İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Asiye Pehlevan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/37952)

1. Başvuru, ana taşınmazın bir bölümünün özel parselasyon

Başvuru No2017/37952Tarih15 Ocak 2020Okuma11 dk · 2.207 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Asiye Pehlevan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/37952
R.G. Tarih ve Sayı
12/3/2020-31066
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.207 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ana taşınmazın bir bölümünün özel parselasyon

sonrasında bedel ödenmeksizin yol vasfıyla tapudan terkin edilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının; davanın reddiyle birlikte aleyhe yargılama giderleri ve

vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu Olayın

Arka Planı

6. Başvurucular 17/8/2017 tarihinde vefat eden Hüseyin Poyraz'ın

mirasçılarıdır.

7. Bursa'nın Karacabey ilçesi Kurşunlu köyünde bulunan 19.175 m2 yüz ölçüme sahip 27 numaralı parsel 20/12/1969 tarihinde

tapulama nedeniyle muris adına tescil edilmiştir. Taşınmaz 13/6/1970 tarihinde

özel parselasyona tabi tutularak 36, 37, 38 ve 39 numaralı parsellere revizyon

görmüştür. Bu parsellerden 16.375 m2lik 39 numaralı parsel 4/7/1970

tarihinde yeniden özel parselasyona tabi tutulmuş ve neticesinde 40 ila 55

numaralı toplam on altı parsel oluşmuştur.

8. Özel parselasyon sonucu oluşan 52 ve 53 numaralı parseller

davalı Karacabey Belediye Başkanlığı (Belediye) tarafından üzerine asfalt

dökülmek suretiyle yol olarak kullanılmaktadır.

B. Başvuruya Konu

Yargılama Süreci

9. Başvurucuların murisi 28/9/2006 tarihinde, adına kayıtlı

bulunan 52 ve 53 numaralı parsellere Belediye tarafından el atılarak yol hâline

getirildiği iddiasıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 6.000 TL alacak

talebiyle dava açmıştır. Muris 25/3/2011 tarihinde talebini 131.600 TL olarak

ıslah etmiştir.

10. Davalı Belediye 17/10/2006 tarihli karşı dava dilekçesiyle

asıl davanın zamanaşımından reddine vemuris adına tescil edilen her iki

parselin de yol vasfıylakamuya terk edilen yerlerden olması nedeniyle tapudan

terkinine karar verilmesini istemiştir.

11. Başvurucuların murisi, bu arada 52 ve 53 numaralı

parsellerin on yılı aşkın bir süreden beri yol olarak kullanılması nedeniyle fazlaya

ilişkin haklarını saklı tutarak 6.000 TL tutarında ecrimisil istemiyle Belediye

aleyhine yeni bir dava açmıştır. Aralarındaki fiilî ve hukuki bağlantı

nedeniyle davalar birleştirilmiştir.

12. Karacabey 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 2/5/2013 tarihinde

131.600 TL kamulaştırma bedeli karşılığında 52 ve 53 numaralı parsellerin

tapusunun iptaliyle yol olarak terkinine, birleşen davanın kısmen kabulüyle

4.000 TL ecrimisil bedelinin murise ödenmesine ve karşı davanın reddine karar

vermiştir. Mahkeme, tapuda arsa vasfıyla muris adına kayıtlı taşınmazların

muris tarafından yola terk edildiğine dair imzalı bir beyanının bulunmamasını

esas almıştır.

13. Hüküm, davalı Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (Daire) 1/4/2014 tarihinde hükmü bozmuştur. Daire,

27 numaralı parselin ifrazından oluşan 39 numaralı parselin ifrazı sırasında

dava konusu 52 ve 53 numaralı parsellerin diğer parsellere ulaşımı sağlamak

üzere yol olarak bırakıldığı saptamasında bulunmuştur. Daire, bu saptamadan

hareketle özel parselasyon sırasında yol ve meydan vasfı ile kamunun ortak

kullanımına terk edilen yerlerin tapuda kişiler adına kayıtlı olmasının hukuki

bir sonuç doğurmayacağı kanaatine varmıştır.

