İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yusuf Erdoğan Başvurusu (B. No: 2017/11828)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

Başvuru No2017/11828Tarih10 Şubat 2021Okuma25 dk · 5.057 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yusuf Erdoğan Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/11828
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.057 kelime·25 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,

tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; banka hesaplarına tedbir

konulması nedeniyle mülkiyet hakkının; meslekten ihraç nedeniyle özel hayata ve

aile hayatına saygı, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının; dernek ve sendika

üyeliklerinin tutuklamaya gerekçe olarak kullanılması nedeniyle örgütlenme

özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Öğretmen olarak görev yapmakta olan başvurucu,

Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma

kapsamında 24/5/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

8. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine

Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucu hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin

olarak müdafiinin ve tarafların dosya içeriğini incelemesinin veya belgelerden

örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesi

uyarınca kısıtlanmasına karar vermiştir.

9. Başvurucu 25/5/2016 tarihinde Osmaniye Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin

bulunmadığını savunmuştur. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de

hazır bulunmuştur.

10. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı 25/5/2016 tarihinde

silahlı terör örgütüne üye olma ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin

Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanması

istemiyle başvurucuyu Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

11. Başvurucunun sorgusu Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinde

25/5/2016 tarihlerinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de

hazır bulunmuştur.

12. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:

"... suçlamaları tamamen red

ediyorum, benim adı geçen örgüt ve bu örgütle adı anılan her hangi bir derneğe

üyeliğim yoktur, bu örgüte finansman sağlamakla suçlanıyorum, ben bu örgüte her

hangi bir şekilde bağış yapmadım, bana sorulan isimlerden iki tanesini tanığımı

beyan ettim bu isimler ile tanışıklığım da çocuklarımızın aynı okulda ve aynı sınıfta

okumasından kaynaklanan toplantılardan dolayı mevcuttur, bunun haricinde hiçbir

şekilde bir münasebetim yoktur, Ben S.A.yı tanıyorum, S.A.nın çocuğu ile benim

çocuğum Hoşgörü okulunda aynı sınıfta öğretim görmüştür, okul faaliyetleri

esnasında tanıştık, bunun haricinde her hangi bir amaç ile görüşmemiz

olmamıştır, yine bana sorulan isimlerden N. beyin kızı ile çocuğum yine aynı

sınıfta idi, ben ... Okulunda öğretmenim, ben Aktif Eğitim Sen üyesiyim, Yurt

dışına bir defakimlik ile çıkış müsait olduğu için Gürcistana gittim, Hiçbir

otelde toplantı yapmadım, E.Ş.yi tanımıyorum, Hoşgörü Eğitim kurumunun eğitim

kalitesi hoşuma gittiği için çocuğumu Hoşgörü okullarını gönderiyorum, her

hangi bir örgüt bağını bilmiyorum, ben her hangi bir derneğe bağışta bulunmadım...

dedi."

13. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne

üye olma ve 6415 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanmasına karar

verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheliler ..., Yusuf Erdoğan, ...

'ın üzerine atılı Silahlı terör örgütüne üye olma, Terörizmin Finansmanının

Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcut olması, şüphelinin davranışları,

şüphelinin kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların mevcut olması, (Gizli

tanık Kardelen'in beyanı, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler)

şüpheliler üzerine atılı suçun TCK da öngörülen ceza miktarı, şüphelinin

üzerine atılı suçun CMK 100. maddesinde belirtilen katalog suçlardan olması ve

CMK'nın 109. maddesindeki adli kontrol uygulamasının da şu andaki mevcut delil

durumu itibari ile yetersiz kalacağı kanaatine varılarak şüphelileri ayrı ayrı

CMK 100 vd. maddeleri gereğince tutuklanmalarına... [karar verildi.]"

