İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emre Kaya Başvurusu (B. No: 2018/743)

1. Başvuru, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin

Başvuru No2018/743Tarih10 Şubat 2021Okuma11 dk · 2.194 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emre Kaya Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/743
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.194 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin

Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca verilen

tedbir kararına yönelik esaslı iddiaların itiraz mercii tarafından

karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu ile eşi C.K. arasında Küçükçekmece 3. Aile

Mahkemesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli

boşanma davası bulunmaktadır.

10. Başvurucunun eşi C.K. boşanma davası devam ederken

25/10/2017 tarihli dilekçe ile 6284 sayılı Kanun kapsamında başvurucu hakkında

Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesinden (Mahkeme) tedbir talebinde bulunmuştur. C.K.

talep dilekçesinde, başvurucu ile devam eden boşanma davasının bulunduğunu,

boşanma davası açtığı günden itibaren başvurucunun başka bir eve taşınarak tek

başına yaşamaya başladığını belirtmiştir. C.K., başvurucunun polis olması

sebebiyle kendisine ait tabanca ile birçok defa kendisini tehdit ettiğini,

hemşire olarak görev yaptığı hastane civarında başvurucuya ait arabayı

gördüğünü, başvurucunun kendisini takip ettiğini ve güvenliğinden endişe ettiği

için ailesinin uzun zamandan beri kendisinin yanında yaşamaya başladığını ifade

etmiştir.

11. Mahkeme 25/10/2017 tarihli kararı ile başvurucunun

6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının a, b, c, d, e, f, g,

ğ, bentleri uyarınca altı ay süreyle geçerli olmak üzere lehine tedbir istenen

C.K.ya karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmamasına,

mağdurun ikamet ettiği "K. Mah. G. Cad. 14/11 Başakşehir/

İstanbul" adresinden uzaklaştırılmasına ve eşyalarına zarar

vermemesine karar vermiştir. Söz konusu kararda başvurucunun C.K.'yı iletişim

araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesine, C.K'nın bulunduğu konuta

yaklaşmamasına, C.K.'nın yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına

ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmamasına karar verildiği

belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun bulundurması veya taşımasına kanunen izin

verilen silahları kolluğa teslim etmesine karar verilmiştir.

12. Başvurucu tedbir kararına karşı Küçükçekmece 2. Aile

Mahkemesine (2. Aile Mahkemesi) 17/11/2017 tarihli dilekçeyle itiraz etmiştir.

İtiraz dilekçesinde, lehine tedbir kararı verilen C.K. ve akrabalarıyla hiçbir

iletişiminin olmadığını, hakkında uzaklaştırma kararı verilen adresi C.K.'nın

1/12/2016 tarihinde eşyalarını da alarak terk ettiğini, müşterek çocukları

olmaması sebebiyle çocuklara yaklaşmamasına ilişkin kararın hükümsüz olduğunu

açıklamıştır. Başvurucu dilekçede, C.K.'nın evi terk ederken kendisine ait tüm

eşyalarını götürmesi sebebiyle şahsi eşyalarına zarar vermesinin söz konusu

olmadığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğü Ulusal Güvenliğe Yönelik Suçlar Bürosunun amiri olarak Fethullahçı

Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile aktif mücadelede rol

alması ve örgütçe hedef gösterilmesi sebebiyle silahını teslim etmesine ilişkin

kararın kamu güvenliği ve can güvenliği dikkate alınarak kaldırılmasını talep

etmiştir.

13. Başvurucunun itirazı 2. Aile Mahkemesinin 20/11/2017

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Küçükçekmece 1.Aile Mahkemesi'nin

2017/524-524 D.İş-Karar sayılı kararının 6284 Sayılı Yasaya uygun olarak

verildiği anlaşıldığından itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle reddetmesiyle karar

kesinleşmiştir.

14. Karar 16/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Başvurucu tarafından 18/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Erdal

Türkmen, B. No: 2016/2100, 4/4/2019, §§ 19-28.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu, tedbir kararını veren Mahkemece kendisine

savunma imkânı tanınmadığını, hakkındaki iddialardan haberi olmadığını ve

C.K.nın yaşadığı evin adresini bilmediğini vurgulamıştır. Başvurucu Mahkeme

tarafından verilen kararın matbu olduğunu, kararda yer alan ve ayrılmadan önce

birlikte yaşadıkları adreste tanımadığı üçüncü kişilerin yaşadığını, ortak

çocuklarının bulunmadığı yönündeki itirazlarının itiraza bakan Mahkemece

dikkate alınmadan reddedildiğini ve itirazın reddine dair kararın yeterli

gerekçe içermediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

18. Bakanlık, 2. Aile Mahkemesinin kanun yolu mahkemesi

olarak tedbire hükmedilen kararın ilgili Kanun'a uygun olduğu gerekçesiyle

başvurucunun itirazının reddine karar verdiğini, kararda itiraza konu önleyici

tedbir kararında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde

yorumlanıp yorumlanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğini açıklamıştır.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; derece

mahkemesi kararlarında gerekçe bulunmadığını ve hakkındaki iddiaların

gerçekliğinin kararlarda tartışılmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

20. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

''Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özünün adil yargılanma hakkının güvencelerinden

biri olan gerekçeli karar hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme

yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

23. Başvuruya konu olayda uygulanacak ilkeler daha önce

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarla ortaya konulmuştur (Salih

Söylemezoğlu, B. No: 2013/3758, 6/1/2016; Erdal Türkmen, B. No:

2016/2100, 4/4/2019; T. K., B. No: 2017/27041, 11/12/2019).

