İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Gürsel Kaya ve Mehmet Kaya Başvurusu (B. No: 2016/78489)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2016/78489Tarih18 Temmuz 2019Okuma37 dk · 7.300 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayşe Gürsel Kaya Ve Mehmet Kaya Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/78489
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.300 kelime·37 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

yakınlarının kamu makamlarınca gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle ölmesi

ve olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi gerekçeleriyle

Anayasa Mahkemesi tarafından yaşam hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesine rağmen Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının

uygulanmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/11/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Olayın oluş şekli ve olaya dair yürütülen ceza soruşturması

sürecine ilişkin bilgiler Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Kaya ve diğerleri (B. No: 2013/6979, 20/5/2015, §§ 6-37) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

9. Anayasa Mahkemesi Mehmet

Kaya ve diğerleri başvurusunda, başvurucuların yakını olan E.K.nın ceza infaz kurumunun müşahade odasında tek başına kalmaktayken temin ettiği çakmak

ile buradaki eşyaları yakması sırasında kendisinin de yanarak vefat etmesi

olayında ceza infaz kurumu görevlilerinin gerekli önlemleri almamaları

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir.

10. Bu inceleme neticesinde Anayasa Mahkemesi E.K.nın ölümüne sebep olan, 7/1/2013 tarihinde meydana

gelen yatak yakma eylemine benzer şekilde daha önce de yatak yakma eyleminde

bulunduğu, ceza infaz kurumunda geçirdiği son altı ayında saldırgan tavırlar

sergilediği, görevliler ve ceza infaz kurumunda kalan diğer kişilerle sorunlar

yaşaması nedeniyle çok sayıda ceza aldığı, koğuşunun değiştirildiği, 2009

yılından beri kendisine uygulanan tedavi ve kullandığı ilaçları gösteren

tablonun incelenmesinden de anlaşıldığı üzere aynı dönem içinde yaşadığı

psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle kendisine ilaç tedavisi uygulandığı dikkate

alındığında E.K.nın daha sıkı bir şekilde gözetim

altında tutulması gerektiğini, ayrıca kendisine ya da diğer kişilere zarar

verme ve ölümüne neden olma riskinin bulunduğunun ceza infaz kurumu

yetkililerince bilindiğinin, en azından bilinmesi gerektiğinin kabul edilmesi

gerektiğini değerlendirmiştir. Kararda, bu değerlendirmeye bağlı olarak da

başvurucuların yakınının yaşamının korunması açısından ceza infaz kurumu

idaresi tarafından gerekli önleyici tedbirlerin alınması gerektiği

belirtilmiştir (Mehmet Kaya ve diğerleri, §§

75-80).

11. Anayasa Mahkemesine göre E.K.nın

kalacağı yerin belirlenmesi konusunda sağlıklı olmadığı ortada olan

değerlendirmelere göre kararlar verilmiş, psikolojik rahatsızlıkları konusunda

sadece ilaçla bir tedavi yürütülmüş ve tedavi yöntemi konusunda ceza infaz

kurumu idari personeli ile ceza infaz kurumunda ve diğer kurumlarda görevli

ilgili doktorlar arasında tedavinin şekli ve yerine ilişkin olarak hükümlünün

hastalık derecesi dikkate alınma suretiyle bir değerlendirme yapılmamış ve daha

önce yaptığı gibi E.K.nın yatağı tutuşturmak amacıyla

kullandığı anlaşılan çakmağa ulaşması ceza infaz kurumu görevlilerince

engellenememiş, tüm bu nedenlerle de ceza infaz kurumu görevlileri tarafından

yetkileri çerçevesinde ölümünün önlenmesi için gerekli tedbirler alınmadığından

E.K.nın yaşam hakkının maddi boyutu ihlal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi tarafından yaşam hakkının maddi boyutunun ihlali sebebiyle

başvuruculara toplam 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir (Mehmet Kaya ve diğerleri, §§ 82-85, 109).

12. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Mehmet Kaya ve diğerleri başvurusunda başvurucuların olayla

ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmediği iddialarını da incelemiş ve

soruşturmada, ölüm olayının tüm yönlerini aydınlatılabilmesi ve olası

sorumluların tespiti açısından kritik öneme sahip olan E.K.nın

olay öncesi sağlık durumunun tespiti, kendisine uygulanan tedavi sürecinin

incelenmesi, uygulanan tedavi yöntemi ve yeri ile ceza infaz kurumunda kalacağı

bölümün ne şekilde belirlendiğinin ve bu belirlemelerde E.K.nın

önceki yatak yakma eylemi ile psikolojik sorunlarının ne derecede dikkate

alındığının araştırılması, E.K.nın yatağı tutuşturmak

için kullandığı çakmağı kimden ve ne şekilde elde ettiği, bu durumdan görevi

gereği olası sorumlu kişilerin tespit edilmesi gibi konularda bir araştırma ve

değerlendirmenin yapılmadığını tespit etmiştir (Mehmet Kaya ve diğerleri, § 100).

13. Ayrıca kararda, soruşturma ve itiraz aşamasında

başvurucuların olayın farklı yönlerine ilişkin iddialarının kovuşturmaya yer

olmadığı kararında ve itiraz üzerine verilen kararda karşılanmamış olmasının da

bir eksiklik olduğuna değinilmiş ve yürütülen soruşturmada, yaşanan ölüm

olayının tüm yönlerinin ortaya konulamaması, olası sorumlu kişilerin

belirlenmemesi ve başvurucuların meşru menfaatlerini korumak için bu sürece

gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanmaması nedenleriyle yaşam hakkının

usul boyutunun ihlal edildiğine hükmedilerek kararın yeniden soruşturma

yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesine karar

verilmiştir (Mehmet Kaya ve diğerleri, §§

101-104, 106).

14. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının Muğla Cumhuriyet

Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) ulaşması üzerine Cumhuriyet

Başsavcılığının 5/10/2015 tarihli müzekkeresiyle bahse konu olay hakkındaki

soruşturmanın etkili soruşturma ilkeleri gözetilerek yeniden yürütülmesi için

dosya ilgili Cumhuriyet savcısına tevzi edilmiş ve olay hakkında 2015/5850

soruşturma numarasına kayden yeni bir soruşturma

yürütülmüştür.

15. Yeni soruşturma kapsamında öncelikle olaya ilişkin olarak

ilk yürütülen 2013/290 numaralı soruşturmanın dosyası temin edilerek

incelenmiştir.

16.Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlaline

sebebiyet veren eksiklikler olarak tespit ettiği E.K.nın

olay öncesi sağlık durumunun tespiti ve E.K.ya

uygulanan tedavi sürecinin incelenmesi, tedavi yöntemi ve yeri ile şahsın ceza

infaz kurumunda kalacağı bölümün ne şekilde belirlendiğinin tespiti amacıyla

Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan E.K.nın

kaldığı odaların listesinin, E.K.ya verilen disiplin

cezalarının, idari gözlem kararlarının, E.K.nın oda

değiştirme talep dilekçelerinin, E.K.nın sevk

edildiği hastanelerden ise şahsa ait tedavi evraklarının örneklerinin

iletilmesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmiştir.

17. Yine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ceza infaz kurumundan

olay tarihinde görevli personelin listesinin, müşahade

odalarını gören kameraların olay anına ilişkin bant kayıtlarının ve ceza infaz

kurumu kantininde çakmak satıldığına dair, olay tarihi olan 2013 yılına ait

icmal sayım örneğinin iletilmesi istenmiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, ceza infaz kurumunun

olay tarihinde görevli personele dair ilettiği liste uyarınca isimleri

belirlenen ceza infaz kurumu görevlilerinin, ayrıca ceza infaz kurumunda

görevli psikologların ve diğer mahkûmların tanık ve şüpheli olarak beyanları

alınmıştır.

19. Bu kapsamda alınan tanık beyanlarından önem arz edenlerin

ilgili kısımları şöyledir:

"...

