İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Azat Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/15279)

1. Başvuru, sosyal medyada yazdığı bir yazı dolayısıyla

Başvuru No2017/15279Tarih29 Ocak 2020Okuma14 dk · 2.794 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Azat Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/15279
R.G. Tarih ve Sayı
11/3/2020-31065
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.794 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sosyal medyada yazdığı bir yazı dolayısıyla

cezalandırılmasının başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlık görüşü

başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Arka Plan Bilgisi

8. Türkiye'de uzun süredir PKK'nın neden olduğu şiddetin ve

terör olaylarının sona erdirilmesi amacıyla Hükûmet tarafından 2012 yılı

sonlarında demokratik açılım adı

verilen bir süreç başlatılmıştır. Çözüm

süreci olarak da isimlendirilen

ve yaklaşık üç yıl devam eden süreçte şiddet ve terör olayları önemli ölçüde

azalmıştır (Ayşe Çelik, B. No:

2017/36722, 9/5/2019, § 10).

9. Hükûmetin çözüm süreci

kapsamında gerekli çalışmaları yürüteceği, terörün sona erdirilmesi ve

toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki,

sosyoekonomik, psikolojik, kültürel, insan hakları, güvenlik ve

silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek

adımları belirlemesi planlanmıştır.

B. Somut Başvuruya İlişkin Olaylar

10. Olayların meydana geldiği tarihte Adalet Bakanı olan S.E.

27/3/2013 tarihinde düzenlediği bir basın toplantısında çözüm süreciyle ilgili olarak basın

mensuplarının kendisine sorduğu soruları yanıtlamıştır. Barış ve Demokrasi

Partisinin (BDP) çözüm sürecini

yönetenlerle ilgili yasal teminat istekleri ve

"Bir savcı çıkar da dava açarsa çok zor durumda kalabiliriz."

şeklindeki kaygıları Bakan'a basın mensupları tarafından hatırlatılmıştır.

Bunun üzerine Bakan "Bir savcı

çıktığında, 'siz niye Türkiye'ye barışı getirmeye çalışıyorsunuz diye hesap mı

soracaktır? Akan kanın, gözyaşının dindirilmesi için niçin gayret ediyorsunuz

diye mi soracaktır? Bu suçsa ben bu suçu işliyorum burada.” şeklinde

bir açıklama yapmıştır.

11. Mardin'de avukatlık yapan ve Mardin Barosu başkanlığı da

yapmış olan başvurucu, Bakan'ın yukarıda belirtilen açıklamasının akabinde

28/3/2013 tarihinde sosyal medya hesabından şöyle bir paylaşım yapmıştır:

"'Adalet Bakanı' barış

istemek suçsa ben bu suçu isteyerek işliyorum' demiş. Ben de bu suçu işliyorum

Mardin'in niteliksiz ve seviyesiz hakim ve savcılarına büyük bir zevk ile

duyurulur."

12. Söz konusu paylaşım üzerine Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından başvurucu hakkında hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle

29/3/2013 tarihli iddianame düzenlenmiştir.

13. Yargılamayı yapan Mardin 2. Asliye Ceza Mahkemesi,

başvurucunun yirmi dörthâkim ve savcıya karşı işlediği hakaret suçundan -aynı

suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiil ile işlendiği gerekçesiyle artırım

yaparak- 13.680 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:

"Hakaret suçunun oluşabilmesi için

mağdurun belli veya belirlenmesinin mümkün bulunması gerekmektedir. Sanığın

'Mardin'in niteliksiz ve seviyesiz hakim ve savcılarına büyük bir zevk ile

duyrulur' şeklindeki beyanında isnadın yöneldiği kişilerin belli veya

belirlenebilir mahiyette olması karşısında sanığın savunmasında söylediği,

belli kişi ya da şahısları kastetmediği, bu beyanının geçmişte bu adliyede

görev yapan barış istemenin suç olduğunu belirterek soruşturma yürüten barışa

karşı çıkan hakim ve savcılara yönelik olduğuna dair savunmalarının suçtan

kurtulmak amaçlı olduğu kanaatine varılmış olmakla bu savunmalara itibar

edilmemiştir. Sanık duruşmada yapmış olduğu savunmasında, şikayetçi olduğu

şahıs hakkında 4 defa adliye kamerasından geçmesine rağmen tespit edilemediği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, dolayısıyla bazı şeylerin

nitelik gerektirdiği, görevini layıkıyla yerine getiremeyen savcıların

varlığına dair kendi savunmalarıyla çelişen beyanları da mahkememizde bu

kanaatin oluşmasına sebep olmuştur.

