İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ersin Aytaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/14965)

1. Başvuru, gözaltında darbedilmeye ilişkin şikâyet hakkında

Başvuru No2016/14965Tarih27 Şubat 2020Okuma37 dk · 7.406 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ersin Aytaş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
27 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/14965
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.406 kelime·37 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltında darbedilmeye ilişkin şikâyet hakkında

kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen Gevaş Cumhuriyet

Başsavcılığının (Savcılık) soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler

çerçevesinde alınan beyanlar ve olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Olarak

8. Başvurucular Kubilay Aytaş, Veysel Aytaş, Vasfi Aytaş ve

Ersin Aytaş kardeştirler.

9. 21/8/2015 günü saat 21.40 sıralarında Van iline bağlı Gevaş

ilçesi Kuşluk Mahallesi Balaban mezrasında bulunan jandarma kontrol noktasına

bomba yüklü bir araçla saldırı gerçekleştirilmiştir. Saldırı sonrasında dört

asker ve dört sivil çeşitli şekillerde yaralanmış, askerî araçlar zarar görmüş,

kontrol noktası ise kullanılamaz hâle gelmiştir. Çevredeki sivillere ait ev ve

işyerlerinde de maddi hasar meydana gelmiştir.

10. Yaşanan patlama sonrasında çevre köylerde bulunan geçici köy

korucuları olay yerine hareket etmiştir. Başvuruculardan Veysel Aytaş ve

Kubilay Aytaş'ın içinde bulunduğu araç olay yerinden geçerken geçici köy

korucuları tarafından şüphe üzerine durdurulmuş ve başvurucular yakalanarak jandarmaya

teslim edilmiştir.

11. Başvurucular yakalandıkları sırada elbiselerinin yırtık

olduğu, yüzlerinde ve vücutlarının çeşitli yerlerinde yara ve morlukla birlikte

darp ve kan izlerinin bulunduğu 22/8/2015 günü saat 08.00'de jandarma

tarafından tutulan tutanakla kayıt altına alınmıştır. Tutanağa göre

başvurucular yakalandıkları sırada içinde bulundukları aracın farları sönük,

camları kırık ve sağ ön lastiği patlak vaziyettedir. Ayrıca aracın sinyal kolu

ile bagaj kısmında plakalık yoktur.

12. Başvurucular Veysel Aytaş ve Kubilay Aytaş kollukta ve

Savcılıkta vermiş oldukları ifadelerinde;

i. Tatvan'da ikamet ettiklerini, olay tarihinde kullandıkları

araçları için sinyal kolu, kapı kolu ve plaklık almak için Tatvan'dan çıkarak

Van'a geldiklerini,

ii. Akşama kadar Van'da kalıp akşam saatlerinde Tatvan'a dönmek

üzere yola çıktıklarını,

iii. Saat 22.00 sıralarında Gevaş ilçesini geçip Balaban kontrol

noktasına geldiklerinde yol kenarında bulunan karakolda patlama olduğunu,

enkazın yola saçıldığını, takip ettikleri şeridin kapalı olduğunu gördüklerini

ve sol şeride geçerek açık olan kısımdan yollarına devam ettiklerini,

iv. Bu esnada yoldaki enkaz parçaları nedeniyle araçlarının

lastiğinin patlamış olabileceğini, olay yerinden biraz ilerleyip durmayı düşünürken

patlama yerinden yaklaşık üç yüz metre ileride, yolun sağında beyaz bir aracın

park hâlinde olduğunu fark ettiklerini, sağa çekip araçtan yardım almak

isterlerken korucu grubunun etraflarını sardığını,

v. Korucuların silah doğrultarak hemen araçtan inmelerini,

ellerini havaya kaldırmaları istediklerini, kendilerine nereli olduklarını

sormaları üzerine Tatvanlı olduklarını, oraya gittiklerini söylediklerini,

ardından hiçbir şey söylemeden silah dipçikleriyle, tekme ve tokatlarla hedef

gözetmeksizin en az yirmi dakika süreyle kendilerini dövüp serbest

bıraktıklarını, darbedilmiş olmaları nedeniyle de elbiselerinin yırtıldığını ve

yüzlerinin kan içinde kaldığını beyan etmişlerdir.

13. Jandarma tarafından 22/8/2015 günü saat 20.00'de düzenlenen

tutanakta, başvuruculardan Veysel Aytaş ve Kubilay Aytaş'ın 22/8/2015 tarihinde

yapılan mülakatlarında yollarının 15-20 kişilik PKK terör örgütü üyeleri

tarafından kesildiğini bildirmiş olmalarına rağmen avukatlarıyla yaptıkları

görüşmenin ardından kendilerini döven grubun koruculardan oluştuğunu beyan

ettikleri belirtilmiştir. Tutanağın ilgili kısmı şöyledir:

"...21.08.2015 günü

saat:21:50 sıralarında Yoldöndü J.Krk.K.lığı Balaban J.Asayiş Yol Kontrol ve

Arama noktasının giriş kısmında BTÖ mensuplarınca bombalı saldırı

gerçekleştirilmesi olayının şüphelileri olarak gözaltına alınan ... plakalı

otomobilde bulunan Veysel AYTAŞ,Kubilay AYTAŞ, yapılan ilk mülakatlarında

kendilerinin Balaban kontrol noktasından geçerken mermi seslerinin geldiği ve

kendilerinin durmadan devam ederek Bitlis-Tatvan istikametine devam ettikleri

daha sonra patlama noktasından yaklaşık 500 metre ateş gelen tarafta yolu

kesmiş olarak bulunan 15-20 kişilik bir gurubun bunları durdurarak darp

ettiklerini ve vücutlarının çeşitli yerlerinde kanama ve morluklar meydana

geldiğini söyledikleri. Bu şahısların kendi fıkirlerince korucu olduklarını

beyan ettikleri. 22.08.2015 günü yapılan mülakatta aynı olayları anlattıkları

ancak yollarını kesen 15-20 kişilik gurubun PKK terör örgütü üyesi olduklarını beyan

ettiği. Daha sonra Van barosu avukatlarından D.H. ile yapmış oldukları

görüşmeden sonra kendilerini kesin dövenlerin ve darp edenlerin korucu

olduklarını beyan ettikleri. Ayrıca Kubilay AYTAŞ ın Karakola getirildikten

sonra bile darpa maruz kaldığını beyan etmesi özellikle Kubilay AYTAŞ ın

ifadesinde çelişkilerin olduğunun yönlendirme sonucu ifadesinde değişikliğe

giderek Korucu ve Jandarma personelini suçlar tavırlar ve beyan içerisine

büründüğü tespit edilmiş olup, İş bu tutanak tarafımızdan tanzimle müştereken

imza altına alınmıştır."

14. Başvurucular Kubilay Aytaş ve Veysel Aytaş Savcılık ve

kolluk ifadelerinde;

i. Yollarını kesip kendilerini darbeden ve korucu olduklarını

düşündükleri ilk grup kendilerini serbest bıraktıktan sonra lastiği patlak

araçlarıyla yola devam etmek isterken açık kasa minibüs tipi bir araç içinde

bulunan korucuların kendilerini durdurduğunu,

ii. Araçtan inen yaklaşık on kadar korucunun silah doğrultarak

araçtan inip ellerini kaldırmalarını istediklerini,

iii. Üstlerinin kan içinde olduğunu gören korucuların bunu kimin

yaptığını sormaları üzerine korucuların yaptığını söylediklerini, bu

korucuların da kendilerini dövmeye başladığını, ölümle tehdit ettiklerini,

iv. Ardından koruculara ait araca yüzüstü bindirilerek yaklaşık

dört beş kilometre uzaklıktaki bir karakola götürüldüklerini, yolda aracın

içinde de sürekli dövüldüklerini, karakola geldiklerinde aracın karakolun

bahçesinde durdurulduğunu, aracın içine giren ve uzman çavuş oldukları

anlaşılan bazı askerler tarafından da oldukça ağır bir şekilde dövüldüklerini,

kendilerinden patlama olayını üstlenmelerinin istendiğini, ardından karakol

bahçesinde dövülerek ters kelepçe ile yüzüstü olarak nezarete atıldıklarını

ileri sürmüşlerdir.

