İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/4786)

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan bir haber nedeniyle

Başvuru No2017/4786Tarih28 Ocak 2020Okuma17 dk · 3.435 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (5)

Karar tarihi
28 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/4786
R.G. Tarih ve Sayı
11/3/2020 - 31065
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.435 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan bir haber nedeniyle

tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Yeni Akit gazetesinin (gazete) sahibi ve

yayımcısıdır. Davacı M.G. ise tiyatro ve sinema sanatçısıdır.

9. Ulusal bir televizyon kanalında her hafta H.A. isimli bir program yayınlanmaktadır.

Sunucu U.D.nin moderatörlüğünde gerçekleşen ve canlı yayınlanan programa

genellikle birden fazla kişi konuk olarak katılmakta ve ülke gündeminde yer

alan konular tartışılmaktadır.

10. 17/10/2015 tarihinde yayımlanan programda, programın konuklarından

olan davacı M.G. ile Y.N.Ö. ve L.Ü. gündemdeki konulara değinmelerinin yanında

hükûmete muhalif duruşları nedeniyle çeşitli haksızlıklara maruz kaldıklarından

yakınmışlardır. Konuklardan Y.N.Ö. argo birtakım sözlerle bu konudaki

görüşlerini ifade etmiştir. Bu kapsamda davacı da kendisi söylemediği hâlde

ezan sesinden rahatsız olduğu iddialarının ortaya atıldığını belirtmiştir.

Sonrasında programda geçen diyaloglar şu şekildedir:

" [M. G.]: ...Yahu biz oyun oynarken açık

havada ezan okunursa, oyun durur. Üstelik de ben ezanı çok severim...

[U.D.]: ...Biz nerede oturduk

biliyor musun? Caminin avlusunda... Yani ezan sesinden rahatsız olanlar falan

diye sana çamur atmışlar ya cami avlusunda yaşadık biz. Bu kadarını söyleyeyim.

[M.G.]: Sanki biz bunların

hesabını vermek zorundaymışız gibi!

[U.D.]: Hakikaten ya.

[M. G]: Ulan siz kimsiniz de bizi sorguluyorsunuz?! Dallamalar,

kimsiniz ulan? Siz kaç paralık adamsınız da bizi sorguluyorsunuz? Diyor ki, o

mesela şunu da mesela [masanın üzerindeki karton bardağı göstererek] 'O

bardaklar niye şeffaf değil? Çünkü içki içiyorlar'. Şimdi burada işte çay

içiyor ya da efendim bilmem ne... Diyelim ki içki içiyor, sana ne lan

pezevenk?!

[Y.N.Ö.]: İşte böyle. Böyle

söyleyeceksin...

[M. G]: Yalnız bir şey söyleyeceğim.

[U.D.]: İster misin biz de

size benzeyelim bu akşam?

[M.G.]: Hayır bakın bu küfür

değil. Azericede pezevenk ' yol gösterendir'.

[Y.N.Ö.]: İşte bitti.

[M.G.]: Kesin, kesin. Açın

sözlüğü bakın..."

11. Gazetenin 18/10/2015 tarihli nüshasında " 'Pezevenk' M. ve 'Küfürbaz' Y.ye tepki

yağıyor" başlığı ile yayımlanan haberin ilgili kısımları

şöyledir:

"H. Tv’de 'Sol kırması' [U.D.nin] sunduğu H.A adlı program rezilliklerine bir yenisini

daha ekledi. Programın bu haftaki bölümüne katılan 'Pezevenk' [M.G.] ve 'Küfürbaz' [Y.N.Ö], canlı yayında küfürler yağdırırken, vatandaşlar bu

edepsizliğe büyük tepki gösterdi.

...

Programa bu hafta konuk olarak katılan [M.G.], bir anda kendini rakı masasında sanarak canlı

yayında küfürler yağdırmaya başladı. [U.D], küfürler karşısında pişkince sırıtarak [M.G.ye] destek olurken, diğer konuk [Y.N.Ö], [M.G.nin] küfürlerini alkışladı. Programa seyirci diye katılan 'kuru kalabalık'

ise bu terbiyesiz ifadeler karşısında 'şakşakçılık' yapmakla yetindi.

