İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2014/13217Tarih: 21 Eylül 2017

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/13217

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

TASFİYE HÂLİNDE S.S. ERYAMAN ONUR SİTESİ

KONUT YAPI KOOPERATİFİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/13217)

Karar Tarihi: 21/9/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz isteminin süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 26/5/2017

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu kooperatif aleyhine icra takibine konu olan borcun

iflas ödeme emrine rağmen ödenmediği gerekçesi ile 27/9/2012 tarihinde iflas

davası açılmıştır.

9. Ankara Batı (Sincan) Asliye Ticaret Mahkemesi (Mahkeme)

14/5/2013 tarihli ve E.2012/292, K.2013/146 sayılı kararı ile davanın kabulüne

ve başvurucu kooperatifin iflasına karar vermiştir.

10. Mahkemenin 14/5/2013 tarihli hüküm celsesi tutanağı ve

gerekçeli kararında kanun yolu ve süresiyle ilgili olarak "...davacıvekilinin yüzüne

karşı, yasa yolları açık olmak üzere (kararın tebliğinden itibaren 15 gün

içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka

mahkemeye ibraz edilecek dilekçeyle hükmün temyiz edilebileceği, temyiz incelemesinin

Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) verilen karar açıkça

okunup usulen anlatıldı." ibaresi

yazılmıştır.

11. Gerekçeli karar 29/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 12/6/2013 tarihinde anılan kararı temyiz etmiştir.

12. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (Daire) 4/11/2013 tarihli ve

E.2013/5652, K.2013/6768 sayılı kararıyla temyiz istemini süre yönünden

reddetmiştir. Karar gerekçesi şu şekildedir:

"Mahkemece iflâs talebi

hakkında verilen hüküm temyiz eden vekiline 29.05.2013 günü tebliğ edildiği

halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde

öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 12.06.2013 tarihinde

verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir

karar verilebileceği gibi,01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı

İçtihadı Birleştirme Kararı'nda Yargıtay tarafından da karar verilebileceği

kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir."

13. Karar düzeltme talebi Dairenin 16/5/2014 tarihli ve

E.2014/898, K.2014/3852 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesi

şöyledir:

"...Davalı vekilinin

hükme yönelik temyiz isteminin, yasal sürede yapılmadığından dolayı, İİK'nın 164. maddesi uyarınca reddine ilişkin Dairemiz

kararına karşı, istemin süresinde olduğu ileri sürülerek başvuruda bulunulması

üzerine yapılan incelemede, temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla,

talebin reddi gerekmiştir."

14. Ret kararı 14/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

13/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 9/6/1932 tarihli ve

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile

değiştirilen 164. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ticaret mahkemesince

verilen nihaî kararlar, 160 ıncı maddenin son

fıkrasına göre alınan masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece re'sen taraflara tebliğ olunur.

Bu

kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna

başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihinden

itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz

incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.

..."

16. 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesinin 5311 sayılı Kanun ile

yapılan değişiklikten önceki hâli şöyledir:

"Ticaret mahkemesince

verilen nihai kararlar tebliğden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir.

Kararlar 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre

alınacak masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece resen taraflara tebliğ

olunur.

..."

17. 2004 sayılı Kanun’a 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle

eklenen geçici 7. madde şöyledir:

"Bölge adliye

mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca göreve

başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve

İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye

ilişkin hükümleri uygulanır."

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir

ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

…

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile

taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve

süresini.

…”

19. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye

mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086

sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama

tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla

yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine

görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086

sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 432. maddesinin

birinci fıkrası şu şekildedir:

"Temyiz süresi on beş

gündür. Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile

işlemeye başlar."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; Mahkeme kararında temyiz süresinin on beş gün olarak

gösterildiğini, kararın 29/5/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, kararda

belirtilen süre içerisinde 12/6/2013 tarihinde temyiz talebinde bulunmasına

rağmen Yargıtayca temyiz talebinin süre yönünden

reddedildiğini, ayrıca icra takibi aşaması ile iflas davasında yapılan

tebliğlerin usulsüz olduğunu ve davanın hakkaniyete aykırı olarak aleyhine

sonuçlandırıldığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün, temyiz

talebinin Yargıtayca incelenmemesine yönelik olmasından

dolayı iddialar, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir.

27. Anayasa'nın 36. maddesine, 2001 yılı değişiklikleriyle

eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, taraf

olduğumuz uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının

güvencelerinden birini de mahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.

28. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,

E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).

29. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52), ilk derece mahkemesinde dava açma hakkının yanında

itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise

anılan yollara başvurma hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §

49) belirtmiştir.

30. Süre yönünden temyiz isteminin reddedilmesinin mahkemeye

erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları taşımadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini

teşkil edecektir.

33. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

34. Başvuru konusu olayda Dairenin, 2004 sayılı Kanun'un 164.

maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle temyiz talebini reddettiği

anlaşılmaktadır.

35. Dairenin bu hükmü esas alarak verdiği ret kararına göre

yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

36. Başvurucunun temyiz itirazlarının incelenmemesi sonucunu

doğuran ret kararının, mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi, davaların

uzamasının önlemesi, hukuki alanda istikrarın sağlanması ve hukuk düzenine

karşı olan güvenin sarsılmaması amacıyla verildiği ve bu açıdan meşru bir amaca

yönelik olduğu anlaşılmıştır.

(3) Ölçülülük

37. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığının

değerlendirilmesi gerekir.

38. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğinin kabulü gerekir (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

39. Bunun yanında, Aktif Elektrik

Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti (B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 41)

başvurusunda, Anayasa Mahkemesi usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının

hüküm kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğunun özellikle

ayrı ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde çeşitli sıfatlarla görev yapan

asliye hukuk mahkemeleri açısından ayrı bir önem taşıdığını, asliye hukuk

mahkemelerinin bu durumda kararı hangi mahkeme sıfatıyla verdiğini

açıklamasının davada uygulanan yargılama usulü ile verilen karara karşı kanun

yolları bakımından tarafların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayarak

tarafların kararları temyiz haklarını zamanında ve usulüne uygun olarak

kullanabilmelerine hizmet ettiğini belirtmiştir.

40. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile Akyıldız (B. No: 2014/1382,

22/9/2016, § 46) başvurusunda, icra hukuk mahkemesi kısa ve gerekçeli kararında

temyiz süresini on beş gün olarak göstermiş; başvurucu bu süreye güvenerek

kararın tebliğinden itibaren on birinci günde hükmü temyiz etmiş; Yargıtay ise

icra mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin on gün olduğunu belirterek

temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda,

dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve dağınık olan mevzuatın

aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini,

özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgili

davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını

zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmalarının gerektiğini belirterek somut

olay açısından icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icra

hukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlük temyiz süresi öngörüldüğü

hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarak gösterdiğini,

bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul

görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içinde talepte bulunan

başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesinin

başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci

bir yaklaşımla elde edildiği ve kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını

zedelediğini belirtmiştir.

41. Başvurucu; 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (ç) bendinde kanun yolları ve süresinin hüküm içeriğinde yer alması

gerektiğine ilişkin amir hükmü gereği, Mahkemenin kararında belirttiği temyiz

süresi içinde Yargıtaya başvurduğunu, ancak Yargıtayın gerekçeli kararda gösterilen süre yerine

Kanun'da öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyiz hakkını elinden

aldığını belirtmiştir.

42. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele, başvurucunun

temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yolu incelemesine konu

yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup

oluşturmadığıdır.

43. 1086 sayılı mülga Kanun'un yürürlükte olan 432. maddesinin

birinci fıkrasında asliye mahkemelerinde (asliye hukuk-asliye ticaret) görülen

davalarda verilen kararlara karşıtemyiz süresinin on

beş gün olduğu belirtilmiştir.

44. 2004 sayılı Kanun'un 164. maddesinin ikinci fıkrasına göre

Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararlarla ilgili olarak on günlük

bir temyiz süresinin öngörüldüğü, somut olay açısından temyiz süresinin on beş

gün olduğuna ilişkin genel kuraldan ayrı bir durumun söz konusu olduğu

anlaşılmaktadır.

45. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmında

kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara karşı

öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları açısından

önem arz etmektedir.

46. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde izah

edildiği gibi asliye ticaret mahkemesi kararlarına karşı genel olarak on beş

günlük bir temyiz süresi öngörülmüştür. Diğer yandan iflas davalarında temyiz

süresinin on gün olduğuna ilişkin ayrı bir durum söz konusudur. Bu nedenle

kanun yolu süresinin taraflara doğru bir şekilde belirtilmesi hususu daha da

önem arz etmektedir. Somut olayda ise Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında

kanun yoluna ilişkin süreyi yanlış gösterdiği anlaşılmaktadır (bkz. § 10).

47. Kanun yoluna başvuru kapsamında yargısal bir sistem

açısından olaya bakıldığında, başvurucunun Mahkeme kararında on beş gün olarak

belirtilen temyiz süresine güvenerek kararın tebliğinden itibaren açıklanan bu

sürede (14. gün) temyiz talebinde bulunması makul görülebilecektir. Kanun

yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında,

temyiz süresinin on gün olduğunu kabul ederek temyiz isteminin süre yönünden

reddine karar veren Yargıtay Dairesinin değerlendirmesinin mevzuat hükümleri

çerçevesinde ve öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul

edilemeyeceği, yapılan yorumun başvurucunun temyiz hakkını kullanmasını

imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği, bu

açıdan kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna

ulaşılmaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

50. Başvurucu, ihlalin tespitine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

51. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

52. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Yargıtay

Dairesine ve Ankara Batı (Sincan) Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Ankara Batı (Sincan) Asliye Ticaret

Mahkemesine (E.2012/292, K.2013/146) GÖNDERİLMESİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,.

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Tasfiye

Hâlinde S.S. Eryaman Onur Sitesi

Konut Yapı

Kooperatifi

Vekili

:

Av. Hülya

DÜNDAR ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13217, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2014/13217
  • Tarih: 21 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Ayten Karakavas Başvurusu (B. No: 2014/8492)
  • Kazım Aka Başvurusu (B. No: 2014/6566)
  • İbrahim Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2249)
  • Nurten Aksu Başvurusu (B. No: 2014/6996)
  • Zülfi Kınık Başvurusu (B. No: 2014/19461)
  • Abdullah Baybaşin Başvurusu (B. No: 2014/5161)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.