15. Başvuruculardan Vasfi Aytaş ve Ersin Aytaş, kardeşleri olan

diğer başvurucular Veysel Aytaş ve Kubilay Aytaş'a ulaşamadıkları için onları

aramak amacıyla Tatvan'dan yola çıkarak Van'a hareket etmişlerdir. Vasfi Aytaş

ve Ersin Aytaş kardeşlerine ait olan ve yol kenarında park hâlinde duran aracı

görmüş, oradaki koruculardan kardeşlerinin patlama nedeniyle şüpheli olarak

jandarma karakoluna götürüldüklerini öğrenmişlerdir.

16. Başvurucu Vasfi Aytaş, Balaban Yoldöndü Jandarma Karakol

Komutanlığına gitmiş ve burada gözaltına alınmıştır. Ersin Aytaş hakkında ise

herhangi bir resmî işlem tesis edilmemiştir.

17. Başvurucu Vasfi Aytaş kolluk ve Savcılık ifadelerinde;

i. Kardeşleri Veysel Aytaş ve Kubilay Aytaş'ı aramak amacıyla

kardeşi Ersin Aytaş ve Ersin Aytaş'ın eşi H.A ile birlikte Van'a doğru yola

çıktıklarını,

ii. 15-20 kişilik bir grup korucunun aracın önünü keserek

kendilerini durdurduğunu, beş altı kişinin araca binerek kendisine nereli

olduklarını sorduğunu, Tatvanlı olduklarını söylemesi üzerine içlerinden

birinin şoför kapısının olduğu yere geçerek kardeşi Ersin Aytaş'ı araçtan

indirmeye çalıştığını ancak aralarından birisinin "Bırak adamı." demesi üzerine

kardeşini bıraktığını, bu olayın ardından saat 00.00 sıralarında olay yerinden

ayrıldıklarını ve Balaban istikametine doğru araçta bulunan korucularla

birlikte hareket ettiklerini,

iii. Araçta bulunan koruculardan birinin kardeşi Ersin Aytaş'tan

aracı durdurmasını istediğini, Ersin Aytaş'ı silah zoruyla şoför mahallinden

indirdiklerini, kardeşi Ersin Aytaş'ı indiren kişi ile kardeşi arasında itişme

yaşandığını, kardeşi Ersin Aytaş'ı korucuların darbettiğini beyan etmiştir.

18. Başvuruculardan Veysel Aytaş, Kubilay Aytaş ve Vasfi Aytaş

23/8/2015 tarihinde Savcılığa sevk edilmiştir. Burada ifadelerinin

alınmalarının ardından tutuklama talepli olarak sevk edildikleri Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından sorgulanmaları akabinde aynı gün serbest bırakılmışlardır.

19. Başvuruculardan Ersin Aytaş 22/8/2015 tarihinde Veysel Aytaş

ve Kubilay Aytaş ise serbest bırakıldıktan sonra 24/8/2015 günü Tatvan Devlet

Hastanesine giderek muayene olmuş ve haklarında adli rapor düzenlenmiştir.

B. Başvurucu Beyanları

20. Başvurucu Kubilay Aytaş'ın 21/8/2015 tarihinde Yoldöndü

Jandarma Karakol Komutanlığında müdafi huzurunda alınan ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...Ben dün yani

21.08.2015 günü öğleden sonra saat:14.00 sıralarında ağabeyim Veysel AYTAŞ ile

Van Sanayisine bize ait olan 13 A.. plakalı aracın eksikleri için yedek parça

almaya gittik.Van sanayisinde Veysel Oto Yedek Parça isimli iş yerine gittik.

Arabanın ihtiyacı olan sinyal kolu ve kapı kolu ile plakalık aldık.Daha sonra

Van merkezde Maraş Caddesinde ağabeyimle vakit geçirdik beraber yemek

yedik.Yemeğimizi yedikten sonra akşam saat:21:00 sıralarında Van ilinden Tatvan

ilçesine gitmek için tekrar yola çıktık.Daha sonra Gevaş ilçesi Balaban

Jandarma Asayiş noktasının önünden geçtik. Biz oradan geçerken yol üzerinde taş

parçalarının olduğunu gördüm.Etraf karanlıktı bende orada herhangi bir sokak

eylemi olmuş olabileceğini düşündüm ve yoluma durmadan devam ettim.Oradan

geçerken yerdeki taşlardan dolayı sağ ön lastik patladı.Yaklaşık 500 metre

ileride 10-15 kişilik silahlı korucu grubu bizi durdurdu.Bana 'Siz Kaçakçısınz

Vatan Hainisiniz' diyerek 3-4 kişi beni 3-4 kişi ağabeyim Veysel AYTAŞ'ı silahların

dipçikleriyle darp ettiler.Bu yaklaşık 10 dakika kadar sürdü. Ve bizi ölümle

tehdit ettiler.Daha sonra bizi serbest bırakarak gitmemize müsaade verdiler.Biz

de darp edildikten sonra üzerimiz yırtık ve yüzümüzde kan izleri vardı.

Kuskunkıran Tüneline yetişmeden trafik ışıklarında kavşak üzerinde bizi açık

kasa Transit durdurdu. Aracımızın farları arızalı olduğu için yanıp sönüyordu.

Bir anda aracı önüme kırarak yolu kapadı ve silahı doğrultarak araçtan inmemizi

istediler. Bizi araçtan indirdikten sonra 'Siz Vatan Hainisiniz,Sizi burada

öldüreceğim, suçunu kabul et' dediler ve bizi açık kasa Transite bindirerek

yüzüstü yatırdılar. Yaklaşık 10 kişi kadar varlardı.Transite bindirdikten sonra

başıma karnıma sırtıma tekme vurarak suçunu kabul et diyerek araç seyir halinde

iken darp ederek Karakola kadar getirdiler. Bir de bunun üzerine kafama silah

dayadılar.Beni Karakola getirdikten sonra Karakolun bahçesine alıp korucular ve

rütbeliler beni darp ettiler.Daha sonra beni ite kalka içeriye aldılar karanlık

bir odaya koydular, orada suçumu kabul etmem için beni zorladılar ve dövdüler.

Rütbelinin birisi beni Jiteme vereceğim diyerek tehdit etmiştir.Bu sırada

telefonum kırılarak zarar gördü ancak kimin kırdığını bilmiyorum Beni darp eden

korucu ve rütbelileri görürsem teşhis edebilirim.Benim darp edilmemden dolayı

şikayetçi ve davacıyım.Kara Kuvvetlerine müracaat ettiğim belge cüzdanımda

yoktur. Bu evrakımı göstererek Kara Kuvvetlerine müracaat ettiğimi söylediğim

ancak sen vatan hainisin diyerek küfür ederek evrakımı yırttılar.Askerde almış

olduğum izin belgem de cüzdanımda yoktur. Benim darp edilmemden dolayı yüzümde

yara, dişimde ağrı var, yüzüme vurdukları için dışım sallanıyor, başım kırık,

sırtımda ve göğsümde yara izleri var ,sol ayağımda ağrı var. Sol bacağımda

morluk var, kollarımda yara izleri var, benim bu durumumda Hastaneye sevkim

yapılmasına rağmen Doktor raporunda eksik belirtilen hususlar olmuştur. Doktor

vücudumu muayene etmemiştir.Gelişi güzel rapor hazırladığı için raporu

düzenleyen Doktordan da şikayetçiyim. Meydana gelen patlamayla alakalı hiçbir

alakam yoktur."

