İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Adanalı Başvurusu (B. No: 2016/76401)

1. Başvuru, gözaltında darp nedeniyle insan haysiyetiyle

Başvuru No2016/76401Tarih13 Şubat 2020Okuma35 dk · 7.040 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayşe Adanalı Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/76401
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.040 kelime·35 dk okuma·32 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltında darp nedeniyle insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen soruşturma

dosyasındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Olayın Arka

Planı

9. 1985 doğumlu, gazeteci, haber ve belgesel yapımcısı

olan başvurucu İstanbul’da ikamet etmektedir.

10. Gezi Parkı olayları kapsamında Taksim Dayanışma

Platformunun Taksim'de yapacağı basın açıklamasını izlemek amacıyla olay

yerinde bulunduğunu ve ardından annesiyle buluşacağını belirten başvurucu,

Taksim Meydanı’ndayken 8/7/2013 tarihinde saat 19.00 sıralarında yakalanmıştır.

11. Başvurucu; polis tarafından gerekçe gösterilmeden

yakalanıp gözaltına alındığını, üç gün gözaltında kaldığını, gözaltı sürecinde

kötü muameleye maruz kaldığını ifade etmiştir.

12. Dosyada bulunan tutanaklara göre başvurucunun da

aralarında olduğu 48 kişi Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına

alınmıştır. Görevi yaptırmamak için direnme ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, yakalama ve gözaltına

almaya neden olan suçlar olarak gösterilmiştir.

13. Yakalama Tutanağında başvurucunun direnmesinden ötürü

zor kullanılarak yakalandığı belirtilmiştir. 9/7/2013 ve 10/72013 tarihlerinde

gözaltı süresi iki kez birer gün uzatılmıştır.

14. Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının (Savcılık) 2013/96961 sayılı dosyasında soruşturma

başlatılmıştır.

15. Bu olayla ilgili olarak başvurucu 10/12/2013

tarihinde Savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Savcılığın 2013/177496 sayılı

dosyasında kolluk görevlileri hakkında soruşturma açılmıştır.

16. Başvurucu gözaltındayken 9/7/2013 tarihinde iki kez

ve 10/7/2013 tarihinde bir kez olmak üzere toplam üç kez avukatı ile

görüştürülmüştür.

17. 8/7/2013 tarihinde saat 22.07’de düzenlenen tutanağa

göre başvurucu gözaltına alındığını yakınlarına haber vermek istememiştir. Ek

gözaltına alma kararları ise başvurucunun yakınlarına bildirilmiştir.

18. Başvurucu 11/7/2013 tarihinde gözaltından çıkarılarak

adliyeye götürülmüş, aynı gün saat 15.30’da Cumhuriyet savcısının talimatıyla

salıverilmiştir.

B. Doktor

Raporları

19. Eyüp Devlet Hastanesinin 8/7/2013 tarihli raporunda

başvurucunun darp şikâyeti ile geldiği, sol kol dış yüzde hafif kızarıklık olduğu

kaydedilmiştir.

20. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 9/7/2013

tarihli raporunda; başvurucunun beş hafta önce sol üst koluna darbe aldığını,

bir saat önce de tekrar aynı bölgeye darbe aldığını ve kolunda uyuşma olduğunu

belirttiği, nöroloji bakısında motor muayenesinin doğal bulunduğu ancak sol ulnar

sinir (omurgadan ele kadar uzanan bazı kasları çalıştıran, küçük ve yüzük

parmağında his duyusunun oluşmasını sağlayan sinirler) tuzak nöropatisi (sinir

sıkışması) ve/veya C8-T1 radikülopati (kol veya bacakta ağrı, uyuşma ve

kuvvet kaybına neden olabilen sinir kökü sıkışması ya da iltihabı) açısından

poliklinik şartlarında EMG (elektromiyografi) tetkiki önerildiği kayıtlıdır.

21. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 11/7/2013 tarihli

raporunda başvurucuda darp ve cebir izi bulunmadığı bildirilmiştir.

22. Başvurucu 12/7/2013 tarihinde Türkiye İnsan Hakları

Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilciliğinde muayene olmuştur. 13/7/2013 tarihinde

düzenlenen ve uzun değerlendirmeler içeren, yedi sayfalık raporun ilgili kısımları

şöyledir:

“…

Fizik muayene: Dr. [Ü.Ü.], 12.07.2013

Genel durum iyi. şuur açık, kooperasyon [iletişim, işbirliği] tam. Görüşme

boyunca aktif katılım gösterdi, gergin, tedirgin, zaman zaman ağlama, 55 kg

ağırlığında. 165 cm boyunda, 25-30 yaş aralığında gösteren kadın hasta.

Tansiyon arteryel: 110/70 mm Hg. Nabız: 96/dakika ve ritmik.

…Lokomotor sistem muayenesinde; sol omuz

hareketleri ağrılı, gece ağrısı var, özellikle kolu arkaya çevirmede artan ağrı

var. Psikiyatri ve fizik tedavi konsültasyonları planlandı.

Dış muayenede;

1. Sol kol 1/3 üst dış yanda 5x5 cm’lık

alanda üzeri kurutlu abrazyon [sıyrık],

2. Sol kol 1/3 üst iç yanda 1,5 cm

çaplı, sarı yeşil renkli yuvarlak ekimoz [herhangi bir travmaya bağlı olarak cilt altındaki kılcal

damarların hasarına bağlı olarak kanın cilt altına sızması] (parmak sıkmakla

uyumlu),

3. Sol kol 1/3 üst iç yanda, iki

numarada tarif edilen lezyonun 10 cm uzağında aynı hizada 1,5 cm çaplı yuvarlak

kahve-yeşil renkli ekimoz (parmak sıkmakla uyumlu),

4. Sağ kol ½ orta iç yanda 1.5 cm çaplı

yuvarlak kahverengi ekimoz (parmak sıkmakta uyumlu),

5. Sağ kol 1/3 süt dış yanda 2 adet biri

0.8, diğeri 1 cm çaplı, birbirine uzaklıkları 2 cm olan kahverengi ekimoz,

6. Sol diz iç yan üstte 1 cm çaplı

yuvarlak kahverengi ekimoz,

7. Sol diz dış yanda altta 2x2 cm

ölçüsünde yeşil renkli ekimoz,

8. Sağ dirsek altında 5x3 cm düzensiz

sınırlı, yüzeyden kabarık, hipopigmente [cilt renginin değişmesine yol açan pigment bozukluğu] nedbe

(eski kaza nedenli),

9. Sağ dizde 3x2 cm hipopigmente nedbe

alanı (eski kaza nedenli),

…

Konsültasyonlar:

Psikiyatri konsüttasyonu; Dr. [Z.U.], 18 07 2013

Esas şikayeti: öfke, tedirginlik

…

Tanı: Akut Stres Bozukluğu

Yorum: Başvuranın yapılan psikiyatrik

değerlendirmesinde çeşitli travmatik durumlar yaşadığı belirlenmiştir. Bu

travmatik yaşantıların kişide belirgin olumsuz etkileri olduğu gözlenmiştir.