14. Başvurucu 31/5/2016 tarihinde tutuklama kararına

itiraz etmiş, Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliğince 15/6/2016 tarihinde "...Soruşturma

dosyası içeriği, şüphelinin savunması, şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suça kanunda öngörülen ceza miktarı, tutuklu

kalınan süre, Osmaniye Sulh Ceza Hakimliğinin şüphelinin tutuklanmasına yönelik

sorgu kararında belirtilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olması ile

tutuklama kararından sonra dosya kapsamında tahliyeyi gerektirecek herhangi bir

değişikliğin bulunmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle itirazın kesin

olarak reddine karar verilmiştir.

15. Osmaniye 1. Sulh Ceza Hakimliği 28/12/2016 tarihinde

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 19/1/2017

tarihinde tutukluluğunun devamına ilişkin karara itiraz etmiştir.

16. Başvurucu 13/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 23/7/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı örgüt yönetme ve silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:

"Şüphelinin MEB'e bağlı öğretmen

olduğu,

Şüphelinin örgüt yapılanmasında

yapılanmasında il imam yardımcısı ve birinci bölge sorumlusu S.A.nın yardımcısı

olduğu, sorumluluğu altındaki gruba örgütün emir ve talimatlarını ilettiği, bu

emir ve talimatlara uyulmasını sağladığı, sorumluluğu altındaki şahıslardan

topladığı bağış, burs, zekat, fitre, sadaka, kurban ve himmet paralarını örgüte

aktardığı,

Şüphelinin 01/10/2013-01/10/2016

dönemine ilişkin Bank Asya kayıtlarının temin edildiği, cevabi mahiyetteki

11/05/2017 tarihli yazı ve ekinde CD ortamında gönderilen hesap detaylarının

incelenmesinden 'şüphelinin Bank Asya’da kredi kartı, mevduat, ödeme talimatı,

sigorta, okul taksit ödemesi ve katılım hesaplarının bulunduğunun, şüphelinin

bankada mevcut hesaplarına rağmen 26/08/2014'te mevduat, 28/01/2014'te 5.006,00

TL'lik, 14/02/2014'te 58.000,00 TL'lik, 05/03/2014'te 7.027,00 TL'lik,

26/08/2014'te 2.177,00 TL'lik, 01/09/2014'te 51.154,00 TL'lik, 10/09/2014'te

25.000,00 TL'lik, 08/10/2014'te 1.300,00 TL'lik, 10/10/2014'te 3.700,00 TL'lik,

12/11/2014'te 23.873,00 TL'lik, 24/12/2014'te 12.972,00 TL'lik, 19/01/2015'te

46.187,00 TL'lik, 04/02/2015'te 700,00 TL'lik, 20/02/2015'te 21.487,00 TL'lik,

07/04/2015'te 1.250,00 TL'lik, 15/04/2015'te 2.000,00 TL'lik tarihlerinde

katılım hesabı açtırdığının' görüldüğü,

Gizli tanık KARDELEN'in ifadesinde 'il

imam yardımcısı ve birinci bölge sorumlusunun S.A. olduğunu, S.A.'nın

yardımcılarının ... Yusuf Erdoğan ... olduğunu, birinci bölgenin

muhasebeciliğini Korkutata Üniversitesinden mezun olan Adana'lı olarak bildiği

ve soy adını hatırlayamadığı S. isimli şahsın yaptığını, S. isimli şahsın daha

sonra astsubay olarak TSK'ya katıldığını' beyan ettiği,

...örgüt yapılanmasında il imam

yardımcısı ve birinci bölge sorumlusu S.A.nın yardımcısı olan, sorumluluğu

altındaki gruba örgütün emir ve talimatlarını ileten, bu emir ve talimatlara

uyulmasını sağlayan, sorumluluğu altındaki şahıslardan topladığı bağış, burs,

zekat, fitre, sadaka, kurban ve himmet paralarını örgüte aktaran, örgüte eleman

temin eden ve finansal destekte bulunan, örgüte ait Bank Asya’da hesap açtıran

ve örgüt elebaşının çağrısı üzerine hesaba para yatıran, bankacılık işlemi

yapan, örgütün talimatlarına uyan ve örgüte hizmet eden şüphelinin örgüt üyesi

olduğu, şüphelinin eylemleri ile TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı

terör örgütüne üye olma suçunu işlediği, atılı suçun mahiyeti itibarıyla 3713

sayılı Kanunun 5.maddesi hükmünün, şüphelinin yürütmekte olduğu kamu görevinin

sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suç işlemiş olması nedeniyle 3713

sayılı Kanunun 8/A.maddesi hükmünün tatbikinin gerektiği, şüphelinin örgüt

yapılanmasında örgüt yapılanmasında il imam yardımcısı ve birinci bölge

sorumlusu olan S.A.nın yardımcılığını yapmak ve bu görevi yerine getirmekten

ibaret eylemi ile TCK'nın 314/1. maddesinde düzenlenen silahlı örgüt yönetme

suçunu işlediği...

[anlaşılmıştır]"

18. Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi 4/8/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/261 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

19. Mahkemece 6/11/2017 tarihli duruşmada başvurucunun

savunması alınmıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:

"2008 yılından beri Bank Asya da

hesabım bulunmaktadır, bu bankaya ait kredi kartımı aktif olarak

kullanmaktayım, ayrıca söz konusu bankaya ait mevduat ve katılım hesaplarım

bulunmaktadır, 2012 yılı Haziran ayı içerisinde Bank Asya dan yaklaşık 30.000

TL lik araç kredisi kullandım, otomatik vites araç aldım, otomatik vites olması

nedeniyle arıza yapması nedeniyle aracı satmak istedim, üzerinde rehin vardı,

bende bunun üzerine arsamı sattım, elde ettiğim para ile 68.000 TL ile önce

krediyi kapattım, geri kalan parayı da Bank Asyadaki katılım hesabımda

değerlendirdim, 14 Şubat 2014 tarihinde hesabımda gözüken 58.000 TL bununla

ilgilidir, ilerleyen aşamada da rehinli olan ve arsa satışından elde ettiğim

para ile rehinini kaldırdığım aracımı 49.000 TL civarında bir paraya sattım,

eldeki mevcut param ile birlikte 01 Eylül 2014 tarihli 51.154,00 TL olarak

hesaba para yatırdım, ben daha sonra araç alım satım işi ile iştirak etmeye

başladım, eşim de öğretmendir, ağabeyim kamu personelidir, araç alım satım işi

ile uğraştığım için hesabıma yatan paralar bulunmaktadır, 10 Eylül 2014

tarihinde hesabıma yatan 25.000 TL, 12 Kasım 2014 tarihindeki 23.873 TL,

24/12/2014 tarihindeki 12.972,00 TL, 19/01/2015 tarihindeki 46.187 TL,

20/02/2015 tarihindeki 21.487 TL hesap hareketleri bununla ilgilidir, ayrıca

iddianamenin iddia bölümünde sadece hesaba yatan paralardan bahsedilmiş, oysa

hesap ekstraları incelendiğinde araç alım satımı yaptığım için hesabımdan para

çıkışı da oluyordu, bu konulara iddianamede yer verilmemiş, talimat üzerine

hareket etmedim, aslında 60-70 Bin TL bir paranın giriş çıkış yapılması

şeklinde hesap hareketliliği söz konusudur.

S.A.yı çocuklarımız Ali Kale isimli okul

öncesi isimli iş yerinde eğitim aldıkları için tanıyorum, E.İ., M.D., S.D.,

E.Y. isimli kişileri ise tanımıyorum ayrıca bana isimlerini okumuş olduğunuz

Y.B., H. H., M.K., K.T., Z.E., A.B., H.G., ve F.C., isimli kişileri de

tanımıyorum dedi.

