İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullah Baybaşin Başvurusu (B. No: 2014/5161)

1. Başvuru, verilen hüküm sonrası yeni yasal düzenleme nedeniyle

Başvuru No2014/5161Tarih20 Eylül 2017Okuma17 dk · 3.378 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdullah Baybaşin Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/5161
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.378 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, verilen hüküm sonrası yeni yasal düzenleme nedeniyle

tutukluluğun kaldırılması talebinin Cumhuriyet savcısının mütalaası tebliğ

edilmeden ve ağır sakatlığı nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine

dair Adli Tıp raporu gözetilmeden, klişe gerekçelerle reddedilmesinin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile işkence ve kötü muamale yasağını ihlal ettiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucunun

Tutukluluk Süreci

9. Başvurucu, başvuru tarihinde Silivri 2 No.lu L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda hükmen tutuklu olarak bulunmaktadır.

10. Başvurucu, uyuşturucu madde ticareti suçundan 28/1/2011

tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250.

maddesi ile görevli) 31/1/2011 tarihli kararı ile tutuklanmıştır.

11. Başvurucu hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi

2/12/2013 tarihli veK.2013/119 sayılı kararı ile suç işlemek için örgüt kurmak

ve yönetmek suçundan 3 yıl 6 ay hapis, uyuşturucu madde ithal etmek suçundan 37

yıl 6 ay hapis ve adli para cezasına mahkûmiyetine ve "verilen ceza miktarına ve tutuklu kaldıkları

süreye göre, kaçma şüphesi ve tutuklama koşulları devam ettiği" gerekçesiyle

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

12. 21/2/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile

12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçici 14.

maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında 3713 sayılı Kanun'un 10. maddesi

uyarınca kurulan mahkemelerin kapatılmasına karar verilmesi üzerine başvurucu,

anılan yasal düzenlemeyi ve 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 13/2/2013 tarihli ve

1612 sayılı raporunu gerekçe göstererek İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi

nezdinde tahliye talep etmiştir.

13. Anılan 13/2/2013 tarihli Adli Tıp raporuna göre 13/12/2004

tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanun'unun 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında başvurucunun

maruz kaldığı ağır sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, bir

başkasının desteği ile bakıma muhtaç olduğu mütalaa olunmuştur.

14. Mahkeme 11/3/2014 tarihli kararı ile "sanığa verilen ceza miktarı, sanığın tutuklu

kaldığı süre, sanığın kaçma şüphesi ve tutuklama tedbirinin ölçülü olup diğer

adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacak olması" gerekçesiyle

tahliye talebinin reddine karar verilmiştir.

15. Anılan karar öncesi Cumhuriyet savcısının mütalaasının

alınıp alınmadığı kararda belirtilmemiştir.

16. Başvurucu, anılan red kararına karşı İstanbul 1. Ağır Ceza

Mahkemesi nezdinde itirazda bulunmuştur.

17. Mahkeme 12/3/2014 tarihli müzekkere ile itiraza ilişkin

mütalaa verilmesini istemiştir.

18. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 12/3/2014 tarihli

mütalaasında "incelenen dosya

kapsamına, tutuklu sanığın atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi,

kastının yoğunluğu, öngörülen ceza miktarına göre tutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu, adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı, ibraz edilen raporun

başlıbaşına tahliyeyi gerektirir nitelikte olmadığı kanaatine varılmakla,

tutuklu sanık Hüseyin Baybaşin müdafiinin yerinde görülmeyen itirazının reddine

karar verilmesini" belirtmiştir.

19. Mahkeme 16/3/2014 tarihli kararıyla "İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2014

tarih, 2014/232 sayılı değişik iş sayılı Tutukluluk Halinin Devamına ilişkin

kararında, incelenen dosya kapsamına, tutuklu sanığın atılı suçu işlediğine

dair somut olguların varlığı, kastının yoğunluğu, öngörülen ceza miktarına göre

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol tedbirinin yeterli olmayacağı,

ibraz edilen raporun başlıbaşına tahliyeyi gerektirir nitelikte olmadığı" gerekçesiyle

itirazının reddine karar vermiştir.

20. Başvurucu, karardan 17/3/2014 tarihinde haberdar olduğunu

belirtmiştir. Başvurucu 14/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Başvuru inceleme aşamasındayken başvurucunun Mahkememize

sunduğu belgeler kapsamında başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararı

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 19/11/2015 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bunun

üzerine başvurucunun yargılaması Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/11

esas sayısına kayden yapılmıştır.

22. Anılan dosya Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2016/126

sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkemenin 6/5/2016 tarihli duruşmasında

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca

başvurucunun sağlık durumuna uygun bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine

hükmetmiştir. Anılan karara yapılan itiraz Bakırköy 4. Ağır Ceza mahkemesinin

12/2016 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

B. Başvurucunun Sağlık

Sorunları

23. Başvurucu yaklaşık otuz yıl önce gerçekleşen ateşli silah

yaralanması sonucu fiziksel engelli hâle gelip tekerlekli sandalye kullanmaktadır.

Başvurucunun tutukluluğu kapsamında isnat edilen suçların tarihi ise 2010

yılında olup başvurucu engelli olduktan sonradır.

24. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 31/12/2014 tarihli

yazısı kapsamında; başvurucu, Ceza İnfaz Kurumuna kabul edildiğinde fiziksel

engellilik durumuna göre barındırılması uygun olan bir koğuşa

yerleştirilmiştir. Burada tuvalet ve banyo kısımları koğuşun ortak yaşam

alanına yakın olup koğuş geneli ortaklaşa kullanabilecek şekilde

düzenlenmiştir. Ayrıca koğuşta, başvurucunun fiziksel engeline uyan klozet ve

duş alma yeri bulunmaktadır ve başvurucu günlük egzersizlerini yapabilmesi için

egzersiz aletlerinden yararlanabilmektedir.

25. Fiziksel engelli olan başvurucu bakıma muhtaç olduğundan

kendisine bakıcı veya hizmetli yardımı gerekmektedir. Ancak başvurucunun bu

yönde bir talebi olmadığından bakıcı veya hizmetli görevlendirmesi

yapılmamıştır. Başvurucunun isteği doğrultusunda, günlük işlerde yardımcı

olmaları amacıyla aynı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan oğlu ve yeğeni ile birlikte

aynı koğuşta kalması sağlanmıştır. Öte yandan anılan yazıda başvurucunun bakımı

yönünden herhangi bir şikâyette bulunmadığı ifade edilmiştir.

26. Başvurucuya her türlü sağlık hizmeti Ceza İnfaz Kurumu

revirinde ve gerektiğinde diğer sağlık kuruluşlarında verildiği belirtilmiştir.

27. Öte yandan başvurucunun fiziksel engellilik ve bakıma muhtaç

yapısı sebebiyle Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 5/9/2012 tarihli

yazısı gereğince başvurucunun hükümlüler için rehabilitasyon merkezi olarak düzenlenen

Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil edilmesi için talebinin olması

gerekmekle birlikte başvurucu oğlu ve yeğeni ile birlikte kaldığından ve bakımı

ile bu yakınları ilgilendiğinden rehabilitasyon merkezine nakil talebinde

bulunmamıştır. Başvurucu kendi isteği ile kurumda kalmayı istediğini 31/12/2014

tarihli dilekçesinde de belirtmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

28. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

100. maddesi şöyledir.

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

8. Uyuşturucu veya uyarıcı Madde imal ve

ticareti (Madde 188),

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi

ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

…

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

29. 5271 sayılı Kanun’un 101. maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya

sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin

yardımından yararlanır.

(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya

sanık derhâl serbest bırakılır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince

verilen kararlara itiraz edilebilir.”