Kişi travmatik gözaltı süresince ciddi kaygı, çaresizlik ve dehşet duygusu

yaşamış; sonrasında travmayı (bazen kendiliğinden, bazense çeşitli tetikleyici

uyaranlar etkisi ile) istemsiz olarak yeniden yaşantılamak durumunda kalmıştır.

Travmanın zorlayıcı etkilerinden korunmak amacı ile çeşitli kaçınma tepkileri

vermiş, bu ise sosyal hayatını birçok alanda sınırlamıştır. Travma sonrası

dönemde kaygılı, gergin ve keyifsiz bir ruh hali için düşmüştür…

Kişinin psikiyatrik takiplerinin devam

etmesi uygun olacaktır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Dr. [Ü.Ş.], 19.07.2013

Yakınma; sol omuzda bir hafta önce göz

altında başlayan ağrı. Gece ağrı oluyor. Hareketle ağrı oluyor. Bir şey

kaldırdığında ve kolunu arkaya çevirdiğinde ağrı artıyor.

FM

ROM açık, limitte ağrı. Basmakla

bicipital [iki başlı]

oluk ağrılı.

Tanı: Bursit [kas, tendon, eklem gibi yapıların

birbiri üzerinde yastık görevi gören küçük, sıvı dolu keselerde oluşan ağrı].

RV (Rhomen jel) ve buz uygulama önerildi.

Radyolojik bulgular:

Sol Omuz MR incelemesi, 13.07.2013, [M.] Görüntüleme Merkezi Dr. [A.A.]:

Subakromial subdeltoid [omuz çevresindeki kasların ve omuz

eklemindeki bursa adı verilen yapının omuz eklemleri arasındaki boşlukta

sıkışması] planlarda ve rotator cuff [omzu sabitlemek için birlikte

çalışan kas ve tendon grubu] intervalde [aralık] ödem izlenmektedir.

Cuff tendonları bütünlüğünü korumuş olup suprasinatus [kürek kemiğinden

pazı kemiğine kadar uzanan bölgedeki kaslar] tendonunda erken dönem

tendinozis kuşkusunu uyandıran silik sinyal artkınlıkları mevcuttur.

DEĞERLENDİRME

Kişinin 12 07.2013 tarihinde yapılan

muayenesinde dış bulgularda tespit edilen ve yukarıda özellikleri tarif edilen

yaralanmaları künt travmatik niteliktedir Fizik muayenede 2. 3 ve 4 numaralarda

tarif edilen yaralanmaları kolun elle tutularak sıkılması sonucu parmak

basıları ile uyumlu bulunmuştur. 8 ve 9 numaralı lezyonlar eski yara

nedbeleridir, eski bir kazaya bağlı geliştiği bildirilmiştir. Diğer tarif

edilen yaralanmaları da şekil ve renk özellikleri itibarıyla son birkaç gün

içinde oluşmuş künt travmatik nitelikteki yaralanmalardır.

Kişide fizik tedavi konsültasyonu ve sol

omuz MR incelemesi sonucu tespit edilen sol omuzda bursit, rotator cuffta ödem

ve erken dönem tendinozis tanıları; kişinin aktardığı gözaltının ikinci gününde

Haseki Eğilim Araştırma hastanesine götürüldüğü sırada aniden sol kolunun

omzundan çevrilip arkada tutulması öyküsü ile uyumlu bulunmuştur.

…

SONUÇ

…

1. Tespit edilen fiziksel ve ruhsal

yakınma ve bulguların birbirleriyle ve kişinin anlatımlarıyla uyumlu oldukları;

kişinin 08.07.2013 tarihindeki gözaltına alınma sırasında ve gözaltı sürecinde

yaşadığını belirttiği travmalara ilişkin anlatımlarını destekler mahiyette

olduğu,

2. Kişide tespit edilen künt travmatik

yaralanmaların ve sol omuzda bursit tendinozis tanısının, maruz kaldığını

aktardığı travmalar ile uyumlu olduğu,

3. Kişinin ruhsal değerlendirmesinde

tespit edilen ‘Akut Stres Bozukluğu' tanısının kişinin aktardığı fiziksel ve

ruhsal travma öyküsüne bağlı olarak oluştuğu ve bu öykü ile bütünüyle uyumlu

olduğu, uzun süreli izlem gerektirdiği. Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve

kalıcı hastalık yönünden uzun süreli izlemden sonra yeniden

değerlendirilmesinin uygun olacağı,

4. Kişinin bu süreçte insan eliyle

oluşturulmuş travmaya maruz kaldığı ve Dünya Sağlık Örgütu’nun Uluslararası

Hastalık Sınıflandırması, ICO 10 kapsamında Y07.3 kodu ile de belirtilen

‘işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele’ kapsamı

içinde değerlendirilmesinin uygun olacağı kanaatini bildirir değerlendirme

raporudur.”

23. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü 6/2/2015 tarihinde

başvurucu hakkında kesin rapor düzenlemiş ve Eyüp Devlet Hastanesi, Haseki

Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile TİHV raporlarında tespit edilen bulguların

basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte olduğu

bildirilmiştir.

C. Savcılığın

Yaptığı Araştırmalar

24. Savcılık tarafından; başvurucunun yakalanması,

gözaltına alınması, aranması, hastaneye götürülmesi işlemlerini gerçekleştiren

görevlilerin açık kimlik bilgileri, sicil numaraları, fotoğrafları,

nezarethanedeki kamera görüntüleri ve başvurucu gözaltındayken alınan adli

muayene raporları Emniyet Müdürlüğünden istenmiştir.

25. Emniyet Müdürlüğünce; nezarethanelerde kullanılan

güvenlik kameralarına ait kayıt süresinin kameralardaki hareketliliğe bağlı

olarak 50 ila 60 gün arasında değişiklik gösterdiği, kayıt süresi dolduğundan

sistemde görüntülere ulaşılamadığı bildirilmiştir.

D. Başvurucunun

Beyanları

26. Başvurucu 9/7/2013 tarihinde kollukta müdafiinin

hazır bulunmasıyla ifade vermiştir. Başvurucu; neden gözaltına alındığını

bilmediğini, kamu malına zarar vermediğini ve hiçbir örgüte üye olmadığını

söylemiştir.

27. Başvurucu 11/7/2013 tarihinde Savcılıkta müdafiinin

hazır bulunmasıyla savunma yapmıştır. Başvurucu savunmasında; gözaltındayken iç

çamaşırını cinsel organı görünecek şekilde indirmesi istenerek kadın bir polis

memuru tarafından yapılmak istenen aramaya karşı çıktığını, gözaltına alındığı

ikinci gün doktor raporu alınması için götürülürken koridorda erkek bir polis

memurunun sol kolunu ters kelepçe pozisyonunda bükerek kendisini duvara

yapıştırdığını, yavaş yürüdüğü için bu şekilde davrandığını, kadın polis

memurunu teşhis edebileceğini, erkek olanı teşhis edemeyeceğini söylemiştir.

