilmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formunda ileri sürdüğü iddialarını tekrarlamış; ayrıca Bakanlık

görüşünde belirtilen kamera görüntülerini izlemediğini, slogan atma eyleminden

önce darbedildiğini, olaya ilişkin etkili soruşturma yürütülmediğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

35. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri

" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının kötü (insan haysiyetiyle bağdaşmayan) muamele

yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. İnsan

Haysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

38. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

39. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

40. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için

soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu

kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 95).

41. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun

olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83).

42. Tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumu yönetiminin

sorumluluk ve kontrolüne tabidir. Özgürlüklerinden yoksun olan bu kişilerin

kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmeleri durumunda vücutlarında bir yaralanma

tespit edilmişse söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda makul bir

açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir. Özellikle iddiaların doktor

raporlarıyla desteklendiği hâllerde kötü muamele yasağının ihlali bakımından

açık sorunlar ortaya çıkabilir (Serdar Avci, B. No: 2015/19474,

9/1/2020, § 56; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137,

20/4/2016, § 95; S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89-91).

43. Anayasa'nın 17. maddesi ceza infaz kurumunda

güvenliği sağlamak, düzeni korumak ve suç işlenmesini önlemek için güç

kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak bu kapsamda sınırları belli bazı

durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması

koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü

muamele olmadığı kabul edilmektedir. Ayrıca kişinin kendi davranışından veya

tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu

neviden fiiller prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Başvurucu; tek kişilik odada tutulmakta iken ayakta

sayım uygulamasına tabi tutulmak istendiğini, odada başka kimse olmaması

nedeniyle ayakta sayım vermek istemediğini, bunun üzerine infaz koruma

memurları tarafından demir kapıya fırlatıldığını, vücudunun birçok yerinden

yaralanacak şekilde darbedildiğini, ilk darp eyleminden iki gün sonra infaz

koruma memurlarının tekrar odasına geldiklerini, ayakta sayım alınacağı gerekçesiyle

sırtına tekme attıklarını ifade etmiştir.

45. İnfaz Kurumu Hekimliğinin 21/2/2018 tarihli raporunda

başvurucunun sağ göz orbital alanda hafif ekimoz olduğu tespit edilmiştir.

46. Başvurucu, infaz görevlilerinin ayakta sayım

yapmasına direndiğini ve bu nedenle zor kullanıldığını kabul etmiştir. Diğer

taraftan İnfaz Kurumunun ilgili yazısından, slogan atıp kışkırtıcı davranışları

olması nedeniyle başvurucu üzerinde zor kullanarak sayım işleminin

gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. İnfaz Kurumu tarafından Savcılığa

gönderilen yazıda her ne kadar yaşanan bu olay nedeniyle darp ve cebire maruz

kaldığını iddia edenler hakkında sağlık raporu alındığı ve alınan raporlarda

darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmişse de başvurucu hakkında 21/2/2018

tarihinde düzenlenen raporun aksini ortaya koyan, olay tarihine ait herhangi

bir rapor sunulmamıştır.

47. Başvurucunun İnfaz Kurumunda tutulmakta iken meydana

gelen yaralanmasının -doktor raporuyla belirlenen- ne suretle ortaya çıktığını

açıklama yükümlülüğü kamu makamlarına aittir. Buna karşılık başvurucu hakkında

yürütülen ceza soruşturmasında bu yaralanmaya ilişkin herhangi bir açıklama,

değerlendirme, belge veya beyan bulunmamaktadır.

48. Başvurucunun infaz koruma memurlarına karşı direndiği

belirtilmiş ancak başvurucunun fiilleri tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu

nedenle zor kullanma yetkisinin orantılı kullanılıp kullanılmadığı konusunda

bir tespitte bulunmak mümkün değildir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi

başvurucunun sağ gözündeki hafif ekimoz şeklindeki yaralanma nedeniyle kötü

muamele yasağının ihlali için aranan asgari ağırlık eşiğinin aşıldığı kanaatine

varmıştır.

