İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kadriye Sever Başvurusu (B. No: 2018/24071)

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

Başvuru No2018/24071Tarih10 Şubat 2021Okuma13 dk · 2.604 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kadriye Sever Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/24071
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.604 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay tarafından

gerekçesiz bir şekilde onanması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, davanın

haksız bir şekilde reddedilerek verilmesi gereken tazminata hak kazanamaması

nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 14/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, zorunlu göç nedeniyle Bulgaristan'dan

Türkiye'ye gelmiş ve Ankara'ya yerleştirilmiştir.

9. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine

destek olmak amacıyla Yüksek Planlama Kurulunun 27/11/1990 tarihli kararı ile

20.000 konut yapımı kararlaştırılmıştır.

10. Başvurucu, konut sahibi olmak amacıyla başvuruda

bulunmuş; 1991 yılında 5 TL (5.000.000 eski TL) peşinat ve avans ödemesi

yapmıştır.

11. Başvurucu daha sonra 15/2/2011 tarihinde alacak

davası açmıştır. Dilekçesinde kendisinden tahsil edilen avans ve peşinat

ödemesinin konut maliyetinden mahsup edilmediğini belirtmiştir. Yatırılan

peşinat ve avans miktarı olan 5 TL'nin günün ekonomik koşullarına güncellenerek

şimdilik 2.000 TL'nin davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi

ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

12. Ankara 1. Tüketici Mahkemesi (Mahkeme) 21/1/2013

tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ve

bilirkişi tarafından başvurucunun (davacının) sözleşme öncesi 5.000.000 TL

ödediği, satın alınan dairenin kesin maliyet bedelinin 90.000.000 TL olduğu

belirtilmiştir. Bilirkişi yine başvurucunun bu daire için toplam 88.940.230 TL

borçlandığı, sözleşme öncesi ödediği 5.000.000 TL'nin 1.059.770 TL'sinin

maliyet bedelinden düşüldüğü, bakiye 3.940.230 TL'nin mahsubuna ilişkin dosyada

bilgi ve belge bulunmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Kararda Emlak Bankası

Genel Müdürlüğünün Devlet Bakanlığına hitaben yazılan yazıda "...21.556

kişi konut sahibi olmuş, konut sahibi olan 21.556 kişiden 6.629 kişinin

peşinatı borçlarından kesin borçlandırma işlemleri aşamasında mahsup edilecek

olup, bu kişilerin haricindekilerin yatırdıkları peşinatlar borçlarından mahsup

edilmiştir..." ibaresinin bulunduğu ifade edilmiştir. Yine Devlet

Bakanlığının T.C. Ziraat Bankası A.Ş.ye hitaben yazılan 29/5/2002 tarihli

yazıda "...Konut sahibi olmak üzere işin başında yatırılan 2.500.000-TL

bedel maliyet hesabından tenzil edilmiştir..." yazışmalarının

bulunduğu söylenmiştir. Söz konusu hususlardan hareketle de başvurucunun

yatırmış olduğu peşinatın kesin maliyet bedelinden mahsup edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

13. Başvurucu, Mahkeme kararını 4/11/2016 tarihinde

temyiz etmiştir. Dilekçesinde Yargıtay içtihatları ve benzer konuda verilen

mahkeme kararları uyarınca mahsup işlemi somut bir şekilde ispatlanmadığından

bu işlemin bozulması gerektiğini belirtmiştir. Buna yönelik olarak yeniden

bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini de ifade etmiştir.

14. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (Daire) 26/6/2018

tarihinde mahkeme kararını düzelterek onamıştır. Kararda; başvurucunun dava

dışı bankadan kredi kullanıp borçlandırma sözleşmesi ile 76.709.435 TL,

borçlandırma senedi ile 12.230.795 TL olmak üzere toplam 88.940.230 TL (eski

TL) kredi kullanıp ödeme yaptığı ancak maliyet hesabı çıkarıldığında arada

oluşacak farkı da aynı koşullarda ödemeyi taahhüt ettiği, borçlanma

sözleşmelerinin ileride doğacak ilave maliyeti de kapsayacak şekilde

düzenlendiği ifade edilmiştir. Devlet Bakanlığınca konutun kesin maliyet

hesabının her bir daire için 90.000.000 TL (eski TL) olarak belirlendiği ifade

edilmiştir. Kesin maliyet hesabının resmî verilere göre hazırlanması ve o

tarihte taraflar arasında herhangi bir husumet bulunmaması nedeniyle bu kesin

maliyet hesabına itibar edilmesi gerektiği söylenmiştir. Başvurucunun ödediği

bedelin söz konusu maliyet hesabının altında kaldığı ve bu durumda borçlandırma

işleminin başlangıcında mahsuplaşmanın yapıldığının kabulü gerektiği dile

getirilmiştir.