30. 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen

işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde

gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

31. 6529 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 3713 sayılıKanun'a

eklenen geçici 14. maddenin dördüncü fıkrası şöyledir:

"6352 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi

uyarınca görevlerine devam eden ağır ceza mahkemelerinde ve bu Kanunla

yürürlükten kaldırılan Terörle Mücadele Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca

görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinde derdest bulunan dosyalar, bu Kanunun

yürürlüğe girdiği tarihte bulundukları aşamadan itibaren kovuşturmaya devam

edilmek üzere yetkili ve görevli mahkemelere devredilir. Bu mahkemelerce

verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtayın dairelerinde

bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur."

32. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının (b)

bendi şöyledir:

"(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen

infaz usulünden;

...

b)

Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle

hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya

daha az süre kalan hükümlüler,

diğer

şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik

veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca

belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp

Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir."

“…”

B. Uluslararası Hukuk

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur

kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörle ya da organize suçla mücadele

gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin, mağdurların davranışlarından bağımsız

olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden men

ettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının, Sözleşme'nin 15. maddesinde

belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir

istisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Birçok karar arasından

bkz. Selmouni/Fransa, B. No:

25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD],

B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).

35. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu

söyleyebilmek için eylemin "minimum ağırlık eşiğini" aşması beklenir

(Birçok karar arasından bkz. Raninen/Finlandiya,

B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05,

1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik

Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993 § 30).

36. AİHM, tutuklu ve hükümlülerle ilgili olarak onların korunmasız

ve zayıf durumda olduklarını ve en zor şartlarda dahiyetkililerin bu kişilerin

fiziksel esenliklerini korumakla sorumlu olduklarını belirtmiştir (Keenan/Birleşik Krallık, B. No. 27229/95,§

91; Tarariyeva/Rusya, B. No:

4353/03, 14/12/2006, § 73; Vlademir/Romanov/Rusya,

B. No: 41461/02, 24/7/2008, § 57).

37. AİHM; hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin

insan onuruna uygun tutukluluk koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan

tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi sıkıntıya ya da tutukluluğa bağlı

kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması

gerektiğini vurgulamaktadır (Kudla/Polonya,

B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 94).

38. AİHM ayrıca, Sözleşme’nin tutuklu bir kimsenin sağlık

gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir “genel zorunluluk” getirmediğini

ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan

kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk

koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde bu durumun

Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına girebileceğini belirtmektedir (Mouisel/Fransa, B. No: 67263/01,

14/11/2002, § 38-40; Ürfi Çetinkaya/Türkiye,

B. No; 19866/04, 23/7/2013, § 88).

39. AİHM, tutuklu/hükümlülerin zayıf konumda olduklarını ve

yetkililerin bunları koruma görevi olduğunu ifade etmektedir. Yetkililerin,

engelli bir kişinin yerleştirilmesine ve özgürlüğünden alıkonulmasına devam

edilmesine karar verdiği durumlarda engellilikten kaynaklanan özel ihtiyaçları

karşılayacak koşulların garanti edilmesinde özel ilgi gösterilmesi gerektiğini

kabul etmektedir (Zarzyckı/Polonya

, B. No: 15351/03, 12/3/2013, § 102).

40. Bu tür davalarda AİHM, sağlık durumunun endişeye sebep

olduğu durumlarda başvurucunun alıkonulmasına devam edilmesinin sağlık durumu açısından

uygun olup olmadığının değerlendirilmesinde özellikle üç etkenin dikkate

alınmasının gerektiğini belirtmiştir. Bunlar (a) hükümlü/tutuklunun sağlık

durumu, (b) sağlanan bakımın kalitesi ve (c) sağlık durumu açısından

başvurucunun tutulmasına devam edilmesinin gerekip gerekmediği ( Zarzyckı/Polonya , § 103).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

41. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, tutukluluğuna yönelik yaptığı itirazda Adli Tıp

Kurumunun ağır sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine dair

raporunu da gerekçe göstermesine rağmen ağır sakatlık durumunun gözetilmeyerek

tahliye talebinin reddedilmesinin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

43. Bakanlık görüşünde başvurucunun fiziksel engelli durumu

gözetilerek özel koğuşa yerleştirildiği, aynı zamanda oğlunun ve yeğenin

yanında kalarak bakımını üstlendikleri, bakımına ilişkin olarak Ceza İnfaz

Kurumuna başvurucunun herhangi bir şikâyette bulunmadığı belirtilmiştir.