'Pezevenk' [M.G.den] sonra programın ilerleyen dakikalarında söz alan

'Küfürbaz' [Y.N.Ö], [M.G.den] aldığı güçle yüzlerce seyircinin önünde belaltı

küfürler ve ağza alınmayacak ifadeler ile edepsizlikte tavana vurdu.

Canlı yayında eşine az rastlanır 'ahlaksız ve

edepsiz' ifadelere sosyal medyada büyük tepki yağdı. Toplumun duyarlı bireyleri

RTÜK’ün bir an önce harekete geçerek H. TV’ye gerekli cezanın kesilmesi

gerektiğini ve söz konusu programın da derhal yayından kaldırılmasını

beklediklerini açıkladı."

12. Davacı, haber nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini

belirterek başvurucu aleyhine 3 kuruşluk manevi tazminat ve hüküm fıkrasının

haber yapan gazete ile birlikte beş büyük gazetede yayımlanması talebiyle dava

açmıştır. Yargılamayı yapan Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 28/6/2016

tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne karar vererek başvurucu aleyhine 3

kuruşluk manevi tazminata hükmetmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"davalı şirkete ait yeni akit gazetesinin

18.10.2015 tarihli yayınında 'Pezevenk M. ve küfürbaz Y.ye tepki yağıyor'

başlığı ile 'Sol kırması [U.D.nin] sunduğu 'H.A' adlı program rezilliklerine bir yenisini ekledi.

Programın bu haftaki bölümüne katılan 'Pezevenk [M.G] ve Küfürbaz [Y.N.Ö] canlı yayında küfürler yağdırırken, vatandaşlar bu

edepsizliğe tepki gösterdi' şeklinde ifadelere yer verildiği,... dava konusu

haberde, kamunun bilgilendirilmesi amacı dışına çıkılarak,davacıya yönelik

küçük düşürücü ve hakaret içeren ifadeler yer verildiği, söz konusu haberin

meşru sayılabilecek bir haber olmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırıda

bulunulduğu, davacının bu haber nedeniyle elem ve üzüntü duyduğu anlaşılmış

olmaklamanevi tazminat talebinin kabulüne, kararın yeni akit gazetesi internet

sitesinde yayınlanmasına, hüküm fıkrasının beş büyük gazetede yayınlanması

talebinin;haberin verildiği tarih üzerinden uzunca bir süre

geçmesi,güncelliğini yitirmesi, mahkemece talep edilen tazminat miktarına

hükmedilmekle davalının hukuka aykırı eyleminin sabit olduğu,haberin

yayımlandığı internet gazetesinde hükmün yayınlanacak olmasının yeterli olduğu

anlaşılmış olduğundan reddine karar verilmesi uygun görülmüştür".

13. Temyiz üzerine karar, Yargıtayın 11/2/2016 tarihli onama

ilamı ile kesinleşmiştir. Nihai karar 19/8/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesi

şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu

zararı gidermekle yükümlüdür.”

B. Uluslararası Hukuk

16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), demokratik bir

toplumda basının oynadığı temel rolün altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre

basının -görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak- kamu yararını

ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda

bilgi ve fikir yaymadan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma

hakkının eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi olmasa basın,

vazgeçilmez kamusal gözetleyici

(watchdog) rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø

ve Stensaas/Norveç

[BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59, 62; Pedersen

ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; Von Hannover/Almanya (No. 2) [BD], B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, §

102).

17. AİHM, Radio France/Fransa

(B. No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) kararında basın özgürlüğünün kapsamının

demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya

ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini

belirtmiştir.