21. Başvurucu Veysel Aytaş'ın 21/8/2015 tarihinde Yoldöndü

Jandarma Karakol Komutanlığında müdafi huzurunda alınan ifadesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"...Ben dün yani 21.08.2015 günü öğleden

sonra saatini hatırlamadığım bir zaman diliminde kardeşim Kubilay AYTAŞ ile

birlikte Tatvan'dan çıkarak Van Sanayisine bize ait olan 13 AE 216 plakalı

aracın eksikleri için yedek parça almaya gittik. Van sanayisinde Veysel

Otomotiv isimli iş yerine gittik, arabanın ihtiyacı olan sinyal kolu ve kapı

kolu ile plakalık aldık. Daha sonra Van merkezde Maraş Caddesinde kardeşimle

vakit geçirdik beraber yemek yedik Biz sanayiden hava karardıktan sonra

çıktık.Yemeğimizi yedikten sonra akşam saatini hatırlamadığım bir zaman

diliminde Van ilinden Tatvan ilçesine gitmek için tekrar yola çıktık. Van

Beşyolda petrolden yakıt aldık. İsmini hatırlamıyorum ancak gördüğümde

hatırlayacağım petrolden yakıtı alarak yola çıktık. Ancak Petrolden aldığımız

yakıt ile ilgili herhangi bir fiş almadık. Daha sonra Gevaş ilçesi Balaban

Jandarma Asayiş noktasının önünden geçtik. Hangi saatte geçtiğimizi bilmiyorum

ancak biz oradan geçerken patlama olmuştu. Patlamayı biz görmedik. Patlama

neticesinde yol üzerinde taş parçalarının olduğunu gördüm.Biz oradan geçerken

etraf karanlıktı. Meydana gelen olaydan dolayı yolun sol şeridini kullanarak

yolumuza durmadan devam ettik. Sağ ön lastiğin patlama yaşanan alandan geçerken

patladığını düşünüyorum. Yaklaşık 300 metre ileride yaklaşık 15 kişilik silahlı

korucu grubu bize doğru namluyu doğrultarak bizi durdurdular. Bize Nereden

gelip nereye gittiğimizi sorarak nereli olduğumuzu sordular, biz de Tatvanlı

olduğumuzu söyledik. Hiçbir şey söylemeden bizi darp etmeye başladılar. Bizi

silahların dipçikleriyle ve namlularıyla darp ettiler. Bu yaklaşık 20 dakika

kadar sürdü ve bizi ölümle tehdit ettiler. Daha sonra bizi serbest bırakarak

gitmemize müsaade verdiler Bizde darp edildikten sonra üzerimiz yırtık ve

yüzümüzde kan izleri vardı. Kuskunkıran Tüneline yetişmeden Trafik ışıklarında

kavşak üzerinde bizi açık kasa Transit bizi durdurdu. 'Kim sizi vurmuş' diye

söylediler, bizde bizi 'korucular bu hale getirdi' dedik. Onlarda bize bizi

darp edenlerin Korucu olmadığını söyleyerek ışıklarda ki korucular da bizi darp

ettiler. Bizi durdurduklarında aracımızın farı yanmıyordu. Farımız bozuktu. Bir

yanıp bir yanmıyordu. Daha sonra bizi ölümle tehdit ederek bizi kamyonete

bindirdiler.Daha sonra bizi Karakola getirdiler Bizi Kamyonette yüzüstü

uzattılar Karakoldaki Askerleri etrafımıza topladılar bizi darp etmeye devam

ettiler. Tekme ile karnımıza kaburgama vurdular. Bizi Karakola getirdikleri

sonra bizi içeriye aldılar. Beni bu hale getiren Koruculardan şikayetçiyim.

Benim darp edilmemden dolayı kafamda üç bölgede darp izi mevcuttur. Sağ kaş

üzerinde yaram mevcuttur. Kollarım morluklar içerisinde.bel ve kalça ağrısından

oturup kalkamıyorum hareket edemiyorum. Kaburgam, çok ağrıyor. Darptan dolayı

bacağım ve ayak bileğim ağrıyor. Yeniden ayrıntılı rapor alınmasını istiyorum.

Beni muayene eden Doktor ayrıntılı muayene yapmadı. Gelişigüzel muayene ederek

rapor düzenledi. Vücudumun her yerine bakmamıştır. Dişimde kırık oluşmuştur.

Beni ayrıntılı muayene etmeyen Doktordan şikayetçiyim. Meydana gelen patlamayla

alakalı hiçbir alakam yoktur..Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum "

22. Başvurucu Vasfi Aytaş'ın 22/8/2015 tarihinde Yoldöndü

Jandarma Karakol Komutanlığında müdafi huzurunda alınan ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Ben dün yani 21.08.2015

günü saat:13.00-14.00'a kadar işim olmadığı için evimdeydim Daha sonra

belirttiğim saat diliminde uyandım kahvaltı yaptım ve saat15.30-16.00

sıralarında çarşıya çıktım. Daha sonra ağabeyim Veysel AYTAŞ'ı aradım ve nerede

olduğunu sorduğumda kardeşim olan Kubilay AYTAŞ ile Van iline Sanayiye doğru

gittiklerini ve yolda olduklarını söyledi bende kendisine tamam diyerek

telefonu kapattım. Daha sonra 17.00 sıralarında arkadaşlarımla Tatvan çarşı

merkezinde kahvede oturdum ve oyun oynadık Daha sonra akşam saat:21.00 sıralarında

kahveden ayrılarak evime gittim. Akşam yemeğimi yedikten sonra ağabeyim Veysel

AYTAŞ'ı saat:21.30 sıralarında arayarak nerede olduğunu sordum. Bana Gevaş

Akdamardayız geliyoruz dedi. Bende tamam diyerek telefonu kapattım. Saat:21:45

sıralarında Babamın evine gittim. Ailecek ortak olarak kullandığımız Peugeot

marka minibüsü alıp göl kenarında balıkçılık yapan teknecilerin yanına balık

almaya gidecektim. Ben ve ağabeyim Veysel AYTAŞ teknecilerden sürekli toptan

olarak balık alıp perakende satmaktayız. Ben de teknecinin yanına gitmeden

babamın evinde oturdum ve ağabeyim Veysel AYTAŞ'ı birkaç defa aradım ancak

cevap vermedi. Aradığım saati tam olarak hatırlamıyorum ama hatırladığım

kadarıyla bana ait 0 5... numaralı hattımdan, ağabeyim Veysel'i kendisine ait 0

5... numaralı hattı saat:21:50 yada 21:55 sıralarında aradığımı biliyorum.