14. Mahkeme, bozma kararına uymuş; 10/7/2014 tarihinde asıl ve

birleşen davaların reddi ile karşı davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkeme 52

ve 53 parsel sayılı taşınmazların tapudan iptaliyle yol olarak terkini yönünde

hüküm kurmuştur. Mahkeme ayrıca aynı karar ile davalı Belediye lehine üç ayrı dava

için ayrı ayrı maktu vekâlet ücretine karar vermiş, başvurucuları yargılama

giderlerinden sorumlu tutmuştur.

15. Temyiz edilen hüküm, Dairenin 14/5/2015 tarihli kararı ile

onanmış ve karar düzeltme isteği de aynı Yargıtay 5. Dairesinin 11/10/2017 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar 3/11/2017 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucular 21/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35.

maddesi şöyledir:

''İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi

tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus

alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan

yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve

tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet

iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.''

19. 9/7/1956 tarihli ve 6785 sayılı mülga İmar Kanunu'nun 42.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''İmar ve yol istikamet planları hududu

içindeki binalıve binasız gayrimenkullerin; plana uygun şekilde inşaata

elverişli hale getirilmesi için, gayrimenkul sahiplerinin

muvafakatiaranmaksızın birbirleriyle ve yol fazlası ile veya sair belediye, amme

hükmi şahıslarıyla amme müesseselerine ait yerlerle birleştirilerek plan

icaplarına göre, müstakilenveya şüyulu olarak parsellere ayırmaya ve bu yerleri

yüzde yirmi beşe kadar noksanıyla sahiplerine bu madde hükümleri dahilinde yer

göstermeye belediyeler salahiyetlidir.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

21. Başvurucular, murislerinden intikal eden taşınmazın ilk defa

20/12/1969 tarihinde özel parselasyona tabi tutularak taşınmazın bir kısmının

düzenleme ortaklık payı olarak kamuya terk edildiğini bildirmişlerdir.

Başvurucular ilk parselasyonda düzenleme ortaklık payı nedeniyle bir kısım alan

kamuya terk edilmişken 39 numaralı parsele ilişkin ikinci parselasyonda oluşan

ve murisleri adına tapuya tescil edilen 52 ve 53 numaralı parsellerin yol

vasfıyla tapudan terkinine karar verilmesinin kanuni bir dayanağının

bulunmadığından yakınarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

22. Başvuru konusu olayda üzerinden yol geçirilen ve muris adına

kayıtlı iken mahkeme kararı sonucunda tapudan terkin edilen iki taşınmazın mülk

teşkil ettiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Başvuruculara miras

yoluyla intikal eden taşınmazlardan kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi

mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmekte olup bu müdahalenin mülkten yoksun

bırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

23. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518,

26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Başvuru konusu

olayda derece mahkemeleri 2942 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince, özel

parselasyon sonucu oluşan parsellerin yol ihtiyacının karşılanması amacıyla ana

taşınmazın bir kısmının yol vasfıyla kamuya terk edilmesi gerektiğinden yol

vasfındaki uyuşmazlık konusu parsellerin karşılığı olan bedelin istenemeyeceği

sonucuna varmıştır. Bu itibarla ulaşılabilir, öngörülebilir ve belirli olduğu

açık olan söz konusu kanun hükümlerine dayanan müdahalenin kanunilik ölçütünü

taşıdığı değerlendirilmiştir.

24. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No: 2013/6151, 21/4/2016,

§§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No:

2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29). Somut olayda yerleşim yeri içinde kalan ve

özel parselasyona tabi tutulan ana taşınmazın ifrazından oluşan toplam on dört

parsel yol ihtiyacını karşıladığı için, verilen kararın kamu yararı amacına

dayandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

25. Son olarak kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacın

gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

26. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

27. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde

bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017,

§§ 58, 60; Osman Ukav, B. No:

2014/12501, 6/7/2017, § 71).Öte yandan Anayasa'nın 46. maddesine göre özel

mülkiyetteki bir taşınmaz, ihtiyaç duyulması hâlinde kamu yararı amacıyla

gerçek karşılığı peşin ödenmek ve koşulları yasayla belirlenmek şartıyla

kamulaştırılarak kamu hizmetine tahsis edilebilir veya irtifak hakkı kurularak

kamu yararı amacıyla kullanımı sınırlanabilir (Mustafa

Asiler, B. No: 2013/3578, 25/2/2015, § 35).

28. Somut olayda özel parselasyona konu olan ana taşınmazın ifrazı

ile oluşan parseller üzerinde yapılaşmanın bulunduğu ve derece mahkemelerince

yapılan değerlendirmelerde geometrik şekli ve zeminde kapladığı alan itibarıyla

diğer parsellerin yol ihtiyacını karşılamak üzere ihdas edildiği saptanan

uyuşmazlık konusu taşınmazlarda Belediye tarafından yol açılması suretiyle

gerçekleştirilen müdahalenin elverişli

olduğu ve daha uygun başka bir aracın bulunduğu da gösterilemediğinden gerekli olduğu kuşkusuzdur. Bu sebeple

müdahalenin orantılılığının

tartışılması gerekmektedir.

29. Başvuru konusu olayda başvurucular ana parselin ilk

parselasyonu ile kanun gereği kamuya terk edilmesi gereken yerlerin verildiğini

ileri sürmektedir. 27 parsel numaralı ana parselin 19.175 m2lik bir alana sahip olduğu ve özel parselasyona tabi tutulması

sonrasında 36, 37, 38 ve 39 numaralı parsellerin oluştuğu anlaşılmaktadır.

Başvurucular, bu parselasyon sırasında bir kısım yerin yol vasfıyla kamuya terk

edildiğini ifade etmektedir. Derece mahkemesine sunulan 4/12/2012 tarihli fen

bilirkişi raporunda dava konusu parsellere ilişkin olarak 3/5/1985 tarihli ve

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapılmadığı

belirtilmiştir.

30. Başvurucular ilk parselasyon sırasında 19.175 m2lik taşınmazın 420 m2sinin

yeşil alan ve 222 m2sinin de yol vasfıyla kamuya terk

edildiğini bildirmişlerdir. Derece mahkemesi kararında bu yönde bir bilgi yer

almamakla birlikte 39 numaralı parselin ifrazı sonrasında dava konusu 52 ve 53

numaralı parsellerin yol vasfıyla kamuya terk edildiği ancak bu parsellerin her

nasılsa muris adına arsa vasfıyla tapuya kaydedildiği belirtilmektedir.

31. Uyuşmazlık konusu 52 numaralı parsel 697 m2 ve 53 numaralı parsel de 619 m2dir.

Ana parselin 19.175 m2lik bir alana sahip olduğu dikkate

alındığında ilk parselasyon tarihinde yürürlükte bulunan 6785 sayılı Kanun'un

42. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca düzenleme ortaklık payı olarak

kamuya terk edilmesi gereken alanın taşınmazın toplam alanının %25'i oranına

tekabül eden 4.793,75 m2 olduğu anlaşılmaktadır. İkinci

parselasyona konu olan 39 numaralı parsel 16.375 m2lik

bir alana sahip olup başvurucular, murislerinin ilk parselasyon sonucu oluşan

36, 37, ve 38 numaralı parselleri daha sonradan üçüncü kişilere sattığını

bildirmişlerdir. Üçüncü kişilere satılan bu üç parselin toplam alanı 2.158 m2 olup ilk parselasyonda kamuya terk edilen toplam 642 m2lik yerin kanun gereğince bu parsellerden düzenleme

ortaklık payı olarak alınması gereken miktarı dahi karşılamadığı tespit

edilmiştir.