E. Başvurucu

Hakkında Yapılan Soruşturma Neticesinde Verilen Karar

28. Yirmi altı şüpheli hakkında halkı kanuna aykırı

toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırtma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma,

görevi yaptırmamak için direnme suçlarından 30/1/2014 tarihinde kamu davası

açılmıştır. Aralarında başvurucunun da bulunduğu toplam otuz bir kişi hakkında

ise 2911 sayılı Kanun’a muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme

suçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“08/07/2013 günü saat 18:30 sıralarında

Beyoğlu Galatasaray Meydanı önünde kendilerine ‘Taksim Dayanışması Platformu’

adını veren ve haklarında kamu davası açılan bir grup organizesinde toplanan

yaklaşık 200 kişilik bir grubun İstiklal Caddesi’nden Taksim Meydanı’na doğru

toplu olarak yürüyüşe geçtiği ‘her yer Taksim, her yer direniş, direne direne

kazanacağız, bu daha başlangıç mücadeleye devam, hükümet istifa’ şeklinde

sloganlar atarak İstiklal Caddesi’nin Taksim Meydanı girişine kadar geldikleri,

burada önlem alan güvenlik yetkililerince kendilerine yapılan eylemin kanunsuz

olduğu ve olaysız bir şekilde dağılmaları gerektiği, aksi takdirde zor

kullanılarak dağıtılacakları ikazının yapıldığı, bir süre beklendiği, bu arada

topluluğun hep birden slogan atmaya devam ettiği, tekrar tekrar yapılan ikazlar

üzerine saat 19.00 sıralarında grubun güvenlik kuvvetlerini zorlayarak Taksim

Meydanı istikametine doğru hareket etmesi üzerine grubun direncini kıracak

seviyede ve kademeli olarak güç kullanılarak yukarıda açık kimlikleri

belirtilen şüphelilerin gözaltına alındıkları alınmış ise de tüm soruşturma

evrakının tetkikinde haklarında atılı suçlardan soruşturma evrakındaki deliller

nedeniyle dava açılan sanıkların dışında atılı suçları işlediklerine dair kamu

davası açmaya yeterli soyut iddia dışında, şüphelilerin yüklenen suçları

işlediğini gösterir, dava açmaya yeterli kanıt ve emare bulunmadığı... [anlaşıldığından kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmiştir.]”

F. Kolluk

Görevlileri Hakkında Yapılan Soruşturma Neticesinde Verilen Karar

29. Savcılık, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın

aşılması suçundan on iki polis memuru hakkında soruşturma yapmıştır.

30. Polis memurları savunmalarında genel olarak gözaltı

işlemine iştirak etmediklerini, göstericilere karşı kasıtlı bir davranışlarının

olmadığını, kullandıkları gücün orantılı olduğunu, aramalarda ve doktora sevk

sırasında kötü muamele oluşturacak bir davranışa yeltenmediklerini, doktor

raporlarında tespit edilen bulguların gözaltına alınırken direnme sırasında

gerçekleşmiş olabileceğini ve doktor raporları alınırken şüphelilerle doktoru

yalnız bıraktıklarını ifade etmişlerdir.

31. Üst aramasını yapan S.E. olay günü nezarethanede

kendisinin görevli olduğunu, nezarethaneye alınan şahısların aramalarını tüm

elbiselerini çıkarttırmak suretiyle değil sırasıyla üstündeki elbiselerden

başlayarak ve el teması olmadan yaptıklarını, iddiaları kabul etmediğini

söylemiştir. S.E. ayrıca gözaltında onur kırıcı davranışlarda bulunmadığını,

başvurucunun lens suyunu kullanmasına izin verilmediği iddiasının gerçek dışı

olduğunu söylemiştir.

32. Savcılık 19/9/2016 tarihinde zor kullanma yetkisinin

sınırının aşıldığına dair kamu davası açmayı gerektirecek delil bulunmadığından

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

33. Bu karara başvurucu vekilince yapılan itiraz,

İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğince kararın usul ve yasaya uygun olduğundan

bahisle 21/10/2016 tarihinde reddedilmiştir.

34. 4/11/2016 tarihinde tebliğ edilen karara karşı

5/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

G. Başvurucunun

Açtığı Tam Yargı Davası

35. Başvuru konusu olmamakla birlikte başvurucu,

gözaltında kaldığı dört gün boyunca maruz kaldığı kötü muameleden ötürü 50.000

TL’lik manevi tazminat talebiyle 11/6/2014 tarihinde İstanbul 5. İdare Mahkemesinde

tam yargı davası açmıştır.

36. İdare Mahkemesi 23/12/2014 tarihinde 10.000 TL manevi

tazminata hükmetmiştir.

37. Temyiz edilen karar Danıştay Onuncu Dairesince

23/10/2015 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde; Eyüp Devlet

Hastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Adli Tıp Kurumlarında

yapılan muayenelerde davacının (başvurucu) işkence ve insanlık dışı muameleye

maruz kaldığını gösteren bulguların yer almamasına rağmen sadece TİHV’ce

hazırlanan rapora itibar edilmesi, zarar ile fiil arasında illiyet bağının

kurulması bakımından taşıdığı öneme rağmen davacının iddialarıyla ilgili kolluk

görevlileri hakkında adli ve/veya idari yönden yapılan soruşturma olup

olmadığının araştırılmaması sebebiyle eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğu

belirtilmiştir.

38. İstanbul 5. İdare Mahkemesi 21/3/2017 tarihinde

başvurucunun 10.000 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, kalan miktarın

reddine hükmetmiştir. Temyiz edilen karar henüz kesinleşmemiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“…

Öte yandan hizmet kusuru sadece idarenin

aktif bir kamu hizmetini yerine getirirken üzerine düşeni yapması değil, aynı

zamanda meydana gelen toplumsal olaylarda, gösterilerde ve güvenlik amacıyla

idarece alınan önlemlerde, vatandaşın suç işlediği iddiası ile yapılan

soruşturma ve kovuşturmalarda da hizmeti gereği gibi yerine getirmesi, suç

işlediği iddiası ile nezarette tutulan vatandaşın sağlıklı bir şekilde mahkeme

karşısına çıkarılması, suç işlediği iddiası ile gözaltına alınan kişinin gerek

kendisine ve gerekse üçüncü kişilere karşı koruma görev ve sorumluluğu mevcut

olup bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi de hizmet kusurunu

oluşturur. İdare, güvenlik ile ilgili kamu hizmetini yerine getirirken üçüncü

kişilere veya bu hizmete muhatap olmuş kişiye verdiği zararı ödemekle

mükelleftir.