Tekrar ağabeyimi aradığımda telefon açıldı ancak ağabeyim değildi. Çünkü

sesinden fark ettim. Telefonu kimin açtığını bilmiyorum. Ben karşımdaki kişiyi

tanımadığım için biraz sert bir tonla 'kimsin' dedim karşımdaki kişi ise

telefonu suratıma kapattı.Ben de kardeşim Ersin AYTAŞ'a ağabeyimin telefonuna

yabancı birisinin baktığını söyledim ve bu telaşla babamın evinden saat 22.00

yada 22.05 sıralarında Van iline doğru gitmek için ben, kardeşim Ersin ve Ersin

in eşi H.A. ile birlikte ailecek ortak kullandığımız ... plakalı Fiat Ducato

marka minibüs ile evden çıktık. Biz yola çıktıktan sonra ağabeyim Veysel

AYTAŞ'ı merak ettiğim için sürekli arıyordum ancak cevap vermiyordu.Daha sonra

yolda seyir halinde iken kardeşim olan Kubilay'ı aradım. Telefonu açtı ancak

konuşamıyordu. Ancak sanırım telefonu açık kaldı 'Bırakın beni ne yapacaksınız'

diye bir tartışma sesi duydum.Telaşlı olduğum için Kubilay'ı aradığım saati tam

olarak hatırlamıyorum ama ortafama 23:00 sıralarıydı. Yaklaşık birkaç dakika

telefonu açık kaldı. Bende yolda olduğum için şebeke gitti ve telefon

görüşmemiz kesildi. Kesildikten sonra ben sürekli ağabeyim Veysel AYTAŞ'ı

aramaya başladım ancak cevap vermedi Daha sonra bir daha aradığımda sesi

yabancı gelen bir erkek şahıs ağabeyimin telefonunu açarak cevap verdi. 'Siz

kimsiniz ağabeyim ve kardeşimi bırakın' diye yalvardım. Daha sonra şebeke

kesildi. Bu diyaloğun geçtiği saat ortalama 23:40 civarıydı. Kuskunkıran

tünelini geçtikten sonra ki Trafik ışıklarında ağabeyimin ... plakalı aracını

gördüm ve durdum. Durduğum sırada saat ortalama 23:40 civarıydı. Aracı

gördükten sonra tekrar Tatvan istikametine dönerek ağabeyime ait araca yakın

bir yerde durdum. Orada yolda bekleyen korucuları fark ederek ben ve kardeşim

Ersin AYTAŞ araçtan indik.İndikten sonra yol üzerinde bulunan Korucular bize

DUR ihtarı çektiler.Bizde durduk ve bu aracın sahibiyiz ağabeyim ve kardeşime

ulaşamıyoruz diye peşlerine düşerek buraya kadar geldiğimizi söyledim.

Korucular bana ağabeyin ve kardeşin bu Karakoldalar (yani Yoldöndü Karakolu)

dediler bende Karakola gideyim dedim ancak bana Karakola gitmen şu an tehlikeli

dediler. Bende Balabana gideceğimi söyledim ancak orasının kapalı olduğunu

söylediler.Bende araca kardeşimle binerek Balaban'a doğru gitmek için yola

çıktım.Yaklaşık 1 (bir) km gittim ve 15-20 kişilik bir grup Korucular aracın

önünü keserek DUR dediler bizde durduk.Durduktan sonra 5-6 kişi araca bindi

bana 'Nerelisiniz' diye sordular bende 'Tatvanlıyım' dedim.Daha sonra

içlerinden birisi Şoför kapısının olduğu yere geçerek kardeşimi araçtan

indirmeye çalıştı.Ancak aralarından birisi bırak adamı dedi ve indirmeye

çalışan kişi kardeşimi bıraktı.Bu diyalog olduktan sonra saat:00.00 sıralarında

oradan ayrıldık ve Balaban istikametine doğru araçta bulunan Korucularla

birlikte hareket ettik.Arkadan bir korucu kardeşime DUR demesi üzerine biz 5-10

metre kadar gittikten sonra tekrar aracı durdurduk.Kardeşimi silah zoruyla

direksiyondan indirdiler. Kardeşimi indiren kişi ile kardeşim arasında itişip

kalkışma oldu kardeşimi korucular darp etti ve kardeşim darp edildikten sonra

tekrar araca bindi Bütün Korucular aşağıya inmişti bizde herkes inmişken hemen

hareket ederek Balaban'a Karakoluna doğru araçla hareket ettik. Balaban

Karakoluna Kardeşimi ve ağabeyimi sormak için gidiyorduk. Balaban'ın önüne

geldiğimizde ortalık perişan bir şekilde her şey yola savrulmuş bir şekilde

olduğunu gördük ve durmadan korktuğumuz için Van istikametine doğru hızlı bir

şekilde ilerledik ve Van iskelesinden Tatvan'a Feribotla gitmek istedik ancak

Feribot saat:04.00 da olması nedeniyle beklemede kaldık. Bende bu arada

annemleri, ayarak Veysel ile Kubilay'ın Karakolda olduğunu bana Korucuların

söylediğini ilettim.Bunun üzerine Babam ile Muhtar Tatvan İlçe Jandarma

Komutanlığına giderek durumu öğrenmeye çalıştılar. Bu arada 22.08.2015 günü

gece saat:01:55 'te Yoldöndü Karakolundan beni arayarak kardeşlerimin bir

soruşturmaya esas olarak gözaltına alındığını söylediler.Biz de Van iskeleden

Tatvan'a Feribotla gitmek istedik ancak Feribot saati 04 00 olduğu için

ben,kardeşim ve eşi Van Feribot iskelesinde bekleme salonunda sabahın olmasını

bekledik.Ve 22.08.2015 günü saat:09:00 sıralarında Gevaş ilçesine gelerek

kardeşlerimi görmeye geldik.Benim dün yani 21.08.2015 günü saati saatine

hatırladığım kadarıyla bildiklerim ve gördüklerim anlattıklarımdan ibarettir

dedi..."

23. Başvurucular Savcılıkta alınan 23/8/2015 tarihli

ifadelerinde kollukta verdikleri ifadelerinin doğru olduğunu ve bunu aynen

tekrar ettiklerini beyan etmişlerdir.

C. Şüpheli Savunmaları

24. Başvuruya konu olayla ilgili olarak hiç kimsenin şüpheli

sıfatıyla ifadesi alınmamış olmakla birlikte üç geçici köy korucusunun ifadesi

Bilgi Alma Tutanağı düzenlenmek suretiyle alınmıştır.

25. F.M.nin 23/8/2015 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Olay tarihinde

patlama olduktan sonra sesi duydum ve tüfeğimi alarak hemen karakola geldim.

Yoldöndü mahallesinden diğer arkadaşlarda karakol önünde toplanmıştı Arkadaşlar

ile derhal Balaban asayiş noktasına gitmek için yaya olarak Işıklı kavşağa

kadar yürüdük emniyetimizi alarak tahmini 22:05 sıraları idi kavşağa

vardığımızda aşağıdan Van istikametinden Farları sönük lastiği patlak camları

kırık ... plakalı bir araç geldi şüpheli bir durum olduğu için derhal durdurmak

istedik durmadı daha sonra zorla önüne geçerek durmasını sağladık. Araca

yaklaştığımızda araç içerisinde 2 kişi olduğunu gördük araçtan inmelerini

istedik araçtan indiklerinde yüzleri gözleri kan vücutlarını çeşitli yerleri

darp edilmiş ve üzerlerinin yırtık olduğunu gördük. Patlama ile ilginiz varmı

diye sorduğumuzda bize haberimiz yok dedi. Bu haliniz ne diye sorduğumuzda bizi

aşağıda 15-20 kişillik korucu gurubunun patlama noktasından 400-500 metre

yukarıda kendilerini dövdüğünü söylediler. Bizde bunların patlama ile ilgileri

olabileceğini, düşünerek bir kamyonete bindirip Karakola gönderdik. Beraber

geldiğimiz arkadaşlardan arkamızdan araç ile gelen korucu gurubu balaban

noktaya doğru gitmeye başladılar daha sonra yaklaşık 3-5 dakika sonra giden

arkadaşların karakola 400-500 metre kala mesafede 10-15 kişilik teröristlerce

ateş altında kaldıklarını ve temasa girdiklerini giden arkadaşlar telefon ile

bildirdiler. Ben, [M.R.B.] ve [M.Z.U.] bu sırada Kubilay AYTAŞ ve Veysel AYTAŞ

ı karakola getiriyorduk. Tahmini bizim aldığımız Kubilay AYTAŞ ve Veysel

AYTAŞ'ı dövenlerde bizim korucu gurubu ile çatışmaya giren gurup aynı

kişilerdi. Karakola getirirken şahıslar bağırıp çağırıyorlardı. Karakola

getirdikten sonra Patlama etkisi ile elektrikler tamamen gitmişti şahısları

ayrı ayrı odalara alarak başlarına birer asker diktiler ve daha sonra bütün

karakoldaki rütbeliler ile patlama olan balaban asayiş noktasına gitmek için

karakoldan ayrıldık. Biz aldıktan sonra ve karakola getirdikten sonra şahıslara

herhangi bir darp yada şiddet uygulamadık. Adamların vücutlarında bir sürü darp

ve yara bere izi vardı. Üstleri yırtıktı biz yakaladığımızda..."