Dosya içerisinde mevcut sanığın facebook

hesabında yapılan teknik inceleme neticesinde alınan site fotoğraflarından,

sanığın kendi facebook hesabında ekli olarak 17 arkadaşının bulunduğu ve

yazdığı bu yazıyı bütün arkadaşlarının görebileceği şekilde paylaştığı, hatta

arkadaşları tarafından da yorumlar yapıldığı görülmüş olmakla hakaret suçunun

mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlendiğinin

kabulü gerekmiştir. Ancak bu yazıya doğrudan mağdur veya müştekilerin vakıf

olmasının mümkün olmaması, yazıyı kendi arkadaş grubu içerisinde paylaşmış olması

karşısında hakaretin gıyapta işlendiğinin kabul edilmiş olmakla, gıyapta

hakaretin cezalandırılabilmesi için eylemin 'en az 3 kişiyle ihtilat ederek'

işlenmesi koşulu sanığın arkadaş grubundaki 10 kişi tarafından yaptığı yorumun

beğenildiğine yönelik site teknik analizinde alınan fotoğraflardan anlaşılmış

olmakla, failin yazıyı bütün arkadaş grubuna dahil olan kişilerle paylaştığı ve

ihtilat kastının bulunduğu, böylelikle ihtilat koşulunun da gerçekleştiği

kanaatine varılmıştır."

14. Başvurucu ilgili kararı temyiz etmiştir. Temyiz üzerine

verilen karar Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 12/10/2016 tarihli ilamıyla onanmış

ve nihai karar başvurucuya 2/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir

fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve

saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası

ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için

fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

...

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

...

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir

yıldan az olamaz."

B. Uluslararası Hukuk

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifade özgürlüğü,

demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM, ifade

özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve

bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini

yinelemektedir. AİHM'e göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 10.

maddesinin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum

tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler

için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için

de geçerlidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun,

hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. AİHM, Sözleşme'nin 10.

maddesinde güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi olduğunu ancak

bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici

olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik

Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No.

2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 101).

18. AİHM'e göre demokratik bir toplumun hayati mekanizmalarından

olan yargı sisteminin işleyişine ilişkin konular kamusal menfaatlerin alanında

kalır. Bu kapsamda yargının toplum içindeki özel rolü dikkate alınmalıdır.

Adaletin garantörü olan ve hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette

hayati bir işlev gören yargı, görevlerini başarıyla yapabilmek için kamu

güvenine ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle bu güveni ciddi şekilde zarara

uğratabilecek temelsiz saldırılara karşı -özellikle yargıçların kendilerini

hedef alan eleştirilere karşı cevap vermelerine engel olan bir sağduyuya sahip

olma yükümlülükleri gözönünde bulundurulduğunda- korumak gerekebilir. Yargı

erkinin otoritesi özellikle mahkemelerin hukuksal uyuşmazlıkların çözümü ve

cezai konularda bir kişinin suçlu ya da masum olup olmadığının belirlenmesinde

uygun mekanizmalar olmasını ve kamuoyunca da böyle kabul edilmesini, dahası

kamuoyunun genel olarak mahkemelerin görevlerini yerine getirebilme konusundaki

kapasitesine güvenmesini ve saygı duymasını da içerir. Buradaki güven,

demokratik bir toplumda mahkemelerin cezai uyuşmazlıklar nazara alındığında

sadece suçlanan kişide değil bir bütün olarak kamuoyunda uyandırdığı güvendir.