…

Somut olayda, davacının 08/07/2013

tarihinde gözaltına alındığı, ek gözaltı süreleri ile sonucu 11/07/2013

tarihinde Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadesi alınarak sorgu hakimliği

önüne çıkarılmadan serbest bırakıldığı, 12/07/2013 tarihinde uygulanan işkence

ve kötü muamele sonrasında ortaya çıkan yakınmaların tedavisi ve tıbbi tespit

isteğiyle Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilciliği'ne müracaat ettiği,

Patoloji ve Adli Tıp Uzmanı Uz. Dr. [Ü.Ü.] ile Vakfın İstanbul Temsilcisi Dr. [Ş.İ.] tarafından

hazırlanan 13/08/2013 tarih, 2013.107R sayılı sayılı raporda; ... Kişinin

bu süreçte insan eliyle oluşturulmuş travmaya maruz kaldığı ve Dünya Sağlık

Örgütü'nün Uluslararası Hastalık Sınıflandırması ICD 10 kapsamında Y07.3 kodu

ile de belirtilen ‘işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı

muamele’ kapsamı içinde değerlendirilmesinin uygun olacağı,’ şeklinde görüş

bildirildiği, olay tarihinde görevli polis memurları hakkında davacının

şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma

Bürosu'nun 2013/177496 Soruşturma No.lu dosyasından ‘zor kullanma yetkisine

ilişkin sınırın aşılması’ suçlamasıyla başlatılan soruşturmada 19/09/2016 tarih

ve 2016/60402 Karar No.lu ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ verildiği,

bu karardan sonra İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün 03/11/2016 tarih ve

2016/9977 sayılı talimatına istinaden hazırlanan 16/11/2016 tarihli Disiplin

Araştırma Raporu ile olay tarihinde görevli polis memurları hakkında soruşturma

açılmasına gerek olmadığına karar verildiği, görülmüştür.

Her ne kadar, olay tarihinde görevli

polis memurları hakkında adli yönden başlatılan savcılık soruşturmasında

kovuşturmaya yer olmadığına, idari yönden başlatılan disiplin soruşturmasında

da soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verilmiş ise de, savcılık

soruşturma dosyasında sunulan İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 06/02/2015

gün ve 2015/2302 sayılı raporuna göre davacının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek

ölçüde hafif nitelikte yaralanmasının olduğunun sabit olduğu, rapora konu

yaralanmanın ise davacının gözlem altında tutulduğu süre içerisinde

gerçekleşmiş olması nedeniyle kamu görevlilerinin resmi görevlerini yaparken,

üstlerine atfedilen şekilde görevlerini tam olarak yerine getirmedikleri ve

hizmet kusuru işledikleri sonucuna varılmıştır.”

H. Polis

Memurları Hakkındaki Disiplin Soruşturması

39. Savcılık 22/9/2016 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararının bir örneğini 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca İstanbul Emniyet Müdürlüğüne

göndermiştir. Bu yazı üzerine Emniyet Müdürlüğü "zor kullanma yetkisine

ilişkin sınırın aşılması"ndan ötürü disiplin soruşturması

başlatmıştır.

40. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Disiplin Araştırma Kurulu

16/11/2016 tarihinde polis memurlarının kullandığı gücün zor kullanma yetkisi

kapsamında kaldığı gerekçesiyle disiplin soruşturması açılmasına yer olmadığına

karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

41. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

256. maddesi ile 86. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın

aşılması

Madde 256- (1) Zor kullanma yetkisine

sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin

gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna

ilişkin hükümler uygulanır."

"Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna

acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan

kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.)

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindekietkisinin basitbirtıbbîmüdahaleyle

giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört

aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

…”

42. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve

Salâhiyet Kanunu’nun 16. ve 13. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:

“Zor ve silah kullanma

Madde 16-(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.)

Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında,

direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek

şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî

şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen

kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop,

basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller,

polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere

direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı

yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak,

ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.

…"

"Madde 13- (Değişik:

3/8/2002-4771/10 md.)

…

B) Zor kullanılarak yakalananların,

C) Haklarında suç soruşturması yapılacak

olan şüpheli ve sanıkların,

Yakalanma anındaki sağlık durumları

tabip raporuyla tespit edilir.

…”

43. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 95. ve 99. maddeleri şöyledir:

"Madde 95- (1) Şüpheli veya sanık

yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında,

Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye

gecikmeksizin haber verilir.

(2) Yakalanan veya gözaltına alınan

yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğu

devletin konsolosluğuna bildirilir."

"Yönetmelik

Madde 99- (1) Gözaltına alınan kişilerin

bulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi

görevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı,

gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına

alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanakların

tutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk

tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak

kurallar, yönetmelikte gösterilir.”

44. 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 9. maddesi

ile 10. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Sağlık kontrolü

Madde 9- Yakalanan kişinin gözaltına

alınacak olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden

geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumu belirlenir.

Gözaltına alınan kişinin herhangi bir

nedenle yerinin değiştirilmesi, gözaltı süresinin uzatılması, serbest

bırakılması veya adlî mercilere sevk edilmesi işlemlerinden önce de sağlık

durumu hekim raporu ile tespit edilir.

Gözaltına alınanlardan herhangi bir

nedenle sağlık durumu bozulanlar ile sağlık durumundan şüphe edilenler, derhâl

hekim kontrolünden geçirilerek gerekiyorsa tedavileri yaptırılır. Bu durumdaki

kişilerden kronik bir rahatsızlığı olanların, istekleri hâlinde varsa kendi

hekimi nezaretinde resmî hekim tarafından muayene ve tedavi edilmeleri

sağlanır.

Gözaltına alınan kişinin ifadesini alan

veya soruşturmayı yürüten kolluk görevlisi ile bu kişiyi tıbbî muayeneye

götüren kolluk görevlisinin farklı olması zorunludur. Ancak personel

yetersizliği nedeniyle farklı kolluk görevlisinin bulunmaması hâlinde bu durum

belgelendirilir.

Tıbbî muayene, kontrol ve tedavi, adlî

tıp kurumu veya resmî sağlık kuruluşlarınca yapılır.

Hekim raporu üç nüsha hâlinde

düzenlenir. Kolluk görevlileri tarafından, hekim raporunu verecek birime,

yakalananın nezarethaneye giriş raporu mu, yoksa çıkış raporu için mi

getirildiği yazılı olarak bildirilir.

Yakalama veya nezarethaneye giriş

raporunun bir nüshası raporu tanzim eden sağlık kuruluşunda saklanır, ikinci

nüshası gözaltına alınana, üçüncü nüsha ise soruşturma dosyasına eklenmek üzere

ilgili kolluk görevlisine verilir.

Gözaltı süresinin uzatılması veya yer

değişikliği ya da nezarethaneden çıkış sırasında düzenlenen hekim

raporlarından; bir nüshası sağlık kuruluşunda saklanır, iki nüshası ise raporu

düzenleyen sağlık kuruluşunca kapalı ve mühürlü bir zarf içerisinde ilgili

Cumhuriyet başsavcılığına en seri şekilde gönderilir. Bunlardan bir nüshası

Cumhuriyet savcısı tarafından gözaltına alınanın kendisine veya vekiline

verilir, bir nüshası ise soruşturma dosyasına eklenir. Bu raporların

düzenlenmesinde ve Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesinde 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanununun 157 nci maddesinde belirtilen gizlilik kurallarına uyulur

ve bu amaçla gerekli tedbirler ilgili sağlık kuruluşunca alınır.

