İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Temel Coşkun Başvurusu (B. No: 2017/1632)

1. Başvuru, bir milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başvuru No2017/1632Tarih29 Ocak 2020Okuma14 dk · 2.859 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Temel Coşkun Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/1632
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.859 kelime·14 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi

genel kurulunda yaptığı konuşmada sarf ettiği sözler nedeniyle şeref ve itibar

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu 2011 yılında -2002 yılından beri iktidar partisi

olan- Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Yalova milletvekili olarak

seçilmiştir ve olayların meydana geldiği tarihte milletvekilliği görevini

sürdürmektedir. Başvurucu, öncesinde de çeşitli bakanlıklarda ve İstanbul

Büyükşehir Belediyesinde üst düzey yöneticilikler yapmış aktif bürokrasi hayatı

olan bir siyasetçidir. Davalı L.K. ise olayların meydana geldiği dönemde

muhalefet partisi olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kocaeli milletvekili

olarak görev yapmaktadır.

7. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) genel kurulunda 22/1/2014

tarihli oturumda; muhalefet partileri milletvekilleri Yalova iline gerekli

yatırımların yapılmadığı yönünde iktidarı eleştirmişlerdir. Milletvekilleri

arasındaki tartışmaların ilgili kısımları şöyledir:

"Temel Coşkun: .... Değerli kardeşlerim,

81 vilayete yapılan yatırımlar Yalova’mıza da aynı şekilde yapılmıştır. Bu

yatırımları özetlemek ve sizlerle paylaşmak istiyorum. (MHP sıralarından

gürültüler) Bu yatırımların başındaki İstanbul-Kocaeli, Bursa-İzmir Otoyol

Projesi ve Körfez Asma Köprüsü Projesi dünyanın en önem verdiği projeler

arasındadır.

[H. A] : İstanbul

Belediyesinden misin? Aynı ekipten misin, İstanbul ekibinden misin?

Temel Coşkun: Bu projeyle Yalova-İstanbul

arası altı dakikaya, İzmir-İstanbul arası da üç buçuk saate inmiştir. Yıllardır

hayal edilen, Marmara Bölgesi’nin en önemli yatırımlarından biri olan Körfez

köprüsünün Orhangazi ve Bursa’ya kadar olan kısmı inşallah 2015 yılının

ortasında bitecektir.

[H. A]: Kaç paraya geçecek

vatandaş, onu da söyle.

Temel Coşkun: Değerli milletvekilleri,

Yalova’da çiçekçilik ve tarımın gelişmesi için çalışmalarımız son yıllarda

önemli bir mesafe almıştır.

[H. A] :Senin Başbakanın

yapmıyor onu. Vatandaş kaç liraya geçecek oradan onu söyle.

...

[H. A]: 35 dolara geçecek

otuz altı sene. Yuh be!

...

Temel Coşkun: Sayın Başkanım…

Başkan: Biliyorum…

Temel Coşkun: Edepsizlik iyice bunların

özelliği oldu.

...

[H. A]: Çok ayıp,

Kur’ançarpsın çok ayıp!

Temel Coşkun: Edepsizlik özelliği oldu

bunların.

[V. A]: Edepsiz sensin!

...

[M. İ] (Cumhuriyet Halk Partisi [CHP] Yalova milletvekili):

Sayın Başkan, sayın milletvekili 'edepsizlik özelliği oldu bunların' dedi,

açıkça grubumuza hakaret etti. İzin verirseniz cevap vermek istiyorum.

Başkan: Buyurun Sayın İ. iki dakika söz

veriyorum sataşma nedeniyle.

[M. İ]: On iki yılın sonunda Yalova milletvekiline cevap vermek

de varmış kaderimde. Hiç böyle bir şey yapmamıştım, hiçbir milletvekiline…

Temel Coşkun: Daha çok yapacaksın!

[M. İ]: Senin yüreğin varsa gel yaparız, çok yaparız da sen

gelemezsin! Sen gelemezsin!

Temel Coşkun: Sen konuş, ben sana cevap

vereceğim!

[M. İ]: Şimdi Sayın H.A.nın attığı laf şu: 'Vatandaş kaç paraya

geçecek köprüden, onu anlat! Yuh be!' dedi. Burada kötü bir söz yok.

...

[M. İ]: Bunun edepsizlikle bir alakası yok! (AK Parti

sıralarından 'Yuh!' sesleri) Sen gelmişsin, rüşveti, yolsuzluğu… oradaki

hırsızlığı operasyon olarak anlatıyorsun... Noel Baba’nın hediyesi mi bunlar?