18. AİHM'in Eon/Fransa

(B. No: 26118/10, 14/3/2013) kararına konu olayda, başvurucu, Fransa

Cumhurbaşkanının korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Casse toi pov’con” (Kaybol, seni beş para etmez dingil)

yazılı bir pankart sallamıştır. Bu, Cumhurbaşkanı’nın kendisi tarafından dile

getirilen ve bolca reklâmı yapılan bir ifadeyi ima etmektedir. Daha önce yaygın

olarak yorumlanan ve medyada geniş şekilde alan, internette de çokça dolaşan ve

gösterilerde slogan olarak kullanılan söz konusu ifadeden dolayı başvurucu

derhâl durdurulmuş ve kendisine Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekten dolayı 30

Avro para cezası verilmiş;ancak bu ceza ertelenmiştir. Başvurucunun ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası üzerine AİHM, bir ifadenin, özellikle hitap

edilen kişinin statüsü, başvuranın kendi konumu, geçmişte kullanılan bir

cümlenin tekrarlanma biçimi ve bağlamı dikkate alınarak, davanın bütünselliği

içerisinde incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. AİHM; Cumhurbaşkanı

tarafından dillendirilen bu ifadenin tekrar edilmesinin, ne Cumhurbaşkanı’nın

yaşamını veya onurunu hedef aldığını ne de basit bir biçimde kendisi aleyhinde

karşılıksız bir şahsî saldırı anlamına geldiğini belirtmiştir. AİHM'e göre,

davacı tarafından kullanılan ve medyada geniş şekilde yer alan kaba bir ifadeyi

kendi hesabına kullanan başvurucunun eleştirisi de nezaketsiz sayılabilecek bir

hiciv yoluyla ifade etme olarak kabul edilmelidir. Bu bağlamda AİHM, hicvin,

temelinde yatan gerçekliği abartılı ve bozulmuş bir şekilde sunan sanatsal bir

ifade ve sosyal bir yorumlama şekli olduğunu ve doğal olarak tahrik etme ve

kışkırtma amacı güttüğünü vurgulamıştır. Bu bağlamda AİHM, demokratik

toplumlarda çok önemli bir rol oynayan toplumsal tartışmalara ilişkin hiciv

yoluyla yapılan çıkışlar üzerinde caydırıcı bir etki doğurma ihtimali olduğu

gerekçesiyle başvurucunun cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak

değerlendirmiştir (Eon/Fransa, §

57- 61).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; cezalandırılmasına neden olan kelimenin bir

televizyon yayınında davacı tarafından kullanıldığını, bunun üzerine davacının

çirkin bir söz söylediğini vurgulamak adına tırnak içine alınarak davacının

adıyla birlikte haberleştirilmesinin bir gazetecilik tekniği olduğunu

belirtmiştir. Ayrıca başvurucu; davacının kendisinin, kullandığı ifadenin

Azericede "yol gösterici"

anlamına geldiğini belirttiğini, ancak derece mahkemelerince olayların bağlamı

içerisinde değerlendirilmeden aleyhine manevi tazminata hükmedildiğini

belirterek ifade ve basın özgürlüklerinin; yargılama usullerine uyulmadan hüküm

tesisi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak

Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

22. Anayasa’nın

"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının

şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

23. Anayasa’nın "Basın

hürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

25. Başvurucunun yayınladığı haber nedeniyle 3 kuruş manevi

tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu Mahkeme kararı ile

başvurucunun ifade ve basın özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

26. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

27. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

28. 6098 sayılı Kanun'un 49. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

29. Başvuru konusu kararın

başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin

bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel İlkeler

(a)Demokratik Toplumda Basın Özgürlüğünün

Önemi

30. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade

özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28.

maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu

temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade

etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli

ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın, [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların

iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan

birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63; Haci

Boğatekin (2), B. No: 2014/12162, 21/11/2017, § 38).

(b) Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

31. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir

müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§

70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

32. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bkz. bazı farklılıklarla birlikte bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B.

No: 2018/17635, 26/7/2019, § 77; Sırrı

Süreyya Önder, [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 58; Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51). Orantılılık ise; bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 132; Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,

§ 59).

33. Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp

karşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Ancak

bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).

34. Anılan denetim sırasında Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere

yapılan müdahalenin gerekçesine odaklanır. Kamu makamlarının, temel hak ve

özgürlüklere -zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı olduğunu-

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymadan yaptıkları müdahalelerin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunun kabul edilebilmesi

mümkün değildir. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa

Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan

müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120).

(2) Somut Olayın

Değerlendirilmesi

35. Somut olayda davacı, başvuruya konu haberin yayınlanmasından

bir gün önce katıldığı bir televizyon programında Türk toplumunca kaba,

aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir ifade olarak kabul edilen "pezevenk" ifadesi ile bazı kaba

sözleri kullanmış, daha sonra söz konusu ifadenin Azerbaycan Türkçesinde olumlu

bir anlamının bulunduğunu ifade etmiştir. Başvurucu gazete, ertesi gün bir

haber yayımlayarak davacının katıldığı televizyon programında kaba sözler

kullanılmasını eleştirmiş ve davacının ismini tırnak içine alarak "Pezevenk M." ifadesini

kullanmıştır. İlk derece mahkemesi davacının kişilik haklarına saldırıda

bulunulduğu kanaatine ulaşmış ve başvurucu aleyhine 3 kuruş manevi tazminata

hükmetmiştir.

36. Mevcut başvuruda ilk derece mahkemesi başvurucunun basın

özgürlüğü ile davacının şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir

denge sağlamalıdır (benzer değerlendirmeler için bkz Abuzer Demir ve Aslı Peksezer, B. No: 2016/73556,

23/10/2019, §§ 45, 47; Kenan Kıran ve

Ramazan Fatih Uğurlu, B. No: 2016/2884, 24/10/2019, § 48; Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, § 61). İlk derece

mahkemesinin çatışan haklar arasında dengeleme yapabilmesi için;

1- Haber veya makalede yer alan ifadelerin kim tarafından

dile getirildiği,

2- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile

ilgili kişinin önceki davranışları; basının sıkı denetiminde olup olmadığı;

katlanması gereken, kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade bir vatandaş

ile karşılaştırıldığında daha geniş olup olmadığı

3- Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan

ifadelerin türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları

4- Haber veya makalenin yayımlanma şartları

5- Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara

ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin

düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı

6- Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve

konunun güncel olup olmadığı

7- Haber veya makalede yer alan ifadelerin olgusal temele

dayalı olup olmadığı, ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince

desteklenip desteklenmediği

8- Başkalarının şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin

bulunduğu durumlarda başta meslek ahlakına saygı gösterme, doğru ve güvenilir

bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etme ödevi olmak üzere

basın mensuplarının kendiliğinden uymaları gereken zorunlu sınırlara, ödev ve

sorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları

9- Haber veya makalede dile getirilen düşüncelere cevap

verme olanağının bulunup bulunmadığı

10- Haber veya makalenin hedef aldığı kişilerin hayatı

üzerindeki etkileri

kriterlerini elindeki olaya uygulaması gerekir (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184,

16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK],

B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kadir

Sağdıç, [GK], B. No:

2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner

(2), §§ 66-73; basının sorumluluğuna ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017,

§§ 47-48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık

Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir Sağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), §§ 60, 61).

37. Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucu

tarafından yayınlanan haberi yayımlandığı bağlamdan ve haber içerisinde geçen

bir kelimeyi yazının bütününden kopartarak olayın ve yazının bütünselliğini

gözetmeksizin bir değerlendirme yapmıştır (Nilgün

Halloran, § 52; Önder Balıkçı, B.

No: 2014/6009, 15/2/2017, § 45). Mahkeme, başvurucunun basın özgürlüğü ve bu

bağlamda ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibar hakkı arasında bir

denge kurmaya çalışmamış; haberden bir ifadeyi çekerek yalnızca soyut bir

değerlendirmeyle söz konusu ifadenin tahkir edici ve küçük düşürücü olduğuna,

haberin bilgilendirme amacının ötesinde bulunduğuna karar vermiştir.