Savcılık aşamasında Nevşehir Kozaklı ve

Asya Termal tatil köyünde yapmış olduğum konaklamalar ile ilgili olarak soru

sorulmuştu, eşim Ankara Çamlıderelidir, Çamlıdere de Kızılcahamama 15 dk

mesafededir, tatil amacı ile ailem ile birlikte termal otele gitmiştik,

savcılıkta isimleri okunan kişilerle aynı zamanda otellerde konakladığımız

sorulmuştu, ben bu kişileri tanımadığımı beyan etmiştim, 07 Ağustos 2013 ve 25

Ağustos 2013 tarihleri arası HTS kayıtları istenildiğinde benim Çamlıdere de

olduğum ortaya çıkacaktır dedi.

..."

20. Başvurucu, Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/9/2018

tarihli kararıyla tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... Yusuf Erdoğan'ın tutuklu

kaldıkları süre, mevcut delil durumu da nazara alınarak TAHLİYELERİNE... [karar verildi]."

21. Yapılan yargılama sonucunda Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

25/10/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

17-25 Aralık 2013 tarihi öncesi dönemle

ilgili olarak beyanda bulunan gizli tanık Kardelen sanıkla ilgili olarak

örgütün esnaf yapılanmasında 1.Büyük Bölge sorumlusu S.A.'nın yardımcısı

olduğunu, 'A.K., F.K., H.K., M.D., M.G., Y.C., Y.S.' isimli kişilerden sorumlu

olduğu yönünde beyanda bulunduğu,

Sanık aşamalardaki savunmasında; kendi

çocuğu ile S.A.nın çocuğunun Hoşgörü okullarında bulunan Ali Kale kreşinde

öğrenim gördüklerini, S.A.ı bu vesile ile tanıdığını, U.D.ı tanıdığını, ...

numaralı telefon hattını kullandığını ancak bylock programı kullanmadığını,

S.A.nın yardımcısı olmadığını, bölgeci olmadığını, bankasyadaki hesap

hareketliliğinin araç alım satımından kaynaklandığını beyan ederek inkara

dayalı savunmada bulunduğu,

Gizli tanık Kardelen'in beyanlarının

U.D., İ.A., İ.E.C., S.Ç., A.Ç. ve sanığın 14/08/2013 tarihinde Asya Termal

Tatil köyünde konaklaması ile desteklendiği,

...

Bylock uygulamasının 46.166.160.137 IP

adresine sahip sunucu üzerinde hizmet sunduğu, Sunucu yöneticisi uygulamayı

kullananların tespitini zorlaştırmak amacıyla 8 adet ilave IP adresi

(46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179,

46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183) üzerinden

kiralandığının tespit edildiği,

Bylock tespit edilen ... numaralı

telefon hattının U.D. adına kayıtlı olmakla birlikte bu telefon hattını

kullandığına dair sanığın savunmasına, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire

Başkanlığı'nın bylock sorgu raporuna, sanığın bylock sunucusuna 20 kez

erişim sağladığına dair BTK HIS (CGNAT) sorgusuna ve tüm dosya kapsamına

nazaran sanığın bu programı kullandığının her türlü şüpheden uzak, kesin teknik

verilerle tespit edildiği, bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç

örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle

örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için

haberleşme amacıyla kullanılması nedeniyle sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgütü ile bağlantısının subuta erdiği,

Örgütün esnaf yapılanmasında 1.Büyük

Bölge sorumlusu S.A.nın yardımcısı sıfatıyla (küçük bölgeci) bir grup esnaftan

sorumlu olan, bu sıfatla grubundaki kişilere sohbet adı verilen örgütsel

içerikli toplantılar yapıp örgüte finans temin eden, örgüt öğrenci evleri ile

ilgilenen,

Aralarında il imamı, ilçe imamları,

büyük bölgeciler ve yardımcıları, ünite sorumluları ve yardımcılarının

bulunduğu grupla birlikte örgütsel amaçlı konaklaması bulunan,

Konusu suç teşkil etmeyen ancak örgüt

liderinin talimatı doğrultusunda arsasını satarak 14/02/2014 tarihinde

58.000,00 TL'lik katılım hesabı açtırmak suretiyle amaca hizmet eden faaliyette

bulunan,

Örgüt yöneticisi olduğuna dair delil

bulunmayan sanığın çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içeren faaliyetlerinin

örgüt üyeliği boyutuna ulaştığı anlaşılmakla Silahlı Terör Örgütü FETÖ/PDY'ye

üye olma suçundan CEZALANDIRILMASINA ... [karar verildi]."

22. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi

10/7/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar

vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz

aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. Metin Evecen, B.

No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 31-35.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Meslekten

İhraca İlişkin Şikâyetler

1. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu; kendisinin ve eşinin FETÖ/PDY ile bir

ilgisinin olmamasına rağmen buna ilişkin hiçbir somut delil ortaya konulmadan

ve savunma hakkına riayet edilmeden kanun hükmünde kararname (KHK) ile haksız

olarak kamu görevlerinden çıkarıldıklarını, bu nedenle emeklilik ikramiyesi,

emeklilik hakkı ve işsizlik maaşı gibi sosyal güvenlik hakkından

yararlanamadıklarından, özel hayata ve aile hayatına saygı, adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Diğer yandan başvurucu,

29/10/2016 tarihli 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 675 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ve 22/11/2016

tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 677 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile devlet memurluğundan ihraç

edilen bazı kişilerin görevlerine iade edilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin

ihlal edildiğini ve bu kişiler ile arasında ayrımcılık oluşturulduğunu ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Başvurucunun bu şikâyetleri meslekten ihraç kararına

bağlı şikâyetler olarak değerlendirilmiştir.

a. Başvurucu

Yönünden

27. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

hak arama yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

28. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması

Hakkında KHK'nın 1. maddesiyle Anayasa'nın 120. maddesi kapsamında ilan edilen

ve 21/7/2016 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla onaylanan

olağanüstü hâl kapsamında, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine

karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) karar verilen yapı,

oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla

irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan

KHK hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve

karara bağlamak üzere Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon)

kurulmuştur.

29. Anayasa Mahkemesi; olağanüstü hâl KHK'ları ile kamu

görevinden çıkarılan kişiler yönünden anılan Komisyona başvuru yolunun

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir (Remziye

Duman, B. No: 2016/25923, 20/7/2017, §§ 35-48). Bu itibarla Komisyona

başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

ikincillik niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle idari ve/veya yargısal başvuru

yolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Başvurucunun Eşi Yönünden

31. Anayasa’nın 148. maddesinin (3) numaralı ve 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca, Anayasa’da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini düşünen medeni haklara

sahip gerçek ve tüzel kişilere, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru açısından

dava ehliyeti tanınmıştır.

32. Somut olayda başvurucu, eşinin öğretmen olarak görev

yapmakta iken KHK ile FETÖ/PDY'ye irtibatı ve iltisakı bulunduğu iddiasıyla

kamu görevinden ihraç edildiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, kamu görevinden ihraç

edilen eşinin temsilcisi ya da vasisi olduğuna dair bir belgeyi bireysel

başvuru dosyasına sunmadığı anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bireysel başvuru

ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

34. Başvurucu, banka hesapları hakkında tedbir kararı

verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

36. Başvurucu; banka hesaplarına tedbir konulduğunu ileri

sürmüş ancak buna ilişkin hangi tarihte tedbir konulduğu, itiraz edip etmediği,

itiraz edemediyse bunun sebepleri, ettiyse itiraz üzerine karar verilip

verilmediği hakkında herhangi bir açıklama yapmamış ve belge sunmamıştır.

Dolayısıyla söz konusu iddianın temellendirilememiş şikâyet kapsamında kabul

edilmesi gerekmektedir.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

38. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

39. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel

İlkeler

40. Genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, §§

47-52.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Başvurucu, FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla

yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

43. Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,

başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna

genel olarak değinilmiş ve başvurucu aleyhinde gizli tanık Kardelen'in

beyanının olduğu belirtilmiştir.

