İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nuray Volkan Başvurusu (B. No: 2017/18736)

1. Başvuru, anlatımları mahkûmiyete belirleyici ölçüde dayanak

Başvuru No2017/18736Tarih29 Ocak 2020Okuma20 dk · 4.081 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nuray Volkan Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/18736
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.081 kelime·20 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, anlatımları mahkûmiyete belirleyici ölçüde dayanak

oluşturan tanığın sorgulanmasına ya da sorgulatılmasına imkân verilmemesi

nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca tanık sorgulama hakkının ihlali dışındaki iddialar

yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilerek başvurunun anılan hakka

ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgilere göre

olaylar özetle şöyledir:

8. 1983 doğumlu olan başvurucu, olayların geçtiği tarihte Van

Yüzüncü Yıl Üniversitesinde Öğrenci Derneği (YÖDER) üyesidir.

9. YÖDER'in PKK terör örgütünün gençlik kesimine yönelik

örgütlenmesi olan Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi (YÖGEH) ile bağlantısının

tespit edilmesi üzerine Van Emniyet Müdürlüğünce yapılan operasyonlar

sonrasında YÖDER üyelerinden bazıları hakkında soruşturma başlatılmıştır.

10. Tanık A.G. Silopi Emniyet Müdürlüğünde 20/4/2007 tarihinde

başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında beyanda

bulunmuştur. Tanık Karker kod adlı A.G.nin kollukta alınan 20/4/2007 tarihli

beyanı şöyledir:

“...Kendisinin 2005 yılında

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölümünü kazandığını, 2006

yılında okumaya başladığını, yurda giremediğini daha önceden tanıdığı Van YYÜ

sosyoloji bölümü 3.sınıf öğrencisi M.T. nin yardımı ile Van ili C. Caddesi P.

Sokak üzerinde bulunan beş katlı bir binada kalan, YYÜ Fen-Edebiyat

Fakültesinde okuyan Şırnaklı MORDEM KOD R.A. beden eğitimi bölümünde okuyan

Viranşehir’li A.S., Siirt’li H.G., el Sanatları bölümünde okuyan Adıyaman’lı

Nuray Aslan(başvurucu), Diyarbakır’lı N.A. Ya da K, makine bölümünde okuyan

Bitlis’li C.Y., makine bölümünde okuyan Mardin Derik’li M.Ç. isimli şahısların

yanına misafir olarak yerleştiğini,

Bir süre burada kaldığını bu süreç içerisinde

evde bulunan bütün öğrencilerin örgütsel faaliyetlerde bulunduklarını

öğrendiğini, ayrıca kendisine yardım eden ve yurtta kalan M. T.’ın eve zaman

zaman gelerek örgütsel faaliyetine şahit olduğunu,

Bu şahısların ÖZGÜR HALK, GENÇ BAKIŞ isimli

dergileri, ÖZGÜR GÜNDEM ve AZADİYE WELAT isimli gazetelerin dağıtımını

yaptıklarını, evleri ziyaret ederek halk çalışması yaptıklarını, kendilerini

YÖGEH (YURTSEVER ÖĞRENCİ GENÇLİK

HAREKETİ) olarak adlandırdıklarını,

İş bölümü yaparak üniversite ve halk

içerisinde faaliyet yürüttüklerini, ayrıca C. Caddesi ... iş hanı dördüncü

katında YÖDER (YÜZÜNCÜYIL ÖĞRENCİ

DERNEĞİ) adı altında yasal bir dernek kurduklarını, kendisine öğrenciler

tarafından örgütsel propaganda yapıldığını,öğrencilerin yönlendirmesi ile

YÖDER’e gidip geldiğini,

Kendisi ile daha önceden tanıdığı M.T.nın

ilgilendiğini, okulayeni kayıt yaptıran KÜRT kökenli öğrencileri 5-6 kişilik gruplar

