İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemia Tutkal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/5030)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle uğranılan manevi zararın

Başvuru No2016/5030Tarih27 Şubat 2020Okuma13 dk · 2.501 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cemia Tutkal Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
27 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/5030
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.501 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle uğranılan manevi zararın

tazmin edilmesi istemiyle açılan tam yargı davasının esasının incelenmeksizin

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Hakkari il merkezinde 19/1/2012 tarihinde terör amacıyla bir

bombanın patlatılması sonucu başvuruculardan Cemia Tutkal'ın eşi, diğer

başvurucuların babası olan H.T.de kalıcı sakatlık oluşmuştur.

9. Başvurucular, olay nedeniyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine istinaden İçişleri Bakanlığından

manevi tazminat talebinde bulunmuş; talebin reddedilmesi üzerine Van 1. İdare

Mahkemesinde manevi tazminat talepli dava açmışlardır.

10. İdare Mahkemesi 23/1/2015 tarihli kararıyla davanın reddine

karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

".... söz konusu olayda

elde edilen istihbari bilgide yer olarak somut bir yeri işaret etmediği, zaman

ve kişi yönünden de bilgi bulunmadığı görüldüğünden idarenin hizmet kusurundan

söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

H.T.'nin yaralandığı

patlamada idarenin kusursuz sorumluluğu incelendiğinde ise; olayın davacıya

yönelik yapılmadığı, davacı ile idare arasında bir görev ilişkisi bulunmadığı,

davacının patlamaya toplum üyesi olmasından dolayı maruz kaldığı

anlaşıldığından olay nedeniyle idareye kusursuz sorumluluk atfedilmesi mümkün

bulunmamaktadır.

Öte yandan, olay nedeniyle genel hükümler

içerisinde hizmet kusuru ileri sürülerek açılan tam yargı davası dışında,

davacı vekilince olay nedeniyle sosyal risk ilkesinin yasalaşmış hali olan 5233

sayılı Kanun kapsamında tazminat talebiyle başvuru yapıldığı, Hakkari Valiliği

Zarar Tespit Komisyonunca yapılan değerlendirme sonucunda davacıya uğradığı

zarara karşılık 03.08.2012 tarih ve 210 sayılı karar ile 11.024,71 TL tazminat

ödenmesine karar verildiği, sulhname tasarısı davacı tarafından imzalanmaması

nedeniyle 19.11.2012 tarihinde uyuşmazlık tutanağı düzenlendiği, bu işleme

karşı dava açılmadığı görülmektedir.

Bu durumda, davacılar vekilince hizmet kusuru

ileri sürülerek davalı idareden tazminat talep edildiği, olumsuz cevap

verilmesi üzerine kusurlu sorumluluk ilkeleri (hizmetin kötü işlemesi, geç

işlemesi veya hiç işlememesi) ve kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca bakılan

davanın açıldığı anlaşıldığından, hizmet kusuruve kusursuz sorumluluk tespit

edilmeyen bu davada sosyal risk ilkesi uyarınca manevi tazminat talebinin

değerlendirmesine imkan bulunmadığı, ancak davacı vekilince 5233 sayılı Kanun

kapsamında yapılan başvuru üzerine olay nedeniyle açılacak tam yargı

davasındasosyal risk ilkesi kapsamında manevi tazminat talebinin

değerlendirilebileceğinden, iş bu davada manevi tazminat talebinin reddi

gerekmektedir."

11. İtiraz talebi Van Bölge İdare Mahkemesinin 13/1/2016 tarihli

kararıyla reddedilmiş, nihai karar 12/2/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

12. Başvurucular 10/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7.,

8., geçici 1., geçici 4. maddeleri (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

14. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“1. İdari dava türleri

şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

...”

15. 2577 sayılı Kanunu’nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek

hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

16. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,

K.2009/97 sayılı kararı şöyledir:

"5233 sayılı Yasa,

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla

karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan

vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif

bir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca uygun olarak yargılama

hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek buna ilişkin esasları Yasa'da

ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.

İdare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu

olan, nedensellik bağı kurulabilen zararları kusur sorumluluğu ilkesi uyarınca

tazminle yükümlüdür. Ancak bazen idare, kusur koşulu ve nedensellik bağı

aranmadan da meydana gelen bazı zararlardan sorumlu olabilmektedir. Bunlar,

idarenin kendi faaliyet alanıyla ilgili önlemekle yükümlü olduğu halde

önleyemediği zararlardır. 5233 sayılı Yasa'da yer alan sorumluluğun dayanağını

da kusursuz sorumluluğun bir türü olan ve bilimsel ve yargısal içtihatlarla

geliştirilen 'sosyal risk ilkesi' oluşturmaktadır.

Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari

bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların

karşılanmasına ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucunun sosyal

hukuk devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine yasayla

getirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal risk

ilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden ibaret

olduğunun tespiti, yasakoyucunun takdir yetkisi içindedir. İtiraz konusu

kurallarda yer alan maddi zararların öncelikle sulh yoluyla karşılanmasına

ilişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin

sonucu olmayan ve herhangibir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik

bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararların

da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk alanını

genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanını

genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında

meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine

ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir. Yasa'da bu zararlardan 'manevi' olan

kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi,

12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna

başvurma hakları saklıdır' denilerek Anayasa'nın 125. maddesinin birinci

fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu

ibare, idarenin sorumluluk alanını daraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı

yargı yolunu kapatan bir hüküm içermemektedir."

17. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve

E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“5233 sayılı Yasa, idarenin terör olaylarına

dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna

başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece

maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle

giderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen

nitelikte bir yasadır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin

18888/02 nolu başvuruya konu 12/1/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının

81. paragrafında, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla ilgili olarak 'Tazminat Kanun’unda

yalnız maddi zararlar için tazminat talep etme olanağının bulunduğu doğru olsa

da Kanun’un 12. maddesinin idari mahkemelerde manevi zarar için tazminat talep

etme olanağı verdiği görülmektedir.' ifadesine yer verilmiştir.

Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydana

gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca

karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve

kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak

manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması

gerekmektedir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular tazminat hukukunun genel ilkelerine göre

açtıkları davada manevi tazminatın 5233 sayılı Kanun kapsamında açılması

gereken bir davayla talep edilebileceği gerekçesiyle reddedilmesinin hukuka

aykırı olduğunu, 5233 sayılı Kanun'un manevi tazminatı karşılamadığını, manevi

tazminata hükmedilmesi gerekirken verilen kararın adil yargılanma hakkını ve

Anayasa'nın 2., 5., 37., 38., 124. ve 141. maddelerini ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Manevi tazminat isteminin reddedilmesi ile

ortaya çıkan temel sorun başvurucuların mahkemeye etkili erişiminin

engellenmesi olduğundan başvurucuların manevi tazminat istemi hakkındaki

iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden

incelenmesi uygun görülmüştür (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Mehmet Emin Timurtaş, B. No: 2014/2008,

22/11/2017, § 46).

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi zararların

özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların genel hükümlere göre

karşılanmasına da engel olmayan bir kanundur. 2577 sayılı Kanun'un 12. ve 13.

maddelerinde idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal

edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol 5233

sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan

zararın tazminine imkân sağlamaktadır (Abbas

Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81)

23. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin (Emir Ağgül ve diğerleri, B. No:

2014/16320, 21/11/2017) kararında belirtildiği üzere bir tazminat veya tam

yargı davasına konu olan alacağa ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında yürütülen

yargılamada, kişilerin taleplerini başlattıkları usulde hataya düşülerek

incelemenin yapılacağı mevzuat kaynaklarının daraltılmasının belirtilen anlamda

dava açılması ile ilgili bir kısıtlama olarak değerlendirilmesi ve bu

müdahalenin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

24. Nitekim 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminat

ödenmesine ilişkin benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve

Anayasa Mahkemesi, terör ve terörle mücadele kapsamında gerçekleşen zararlara

ilişkin manevi tazminat taleplerinin karşılanması için 5233 sayılı Kanun’da

hüküm bulunmamakla birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında

başvurucuların anılan talep hakkına sahip olduklarını belirtmiştir. Anayasa

Mahkemesi 5233 sayılı Kanun'un maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla

birlikte manevi zararların karşılanmasına da engel olmayan bir kanun olduğunu,

2577 sayılı Kanun’un 12. ve 13. maddelerinde, idarenin işlem veya eyleminden

kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı

tanındığını belirterek idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları davayı tazminat

hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucuların

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No:

2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

25. Somut olayda 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre manevi

tazminat talebiyle açılan dava, sosyal risk ilkesi gereğince 5233 sayılı Kanun

kapsamında yapılan başvuru üzerine açılacak tam yargı davasında

değerlendirileceğinden genel tazminat hukuku hükümlerine göre açılan bu davada

manevi zararların karşılanmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle

reddedilmiştir.

26. Oysa tazminat hukukunun genel prensiplerine göre açılan

manevi tazminat istemli davada 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesinin son

fıkrasındaki ve 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13. maddelerindeki (bkz. §§ 14, 15)

açık düzenlemeler ile Danıştay (bkz. § 17) ve Anayasa Mahkemesi (bkz. §

16)içtihatları dikkate alındığında manevi tazminat talebi hakkında idare

hukukunun genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir karar verilmesi

yoluyla başvurucuların mahkemeye erişimine olanak sağlanmalıdır.

27. Açtıkları manevi tazminat davasını tazminat hukukunun genel

hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucuların mahkemeye

erişim hakkına müdahalede bulunulduğu açıktır. Yukarıdaki belirtilen ilkeler

ışığında yapılan incelemede başvurucuları manevi tazminat davasını tazminat

hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum bırakan müdahale

yönünden değinilen içtihatlardan (diğerleri arasından Emir Ağgül ve diğerleri, Mehmet Emin Timurtaş başvuruları)

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı ve ölçüsüz müdahalenin

başvurucuların mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

30. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesi talebinde bulunmuştur.

31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

32. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

33. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58,

59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

34. İncelenen başvuruda başvurucuların manevi tazminat davasını

tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum

bırakılmaları nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

35. Bu durumda adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme

içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması

gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Van 1. İdare Mahkemesine (E.2012/1842,

K.2015/82) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van 1.

İdare Mahkemesine (E.2012/1842, K.2015/82) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.239,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Van Bölge İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Tuğba YILDIZ Başvurucular : 1. Cemia TUTKAL : 2. Deniz TUTKAL : 3. Sidar TUTKAL : 4. Sinan TUTKAL Vekili : Av. Fahri TİMUR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/5030, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/5030
Tarih
27 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Ersin Aytaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/14965)
  • Met-Ay Oto Kiralama Org. Tur. Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/6422)
  • Mehmet Nurullah Terece ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31370)
  • Ayşe Sevinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25385)
  • Celal Kaymal Başvurusu (B. No: 2017/25480)
  • Emre Ekin Başvurusu (B. No: 2016/7568)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.