44. İddianamede başvurucunun örgüt yapılanmasında il imam

yardımcısı ve birinci bölge sorumlusu S.A.nın yardımcısı olduğuna, sorumluluğu

altındaki gruba örgütün emir ve talimatlarını ilettiğine, bu emir ve

talimatlara uyulmasını sağladığına, sorumluluğu altındaki şahıslardan topladığı

bağış, burs, zekat, fitre, sadaka, kurban ve himmet paralarını örgüte

aktardığına dayanılmıştır. Ayrıca iddianamede başvurucunun Bank Asya’da kredi

kartı, mevduat, ödeme talimatı, sigorta, okul taksit ödemesi ve katılım

hesaplarının bulunmasına rağmen 26/8/2014'te mevduat, 28/1/2014'te 5.006

TL'lik, 14/2/2014'te 58.000 TL'lik, 5/3/2014'te 7.027 TL'lik, 26/8/2014'te

2.177 TL'lik, 1/9/2014'te 51.154 TL'lik, 10/9/2014'te 25.000 TL'lik,

8/10/2014'te 1.300 TL'lik, 10/10/2014'te 3.700 TL'lik, 12/11/2014'te 23.873

TL'lik, 24/12/2014'te 12.972 TL'lik, 19/1/2015'te 46.187 TL'lik, 04/2/2015'te

700 TL'lik, 20/2/2015'te 21.487 TL'lik, 7/4/2015'te 1.250 TL'lik, 15/4/2015'te

2.000 TL'lik tarihlerinde katılım hesabı açtırdığına dayanılmıştır.

45. Mahkûmiyet kararında ise gizli tanık Kardelenin

başvurucuyla ilgili olarak örgütün esnaf yapılanmasında 1. Büyük Bölge

sorumlusu S.A.nın yardımcısı olduğuna, A.K., F.K., H.K., M.D., M.G., Y.C., Y.S.

isimli bir grup esnaftan sorumlu olduğuna ilişkin beyanına, S.A.nın yardımcısı

sıfatıyla (küçük bölgeci) sorumlu olduğu kişilere sohbet adı verilen örgütsel

içerikli toplantılar yapıp örgüte finans temin ettiğine, örgüt öğrenci evleri

ile ilgilendiğine ilişkin beyanına, başvurucunun kendisinin kullandığını

bildirdiği telefon hattı üzerinden ByLock kullandığına, aralarında il imamı,

ilçe imamları, büyük bölgeciler ve yardımcıları, ünite sorumluları ve

yardımcılarının bulunduğu grupla birlikte örgütsel amaçlı konakladığına, örgüt

liderinin talimatı doğrultusunda arsasını satarak 14/2/2014 tarihinde Bank

Asya'da 58.000 TL'lik katılım hesabı açtırdığına ilişkin olgulara

dayanılmıştır.

46. Buna göre başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu

olan suçlamanın dayanaklarından biri tanık beyanıdır. Tutuklama kararında ve

iddianamede, bazı kişilerin verdikleri ifadelerde başvurucunun FETÖ/PDY ile

irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarda

bulunduğu görülmektedir. Söz konusu tanık anlatımları bölge sorumlusunun ve

yardımcılarının kimler olduğuna, başvurucunun konumuna, başvurucunun sorumlu

olduğu kişilerin kimler olduğuna ve birlikte hangi örgütsel faaliyetlerin yapıldığına

ilişkindir. Tanığın yer, zaman, kişi ve eylem bilgileri ihtiva etmekte ve bu

anlamda yargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları doğrulama ya da

çürütme imkânı tanımaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun tutuklanmasında söz

konusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca kuvvetli bir belirti olarak

kabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerinin keyfî ya da temelsiz olduğu

söylenemeyecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Metin Evecen, § 58;

Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43).