15. Nihai karar başvurucuya 17/7/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 14/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz, Erol Kızılırmak ve Zeynep

Kızılırmak [GK], B. No: 2016/10183, 11/7/2019, §§ 20-21.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

20. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41, 45).

22. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 7 yıl 4 ay 10 günlük

yargılamaya ilişkin sürenin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, Dairenin kararında gerekçe

gösterilmeksizin mahkeme kararının onanması nedeniyle gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

a. Genel İlkeler

26. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "...adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah

Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

27. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

28. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§§ 31, 34).

29. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri

sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.

No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

30. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

31. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usule veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 39).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. 1989 yılında zorunlu göç nedeniyle ülkemize gelen

sığınmak zorunda kalan soydaşlarımızın konut ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla

Yüksek Planlama Kurulunun 1990 yılında aldığı kararla Türkiye'nin farklı

yerlerinde konut yapımına başlanmış, bu kapsamda belirlenen hak sahiplerinden

taahhütname alınmıştır. Hak sahipleri, ilgili banka ile yapacakları borçlanma

sözleşmesine kadar konut maliyetinden düşülmek üzere farklı tarihlerde

peşinatlar yatırmıştır. Başvuru konusu somut davada olduğu gibi hak sahipleri

yatırdıkları avansların kesin olarak belirlenen borç miktarından mahsup

edilmediğini iddia ederek Başbakanlık ve Toplu Konut İdaresi aleyhine alacak

davaları açmışlardır (Erol Kızılırmak ve Zeynep Kızılırmak, § 38).

33. Açılan davalarda, yerel mahkemelerce kabul kararı

verilenlerle ilgili olarak Yargıtay, farklı gerekçelerle bozma kararları

vermeye başlamıştır. Neticede davaların reddedilmesi üzerine yerel mahkeme

kararları bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinin gündemine taşınmıştır.

Anayasa Mahkemesi bu başvuruları gerekçeli karar hakkı kapsamında incelemiş,

bazı başvurularda başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşırken bazı başvurularda derece mahkemelerinin ortaya koyduğu

gerekçeleri ilgili ve yeterli bularak başvuruların kabul edilemez olduğuna

karar vermiştir (Erol Kızılırmak ve Zeynep Kızılırmak, § 39).

34. Bu başvurulara konu davalarda çözümlenmesi gereken

temel mesele, başvurucuların yatırdığı peşinatın kesin borç miktarından mahsup

edilip edilmediğinin tespitidir. Başka bir ifadeyle taraflar arasındaki temel

ihtilaf davalı tarafça (kamu idareleri), davacıların yatırdığı peşinatın kesin

borç tutarından mahsup edilip edilmediğinin ispatı noktasındadır. Başvurucular,

dosyadaki delillere göre davalı tarafça mahsup işlemi ispat edilemediği hâlde

derece mahkemelerinin yeterli olmayan soyut bir değerlendirmeyle aksi sonuca

ulaştığı görüşündedir (Erol Kızılırmak ve Zeynep Kızılırmak, § 40).

35. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili davalarda

taraflarca ileri sürülen vakıaların yorumu ve sunulan delillerin

değerlendirilmesi ile bunların ispat gücünü haiz olup olmadığının takdiri

derece mahkemelerine aittir. Bu kapsamda bir vakıanın ispatı için gösterilen

delilin ispata yeterli olup olmadığına mahkemeler karar verir. Taraflardan

birine ait olan ispat mükellefiyetinin yerine getirilip getirilmediği hususunda

derece mahkemelerinin geniş değerlendirme marjına sahip olduğunun kabulü

gerekir. Ancak derece mahkemeleri, ibraz edilen delil ve ileri sürülen

olguların objektif bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu kararlarında gösterme

ve taraflar arasında tartışmalı olan vakıanın ispat edilip edilmediği konusunda

ulaştıkları kanaatlerini davanın diğer tarafını da ikna edecek biçimde ilgili

ve yeterli bir gerekçeyle açıklama yükümlülüğü altındadır (Erol Kızılırmak

ve Zeynep Kızılırmak, § 41).

36. Göçmen konutları meselesiyle bağlantılı konularda

Anayasa Mahkemesine yapılan birinci grup başvurularda, derece mahkemeleri

çeşitli kamu kurumlarının kendi aralarında yaptıkları yazışmalardan (Devlet

Bakanlığının 23/9/1993 ve 17/3/1993 tarihli talimat ve kesin maliyete ilişkin

yazıları, 24/5/2002 tarihli Ziraat Bankasına yazılan yazı) ve Hak Sahiplerine

Ait Liste ile diğer destekleyici belgelerden (yatırılan peşinat tutarları

dikkate alınarak hazırlanan itfa planı ve anüze raporları, "Hak

Sahiplerine Ait Liste" başlıklı belge) hareketle mahsup işleminin

yapıldığı sonucuna ulaşmıştır. Bu grup başvurularda kamu kurumlarının kendi

aralarındaki yazışmalarda mahsup işleminin yapıldığı belirtilen yerler arasında

hak sahibinin (başvurucunun) taşınmazının bulunduğu yerler de bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi bu grup başvurularda derece mahkemelerinin somut olaya özgü

değerlendirmeler yaptığını gözlemlemiş, ortaya konulan gerekçeleri ilgili ve

yeterli görerek gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır.

Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin kamu kurumlarının kendi aralarında yaptığı

yazışmalara göre mahsup işleminin ispat edildiği yönündeki değerlendirmelerini

yeterli bulmuştur (Seyitahmet Seçkin ve diğerleri, B. No: 2013/8637,

7/1/2016; Güner Yıldırım ve Arif Aydoğmuş, B. No: 2014/20030,

17/11/2016; Hacer Acar ve Hatice Hacıoğlu, B. No: 2015/1536, 31/10/2018;

Erol Kızılırmak ve Zeynep Kızılırmak, § 44).

37. Diğer grup başvurularda ise derece mahkemelerince,

kamu kurumlarının başka yerde bulunan göçmen konutları konusunda kendi

aralarında yaptıkları yazışmalarla yetinilerek başvurucuların konutlarının

bulunduğu yerlerle ilgili somut herhangi bir değerlendirmede bulunulmadan

mahsup işlemlerinin yapıldığı kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu grup

başvurularda başvurucuların taşınmazının bulunduğu yere yönelik olarak derece

mahkemelerince somut bir değerlendirme yapılmadığının altını çizmiş ve farklı

yerlerde yapılan konutlar için ödenen avansın mahsup edildiği olgusunun başka

yerlerdeki göçmen konutları için de kabul edilmesi gerektiği şeklindeki

yaklaşımın varsayıma dayandığını vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi bu

değerlendirmenin başvurucuların ileri sürdüğü esaslı iddiaları karşılayacak

niteliği haiz olmadığını belirtmiş ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine

karar vermiştir (İbrahim Şendil, B. No: 2013/4495, 17/7/2014; Seyitahmet

Çavuş ve diğerleri, B. No: 2013/6613, 7/1/2016).

38. Somut başvurudaki olguların ve Dairenin gerekçesinin

Anayasa Mahkemesince daha önce kabul edilemezlik kararı verilen birinci grup

dosyalarla benzer özellikler taşıdığı anlaşılmaktadır. Başvuru konusu davaya

yönelik Dairenin kararında, ihtilafa konu taşınmaza yönelik somut bilgiler yer

almış ve bu bilgiler gözetilerek başvurucuya ödenen peşinatın kesin borçtan

mahsup edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi daha önceki

kararlarında bu grup başvurucular yönünden yapılan benzer değerlendirmeleri

somut olayın koşullarında ilgili ve yeterli bularak başvurucuların gerekçeli

karar haklarının ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 36). Anılan

kararlarda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu

açıdan gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu, davasının haksız bir şekilde reddedilmesi

nedeniyle kendisine verilmesi gereken tazminata hak kazanamadığını iddia ederek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini de belirtmiştir.

2. Değerlendirme

41. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer

alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve ekonomik değerleri koruyan bir temel

haktır. Kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma

hakkı, bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun mülkiyet kavramı içinde

değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014,

§ 36). Ayrıca gelecekte elde edileceği iddia edilen bir gelirin mülkiyet hakkı

kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Sultan Tokay ve diğerleri,

B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 42).

42. Bir mülk veya alacakla ilgili olarak hak iddia eden

kişinin söz konusu hakkın varlığını hukuken ispat etmesi gerekir (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, § 38).

43. Somut olayda mahkemenin gerekçeli kararında yer

verilen hukuki tespitler ve dayanaklar birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına

giren bir ekonomik değeri veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde

meşru beklentisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu, ihlalin tespitiyle 10.000 TL maddi ve

5.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

47. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

48. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında

başvurucuya taleple bağlı kalınarak net 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

49. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyet

bağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 1. Tüketici Mahkemesine

(E.2011/227, K.2013/10) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Kadriye SEVER Vekili : Av. Nevzat SARIİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/24071, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Makul Sürede
  14. B. Gerekçeli
  15. C. Mülkiyet
  16. D. 6216 Sayılı
  17. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/24071
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Ercüment Faik Demir Başvurusu (B. No: 2019/19125)
  • Bişar Yusufoğlu Başvurusu (B. No: 2018/2784)
  • M.u. Başvurusu (B. No: 2017/17753)
  • Yusuf Erdoğan Başvurusu (B. No: 2017/11828)
  • Ercan Gün Başvurusu (B. No: 2017/36164)
  • Asiye Karaaslan Başvurusu (B. No: 2017/36555)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.