halinde evlerine davet ederek öze dönüşü, sosyalizmin, eşitliğin olduğu bir

dünya , bütün dünyaya yayılacak bir konfederalizmi, ve özgür bireylerin

oluşacağı bir dünya vb. konularda propaganda yaptıklarını,

Bu söylemlerinin gerçekleşmesi için örgüte

destek verilmesi gerektiğini, örgütün yeni katılan öğrencilere ihtiyacı

olduğunu anlattıklarını, kendisinin de bu propagandan etkilenerek, örgütün

yaşam biçimini yerinde görmek amacı ile kısa bir süreliğine örgüte gidip tekrar

dönme imkanının olup olmadığını YYÜ. Öğrencisi Siirt’li H.G.ye ve YYÜ Beden

Eğitimi öğrencisi Viranşehir’li A.S. ye sorduğunu,

Bu şahısların örgüte kısa bir süreliğine gidip

tekrar geri dönmenin mümkün olduğunu söylemeleri üzerine örgüte katılmaya karar

verdiğini,

Ailesi ile görüşerek derslerinin 15 gün yoğun

olacağını telefonunu kapatacağını kendisini merak etmemeleri gerektiğini

söyledikten sonra, 22 EKİM 2006 Ramazan Bayramının ikinci günü akşamı makine

bölümünde okuyan fen edebiyat fakültesi öğrencisi Şırnak’lı MORDEM KOD R.A.,

beden eğitimi bölümü öğrencisi Viranşehir’li A. S., Siirt’li H. G., el

sanatları bölümü öğrencisi Adıyaman’lı Nuray Aslan(başvurucu), Diyarbakır’lı N.

(A.)K, makine bölümü öğrencisi Bitlis’li C. Y., makine bölümü öğrencisi Mardin

Derik’li M. Ç. isimli öğrencilerin evinde toplandıklarını,

Örgüte sahte kimlik temin eden YYÜ öğrencisi

ARGEŞ KOD M..........isimli şahsın gelerek, kendisinin örgüte gitmesinde

yardımcı olacağını söyledikten sonra, sırt çantası, eldiven ve atkı temin

ettiğini, H.G. A. KOD ve A. S.nun kendisi ve örgüte katılacak olan el sanatları

öğrencisi Adıyaman’lı Nuray Aslan(başvuruc)’a ertesi sabah Kuzey Irak’a örgütün

kamplarına gitmek üzere yola çıkacaklarını söylediklerini,

22 EKİM 2006 Ramazan Bayramının üçüncü günü H.

G., ARGEŞ KOD ve M.S. ve Nuray Aslan(başvurucu) ile birlikte Başkale minibüs

duraklarına gittiklerini...

...Başkale minibüsü ile Başkale ilçesine 10

Km. kala HERETON köyü yol ayrımında minibüsten Nuray Aslan(başvurucu) ile

birlikte indiklerini, burada 3 saat bekledikten sonra plakasını hatırlamadığı

beyaz renkli minibüs ile isimlerini bilmediği iki şahsın geldiğini, minibüse

bindikten sonra 2-3 Km. sonra Başkale yolunu ikiye bölen bir kavşağa

geldiklerini, 1 Km. mesafede Jandarma Karakolunun olduğunu ve yol uygulaması

yapıldığını, aksi istikamette yaklaşık 45 dakika asfalt yoldan ilerledikten

sonra, stabilize yoldan da 30 dakikalık bir yolculuktan sonra ortasında dere

geçen vadi içerisinde bir köye girdiklerini, köylülerden birisinin trafik

kazasından öldüğünü ve köy içerisinin kalabalık olduğunu,

Köy içerisinde bulunan taştan, dış yüzesi

sıvasız, tek katlı bir eve Nuray Aslan(başvurucu) ile birlikte

bırakıldıklarını, evde iki gün kaldıklarını, kendileri ile ev sahibinin ilgilendiğini...

...Bu sırada Nuray Aslan(başvurucu)’ın örgüte gitmekten vazgeçtiğini ve geri

dönmek istediğini söylemesi üzerine, ŞİYAR KOD’un 'buraya kadar geldikten sonra

geri dönemezsin, döneceksenörgüte katıldıktan sonra geridön' diyerek Nuray

Aslan(başvurucu)’ı zorladığını...

