İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.u. Başvurusu (B. No: 2017/17753)

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması

Başvuru No2017/17753Tarih10 Şubat 2021Okuma14 dk · 2.892 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm M.U. Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/17753
R.G. Tarih ve Sayı
3/3/2021-31412
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.892 kelime·14 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması

nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 14/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 14/3/2007 tarihinde boyun tutulması şikâyeti

ile Esenler Başakşehir Devlet Hastanesine gitmiştir. Muayene yapan doktorun

reçetesine dayanılarak kurum çalışanı hemşire tarafından başvurucuya iğne

yapılmıştır. Uygulanan iğne sonrası başvurucunun sol ayağında uyuşma ve

zayıflama şikâyetleri meydana gelmiştir.

A. Ceza

Yargılamasına İlişkin Süreç

8. Başvurucunun kendisine iğne yapan hemşire hakkında suç

duyurusunda bulunması üzerine Esenler Kaymakamlığı Sağlık Grup Başkanlığı

26/9/2007 tarihli ön inceleme raporu hazırlamıştır. Anılan raporda; olaya

sıcağı sıcağına müdahale eden ve olayda adı geçen doktorlar ile konu hakkında

uzman olan doktorun görüşlerinin alındığı, ayrıca tıbbi belgelerin incelendiği

görülmüştür. İğnenin yapıldığı yeri gören doktorlar genel olarak başvurucun çok

zayıf ve ince yapılı olması gözetilerek biraz daha üste ve dış tarafa iğnenin

yapılması gerektiğini beyan etmiştir. Görüşüne başvurulan uzman doktor ise

iğnenin yapıldığı anda başvurucunun elektrik hissi duyduğunu belirtmesinin

enjeksiyonun sinir içine yapıldığı görüşünü desteklediği, bu durumun yanlış ve

kötü uygulama olduğu, siyatik nörotapinin enjeksiyonun mutat bir komplikasyonu

olmadığı yönünde değerlendirmede bulunmuştur. Raporda sonuç olarak bilirkişi

görüşleri ve tetkik raporlarıyla olayın doğrulandığı belirtilerek soruşturma

izni verilmesi gerektiği değerlendirmesine yer verilmiştir.

9. Yapılan soruşturma sonucunda, iğneyi yapan hemşire

hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan dava açılmıştır. (Kapatılan)

Bakırköy 8. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen yargılamada Adli Tıp Kurumu 3. Adli

Tıp İhtisas Kurulunca (Kurul) hazırlanan 24/5/2010 tarihli rapor alınmıştır. Bu

raporda, uygulanan enjeksiyon sonrası kişide gelişen mevcut bulguların

enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun

yanlış yere yapıldığına dair tıbbi kayıt bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca

enjeksiyonun doğru yere yapılması durumunda da kanama, ödem gibi nedenlerle sinire

baskı olabileceği dikkate alındığında gelişen mevcut durumun enjeksiyon

uygulamalarının komplikasyonu olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

10. Mahkeme anılan rapora dayanarak sanığın görevi

gereği başvurucuya yaptığı tıbbi müdahalede kusur ve ihmalinin bulunmadığı,

başvurucuda meydana gelen arazın oluşumunda sanığa kusur atfının mümkün

görülmediği gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı vermiştir.

11. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Başvurucu

vekili dilekçesinde; ön inceleme raporunda yer alan doktorlar ile uzmanların

ifadeleri ve enjeksiyonun yanlış uygulandığı şeklindeki tespiti hatırlatarak

Kurulun raporunun eksik olduğu ve ön inceleme raporunun tespitleri hakkında bir

değerlendirme yapılmadığını, itirazlarına rağmen iki rapor arasındaki çelişki

giderilmeden Kurul raporunun hükme esas alındığını belirtmiştir. Ayrıca bu

çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan yeniden rapor alınması

gerektiğini vurgulamıştır.

12. Anılan kararı Yargıtay 12. Ceza Dairesi, usul ve

yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 23/6/2015 tarihinde oyçokluğuyla onamıştır.

Karara muhalif kalan iki üye, Kurul raporunda enjeksiyon sonrası siyatik sinir

hasarının olduğuna dair tıbbi belgeleri hatırlattıktan sonra tıbbi belgelerde

enjeksiyonun yanlış yere yapıldığına dair kayıt bulunamadığı şeklinde şablon

cümlelerden oluşan tespitler yapıldığını belirtmiş; sanık hemşirenin yanlış

uyguladığı enjeksiyon sonucu başvurucunun sakat kaldığı, taksirle yaralama

suçunun oluştuğunu vurgulamıştır.

B. Bireysel

Başvuruya Konu Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç

13. Başvurucu ayrıca hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklanan

zararlarının giderimi istemiyle 28/10/2009 tarihinde tam yargı davası açmıştır.

Dava dilekçesinde başvurucu vekili, boyun tutulması şikâyetiyle hastaneye giden

başvurucun hatalı yapılan iğne nedeniyle sol bacağının sinirlerinin

zedelendiğini belirtmiş; hemşirenin iğneyi yanlış yere uygulaması, başvurucunun

ikazına rağmen uygulamaya devam etmesi sonucu başvurucunun sol bacağında sinir

zedelenmesi ve buna bağlı olarak bacakta zamanla incelme meydana geldiğini

vurgulamıştır. Başvurucu bu şikâyetlerden kurtulmak ve eski sağlığına kavuşmak

için özel hastanelerde tedavi gördüğünü ancak sağlığına kavuşmadığını,

bacağındaki incelmenin devam ettiğini ve aksayarak yürümek zorunda kaldığını

beyan etmiştir.

14. İstanbul 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 12/11/2010

tarihli ara kararıyla Sulh Ceza Mahkemesinden adli tıp raporunu istemiş ve

26/5/2011 tarihinde de bu rapordaki tespitlere dayanarak davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; ceza davası sürecinde hazırlanan 24/5/2010

tarihli bilirkişi raporunun kapsam ve içerik yönünden hükme esas alınabilecek

nitelikte olduğu vurgulanmıştır. Bu rapor gözetilerek uygulanan tedavinin tıp

kurallarına uygun olduğu, verilen sağlık hizmetinde idarenin kusurunun olmadığı

değerlendirmesine yer verilmiştir.

15. Başvurucu vekili anılan kararı temyiz etmiştir.

Dilekçede; ön inceleme raporundaki enjeksiyonun yanlış yere yapıldığına ilişkin

tespitler ve ifadeler hatırlatılmıştır. Kurul raporunun eksik incelemeye

dayandığı ve ön inceleme raporunu değerlendirmediği vurgulanarak hükme esas

alınamayacağı belirtilmiştir. Mahkemenin ceza yargılamasında itiraz ettikleri

ve yeterli olmayan bir rapora dayanmaması, yeni bir rapor alınarak raporlar

arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca sıcağı

sıcağına olaya müdahale eden doktorların enjeksiyonun yanlış yere yapıldığı

iddiasını doğrulayan ifadelere ve tetkik raporlarına rağmen Kurulun

enjeksiyonun yanlış yere yapıldığına dair kayıt bulunamadığı yönündeki

görüşünün gerçeği yansıtmadığı ifade edilmiştir.

16. Danıştay Onbeşinci Dairesi 18/4/2016 tarihinde derece

mahkemesinin kararını onamıştır. Başvurucunun temyiz itirazlarının

karşılanmadığını vurgulayarak yukarıda belirtilen iddialarla yaptığı karar

düzeltme talebi de anılan Dairenin 27/12/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

17. Nihai karar 14/2/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 14/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B.

No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450,

26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§

24-30.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu; hatalı yapılan enjeksiyon nedeniyle sol

bacağında sinir zedelenmesi olduğunu ve buna bağlı olarak bacağının

inceldiğini, enjeksiyonun hatalı yere yapıldığının sabit olmasına rağmen açmış

olduğu tazminat davasının haksız olarak reddedildiğini, ayrıca iğneyi yanlış

yere yaparak sakatlanmasına neden olan hemşire hakkında da beraat kararı

verildiğini belirtmiştir. Her iki davada da eksik incelemeye dayanan ve

enjeksiyonun hatalı yere yapılıp yapılmadığına, sinir harabiyeti şeklindeki

komplikasyona ne sıklıkta rastlandığına ilişkin bir değerlendirme yapmayan Adli

Tıp Kurumu raporunun esas alındığını ifade etmiştir. Anılan Kurul raporuna ceza

yargılamasında ve tam yargı davasında itiraz etmesine rağmen esaslı

itirazlarının karşılanmadığını, Kurulun enjeksiyonun hatalı yere yapılıp

yapılmadığına ilişkin belge aramasına gerek olmadığını, bunu kendisinin tespit

etmesi gerektiğini belirtmiştir. Ön inceleme raporundaki mevcut doktor

ifadeleri ve tespitlerin sinir zedelenmesinin enjeksiyonun mutat komplikasyonu

olamayacağı ve enjeksiyonun kendisinin fiziki yapısı gözetilmeyerek yanlış yere

uygulandığı yönünde olduğunu ancak Kurul raporun bu raporu gözetmediğini

vurgulayan başvurucu, adil yargılanma hakkı ile kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca

kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin açıklanmamasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

23. Anayasa'nın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin

korunması" kenar başlıklı 56. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Devlet, herkesin hayatını,

beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde

tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

25. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.

maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan

fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.

26. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında kasıt söz

konusu olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğü

şeklindeki tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelemiştir (Melahat Sönmez, B. No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet

Sevim, B. No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690,

11/5/2017).

27. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda

başvurucuların tıbbi ihmale dayalı tüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

29. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmektedir. Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi

varlığının bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel

kişilerin müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

30. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarak

bireylerin maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek

keyfî müdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahaleler

nedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma, maddi ve

manevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Ahmet

Acartürk, B. No: 2013/2084, 15/10/2015, § 49). Nitekim Anayasa’nın

56. maddesinde de belirtildiği üzere pozitif yükümlülük, sağlık alanında

yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri, B.

No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).

31. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında -ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları

tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile

maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin

alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Ahmet Acartürk,

§ 51).

32. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetler

konusunda temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecek

olan hukuk veya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No:

2013/2839, 3/4/2014, § 38).

33. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında

hukuki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat

davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi

gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri

yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve

özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece

mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı

sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde

sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin Çıldır,

B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57; Tevfik Gayretli, B. No: 2014/18266,

25/1/2018, § 32).

34. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olayların

oluşumuna ilişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısal

makamların ödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve

belgelerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında

fikir yürütmek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Mehmet Çolakoğlu,

B. No: 2014/15355, 21/2/2018, § 47). Ancak kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma hakkı kapsamında yerine getirmek zorunda olduğu usul yükümlülüklerinin

somut olayda yerine getirilip getirilmediğinin nesnel bir şekilde

değerlendirilmesi için ilgili anayasal kurallar bağlamında derece

mahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir yetkileri çerçevesinde hareket edip

etmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermek

için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı incelenmelidir (Murat

Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015 § 44).

35. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri,

tarafların kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini

sağlayacak surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli

açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere

dayandırılmalıdır (Murat Atılgan, § 45).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın yukarıda değinilen 17.

maddesi kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında

yerine getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli,

§ 36). Bu sebeple başvuruya konu olay, devletin kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğü kapsamında

incelenmiştir.

37. Başvurucunun iddialarının hatalı tıbbi müdahaleler

sonucu engelli kalmasında devletin hizmet kusurunun olmasına rağmen açmış

olduğu tam yargı davasının hatalı bir değerlendirmeyle reddedilerek

zararlarının giderilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

38. 26/9/2007 tarihli ön inceleme raporu incelendiğinde

(bkz. § 8) başvurucuya yapılan enjeksiyon sonrası müdahale eden doktorların,

konuyla ilgili uzman kişilerin ve enjeksiyonu yapan hemşirenin görüşlerine yer

verildiği, özellikle doktor görüşlerinde başvurucunun çok zayıf olması

gözetilerek enjeksiyonun biraz daha yukarı ve dış tarafa doğru yapılması

gerektiğinin belirtildiği görülmüştür. Bazı tetkik raporları da gözetilerek

iğnenin sinir içine yapıldığı ve bu durumun enjeksiyonun kötü uygulanması

olarak nitelendirildiği, sinir harabiyetinin enjeksiyonun mutat komplikasyonu

sayılamayacağı değerlendirmesine yer verildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak olayın

sıcağıyla hazırlanan ve olaya müdahil olanların ifadeleri ile tıbbi belgelere

dayanılarak tespitler yapan ön inceleme raporunun davanın esasına etki edecek

bilgi ve görüşler içerdiği söylenebilir.

39. Öte yandan hem ceza yargılamasında hem de tam yargı

davasında 24/5/2010 tarihli Kurul raporu hükme esas alınmıştır. Anılan raporda

yukarıda bahsedilen ön inceleme raporunun tespitleri, rapordaki başvurucunun

iddialarını destekleyen görüşler ile bu görüşleri doğruladığı iddia edilen

tıbbi belgeler gözetilerek değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca tıbbi belgeler

üzerinden enjeksiyonun hatalı yere yapılıp yapılmadığına dair bir inceleme

yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Bu şekliyle Kurul raporunun eksik olduğu, her

iki rapor arasındaki çelişkinin yeni bir raporla giderilmesi gerektiği

yönündeki başvurucunun ciddi itirazları ve taleplerinin de yargı makamları

tarafından herhangi bir gerekçe sunularak karşılanmadığı anlaşılmaktadır.

40. Bu açıklamalarla birlikte yargılama süreci bir bütün

hâlinde değerlendirildiğinde başvurucunun Kurul raporuna yönelik dayanaktan

yoksun olmayan itirazlarının ve taleplerinin karşılanmadığı, bu durumda

uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların derece mahkemelerince

Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelenmediği,

uyuşmazlığa özgü yeterli ve ilgili gerekçe sunulmadığı anlaşılmaktadır. Somut

olay bakımından kamu makamlarının pozitif yükümlülüklerini yerine getirdiği

söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

43. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi ile tazminat

talebinde bulunmuştur.

44. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

45. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

46. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

47. İncelenen başvuruda, bilirkişi raporları arasındaki

çelişki giderilmeden ve başvurucunun esaslı itirazlarını karşılayacak şekilde

gerekçe sunulmaması, dolayısıyla özenli bir yargılama yapılmaması nedeniyle

ihlal kararı verilmiştir. Bu durumda ihlalin derece mahkemesi kararından

kaynaklandığı anlaşılmıştır.

48. Bu durumda başvurucunun maddi ve manevi varlığının

korunması hakkına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak

yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu

kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş,

öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve

Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçtan

ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimlik

bilgilerinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 2. İdare Mahkemesine (E.2009/1900,

K.2011/1142) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 257,50 TL harçtan ve 3.600 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onbeşinci

Dairesi ile Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : M.U. Vekili : Av. Mehmet KARSON

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/17753, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Ceza
  10. B. Bireysel
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. C. 6216 Sayılı
  18. A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimlik
  19. B. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının
  20. C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan
  21. D. Kararın bir örneğinin kişinin maddi ve manevi
  22. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. H. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onbeşinci
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/17753
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Yusuf Erdoğan Başvurusu (B. No: 2017/11828)
  • Ercan Gün Başvurusu (B. No: 2017/36164)
  • Asiye Karaaslan Başvurusu (B. No: 2017/36555)
  • Ahmet Önder ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/23929)
  • Emin Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/5536)
  • Diana Kutlar Başvurusu (B. No: 2017/33788)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.