...

[M. İ]: Tersaneleri, özel sektör yatırımlarını devlet yatırımı

gibi anlatıyorsun Sayın Coşkun. Bak, Yalova küçük bir ildir. Yalova

milletvekillerinin nezaketinde karşılıklı sataşmamak vardır ama çok isterim sataşmanı

ki sana burada nasıl sataşma olur onu göstermek isterim tabi ki. Sen bunları

yapma! Yalova’nın geleneklerini bozma! Biz ne [Ş.Ö] ne [İ.E] ile bu kürsüde

atışmadık.

Temel Coşkun: Ben Temel Coşkun’um.

[M. İ]: Sen Yalovalı olarak hissetmediğin için kendini bunları

yapıyorsun. Yapma bunu, bunu yapma!

...

Temel Coşkun: Şahsımı, adımı zikrederek birkaç

kez… Cevap vermek istiyorum.

Başkan: Ne söyledi Sayın Coşkun?

Temel Coşkun : Yalovalı olmadığımı… Ne

söylemedi ki efendim yani, ne söylemedi ki!

...

Temel Coşkun: Değerli milletvekilleri, sayın

hemşehrim, ilimin milletvekili bu kürsüyü çok kullanır, bu ekranları çok

kullanır görevi gereği.

...

Temel Coşkun: Ben de mütevazı, beyefendi

kişiliğimi bugüne kadar bozmadım, bundan sonra da asla bozmayacağım. (AK Parti

sıralarından 'Bravo' sesleri, alkışlar)

...

Temel Coşkun:Bir defa ben… Sen nereden

gelmişsen Yalova’ya, bir başka yerden, derenin öbür tarafından gelmişsin, ben

bu ülkenin, Karadeniz’in en güzel yerlerinden gelmişim ve kırk yıllık da Yalova'lıyım.

[Y. H]: 'Derenin öbür tarafı' ne demek ya?

...

[L. T]: Hırsızlık yapmamış. Sen yaptıysan onu anlat!

[M. İ]: Sayın Başkan, herhâlde duydunuz değil mi? 'Derenin öbür

tarafından geldin'den daha ağır bir hakaret olur mu?

...

[L. T]: Ya ne hakareti! Bunlar faşist ya, faşist!

Başkan: 'Derenin öte tarafı' da Türkiye’de çok

kullanılan bir söz ama ben bunu hiçbir zaman için hakaret anlamında anlamadım.

[L. T]: Nereden geldiği belli olmayanlar böyle konuşur, hep

öyle olmuştur. Nesebi gayrisahih!

....

[M. İ] : 'Derenin öbür tarafı' diyerek göçmenlere hakaret

ediyorsun, hakaret ediyorsun.

...

[K. D]: Ne kastettiniz 'suyun öbür tarafı'ndayla, ne

kastettiniz? Ne varmış suyun öbür tarafında?

Temel Coşkun: Herkes, ötesi de bizimdir,

berikisi de bizimdir, tüm vatandaşlar bizim kardeşimizdir, 76 milyon bizim

kardeşimizdir.

...

[L. T]: Çık, milletten özür dile, milletten! Çık,

Rumelililerden özür dile! Terbiyesiz adam!"

8. Başvurucu, L.T.nin "Ya ne hakareti, bunlar faşist ya

faşist ",

"Nereden geldiği belli olmayanlar böyle

konuşur, hep böyle olmuştur, nesebi gayrisahih" ve "Çık, milletten özür dile, milletten! Çık,

Rumelililerden özür dile! Terbiyesiz adam!" sözlerinin

hakaret içeren ifadeler olduğunu ve kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri

sürerek L.T. aleyhine tazminat davası açmıştır. Ankara 14. Asliye Hukuk

Mahkemesi (Mahkeme) 18/12/2014 tarihinde davanın reddine hükmetmiştir.

Mahkemenin gerekçeli kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Taraflar Milletvekili olup,gündem

dışı söz alandavacınınkonuşmasısırasındadavalınınkonuşmaya başladığı, konuşma

sırasındadiğer milletvekillerinceçeşitli sözler söylendiği, davacının da

bunlarakarşılık verdiği, son olarak dadavalının davaya konu beyanları söylediği

anlaşılmaktadır. Konuşma içeriği tümüile değerlendirildiğindeortada davacıya

yönelik kişilik haklarını zedeleyici nitelikte sözler bulunmadığı, bu

sözlerineleştiri niteliğinde bulunduğu kanaatine varılmıştır. Milletvekilleri

kendi siyasi görüşlerinisöylerken ağır eleştiri yapabildikleri gibi ağır

eleştirilere de katlanmaları gerekir bu nedenle yerinde görülmeyen davanın

reddine karar verilmek gerekmiştir "

9. Temyiz üzerine karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 29/2/2016

tarihinde onanmış ve 15/11/2016 tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar

verilmiştir.