A-Tanık [U.M.nin]

06/05/2016 tarihinde vermiş olduğu ifadede, olayın olduğu gün olan 07/01/2013 tarihinde saat 08:00 de vardiye değişimi yaparak göreve başlağını,

sabah sayımını 08:00-08:15 arasında yaptıktan sonra mahkumlardan, dilekçelerini

alıp işlem yapmak için koridorda bulunan masaya gittiğinde C blok müşahedeye

odalarından bir takım sesler duyduğunu, C blok müşahede odalarının olduğu

koridora çıktığını, [E.K.nın] olduğu C blok sol müşahede odasında duman çıktığını gördüğünü,bunun üzerine yangın var diye bağırdığını, anında

orada bulunan diğer görevli arkadaşlarla hemen olay yerine gittiklerini, söz

konusu odanın anahtarı [S.K.] olduğunu,

[K.B.] su hortumunu koğuşa doğru

tutup ve başka bir personel arkadaşın da hortumun diğer ucunu yangın söndürme

yerine takıp musluğu açtığını ve kısa bir süre içerisinde yangının

söndürüldüğünü, ...bu şahsın diğer mahkumlarla anlaşamadığını, hastanelere,

revire birden fazla kez gittiğini, cezaevinde bulanan kardeşi ile bile anlaşamadığını

duyduğunu, bütün memurarkadaşların kendisine yardımcı

olmaya çalıştıklarını ancak şahsın kendilerine tehditler savurduğunu, herhangi

bir memur ile husumeti olup olmadığını bilmediğini, olay olduğunda da [E.K.nın] müşahede

odasında kaldığını, cezaevinde çakmağın kantinde satıldığını, buna engel bir

yönetmelik ve mevzuat hükmünün olmadığını, mahkumların sipariş verdiklerinde

kantinden çakmağın alınabildiğini, olay günü çakmağın eline nasıl geçtiğini

bilmediğini, müşahede odalarında kalanlara kanuni bir hüküm olmamasına rağmen

fiilen çakmağın verilmediğini ancak müşahede odalarının üst kısımlarında

bulunan teras kısmındaki koğuşlarda ve müşahede odalarının alt kısımlarındaki

koğuşlardan parmaklıklar arasında birbirlerine iletebildiklerini, emin olmamak

ile birlikte müşahede odasında kendi isteğiyle kaldığını duyduğunu, müşahede

odalarının koğuşlardan ve diğer odalardan daha güvenlikli bir yer olduğunu...

B-Tanık [G.A.nın]

06/05/2016 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde, Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda psikologolarak

görev yaptığını, mahkum [E.K.] ile

tanıma formlarını 16/02/2009 tarihinde kendisi tarafından kendisi ile bizzat

görüşülerek doldurduğunu, şahısın 12/04/2011 tarihinde dilekçe ile psiko sosyal servisine başvurarak psikolojik

rahatsızlığından dolayı görüşme yapmak istediğini belirttiğini ancak kendisini

görüşmeye çağırdıklarında şahsın kendi istediği ile görüşmeye gelmek

istemediğini, şahısla cezaevinde bulunduğu sırada bireysel olarak psikolojik

rahatsızlığından dolayı bir görüşme yapmadığını, şahıstan da herhangi bir

görüşme talebinin gelmediğini belirttiği,

C-Tanık [C.T.nin]

06/05/2016 tahinde vermiş olduğu ifadesinde, Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda psikolog olarak görev

yaptığını, mahkumla tanıma formu doldurmasından sonra herhangi bir görüşmenin

olmadığın ancak şahıs 12/04/2011 tarihinde dilekçe ile psiko

sosyal servisimize başvurarak psikolojik rahatsızlığından dolayı görüşme yapmak

istediğini belirttiğini ancak Psikolog [G.A.] kendisini görüşmeye çağırdığı ancak şahsın kendi

istediği ile görüşmeye gelmek istemediğini belirttiği, ... bu şahsın psikolojik

ve ruhsal rahatsızlığı ile ilgili kendilerine herhangi bir rapor veya bilginin

gelmediğini, ... Olayın başka birşey elde etmek için

kendisine zarar verme veya yakma, kırma, dökme, tehdit gibi davranışlarla

yapmak istediklerini gerçekleştirmeye yönelik davranış olduğunu...

D- Tanık [F.B.nin]

20/01/2013 tarihi beyanında:

Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

bilgisayar teknisyeni olarak görev yaptığını, 07.01.2013 günü C Blok müşahade bölümünde meydana gelen yangın olayının kamera

görüntülerini talimat üzerine CD'ye kendisinin aktardığını, kendisineizlettirilmiş

olan görüntülerino olaya ilişkin görüntüler olduğunu,

belli zamanlarda saatte atlamalar olduğunu gördüğünü kendisinin görüntüleri bir

bütün halinde alıp CD'ye aktardığını, zaman kayıtlarının saat itibariyle

atlaması kameraların harekete duyarlı kameralar olmasından kaynaklanmakta

olduğundan dolayı herhangi bir hareket, yansıma, gölge vb.gibi

durumlarda kameranın hemen otomatik olarak faaliyete geçmekte ve görüntüyü

kayda almakta olduğunu, 08:36:31'e kadar zaman zaman atlamalar olmuş olup

bunlar yukarıda belirttiği nedenlerden kaynaklandığını...

E-Tanık [İ.B.nin]

19/02/2013 tarihli beyanında:

Olay günü kendisinin müşahade

de kaldığını, [E.K.nın] da yan tarafta olduğunu, agresif tavırları ve

konuşmaları olan birisi olduğunu, müşahadelerin bir

kısmının boş olduğunu,sürekli olarak kendi özel

işlerini nöbetçi memurlara yaptırmak isteyen birisi olduğunu, sürekli olarak

memurlara olumsuz sözler söylediğini, küfür ettiğini ancak memurlarınduymazdan

geldiğini, o gün yatağını yakmadan önce memurların kendisine gelip ilaç verdiklerini,onun öncesinde de memurlara küfür ettiğini

duyduğunu, dışarıya çıkınca size... Yapacağım göstereceğim şeklinde tehditler

savurduğunu, yanlarında sigara ve çakmak bulunduğunu, tahminince yatağını

çakmakla yaktığını düşündüğünü, daha önce de yatak yakma olayı olduğunu

duyduğunu çünkü kendisinin o tarihte B-11 nolu odada

kaldığını...

Ğ- Olay tarihinde C Blokta

Bulunan Mahkumlardan Tanık [İ.B.nin] SEGBİS ile alınanbeyanında, ... C blok sol müşahede odalarından birinden duman çıktığını

gördüğünü, kendisinin aynayı koridordan dışarıya doğru tuttuğunda [E.K.nın] koğuşundan dışarıya

doğru ateşli alevin çıktığını gördüğünü, zaten kendisinin kaldığı koğuşuyla [E.K.nın] koğuşununbitişik olduğunu,bunun

üzerine yangın var diye bağırdığını ancak gardiyanların gelmediğini, bunun

üzerine kendisinin ve üstlerinde bulunan teras katındaki mahkumların hep

birlikte maltanın bulunduğu yere doğru camlara pil

attıklarını, bunun üzerine gardiyanlar maltada

bulunan masadan bulundukları yere doğru hızlı bir şekilde merdivenlerden

çıktıklarını ayak seslerinden geldiklerini duyduğunu, gardiyanların masasının

bulunduğu yerden yangının çıktığı yere gelmek en fazla 2 dakika sürdüğünü, tam

olarak gardiyanların pilleri camlara atmalarından itibaren kaç dakika

içerisinde geldiklerini hatırlamadığını, bu kamera kaydında belli olduğunu,

...önce [E.K.nın] odasının kapısını açmaya çalıştıklarını ancak

demirleri çok kızgın olunca kapıyı açamadıklarını,

I-Olay tarihinde C Blokta

Bulunan Mahkumlardan Tanık [M.Ş.nin] SEGBİS ile alınan beyanında;

...olayın olduğu gün kendisinin C blok 2.