...AKİF KOD ile birlikte yaklaşık 5 saat

yürüdükten sonra bir mağaraya geldiklerini, mağarada MAZLUM KOD, BARIŞ KOD,

DOĞAN KOD, SERHAT KOD ve ismini bilmediği 3 örgüt mensubu ile birlikte, Van

ilinde evde birlikte kaldığı M. bölümü öğrencisi Batman’lı MORDEM KOD R.A. ve

HAMZA KOD isimliyen katılım örgüt mensuplarının olduğunu,bir gece mağarada

kaldıktan sonra Nuray Aslan(başvurucu) ve HAMZA KOD’un geri dönmek

istediklerini söylemeleri üzerine bu şahısları mağaradan alarak geri göndermek

üzere köye götürdüklerini ancak akıbetlerini bilmediğini...”

11. Başvurucu, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü üyesi olduğu

şüphesiyle 22/5/2007 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır; Van 4. Ağır

Ceza Mahkemesinde 25/5/2007 tarihinde ifadesi alınarak serbest bırakılmıştır. Başvurucunun

25/5/2007 tarihli beyanı şöyledir:

"...Kendisinin Jandarmada müdafii

huzurunda ayrıntılı olarak yaptığı beş sayfadan oluşan savunmasını tekrar

ettiğini; atılı suçlamayı reddediğini, kendisine sorulan kişilerden A.S., H.G.,

C.Y., M.Ç.'yi okuldan tanıdığını, Ayrıca YÖDER'in yedek yöneticisi olduğunu,

A.S. ve H.G.'i YÖDER'dentanıdığını ancak herhangi bir samimiyetinin olmadığını,

HABUR sınır kapsından Güvenlik güçlerine teslim olan KARKER (K) A.G. isimli

kişiyi tanımadığını, bu kişinin aleyhine verdiği ifadeleri kabul etmediğini,

A.G., H.G. ve R. A.'la birlikte terör örgütünün kamplarına katılmak için

gitmedikleri, kendisinin yarı yolda geri döndüğü iddialarını kabul etmediğini,

çünkü hiçbir şekilde terör örgütü ile bağlantısınınolmadığını, o tarihlerde

memleketi olan Adıyaman'ın Kahta ilçesinde olduğunu, KARKER KOD A. G.’nin

aleyhine ifade vermesi sebebinin YÖDER ile bağlantılarını kesmesi

olabileceğini, bu yüzden ya da başka bir gıcıklığı yüzünden aleyhine ifade

vermiş olabileceğini;Bir dönem YÖDER'e üye olduğu, ancak ailesinin herhangi bir

dernek üyeliğine sert bir şekilde karşı çıktığı için evrak üzerinde YÖDER'le

bağlantısı gözükse de hiç bir ilgisinin kalmadığınıhiçbir toplantısına

katılmadığını..."

12. Van Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile yetkili)

4/10/2007 tarihli iddianamesinde terör örgütü mensubu olduğu belirtilen Karker

kod adlı A.G.nin 20/4/2007 tarihinde kollukta alınan beyanına değinilerek

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle

kamu davası açılmıştır. İddianamenin tanık A.G. beyanı dışındaki başvurucu ile

ilgili kısmı şöyledir:

"... PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün

uzantısı illegal YÖGEH'in YÖDER ( Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğrenci Derneği)

Dernek yönetimi, organ ve üyeliklerini ele geçirmesiyle PKK/KONGRA-GEL terör

örgütünün porpgandasının yapılması, örgüte eleman kazandırılması için örgütsel

eğitim ve kuryelik faaliyetleri, Van'da gerçekleşen ve yukarıda anlatılanbir

kısım terör eylemlerinindernek merkezinde yapılan toplantılardaalınan kararlar

ve icrasıyla terör eylemlerinin odağı haline geldiği;

Ve böylece tüm şüphelilerin PKK/KONGRA-GEL

terör örgütünün organik uzantısı olan YÖGEH üyeliği ile somutlaşanan ve

ayrıntıları yukarıda anlatılan biçimde süreklililik,çeşitlillik ve yoğunluk gösteren eylemleriyle PKK/KONGRA-GEL terör

örgütü üyesi olmak suçunu

işledikleri..."