49. Başvurucunun yaralanmasının niteliği dikkate

alındığında eylemin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarak tanımlanması

mümkündür.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi

boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. İnsan

Haysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

51. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

52. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır

(Tahir Canan, § 25).

53. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri

toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği

soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir

ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı;

soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve

temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, §

114). Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu

denetimine tabi olarak, özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak

etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

54. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin

maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan

burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma, cezalandırma

hakkı veya tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla

sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 77).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

55. Anayasa Mahkemesi, insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bir başka

ifadeyle başvurucunun İnfaz Kurumu görevlileri tarafından hukuka aykırı olarak

ve Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunduğu kanaatine varmıştır. Bu durumda

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli ve etkili

resmî bir soruşturma yapılması gerekmektedir.

56. Başvurucunun ceza soruşturması sırasında olaylarla

ilgili bilgi sahibi olduklarını iddia ettiği Ceza İnfaz Kurumunda kalan bazı

tutuklu ve hükümlülerin tanık olarak dinlenmesini talep ettiği ancak soruşturma

kapsamında bu kişilerin ifadelerine başvurulmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca

soruşturmayı yürüten Savcılık tarafından hiçbir şüphelinin ifadesi

alınmamıştır.

57. Ceza soruşturması kapsamında başvurucunun doktora

sevk edilerek adli muayenesi yaptırılmışsa da olaydan yaklaşık bir ay sonra

15/3/2018 tarihinde düzenlenen raporun dosyaya alınmasıyla yetinilmiş, İnfaz

Kurumu hekimi tarafından düzenlenen 21/2/2018 tarihli rapor ise dikkate

alınmamıştır. Dolayısıyla 18/2/2018 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen kötü

muamele iddiasını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek özenli bir soruşturma yürütüldüğünü söylenmek mümkün

gözükmemektedir.

58. Öte yandan bilirkişi tarafından incelenen, tarih ile

saat bilgisi bulunmayan kamera görüntülerinde ne başvurucuya karşı bir zor

kullanma eylemi ne de başvurucunun direnmesi gibi bir eylem tespit

edilebilmiştir. Dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda dikkate

alınan bu görüntülerin başvurucunun ayakta sayım uygulamasına direndiğine

ilişkin beyanı ve İnfaz Kurumunun ayakta sayım uygulamasına direnenler üzerinde

zor kullandığına ilişkin kabulü ile çeliştiği gözlemlenmektedir.

59. Belirtilen bu tespitler ışığında maddi gerçeğin

ortaya çıkarılması için gerekli delillerin toplanması ve değerlendirilmesi

konusunda Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı

açısından gerekli özenin gösterildiği söylenemeyecektir.

60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

62. Başvurucu, ileri sürdüğü hak ihlallerinin tespiti ve

yeniden soruşturma yapılmasına karar verilmesi ile 20.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

63. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

64. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

65. Başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Elazığ

Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararından

kaynaklandığı anlaşılmıştır.

66. Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının usule ilişkin boyutunun ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeni

soruşturma ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma

yapılarak Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Elazığ

Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma No: 2018/4575) gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

67. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında taleple bağlı

kalınarak başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul

boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Gökçe GÜLTEKİN YILMAZ Başvurucu : Ergin DOĞRU Vekili : Av. Barış YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/18520, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Olmadığına..."
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal
  17. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  18. C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/18520
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Yavuz Şahin Başvurusu (B. No: 2018/35654)
  • Emre Kaya Başvurusu (B. No: 2018/743)
  • İ.d. Başvurusu (B. No: 2018/2774)
  • Tayfun Yıldırım Başvurusu (B. No: 2018/22602)
  • Kadriye Sever Başvurusu (B. No: 2018/24071)
  • Ercüment Faik Demir Başvurusu (B. No: 2019/19125)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.