İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2017/28124 Tarih:

Mübeccel Uncu Başvurusu (B. No: 2017/28124)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MÜBECCEL UNCU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/28124)

Karar Tarihi: 27/2/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru imar durumu özel spor alanı olarak değiştirilen

taşınmaz üzerindeki kısıtlılığın ağır bir külfete yol açtığı gerekçesiyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Ankara'nın Mamak ilçesine bağlı Kıbrıs-İmar

mahallesinde bulunan 15.761 m2 yüz ölçümlü 39337 ada 1 parsel

sayılı taşınmazın 3733 payı ile yine aynı mahallede bulunan 50.000 m2 yüz ölçümlü 39414 ada 1 parsel sayılı

taşınmazın 3396 payının malikidir.

9. Mamak Belediye Meclisinin 28/12/2001 tarihli kararını

onaylayan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 8/3/2002 tarihli kararıyla Kıbrıs-Güney Bayındır Revizyon İmar Planı'nda

bu taşınmazların imar durumu spor alanı

olarak belirlenmiştir.

10. Başvurucu taşınmazlarının uzun süredir kamulaştırılmadığını

belirterek 13/3/2012 tarihinde Mamak Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi

(Büyükşehir Belediyesi) ile Gençlik ve Spor Bakanlığı aleyhine Ankara 23.

Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası

açmıştır. Dava dilekçesinde taşınmazlardaki hisselerin kamulaştırma bedeli

talep edilmiştir.

11. Mamak Belediye Meclisi 2/5/2012 tarihinde bu taşınmazların

imar durumlarının özel spor tesis alanı

olarak değiştirilmesine karar vermiştir. Büyükşehir Belediye Meclisi 15/6/2012

ve 9/8/2012 tarihlerinde bu kararları onaylamıştır. Onaylama kararlarının

gerekçesinde özetle şu tespitlere yer verilmiştir:

i. Başvurucunun kullanım hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle dava

açtığı belirtilmiştir.

ii. Kamu ortaklık payı tarzında ayrılmış spor, sağlık, eğitim,

rekreasyon, ağaçlandırma gibi donatı alanları için kamulaştırmasız el atma

davaları açıldığı ve "bazı avukatlar

tarafından KOP hissedarlarından yetki toplamak suretiyle el koyma konulu

marjinal bir sektör oluşturulduğu" açıklanmıştır.

iii. İmar planının yürürlüğe girdiği tarihte belirlenen donatı

alanlarının kamu mülkiyetinde olanlar hariç maliklerince özel amaçlarla

kullanılabileceği veya maliklerince planlama ilke ve esaslarına uygun ortaklaşa

imar planı değişikliği sunulabileceği yönündeki plan notlarına atıf

yapılmıştır. Bu çerçevede ilgili belediyelerce sosyal donatı tesislerinin

uygulama imar planlarına ayrı ayrı özel

ibaresi işlenmek suretiyle Belediye Meclis kararına bağlanıp Büyükşehir

Belediyesi Başkanlığına sunumlarının Meclis kararına bağlandığı ifade

edilmiştir.

iv. Sonuç olarak taşınmazın imar durumunun özel spor alanı

olarak belirlenmesinin planlama ilke ve esasları açısından uygun olduğu

belirtilerek uygulama imar planındaki değişiklik onaylanmıştır.

12. Başvurucu 6/11/2012 tarihinde Mamak Belediyesi nezdinde bu

karara itiraz etmiştir. Belediye Meclisi 2/1/2013 tarihinde itirazı reddetmiş,

bu red kararı Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 12/3/2013 tarihinde

onaylanmıştır.

13. Başvurucunun açtığı tazminat davasında yapılan yargılama

sırasında görev itirazı 29/6/2012 tarihinde reddedilmiş, bunun üzerine

davalılar idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması talebinde

bulunmuşlardır. Danıştay Başsavcılığının talebi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi

4/2/2013 tarihinde, başvurunun kabulü ile görev itirazının reddine ilişkin

kararın "davanın taşınmaz bedelinin

tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden"

kaldırılmasına karar vermiştir.

14. Mahkeme, Uyuşmazlık Mahkemesinin kararını gerekçe göstererek

2/4/2013 tarihinde yargı yolu yönünden davanın reddine karar vermiştir.

15. Başvurucu bu defa 15/7/2013 tarihinde Ankara 3. İdare

Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır.

16. Mahkeme 1/7/2012 tarihinde konusu kalmayan dava hakkında bir

karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde,

kesinleşmiş plan değişikliğiyle özel mülkiyete konu olabilecek şekilde kullanım

amacı getirildiği belirtilmiştir. Mahkemeye göre imar planından kaynaklanan

nedenlerle kamulaştırma yapılmasına gerek kalmadığı için tazminat ödenmesine

gerek bulunmamaktadır. Mahkeme bu sebeple davanın esası hakkında bir karar

verilmesine yer olmadığı sonucuna varmıştır.