47. Soruşturma mercilerince ayrıca başvurucunun Bank Asya

hesabında 28/1/2014 ile 15/4/2015 tarihleri arasında para artışının olduğu,

özellikle örgüt liderinin talimatı doğrultusunda arsasını satarak 14/2/2014

tarihinde Bank Asyada 58.000 TL'lik katılım hesabı açtırdığı tespit edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY'nin mali kaynağını oluşturduğu ve örgüte bu yolla

gelir sağladığı tespit edilen Bank Asyaya örgüt liderinin ve yöneticilerinin

çağrıları üzerine para yatırılmasının somut olayın koşullarına göre suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî

olmayacağını kabul etmektedir (Metin Evecen, § 58). Buna göre soruşturma

makamlarınca ve/veya tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce FETÖ/PDY

üyesi olmakla suçlanan başvurucunun örgütün hem mali kaynağı olan hem de bu

yolla gelir elde ettiği Bankadaki para artışının somut olayın koşullarına göre

suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi -anılan

Bankanın durumu itibarıyla- temelsiz ve keyfî bir tutum olarak

değerlendirilemez.

48. Tutuklamaya konu olan suçlamanın dayanaklarından biri

başvurucunun telefon hattı üzerinden ByLock kullandığının tespit edilmesidir.

Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında

kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil

cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi

bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 106, 267). Buna

göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını

kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla

temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir [GK],

B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 74).

49. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

50. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

51. Somut olayda Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olguların mevcut olmasına, başvurucunun işlendiği iddia

olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlarda öngörülen

yaptırımın ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve 5271 sayılı Kanun'un

109. maddesindeki adli kontrol uygulamasının da şu andaki mevcut delil durumu

itibarıyla yetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).

52. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Osmaniye

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine ve delillere

etki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin

olduğu söylenebilir.

53. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

54. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği

üzere terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı

karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli

makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-

suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede

güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle FETÖ/PDY

ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile bu yapılanmanın

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)

de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

55. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

57. Başvurucu; ilgili ve yeterli gerekçeler olmadan,

kişiselleştirme yapılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,

tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

58. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§

33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut

olayda 11/9/2018 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucu yönünden anılan içtihatlardan

ayrılmayı gerektirir bir durum olmadığı anlaşılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

60. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı

nedeniyle suçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, tutukluluğa etkili

bir şekilde itiraz edemediğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

61. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime

yönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin

özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki

etkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya

tutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki

iddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat

edilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu

bağlamda başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları

bilip bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).

62. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa

ilişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa

ilişkin dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar

olduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutukluluk

durumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmektedir.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

4. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiası

64. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapıldığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

uyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir (Mehmet Haberal, No: 2012/849, 4/12/2013, § 122).

66. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciine

yapılması gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancak

talep hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargı

merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler

bakımından tahliye talebinin yanı sıra tutuklama, tutukluluğun devamı ve

tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi

sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 328).

67. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından

kaynaklanan temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde

yapılan duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden

yoksun bırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına

dayanak olan delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını,

lehine ve aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını

hâkim/mahkeme önünde sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması,

tutukluluğa itirazını çok daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu

nedenle kişi, bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla

dinlenilmeyi talep edebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 66; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B.

No: 2015/9756, 16/11/2016, 21/11/2013, § 267; Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 333).

68. Başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan

yürütülen bir soruşturma kapsamında 24/5/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve

Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/5/2016 tarihli kararıyla silahlı terör

örgütüne üye olma ve 6415 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanmıştır.

Başvurucunun tutukluluk durumu olağanüstü hâl ilan edilene kadar 1 ay 26 gün

boyunca duruşmasız olarak incelenmiştir.

69. Başvurucunun tutuklanmasından yaklaşık 50 gün sonra

Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya

kalmıştır. Darbe teşebbüsü sonrasında olağanüstü hâl ilan edilmiştir.