Koridor M-2-5 sol müşahede kısmında bulunduğunu, sabah sayımından sonra

gardiyanların ilaçları olan mahkumların ilaçlarını dağıttıklarını, daha sonra [E.K.] ismini şuanda hatırlamadığı bir gardiyan ile kendi

vücudunda daha önceden meydana getirdiği kesiklerin pansumanı konusunda

tartıştıklarını, ... [E.nin] bulunduğu müşahede odasının yan odasında kaldığını, [E.K.nın] yatağını ve

diğer eşyaları koğuşun ortasına topladığını, kendisinin bunu ayna ile

parmaklıklar arasında baktığında gördüğünü, kendisine ne yapıyorsun birader

sakın delilik yapma dediğini, [E.K.nın] kendisine sen karışma dediğini, daha sonra müşahede

odasından duman kokusu ve ateş alevi çıkmaya başladığını, kendisinin hemen

yangın var diye gardiyanları çağırdığını, bunun üzerine gardiyanlar maltada bulunan masadan bulundukları yere doğruhızlı bir şekilde merdivenlerden çıktıklarını ayak

seslerinden geldiklerini duyduğunu, gardiyanların masasının bulunduğu yerden

yangının çıktığı yere gelme[sinin]

en fazla 2 dakika sürdüğünü, 2-3 dakika içerisinde gardiyanların hemen gelip

yangına müdahale ettiklerini, ...ayrıca kantinden mahkumlar sigara ve çakmak

siparişi verdiğinde parasıyla alabildiğini, [E.K.nın] sigara içtiğini, kantinden bildiği kadarıyla da

sigara ve çakmak siparişiyoluyla almış olduğunu

ayrıca cezaevinde çakmak yasak olmadığı için herkeste olduğunu ve müşahede

odalarında bulunan kişilerde de çakmak sigara bulunduğunu, buna yönelik

herhangi bir yasaklayıcı yönetmelik hükmünün de olmadığını ayrıca [E.K.] da çakmak olmasa bile yan müşahede odalarından yada

üst teras koğuşundan rahatlıkla temin edilebildiğini...

J-Olay tarihinde C Blokta

Bulunan Mahkumlardan Tanık [A.A.nın] alınan

beyanında

... müşahede odalarının ön tarafı parmaklık

olduğu için odalar arasında çakmak, sigara vb.transferlerin mahkumların yapabildiğini ayrıca

çakmak da sigara da kantinden sipariş verildiğinde alınabildiğini, [E.K.] da çakmak olduğunu kendisinin bizzat görmediğini

ancak sigara içen bir insan olduğunu ayrıca bir defasında [E.K.nın] kendisindensigara istediğini, kendisine sigarayı odalar

arası transfer yaparak gönderdiğini... "

20. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli olarak ifadeleri

alınan ceza infaz kurumu personelinin ifadelerinden önem arz edenlerin ilgili

kısımları ise şöyledir:

"A-

Şüpheli [K.B.nin] 28/04/2016 tarihinde alınan ifadesinde, Muğla E Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda 2010 tarihinden beri İnfaz Koruma

Personeli olarak çalıştığını, olayın olduğu gün olan 07/01/2013 tarihinde saat

08:00 de vardiye değişimi yaparak arkadaşı [S.K.] ile birlikte C Blok sağ müşahede görevlisi olarak

göreve başladıklarını, sabah sayımını 08:00-08:15 arasında yaptıktan sonra

mahkemelere ve savcılığa mevcutlu olarak gidecek kişilerin hazırlıklarını

yaptıkları sırada ara koridor olan müşahede odaların bulunduğu yerden yangın

var diye bağırtılar duymaları üzerine bağırtıların olduğu ve yangının olduğu

yere koşarak gittiklerini, sol müşahede odasının giriş kısmında bulanan yangın

söndürme hortumuyla yangına müdahale ettiklerini, ... şahsın daha önceden kendi

yatağını bir defa yaktığını duyduğunu ancak kendisine söz konusu dönemde

herhangi bir zarar vermediğini, şahsın birçok defa kurum revirine Muğla Devlet

Hastanesine, İzmir'e hastahaneye gönderildiğini

duyduğunu, şahsın psikolojik rahatsızlığı olup olmadığınıve

buna ilişkin bir heyet raporu olup olmadığını da bilmediğini, şahsın defalarca

koğuşunu değiştirmek için talepte bulunduğunu ve koğuşu ile odalarının

defalarca değiştiğini bildiğni, kendisi müşahade odasında kalmak istediğine ilişkin olarak da

dilekçeler verdiğini, kurumun da bunu uygun gördüğünü, yangın olayı çıktığında

da kendisinin müşahede odasında kaldığını, müşahede odasının diğer koğuşlardan

ve odalardan daha güvenlikli bir yer olduğunu ayrıca şahsın sürekli sorun

yaratması, odayı değiştirmek istemesi, hastahaneye

gitmek istemesi, koğuş arkadaşlarıyla anlaşamaması ve hatta cezaevinde bulunan

kardeşi ile bile anlaşamamasından dolayı cezaevi idaresi tarafından şahsın daha

güvenlikli bir yere alınması konusunda karar alıp almadığını bilmediğini,

müşahede odasında kaldığından dolayı daha dikkatli ve daha özenli kontrol

edildiğini ayrıca odayı yandan gören ve tüm koridoru gören kamera bulunmakta

olduğunu, cezaevinde psikolojik ve ruhsal sorunları ile kendine zarar

verebilecek durumda olan mahkumlar için özel bir odanın bulunmadığını, şahsın

kalacağı yer konusunda kendi tercihlerinin olduğu durumlarda cezaevi idaresinin

değerlendirip olumlu karar verdiğini bildiğini, hatta bu konuya ilişkin olarak

da bir kaç defa odasını ve koğuşunu değiştirdiğini ve bir kaç defada müşahede

odasında kaldığını bildiğini, Cezaevinde kantinde çakmak serbestçe alınıp

satılabildiğini, yönetmelikte veya mevzuatta herhangi bir engelin olmadığını,

kişi sigara içtiğinden dolayı kantinesipariş fişi

gönderdiğinde çakmak veya diğer satılan eşyaları satın alabildiğini, müşahade odasının üst tarafında mahkumların kaldığı teras

kısmının olduğunu, çakmak kendisinde olmasa bile sigara içtiğinden dolayı ordaki arkadaşları rahatça çakmağı parmaklıkların arasından

kendisine gönderebildiklerini, olayın olduğu dönemde cezaevinde bulunan

yataklar bakanlığın yönetmelikler gereğince aldığı yataklardan olduğu ve yanmaz

yatak olmadığını bildiğini, cezaevinde söz konusu tarihte bütün koğuşlarda ve

hücre ve müşahade odası da dahil olmak üzere hepsinde

bu yataklardan bulunduğunu,...

D- Şüpheli [M.Y.nin]

03/05/2016 tarihli alınan ifadesinde, Muğla E Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda 1986 tarihinden beri İnfaz Koruma

Başmemuru olarak çalıştığını, olayın olduğu gün olan

07/01/2013 tarihinde saat 08:00 devardiye değişimi

yaparak göreve başladığını, o gün cezaevinin giriş kapısının A blok kısmında

infaz koruma başmemuru odasında sorumlu başmemur olduğundan dolayı hem mahkumların hemde infaz koruma memurlarının yazışma, organizasyon işini

yapmak için bulunduğunu, sabah sayımını 08:00-08:15 arasında yaptıktan sonra

mahkemelere ve savcılığa mevcutlu olarak gidecek kişilerin hazırlıklarını

yaptığını, odada bulunduğu sırada müşahade odasında

yangın çıktığını telefon ile bildirmeleri üzerine koşarak olayın olduğu yere

gittiğini, yangının çıktığı yer ile kendisinin bulunduğu yer arasındaki

mesafenin yaklaşık 50-60 metre mesafe olduğunu, kısa sürede olayın olduğu yere

gittiğini, yangının çıktığı odadaki mahkumu battaniye sarmış merdievene doğru getirdiklerini, şahsı hemen revire

götürdüklerini,... şahsın daha önceden kendi yatağını bir defa yaktığını

duyduğunu ancak kendisine söz konusu dönemde herhangi bir zarar vermediğini, bu

olaya ilişkin olarak da soruşturma yapıldığını ve hakkında kamu davası

açıldığını öğrendiğini, şahsın birçok defa kurum revirine, Muğla Devlet

Hastanesine, İzmir'e hastahaneye gönderildiğini

duyduğunu, şahsın psikolojik rahatsızlığı olup olmadığını bilmediğini ve buna

ilişkin bir heyet raporu olup olmadığını da bilmediğini ...maktul [E.K.nın] müşahede