Ancak -temelsiz ve ağır biçimde yaralayıcı saldırılar bir kenara bırakılırsa-

yargı görevlileri de kabul edilebilir sınırlar içindeki eleştirilere -sadece

teorik ve genel olanlar değil- konu olabilirler. Bu kişilerin görevlerini ifa

ederken kendilerine yönelik kabul edilebilir eleştirinin sınırları sıradan bir

vatandaşa kıyasla daha geniştir (Morice/Fransa,

B. No: 29369/10, 23/4/2015 §§ 128-131).

19. AİHM'in Perruzzi/İtalya

(B. No: 39294/09, 30/6/2015, § 8) kararında avukatların yargının işleyişiyle

ilgili açıklama yapma hakları bulunmakla birlikte söz konusu eleştirilerin

yargısal meseleyi tamamen medyatik zemine çekme veya görevli hâkimlerle çatışma

niyet veya stratejisinden başka bir amaca hizmet etmeyen temelsiz veya içi boş

saldırılardan yargı erkini korumayı amaçlayan bazı sınırları geçmemesi

gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda AİHM, avukatların yargı mensuplarıyla

ilgili sağlam bir olgusal temeli olmaksızın kabul edilebilir yorum seviyesini

geçen ağırlıktaki ifadelerinin ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, Mahkemece hakkında ceza verilmesine neden olan

ifadelerin eleştiri kapsamında kaldığını ve suç oluşturmadığını ileri

sürmüştür. Savcılığın ve Mahkemenin etkin, tarafsız bir soruşturma ve

kovuşturma yürütmediğini ifade eden başvurucu; keyfî bir şekilde karar

verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü ve eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

22. Bakanlık görüşünde, demokratik bir toplumda bireylere yargı

sistemi ve ona dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum

yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve

itibarlarının korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması

gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne göre avukatların yargı içindeki

özel yeri, kamu hizmeti niteliği, savunma görevini üstlenmeleri ve adaletin

gerçekleşmesine katkıları gözönünde bulundurularak belli sınırları aşmamak

koşuluyla yargının işleyişine ilişkin eleştiride bulunma haklarıyla

dengelenerek değerlendirilme yapılmalıdır.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak

Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

24. Anayasa’nın

"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının

şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…"

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

26. Başvurucunun sosyal medyada paylaştığı sözler nedeniyle

13.680 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Söz konusu

mahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale

yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

27. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

28. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

29. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

30. Başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün

Önemi

31. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları tek başına

veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(b)İfade Özgürlüğünün

Kullanımında Ödev ve Sorumluluklar

32. Anayasa'nın 12. maddesinin kişilerin sahip oldukları temel

hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme

yapan "Temel hak ve hürriyetler,

kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da

ihtiva eder." biçimindeki ikinci fıkrası çerçevesinde;

Anayasa'nın 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma

yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Erdem

Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015,

§ 35; Fatih Taş, § 67; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 43). Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına

ve ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi, bir

cezanın demokratik bir toplumda gerekli

olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünü görmezden gelmeyecektir.

33. Anayasa'nın 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan

sınırlamalara uyma yükümlülüğü kapsamında; kamusal bir tartışmaya katkı sunma

kapasitesi olmaksızın başkaları için temelsiz biçimde yaralayıcı nitelik

taşıyan, saldırgan ve yakışıksız ifadelerden kaçınma yükümlülüğü söz konusudur.

(c)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin

Gereklerine Uygun Olması

34. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§

70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165,

29/11/2017, § 18).

35. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

36. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin

hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir

(bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir

Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§

46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59,

68).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Somut olayda dönemin Adalet Bakanı S.E.ye basın mensupları çözüm süreci ile ilgili sorular sormuştur.

Başvurucu, Bakan'ın yaptığı açıklamanın ertesi günü sosyal medya hesabından "'Adalet Bakanı' barış istemek suçsa ben bu suçu

isteyerek işliyorum' demiş. Ben de bu suçu işliyorum Mardin'in niteliksiz ve

seviyesiz hâkim ve savcılarına büyük bir zevk ile duyurulur." şeklinde

bir yazı paylaşmıştır.

38. İlk derece mahkemesi, başvurucunun paylaşımında geçen "...Mardin'in niteliksiz ve seviyesiz hâkim ve

savcılarına büyük bir zevk ile duyrulur..." şeklindeki

ifadelerin müştekileri hedef aldığı ve hakaret suçunun sübuta erdiği sonucuna

ulaşmış ve başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir.