Bununla birlikte başvurucunun üzerine atılı suç kapsamında cezalandırılmasına

karar verildiği ve bu nedenle hükmen tutukluluğunun devam ettiği, bu süreçte

başvurucunun sağlık durumuna özgü uygulamaların ve gerekli tedavilerin

yapıldığı ileri sürülmüştür.

44. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında ceza infaz

kurumunun zor şartlarında hayatını sürdürme mücadelesi verdiğini, iki kişinin

yardımı olmadan tuvalet ve yıkanma ihtiyacını karşılayamadığını, hastalığı

nedeniyle her gün çamaşırlarının yıkanması gerektiğini ancak idarenin koğuşa

çamaşır makinesi almasına izin vermediğini belirtmiştir.

45. Anayasa’nın 17. maddesi şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

….

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

46. Anayasa’nın 17. maddesi cezaevinde tutulan bir hükümlü veya

tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde

olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların mahkûmları, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde

mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence

altına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan

onuruna yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 39).

47. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

çerçevesinde cezaevinde tutulma koşullarını değerlendirirken başvurucular

tarafından yapılan somut olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir

bütün olarak gözetilmesi vebu kapsamda önlemlerin şiddeti, amacı ve bireyler

için sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Turan Günana, § 38).

48. Başvurucunun sağlık durumuyla ilgili yukarıda belirtilen

kurul raporu dikkate alındığında, başvurucunun fiziksel engellilik durumunun

her şart ve durumda, cezaevinde bulunma nedeniyle tek başına yaşamsal risk

oluşturacak bir nitelik taşıdığı belirtilmemektedir. Raporda belirtilen husus

başvurucunun maruz kaldığı ağır sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame

ettiremeyeceğini, bir başkasının desteği ile bakıma muhtaç olduğudur. Bu

kapsamda başvurucu özel koğuşa konulduğu gibi oğlu ve yeğeni de yanına

verilerek başvurucunun bakımı karşılanmaya çalışılmıştır. Başvurucunun

engellilere özgü Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (R Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumlarının özellikleri için bkz. Ergin

Aktaş, B. No: 2014/14810, 21/9/2016, §§ 37-46) nakil edilmesini

talep etmediği gibi başvuru tarihinde tutulduğu Silivri 2 No.lu L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz kurumunda kalmak yönünde dilekçe vermiştir.

49. Başvurucu, rahatsızlığının cezaevi şartları veya

yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiği ve bu

nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle ortaya çıkan

ızdırap ve acının ötesinde bir ızdırap ve acıya maruz kaldığı yönünde bir delil

ortaya koymamıştır. Başvurucunun diğer rahatsızlıklarına yönelik olarak tedavi

veya kontrollerinin ihmal edilmesi nedeniyle hastalığının ilerlediği yönünde

bir tespit de bulunmamaktadır. Başvurucu her aşamada engellilik durumuyla

ilgili hususlar dikkate alınarak hakkındaki dava nedeniyle devam eden

özgürlükten yoksun bırakılma hâlinin sonlandırılmasını yargılama makamından

talep etmiştir.

50. Suç isnadına veya mahkûmiyet kararına bağlı olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest

bırakılması için hiçbir “genel zorunluluk” bulunmadığı, engelli bir kişinin

cezaevinde tutulmasının ancak cezaevi şartları veya uygulanan tedbirlerin

kişiyi olağanın üzerinde sıkıntıya sokacak nitelikte olması hâlinde insanlık

dışı veya aşağılayıcı bir muamele olarak nitelendirilebileceği ve bu kapsamda

da somut bir delil olmadığı dikkate alındığında başvurucunun rahatsızlığına

rağmen cezaevinde tutulmasına ilişkin şikâyetlerinin somut bir olguya

dayanmaması nedeniyle kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün

değildir (Benzer kararlar için bkz. Hayati

Kaytan, B. No: 2014/19527, 16/11/2016; Ergin Aktaş).

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine dair iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Kişi Özgürlüğü ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

52. Başvurucu; tutuklu olarak yargılandığı yargılama sonunda

tutuklulukhâlinin devamına karar verildiğini, yapılan yasal düzenlemeler

uyarınca özel yetkili mahkemelerin kapatılması üzerine tahliye talebinde

bulunduğunuancak Mahkemenin savcılık mütalaasını tebliğ etmeden, genel geçer ve

klişe gerekçelerle talebini reddettiğini belirterek Anayasa'nın 19. ve 36.

maddesinde tanımlanan kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının

bir unsuru olan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri ileri

sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Bakanlık görüşünde başvurucunun kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar yönünden görüş sunulmamıştır.

54. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiaları Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

değerlendirilmiştir.

55. Anayasa'nın 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz."

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

57. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

58. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alan

Anayasa'nın 19. maddesinin, kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanıdığı

durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik

tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu

nedenle yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis

cezasının veya güvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkını ihlal etmez (Tahir Canan

(2), B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33).

59. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerine

getirilmesi dolayısıyla ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri,

Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural,

mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına

almaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis

cezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §

18).

60. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlal iddiası söz

konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksun

bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğini

tespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler

(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bu

koşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundan

veya ölçülü olduğundan söz edilemez, doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

ihlal edilmiş olur.

61. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın

19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.

maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya

karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine

getirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,

§ 38). Bir kimsenin "mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi" kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden önce

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından

verilmesi gereklir. İkinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti

kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya

güvenlik tedbiri içermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden

yoksun bırakılması mümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın

mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını

aşmaması gerekir.

62. Somut olayda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 2/12/2013

tarihinde açıklanan kararıyla başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına

ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir (bkz.§ 11). Mahkemenin vermiş

olduğu mahkûmiyet kararı sonrasındaki bu tutma hâli, Anayasa’nın 19. maddesinin

ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

yerine getirilmesi” kapsamındadır.

63. Başvurucunun hüküm sonrasına ait kişi özgürlüğü ve

güvenliğine ilişkin tutuklulukla ilgili kararların gerekçelerinin ilgili ve

yeterli olmadığı, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara karşı yapılan

itiraz incelemesinin etkin bir şekilde yapılmadığı ve başvuruya konu yaptığı

tutukluluk incelemesine ilişkin Cumhuriyet savcısının mütalaasının kendisine

bildirilmediği gibi şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci

fıkrasındaki "mahkemelerce verilmiş

hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi" kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvuru konusu olayda mahkûmiyet kararına

bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılan başvurucunun serbest bırakılma

talebinin incelenmesi sırasında çelişmeli yargılama ilkesinin uygulanması,

dolayısıyla da savcılık görüşünün tebliğ edilmediği iddiasının incelenmesi

mümkün değildir (Aynı yönde kararlar için bkz. Neytullah

Bayram, B. No: 2014/10339, 15/4/2015, §§ 43-44; Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863,

1/3/2017, § 43).

64. Açıklanan nedenlerle başvurucunun hüküm sonrası kişi

hürriyeti ve güvenliğine ilişkin şikâyetleri yönünden açık bir ihlal tespit

edilmediğinden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat ŞEN

Başvurucu

:

Abdullah

BAYBAŞİN

Vekili

:

Av. Ender

YAĞMUR

Av. Serkan

DURSUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5161, 20 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucunun
  7. B. Başvurucunun Sağlık
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. İşkence ve Kötü
  14. B. Kişi Özgürlüğü ve
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Baybaşin
  21. Yağmur
  22. Dursun
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5161
Tarih
20 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Mustafa Adnan Gül Başvurusu (B. No: 2014/7271)
  • Mehmet Dursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2196)
  • Mustafa Aydın Başvurusu (B. No: 2014/17027)
  • Nureddin Atuğ Başvurusu (B. No: 2014/11189)
  • Berivan Elter ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1825)
  • Mustafa Ercan Başvurusu (B. No: 2014/17045)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.