13. Başvurucunun 21/2/2008 günü Mahkemede yapmış olduğu

savunması şöyledir:

"...Ben bu konuda Cumhuriyet Savcısına

ifade vermiştim. Okunmasını isterim. Doğrudur aynen tekrar ederim. Ben YÖDER

üyesiyim ancak bu dernek üniversite öğrencilerinin sorunlarını gündeme getiren

ve terör ile bağlantısı olmayan bir dernektir dolayısıyla terör örgütü

üyeliğini kabul etmiyorum, beraatimi talep ederim, benim ayrıca YÖGEH diye

beyan edilen örgütle herhangi bir ilgim yoktur..."

14. Mahkeme 17/12/2013 tarihli kararıyla başvurucunun

PKK/KONGRA-GEL- KCK terör örgütüne üye olmak suçundan 6 yıl 3 ay süreyle hapis

cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili

kısımları aşağıdaki gibidir:

"...sanık Nuray Aslan

ın Terör örgütünden ayrılarak teslim olan KARKER (k) Ahmet Gündüzalp’in verdiği

beyana göre şahısla birlikte dağa çıkma toplantısına katıldığı ancak örgüt

üyeleri ile buluşup bir miktar gittikten sonra geri döndüğü...

...Dosya içinde ( 7 kls ) açık beyanı bulanan

PKK KONGRA GEL terör örgütünün dağ kadrosundan gelip teslim olan KARKER kod

A.G. isimli terör örgütü üyesinin vermiş olduğu açık beyanlarda kendisinin

terör örgütünün dağ kadrosuna katılmadan önce YYÜ de öğrenci olduğunu,

dosyamızın tefrik edilen sanıklarından M. T.'ın yardımı ile örgütsel faaliyet

içerisinde olan ve örgütsel faaliyet yapılan evde kalmaya başladığını

sanıklardan Şırnaklı Mordem kod R.A, A.S., H. G., N. K., N. A., C. Y. ve M. Ç.

isimli şahısların evde örgütsel faaliyetlerde bulunduklarını bu şahısların

yardımları ve propagandatif faaliyetleri neticesinde örgütün dağ kadrosuna

katılmaya karar verdiğini, dağa gitmeden önce yine bu şahıslarla toplandığını

bu şahısların örgütün dağ kadrosuna yardımcı olacaklarını söylediğini ve ertesi

gün H.G. ve Argeş kod M. ve N.A. ile birlikte Van ilinden yola çıktıklarını

Başkalede heretun köyü yol ayrımında minibüsten indiklerini orada bilmediği bir

evde gece kaldıklarını ertesigünü yola çıktıklarını İran sınırını geçtiklerini

ve bir mağaraya geldiklerini ve orada mağarada diğer örgüt üyeleri ile birlikte

mordem kod R. A. ile birlikte yine yeni katılan Hamza kod ile birlikte mağarada

kaldıklarını daha sonra örgütün hakurk kampına gittiklerni siyasi ve askeri

eğitim aldığını...

...sanıkların bir kısmının suç tarihi ve

öncesinde, PKK KONGRA GEL silahlı terör örgütüne elaman kazandırma faaliyetleri

içinde bulunma ve toplantı yapma, örgütün gençlik yapılanmasına ilişkin olarak

akademik eğitim alma yine örgütün dağdaki elemanları ile fiili irtibat kurma,

örgütün savaşçı diye tabir edilen dağ kadrosunda yer alma şeklinde gerçekleşen

eylemlerinin sanıkların örgüte katılma ve organik bağ kurma iradesini somut

davranışlarla ortaya koydukları yine sanıkların örgütün belli amaçlarını

gerçekleştirme gayesini bilerek ve isteyerek örgüte girme

iradesinioluşturduğuna dair somut delil teşkil ettiği vicdani kanaatine

varılarak sanıkların PKK KONGRA GEL silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan

eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 maddesi gereğince

cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiş..."