odasında kalmakta olduğunu, müşahede odası diğer koğuşlardan ve odalardan daha

güvenlikli bir yer olduğunu, ...müşahede odasında kaldığından dolayı daha

dikkatli ve daha özenli kontrol edildiğini, ayrıca odayı yandan gören ve tüm

koridoru gören kamera bulunduğunu, ...şahsın bir kaç defa şahsın müşahede

odasında kaldığını bildiğini, şahsın kalacağı yer konusunda kendi tercihlerinin

olduğu durumlarda cezaevi idaresinin değerlendirip olumlu karar verdiğini

bildiğini, ...cezaevinde kantinde çakmak serbestçe alınıp satılabildiğini,Yönetmelikte

veya mevzuatta herhangi bir engel olmadığını ayrıca cezaevi idaresinin bilgisi

dahilinde kantinde çakmağın satıldığına dair2013 yılı kantin icman sayım örneğinin bir örneğini dosyaya ibraz ettiğini,

bunda da çakmağın serbestçe alınıp satıldığının belli olduğunu, kişi sigara

içtiğinden dolayı kantinesipariş fişi gönderdiğinde

çakmak veya diğer satılan eşyaları satın alınabildiğini, müşahede odasının üst

tarafında mahkumların kaldığı teras kısmının olduğunu, çakmağın kendisinde

olmasa bile sigara içtiğinden dolayı ordaki

arkadaşları rahatça çakmağı parmaklıkların arasından kendisine

gönderebildiklerini ayrıca idarenin bu şahsa kantinde çakmak satılıp

satılmayacağına dair bir karar alıp almadığını bilmediğini...

G- Şüpheli [S.K.nın]

05/05/2016 tarihli alınan ifadesinde Muğla E Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda 11/07/2012 tarihinden 16/09/2016

tarihine kadar Kapalı Ceza İnfaz Koruma personeliolarak

çalıştığını, olayın olduğu gün olan 07/01/2013 tarihinde saat 08:00 devardiye değişimi yaparak göreve başladığını, o gün

cezaevinin C Bloksol müşahede ve teras nöbetçisi

olarak görevli olduğunu, sayım yaptığı sırada da hükümlü [E.K.nın] odasını da

diğer odaları kontrol ettiği gibi kontrol ettiklerini ve herhangi bir olumsuz

durumunun olmadığını, sadecekoğuşa geçmek istediğine

dair dilekçesinin olduğu, bütün mahkumlara ait dilekçeleri toplayıp maltada bulunan masaya işlemleri yapmak üzere koyduğu ve

08:20 sularında görevli sağlık görevlisinin getirdiği ilaçları sol müşahede C

blok şebeke sorumlusu olan [U.M.]

ile birlikte ilaçları dağıttıklarını, hükümlü [E.K.nın] da ilacı olduğunu ve ona da ilacını verdiklerini, o

sırada herhangi bir istekte bulunmadığını, koridorda bulunan masada dilekçeleri

onayladıkları sırada müşahede odasında yangın çıktığını bağırarak bildirmeleri

üzerine koşarak olayın olduğu yere gittiğini, [E.K.nın] kaldığı odanın ortasında eşyaları biriktirmiş ve

ateşe verildiğini,... kendisinin dehemen müşahede

odasını açtığını, [E.K.yı] dışarı çıkardıklarını... şahsın daha önceden kendi

yatağını bir defa yaktığını duyduğunu ancak kendisine söz konusu dönemde

herhangi bir zarar vermediğini, bu olaya ilişkin olarak da soruşturma

yapıldığını ve hakkında kamu davası açıldığını öğrendiğini, şahsın birçok defa

kurum revirine Muğla Devlet Hastanesine, İzmir'e hastahaneye

gönderildiğini duyduğunu, şahsın psikolojik rahatsızlığı olup olmadığını

bilmediğini ve buna ilişkin bir heyet raporu olup olmadığını da bilmediğini,

...yangın olayı çıktığında da maktul [E.K.nın] müşahede odasında kalmakta olduğunu, müşahede odası

diğer koğuşlardan ve odalardan daha güvenlikli bir yer olduğunu, ön tarafı

tamamen parmaklı demir açık, arka tarafında da havalandırma camı bulunduğunu

ayrıca şahsın sürekli sorun yaratması, odayı değiştirmek istemesi, hastahaneye gitmek istemesi, koğuş arkadaşlarıyla

anlaşamaması ve hatta cezaevinde bulunan kardeşi ile bile anlaşamamasından

dolayı cezaevi idaresi tarafından şahsın daha güvenlikli bir yere alınması

konusunda karar alıp almadığını bilmediğini, müşahede odasında kaldığından

dolayı daha dikkatli ve daha özenli kontrol edildiğini, ayrıca odayı yandan

gören ve tüm koridoru gören kamera bulunduğunu, cezaevinde psikolojik ve ruhsal

sorunları ile kendine zarar verebilecek durumda olan mahkumlar için özel bir

oda bulunmadığını ancak müşahade odası denilen tek

kişilik odalardabu şahıslar muhafaza edildiğini,şahsın bir kaç defa şahsın müşahede odasında

kaldığını bildiğini, şahsın kalacağı yer konusunda kendi tercihlerinin olduğu

durumlarda cezaevi idaresinin değerlendirip olumlu karar verdiğini bildiğini,

hatta bu konuya ilişkin olarak da bir kaç defa odasını ve koğuşunu değiştiğini

ve bir kaç defada müşahede odasında kaldığını bildiğini, cezaevinde kantinde

çakmak serbestçe alınıp satılabildiğini,Yönetmelikte

veya mevzuatta herhangi bir engel olmadığını, kişinin sigara içmesinden dolayı kantinesipariş fişi gönderdiğinde çakmak veya diğer satılan

eşyaları satın alınabildiğini, müşahede odasının üst tarafında mahkumların

kaldığı teras kısmının olduğunu, çakmağın kendisinde olmasa bile sigara

içtiğinden dolayı ordaki arkadaşları rahatça çakmağı

parmaklıkların arasından kendisine gönderebildiklerini ayrıca idarenin bu şahsa

kantinde çakmak satılıp satılmayacağına dair bir karar alıp almadığını

bilmediğini, olayın olduğu dönemde cezaevinde bulunan yataklar bakanlığın

yönetmelikler gereğince aldığı yataklardan olduğu ve yanmaz yatak olmadığını

bildiğini, Cezaevinde söz konusu tarihte bütün koğuşlarda ve hücre ve müşahede odasıda dahil olmak üzere hepsinde bu yataklardan

bulunduğunu...

H-Şüpheli [V.G.nin]

05/05/2016 tarihinde segbis aracılığıyla alınan

ifadesinde Muğla E Tipi Kapalı

İnfaz Kurumunda 21/09/2010 tarihinden 16/07/2014 tarihine kadar sorumlu 1.

Müdür olarak çalıştığını, olayın olduğu gün olan 07/01/2013 tarihinde saat

08:00 degöreve başladığını, kendi odasında oturduğu

sırada iç maltadan yangın var diye sesler

geldiğini... cezası bittikten sonra müşahede odasından şahıs çıkmak

istemediğini, buna ilişkin şahsın dilekçe verdiğini, idare olarak heyet halinde

müşahede odasında kalmasını uygun gördüklerini, buna ilişkin olarak karar

aldıklarını ve yangın çıktığında da şahıs müşahede odasında bulunduğunu, şahsın

müşahede odasında kaldığından dolayı daha dikkatli ve daha özenli kontrol

edildiğini ayrıca şahsın sık sık kontrol edilmesi ve takibinin yapılması

konusunda cezaevi personelini uyardıklarını ayrıca müşahede odalarını yandan

gören ve tüm koridoru gören kamera bulunduğunu,... cezaevinde kantinde çakmak

serbestçe alınıp satılabildiğini, kişi sigara içtiğinden dolayı kantinesipariş fişi gönderdiğinde çakmak veya diğer satılan

eşyaları satın alınabildiği, müşahade odasının üst

tarafında teras denilen koğuşlardan veşahsın kaldığı

müşahede odasının alt tarafında da başkakoğuşlar olup

mahkumların kaldığını, çakmak kendisinde olmasa bile sigara içtiğinden dolayı

oradaki arkadaşları rahatça çakmağı parmaklıkların arasından kendisine

gönderebildiklerini ayrıca idarenin bu şahsa kantinde çakmak satılıp

satılmayacağına dair bir karar almadıklarını ancak müşahede odasında kalan

mahkumlara çakmağın idarece verilmediğini fakat verilse dahi yönetmelikte ve

mevzuatta buna engel bir durum olmadığını, fakat müşahede odalarının üst tarafında

bulunan teras koğuşunda ve müşahede odalarının alt tarafından bulunan

koğuşlarda birden fazla kişi kalabilmekte ve bunlara çakmak istekleri olması

halinde kantinden alınabildiğini ve bu şahısların alt katlarında bulanan koğuşa

çakmağı parmaklıklar arasından iletebildiklerini...