32. Başvurucular, derece mahkemelerinin geometrik şekli ve arazi

üzerindeki konumu itibarıyla uyuşmazlık konusu 52 ve 53 numaralı parsellerin

yapılan özel parselasyonda diğer parsellerin yol ihtiyacını karşılamak üzere

murisleri tarafından kamuya terk edildiği yönündeki kabulünün aksine bir delil

de sunmamışlardır. Öte yandan 16.793 m2lik bir taşınmazın ifrazı

sonrasında oluşan on dört adet parsel, yapılaşmaya açılmış ve uyuşmazlık konusu

52 ve 53 numaralı parseller de davalı Belediye tarafından asfaltlanarak yol

ihtiyacını karşılamaya tahsis edilmiştir. Buna göre taşınmazın ifraz edilmesi

ile birlikte muris, ifraz sonucu oluşan müstakil parselleri üçüncü kişilere

satabilmiştir. Dolayısıyla ifraz edilen taşınmazın değer kazandığı ve

başvurucular murisinin bu işlem neticesinde ekonomik bir menfaat elde ettiği

açıktır.

33. Sonuç olarak başvuruculara murislerinden intikal eden ve el

birliğiyle malik oldukları taşınmazların idarece genel yola dönüştürülmesi

mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Ancak müdahalenin genel bir imar

uygulamasının parçası olarak değil başvurucuların söz konusu taşınmazı ifraz

ettirerek ekonomik açıdan yarar sağlamak için ve bizzat başvurucuların

talebiyle parselasyonun yapıldığı dikkate alınmalıdır. Buna göre başvurucuların

murisi ve sonrasında başvurucular, taşınmazı olduğu gibi kullanmak yerine ifraz

ettirerek tasarruf ve devir işlemlerinde bulunmayı tercih etmişlerdir. Söz

konusu parselasyonun ise ancak ifraz edilen parseller için yol ayrılmak

suretiyle yapılabileceği de başvurucular bakımından öngörülebilir bir durumdur.

Bu hâlde başvurucuların murisinin kendi isteği ile yapılan ifrazdan elde ettiği

menfaat dikkate alındığında mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvuruculara

aşırı bir külfet yüklediğinden söz etmek mümkün değildir.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucular, yargılama sonucunda yapılan yargılama

giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaları nedeniyle hak arama

hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

36. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

37. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak sınırlandırılabilen bir

haktır. Bununla birlikte sınırlandırmaların hakkın özünü zedeleyecek nitelikte

olmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve başvurucuya ağır bir yük

getirmemesi gerekir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

38. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve

uyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesi amacıyla belli yükümlülükler

öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdir

yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya

da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez. Davanın sonucuna göre kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücretinin

davanın açıldığı tarih itibarıyla öngörülebilir olduğu takdirde mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Serkan Acar, §§ 38-40).

39. Somut olayda başvurucuların taraf olduğu ve aleyhlerine

sonuçlanan üç ayrı yargılamada aleyhlerine hükmedilen toplam 4.500 TL

tutarındaki vekâlet ücreti ile 1.502,75 TL tutarındaki yargılama giderinin

gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve

başvurucular üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı görüldüğünden mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Heysem KOCAÇİNAR Başvurucular : 1. Asiye PEHLEVAN 2. Mehmet Turgut POYRAZ 3. Meltem POYRAZ 4. Mustafa POYRAZ 5. Sezen Özlem EKE Vekili : Av. Mübeccel PINARLIDAĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/37952, 15 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu Olayın
  7. B. Başvuruya Konu
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Mahkemeye Erişim
  12. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/37952
Tarih
15 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Aykut Vural Başvurusu (B. No: 2017/16486)
  • Müflis Bilton Beton Ürünleri San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/30361)
  • Maşallah Söylemez Başvurusu (B. No: 2017/30783)
  • Orhan Şahna Başvurusu (B. No: 2016/50948)
  • Temel Coşkun Başvurusu (B. No: 2017/1632)
  • Feriha Şencan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28732)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.