Olağanüstü hâl ilanına dayanak olan temel olay darbe teşebbüsü olmakla birlikte

o dönemde yaşanan terör olayları da olağanüstü hâl ilan edilmesinde ve

olağanüstü hâlin uzatılmasında etkili olmuştur. Dolayısıyla başvurucu, darbe

teşebbüsü öncesinde tutuklanmış da olsa tutuklanmasına dayanak suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olay ve koşullarla ilgisiz olduğunu söylemek

mümkün değildir. Bu nedenle başvurucunun tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın dosya üzerinden incelendiği süreninin

Anayasa'ya uygunluğu değerlendirilirken bu sürenin yaklaşık iki aylık kısmı

dışındaki bölümünün olağanüstü hâl dönemine ilişkin olduğu gözardı

edilmemelidir. Dolayısıyla başvurucunun, olağanüstü hâl döneminden hemen önce,

olağan dönemde tutukluluk durumu 1 ay 26 gün boyunca duruşmasız olarak

incelenmiştir. Tutuklama konusu suçun niteliği ve tutukluluğun hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın devam ettirildiği süre dikkate alındığında bu sürenin

somut olayın koşullarında makul olduğu sonucuna varılmıştır (Benzer yönde bkz. Mehmet

Haberal, § 128).

70. Başvurucunun tutukluluk durumunun hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın devam ettirildiği sürenin olağanüstü hâl dönemine gelen kısmı

ise 15 ay 16 gündür. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan ([GK], B. No:

2016/15637, 12/4/2018) kararında; bu şikâyete ilişkin olarak yaptığı inceleme

kapsamında darbe teşebbüsünden sonraki süreçte darbe teşebbüsü, teşebbüsün

arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörle bağlantılı suçlardan

tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekiz aya kadar

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâl döneminde kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.

71. Somut olayda başvurucu 25/5/2016 tutuklanıp 17 ay 12

gün sonra 6/11/2017 tarihinde hâkim/mahkeme önüne çıkmıştır. Başvurucunun

olağanüstü hâl öncesinde yaklaşık iki aylık sürede tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının makul olduğu söylenebilir.

Olağanüstü hâl dönemindeki süre de dâhil olmak üzere toplam sürenin

değerlendirilmesinde ise Erdal Tercan kararından ayrılmayı gerektiren

bir durum mevcut değildir.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

D. Diğer

Şikâyetler

1. Başvurucunun

İddiaları

73. Başvurucu, Savcılık ifadesinde kendisine FETÖ/PDY ile

iltisaklı dernek ve sendika üyeliği olup olmadığına ilişkin sorular sorulduğunu

ve üyelikleri nedeniyle tutuklandığını belirterek örgütlenme özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

74. Somut olayda başvurucuya sorulan soruların yöneltilen

suçlamaya ilişkin olduğu değerlendirilmiştir. Başvurucuya yüklenen suç hakkında

açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu hatırlatılmıştır. Dolayısıyla

başvurucunun bu sorulara cevap verme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Başvurucunun

açıklama yapmak zorunda bırakıldığına ilişkin bir husus da tespit

edilememiştir. Ayrıca başvurucunun tutuklanmasına ve tutukluluğun devamına

ilişkin kararlarda sendika veya dernek üyeliklerine dayanılmadığı

anlaşılmıştır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu iddiasına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Meslekten ihraca ilişkin şikâyetlerin başvurucu

yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Meslekten ihraca ilişkin şikâyetlerin başvurucunun eşi

yönünden kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Diğer şikâyetler yönünden açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/2/2021 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Melek ŞAHAN Başvurucu : Yusuf ERDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/11828, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Meslekten
  14. B. Mülkiyet
  15. C. Kişi
  16. D. Diğer
  17. A. 1. Meslekten ihraca ilişkin şikâyetlerin başvurucu
  18. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/11828
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Ercan Gün Başvurusu (B. No: 2017/36164)
  • Asiye Karaaslan Başvurusu (B. No: 2017/36555)
  • Ahmet Önder ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/23929)
  • Emin Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/5536)
  • Diana Kutlar Başvurusu (B. No: 2017/33788)
  • Önder Acer Başvurusu (B. No: 2018/10564)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.