I- Şüpheli [S.A.nın] Segbis ilealınan ifadesinde, Muğla E Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda 08/02/2010 tarihinden 09/07/2015

tarihine kadar sorumlu 2. Müdür olarak çalıştığını,... cezaevi idaresi

tarafından şahsın daha güvenlikli bir yere alınması konusunda herhangi bir

karar alıp almadıklarını hatırlamadığını, şahsın yanlış hatırlamıyorsam almış

olduğu disiplin cezasından dolayı müşahede odasına alındığını, cezası bittikten

sonra müşahede odasından şahıs çıkmak istemediğini, buna ilişkin şahsın dilekçe

verdiğini, idare olarak heyet halinde müşahede odasında kalmasını uygun

gördüklerini, buna ilişkin olarak karar aldıklarını ve yangın çıktığında da

şahıs müşahede odasında bulunduğunu, şahsın müşahede odasında kaldığından

dolayı daha dikkatli ve daha özenli kontrol edildiğini ayrıca müşahede

odalarını yandan gören ve tüm koridoru gören kamera bulunduğunu,... cezaevinde

kantinde çakmak serbestçe alınıp satılabildiğini, kişi sigara içtiğinden dolayı

kantinesipariş fişi gönderdiğinde çakmak veya diğer

satılan eşyaları satın alınabildiğini, müşahade

odasının üst tarafında teras denilen koğuşlardan veşahsın

kaldığı müşahede odasının alt tarafında da başkakoğuşlar

olup mahkumlar kaldığını, çakmak kendisinde olmasa bile sigara içtiğinden

dolayı ordaki arkadaşları rahatça çakmağı

parmaklıkların arasından kendisine gönderebildiklerini ayrıca idarenin bu şahsa

kantinde çakmak satılıp satılmayacağına dair bir karar almadıklarını ancak

müşahede odasında kalan mahkumlara çakmağı kendilerine idarece verilmediğini

fakat verilse dahi yönetmelikte ve mevzuatta buna engel bir durum olmadığını

fakat müşahede odalarının üst tarafında bulunan teras koğuşunda ve müşahede

odalarının alt tarafından bulunan koğuşlarda birden fazla kişi kaldığını ve

bunlara çakmak istekleri olması halinde kantinden alınabildiğini ve bu şahıslar

alt katlarında bulanan koğuşa çakmağı parmaklıklar arasındaniletebildiklerini..."

21. Neticede Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15/6/2016

tarihinde on ceza infaz kurumu personeli hakkında görevi kötüye kullanma ve

taksirle ölüme neden olma suçlarından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"...

2- Cumhuriyet

Başsavcılığımıza ait 2015/5850 soruşturma numaralı dosyada bulunan deliller: 21/08/2015 tarihli Anayasa Mahkemesinin 2013/6979 sayılı Karar

Bildirimi, 18/09/2015 tarihli Müştekiler Vekili Av. [A.K.nın] Kurum yetkili

ve görevlileri hakkında soruşturma başlatılmasını ve cezalandırılmaları

istemiyle yargılamalarının sağlanması için talep istemi, 05/10/2015 tarihli ...

tevzi edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığımızın soruşturma bürosuna

gönderildiği, 06/10/2015 tarih 2015/5850 soruşturma sayılı yazı ile Muğla

Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/290 soruşturma sayılı dosyanın onaylı suretinin

istendiği,

12/01/2016 tarihinde Muğla E Tipi Kapalı Ceza

İnfaz KurumuMüdürlüğününün 2016/1024 sayılı yazı

cevabında, 1 adet hükümlünün kaldığı odaların listesi, 6 adet oda koğuşa

yerleştirme idare gözlem kararı, 6 adet hükümlüye ait oda değiştirme talep

dilekçesi, 24 adet hastane teslim tesellüm belgesi, 7 adet olay tutanağı, 7

adet disiplin cezası verme kararı, 1 adet Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı

Soruşturma Bürosu görüntü kayıtları tutanağı, 1 adet hükümlü [E.K.nın] savcılık

izniyle ablası [Ü.İ.] ve Babası

Mehmet Kaya [başvurucu] ile

yaptığı kapalı görüş telefon kayıtlarına ait tutalan

tutanak, 1 adet hükümlüye ait sağlık dosyası, 16/02/2016 tarihinde İzmir Bozkaya Eğitim Araştırma Hastanesine, Katip Çelebi

Üniversitesi hastanesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversite hastanesine Maktul [E.K.ya] ait tedavi

evraklarının onaylı suretinin istendiği,16/002/2016 tarihinde İzmir Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna [E.K.nın] mevcut sağlık dosyası ile tıbbi evraklarının onaylı

bir suretinin istendiği, 18/02/2016 tarihinde İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

[E.K.ya]

ait, 2 adet ölüm belgesi, 9 sayfa epikriz raporu, 2 adet hasta yatış formu, 1

adet hasta sevk formu ve 1 adet ölü muayene tutanağının gönderildiği,

28/03/2016 tarih, 47104536/154/489 sayı ile İzmirKatip

Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 1 adet mütalaa ve

ekleri, 28/03/2016 tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve

Araştırma Hastanesinden 52777206/476-3134 sayılı yazı cevabıyla 15 Adet Epikriz

raporu(20 syf), 1 adet CD, 3 adet Adli Psikiyatrik

Raporu Örneği, 2 adet Genel Adli Muayene Raporu Örneği, 1 adet Hasta dosyasının

gönderildiği, 28/03/2016 tarihinde İzmir Bozyaka

Eğitim ve Araştırma Hastanesi 15345988-003 sayılı yazıcevabında

1 Adet bilgi yazısı ve 37 adet tedavi evrak fotokopilerinin gönderildiği,

29/03/2016 tarihinde Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na yangının meydana

geldiği tarihte görevli bulunan cezaevi personellerinin açık kimlik

bilgilerinin bildirilmesi istendiği, 01/04/2016 tarihindeMuğla

ETipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 2016/314 sayılı

yazısında yangının meydana geldiği tarihte kurumda görevli idareciler, vardiya

personeli ve gündüz personellerini gösterir listelerin gönderildiği, 27/04/2016

tarihinde Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda olayın olduğu gün tutulan

tutanak altında ismi geçenlerin açık kimlik ve adres bilgilerinin istenmesi

üzerine gönderildiği, 28/04/2016 tarihinde şüpheli [G.U., L.K., K.B.nin] ifadelerinin

alındığı, 03/05/2016 tarihinde şüpheli [O.Y. ve M.Y.nin] ifadelerinin alındığı, [M.Y.nin] yangının

çıktığı oda ile ilgili müşahede odalarını ilişkin şuanki

durumu gösterir fotoğrafları sunduğu ve katinde çakmağın satıldığına dair 2013

yılı kantın icmal sayım örneğinin dosyaya sunduğu, 04/05/2016 tarihinde şüpheli

[E.Y.nin]

ifadesinin alındığı, 05/05/2016 tarihinde [S.K.nın] ifadesinin alındığı ve yine aynı tarihte segbis aracılığı ile [S.A. ve V.G.nin] ifadesinin

alındığı, 06/05/20146 tarihinde Cezaevinde psikolog olarak görevli [C.T.

ve G.A.nın]

ifadesinin alındığı, maktulün psikologla görüşme tutanakları, intihara teşebbüs

edenlerin listesi ve düşünce tutanakları, 06/05/2016 tarihinde Segbis aracılığıyla [E.Ç.nin] ifadesinin alındığı, 06/05/2016 tarihinde Tanık [U.M.nin] beyanının

alındığı ve maktule ait aile nüfus kayıt örneği, Muğla Cumhuriyet

Başsavcılığının 2012/4393 soruşturma ve 2012/912 iddianame numaralı maktul [E.K.] hakkında görevli memurlara hakaret, tehdit ve

yaralamaya teşebbüs suçlarından hakkında kamu davası açıldığına dair iddianame örneği,Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/4609

soruşturma ve 2012/731 iddianame numaralı maktul [E.K.] hakkındakamu malına zarar

verme vegörevli memurlara hakaret suçlarından

hakkında kamu davası açıldığına dair iddianame örneği ile tüm dosya kapsamı.

...

07/01/2013 tarihinde Muğla E Tipi Kapalı İnfaz

Kurumunda hükümlü bulunan [E.K.nın] kalmakta olduğu C Blok solmüşahede

odasında yatağı ve diğer eşyaları koğuşun ortasına koyup yakması sonucu yatağın

alev alarak yanmaya başlaması sonucu çıkan yangın olayı ile ilgili olarak

görevli bulunan ceza infaz kurumu görevlilerinin yangına kısa sürede müdahale

edip yangını söndürerek, hükümlü [E.K.yı] önce kurum revirine oradan 112 acille Muğla Sıtkı

Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma hastanesinekaldırıldığı

ve oradan daşahsın sevk edildiği İzmir BozyakaEğitim ve AraştırmaHastanesinde19/01/2013 günü

tedavisi devam ederken öldüğünün anlaşıldığı ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca

olayın hemen akabinde çok kısa sürede yangına görevlilerce müdahale edilip

kontrol altına alındığı, [E.K.nın] dışarı çıkarıldığı, elinde bulunan ve emanetin

2013/60 sırasında kayıtlı ve kriminal raporuna göre

silah kapsamında olmayan tığ niteliğindeki aletin elinden alındığı, dinlenen

tüm tanıkbeyanları, kardeşi [Er.K.nın] 2013/287

soruşturma sırasında kayıtlı beyanı, 15/01/2013 tarihli tutanak içeriği dikkate

alındığında, olayda görevli kurum personellerinin ihmal yada gecikmesinin söz

konusu olmadığı, herhangi bir kötü muamele bulgusunun bulunmadığı, ölüm

olayının İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığının 24/04/2013 tarih ve 2013/560/140

sayılı raporuna göre yanık ve komplikasyon olarak gelişen akut pnömoni sonucu meydana geldiğinden dolayı Kurum yetkilileri

hakkında görevi ihmal ve kötü muamele iddiaları nedeniyle iddiadan başka delil

bulunmadığından ayrı ayrı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği

görülmüştür.

...

...Yukarıda açık dökümü yapılan deliller ile

tanık anlatımları, şüphelilerin savunmaları, ...hastane tedavi evrakları,

maktulün disiplin cezaları aldığına ilişkin mahkeme kararları, maktulün

koğuşlarını kendi isteğiyle ve idari nedenlerle değiştirdiğine dair kararlar,

dilekçe örnekleri, E Tipi Kapalı İnfaz Kurumunun cevabı yazısı ile tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; maktul [E.K.nın] ...cezaevi

idaresi ile sorun yaşayan bir kişilikte olduğu ancak tüm tedavi evrakları

incelendiğinde bu konuda hastaneler tarafından verilmiş veya cezaevinde görevli

psikologlar tarafından düzenlenmiş ruh sağlığının ve psikolojisinin bozuk

olduğuna dair bir raporun bulunmadığı, hastaneye muayane

ve tedavi için başvurularında da psikolojik sorunlardan 1-2 defa ilaç

yazıldığı, bu konuda psikolojik rahatsızlığı olduğundan ve ruh sağlığının bozuk

olduğuna dair bir teşhisin ve heyet raporunun bulunmadığı, maktulün cezaevi

idaresine bazı isteklerini kabul ettirmek için sürekli cezaevi görevlilerle

tartışıp cezaevi idaresi ve görevli personele karşı geldiği ve bu konuda

kendisi hakkında birden fazla davalar açıldığı ve ayrıca yine bu konulardan

dolayı 7 defa disiplin cezası aldığı, bu aldığı disiplin cezalarından 10 günlük

hücre cezasını çekmek üzere 18/12/2012 tarihinde C Blok sol müşahede odasında

cezasını infaz ettikten sonra 28/12/2012 tarihinde koğuşuna alınmaya

çalışıldığı sırada şahsın 1 hafta daha müşahede odasındakalmak

istediğine dair cezaevi idaresine dilekçe verdiği ve bu talebinin uygun

görülerek 1 hafta daha aynı müşahede odasında kaldığı ...maktulün cezaevi

idaresine ve personeline kızarak nereden temin ettiği belli olmayan (kendisi tarafınadan kantine sipariş verilmek suretiyle veya

müşahede odasının üst tarafında bulunan terastaki koğuşlardan veya yan

taraflarında bulunan müşahede odalarındaki tutuklu ve hükümlülerden temin etmek

suretiyle veya benzeri bir yolla) çakmakla müşahede odasında bulunan yatak ile

kendi elbiselerini odanın ortasına yığarak çakmakla yatağı ve eşyaları yaktığı

ve bağırma sesleri üzerine görevli olan cezaevi personellerinden birinin

(08:38:04 itibariyle mevcut görüntülerden Erkan Kaya'nın bulunduğu bölüm önünde

kızıllık olduğu, 08:39:00'a kadar geçen sürede (56 saniye) kızıllığın devam

ettiği) 08:39:17 itibariyle elinde yangın hortumunu çekerek gelip görüntüye

girdiği ve beraberinde diğer memurların da görüntüye girdiği ve devam eden

süreçte, 08:39:52 itibariyle kızıllığın kaybolduğu (ve bu saat itibariyle

yangının söndürüldüğü değerlendirilmektedir) ve bu haliyle görevli cezaevi

personellerinin saat 08:39:17 de koğuştan dışarıya doğru alevi çıkan yangını

08:39:52 de yangına çok kısa bir sürede müdahale ederek söndürdükleri ve daha

sonra şahsın koğuştan alınıp revire alındığı ve oradan da Muğla Sıtkı Koçman

Üniversitesi Hastanesine oradan da İzmir Bozyaka Eğitim

Araştırma Hastanesine sevk edildiği ve 19/01/2012 tarihinde tedavi gördüğü

esnada öldüğü, ...[E.K.nın] Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre içerisinde yapılan

doktor muayenelerinde ileri derecede bir psikolojik rahatsızlığı olduğu

konusunda teşhis konulmadığı, hükümlü hakkında uzman doktorlar tarafından

gözetim altında tutulmasına ilişkin bir karar bulunmadığı, hükümlü hakkında

gözetim altında tutulmasına dair bir karar olmamasından ve ileri derece bir

psikolojik rahatsızlığı olduğuna dair doktor raporu bulunmamasından dolayı

hükümlünün günlük hayat akışının kısıtlanmadığı, ...hükümlü tek kişilik

müşahede odalarında barındırıldığında asgari ihtiyaçlarını karşılayacak kadar

malzeme ve kıyafetleri verildiği ve Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

psikolojik ve ruhsal sorunları ile kendine zarar verebilecek durumda olan

mahkumlar için özel donanımlı (Yumuşak Malzemeli oda) bölümlerin bulunmadığı

ancak Müşahede ismini verdikleri sağ ve sol müşahade

kısımlarında toplam 23 tane önü açık oda alanlarının olduğu, Ceza İnfaz

Kurumunda kalan, psikolojik ve ruhsal sorunları olan, kendine ve başkalarına

zarar verme eğilimleri bulunan, uyum sorunu yaşayan Hükümlü/Tutuklular C Blok

Müşahede odalarında barındırıldığı ve maktulün cezaevinde bulunduğu müşahede

odalarının söz konusu yangının çıktığı tarihte kurumda en güvenlikli ve

korunaklı tek kişilik odalar olduğu ve yangının çıktığı tarihteki kamera

kayıtlarında görüntülerin bir bütün halinde CD'ye aktardığı ancak zaman

kayıtlarının saat itibariyle atlaması kameraların harekete duyarlı kameralar

olmasından kaynaklandığı, ...somut olayda görevli olan şüphelilerin yangına

kısa sürede müdahale ederek yangını söndürdükleri ayrıca olayda kullanılan

çakmağın mevzuat gereğince cezaevinde rahatça kantinden sipariş verilerek satın

alınabileceği, sipariş verilerek alınmazsa bile C blok sol müşahede odalarının

üst tarafında bulunan terastaki koğuşlardan veya yan taraftaki müşahede

odalarından diğer tutuklu ve hükümlülerden temin edilebileceği ayrıca çakmağın

mevzuatça yasaklanan ve cezaevinde bulundurulması yasak olan eşyalardan

olmadığı, maktulün dosya kapsamında psikolojik ve ruhsal bir bozukluğunun

olduğunun tespit edilemediği ve olay tarihinde maktulün reşit olduğu, kendi

özgür iradesi ile cezaevi idaresine taleplerini kabul ettirmek amaçlı yatağını

yaktığı ve bunun sonucunda yatağın alev alması sonucu yaralanıp daha sonra

hastanede vefat ettiği ve bu haliyle görevli bulunan cezaevevi

personeli olan şüphelilerin mevzuatta belirtilen yükümlülükleri yerine

getirerek yangına kısa sürede müdahalede bulundukları, mevzuata aykırı bir

eylemlerinin bulunmadığı ve ayrıca şahsın ölümünde gerekli dikkat ve özen

göstermediklerine veya ölüm olayına tesir edebilecek ceza hukuku anlamında bir

kusurlarının bulunduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediği ve böylece

şüphelilerin üzerlerine atılı bulunan suçların yasal unsurlarının

gerçekleşmediği yukarıda dökümü yapılan delillerden anlaşılmakla;

Şüpheliler hakkında üzerine atılı bulunan suçlardansuçun yasal unsurları oluşmadığından dolayı KAMU

ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA..."

22. Karara karşı yapılan itiraz Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

4/10/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

...müştekilerin şikayeti üzerine Muğla

Cumhuriyet Başsavcılığı tanık olarak dinlenen hükümlü ve tarafından yapılan

soruşturma sırasında beyanına başvurulan görevli ve hükümlülerin beyanları,

toplanan tıbbi belgeler ceza infaz kurumu ile ilgili yasa ve yönetmelikler, maktülün ceza evi dosyasındaki belge ve bilgiler ve maktul

ile ilgili tıbbi kayıt ve belgeler, şüpheli savunmaları, maktul [E.K.nın] cezaevindeki

önceki yatak yakma girişimi, cezaevi görevlileri ve diğer mahkumlarla yaşadığı

sorunlar ve buna bağlı yerdeğişiklikleri, [E.K.nın] olay öncesi

sağlık durumu ile uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza Hükümlüsü olması

nedeniyle cezaevinde kaldığı bölümün olay anında müşahade

odası olduğu, Muğla E Tipi kapalı ceza İnfaz Kurumundamüşahade

odasınındiğer birimlere göre daha güvenli olduğu,

çakmağın cezaevi kantininde rahatlıkla satıldığı, sigara içen diğer

mahkumlardan da bi şekilde temin edilebildiği, olay

anı itibari ile yanmaz yatağın bulumadığı ve müşahade odasında tek başına kalmakta olan hükümlünün bir

şekilde temin ettiği çakmak yardımı ile Yatağı tutuşturarak yangını çıkardığı

ve yangının söndürülmesini takiben İzmir'de tedavi gördüğü hastahanede

hayatını kaybettiği, başta ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki

kanun olmak üzere Ceza İnfaz Kurumundaki işleyişi düzenleyen yasa ve

yönetmelikler ile çoğunluğu kamu görevlisi olan şüphelilerin görev ve

sorumluluklarının düzenleyen mevzuat bağlamında şüphelilerin etkin yada ihmal

suretiyle işledikleri bir suç ile müşahade odasında

çıkardığı yangın sonucu hayatını kaybeden uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza

hükümlüsü [E.K.nın] hayatını kaybetmesi sonucu arasında bir nedensellik

bağı kurulamadığından, şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek

yoğunlukta şüpheye dair delil elde edilememekle, soruşturma sonunda Muğla

Cumhuriyet Başsavcılığının 15/06/2016 tarih ve 2015/5850 soruşturma ve

2016/1754 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kovuşturmaya yer

olmadığına dair karara yönelik müştekiler vekilinin itirazının reddine karar

vermek gerekmiştir..."

23.Ret kararı başvuruculara 25/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvurucular 24/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

24.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve

(2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik

denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 2. ve 3. maddelerinin ihlal edildiği iddiasının ileri

sürüldüğü başvurularda kendisinin oldukça ihtiyatlı davranması gerektiğini

belirtmektedir. AİHM, olayın fail ya da faillerinin cezai sorumluluğu ile

devletlerin Sözleşme uyarınca yükümlü olduğu sorumluluğun farklı olduğunu ifade

etmektedir. AİHM, bu bağlamda kendi yetkisinin devletlerin Sözleşme

kapsamındaki sorumluluğunun belirlenmesiyle sınırlı olduğunu vurgulamaktadır. AİHM'e göre Sözleşme kapsamındaki sorumluluk, uluslararası

hukukun ilgili kuralları ve ilkeleri dikkate alınarak Sözleşme'nin amacı

ışığında yorumlanması gereken kendi hükümlerine dayanmaktadır. AİHM'e göre devletlerin Sözleşme kapsamındaki sorumluluğu,

ulusal mahkemelerin takdir yetkisine sahip olduğu bireysel ceza sorumluluğuna

ilişkin iç hukuk sorunlarıyla karıştırılmamalıdır. AİHM birçok kararında ceza

hukuku anlamında suçluluk ya da masumiyet konusunda kararlar vermenin kendi

yetki alanına girmediğini ifade etmiştir (Giuliani ve Gaggio/İtalya [BD], B. No: 23458/02,

24/3/2011, § 182).

26. Diğer yandan AİHM, Hasan

Uzun/Türkiye (B. No: 10755/13, 30/4/2013) kararında Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yolunun AİHM'e

başvurmadan önce tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olduğu sonucuna varırken

Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını da dikkate almıştır. Bu bağlamda

AİHM, Anayasa'nın 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan ve Anayasa

Mahkemesi kararlarının devletin tüm organları ile gerçek ve tüzel kişileri

bağlayacağını ifade eden hükme atıf yapmış; Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruya ilişkin kararlarına uyulmasına ilişkin bir sorun yaşanmayacağını

değerlendirmiştir (Hasan Uzun, §

66).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucular, Anayasa Mahkemesi tarafından yaşam hakkının

ihlal edildiğine karar verildiği hâlde bu kararın gereği olarak olayda

sorumluluğu bulunan ceza infaz kurumu personeli hakkında kamu davası

açılmaması, yeniden yapılan soruşturmada bilirkişi raporu temin edilmeden,

tanık ve şüphelilerin beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden

soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandırılması nedeniyle

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının uygulanmadığını ve etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

29. Bakanlık görüşünde; başvurucuların olayda yaşam hakkının

pozitif yükümlülüklerinin ihlal edildiği iddiasının önceki kararda Anayasa

Mahkemesi tarafından incelenmesi sonucu verilen ihlal kararı üzerine yeniden

soruşturma açıldığı, gerekli deliller toplandıktan sonra ceza infaz kurumu

personelinin ceza hukuku anlamında bir kusurlarının bulunduğuna dair herhangi

bir delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmasızlık

kararı verildiği hususlarının yapılacak değerlendirmede dikkate alınması

gerektiği ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özünü Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararına rağmen etkili soruşturma yürütülmediğini ve

dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının uygulanmadığı hususu

oluşturduğundan başvurunun Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

32. Öte yandan yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda müteveffa, başvurucuların

oğludur. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

33. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

1. Genel İlkeler

34. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu kapsamında doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî

bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

35. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan haklar

kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, yaşam hakkını koruyan

mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm

olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil

uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer yandan burada yer verilen

değerlendirmeler, hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara

üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı

verdiği tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla

sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

36. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da ifade edildiği

üzere temel hak ve özgürlüklere müdahale söz konusu olmadıkça hukuk

kurallarının uygulanması ve yorumlanması ile delillerin takdiri ve

değerlendirilmesi derece mahkemelerine aittir (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42; Sabahat Beğik ve diğerleri

[GK], B. No: 2014/3738, 21/12/2017, § 23). Ancak temel hak ve özgürlüklere

müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve

değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek

merci Anayasa Mahkemesidir.