Hekim muayene esnasında 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununun 94 üncü maddesinde belirtilen işkence, 95 inci maddesinde

belirtilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence ve 96 ncı maddesinde

belirtilen eziyet suçlarının işlendiği yolunda herhangi bir bulguya rastlaması

hâlinde, keyfiyeti derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir. Bu durumda Ceza

Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti

Hakkında Yönetmeliğin 7 ve 8 inci maddesine göre işlem yapılır.

Hekim ile muayene edilen şahsın yalnız

kalmaları, muayenenin hekim hasta ilişkisi çerçevesinde yapılması esastır.

Ancak, hekim kişisel güvenlik endişesini ileri sürerek muayenenin kolluk

görevlisinin gözetiminde yapılmasını isteyebilir. Bu istek belgelendirilerek

yerine getirilir. Bu durumda gözaltına alınan kişinin talebi hâlinde müdafiî de

muayene sırasında gecikmeye neden olmamak kaydıyla hazır bulunabilir.

Kadının muayenesi, talebi hâlinde ve

olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır. Muayene edilecek

kadının talebine rağmen kadın hekimin bulunmaması halinde, muayene sırasında

hekim ile birlikte sağlık mesleği mensubu bir kadın personelin bulundurulmasına

özen gösterilir."

"Güvenlik araması

Madde 10 - Gözaltı birimine getirilen

kişi hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:

a) Nezarethaneye veya zorunlu hâllerde

bu amaca tahsis edilen yerlere konulmadan önce usulünce aranır. Kadının üst

veya vücudunun aranması, bir kadın görevli veya bu amaçla görevlendirilecek

diğer bir kadın tarafından yapılır.

b) Kendisine zarar verebilecek kemer,

kravat, ip, kesici ve delici alet gibi nesnelerden arındırılır.

...”

B. Uluslararası

Hukuk

1. Uluslararası

Mevzuat

45. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi

şöyledir:

“İşkence yasağı

Madde 3- (1) Hiç kimse işkenceye,

insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

46. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği,

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların

Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun

(İstanbul Protokolü) birinci ekinin 2. maddesi şöyledir:

“Devletler, işkence ve kötü muamele

şikayetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasını

sağlamakla yükümlüdürler. Açık bir şikayetin olmadığı durumlarda bile işkence

ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa, soruşturma yapılmalıdır.

Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili olduğundan şüphelenilen kişiler

ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan bağımsız, soruşturma

yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır. Bu kişilerin tarafsız tıp

uzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim veya bu tür uzmanları

çağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken, en yüksek profesyonel

standartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma sonuçları kamuya

açıklanmalıdır.”

47. İstanbul Protokolü’nün birinci ekinin 6. maddesi

şöyledir:

“6a) İşkence ve kötü muamele

soruşturmalarında çalışan tıp uzmanları her zaman en yüksek etik standartlara

uygun biçimde davranmalı ve tıbbi araştırma ve muayeneden önce kişinin

bilgilendirilmiş onamını almalıdır. Muayene, tıp biliminin kabul edilmiş

standartlarına uygun biçimde yürütülmelidir.Muayene, tıp uzmanın denetimi

altında, devlet görevlileri ve güvenlik güçleri mensuplarının mevcut olmadığı

bir ortamda, kişinin mahremiyetine saygı göstererek yapılmalıdır.

6b) Tıp uzmanı muayenenin hemen

sonrasında doğru bir yazılı rapor hazırlamalıdır. Bu raporda en azından

aşağıdaki bilgiler yer almalıdır:

(i) Görüşme Koşulları: Görüşme yapılan

kişinin adı, muayene sırasında mevcut olanların adları, bu kişilerin muayene

yapılan kişiyle olan ilişkileri, görüşmenin kesin tarihi, saati, görüşme

yapılan yerin adresi (uygun olduğu durumlarda görüşme yapılan odanın yeri),

görüşme yapılan yerin tanımı (örneğinklinik, cezaevi, ev vb.); görüşme

yapıldığı sıradaki koşullar (muayene için geldiğinde veya muayene sırasında

kişinin tabii olduğu kısıtlamalar, görüşme sırasında odada güvenlik güçlerinin

mevcut olup olmadığı, tutukluya eşlik edenlerin hal ve tavrı, muayeneyi yapan

kişiye yönelik tehditkar ifadeler vs.) ve diğer geçerli unsurlar;

(ii) Öykü: Gerçekleştiği iddia edilen

işkence ve kötü muamele yöntemleri, işkence ve kötü muamelenin ne zaman

gerçekleştiği, bütün fiziksel ve psikolojik semptomlar ve şikayetler de dahil

olmak üzere kişinin görüşme sırasında anlattığı öykünün detaylı bir raporu;

(iii) Fiziksel ve Psikolojik Muayene:

Uygun tanı koyucu testler ve mümkün olduğu durumlarda bütün yaralanmaların

renkli fotoğrafları da dahil olmak üzere klinik muayene sonucunda elde edilen

bütün fiziksel ve psikolojik bulguların kaydı.

(iv) Değerlendirme: Fiziksel ve

psikolojik bulgular ile işkence ve kötü muamele arasındaki muhtemel ilişkinin

değerlendirilmesi. Gerekli tıbbi ve psikolojik tedavi ve/veya yapılması gereken

başka tıbbi testler ve muayeneler için görüş ve tavsiyeler;

(v) Yazar: Raporda muayeneyi yapan

kişilerin adları açıkça belirtilmeli ve rapor hazırlayanlar tarafından

imzalanmalı;

6c) Hazırlanan rapor gizli tutulmalı ve

rapor muayene edilen kişiye veya kişinin yasal temsilcisi olarak atadığı

kimseye teslim edilmelidir. Muayene edilen kişi veya temsilcisinin muayene

süreci hakkındaki görüşleri de sorulmalı ve raporda bu kişilerin görüşlerine de

yer verilmelidir. Uygun olduğu durumlarda, işkence veya kötü muamele

iddialarını soruşturmakla yetkili olanlara da yazılı rapor verilmelidir. Bu

raporun yetkili kişilere güvenli bir biçimde ulaştırılmasını güvenceye almak,

Devlet'in sorumluluğudur. Muayene edilen kişinin rızası veya bu tür bir talepte

bulunma yetkisi bulunan mahkemenin yetki vermesi istisna olmak üzere, rapor

başka kimseye verilmemelidir.”

