İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İ.d. Başvurusu (B. No: 2018/2774)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

Başvuru No2018/2774Tarih10 Şubat 2021Okuma12 dk · 2.423 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İ.D. Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/2774
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.423 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, özel soruşturma usulüne uyulmayarak yetkili

olmayan mahkemelerce tutukluluk incelemesi yapılması ya da itirazın

değerlendirilmesi, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız ve tarafsız

olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılması, tutukluluğa itiraz değerlendirmelerinde savcılık görüşünün tebliğ

edilmemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemesi

sonunda verilen kararların tebliğ edilmemesi/geç tebliğ edilmesi, tutukluğun

devamına dair karara yapılan itirazın değerlendirilmemesi/geç değerlendirilmesi

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma hakkının engellenmesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018

tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları

-olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun

yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

8. Başvurucu, en son Akşehir Adliyesinde hâkim olarak

görev yapmıştır.

9. Darbe teşebbüsü sonrasında Akşehir Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 17/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilen

FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular açıklanmıştır.

İfade esnasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ve müdafii

Savcılıkta ayrıntılı şekilde savunma yapmıştır.

10. Başvurucu, Savcılık tarafından üzerine atılı silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 18/7/2016 tarihinde

Akşehir Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

11. Başvurucu, Akşehir Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunun ardından 18/7/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmıştır.

12. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Yalvaç

Sulh Ceza Hâkimliği 22/7/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

13. Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındaki

soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğini

belirterek 30/8/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.

14. Yargılama süresi içinde değişik tarihlerde farklı

mahkemelerce tutukluluk durumu değerlendirilen başvurucunun son olarak Ankara

2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/7/2017 tarihli kararıyla tutukluluk hâlinin devamına

karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 11/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve

karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Ankara 3. Sulh Ceza

Hâkimliğince 25/12/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

15. Başvurucu 5/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 25/1/2018 tarihli

iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır.

17. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 1/2/2018 tarihinde

iddianameyi kabul etmiş ve E.2018/22 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması

başlamıştır.

18. Mahkeme 2/5/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Mahkeme anılan duruşma sonunda başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

19. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 27/9/2018 tarihinde

yaptığı duruşmada terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun 7 yıl 6

ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme anılan duruşma

sonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin kaldırılmasına, yurt

dışına çıkmamak ve belirlenen yerlere belirlenen sıklıkta imza atmak suretiyle

adli kontrol kararı uygulanmasına da karar vermiştir.

20. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava

istinaf mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:

2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak -UYAP

üzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçimini önemli ölçüde

güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan,

bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunan

başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmesi gerekir.

B. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolün

neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayan

mahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

b. Değerlendirme

25. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda

bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/15141,

2017/20825, 2017/21777, 2018/1176 ve 2018/1178 sayılı dosyalar üzerinden Birinci

Bölüm ve İkinci Bölüm tarafından yapılan incelemeler sonunda açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği

tespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer

başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,

tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bu

kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,

kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersiz

kalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının da

gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir neden

gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018,

§§ 24-27; Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

29. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 27/9/2018

tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Yapısı ile Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

31. Başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren ve

tutukluluk incelemelerini yapan sulh ceza hâkimliklerinin kapalı devre olarak

adlandırılabilecek bir sistemle çalıştığını, bağımsız ve tarafsız olmadığını

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

32. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini

sağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına ve tutukluluğa itirazın

bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı

etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialar Anayasa

Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerinin

yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların açıkça dayanaktan

yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§

101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78,

94-97). Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan

kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

4. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

34. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin, tutukluluk

hâlinin devamına dair kararlara yaptığı itirazlarının ve tahliye taleplerinin

duruşmasız olarak değerlendirildiğini ve uzun süredir hâkim önüne çıkmadığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

35. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B.

No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

36. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:

2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız

yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini

incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihi

itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak

verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını

sağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve bu

durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili

bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata

hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır (Salih Sönmez, §§

162-177).

37. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür

ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi

kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.

38. Somut olayda Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 1/2/2018

tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2018/22 sayılı dosya üzerinden yargılama

başlamıştır. Başvurucu -1 yıl 9 ay 14 gün sonra- 2/5/2018 tarihinde yapılan

duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme

fırsatına sahip olmuştur. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Tutukluluğa

İtiraz İncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

40. Başvurucu, tutukluluk incelemeleri yapılırken alınan

savcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

41. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluğa

itiraz incelemesinde alınan savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddiasıyla

ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetiyle ilgili olarak 2018/1176 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm tarafından

yapılan inceleme sonunda anayasal ve kişisel önemden yoksun olması

nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden

başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer

başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

6. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

43. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasını

hazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda

bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/15141,

2017/21777 ve 2018/1176 sayılı dosyalar üzerinden Birinci Bölüm ve İkinci

Bölüm tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer

başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

7. Tutuklamaya

Karşı İtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

46. Başvurucu; Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/5/2017

tarihli tahliye talebinin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına ilişkin

kararına 16/5/2017 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiğini, itirazı hakkında bir

karar tebliğ edilmediği için 1/12/2017 tarihinde yazdığı dilekçeye verilen

cevapta "itiraz dilekçesinin Hakimliğimize ulaştığı, ancak itiraz

hususunda C.Başsavcılığı tarafından ilgili dosyanın gönderilmediğinden

değerlendirilmeye alınmadığının" belirtildiği, Savcılığın ihmali ile

tutukluluğun devamına ilişkin karara etkili bir itirazda bulunamadığını iddia

etmiştir. Başvurucu ayrıca 2017 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında verilen

tutukluluğun devamı kararlarının kendisine tebliğ edilmediğini, yazdığı

dilekçeler üzerine kararın verilmesinden 5 ay sonra tebliğlerin yapıldığını, bu

sırada tutukluluk incelemelerinin devam ettiğini ve itiraz ettiklerinin

kesinleştiğini ancak geç yapılan tebligatlar nedeniyle daha önceki tarihlerde

verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararlara etkili bir itirazda

bulunamadığını belirterek Anayasa'nın 19., 36. ve 40. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

47. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama

işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları

durumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine

imkân sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucular

yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucular

yönünden bkz. Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar

Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş

başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394, 31/10/2018,

§§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından

anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

1. Başvurucunun

İddiaları

49. Başvurucu, hakkındaki suçlamadan ve delillerden

haberdar olmadığı için savunmasını yapamadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Buna göre somut

olayda başvurucunun iddialarının özü adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin olup başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 36. maddesi

kapsamında incelenmesi gerekir.

51. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

52. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanın

sonuçlanmadığı (bkz. § 20), adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen bu

iddiaların yargılama sürecinde ve kanun yolunda incelenmesi imkânının bulunduğu

anlaşılmaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasına ilişkin iddianın mükerrer

başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız ve

tarafsız olmamasına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan savcılık

görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması

nedeniyle REDDİNE,

6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin

iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

7. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarak

kullanılamadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/2/2021 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Melek ŞAHAN Başvurucu : İ.D.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/2774, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Kişi
  15. C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
  16. B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  17. C. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasına ilişkin iddianın mükerrer
  18. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/2774
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Tayfun Yıldırım Başvurusu (B. No: 2018/22602)
  • Kadriye Sever Başvurusu (B. No: 2018/24071)
  • Ercüment Faik Demir Başvurusu (B. No: 2019/19125)
  • Bişar Yusufoğlu Başvurusu (B. No: 2018/2784)
  • M.u. Başvurusu (B. No: 2017/17753)
  • Yusuf Erdoğan Başvurusu (B. No: 2017/11828)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.