17. Başvurucu kararı temyiz etmiş, Danıştay Altıncı Dairesi

18/8/2016 tarihinde temyiz isteminin görev yönünden reddine ve dosyanın Ankara

Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

18. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi

30/12/2016 tarihinde itirazı reddederek kararı onamıştır. Daire başvurucunun

karar düzeltme talebini de 12/5/2017 tarihinde reddetmiştir.

19. Nihai karar başvurucu vekiline 2/6/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 30/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29 kararı.

22. Danıştay Altıncı Dairesinin 12/2/2015 tarihli ve

E.2011/2547, K.2015/763 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Dosyanın incelenmesinden, Ankara İli,

... İlçesinde bulunan, ... ada, ... parsel sayılı, 4177 m² yüzölçümlü Maliye

Hazinesi mülkiyetindeki taşınmazın, imar planıyla kreş alanı olarak ayrıldığı

ve Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığınca ... tarihinde Milli Eğitim

Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği, dava konusu

plan değişikliğiyle uyuşmazlığa konu taşınmazın 'Özel Eğitim Tesisi Alanı'na

dönüştürüldüğü, plan değişikliği yapılırken, yukarıda değinilen Yönetmelik

kapsamında imar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı

alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık ve kuruluşların

görüşleri alınmadığı gibi plan değişikliğiyle ilgili olarak; plan ana

kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengesini

bozmayacak nitelikte, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelerin ve kamu yararının

zorunlu kıldığı durumların ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.

...

Bu itibarla, gerek yatırımcı kuruluşun

görüşünün alınmaması ve gerekse plan değişikliğini gerekli kılan bilimsel,

nesnel ve kamu yararına ilişkin gerekçelerin ortaya konulmaması nedeniyle tesis

edilen plan değişikliği işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından işlemin iptali

gerekirken, aksi yaklaşımla davanın reddine karar veren Mahkeme kararında

mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir..."

23. Danıştay Altıncı Dairesinin 20/12/2016 tarihli ve

E.2016/13035, K.2016/9113 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Dosyanın incelenmesinden, Ankara İli,

...İlçesi, ...Mahallesi, 90224 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1992 tarihli imar

planında 'spor alanı' olarak ayrıldığı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin

... tarihli ... sayılı kararı ile imar planı değişikliği yapılarak dava konusu

taşınmazın 'özel spor alanı' olarak belirlendiği, söz konusu değişikliğin

Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 09.10.2013 tarih ve E:2013/538, K:2013/1546

sayılı kararıyla iptaline karar verildiği ve anılan kararının Danıştay Altıncı

Dairesinin E:2014/226, K:2016/2237 sayılı kararı ile onandığı görülmektedir.

Öncelikle 01.08.2011 tarihinde Ankara 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açıldıktan sonra Ankara Büyükşehir

Belediyesince 2013 tarihli plan değişikliği yapıldığı, anılan planın iptal

edildiği ve iptal kararının onandığı hususu dikkate alındığında, artık dava

konusu taşınmazın plansız alana dönüştüğü; taşınmazda imar planında belirlenen

kullanımdan dolayı kamulaştırmayı gerektirir bir kısıtlılığın söz konusu

olmadığı ve tazminat verilmesi şartlarının oluşmadığı ortadadır. Bu sebeple her

ne kadar İdare Mahkemesince tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş ise de,

dava konusu taşınmaza ilişkin yeniden bir planlama yapılıp yapılmadığı hususu

araştırılmadan verilen kararda isabet bulunmamaktadır.

Bu durumda, plansız konumda bulunan taşınmaz

açısından veya dava konusu taşınmaza ilişkin yeni bir plan yapıldığı ve

taşınmazın yine kamusal kullanıma ayrılarak taşınmaz üzerindeki kısıtlılığın

devam ettiği hususunun tespiti halinde ise; yeni yasal düzenleme uyarınca İdare

Mahkemesince bu hususlar göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmesi

gerekmektedir..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu hissedarı olduğu taşınmazların spor alanı olarak belirlenmesiyle imar

durumuna dair açtığı dava devam ederken bu defa taşınmazın özel spor alanı tesisi ilan edildiğini

belirtmiştir. Başvurucu taşınmazların niteliğinin tek başına özel olarak nitelendirilmesinin kamu

hizmetine ayrılma niteliğini değiştirmediğini, davalı belediyelerin söz konusu

hizmetin yerine getirilmesini özel kişilere yükletemeyeceğini ifade etmiştir.

Başvurucuya göre hiç kimse imar planıyla bir kamu hizmetini yerine getirmeye mecbur

edilemeyeceği gibi imar planı gereği yerine getirilmesi gereken bir kamu

hizmeti özel kişilere yükletilemez. Başvurucu ayrıca taşınmazlar üzerindeki

kısıtlılığın belirtilen imar durumu çerçevesinde devam ettiğinden yakınmıştır.