26. M.Z.U.nun 23/8/2015 tarihli ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Olay tarihinde patlama

olduktan sonra sesi duydum ve tüfeğimi alarak hemen karakola geldim. Yoldöndü

mahallesinden diğer arkadaşlarda karakol önünde toplanmıştı. Arkadaşlar ile

derhal Balaban asayiş noktasına gitmek için yaya olarak Işıklı kavşağa kadar

yürüdük emniyetimizi alarak tahmini 22:05 sıraları idi kavşağa vardığımızda

aşağıdan Van istikametinden Farları sönük lastiği patlak camları kırık ...

plakalı bir araç geldi şüpheli bir durum olduğu için derhal durdurmak istedik

durmadı daha sonra zorla önüne geçerek durmasını sağladık. Araca

yaklaştığımızda araç içerisinde 2 kişi olduğunu gördük araçtan inmelerini

istedik araçtan indiklerinde yüzleri gözleri kan vücutlarını çeşitli yerleri

darp edilmiş ve üzerlerinin yırtık olduğunu gördük. Patlama ile ilginiz var mı

diye sorduğumuzda bize haberimiz yok dedi. Bu haliniz ne diye sorduğumuzda bizi

aşağıda 15-20 kişillik korucu gurubunun patlama noktasından 400-500 metre

yukarıda kendilerini dövdüğünü söylediler. Bizde bunların patlama ile ilgileri

olabileceğini düşünerek bir kamyonete bindirip Karakola gönderdik. Beraber

geldiğimiz arkadaşlardan arkamızdan araç ile gelen korucu gurubu balaban

noktaya doğru gitmeye başladılar daha sonra yaklaşık 3-5 dakika sonra giden

arkadaşların karakola 400-500 metre kala mesafede 10-15 kişilik teröristlerce

ateş altında kaldıklarını ve temasa girdiklerini giden arkadaşlar telefon ile

bildirdiler. Ben, [F.M]. ve [M.R.B.] bu sırada Kubilay AYTAŞ ve Veysel AYTAŞ ı

karakola getiriyorduk. Tahmini bizim aldığımız Kubilay AYTAŞ ve Veysel AYTAŞ'ı

dövenlerde bizim korucu gurubu ile çatışmaya giren gurup aynı kişilerdi.

Karakola getirirken şahıslar bağırıp çağırıyorlardı. Karakola getirdikten sonra

Patlama etkisi ile elektrikler tamamen gitmişti şahısları ayrı ayrı odalara

alarak başlarına birer asker diktiler ve daha sonra bütün karakoldaki

rütbeliler ile patlama olan balaban asayiş noktasına gitmek için karakoldan

ayrıldık. Biz aldıktan sonra ve karakola getirdikten sonra şahıslara herhangi

bir darp yada şiddet uygulamadık. Adamların vücutlarında bir sürü darp ve yara

bere izi vardı. Üstleri yırtıktı biz yakaladığımızda. Benim bu olay ile ilgili

bilgim ve görgüm bundan ibarettir..."

27. M.R.B.nin 23/8/2015 tarihli ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Olay tarihinde patlama

olduktan sonra sesi duydum ve tüfeğimi alarak hemen karakola geldim. Yoldöndü

mahallesinden diğer arkadaşlarda karakol önünde toplanmıştı. Arkadaşlar ile

derhal Balaban asayiş noktasına gitmek için yaya olarak Işıklı kavşağa kadar

yürüdük emniyetimizi alarak tahmini 22:05 sıraları idi kavşağa vardığımızda

aşağıdan Van istikametinden Farları sönük lastiği patlak camları kırık ...

plakalı bir araç geldi şüpheli bir durum olduğu için derhal durdurmak istedik

durmadı daha sonra zorla önüne geçerek durmasını sağladık Araca yaklaştığımızda

araç içerisinde 2 kişi olduğunu gördük araçtan inmelerini istedik araçtan

indiklerinde yüzleri gözleri kan vücutlarını çeşitli yerleri darp edilmiş ve

üzerlerinin yırtık olduğunu gördük. Patlama ile ilginiz var mı diye

sorduğumuzda bize haberimiz yok dedi. Bu haliniz ne diye sorduğumuzda bizi

aşağıda 15-20 kişillik korucu gurubunun patlama noktasından 400-500 metre

yukarıda kendilerini dövdüğünü söylediler. Bizde bunların patlama ile ilgileri

olabileceğini düşünerek bir kamyonete bindirip Karakola gönderdik. Beraber

geldiğimizarkadaşlardan arkamızdan araç ile gelen korucu gurubu balaban noktaya

doğru gitmeye başladılar daha sonra yaklaşık 3-5 dakika sonra giden

arkadaşların karakola 400-500 metre kala mesafede 10-15 kişilik teröristlerce

ateş altında kaldıklarını ve temasa girdiklerini giden arkadaşlar telefon ile

bildirdiler. Ben, [F.M.] ve [M.Z.U.] bu sırada Kubilay AYTAŞ ve Veysel AYTAŞ'ı

karakola getıriyorduk. Tahmini bizim aldığımız Kubilay AYTAŞ ve Veysel AYTAŞ'ı

dövenlerde bizim korucu gurubu ile çatışmaya giren gurup aynı kişilerdi.

Karakola getirirken şahıslar bağırıp çağırıyorlardı. Karakola getirdikten sonra

Patlama etkisi ile elektrikler tamamen gitmişti şahısları ayrı ayrı odalara

alarak başlarına birer asker diktiler ve daha sonra bütün karakoldaki

rütbeliler ile patlama olan balaban asayiş noktasına gitmek için karakoldan

ayrıldık. Biz aldıktan sonra ve karakola getirdikten sonra şahıslara herhangi

bir darp yada şiddet uygulamadık. Adamların vücutlarında bir sürü darp ve yara

bere izi vardı. Üstleri yırtıktı biz yakaladığımızda. Benim bu olay ile ilgili

bilgim ve görgüm bundan ibarettir..."

D. Sağlık Raporları

28. Başvurucu Veysel Aytaş 22/8/2015 tarihinde kolluk tarafından

Gevaş Devlet Hastanesine götürülmüştür. Burada başvurucunun yaralanmasının

basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olduğunu belirten kesin hekim

raporu düzenlenmiştir.Sulh Ceza Hâkimliğince serbest bırakıldıktan sonra

başvurucunun gittiği Tatvan Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 24/8/2015

tarihli kesin hekim raporunda şikayetlerin basit tıbbi müdahale ile

giderilebilir olduğu belirtilmiştir.

29. Başvurucu Kubilay Aytaş hakkında Gevaş Devlet Hastanesince

düzenlenen 22/8/2015 tarihli raporda; göğüs sol kısımda yuvarlak şekilli

kızarık alan, sol sırt kısmında üç adet pıhtılı alan, sol dirsekte ve sol alın

kısmında pıhtılı alan, sağ omuz ve sağ dirsekte kızarık alan, sol diz üst

kısmında şişlik mevcut olduğu kayıtlıdır. Yine başvurucu Kubilay Aytaş'ın Sulh

Ceza Hâkimliğince serbest bırakıldıktan sonra gittiği Tatvan Devlet Hastanesi

tarafından düzenlenen 24/8/2015 tarihli kesin hekim raporunda şikâyetlerin

basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu belirtilmiştir.

30. Başvurucu Vasfi Aytaş 22/8/2015 tarihinde kolluk tarafından

Gevaş Devlet Hastanesine götürülmüştür. Burada düzenlenen kesin hekim raporunda

başvurucuda herhangi bir darp ve cebir izi bulunmadığı bildirilmiştir.

31. Başvurucu Ersin Aytaş hakkında Tatvan Devlet Hastanesi

tarafından düzenlenen 22/8/2015 tarihli kesin hekim raporunda başvurucunun şikâyetlerinin

basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu belirtilmiştir.

E. Başvurucular Hakkında

Yürütülen Soruşturma

32. Başvurucular Vasfi Aytaş, Kubilay Aytaş ve Veysel Aytaş

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Van Cumhuriyet

Başsavcılığınca 10/10/2016 tarihli iddianameyle kamu davası açılmıştır.

33. Başvurucular hakkındaki yargılama Van 2. Ağır Ceza

Mahkemesinde devam etmektedir.

F. Başvuruya Konu

Soruşturma Neticesinde Verilen Karar

34. Savcılık 10/6/2016 tarihli kararıyla başvurucuların

şikâyetlerine konu olaylarla ilgili olarak görevi kötüye kullanma suçundan ek

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Bu kararda başvurucu Ersin

Aytaş'ın iddialarıyla ilgili bir karar verilmediği gibi başvurucunun adı

müştekiler bölümünde de yer almamaktadır. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"...Jandarma Uygulama

Noktasında meydana gelen patlamadan hemen sonra patlama sesini duyan bir grup

köy korucusunun silahlarını alarak uygulama noktasının ilerisinde yukarıda

bulunan Yoldöndü Jandarma Karakolunun önüne geldikleri, yaya olarak patlamamın

meydana geldiği uygulama noktasına gitmek için ışıklı kavşağına kadar

yürüdükleri, bu sırada Van istikametinden farları sönük, lastiği patlak camları

kırık halde ... plakalı bir aracın geldiğini gördükleri aracın uyarılarına

rağmen durmaması üzerine zorla önüne geçerek durmasını sağladıkları, araçta iki

kişi olduğunu görerek bu kişileri indirdikleri, araçtaki Veysel Aytaş ve

Kubilay Aytaş isimli bu iki şahsı yüzlerinde ve vücutlarında kan ve darp

izlerinin olduğunu, giysilerinin yırtık olduğunu gördükleri, bu şahıslar

patlamayla ilgilerinin olmadığını, patlama noktasından 400-500 metre yukarıda

bir korucu grubun kendilerini dövdüklerini söyledikleri, Kubilay ve Veysel

Aytaş'ın korucular tarafından patlama ile ilgili olabilecekleri

değerlendirilerek karakola götürüldükleri ve karakolda muhafaza altına

alındıkları, karakolda Veysel' in telefonunu arayan bir şahsa korucunun cevap

verdiği, olayla ilgileri olabileceğini düşünerek arayan şahsı konuşturmaya

çalıştığı, bu kapsamda arayan şahsın olayla ilgisi olduğu değerlendirilen

şekilde konuştuğu ve durumun tutanağa bağlandığı, Veysel ve Kubilay

gözaltındayken kolluk tutanağı ile tespit edilen Veysel'i arayan şahıs ile

yapılan görüşmenin karşı tarafı olduğu anlaşılan ve karakola geldiğinde

gözaltına alınan Veysel ve Kubilay'ın kardeşi olan Vasfı Aytaş'ın ifadelerinde

suçlamayı kabul etmedikleri, Veysel ve Kubilay'ın olay günü Van sanayiden araç

parçası aldıkları, dönüş yolunda patlamanın meydana geldiği, kendilerinin

durmayarak yola devam ettiği kendilerini durduran bir korucu grubunun

kendilerini araçtan indirip dövdüğü, kendilerine silah doğrultarak tehdit

ettikleri, daha sonra araçlarına binerek yola devam ettikleri ve tekrar

korucular tarafından durdurularak karakola götürüldükleri, kendilerine

yakalanma sırasında ve karakolda korucular ve jandarma görevlileri tarafından

tehditte bulunulduğu, tekrar darp edildikleri, aracın sağ ön lastiğinin patlama

noktasındaki yerde bulunan taşlardan dolayı patlamış olduğu, Vasfı'nin de

kardeşlerine ulaşmak için telefonla onları aradığı, ancak tutanakta

belirtildiği şekilde konuşmadığı, yakalama nedeniyle rapor düzenleyen

doktorların da vücutlarındaki tüm yaralanmaları raporlarda belirtmediği şeklinde

beyanda bulundukları, avukatları tarafından dosyaya gönderilen dilekçede de

koruculardan, jandarma personelinden ve doktorlardan şikayetçi oldukları

anlaşılmış ise de;

...

Veysel, Kubilay ve Vasfı Aytaş'ın iddiaları

açısından ise; 22/8/2015 tarihli kolluk tutanağında belirtildiği üzere

karakolda saat 22:46'da Veysel Aytaş'a ait ... numaralı hattın rehberinde F.

olarak kayıtlı ... numaralı hattan arandığı, bunun üzerine köy korucularından

[Z.U'nun] telefonu açarak, karşıdaki şahıs ile Kürtçe konuşmaya başladığı,

karşıdaki erkek şahsın 'kimsin' diye sorduğu, korucunun patlamayla ilgili bilgi

alabileceğini düşünerek 'ben hevalim' dediği, karşıdaki erkek şahsın 'benim

kardeşim nerede' diye sorduğu ve bayan bir şahsa telefonu verdiği, bayan şahsın

'heval neredesin' dediği, korucunun da şahsı konuşturabilmek amacıyla 'ben

dağdayım, heval, biz bunlara bir iş verdik beceremediler' dediği, karşıdaki

bayanın 'bunlar eline roket mi almışlar ki siz bunlara roket verdiniz' dediği

ve telefonun aniden kapandığı, ardından saat 22:57'de yine Veysel Aytaş'a ait

... numaralı hattı ... numaralı hattan bir erkek şahsın aradığı, aynı korucunun

telefona baktığı, karşıdaki erkek şahsın 'neredesin' dediği, korucunun ise

'Kuşluk Köyünün dağındayım' diye cevap verdiği, bunun üzerine arayan erkek

şahsın 'sakın arabaya yaklaşmayın korucular var tehlikelidir' diyerek telefonu

kapattığı, olayla ilgili Veysel ve Kubilay Aytaş'ın yakalandığı aracın arka

bagajının plakalık aksamının bulunmadığı, sağ ön lastiğinin patlak olduğu, sağ

ön ve sağ arka camının kırık olduğu, araç içindeki sinyal kolunun olmadığının

tespit edildiği şahısların gözaltına alındığı, 22/8/2015 saat 20:00 sıralarında

düzenlenmiş kolluk tutanağına göre, Veysel ve Kubilay Aytaş'ın yakalandıktan

hemen sonra 21/8/2015 saat 21:50 de yapılan ilk mülakatta, kendileri Balaban

Kontrol Noktasından geçerken mermi seslerinin geldiği, durmadan yola devam

ettikleri, Tatvan istikametine gittikleri sırada patlama noktasından yaklaşık

500 metre sonra yolu kesmiş bulunan 15-20 kişilik bir grubun bunları durdurarak

darp ettiği, bu kişilerin kendi fikirlerince korucu olduklarını beyan

ettikleri, ancak 22/8/2015 günü yapılan mülakatta ise aynı olayları

anlattıkları, fakat yollarını kesen 15-20 kişilik grubun PKK terör örgütü üyesi

olduklarını beyan ettikleri, daha sonra avukatları ile yaptıkları görüşmenin

ardından kendilerini dövenlerin korucu olduklarını beyan ettikleri, bu nedenle

suçlamadan kurtulmak ve yönlendirme neticesinde korucu ve jandarma personelini

suçlar nitelikte beyanda bulundukları, şahıslar açısından patlama olayı ile

ilgileri olduğu değerlendirildiğinden fezleke düzenleneceği, her ne kadar

yakalandıklarında üzerlerinde yara ve kan izleri bulunsa da, ilk sözlü

beyanlarında koruculardan bahsetmemiş olmaları, sonra örgüt üyeleri tarafından

dövüldüklerini söylemeleri, yara izlerinin patlamayla ilgisi olup olmadığının

tespit edilemediği, patlamadan hemen sonra yüzleri ve giysilerinde kan izleri

ile tespit edilmiş olmaları, karakolda kendilerini arayan şahıslarla korucu

tarafından yapılan görüşmenin içeriği dikkate alındığında, Yoldöndü Köyü

korucuları, Yoldöndü Jandarma Karakolu personeli ve Gevaş Devlet Hastanesi

doktorlarına isnat ettikleri Görevi Kötüye Kullanma suçu açısından kamu davası

açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden, KAMU ADINA

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI..."

35. Başvurucuların bu karara yaptığı itiraz Van 1. Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından 14/7/2016 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

36. 1/8/2016 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 22/8/2016

tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

37. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren

veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir

yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki

etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması

halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli

para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

…

işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

38. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

99. maddesi şöyledir:

"(1) Gözaltına alınan kişilerin

bulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi

görevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı,

gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına

alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanakların

tutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk

tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak

kurallar, yönetmelikte gösterilir."

39. 5271 sayılı Kanunun "Bir

suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1)

Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini

veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar

vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî

kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür."

40. 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 9. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Yakalanan kişinin gözaltına alınacak

olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden

geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumu belirlenir."

B. Uluslararası Hukuk

41. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" kenar başlıklı

3. maddesi şöyledir:

"Hiç

kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi

tutulamaz."

42. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklar

Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye ya da zalimane,

insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya maruz

bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya da

bilimsel deneylere tabi tutulamaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

43. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

44. Başvurucular; yapılan yol kontrol uygulaması esnasında

kolluk kuvvetlerinin cebir ve şiddetine maruz kaldıklarından, yere yatırılarak

kelepçelendiklerinden, jandarmaya götürüldüklerinde de aynı şekilde cebir ve

şiddete maruz kaldıklarından yakınmaktadır. Şikâyetleri ile ilgili olarak

etkili ve adil bir soruşturma yapılmadığını, kendilerini muayene eden doktorun

tam anlamıyla görevini yerine getirmediğini de ileri sürmüşlerdir. Başvurucular

işkence ve kötü muameleye tabi tutulduklarını, bu nedenle Sözleşme'nin 3.

maddesinde düzenlenen işkence yasağı ile 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve

güvenlik hakkının ihlal edildiğini, ceza soruşturmasının gereği gibi

yürütülmemesi ve şikâyetlerine konu olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı

çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiş, soruşturmanın gereği gibi

yürütülmediği iddiası kötü muamele yasağının usul boyutu kapsamında kalmakta

olduğundan etkili başvuru hakkı yönünde ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

46. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerin

devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usul

boyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya da cezaya

tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hem bireyleri

bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili bir

soruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturma

yükümlülüğü) içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu,

negatif yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğün

alanında kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzer

yöndeki inceleme usulünü içeren kararlar için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No:

2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas,

B. No: 2014/7703, 2/2/2017, § 49).

47. Somut olayda başvurucuların jandarma, geçici köy korucuları

ve muayenelerini gerçekleştiren doktor hakkındaki şikâyetlerinin etkili bir

şekilde soruşturulmadığını ileri sürdükleri görülmektedir. Başvuru formu ve

ekinde yer alan bilgi ve belgelere göre soruşturmadaki deliller kötü muamele

yasağının esas yönünden incelenmesine bu aşamada imkân vermemektedir. Bu

nedenle somut olaya ilişkin değerlendirme, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında, sadece devletin pozitif yükümlülüğüne bağlı olarak ve

etkili soruşturma yükümlülüğü bakımından yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Başvurucu Vasfi Aytaş

Bakımından

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale

yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014,

§§ 42-45).

49. Somut olayda başvurucu Vasfi Aytaş, kolluk görevlileri

tarafından herhangi bir şekilde fiziksel bir şiddete maruz kaldığına yönelik

bir iddiası bulunmamakla birlikte kardeşlerine uygulandığı iddia edilen kötü

muamele eylemlerinin kendisinde bıraktığı etki yönünden de herhangi bir

açıklamada bulunmamıştır. Başvurucu başvuruya konu olaylardan güncel ve kişisel

olarak doğrudan etkilenme durumunu açık bir anlatımla ortaya koyamadığından

başvurucunun mağdur statüsünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvurucu Vasfi Aytaş

yönünden diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucular

Kubilay Aytaş, Veysel Aytaş ve Ersin Aytaş

Bakımından

51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

52. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün bir de usul boyutu bulunmaktadır. Bu usul

yükümlülüğü çerçevesinde devlet; her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının

sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın

temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde

uygulanmasını güvenceye almak, kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı

olaylarda bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap

vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

53. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç

ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle

birlikte yorumlandığında etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir.

Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya

elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde, sahip olduğu öneme rağmen

pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir

Canan, § 25).

54. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir

şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç

nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamaları mahkûmiyetle

ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına

gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 113).

55. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve

derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu

kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile

kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları

toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

56. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğunun

kabulü için;

- Yetkili makamların olaydan haberdar olur olmaz resen harekete

geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek

bütün delilleri tespit etmeleri (Cezmi Demir

ve diğerleri, § 114),

- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve mağdurların meşru

menfaatlerini korumak için soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde etkili

katılımlarının sağlanması (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 115),

- Soruşturmadan sorumlu ve incelemeleri yapan kişilerin olaylara

karışan kişilerden bağımsız olması (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117),

- Soruşturmaların makul özen ve süratle yürütülmesi (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114),

- Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir

(Cemil Danışman, B. No:

2013/6319, 16/7/2014, § 99) gerekmektedir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

57. Yukarıda belirtilen ilke kararlarında da vurgulandığı üzere

Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği soruşturma, kural olarak olayın

gerçekleştiği koşulların belirlenmesini sağlayacak nitelikte olmalı; ayrıca

soruşturmada olay ve olgular ciddiyetle öğrenilmeye çalışılmalı ve soruşturmayı

sonlandırmak için aceleci bir tavırla temelden yoksun sonuçlara

dayanılmamalıdır.

58. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,

ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri

dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği

bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler

listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

59. Somut olayda başvuruculardan Veysel Aytaş ve Kubilay Aytaş

kendilerinin, Vasfi Aytaş ise kardeşi Ersin Aytaş'ın kolluk kuvvetleri

tarafından darbedildiğini 21/8/2015-22/8/2015 tarihlerinde kolluk tarafından

alınan ifadelerinde belirtmişlerdir. Buna göre kötü muamele iddiasını kamu

makamlarının ifadelerin alındığı tarihlerde ilk kez öğrendiği kabul edilmelidir.

Savcılık başvurucuların iddiaları karşısında herhangi bir işlem tesis etmemiş,

kolluk fezlekesinde sunulan bilgi ve belgelerle yetinmiştir. Başvurucu Ersin

Aytaş'ın darbedildiği iddiasına ilişkin olarak herhangi bir soruşturma işlemi

gerçekleştirilmemiştir. Soruşturma dosyasının UYAP aracılığıyla yapılan

kontrolünde başvuruculardan Vasfi Aytaş'a ait ifade tutanağında yer alan Ersin

Aytaş'la ilgili iddialara ilişkin olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

-başvuruda belirtilmeyen- adli başka bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği

hususunda bir bilgi ya da belgeye de ulaşılamamıştır. Dolayısıyla soruşturmanın

derhâl ve kendiliğinden başlatılma ilkesine uygun olarak yürütüldüğü

söylenemeyecektir.

60. Başvuruculardan Veysel Aytaş ve Kubilay Aytaş'ın

iddialarının jandarma karakolunda geçen bölümünün aydınlatılmasında kamera

kayıtlarının incelenmesinin büyük önem arz edeceği açıktır. Savcılıkça

karakolda ve bahçesinde kamera olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılmamış

ve varsa kamera kayıtlarının temini için hiçbir işlem tesis edilmemiştir.

Geçici köy korucularının kolluk fezlekesinde yer alan ve bilgi alma şeklindeki

beyanları haricinde herhangi bir askerî personelin ifadesine başvurulmamıştır.

61. Başvuruculardan Veysel Aytaş ve Kubilay Aytaş kendileri

hakkında düzenlenen doktor raporlarının tümüyle doğru olmadığını, ayrıntılı

rapor talep ettiklerini Savcılığa iletmişlerdir. Savcılık söz konusu iddiaları

araştırmak için yeniden rapor aldırmamıştır. Takipsizlik kararında da neden

yeniden rapor aldırılmadığı hususunda bir açıklama bulunmamaktadır.

62. Savcılığın başvurucu Vasfi Aytaş'ın ifadesinde belirttiği,

kardeşi Ersin Aytaş'ın kolluk kuvvetleri tarafından darbedildiği iddiasını

araştırmak yönünde hareketsiz kaldığı görülmektedir. Başvurucu Ersin Aytaş'ın

muayenesi yapılarak hakkında sağlık raporu düzenlenmesi yoluna gidilmemiş, bu

iddialara ilişkin olarak Ersin Aytaş ve eşi H.A.nın beyanlarına

başvurulmamıştır. Esasında söz konusu iddialarla ilgili olarak bir soruşturma

yapılmadığı gibi bu iddialara ilişkin bir karar da verilmemiştir.

63. Dolayısıyla Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmada gerekli

delilleri toplayarak bunun sonucunda bir değerlendirme yoluna gitme hususunda

gerekli özeni göstermediği anlaşıldığından başvuru konusu olayda etkin soruşturma

yapma yükümlülüğüne uygun hareket edildiği söylenemeyecektir.

64. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutuyla ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

65. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

66. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

67. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

68. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir

(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

69. İncelenen Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele

yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargısal bir karara varmak için gerekli

olan deliller toplanmadan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen ek kovuşturmaya

yer olmadığına dair karardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

70. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden etkin bir adli soruşturma yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun gerekli incelemeler yapıldıktan sonra yeniden karar vermekten

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere

Gevaş Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma No: 2015/612) gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

71. İhlal tespitinin yeterli bir giderim sağlayacağı

anlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Vasfi Aytaş yönünden kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi

yönünden yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

OYBİRLİĞİYLE,

2. Başvurucular Kubilay Aytaş, Veysel Aytaş ve Ersin Aytaş

yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Başvurucular Kubilay Aytaş, Veysel Aytaş ve Ersin Aytaş

yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan

kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar

ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Gevaş

Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.239,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/2/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Dosyada yer alan Van Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2016

tarihli iddianamesinin incelenmesinden; başvuruculardan (V.A) dışındaki üçü

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı, anılan

başvurucuların 21.8.2015 tarihinde gece saatlerinde Gevaş ilçesi Balaban

Jandarma uygulama noktasının girişine bölücü örgüt mensuplarınca park edilen

bomba yüklü aracın patlatılması sunucu birçok kişinin yaralanması ve maddi

hasar meydana gelmesi şeklinde gelişen olayda, olay yerinde gözcülük yapmak

suretiyle bu eyleme iştirak ettiklerinin belirtildiği, başvurucuların

kendileriyle yapılan 21.8.2015 ve 22.8.2015 tarihli mülakatlarda, araçlarıyla

seyir halindeyken yolda kendilerini durdurup darbeden kişilerle ilgili olarak

“korucu oldukları”, “PKK’lı oldukları” şeklinde açık çelişki gösteren

beyanlarda bulundukları, Jandarma karakolunda başvuruculardan birinin (V.A.)

cep telefonunun çalması üzerine bir köy korucusunun karşıdaki bir erkek ve bir

bayanla yaptığı ve kendisine bölücü örgüt mensubuymuş gibi tanıttığı

konuşmadaki beyanların mahiyetinden başvurucuların bölücü örgütle bağlantılı

olduklarının anlaşıldığı ve bu konuşmanın bir tutanakla tespit edildiği, ayrıca

iki başvurucunun içinde bulunduğu aracın farlarının sönük, lastiğinin patlak,

camlarının kırık oluşu, uyarılara rağmen aracın durdurulmayarak seyire devam

etmesi olguları dikkate alındığında, başvurucuların güvenlik kuvvetlerince

(Jandarma personelince ve korucular tarafından) darbedildikleri yolundaki

iddialarının soyut ve hayatın olağan akışına uygun düşmediği, Cumhuriyet

Savcılığınca başvurucuların şikayeti üzerine yapılan soruşturma ile varılan

sonuçta herhangi bir usuli noksanın bulunmadığı, dolayısiyle Anayasanın 17.

maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlâl

edilmediği kanaatine vardığımdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamadım.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Mustafa EKİM Başvurucular : 1. Ersin AYTAŞ 2. Kubilay AYTAŞ 3. Vasfi AYTAŞ 4. Veysel AYTAŞ Vekili : Av. Cemal DEMİR Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14965, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Olarak
  7. B. Başvurucu Beyanları
  8. C. Şüpheli Savunmaları
  9. D. Sağlık Raporları
  10. E. Başvurucular Hakkında
  11. F. Başvuruya Konu
  12. Kovuşturmaya Yer Olmadığı..."
  13. IV. İlgili Hukuk
  14. A. Ulusal Hukuk
  15. B. Uluslararası Hukuk
  16. V. İnceleme Ve Gerekçe
  17. A. Başvurucuların
  18. B. Değerlendirme
  19. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin
  20. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  21. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Karşıoy Gerekçesi
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14965
Tarih
27 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Met-Ay Oto Kiralama Org. Tur. Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/6422)
  • Mehmet Nurullah Terece ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31370)
  • Ayşe Sevinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25385)
  • Celal Kaymal Başvurusu (B. No: 2017/25480)
  • Emre Ekin Başvurusu (B. No: 2016/7568)
  • Savaş Keleş Başvurusu (B. No: 2017/36190)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.