24. Buna göre 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinde

örnekleyici olarak bir kısım önleyici koruma tedbirleri belirlenmiş, 8.

maddenin (3) numaralı fıkrasında Kanun’un 4. maddesinde belirtilen ve hâkim

tarafından verilebilen koruyucu tedbir kararları için şiddetin varlığı

hususunda delil veya belge aranmayacağı ifade edilmiştir. Bunun yanında

ağırlıklı olarak aleyhine tedbir kararı verilen kişinin temel hak ve

özgürlüklerini kısıtlayıcı niteliği olan ve Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen

önleyici tedbir kararları için böyle bir ayrıksı durum öngörülmemiştir (Salih

Söylemezoğlu, § 34).

25. 6284 sayılı Kanun'un buna ilişkin gerekçesinde,

şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesi altında bulunan kişilerle ilgili

koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için herhangi bir delil araştırması veya

belge ibrazı aranmazken önleyici tedbir kararı verilebilmesi için kişinin

şiddete maruz kaldığı veya maruz kalma tehlikesi altında bulunduğu hususunda

olguların varlığının gerektiği, aksi yöndeki uygulamanın kişilere kanunla

sağlanan hakkın kötüye kullanılmasına sebebiyet verebileceği hususu vurgulanmıştır

(Salih Söylemezoğlu, § 35).

26. Nitekim tedbir kararları ile bir tarafın vücut

dokunulmazlığı veya yaşam hakkı gibi kişi için olmazsa olmaz hak ve

menfaatlerin korunması amaçlanırken diğer taraftan özellikle mahkemece verilen

veya onaylanan önleyici tedbirlerle kişi hak ve özgürlüklerine önemli ölçüde

sınırlamalar getirilmiş olacaktır. Dolayısıyla tedbir kararlarından olumlu ya

da olumsuz etkilenen tarafların temel hak ve özgürlükleri arasındaki dengenin

gözetilmesi gerekmektedir (Salih Söylemezoğlu, § 36).

27. 6284 sayılı Kanun’da düzenlenen tedbir kararlarının

verildiği anda infaz kabiliyetini haiz olması nedeniyle Kanun’da amaçlanan

acil müdahale olgusunun bu aşamada sağlanmış olacağı, bu amacın

gerçekleşmesi adına tedbir kararında, şiddetin var olduğuna yönelik kanaate

nasıl ulaşıldığının açıklanması yani gerekçe açısından daha esnek bir yaklaşım

usulünün benimsenebileceği ancak bu yaklaşıma ait sınırın olayların özelliğine

göre gerekçeli karar hakkının temel esaslarına zarar vermeyecek düzeyde belirlenmesinin

de gerekli olduğu açıktır. Bu kapsamda söz konusu kararlarda yer verilen

gerekçelerde, ileri sürülen zarar riski ve olgulara göre talebin ilgili mevzuat

çerçevesinde kabul görmesi için temel unsurları taşıyıp taşımadığının ortaya

konulması yeterli olacaktır (Salih Söylemezoğlu, § 39).

28. Anayasa Mahkemesi Salih Söylemezoğlu

başvurusunda, somut olayda olduğu gibi aciliyet unsurunun ortadan kalktığı ve

başvurucunun itirazlarını sözlü olarak sunamadığı itiraz aşamasında mahkemenin

tek taraflı iddiaya dayanılarak verilen tedbirlerin yerindeliğini, itiraz

edenin ileri sürdüğü beyan ve deliller çerçevesinde her iki taraf için

öngörülen hak ve menfaat dengesini de gözeterek değerlendirmesi gerektiğini

açıklamıştır (Salih Söylemezoğlu, § 40). Sonuç olarak itiraz merciinin

kararında, başvurucunun iddia ve itirazları ile tedbire dayanak olgunun

gerçekliğinin bu çerçevede tartışılmadığı, tedbir kararında esasa ilişkin

hususlarda gerekçe bulunması hâlinde bu karara atıf yapılarak değerlendirme

yapılmasının makul görülebileceği ancak ihlal iddiasına konu itiraz mercii

kararında dosyaya sunulan delillerle sonuç arasında ne şekilde bağ

kurulduğunun, gerekçesiz olarak verilen tedbir kararına yapılan itirazın neden

reddedildiğinin asgari düzeyde dahi açıklanmadığı belirtilerek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Salih Söylemezoğlu, §§ 41,

42).