15. Başvurucu, tanık A.G.nin beyanlarının belirleyici delil

olmasına rağmen yargılama sırasında Mahkemece dinlenmediğini belirterek

mahkûmiyet kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.

16. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/10/2016 tarihli kararıyla

hüküm onanmıştır.

17. Başvurucu 28/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Doğrudan soru yöneltme” kenar başlıklı

201. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil

sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere

ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak

doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim

aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun

yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.

Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.”

19. 5271 sayılı Kanun’un

“Delillerin ortaya konulması ve reddi” kenar başlıklı 206.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii

birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir

delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.”

20. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunması zorunlu belge ve tutanaklar” kenar başlıklı 209. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan

sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade

tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak

belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik

durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur.”

21. 5271 sayılı Kanun’un

“Duruşmada okunmayacak belgeler” kenar başlıklı 210. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından

ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme

sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme

yerine geçemez.”

22. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunmasıyla yetinilebilecek belgeler” kenar başlıklı 211. maddesi

şöyledir:

“(1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş

veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,

b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada

hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka

bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,

c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın

duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce

yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu

belgeler okunabilir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili,

sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin dışında kalan tutanakların okunmasına

birlikte rıza gösterebilirler.”

23. 5271 sayılı Kanun’un “Delilleri

takdir yetkisi” kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya

getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller

hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.

(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde

elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes

aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

(...)

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ulusal

hukuktaki nitelemeye bakılmaksızın tanık

kavramının Sözleşme kapsamında özerk bir anlamı vardır (Damir Sibgatullin/Rusya, B. No: 1413/05,

24/4/2012, § 45). Bu kavram duruma göre suç ortaklarını (Trofimov/Rusya, B. No: 1111/02, 4/12/2008,

§ 37), mağdurları (Vladimir Romanov/Rusya,

B. No: 41461/02, 24/7/2008, §§ 7, 97) ve bilirkişi tanıklarını (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92,

26/3/1996, §§ 81, 82) kapsayabilir. Bu bakımdan duruşmada ister okunsun ister

okunmasın ifadeleri mahkeme önünde bulunan ve mahkeme tarafından dikkate alınan

kişiler, Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi

bakımından tanık olarak kabul edilmektedir (Kostovski/Hollanda

[GK], B. No: 11454/85, 20/11/1989, § 40).

26. AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların beyanlarının

mahkûmiyet hükmüne esas alındığı bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken

iki hususa vurgu yapmaktadır. AİHM ilk olarak tanığın duruşmaya katılmaması

için geçerli nedenlerin olup olmadığını incelemektedir. İkinci olarak -makul

bir gerekçenin olduğu durumda bile- sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı

bir tanık tarafından verilen ifadenin hükmün dayandığı tek veya belirleyici

temel olup olmadığını değerlendirmektedir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca bu

nitelikteki tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılamalar detaylı incelemelere

tabi tutulmalıdır (Al-Khawaja ve

Tahery/Birleşik Krallık [BD], B. No: 26766/05, 22228/06, 15/12/2011,

§§ 119, 147; Cevat Soysal/Türkiye,

B. No: 17362/03, 23/9/2014, § 75).

27. AİHM, yukarıda bahsi geçen ilkelere ek olarak Sözleşme’nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinin sanığa aleyhte ifade veren tanığın beyanlarına veya tanık ifadesinin

alındığı sırada ya da yargılamanın daha sonraki bir aşamasında itiraz imkânı

tanınması gerektiğini kabul etmektedir (Van

Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93..., 23/4/1997, § 51;

Lüdi/İsviçre, B. No: 12433/86,

15/6/1992, § 49; Hümmer/Almanya, B.

No: 26171/07, 19/7/2012, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; hakkındaki mahkûmiyet kararının tanık A.G.nin

kollukta alınan ifadesine dayandığını, tanık A.G.nin duruşmada dinlenmemesi

nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

32. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının (d) bendinde bir suç ile itham edilen herkesin iddia tanıklarını

sorguya çekme hakkının olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının tanık

sorgulama hakkını da kapsadığının kabul edilmesi gerekir. (Serdar Batur, B. No: 2014/15652,

24/5/2018, § 41)

33. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık sorgulama hakkı ile ilgili

ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan

tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen

ceza yargılaması sürecinde sanığın tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla

yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip

olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Diğer yandan

bir mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya

yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse

tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz

Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560,

16/4/2015, §§ 46-67; Levent Yanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77;

İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§ 44, 45). Bu bakımdan adli

makamlar, beyanı hükme dayanak yapılacak tanıkların duruşmada hazır edilmesi

için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır.

34. Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen

tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip

vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olarak

tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedenin mevcudiyetine

dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götüren

tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adil

yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp sınırlandırılmadığına

bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80).

35. Nitekim bu anayasal gereklilikler ilgili usul kanunlarında

da belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre de olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada

mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın

veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Yargılama konusu

olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin bulunmadığı

hâllerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiği ifade edilerek

doğrudan doğruyalık ilkesine açık bir vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla olayın tek

delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması hâlinde 5271 sayılı

Kanun’un 211. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bu tanığın duruşmada

dinlenmesi yerine önceki beyanlarının okunması ile yetinilebilmesi mümkün

değildir (Az. M., § 58).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Somut olayda başvurucunun aleyhinde beyanda bulunan A.G.,

PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında

kollukta verdiği ifadesinde dağ kadrosuna katılmasına yardım eden diğer örgüt

üyeleri hakkında açıklamalarda bulunmuş ve başvurucunun da kendisiyle birlikte

siyasi ve askerî eğitim almak üzere örgütün dağ kadrosuna katıldığını ifade

etmiştir. Bu bilgi üzerine hakkında soruşturma açılan başvurucu, yakalanarak

gözaltına alınmış ve hakkında terör örgütü üyeliği suçundan kamu davası

açılmıştır. Mahkeme, başvurucuyu terör örgütü üyeliğinden mahkûm etmiştir.

Mahkûmiyet kararı, başvurucunun da üyesi olduğu YÖDER'in PKK/KONGRA-GEL'in

organik uzantısı olan YÖGEH ile bağlantısının yanı sıra büyük ölçüde A.G.nin

beyanlarına dayanmaktadır (bkz. § 14).

37. Mahkemenin başvurucu aleyhinde beyanda bulunan tanığı (A.G.)

duruşmada dinlemediği, bahsi geçen tanığın duruşmada neden dinlenmediği

hususunda herhangi bir gerekçe de göstermediği başvuru formunun ve ekinde yer

verilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Tanık A.G.nin

duruşmada dinlenmemesinin geçerli bir nedeninin bulunup bulunmadığı Mahkemece

belirtilmeyerek tanık sorgulama imkânından yararlandırılmamasının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü somut

olayda kamu makamları tarafından yerine getirilmemiştir.

38. Öte yandan tanığın duruşmada dinlenmemesi hususunda makul

bir gerekçe gösterilmemiş olması adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılabilmesi bakımından tek başına yeterli değildir. Bu nedenle

tanığın duruşmada dinlenmemiş ve başvurucu tarafından sorgulanmamış olmasının

genel olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediği de

belirlenmelidir. Bu bağlamda mahkûmiyet hükmünün yalnızca veya büyük ölçüde

sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye

dayalı olup olmadığı önem taşımaktadır. Ayrıca hükmün yalnızca veya büyük

ölçüde sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen

ifadeye dayanması durumunda savunma tarafına dengeleyici güvenceler sağlayan

bir usulün takip edilip edilmediği, karşıt dengeleyici imkânlar tanınıp

tanınmadığı tespit edilmelidir (Onur Urbay,

B. No: 2014/6222, 6/3/2019, § 40).

39. Somut olayda gerekçeli karar incelendiğinde başvurucunun

üyesi olduğu YÖDER'in PKK ile aralarında organik bağ bulunan YÖGEH ile

bağlantılı olduğu tespiti yapıldıktan sonratanık A.G.nin soruşturma evresinde

başvurucu aleyhine verdiği ifadeye dayanılarak başvurucu hakkında mahkûmiyet

kararı verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan tanığın ifadesinin

mahkûmiyet hükmünün kurulmasında tek

olmasa da belirleyici olduğu

anlaşılmaktadır (bkz. § 10).

40. Başvurucu, yargılama sırasında A.G.nin beyanlarının doğru

olmadığını belirtmekle yetinmiş; duruşmada dinlenmesi yönünde bir talepte

bulunmamıştır. İlk derece mahkemesi de tanık A.G.nin duruşmada dinlenmesi

hususunda herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır (bkz. §§ 15, 16).

Başvurucu, tanık A.G.nin beyanlarının belirleyici delil olmasına rağmen

dinlenmediğini belirterek mahkûmiyet kararına karşı temyiz yoluna başvurmuş;

Yargıtay, başvurucunun temyiz dilekçesinde bildirdiği bu itirazlarla ilgili bir

değerlendirme yapmaksızın hükmü onamıştır.

41. Başvurucu; soruşturma aşamasında alınan beyanında tanık A.G.

beyanlarını kabul etmediğini belirtmiş, kovuşturmada soruşturma aşamasındaki

beyanlarını tekrar etmiş, temyiz dilekçesinde ise A.G. ile yüzleştirilmediğini

ifade etmiştir. Başvurucu, tanığın beyanlarını kabul etmeyerek beyanının

güvenilirliği konusundaki şüphelerini dile getirmiştir.Öte yandan derece mahkemesinin

duruşmada dinlenmeyen tanığın ifadesine ek olarak başvurucunun üye olduğu

derneğin terör örgütü ile bağlantısına dayandığı görülmektedir. Ancak bu

durumun ifadesi mahkûmiyette belirleyici olan tanığın duruşmada dinlenmemesini

telafi etmeye yeterli olduğu söylenemez. Mahkemece tanık beyanının

güvenilirliği hususunda başvurucudaki şüphenin giderilmediği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla somut olayda duruşmada dinlenmeyen tanığın ifadesine dayanılarak

mahkûmiyet hükmü kurulmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini

zedelediği sonucuna ulaşılmaktadır.

42. Sonuç olarak başvurucuya beyanları mahkûmiyette belirleyici

ölçüde esas alınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden

başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucu, ihlalin tespit edilerek sonuçlarının ortadan

kaldırılması talebinde bulunmuştur.

45. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

46. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

47. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal

düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali

ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel

başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri(2), §§ 57-59,

66-67)

48. İncelenen başvuruda tanık A.G.nin duruşmada dinlenmemesi ve

tanığın neden duruşmada dinlenmediğine ilişkin gerekçenin ortaya konulmaması,

bu tanığın duruşmada sorgulanamaması, dengeleyici savunma imkânlarının

başvurucuya tanınmaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine

karar vermiştir. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

49. Bu durumda tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan) Van

3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2007/264, K.2013/250) gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçtan ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

(kapatılan) Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2007/264, K.2013/250) yerine

bakmakla görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. 257,50 TL harçtan ve 3.000 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Cafiye Ece YALIM Başvurucu : Nuray VOLKAN Vekilleri : 1. Av. Taner ÜNVER : 2. Av. Rıdvan EROĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/18736, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Yögeh (Yurtsever Öğrenci Gençlik
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. A. Ulusal Hukuk
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin
  16. D. 257,50 TL harçtan ve 3.000 TL
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  18. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/18736
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Fidanlar İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/38836)
  • Merve Ertan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/7249)
  • Alois Harrer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/26283)
  • Bülent Teoman Özkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/557)
  • Gökçe Ekin Baran Başvurusu (B. No: 2016/13539)
  • Asiye Pehlevan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/37952)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.