37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

38.Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

39. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

40. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapar. Bu çerçevede

ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir işlemden veya

yerine getirilmeyen yöntemsel bir eksiklikten kaynaklanıyorsa söz konusu usule

ilişkin işlemin hak ihlaline yol açmayacak şekilde yeniden (veya daha önce hiç

yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir (Mehmet Doğan, § 60).

41. Diğer yandan ifade etmek gerekir ki yaşam hakkına ilişkin

iddialarla ilgili olarak derece mahkemelerinde dava görüldüğü zaman ceza hukuku

sorumluluğunun Anayasa ve uluslararası hukuk sorumluluğundan ayrı tutulması

gerekir. Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa’da güvence altına alınmış temel

hak ve özgürlüklerinden Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu

protokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır (Cezmi Demir ve diğerleri,B.

No: 2013/293, 17/7/2014, § 96).

42. Anayasa Mahkemesi, görevi olmadığından değerlendirmelerinde

belirtilen hususlarda araştırma yapılması hâlinde başvuruya konu davanın nasıl

sonuçlanacağı ile ilgilenmemektedir. Anayasa Mahkemesinin görevi, soruşturma

makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi ile öngörülen derinlikli ve özenli

inceleme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini ya da ne ölçüde getirdiğini

belirlemekten ibarettir (İpek Deniz ve

diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 169).

2. İlkelerin Olaya Uygulanması

43. Yukarıdaki ilkeler ışığında somut başvuru incelendiğinde

Anayasa Mahkemesinin etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine dair

kararının gereği olduğu üzere kararın Cumhuriyet Başsavcılığına ulaşması

akabinde olayla ilgili yeniden soruşturma açılmıştır (bkz. § 14).

44. Soruşturma kapsamında, Anayasa Mahkemesi tarafından

soruşturmayı etkisiz kılan eksiklikler olarak belirlenen E.K.nın

olay öncesi sağlık durumunun tespit edilmemesi ve kendisine uygulanan tedavi

sürecinin incelenmemesi, şahsa uygulanan tedavi yöntemi ve yeri ile şahsın ceza

infaz kurumunda kalacağı bölümün ne şekilde belirlendiğinin tespit edilmemesi

hususlarının tamamlanması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ceza

infaz kurumundan ve ilgili sağlık kuruluşların gerekli bilgi ve belgelerin talep

edildiği anlaşılmıştır (bkz. § 16).

45. Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili yürütülen ilk

soruşturma kapsamında elde edilen delillerin yanı sıra başvurucuların yakınının

tedavi sürecine yönelik belgeleri, ceza infaz kurumundan temin edilen, E.K.

hakkında verilen idari gözlem ve disiplin cezası kararlarını, olay anına

ilişkin kamera kayıtlarını, şüpheli ve tanık olarak dinlenen ceza infaz kurumu

personeli ve diğer mahkûmların ifadelerini, ceza infaz kurumunda görev yapan

psikologların beyanlarını, E.K.nın daha önce

gerçekleştirdiği yatak yakma eylemine dair tutanakları inceleyerek olayda

sorumluluğu bulunabilecek kişileri tespit etmiş ve bu şahısların olayda bir

kusuru bulunmadığı kanaatine vararak kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir (bkz. § 21).

46. Öncelikle belirtmek gerekirse bu kararda ve karara karşı

yapılan itirazın incelenmesi neticesinde verilen kararda başvurucuların

iddialarının ve Anayasa Mahkemesi tarafından eksiklik olarak değerlendirilen

hususların karşılanmış olduğu görülmüştür. Bu bakımdan ihlal kararının

başvurucuların etkili katılım sağlayamadıkları yönündeki tespitinin (bkz. § 13)

gereğinin yerine getirildiği değerlendirilmiştir.

47. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından E.K.nın sağlık durumunu, şahsın ceza infaz kurumundaki müşahade odasında neden tutulduğunu ve yangını çıkarmakta

kullandığı çakmağı nereden temin ettiğini ortaya net biçimde koyabilmek

amacıyla bu hususlara yönelik olaraktanık ve

şüphelilerin ifadelerinin ayrıntılı biçimde alındığı ve verilen kovuşturmaya

yer olmadığına dair kararda da başvurucunun yakınlarının olay öncesi sağlık

durumuna, E.K.nın ceza infaz kurumundaki müşahade odasında neden tutulduğuna ve yangını çıkarmakta

kullandığı çakmağı nereden temin ettiğine ilişkin tespitlerde bulunulduğu

görülmüştür.

48. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucuların yakını hakkında

psikolojik rahatsızlığı bulunduğu ve bundan dolayı gözetim altında tutulması

gerektiğine dair bir doktor raporu bulunmaması nedeniyle E.K.nın

ceza infaz kurumundaki günlük hayatının kısıtlanmadığını, şahsın olay anında

kalmakta olduğu müşahade odasının ceza infaz

kurumundaki en güvenlikli odalardan olduğunu, ceza infaz kurumu görevlileri

tarafından yangına kısa sürede müdahale edilerek E.K.nın

ivedilikle hastaneye sevkinin sağlandığını, olayda kullanılan çakmağın mevzuat

gereğince yasak olmadığını ve kantinden sipariş verilmesi hâlinde tüm

mahkûmlarca satın alınabileceğini, satın alınmasa bile müşahade

odalarının yanında kalan diğer tutuklu/hükümlülerden temin edilebileceğini

temel gerekçe olarak göstererek ceza infaz kurumu personelinin olayda kusuru

bulunduğuna dair bir delil bulunmadığını değerlendirmiştir (bkz. § 21).

49. Bu noktada, her ne kadar olayda kullanılan çakmak kantinden

serbestçe satın alınabilen bir malzeme olsa da, E.K.nın

benzer şekilde daha önce de yatak yakma eyleminde bulunduğu gözetilerek şahsın

bu özel durumu nedeniyle ceza infaz kurumu idaresi tarafındanE.K.nin

şahsına özgü olarak bu kişiye çakmak satılmaması konusunda özel bir yasak

getirilmemesi (bkz. § 20, S.A. ve V.G.nin ifadeleri)

bir eksiklik olarak değerlendirilse de çakmağın tek temin usulünün kantinden

satın alma olmadığı, çakmağın sigara kullanan E.K. tarafından diğer

mahkûmlardan da temin edilebileceği ve olayda kullanılan çakmağın E.K.

tarafından kantinden satın alındığına dair bir veri bulunmadığına

değinilmelidir.

50. Bu açıdan yaşam hakkı bakımından devletin yükümlülüklerinin

yerine getirilmemesi nedeniyle sorumluluğun tespit edilmesi ile kişilerin

olaydaki şahsi ceza sorumluluğunun farklı hususlar olduğu ilkesinin (bkz. §§

25, 41) yeniden altı çizilerek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen

soruşturmayla mümkün olabildiği ölçüde olayın gerçekleşme şartlarının açığa

kavuşturulduğu söylenmelidir. Somut olayda, soruşturma makamlarının olayı

aydınlatma isteğinden şüphe duyulmasını gerektirecek bir duruma da

rastlanmamıştır.

51. Dolayısıyla somut olayda, Anayasa Mahkemesinin

başvurucuların yakını hakkındaki kararda tespit ettiği ihlalin gereğinin

soruşturma makamları tarafından yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple

başvurucuların Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının yerine getirilmediği

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Ayşe

Gürsel KAYA

:

2. Mehmet

KAYA

Vekili

:

Av. Adnan

KAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/78489, 18 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. "A-
  7. Adına Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına..."
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Gökcan
  16. Özgüldür
  17. Hakyemez
  18. Kaya
  19. Kaya
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/78489
Tarih
18 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Tanju Bozkurt Başvurusu (B. No: 2015/459)
  • Ali Ekber Emre Başvurusu (B. No: 2015/3427)
  • Ali Sevim ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3364)
  • Mehmet Leylekoğlu Başvurusu (B. No: 2015/4584)
  • Şahin İçyer Başvurusu (B. No: 2015/5452)
  • Semra Omak Başvurusu (B. No: 2015/19167)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.