26. Başvurucu özellikle taşınmazların toplam yüz ölçümlerine

dikkati çekerek bir futbol stadyumu büyüklüğündeki bu alanda özel spor alanı tesis edilmesinin hayatın

olağan akışına aykırı olduğunu açıklamıştır.Başvurucu taşınmazların piyasa

değerinin azaldığını ve taşınmazlardan dilediği gibi yararlanamadığını, buna

rağmen açtığı tazminat davasının ise reddedildiğini belirterek mülkiyet

hakkının, adil yargılanma hakkının, hukuk devleti ve hukuki güvenlik

ilkelerinin, eşitlik ilkesinin ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

öne sürmüş ise de benzer durumdaki kişiler arasında farklı muamele yapıldığı

iddiasını somut bir temele dayalı olarak kanıtlayamamıştır. Diğer taraftan

başvurucunun iddia ettiğinin aksine derece mahkemelerinin kararlarında yeterli

gerekçe de olduğu görülmektedir. Son olarak başvurucu adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de hangi güvence yönünden bu hakkın ihlal

edildiğini açık bir biçimde belirtmemiştir. Başvurucunun belirtilen şikâyetinin

ise esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiği anlaşıldığından

başvurucunun belirtilen şikâyetinin mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

29. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

30. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

31. Somut olayda başvurucunun hissedarı olduğu taşınmazlarının

imar durumu önce spor alanı olarak

belirlenmiş, bu taşınmazların kamulaştırılmaması üzerine başvurucunun açtığı

dava devam ederken bu defa söz konusu imar durumu özel spor alanı olarak değiştirilmiştir. Başvurucunun açtığı

tam yargı davası da derece mahkemelerince söz konusu taşınmazların özel

mülkiyete konu olacak şekilde kullanım amacının getirilmiş olduğu gerekçe gösterilmek

suretiyle reddedilmiştir.

32. Başvurucu ise taşınmazların imar durumlarının özel alana ayrılmış olmasının kısıtlılık

durumunu değiştirmediğinden yakınmaktadır. Başvurucu ihlal iddiasını özellikle

taşınmazın niteliği ve yüz ölçümü dikkate alındığında özel alan belirlemesinin hukuka aykırı

olduğu savına dayandırmaktadır. Bu durumda başvurucunun davalı belediyelerce

tesis edilen idari işleme karşı hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptal davası

açabileceği gözetilmelidir. Nitekim benzer olaylarda açılan iptal davalarının

incelendiği ve koşulları oluştuğu takdirde ilgili idari işlemlerin iptaline

karar verilebildiği görülmektedir (bkz. §§ 22-23). Dolayısıyla iptal davası

yolunun başarı şansı sunan etkin bir hukuk yolu olduğu açıktır.

33. Nitekim ancak böyle bir davada taşınmazların imar

durumlarının özel alana

dönüştürülmesinin plancılık ilkelerine ve hukuka uygun olup olmadığı

tartışılabilir. Başvurucunun bireysel başvuru kapsamında dile getirdiği

iddiaların ilk defa Anayasa Mahkemesi önünde tartışılması bireysel başvurunun

ikincillik ilkesine uygun düşmez. Ayrıca bu davada özel spor alanı olarak yapılan belirlemenin iptalinin mümkün

olamayacağı dikkate alınmalıdır. Hâlbuki başvurucunun taşınmazların imar

durumlarının özel alana dönüştürülmesi işlemini ancak bir iptal davasıyla öne

sürebileceği anlaşılmaktadır. Başvurucu ise özel spor alanına ayırma işlemine

idari itirazda bulunmuş ise de bu işleme karşı iptal davası açtığına dair

herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Başvurucu söz konusu yolun etkin

olmadığını da ortaya koyamamıştır.

34. Diğer taraftan başvurucunun açtığı tam yargı davasında

sadece taşınmazın kamulaştırma bedelinin tazmininin talep edildiği

gözetilmelidir. Buna göre başvurucu taşınmazlarının kamulaştırılması

zorunluluğundan bahisle kamulaştırma bedelinin ödenmesi gerektiğini öne

sürmektedir. Buna karşın başvurucu kamulaştırma bedeli dışında taşınmazın özel

spor alanı olarak belirlenmesi nedeniyle uğradığı zararların tazminini talep

etmemiştir. Bunun yanında başvurucunun ne bireysel başvuru kapsamında ne de

öncesindeki dava sürecinde kamu hizmetine ayrıldığı dönem itibarıyla

taşınmazlarında kısıtlılık bulunduğu süre için geçmişe dönük olarak uğradığı

zararların tazmini yönünde bir talepte bulunmadığı da belirtilmelidir.

35. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yollarına

başvurulmaksızın yapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru

yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir. Sonuç olarak ihlale neden

olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak başvuru yolları usulünce

tüketilmemiştir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

nedenleri incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Mübeccel UNCU

Vekili

:

Av. Lütfullah GÜNAYDIN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/28124, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası