İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayhan Yüzer Başvurusu (B. No: 2017/18412)

1. Başvuru; idarenin işlemleri sebebiyle oluşan zararın tazmini

Başvuru No2017/18412Tarih29 Ocak 2020Okuma19 dk · 3.729 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayhan Yüzer Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/18412
R.G. Tarih ve Sayı
11/3/2020-31065
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.729 kelime·19 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; idarenin işlemleri sebebiyle oluşan zararın tazmini

istemiyle açılan davada hakkaniyete aykırı hüküm kurulması, davanın açılmasını

anlamsız hâle getirecek şekilde aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi ve

yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmeyeceğini ifade etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun Egebank (Banka) hesabına 211.000 Amerikan

dolarını (USD) yatırmasından sonra anılan para Egebank Off Shore A.Ş. (Off

Shore Şirketi) hesabına aktarılmıştır.

9. Başvurucunun vade sonunda mevduatının iadesi istemiyle yapmış

olduğu müracaata Off Shore Şirketi tarafından cevap verilmemiş, Banka ise Off

Shore Şirketi ile tüzel kişiliklerinin ayrı olduğu gerekçesiyle sorumluluk

kabul etmeyeceğini bildirmiştir.

10. Başvurucu; paranın tahsiline hükmedilmesi istemiyle Oyakbank

(2001 yılında Egebanka ait hisseler Oyakbanka devredilmiştir.), Off Shore

Şirketi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) aleyhine İstanbul 4. Asliye

Ticaret Mahkemesinde alacak davası açmıştır. Anılan Mahkemenin 13/12/2002

tarihli kararı ile davalı Oyakbank hakkında "sorumluluğu

bulunmadığı", TMSF hakkında ise "husumet yokluğu" gerekçeleriyle davanın reddine;

diğer davalı Off Shore Şirketi hakkında ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

Anılan karar Yargıtay tarafından "davalı

Egebank yönünden davanın erken açılmış olması nedeniyle reddine"

gerekçesiyle düzeltilerek onanmıştır.

11. Başvurucunun mevduatının kendisine ödenmesi talebiyle

15/9/2004 tarihinde yaptığı idari başvuru TMSF tarafından reddedilmiştir.

Başvurucu, TMSF'nin Bankanın yönetimini devraldıktan sonra -bankacılık

teamüllerine ve kanuna aykırı olarak işlemler yaptığı gerekçesiyle- kesinleşen

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi gereğince 612.506 TL anapara alacağının ve

11.762 TL mahkeme masrafları olmak üzere 624.268 TL maddi tazminat ile 5.000 TL

manevi tazminat istemiyle 10/12/2004 tarihinde

TMSF aleyhine İstanbul 6. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava

açmıştır.

12. İdari yargı süreci devam ederken 2011 yılında Yargıtayın

Banka ile Off Shore Şirketi arasında muvazaa olduğu gerekçesiyle daha önceden

erken açılmış olması sebebiyle reddine karar verilen davaların yeniden

açılabileceğine ilişkin içtihadı üzerine başvurucu tarafından 211.00 USD'nin

iadesine karar verilmesi istemiyle ING Bank A.Ş. (19/6/2007 tarihinde ING Bank,

Oyakbankın hisselerinin tamamını satın almıştır.) ve TMSF aleyhine 20/2/2011

tarihinde İstanbul 18. Ticaret Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi) dava

açılmıştır. Ticaret Mahkemesi 30/11/2011 tarihli kararıyla 10.000 TL ve 204.687

USD'nin ING Bank adına borcu üstlenen TMSF'den tahsiline karar vermiştir.

Anılan karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/11/2013 tarihli kararıyla

onanmıştır.

13. İdare Mahkemesi 10/7/2015 tarihli kararıyla İstanbul 18.

Ticaret Mahkemesi ve İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararları sonucunda

hükmedilen tutarın faizleriyle birlikte TMSF tarafından başvurucuya ödendiği

gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinin reddine; reddedilen manevi

tazminat talebi için 750 TL, maddi tazminat talebi için 37.970 TL olmak üzere

toplam 38.720 TL başvurucu aleyhine vekâlet ücretine hükmetmiştir. İdare

Mahkemesi kararının gerekçesi şu şekildedir:

"...Mahkememizin 22.04.2015 tarihli ara

kararına istinaden davalı idarece sunulan dilekçe ve eklerinden 18. Asliye

Ticaret Mahkemesi'nin 30.12.2011 tarih, E:2011/364 veK:2011/106 sayılı kararı

kapsamında hükmedilen tutarın faizleriyle birlikte ilgili icra takip dosyasına

ödendiği ve söz konusu mahkeme kararı kapsamında herhangi bir alacak

kalmadığı,Egebank Offshore Ltd. Şti.'nin Banka'da olan hesaplarında bulunan

para üzerinde Fon'un yapmış olduğu tasarruflarda herhangi bir usulsüzlük olup

olmadığına ilişkin, bozma kararına uyulan Danıştay 13. Dairesi'nin 23.12.2013

tarihli ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerle davacı

beyanlarından, bankanın fona devredildiği tarih itibariyle ilgili offshore

hesabında bulunan mevduatların İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin

13.12.2002 tarih ve E:2001/292, K:2002/1356 sayılı kararı kapsamında davacıya

ödendiği (42.800,00 TL) kanaatine ulaşıldığından, davacının talep etmiş olduğu

maddi tazminata ilişkin tutarın yukarıda anılan Mahkeme kararları ile davacı

lehine hükmedildiğinden ve idare tarafından da anılan yargı kararı yerine

getirildiğinden dava konusu maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermek

gerekmektedir.

Davacının manevi tazminat istemine gelince;

davacının mevduat hesabının geç ödenmesinde manevi tazminatı gerektirecek

biçimde idarenin ağır hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek

bir durum bulunmadığı, mahkeme kararıyla hükmedilen tutarlar da faiziyle

birlikte davacıya ödendiğinden davacı lehine manevi tazminat hükmetmeye hukuken

olanak bulunmamaktadır.

..."

14. Başvurucu tarafından yapılan temyiz istemi Danıştay Onüçüncü

Dairesinin 18/4/2016 tarihli kararıyla, karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin

12/1/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Nihai karar başvurucu vekiline 21/2/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu, vekâlet ücretinin tahsili amacıyla TMSF

tarafından başlatılan icra takibi neticesinde 48.581,64 TL ödemiştir.

17. Başvurucu 23/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 6/1/1982 tarihli 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"Bu kanunda hüküm bulunmayan hususlarda;

..., yargılama giderleri, ...hallerinde... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

uygulanır.

..."

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 323. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun

gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.

”

20. 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesi şöyledir:

“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama

giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

...”

21. 6100 sayılı Kanun'un 331. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Davanın konusuz kalması sebebiyle

davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim,

davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama

giderlerini takdir ve hükmeder."

22. 31/12/2014 tarihli ve 29222 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Üçüncü Kısım'ı şöyledir:

"Yargı Yerleri ile İcra ve İflas

Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen

Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1. İlk 30.000,00 TL için %12,00

2. Sonra gelen 40.000,00 TL için %11,00

3. Sonra gelen 80.000,00 TL için %8,00

4. Sonra gelen 250.000,00 TL için %6,00

5. Sonra gelen 600.000,00 TL için %4,00

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

25. Bireysel başvurular sonrasında yürürlüğe giren 25/7/2018

tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek

Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

26. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

27. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul

sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

28. Ferat Yüksel

kararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması

ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş

şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden

mahrum olmadığı vetazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün

olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel

olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda

değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat

Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi,

ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

29. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; İdare Mahkemesinin davayı ticaret mahkemelerinde

verilen kararlar gereğince idare tarafından yapılan ödemeler sebebiyle

reddettiğini, ödemenin idari yargıda dava açıldıktan on yıl sonra yapıldığını,

davayı açtığı tarihte haklı olduğunu, kaldı ki on yıl sonra yapılan bu

ödemelerin de dava açmaktaki haklılığını ortaya koyduğunu belirterek aleyhe

vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Başvurucunun aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıp

başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:

2014/13156, 20/4/2017, § 34).

34. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre de bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biridir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

35. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna

başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya caydırıcı nitelikte (AYM, E.2013/40,

K.2013/139, 28/11/2013) ya da kişinin mahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız

hâle getiren sınırlamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052,

23/7/2014, § 31).

36. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bu ücretle davacı veya

davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukata

ödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli

olmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile

ilişkilidir (Serkan Acar, B. No:

2013/1613, 2/10/2013, § 38). Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına

göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet

ücretine hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale

teşkil etmektedir (Serkan Acar, §

39; Muhbet Adanır ve diğerleri,

B, No: 2014/10261, 8/12/2016, § 101).

37. Somut olayda İdare Mahkemesi tarafından başvurucu aleyhine

38.720 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

38. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,...ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

40. Başvuruya konu İdare Mahkemesi kararı ile dava konusu maddi

tazminata ilişkin tutarın mahkeme kararları gereği başvurucuya TMSF tarafından

ödendiği belirtilmek suretiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

41. 6100 sayılı Kanun'un 323. maddesinde vekâlet ücretinin

yargılama giderlerinden olduğu belirtilmiş, 326. maddesinin (1) numaralı

bendinde ise yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına

karar verileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 331. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ise davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan

durumda tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama

giderlerine hükmedileceği belirtilmiştir.

42. İdare Mahkemesinin başvuruya konu davada başvurucunun davayı

açmak konusunda haklı ya da haksız olduğuna ilişkin bir tespite yer vermediği,

başka bir deyişle davanın esasına ilişkin bir değerlendirmede bulunmadığı

tespit edilmiştir. İdare Mahkemesinin sadece kesinleşmiş başka bir mahkeme

kararı sonucunda yapılan ödemeyi gerekçe göstermek suretiyle davayı reddederek

başvurucu aleyhine vekâlet ücretine hükmettiği görülmüştür. Bu durumda İdare

Mahkemesinin davanın esasını değerlendirmeksizin yapmış olduğu yargılama

sonucunda başvurucu aleyhine hükmettiği vekâlet ücretini 6100 sayılı Kanun'un

326. maddesi kapsamında değerlendirdiği anlaşılmaktadır.

43. Anayasa Mahkemesinin hukuk kurallarının yorumlanması

kapsamındaki görevi sınırlıdır. Bu bağlamda İdare Mahkemesinin söz konusu hukuk

kurallarının yorumunun mahkemeye erişim hakkı bakımından yol açtığı sonuçlar

somut olay bağlamında Anayasa'nın 36. maddesi çerçevesinde mahkemeye erişim

hakkının korunmasının gerekliliklerinin yerine getirilip getirilmediği

değerlendirilerek sonuca varılmalıdır. Dolayısıyla müdahalenin niteliğini

gözeten Anayasa Mahkemesi bu müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığını

ölçülülüğünü sorgulamak suretiyle tespit edecektir.

(2) Meşru Amaç

44. Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi

bir kimsenin başka bir kişinin hukuka aykırı işlem ve eylemi nedeniyle uğradığı

zararı o kişiden tazmin etmesini sağlayacak hukuksal mekanizmaların

oluşturulmasını gerektirmektedir. Bu anlamda haksız yere dava açmak zorunda

bırakılan veya kendisine karşı haksız yere dava açılan bir kimsenin o dava

nedeniyle yaptığı masrafların karşı taraftan tazmini yolunda tedbir alınmasının

hukuk devletinin bir gereği olduğu söylenebilir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

45. Yargılama giderlerinin haksız çıkan taraf üzerinde

bırakılması, haksız yere dava açmanın veya dava açılmasına sebebiyet vermenin

bir sonucudur. Diğer bir ifadeyle yargılama giderinin haksız çıkan taraf

üzerinde bırakılması, davada haklı çıkan tarafın o dava nedeniyle uğradığı

zararın (yaptığı masrafların) tazmini mahiyetindedir (AYM, E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014).

46. Yukarıda ifade edildiği üzere vekâlet ücreti yargılama

gideri olup davacı veya davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım

karşılığında avukata ödedikleri ücretin telafisi amacına yönelik olarak

oluşturulan bir hukuksal mekanizmadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

Bu nedenle kendisini avukatla temsil ettiren kişinin o davada haklı çıkması

durumunda bu kişi lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuk devleti

ilkesinin devlete yüklenen bu ödeve dayandığı söylenebilir.

47. İdarelerin kadrolu avukatlarıyla aralarındaki ilişki

sözleşmeye değil statü hukukuna tabi olduğundan idare lehine hükmedilen vekâlet

ücretinin amacının idare tarafından avukata ödenen vekâlet ücretinin telafisi

mahiyetinde olduğu söylenemez. Dolayısıyla idare lehine vekâlet ücretine

hükmedilmesinin amacının gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının

azaltılması ve böylece kamu kaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine

uygun bir şekilde kullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu

kaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde

kullanılmasının teminine yönelik düzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin

bir gereği olup bu sebeple yapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu

anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri,

B. No: 2014/6042, 9/3/2017, §§ 69, 70).

48. Somut olayda maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan dava

sonunda idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yukarıda belirtilen

ilkeler gereğince meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

(3) Ölçülülük

(a)Genel İlkeler

49. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı

gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan

müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi

gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012;

E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 38).

50. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine ya da aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş

olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61,

62).

51. Vekâlet ücreti davaya hukuki katkıda bulunan ve davası kabul

edilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Dava aşamasında kimin leh ya da aleyhine

olacağı önceden belli olmayan bu ücret yükümlülüğü bir usul kuralı olup

mahkemeye erişim hakkı ile de ilişkilidir. Yükletilen ücretin bu hakkın özünü

zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve

ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir. (Serkan Acar, § 38).

52. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

53. Anayasa Mahkemesi davanın haksız yere açılmasına sebebiyet

veren veya dava sırasında karşı tarafın gereksiz yere masraf yapmasına yol açan

ilgili tarafın yargılama giderlerini ödemekle sorumlu tutulmasının müdahaleyi

orantılı kılabileceğini kabul etmektedir. Somut olayda da buna benzer bir

durumun söz konusu olup olmadığı irdelenmelidir. Diğer taraftan bir yargılamada

masrafların ilgili tarafa yükletilmesi bakımından tarafların sıfatlarının ne

olduğu ise bir önem taşımamaktadır (Sadettin

Ekiz, B. No: 2016/9364, 9/5/2019, § 64).

(b)İlkelerin Olaya Uygulanması

54. Bireysel başvuruya konu olan dava, başvurucunun mevduatının

bulunduğu Bankanın yönetiminin TMSF tarafından devralınmasından sonra TMSF'nin

banka hesaplarını mevzuata uygun yönetmediği gerekçesiyle başvurucunun uğramış

olduğu maddi ve manevi tazminat talebinin istemiyle açılmıştır. İdari yargılama

sürecinin devam ettiği sırada başvurucu, Yargıtayın emsal kararları gereği

yeniden adli yargıda TMSF aleyhine alacak davası açmış; anılan yargılamanın

başvurucu lehine sonuçlanması ile TMSF tarafından başvurucuya dava konusu

alacağı ödenmiştir.

55. İdare Mahkemesinin davanın açıldıktan on yıl sonra adli

yargıda kesinleşmiş mahkeme kararları gereğince başvurucuya ödeme yapılmış

olduğu gerekçesiyle talep edilen ancak yargılama sonucunda reddedilen maddi

tazminat tutarı üzerinden başvurucu aleyhine 37.970 TL vekâlet ücretine

hükmettiği görülmüştür. İdare Mahkemesinin davanın esasına ilişkin bir

değerlendirme yapmaksızın davayı reddettiği, diğer bir deyişle başvurucunun

davayı açması konusunda haklı ya da haksız olduğuna ilişkin bir tespitte

bulunmadığı değerlendirilmiştir. Kaldı ki İdare Mahkemesinin yargılama devam

ederken yine başvurucu tarafından açılmış alacak davası sonucuna göre yapılan

ödemeyi gerekçe olarak belirtmesi başvurucunun davanın açılmasındaki

haklılığını ortaya koyması bakımından önemli bir husustur.

56. Bu durumda başvurucunun yargılama sonucunda davayı açmakta

haksız olduğunun tespit edilmediği ve haklılığı başka bir mahkeme kararı ile

ortaya konulmuş davanın sonucuna dayandırılarak reddedilen davada başvurucu

aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin ölçülü olmadığı ve mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

58. Başvurucu; Mahkemenin hatalı yorumla hukuka aykırı karar

verdiğini, maddi tazminatının tamamının karşılanmadığı gibi haksız bir şekilde

manevi tazminat talebinin reddedildiğini, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi

gerektiğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Şikâyetlerin özü Mahkeme tarafından hatalı

bir yorumla karar verildiği iddialarına ilişkin olduğundan şikâyetin yargılama

sonucuna yönelik olduğu ve bu kapsamda değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

60. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

61. Somut olayda Mahkeme tarafından iddia, savunma ve tüm dosya

kapsamı incelenerek gerekçesi ile hüküm kurulmuştur. Mevzuatın, somut olayın ve

delillerin yorumlanması yukarıda anılan ilkeler uyarınca uyuşmazlığı çözmekle

görevli mahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu

edilemez.

62. Bu hâle göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da

bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

65. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

66. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte

ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun

ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal

edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506,

7/11/2019).

67. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,

ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir.

İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 55-58).

68. Başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin ölçülü

olmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Bu durumda tespit edilen ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı, bununla birlikte manevi zararın salt

ihlalin tespitiyle giderilemeyeceği değerlendirildiğinden manevi zararları

karşılığında takdiren ve taleple bağlı kalınarak başvurucuya 30.000 TL tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 6. İdare

Mahkemesine (E.2015/761, K.2015/1855) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : Ayhan YÜZER Vekili : Av. Recep AKSOY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/18412, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede
  9. B. Mahkemeye Erişim
  10. C. Diğer İhlal İddiaları
  11. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/18412
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Nevzat Aksay Başvurusu (B. No: 2017/27986)
  • Kızılcahamam Akaya Yatırım İnş. Tur. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/36478)
  • Mehmet Emin Karamehmet ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/4902)
  • Dursun Onur Başvurusu (B. No: 2015/7877)
  • Nuray Volkan Başvurusu (B. No: 2017/18736)
  • Fidanlar İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/38836)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.