10. Nihai karar başvurucuya 23/12/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 4/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

11. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Sorumluluk" kenar başlıklı 49.

maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu

zararı gidermekle yükümlüdür."

B. Uluslararası Hukuk

12. İlgili uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı kararlar

için İlhan Cihaner (2) (B. No:

2013/5574, 30/6/2014), Bekir Coşkun

([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015) ve Kemal

Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017) kararlarına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu; davalının sarf ettiği sözlerin özellikle "nesebi gayrisahih" ifadesinin,

katlanılması gereken eleştiri sınırlarını aştığını ve kişilik haklarının

zedelendiği iddiasıyla açtığı davanın reddedilmesinin Anayasa'nın 17.

maddesinde tanımlanan şeref ve itibar hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

15. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

“(17) Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

16. Anayasa’nın

"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(26) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...başkalarının

şöhret veya haklarının, ...korunması... amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Genel İlkeler

a. Bireyin Şeref ve İtibar Hakkının Korunması

17. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan "manevi varlık"

kapsamında yer almaktadır. Devletin bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek şeklinde negatif

yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif

yükümlülüğü bulunmaktadır (Adnan Oktar (3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, §§ 32-35). Şeref ve itibarı etkileyen saldırılar

veya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner (2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).

18. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır (İlhan Cihaner (2), §

82; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No:

2013/8503, 27/10/2015, § 58; Önder Balıkçı, B.

No: 2014/6009, 15/2/2017, § 42; Kemal

Kılıçdaroğlu, § 55).

b. İfade Özgürlüğü

19. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı

kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil

olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye

paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda

başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu

demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu

sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine

bağlıdır (Bekir Coşkun, §§ 33-35;

Mehmet Ali Aydın [GK], B. No:

2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

20. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade

özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun

ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini

oluşturduğunu pek çok kez ifade etmiştir (Mehmet

Ali Aydın, § 69; Bekir Coşkun,

§§ 34-36). Bu bağlamda ifade özgürlüğü herkes için geçerli ve demokrasinin

işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun, §§ 34-36).

21. Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade

özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;

siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her

türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün

Poyraz (2), § 37; Önder Balıkçı,

§ 40). Bu itibarla bir siyasetçinin kamuoyuna aktardığı görüşleri başkaları

açısından değersiz veya yararsız görülse bile kişilerin subjektif

değerlendirmelerinden bağımsız olarak ifade özgürlüğünün korumasındadır (Kemal Kılıçdaroğlu, § 52).

c. Temel Hak ve Özgürlüklerin Kullanımında Ödev

ve Sorumluluklar

22. Demokratik bir toplumda siyasetçilere diğer siyasetçileri,

hükûmet mensuplarını ve kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum

yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26. maddesi sınırsız bir

ifade özgürlüğünü tamamen garanti etmemiştir. Somut başvuruyla bağlantılı

olarak söylenecek olursa siyasetçilere yönelik eleştirilerin kişilerin

itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerin sahip

oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve

sorumluluklara gönderme yapan Anayasa'nın

"Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere

karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki 12.

maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26. maddenin

ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün

kullanımına herkes için geçerli olan bazı görev

ve sorumluluklar getirmektedir. Söz konusu sorumlulukların kapsamı,

başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre

değişir (örnek kararlar için bkz. Erdem Gül

ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015,

§ 35; Fatih Taş [GK], B. No:

2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı,

§ 43;Kemal Kılıçdaroğlu, § 53).

d. İfade Özgürlüğü ile

İtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasında Adil Denge

23. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan şeref ve

itibar hakkı ile davalının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini

değerlendirmektedir (Nilgün Halloran,

B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 27, 41, 52; Ergün

Poyraz (2), § 56; İlhan Cihaner

(2), § 49; Kemal Kılıçdaroğlu,

§§ 56-58). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında

dengeleme yapılabilmesi için başvurucuya yöneltilen ifadelerin türünün, kamusal

tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların

niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin,

kime yöneldiğinin, tarafların şöhret derecelerinin ve ilgili kişilerin önceki

davranışlarının, kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi gerekir (Kemal Kılıçdaroğlu, § 56; Nilgün Halloran, § 44; Ergün Poyraz (2), § 56; Kadir Sağdıç, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73). Bunun için

başvurucuya karşı sarf edilen sözlerin yapılan konuşmanın tamamından ve

söylendiği bağlamdan koparılmaksızın olayın bütünselliği içinde ele alınması

gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, § 45).

24. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıaların

açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada

maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.

Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın

mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir

Sağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2),

§ 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer yargısından oluşması durumunda bile

müdahalenin orantılılığı ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince

desteklenip desteklenmemesine göre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla

desteklenmiyorsa değer yargısı orantısız olabilir (Cem Mermut, B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).

25. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değil fakat söz konusu yargı mercilerinin

takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 17. maddesi

açısından doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince

ortaya konan gerekçelerin uygun ve yeterli

görünüp görünmediğini tespit edebilmek amacıyla başvurucunun şeref ve itibar

hakkı ile karşı tarafın ifade özgürlüğü arasında uygun bir denge kurulup

kurulmadığını başvurunun bütününe bakarak değerlendirecektir.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

26. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde başvurucunun ve davalının

toplumsal konumları gözönünde tutulması gereken ilk husustur (Kemal Kılıçdaroğlu, § 59). Başvuruya konu

olayın taraflarından biri olayların meydana geldiği dönemde muhalefet partisi

konumunda olan MHP'nin milletvekili (davalı), diğeri ise uzun yıllardır iktidar

partisi olan Ak Partinin milletvekilidir (başvurucu). Her ikisinin de politik

arenada oldukça aktif olduğu açıktır.

27. Dikkate alınması gereken ikinci husus ise başvuruya konu

sözlerin TBMM genel kurulunda yapılan konuşmalar esnasında gerçekleşmesidir.

Söz konusu konuşmalarda ülke gündeminde yer alan birçok mesele ele alınmış,

buna ilave olarak Yalova'ya yapılan ve yapılması gereken yatırımlar konusunda

iktidar partisinin tutumları eleştirilmiştir.

28. Somut olayda, başvurucu Yalova'ya yapılan yatırımlar

konusunda söz aldığı esnada hem CHP hem MHP milletvekilleri oturdukları

sıralardan kendisine çeşitli eleştiriler yöneltmişler ve sataşmışlardır. Sataşmanın devam etmesi

ve konuşmasını yapmasını ciddi biçimde zorlaştırması üzerine başvurucu; "edepsizlik özelliği oldu bunların"

şeklinde karşılık vermiştir. Başvurucunun bu sözü üzerine tartışmalar

hararetlenmiş ve meclis sıralarından birçok milletvekili başvurucuya tepki

göstermiştir. Tartışmalar esnasında Yalova CHP milletvekili M.İ.nin söz alarak "Sen Yalovalı olarak hissetmediğin için kendini

bunları yapıyorsun" demesi üzerine başvurucu "sen nereden gelmişsen Yalova’ya, bir başka

yerden, derenin öbür tarafından gelmişsin" şeklinde cevap

vermiştir. Bunun üzerine davalı

da tartışmalara katılarak başka

sözlerin yanında "bunlar faşist ya,

faşist! Nereden geldiği belli olmayanlar böyle konuşur, hep öyle olmuştur.

Nesebi gayrisahih! Çık, milletten özür dile, milletten! Çık, Rumelililerden

özür dile! Terbiyesiz adam!" şeklinde ifadelerde bulunmuştur. Başvurucunun özellikle "nesebi gayrisahih" ifadesinden

şikâyetçi olduğu anlaşılmaktadır.

29. Bu noktada siyaset adamlarının birbirlerine karşı

kullandıkları sözlerin açıkça polemik çıkarmaya, şiddetli tepkiler yaratmaya ve

taraftarlarını konsolide etmeye yönelik siyaset üsluplarının bir parçası olduğu

unutulmamalıdır (Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 65). Şikâyete konu ifadeler, davalı ile başvurucu arasındaki siyasi rekabet

ile birlikte okunmalıdır. Nitekim Meclisin sıcak tartışma ortamında hem

başvurucunun hem davalının hem de diğer milletvekillerinin birbirlerine karşı

ağır bir üslup kullandıkları anlaşılmaktadır (bkz. § 7).