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

48. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); gözaltındaki

kişilerin tıbbi muayenelerinin, müdafi yardımından yararlanma hakkı ve

gözaltının üçüncü kişilere bildirilmesi hakkıyla beraber kötü muameleye karşı

en önemli tedbirlerden birini teşkil ettiğini ifade etmektedir. Buna göre, adli

muayene sırasında elde edilen delil, tutuklularla ilgili soruşturmalar

esnasında ve tutukluların kötü muamele iddiasında bulunmaları halinde önemli

rol oynamaktadır. Bu nedenle AİHM’e göre gözaltındaki kimselerin tıbbi muayene

sistemi yargı sisteminin tamamlayıcı parçasıdır. Bu bilgiler ışığında, AİHM’in

ilk görevi, mevcut davanın koşullarında, ulusal makamların gözaltındaki

kimselerin tıbbi muayene sisteminin etkili biçimde işlemesini sağlayıp

sağlamadıklarını belirlemektir (Salmanoğlu ve Polattaş/Türkiye, B. No:

15828/03, 17/3/2009, § 79)

49. İşkence ve kötü muamele iddialarının

araştırılmasındaki en önemli delillerden olan sağlık raporlarının, Avrupa

İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından tavsiye edilen standartlara ve

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların

Etkili Bir Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesine İlişkin Kılavuz'da

(İstanbul Protokolü) yer alan ilkelere uygun olması gerekmektedir. Gerekli

standartların altında kalan sağlık raporları tek başlarına kötü muamele

iddialarının kanıtlanması ya da aksinin ispatlanmasında yeterli görülmemektedir

(Ballıktaş/Türkiye, B. No: 7070/03, 20/10/2009, § 28).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

50. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

51. Başvurucu;

i. 8/7/2013 tarihinde hem annesiyle buluşmak hem de

Taksim Dayanışma Platformunun basın açıklamasını izlemek üzere Taksim

Meydanı’na geldiğinde polisin meydanı terk etmesini istediğini, kamusal alanda

durmasını engelleyen bir kural olmadığını söyleyince polisin kendisini nedensiz

yere yakaladığını,

ii. Emniyete götürülmek üzere bindirildiği araçta

saatlerce bekletildiğini, tuvalet ihtiyacını gidermesine izin verilmediğini,

iii. Gözaltına alınmadan önce Eyüp Devlet Hastanesine

götürüldüğünü, doktorla tek başına kalmasına izin verilmediğini, İstanbul

Protokolü’ne aykırı biçimde üstünkörü muayene edildiğini,

iv. Adli muayeneden sonra Emniyet Müdürlüğüne

geldiklerinde bir süre yerde oturtularak bekletildiği sırada polislerin “Görün

bakın daha neler yaparız, döveriz, görürsünüz” sözleriyle tehdit

edildiğini,

v. Nezarethaneye alınmadan önce zorla soyundurularak ince

arama diye tabir edilen C pozisyonunda arama yapıldığını,

vi. Nezarethanenin kirli ve böcek dolu olduğunu, saat 20.00’ye

kadar kendisine su ve yemek verilmediğini, ailesiyle görüştürülmediğini,

vii. 9/7/2013 tarihinde Haseki Devlet Hastanesine

giderken bir kadın polisin kendisine saldırdığını, ani biçimde kendisini

kolundan sıkıca tutup iteklediğini, kolunu omzundan çevirerek arkaya doğru

şiddetle büktüğünü, bu nedenle ciddi omuz ağrısı yaşadığını,

viii. Aynı polisin “Sana araçta daha neler yapacağım” diye

kendisini tehdit ettiğini,

ix. Haseki Hastanesinde doktorla yalnız kalabildiğini,

doktorun omzunda yırtık olabileceği şüphesiyle EMG çekilmesini önermesine

karşın gözaltından çıkınca buna izin verilmediğini,

x. 10/7/2013 tarihinde Eyüp Devlet Hastanesine kontrol

amacıyla tekrar götürüldüğünde retina yırtığından ötürü yakın geçmişte ameliyat

olduğunu, bu nedenle lens kullandığını ve lens temizliği için lens sıvısı

gerektiğini belirterek doktordan raporuna bunu da yazmasını istediğini,

doktorun polislere açıklama yapmasına rağmen lens suyu kullanmasına müsaade

edilmediğini ve dişlerini fırçalayamadığını,

xi. 11/7/2013 tarihinde Çağlayan Adliyesindeki Adli Tıp

Şube Müdürlüğünde adli rapor düzenlendiğini, doktorun sırada çok kişi olması

nedeniyle yüzüne bile bakmadan, İstanbul Protokolü’ne aykırı olarak birkaç

dakika içinde rapor düzenlediğini,

xii. 12/7/2013 tarihinde TİHV’ye başvurarak tıbbi

bulguları tespit ettirdiğini,

xiii. Dile getirdiği bu iddialarla ilgili yaptığı suç

duyurusunun kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığını

ifade ederek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağı ve bununla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

52. Bakanlık görüşünde; Anayasa Mahkemesi kararlarındaki

ilkelere yer verilerek başvurucunun şikâyetlerinin etraflıca araştırıldığı,

kamera kayıtlarının istendiği, polis memurlarının kimliklerinin tespit

edildiği, soruşturma sonucunda başvurucudaki yaralanma basit tıbbi müdahale ile

giderilebilecek düzeyde hafif olduğundan kullanılan gücün orantılı olduğu,

soruşturmanın sonuç yükümlülüğü anlamına gelmediği ifade edilmiştir.

53. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; Bakanlık

görüşünün sübjektif, bazı olay ve olgulara hiç değinmeden gerçeğin ortaya

çıkarılmasını engelleyen bir tutum içinde hazırlandığını belirtmiştir.

B. Değerlendirme

54. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

55. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Adil yargılanma ve etkili başvuru hakkını ilgilendiren şikâyetler, insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul yükümlülüğü kapsamında

kaldığından anılan ihlal iddialarına ilişkin olarak ayrıca inceleme

yapılmamıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Gözaltı

Sürecindeki Darp İddiası Yönünden

56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan işkence ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Gözaltı

Sürecindeki Diğer İhlal İddiaları Yönünden

57. Başvurucu; emniyete götürülmek üzere bindirildiği

araçta saatlerce bekletildiğini, tuvalet ihtiyacını gidermesine izin

verilmediğini, nezarethaneye alınmadan önce yapılan aramanın onurunu

zedelediğini, polislerce tehdit edildiğini, nezarethanenin kirli ve böcek dolu

olduğunu, su ve besin verilmediğini, lens suyunun temin edilmediğini öne

sürmüştür.

58. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında da

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle

bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 80).

59. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine neden

olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı

gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 81).

60. Kişinin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı

olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın

17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5.

maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir

soruşturma yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan, § 25). Ancak

etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle kötü muamele

iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. İddia edilen olayların

gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul, şüpheden uzak kanıtların

varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı

emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir.

Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün

gerekliliğinden bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

61. Başvurucu, gözaltına alındığı gece durumun

yakınlarına bildirilmesi gayesiyle kolluk tarafından istenen telefon numarasını

bildirmekten imtina etmiştir. Fakat sonraki aşamalarda gözaltı süresinin

uzatılması kararları başvurucunun yakınlarına bildirilmiş ve başvurucuya

müdafileri ile görüşme olanağı sağlanmıştır.

62. Başvurucu, bu başlık altındaki şikâyetlerini

nezarette kaldığı sırada avukatına iletme imkânına sahiptir. Başvurucu

nezaretten çıktıktan sonra Savcılıktaki ifadesinde ise çıplak arama teşebbüsü

dışında kalan iddialarla ilgili bir anlatımda bulunmamıştır. Başvurucunun

avukatı da aynı hususlarda suskun kalmıştır. Başvurucu gözaltında kötü

muameleye karşı önleyici nitelikteki bu mekanizmaların somut olayda uygulamaya

geçirilmediğini ileri sürmemiştir.

63. Öte yandan başvurucu, nezarethanede böcek olduğunu ve

temizlik koşullarının uygun olmadığını ifade etmiş ise de doktor raporlarında

bu iddiaların yol açtığı rahatsızlığını gösteren bir bulgu tespit edilmemiştir.

64. Kötü muamele mağduru olduğunu öne süren kişilerin

somut olgulara dayanmayan, yetersiz açıklamaları ya da iddialarının somut emare

ve delillerle desteklenmemesi durumunda bunların savunabilir olduğundan

bahsedilemeyecektir. Ayrıca kişilerin iddialarını desteklemek için yetkili

makamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de bulunmaktadır

(aynı yönde bkz. Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 46, 47).

65. Başvurucu kabul edilebilirlik kararı verilen darp

iddiasına ilişkin olarak TİHV İstanbul Temsilciliğinden rapor almıştır.

Başvurucu diğer iddialarıyla ilgili olarak herhangi bir girişimde bulunmamış;

TİHV tarafından verilen muayene raporunu ise tüm iddialarıyla birlikte olayın

üzerinden yaklaşık beş ay geçtikten sonra adli makamlara iletmiştir.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. İnsan

Haysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

67. Gözaltında kötü muamele yasağının maddi boyutunun

ihlal edildiği iddialarına ilişkin genel ilkeler için Cezmi Demir ve

diğerleri (aynı kararda bkz. §§ 80-96) başvurusu hakkında verilen karara

bakılabilir.

68. Başvurucu basın açıklamasını izlemek için bulunduğu

Taksim’de nedensiz yere yakalanarak Eyüp Devlet Hastanesine götürüldüğünü,

doktorla tek başına kalmasına izin verilmediğini, gözaltındaki ikinci gününde

Haseki Devlet Hastanesine giderken bir kadın polis memurunun kolunu omzundan

çevirerek arkaya doğru şiddetle bükmesinden ötürü yaralandığını, doktorun

omzunda yırtık olabileceği şüphesiyle EMG çekilmesini önermesine karşın

önerilen muayenenin yaptırılmadığını, üçüncü gün Çağlayan Adliyesinde bulunan

Adli Tıp Şube Müdürlüğünde doktorun sırada çok kişi olduğu gerekçesiyle yüzüne

bile bakmadan İstanbul Protokolü’ne aykırı şekilde birkaç dakika içinde rapor

düzenlediğini, gözaltından çıktıktan bir gün sonra TİHV'ye başvurarak tıbbi

bulguları tespit ettirdiğini, bu iddialarla ilgili suç duyurusunun kovuşturmaya

yer olmadığına dair kararla sonuçlandığını belirterek insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

69. Gözaltında olduğu için dış dünyayla ilişkisi kesilen

veya kendisine destek olabilecek ve gerekli kanıtları oluşturabilecek doktor,

avukat, aile yakını veya arkadaşlarla görüşmesi her an mümkün olmayan

başvurucunun gözaltı sırasında maruz kaldığı kimi kötü muamele davranışları

yönünden yaptığı şikâyeti destekleyecek kanıt toplamasının güçlüğü açıktır (Deniz

Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 79). Buna karşın başvurucunun

dosyaya ibraz ettiği doktor raporları, gözaltı sürecinde darp iddiasının

soruşturma yapılmasını gerektirecek düzeyde tartışılabilir olduğunu göstermektedir.

70. Bir kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına alındığı

ancak salıverildiği zaman vücudunda bir yaralanmanın tespit edildiği durumlarda

söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme ve

mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları sunma yükümlülüğü

devlete aittir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 94).

71. Yakalama ve etkisiz hâle getirme gibi kişinin kontrol

altına alınmaya çalışılması sırasında meydana gelen yaralanmalarda öncelikle

yaralanmaya sebebiyet veren gücün kullanım zamanının tespit edilmesi

gerekmektedir. Kişinin kontrol altına alınması tamamlandıktan sonra uygulandığı

tespit edilen kuvvet kullanımı için, gözaltında ve ceza infaz kurumunda olduğu

gibi kişinin devletin kontrolü altında bulunduğu sırada uğradığını ileri

sürdüğü kötü muamele iddialarına ilişkin ilkeler uygulanabilecektir. Kuvvet

kullanımının kişinin tamamen kontrol altına girmesinden önce, bir başka ifade

ile kişinin kontrol altına alınmaya çalışılması sırasında uygulandığının tespit

edilmesi hâlinde ise yapılması gereken, kullanılan gücün orantılı olup

olmadığının değerlendirilmesidir (Zeki Bingöl (2), B. No: 2013/6576,

18/11/2015, § 88).

72. Vücudundaki yaralanmaların yakalama sırasında meydana

geldiği yönünde başvurucunun bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucu, tespit

edilen yaraların nezarethaneye girmesiyle başladığını ileri sürmüştür.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda ise başvurucunun gözaltında alındıktan

sonra kolluğun kötü muamelesine maruz kaldığı iddiası üzerinde durulmadan

yaraların yakalama sırasında meydana geldiği varsayımından yola çıkılarak,

kullanılan gücün orantılı olduğu değerlendirilmiştir. Bu varsayım, ulaşılan

sonucun tutarlılığına gölge düşürdüğü gibi ispat külfetinin değişmesine de yol

açmayacaktır. Başvurucunun dile getirdiği darp iddialarının tamamı gözaltı

sürecine ilişkindir. Başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme

suçundan yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi de

altı çizilmesi gereken bir noktadır.

73. Soruşturma dosyasında bulunan doktor raporları

başvurucunun iddialarının karine hâline gelmesine yol açmıştır. Sağlıklı bir

şekilde gözaltına alınan başvurucudaki yaraların bu aşamadan sonra kolluk

görevlilerinin eylemleri sonucu olmadığına ilişkin ispat yükümlülüğü kamu

makamlarına aittir. Fakat somut başvuruda bu yükümlülüğün yerine getirilemediği

görülmüştür.

74. Başvurucunun maruz kaldığı şiddetin düzeyi ve meydana

gelen yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması

hususları birlikte dikkate alındığında eylemin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir (benzer yaklaşım için

bkz. İbrahim Süleymanoğlu, B. No: 2015/6557, 17/7/2019, § 70).

75. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. İnsan

Haysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

76. Gözaltında kötü muamele yasağının usul boyutuyla

ilgili ilkeler için Cezmi Demir ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§

109-121) başvurusu hakkında verilen karara bakılabilir.

77. Soruşturmanın etkililiği ele alınırken öncelikle

soruşturmaya başlandığı anda başvurucunun iddialarının savunulabilir olup

olmadığı ve soruşturmanın seyrinin buna uygun bir şekilde yönlendirilip

yönlendirilmediği tespit edilmelidir.

78. Kötü muamele iddiasıyla karşılaşan soruşturma

makamlarının olaydan haberdar olur olmaz resen ve derhâl harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri

tespit etmeleri gerektiği "Genel İlkeler" kısmında açıklanmıştır.

79. Somut olayda başvurucunun yaralandığını tespit eden

doktor raporlarının birer sureti başvurucu hakkında yürütülen soruşturma

dosyasında bulunmasına karşın Savcılık tarafından kolluk görevlileri hakkında

herhangi bir soruşturma başlatılmamıştır (aynı doğrultuda bkz. Şenol Gürkan,

B. No: 2013/2438, 9/9/2015, § 101; Süleyman Göksel Yerdut [GK], B. No:

2014/788, 16/11/2017, § 63; benzer yönde karar için bkz. Evin Barış, B.

No: 2016/172, 28/5/2019, § 38). Soruşturma başvurucunun olayın üzerinden beş ay

geçtikten sonra şikâyeti üzerine ancak başlatılabilmiştir.

80. Yetkililerce soruşturma konusu olayın gerektirdiği

tanık ifadeleri, bilirkişi incelemeleri gibi söz konusu olaylarla ilgili tüm

kanıtların elde edilmesi için mümkün olan tedbirler alınmalıdır (Cezmi Demir

ve diğerleri, § 114; Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No: 2013/9461,

15/12/2015,§ 73). Buna karşılık soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt

seviyedeki inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemleri listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye

Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

81. Özgürlüğünden mahrum bırakılan bir kişiye yönelik

olarak -kendi eylem ve tavırları mutlaka kuvvet kullanılmasını gerektirmedikçe-

zora başvurulması, insan onurunun zedelenmesi ve ilke olarak Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen yasağın ihlal edilmesi sonucunu

doğurabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 92).

82. Kötü muamele vakalarında fizikî bulgular bakımından

doktor raporlarının anahtar role sahip olduğunun altı çizilmelidir. Kamu

makamlarının bu yükümlülüğü yerine getirmek için, nezarethanedeki görüntü

kayıtlarının saklanması konusunda gerekli tedbirleri alması gerekmektedir.

Özellikle de gözaltında darp iddiası bulgularının hekim raporlarıyla ortaya

konulduğu somut başvuruda kamera kayıtlarının kopyasının elde edilmesi için

girişimde bulunulması gerekirdi. Kayıtların yaklaşık iki aylık süreden sonra

kendiliğinden silinmesi devletin makul bir şekilde açıklama yükümlülüğünü

ortadan kaldırmayacaktır.

83. Devletin kontrolü altında bulunan kişilere tıbbi

muayenelerin sağlanması kötü muameleye karşı önemli tedbirlerden birini

oluştururken bu muayenelerin usulüne uygun olarak yapılması ve raporların

usulüne uygun düzenlenerek gerekli mercilere sunulması vazgeçilmez bir öneme

sahiptir. Tıbbi muayeneler güvenilir ve gerçeğe uygun raporlarla sonuçlanmalı;

bunun için de muayeneler güvenlik görevlileri ve diğer kamu görevlilerin

bulunmadığı bir şekilde, tıp uzmanlarının kontrolünde özel olarak yapılmalıdır

(İstanbul Protokolü ek 1, madde 6).

84. "İlgili Hukuk" kısmında yer verilen

AİHM içtihadına göre gözaltındaki kişilerin müdafiyle görüştürülmesi, gözaltı

işleminin kişinin yakınlarına bildirilmesi ve etkin bir tıbbi muayenesi sistemi

kurulması kötü muamele olaylarının önlenmesi ve aydınlatılmasında yargı

sisteminin tamamlayıcı parçasıdır. "Ulusal Mevzuat" başlığı altında

yer verilen 2559 sayılı Kanun’un 13., 5271 sayılı Kanun’un 95. ve 99. maddeleri

ile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 9. maddesindeki

düzenlemeler bu mekanizmanın İstanbul Protokolü’ne uygun olarak tesis

edildiğini göstermektedir.

85. Bununla birlikte incelenen adli muayene raporlarında;

görüşme koşulları, olayın öyküsü, fiziksel ve psikolojik muayene, bulgularla

kötü muamele iddiaları arasındaki muhtemel ilişkinin değerlendirilmesi

hususlarında mevzuatta öngörülen ölçütlere riayet edildiği söylenemez. Zira

hazırlanan raporlarda, fiziksel muayene dışında kalan alanlarda bir tespite yer

verilmemiştir. Haseki Devlet Hastanesince tanzim edilen 9/7/2013 tarihli

raporda önerilen EMG tetkinin yaptırılmadığı görülmüş, ayrıca soruşturma dosyasında

başvurucunun gözaltında kaldığı 10/7/2013 tarihinde muayene ettirildiğini

gösteren bir rapora rastlanmamıştır.

86. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

gerekir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

87. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda

başvurucudaki yaraların yakalama sırasında meydana geldiği kabul edilmiştir.

Gözaltında, giriş sırasında alınan 8/7/2013 tarihli raporda sol kol dış yüzde

hafif kızarıklık olduğu kayıtlıdır. Gözaltı sürecinde alınan 9/7/2013 tarihli

raporda ise yeni bulgular elde edildiği görülmüştür. Gözaltı giriş ve çıkışında

alınan doktor raporlarındaki bulgulardaki bu farklılığın nedeni ve bunların

hangi süreçte gerçekleştiği hususunda başvurucunun iddialarıyla ilgili bir

değerlendirme yapılmamıştır.

88. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

89. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

90. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeninden yargılama ve

15.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

91. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

92. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

93. İncelenen başvuruda insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Dolayısıyla ihlalin Savcılığın verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararından

kaynaklandığı anlaşılmıştır.

94. Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek

Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına (Soruşturma No: 2013/17796, K.2016/60402) gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

95. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

96. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltı sürecindeki darp nedeniyle insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gözaltı sürecindeki diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Gözaltında darp nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının maddi ve usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına Başsavcılığına

(Soruşturma No: 2013/17796, K.2016/60402) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Hüseyin MECEK

Başvurucu

:

Ayşe ADANALI

Vekili

:

Av. Murat Deha

BODUROĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/76401, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olayın Arka
  10. B. Doktor
  11. Fm
  12. Değerlendirme
  13. Sonuç
  14. C. Savcılığın
  15. D. Başvurucunun
  16. E. Başvurucu
  17. F. Kolluk
  18. G. Başvurucunun
  19. H. Polis
  20. IV. İlgili
  21. Hukuk
  22. A. Ulusal Hukuk
  23. B. Uluslararası
  24. V. İnceleme Ve
  25. Gerekçe
  26. A. Başvurucunun
  27. B. Değerlendirme
  28. A. 1. Gözaltı sürecindeki darp nedeniyle insan
  29. B. Gözaltında darp nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin
  30. C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan
  31. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  32. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  33. M. Emin KUZ
  34. Boduroğlu
  35. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/76401
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Dursun Sarı Başvurusu (B. No: 2017/19448)
  • Halil Özer ve Mehmet Mansur Emen Başvurusu (B. No: 2017/33990)
  • Deniz Karadeniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18001)
  • Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği Başvurusu (B. No: 2017/4483)
  • Mübeccel Uncu Başvurusu (B. No: 2017/28124)
  • Ünsal Ünal Başvurusu (B. No: 2016/20763)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.