38. Davacının kullandığı ifadelerin davacıya yönelik olarak

kullanılmasının, davacının şeref ve itibarını hedef aldığı açıktır. Bununla birlikte

başvuruya konu haberde, esas itibariyle davacının katıldığı televizyon

programında hakaretamiz ifadeler kullanıldığına ve bu durumun programı

izleyenlerin tepkisine neden olduğuna dikkat çekilmek istendiği

anlaşılmaktadır. Nitekim haberde davacı ile birlikte programa katılan diğer

kişiler de eleştirilmiştir. Dolayısıyla haberin bütününe bakıldığında

başvurucunun davacıyı doğrudan ve keyfî biçimde hedef aldığı söylenemez.

39. İkinci olarak davacı, ihtilaf konusu kelimeyi katıldığı

televizyon programında birden çok kez tekrarlamış; kelimenin kaba anlamı

dışında bir anlamı daha olduğunu vurgulamıştır. Davacı canlı yayınlanan bir

programda dile getirdiği söylemleri sonucunda düşüncelerini gazetecilerin ve

vatandaşların tartışmasına açmıştır. Dolayısıyla dava konusu sert söylemin bir

ölçüde davacının önceki davranışından kaynaklandığı kabul edilmelidir.

40. AİHM'in sıklıkla vurguladığı ve Anayasa Mahkemesinin de pek

çok kararında benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden

olan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan

birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız yahut

kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok

edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Bekir Coşkun, § 52).

41. Başvurucu yayınladığı haber ile davacı tarafından sarf

edilen ve kamuoyunun tepkisini çeken bir ifadeyi tekrarlayarak davacıyı

kendisinin kullandığı üslupla yermeyi amaçlamıştır. Dolayısıyla başvurucu

tarafından yayımlanan haberin kışkırtıcı

bir yanının olduğu kabul edilmelidir. Ancak yerme türündeki ifade biçimine

karşı yapılan müdahalelerin dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Zira, bu ifade

biçimlerinin doğasından kaynaklanan; abartılı ve kimi zaman saygı sınırlarını

zorlayan bir yönü vardır. Yerme, karşısındaki kişiyi tahrik etmeyi ve

kışkırtmayı amaçlayan bir ifade ve toplumsal eleştiri türü olarak karşımıza

çıkar. Bu ifade türünün kullanımına karşı tazminata hükmedilmesi, demokratik

toplumların olmazsa olmazı olan kamusal sorunların serbestçe tartışılmasında

oldukça önemli bir rol oynayan yerme niteliğindeki ifade biçimleri üzerinde

caydırıcı etki yapabilir.

42. Zira yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerinde

kesintiye uğratıcı bir etkisi vardır ve kişinin bu etki altında ileride düşünce

açıklamalarından veya basın faaliyetlerini yapmaktan imtina etme riski

bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesinin,

başvurucu üzerinde caydırıcı etki yaratacağı kabul edilmelidir.

43. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2), § 49). Buna karşılık

yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin başvurucunun

mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir

ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili

ve yeterli bir gerekçe

ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.

44. Başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yapılan

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu, ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama ve

1.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesi başvurucunun gazetede yapılan bir haber

nedeniyle 3 kuruş tazminat ödemesine karar verilmesine ilişkin ilk derece

mahkemesi gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle başvurucunun

ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla

somut başvuruda ihlalin Mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

49. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel

başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması

gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

50. İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesinin yeterli giderim sağladığı değerlendirildiğinden

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2015/480, K.2016/262)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Vekili : Av. Ali PACCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/4786, 28 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63; Haci
  13. B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kadir
  14. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  15. C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/4786
Tarih
28 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Haydar Aktepe ve Halise Aktepe Başvurusu (B. No: 2016/3030)
  • Nuri Battaloğlu Başvurusu (B. No: 2017/36644)
  • K.ş. Başvurusu (B. No: 2016/3267)
  • Hasan Gülderen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/36705)
  • Ayhan Yüzer Başvurusu (B. No: 2017/18412)
  • Nevzat Aksay Başvurusu (B. No: 2017/27986)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.