30. Eldeki başvurunun karara bağlanması sırasında

değerlendirilmesi gereken diğer bir husus ise davalının sebepsiz biçimde

başvurucuyu hedef alıp almadığıdır. Başvurucuya karşı sarf edilen sözler,

yapılan konuşmanın tamamı ve söylendiği bağlamdan koparılmaksızın olayın

bütünselliği içinde ele alınmalıdır. Somut olayda tartışmanın başvurucu ile

M.İ. arasında gerçekleştiği, davalı ile birlikte diğer milletvekillerinin ise

tartışmaya sonradan müdahil oldukları görülmektedir. Başvurucunun M.İ.ye

yönelik "derenin öbür tarafından

gelenler" ifadesinin, halk arasında Meriç nehrinin Rumeli

tarafından Anadolu'ya gelenler için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle

sarf edilen ifadelerin kimileri tarafından rahatsız edici bir söylem olarak

kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsi geçen ifade bazı

milletvekilleri nezdinde tepki çekmiş ve sonrasında davalı, başvurucuya dava

konusu sözleri sarf etmiştir. Bu bağlamda, konuşmanın bütününde davalının

başvurucuyu karşılıklı suçlama ve tartışma nedeniyle hedef aldığı

değerlendirilmiştir.

31. Gözönüne alınması gereken bir başka husus ise davaya konu

konuşmaların politik bir tartışma esnasında gerçekleştiğidir. Bu noktada bir

siyasetçi olarak başvurucunun söz ve davranışlarının siyasi rakiplerinden olan

davalının sıkı ve yakın denetimi altında olması tabiidir. Siyasetçiler

toplumsal açıdan diğer bireylere göre daha fazla yetki ve sorumluluğa

sahiptirler. Bu itibarla genel olarak muhalefet konumunda bulunan partilerin

iktidar partisini denetleme, onlara görevlerini hatırlatma, yanlış giden

konularda iktidarı uyarma ve kimi durumlarda çareler üretmeleri gerektiği kabul

edilir (Nihat Zeybekçi, § 37).

32. Nitekim somut olayda başvurucunun iktidar partisi Yalova

milletvekili olarak Yalova ile ilgili meselelerin diğer siyasetçilerin,

özellikle muhalefet konumunda bulunanların takibi altında olduğunu bilerek

hareket etmesi beklenir. Bu açıdan diğer kişilere nazaran kabul edilebilir

eleştiri düzeyinin bir siyasetçi olan başvurucu açısından çok daha yüksek

olduğu şüphesizdir (Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 61; Nihat Zeybekçi, § 38).

33. Tüm bunlara ilave olarak davalının kullandığı dilin cevap verme

imkanı olan bir siyasetçiye yöneltildiğine de dikkat edilmelidir. Zira

başvurucunun da başvuruya konu tartışma esnasında yer yer sert bir üslup

kullanarak siyasi rakiplerine karşılık verdiği görülmektedir.

34. İlk derece mahkemesi tarafından verilen ret kararına ilişkin

hükmün gerekçeleri bu gözlemler ışığında incelenmelidir. İlk derece mahkemesi,

TBMM genel kurulunda gerçekleşen tartışmalar çerçevesinde siyasilerin

görüşlerini açıklarken ağır sözler söyleyebildiklerini ve dava konusu

ifadelerin bu kapsamda eleştiri sınırını aşmadığını kabul etmiştir.

35. Anayasa Mahkemesinin vardığı sonuçlarla birlikte ilk derece

mahkemesi kararı değerlendirildiğinde Mahkemenin davalının ifade özgürlüğü ile

başvurucunun şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurduğu sonucuna

varılmıştır. İlk derece mahkemesinin başvurucunun davasını reddetmesini haklı

göstermek için sunduğu gerekçeler uygun ve yeterli kabul edilmiş, davanın keyfî

bir biçimde reddedildiği değerlendirilmemiş ve derece mahkemesinin takdir yetkisine

müdahale etmeyi gerekli kılacak bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun itibar hakkına yönelik

bir ihlalin olmadığı anlaşılmıştır. Başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Temel COŞKUN Vekili : Av. Dinçer AYDINLI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/1632, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/1632
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Feriha Şencan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28732)
  • A.l. Başvurusu (B. No: 2016/63999)
  • Medine Koç ve Selver Özkan Başvurusu (B. No: 2015/8721)
  • İsmail Kiriş Başvurusu (B. No: 2016/36498)
  • N.d. Başvurusu (B. No: 2016/21990)
  • Sinan Cem Öztürk Başvurusu (B. No: 2016/13477)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.