29. İncelenen bu başvuruda da itiraz merciinin kararında

başvurucunun iddia ve itirazları ile tedbire dayanak olgunun gerçekliğinin bu

çerçevede tartışılmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar tedbir kararında esasa

ilişkin hususlarda gerekçe bulunması hâlinde bu karara atıf yapılarak

değerlendirme yapılması makul görülebilecek ise de ihlal iddiasına konu itiraz

mercii kararında, tedbir kararına esas iddiaya karşı başvurucu tarafından ileri

sürülen itirazlara dayanılarak Mahkemenin tedbir kararı vermesini gerektirecek

kanaate dosyada varsa hangi delille ne şekilde bağ kurarak ulaştığını bu

kararda belirtmediği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut başvuruda itiraz

merciinin gerekçesiz olarak verilen tedbir kararına yapılan itirazın neden

reddedildiğini asgari düzeyde dahi açıklamadığı görülmektedir.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiası ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu FETÖ/PDY ile mücadelede aktif rol almış

olması sebebiyle bazı sosyal medya hesaplarında isminin hedef gösterildiğini,

silahını teslim ettiği için güvenliğinden endişe duyduğunu, sosyal çevresi

tarafından kadına şiddet uygulayan birisi olarak nitelendirildiğini belirterek

yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, silahının

alınması sebebiyle daha pasif göreve getirilmiş olmasının mesleği açısından

olumsuz bir durum olduğunu belirtmiştir.

32. Bakanlık, başvurucunun çalıştığı birim itibarıyla

saldırıya uğrama riskinin yüksek olduğunu iddia etmesine rağmen başvuru

formundan hakkındaki tedbir kararından sonra görev yaptığı birimin

değiştirildiğinin anlaşıldığını vurgulamıştır. Bakanlık, başvurucunun silahına

el koyma tedbirinin boşanma davası aşamasında verildiğini ve geçici olduğunu

belirtmiştir. Ayrıca sırf silahına geçici olarak el konulmasının başvurucunun

yaşamına yönelik ciddi ve yakın bir tehlikenin doğmasına sebebiyet verip

vermediğinin ve ayrıca böyle bir tehlikenin varlığının kabul edildiği takdirde

kamu makamlarının kendilerinden beklenebilecek makul tedbirleri alıp almadıklarının

değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; başvuru

formundaki iddialarını tekrar etmekle birlikte Bakanlığın görüşüne

katılmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçe ile deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

35. Bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesi kamu

gücü eylem ve işlemleri ile mahkeme kararlarının Anayasa'ya uygunluğunun ve

müdahale gerekçelerinin denetimini kendiliğinden yapmaz. Bu sebeple başvurucunun

başvurusunun esasını ve bu kapsamda kamu makamları tarafından ortaya konulan

gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını Anayasa Mahkemesine

inceletebilmesi için öncelikle kendisinin ihlal iddialarını

gerekçelendirmesi, buna ilişkin olay ve olguları açıklaması ve delillerini

sunması zorunludur (Cemal Günsel, [GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021

§ 24).

36. Anayasa Mahkemesinin başvurucunun yerine geçerek

ihlal iddialarını gerekçelendirme, olay ve olguları ortaya koyma ve delil

toplama görev ve yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu yükümlülükler

başvurucuya aittir. Başvurucuların anılan yükümlülüklere uymamaları halinde

şikâyetlerini temellendiremedikleri için başvuruları açıkça dayanaktan yoksun

bulunabilir. Anayasa Mahkemesi temellendirmeye ilişkin incelemesini her

başvurunun somut koşullarında yapar. Kuşkusuz bu yükümlülüklere ellerinde

olmayan nedenlerle uymamalarının ikna edici gerekçelerini Mahkemeye sunmaları

ya da Mahkemenin bu durumu işin niteliğinden anlaması hali müstesnadır (Cemal

Günsel, §§ 25, 26).

37. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin

delillerini sunma, temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Başvurucu,

silahına el konulmasına ilişkin tedbir kararının yaşam hakkına zarar verdiğini

soyut olarak iddia etmiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülen

iddianın temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle bu bölümdeki iddiaların

temellendirilememiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi

ve 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

41. İncelenen başvuruda itiraz merciinin gerekçesiz

olarak verilen tedbir kararına yapılan itirazı reddederken ilgili ve yeterli

bir gerekçe göstermemesi nedeniyle adil yargılama hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

42. Somut olayın özelliği dikkate alındığında yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından ve ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 8.000 TL manevi

tazminatın ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 257,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Küçükçekmece 2. Aile

Mahkemesine (E.2017/592 D. İş, K.2017/593) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : Emre KAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/743, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Gerekçeli
  14. B. Yaşam
  15. C. 6216 Sayılı
  16. A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. D. 257,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  19. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/743
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • İ.d. Başvurusu (B. No: 2018/2774)
  • Tayfun Yıldırım Başvurusu (B. No: 2018/22602)
  • Kadriye Sever Başvurusu (B. No: 2018/24071)
  • Ercüment Faik Demir Başvurusu (B. No: 2019/19125)
  • Bişar Yusufoğlu Başvurusu (B. No: 2018/2784)
  • M.u. Başvurusu (B. No: 2017/17753)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.