39. İlk derece mahkemesi başvurucunun sarf ettiği sözlerde

matufiyet unsurunun gerçekleştiğini kabul etmiştir. Olayın geçtiği tarihte

Mardin merkez nüfusu yaklaşık 100.000 olan, toplam yirmi dokuz hâkim ve

savcının görev yaptığı bir ildir. Başvurucu ise aynı ilde avukatlık

yapmaktadır. Matufiyetin kabulü için hedef alınan kişi ya da kişilerin adından

açıkça söz edilmesi, konumlarının gösterilmesi veya bunlardan bahsedilmese dahi

sarf edilen sözlerden bu kişilerin kastedildiğinin, sözlerin bu kişilere

yönelik olduğunun anlaşılması veya anlaşılabilir olması gerekir. Başvurucu, avukat

olması nedeniyle sayısı fazla olmayan hâkim ve savcıları bilebilecek

durumdadır. Bunun yanı sıra nüfusu itibarıyla küçük bir il olan Mardin'de hâkim

ve savcıların tanınırlığı diğer illere göre çok daha yüksektir. Bu sebeplerle

ilk derece mahkemesinin takdir aralığı da gözetildiğinde matufiyetin

gerçekleştiği yönündeki kabulüne katılmamak için bir neden görülmemiştir.

40. Somut olayda kamu görevlisi olan hâkim ve savcıların

itibarlarının korunması söz konusudur. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için

görev yapan hâkim ve savcılar diğer kamu görevlileri gibi kamunun güvenine

sahip olmalıdırlar. Bu sebeple adalet sisteminde görev alan hâkimler ve

savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarını sebepsiz saldırılardan korumak

devletin görevlerindendir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner (3), B. No: 2013/5298,

20/5/2015, §§ 26, 27). Başvurucunun hâkim ve savcı olan müştekilere yönelik

sözlerinin onları toplum içinde küçük düşürme amacı taşıdığı, ifadelerin

müştekilerle kişisel anlaşmazlık çıkarmaya yönelik bir tutumun parçası olduğu

değerlendirilmiştir. Başvurucu tarafından sarf edilen sözlerin yaralayıcı ve

yakışıksız bir nitelik taşıdığı, müştekilere yönelik sebepsiz saldırı teşkil

ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

41. Sonuç olarak ilk derece mahkemesi başvurucunun ifade

özgürlüğü karşısında müştekilerin şeref ve itibar hakkının korunmasına ilişkin

bir dengeleme yapmıştır. İlk derece mahkemesinin kararında, Anayasa Mahkemesi,

içtihatlarında ortaya konulan kriterleri herkesi tatmin edecek derecede

ayrıntılı olarak ele aldığı söylenemez. Ancak Anayasa Mahkemesinin vardığı

sonuçlarla birlikte değerlendirildiğinde Mahkemenin başkalarının şöhret veya

haklarının korunması amacı temelinde başvurucu hakkında verilen mahkûmiyeti

haklı göstermek için sunduğu gerekçeler uygun ve yeterli kabul edilmiştir.

42. İfade özgürlüğünün kullanımında sahip olduğu görev ve

sorumluluklara uygun hareket etmeyen başvurucunun ilgili sözler nedeniyle

cezalandırılmasının kişilerin itibarının korunması, yargının tarafsızlık ve

otoritesinin sağlanması açısından zorunlu toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve

dolayısıyla demokratik bir toplumda gerekli

olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

43. Başvurucu aleyhine hükmedilen cezanın gözetilen amaç ile

makul bir orantılılık ilişkisi içinde olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Bu

çerçevede somut olayın koşullarında başvurucunun olay tarihinde Mardin'de görev

yapan yirmi dört hâkim ve savcının şikâyetçi olduğu sözleri kapsamında

zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 13.680 TL adli para cezasına

hükmedilmesinin başvurucunun mesleği, hürriyeti bağlayıcı bir cezaya

hükmedilmemiş olması, söz konusu konuşmanın ağırlığı ve hedef aldığı kişi

sayısıyla karşılaştırıldığında ulaşılmak istenen amaç ile birlikte orantısız

olduğu değerlendirilmemiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Azat YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/15279, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. B. Somut Başvuruya İlişkin Olaylar
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/15279
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/73997)
  • Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/4786)
  • Haydar Aktepe ve Halise Aktepe Başvurusu (B. No: 2016/3030)
  • Nuri Battaloğlu Başvurusu (B. No: 2017/36644)
  • K.ş. Başvurusu (B. No: 2016/3267)
  • Hasan Gülderen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/36705)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.