İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Müflis Bilton Beton Ürünleri San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/30361)

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi

Başvuru No2017/30361Tarih29 Ocak 2020Okuma14 dk · 2.898 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Müflis Bilton Beton Ürünleri San. Tic. A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/30361
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.898 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Bilton Beton Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. (Şirket) aleyhine

İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğünün E.2010/24 sayılı dosyası ile

takip başlatılmış, bu süreçte Şirket hakkında 29/4/2010 tarihinde iflas kararı

verilmesi üzerine tasfiye işlemleri için iflas memurları atanmıştır. Tasfiye

sürecinde alacaklı olan davalı şirket lehine başvurucuya ait taşınmazın tapu

kaydına teminat olarak 2. sırada ipotek ve bazı araçlara da rehin konulduğu

tespit edilmiştir.

9. Başvurucu aleyhine icra takibi yapan alacaklılardan İ.Ç.

A.Ş.nin sıra cetvelinde yer almak için iflas idaresine yaptığı başvuru,

alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği belirtilerek

reddedilmiştir. İ.Ç. A.Ş. alacaklarının sıra cetveli için başvurucu aleyhine

kayıt kabul davası açmıştır.

10. (Kapatılan)İzmir 10. Asliye TicaretMahkemesi (Mahkeme)

12/12/2013 tarihli kararında davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin hüküm

celsesi tutanağı (kısa karar) ile gerekçeli kararda, başvurucunun gerekçeli

kararın tebliğden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurabileceği

belirtilmiştir.

11. Mahkemenin gerekçeli kararı 16/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 31/1/2014 tarihinde temyiz talebinde bulunmuştur.

12. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (Daire) 27/11/2014 tarihli

kararında, temyiz talebinin 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas

Kanunu’nun 164. maddesi gereğince tebliğden itibaren on günlük süre içinde

yapılması gerekirken bu süre dolduktan sonra yapıldığını belirterek temyiz

talebini reddetmiştir.

13. Başvurucu, Yargıtay kararına karşı temyiz isteminin

süresinde olduğunu ileri sürerek karar düzeltme talebinde bulunmuş; Daire

3/5/2017 tarihli kararıyla talebi reddetmiştir.

14. Nihai karar 19/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

18/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Ticaret mahkemesince verilen nihaî kararlar,

160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan karşılanmak suretiyle

mahkemece re'sen taraflara tebliğ olunur.

Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren

on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına

karşı da tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine

göre yapılır.

..."

16. 2004 sayılı Kanun’a 2/3/2015 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un

29. maddesiyle eklenen geçici 7. madde şöyledir:

"Bölge adliye

mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce

verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu

Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin

hükümleri uygulanır."

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Hüküm 'Türk Milleti Adına' verilir ve bu

ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

…

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile

taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve

süresini.

…”

18. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye

mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek

göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki

hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine

görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086

sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

19. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 432. maddesinin

birinci fıkrası şu şekildedir:

"Temyiz süresi on beş

gündür. Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile

işlemeye başlar."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; Mahkeme kararında temyiz süresinin on beş gün

olarak gösterildiğini, süresinde temyiz talebinde bulunduğunu ancak Yargıtay

23. Hukuk Dairesince temyiz isteminin

süresinde olmadığı gerekçesiyle dilekçenin reddedildiğini, kararda

belirtilen usule uygun şekilde kanun yoluna başvurduğu hâlde talebinin

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Başvurucunun şikâyetinin özünün temyiz talebinin esasının Yargıtay

tarafından incelenmemesine yönelik olması dolayısıyla iddia, adil yargılanma

hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:

2014/13156, 20/4/2017, § 34).

26. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

27. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelik

uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel

hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına

başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı

yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda

istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun

yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması

gerekir (Hasan İşten, B. No:

2015/1950, 22/2/2018, § 37).

28. Süre yönünden temyiz talebinin reddedilmesinin mahkemeye

erişim hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin

olarak Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme,

haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

31. Başvuru konusu olayda Yargıtay Dairesinin temyiz talebini

2004 sayılı Kanun'un 164. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle

reddettiği anlaşılmaktadır.

32. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği ret

kararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

33. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk aleminde

etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805,

25/10/2017, § 59).

(3) Ölçülülük

34. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya

ağır bir yük getirip getirmediği hususlarınındeğerlendirilmesi gerekir.

(a) Genel İlkeler

35. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan

Şen, § 52).

36. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi

kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte

yargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Dava

açılmasına veya diğer kanun yollarına başvurulmasına ilişkin dilekçelerin

yetkili mahkemelere sunulma yöntemine dair kanuni veya fiilî belirsizliklerin

bulunması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Hasan İşten, § 45).

37. Öte yandan mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemine

ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini

engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten

kaçınmaları gerekir. Ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki

aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep eden

bireylere yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini

ilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan

kişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden

kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin

engellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun

yoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan başvurucular

yönünden bu tür müdahaleler, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep olabilir (Hasan İşten, § 46).

38. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile Akyıldız (B. No: 2014/1382,

22/9/2016 § 46) kararında Anayasa Mahkemesi; dava açma sürelerini düzenleyen

son derece karışık ve dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini, usul hükümlerine göre mahkeme

kararlarının hüküm kısmında kanun yolu ve süresinin doğru bir şekilde

belirtilmesi zorunluluğunun tarafların karara karşı öngörülen kanun yolunu

etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları açısından önem arz ettiğini,

özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgili

davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını

zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmalarının gerektiğini belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, bu başvuruda; icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan

şikâyeti inceleyen icra hukuk mahkemesinin kararına karşı kanunda on günlük

temyiz süresi öngörüldüğü hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi

on beş gün olarak gösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye

güvenerek hareket etmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen

süre içinde talepte bulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay

değerlendirmesinin başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak

ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiğini ve kararın başvurucunun

mahkemeye erişim hakkını zedelediğini belirtmiştir.

(b) İlkelerin Olaya Uygulanması

39. Başvurucu, Yargıtay tarafından temyiz dilekçelerinin süre

yönünden reddine karar verilerek temyiz hakkının ellerinden alındığını iddia

etmiştir.

40. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele, başvurucunun

temyiz talebinin kanun yolu incelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim

hakkına orantısız bir müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

41. Başvuru konusu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan

2004 sayılı Kanun’un 164. maddesine göre ticaret mahkemesince verilen kararlara

karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf veya temyiz yoluna

başvurabileceği öngörülmüştür. Yine 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hüküm içeriğinde

yer alması gerektiği belirtilmiştir.

42. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden

yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, §

49). Somut başvuruda da Anayasa Mahkemesinin görevi, usul kurallarının

uygulanması konusunda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerini

denetlemek olmayıp usule ilişkin uygulamanın başvurucunun mahkemeye erişim

hakkını, Anayasa'ya aykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığını denetlemektir.

43. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde izah

edildiği gibi asliye ticaret mahkemesi kararlarına karşı genel olarak on beş

günlük bir temyiz süresi öngörülmüştür. Diğer yandan ticaret mahkemelerinde

görülen somut davaya benzer nitelikteki davalarda temyiz süresinin on gün

olduğuna ilişkin farklı bir durum söz konusudur. Bu nedenle kanun yolu

süresinin taraflara doğru bir şekilde belirtilmesi hususu daha da önem arz

etmektedir. Somut olayda ise Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında kanun

yoluna ilişkin süreyi yanlış gösterdiği anlaşılmaktadır (bkz. § 10).

44. Mahkemenin gerekçeli kararını tebellüğ eden başvurucunun

kısa ve gerekçeli kararda belirtilen temyiz süresine güvenerek buna göre temyiz

talebinde bulunması mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru

gösterme yükümlülüğü gözönüne alındığında makul görülebilecektir. Başvurucunun

kanun yoluna başvuru süresinin Mahkeme tarafından hatalı gösterilmesinin

sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılmasının başvurucu üzerinde ağır bir yüke

sebep olduğu, aşırı şekilci bir yaklaşımla başvurucunun katlanmak zorunda

kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğu, dolayısıyla

müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

46. Başvurucu; aleyhine açılan davada hukuka aykırı yargılama

yapıldığını, davanın nitelendirilmesinin hatalı yapıldığını ve aleyhe vekâlet

ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi olarak belirlendiğini

belirterek adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

47. Başvurucunun şikâyetine konu davanın kabulü yönünden

yukarıda açıklanan gerekçeyle adil yargılanma hakkı bağlamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden bu aşamada diğer şikâyetleri

hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına

gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

49. Başvurucu, ihlalin tespitine ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında

ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da

değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın

ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya

ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak

amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir

giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal

kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,

66-67).

53. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun temyiz isteğinin süreden

reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmesi için

Mahkemenin dosyalarının devredildiği mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere (kapatılan) İzmir 10. Asliye

Ticaret Mahkemesinin (E.2012/147, K.2013/381) dosyalarının devredildiği

mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Fatma Burcu NACAR YÜCE Başvurucu : Müflis Bilton Beton Ürünleri San. Tic. A.Ş. Vekili : Mehmet Vecihi TOKUÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/30361, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mahkemeye Erişim
  9. B. Diğer İhlal İddiaları
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/30361
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Maşallah Söylemez Başvurusu (B. No: 2017/30783)
  • Orhan Şahna Başvurusu (B. No: 2016/50948)
  • Temel Coşkun Başvurusu (B. No: 2017/1632)
  • Feriha Şencan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28732)
  • A.l. Başvurusu (B. No: 2016/63999)
  • Medine Koç ve Selver Özkan Başvurusu (B. No: 2015/8721)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.