İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2016/20763 Tarih:

Ünsal Ünal Başvurusu (B. No: 2016/20763)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÜNSAL ÜNAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/20763)

Karar Tarihi: 27/2/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 30/9/2016 ve 28/2/2017 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2016/20763 numaralı başvuru ile 2017/6258 numaralı başvuru

arasında kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle bu başvuruların

birleştirilerek incelemenin 2016/20763 numaralı başvuru dosyası üzerinden

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul

edilemez olduğuna, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından başvurunun

Bölüme gönderilmesine 19/2/2019 tarihinde karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

11. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda

kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

12. Bu bağlamda komiser yardımcısı olarak görev yapmakta olan

başvurucu, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan

yürütülen bir soruşturma kapsamında 7/9/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

13. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucuyu 8/9/2016

tarihinde tutuklanması istemiyle Karabük Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

14. Karabük Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan 8/9/2016 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir.

15. Başvurucu 16/9/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği 23/9/2016 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar vermiştir.

16. Başvurucu 30/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Karabük Sulh Ceza Hâkimliği, adli kontrol tedbiri

uygulanarak 14/12/2016 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

18. Başvurucu 28/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelileri arasında

başvurucunun da bulunduğu 2016/5147 numaralı soruşturma dosyasında 11/9/2019

tarihinde ayırma kararı verilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçu

bakımından başvurucu hakkındaki soruşturmaya 2019/5478 numaralı dosya üzerinden

devam edilmiştir.

20. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/5148 numaralı

soruşturma dosyasında başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ve adli kontrolün kaldırılmasına

12/9/2019 tarihinde karar verilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. İlgili hukuk için bkz. Fatma

Maden B. No: 2016/28719, 17/7/2018, §§ 21, 22 ve Kamil Erdoğan B. No: 2017/4023, 19/4/2018,

§§ 17, 18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; tutuklanmasının hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde özetle başvurucunun kanuna aykırı

tutuklandığı iddiasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında

herhangi bir dava açmadığının gözlemlendiğinin, başvurucunun tutuklanmasının

hukuki olmadığına ilişkin iddiası incelendiğinde suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğunun, ayrıca olayda tutuklama

nedenlerinin mevcut olduğunun ve tutuklamanın ölçülü olduğunun

değerlendirildiği belirtilmiştir.

25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle; ortada

hiçbir somut delil olmadan ve tamamen varsayımsal olarak soyut iddialar üzerine

tutuklama kararı verildiğini, tutuklama şartlarının oluşmadığını, sadece

telefonunu değiştirmesinin tek başına kuvvetli suç şüphesini oluşturmadığını,

kanser hastası olmasına rağmen tutukluluğa itirazlarının haksız olarak

reddedildiğini, elde hiçbir delil ve emare olmamasına rağmen açılan soruşturma

sebebiyle kamu görevinden ömür boyu ihraç edildiğini, ağır bir hastalığa

yakalandığını, hakkında tutukluluk kararı verilmesinin gereklilik ve ölçülülük

ilkelerine aykırı olduğunu, haksız ve hukuka aykırı olarak tutuklanması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının açıkça ihlal edildiğini

belirtmiştir.

B. Değerlendirme

26. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17). Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının

ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde

başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir.

Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp

uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

27. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarak

yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına

veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını

devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün bu hususta bir başvuru mekanizması

öngördüğü anlaşılmaktadır. Anılan bent uyarınca haklarında yakalama veya

tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili olarak soruşturmanın sonunda

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya da kovuşturmanın sonunda beraate

hükmedildiği durumlarda anılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından

bağımsız olarak kişilere tazminat imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi

durumlarda kişiler hakkındaki yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna

uygun olmasının tazminat istemine engel teşkil etmediği anılan hükmün

içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.

28. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde; kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

29. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer

olmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin

-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi

uyarınca- yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından

bağımsız olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi -anılan

fıkranın (a) bendi uyarınca- bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu iddiasıyla

tazminat talep etme imkânları da mevcuttur.

30. Anayasa Mahkemesi; haklarında verilen kovuşturmaya yer

olmadığı veya beraat kararı kesinleşen kişiler yönünden de 5271 sayılı Kanun'da

öngörülen tazminat davası açma yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi

gerektiğini ifade etmiştir (Hüseyin Hançer,

B. No: 2013/8319, 7/1/2016, §§ 37-41; Bilal

Canpolat, B. No: 2014/983, 18/5/2016, §§ 37-43; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023,

19/4/2018, §§ 38-42).

31. Somut olayda şahsına uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olmadığını ileri süren başvurucu hakkında 12/9/2019 tarihinde verilen

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 12/10/2019 tarihinde kesinleştiği,

kararın kesinleştiği tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca başvurucunun tazminat

talebinde bulunma imkânına sahip olduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna

varılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Burak Cenk İLHAN

Başvurucu

:

Ünsal ÜNAL

Vekili

:

Av. Tümer ZEYTİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/20763, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası