İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2016/36498 Tarih:

İsmail Kiriş Başvurusu (B. No: 2016/36498)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İSMAİL KİRİŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/36498)

Karar Tarihi: 29/1/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulma

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,

görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde tespit edilen şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucu, silahlı Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet

Yapılanması'na (FETÖ/PDY) üye olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve Manisa

Alaşehir M Tipi Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.

10. Başvurucu, diğer bazı mahpusların da kaldığı odada (koğuş)

tutulmakta iken 22/9/2016 tarihindeManisa T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

nakledilerek tek kişilik odaya alınmış olup inceleme tarihi itibarıyla burada

tutulmaktadır.

11. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasının hukuka aykırı ve

gerekçesiz olduğunu belirterek Manisa İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği)

uygulamayı şikâyet etmiştir. İnfaz Hâkimliği 9/11/2016 tarihli kararı ile

başvurucunun talebini reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği gerekçesinde, tutuklu

hakkında güvenlik gerekçesiyle yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu

kurallarına ve mevzuata uygun olduğunu açıklamıştır.

12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz 25/11/2016

tarihinde Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Nihai karar,

başvurucuya 5/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 15/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Manisa T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan başvurucunun tek

kişilik odada tutulduğu sürece ilişkin ayrıntılı bilgi talep edilmesi üzerine

Ceza İnfaz Kurumu tarafından 13/7/2018 ve 15/11/2019 tarihlerinde gönderilen

yazılı cevaplara göre;

i. Kurumda başvurucunun tutulduğu oda yaklaşık 13 metre kare

büyüklüğündedir. Odalarda havalandırma penceresi, duş ve tuvalet bulunmakta;

mutfak bölümü bulunmamaktadır. Başvurucuya ait televizyon, elektrikli su

ısıtıcısı ve radyo mevcuttur.

ii. Başvurucu, Kurumda bulunduğu süreler içinde avukatı ve

yakınları ile çok sayıda açık ve kapalı görüş gerçekleştirmiştir.

iii. Kurumda bulunduğu süreler içinde başvurucunun süreli ve

süresiz yayınlardan faydalanma hakkını kullanabildiği anlaşılmıştır.

iv. Başvurucu Kurumda bulunan diğer tutuklu/ hükümlü K.O. ile

birlikte havalandırma bahçesinden günde 1 saat 30 dakika olmak üzere her gün

yararlanmıştır.

v. Başvurucu Kurumda bulunduğu süre içinde üç kez psikologla

görüşmüştür. Bu görüşmelerden ikincisi başvurucunun tek kişilik odaya

alınmasından beş gün sonra talebi üzerine gerçekleşmiştir. Başvurucunun panik

atak rahatsızlığı olması nedeniyle tek kişilik odaya alınmasından yakınması

üzerine yapılan görüşme sonrası başvurucunun psikiyatra yönlendirildiği

anlaşılmıştır.

vi. Başvurucu; ayrıca farklı tarihlerde, yaklaşık otuz kez,

farklı nedenlerle muayene edilmiş ve gerekli ilaç tedavilerine başlanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası hakkındaki

ilgili hukuk için bkz. Raşit Konya,

B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30; Timur

Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019, §§ 14-31.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

17. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu, tutuklanarak konulduğu diğer mahpuslar ile

birlikte farklı ceza infaz kurumundaki koğuşta barındırılmakta iken şu an

bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna nakledilerek disiplin suçu işlememesine ve talebi

olmamasına rağmen ilgili mevzuata aykırı şekilde tek kişilik odaya alındığını,

söz konusu işlemin hücre cezası olduğunu, panik atak hastalığı olması nedeniyle

bu uygulamanın hastalığını tetikleyeceğini, ayrıca uygulama nedeniyle ceza

infaz kurumunda kalma giderlerine (temizlik malzemeleri ve diğer ihtiyaçları yönünden)

ikinci kez katlanmak durumda kaldığını belirterek Anayasa'nın 12, 13., 15.,

17., 19., 20., 38. ve40. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde, tek kişilik odada barındırıldığı süre

içerisinde başvurucunun dış dünyayla ve diğer tutulanlarla bütünüyle

irtibatının kesildiğinden ve bu sebeple tutulma koşulları itibariyle kişiliğini

tahrip edecek nitelikte tam bir duyusal veya sosyal izolasyonun varlığından

bahsedilemeyeceğinden başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğunu

belirtmiştir.

20. Başvurucu, başvuru formunda dile getirdiği hususları

yinelemiş, ayrıca sağlık raporu alınmadan tek kişilik odaya konulmasının hukuka

uygun olmadığını ve panik atak rahatsızlığının olduğunu ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddiaları özü itibarıyla

kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

22. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

23. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

24. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi bir

sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve

cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele

yasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş

veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile

kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 33).

25. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı

davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler,

kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).

Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,

23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanı

kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikte

ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklar

sınırlanabilir. Dolayısıyla

verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya

tutuklular için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte

olmalıdır (Turan Günana,§§ 35,

36).

26. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi

ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel

hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza infaz

kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden mahpuslar

ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir

alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların

mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem

seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).

27. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave olarak

bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına

girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini

ifade etmek gerekir.Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın

özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin

süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir

Canan, § 23).

28. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyle

tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer tutulanlardan

ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir durum

oluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir. Buna

göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğer

tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017,

§ 39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya disiplini

sağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda hileli iş

birliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için iş birliği

yapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018,

§ 44).

29. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma

koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut

olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve

bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının

birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, § 38). Dolayısıyla her

başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi,

amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.

30. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik bir odada

tutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötü muamele

yasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkarabilir. Bununla birlikte

bu koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten

mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari

bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).

31. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğu

gerekçesiyle tutuklanarak ilgili düzenlemeler gereğince

Manisa T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucunun tutulduğu

odanın hücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi,

tuvalet ve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümlere sahip olması gibi

özellikleri dikkate alındığında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından

kabul edilen Avrupa Cezaevi Kurallarına (bkz. Raşit

Konya, §§ 14-27) uygun koşullarda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer

yöndeki kararlar için bkz. Raşit Konya,

§ 46; Timur Demir, § 45).

32. Ayrıca başvurucu, açık havaya çıkma imkânından bir diğer

tutuklu/hükümlü ile ortak bir avluyu kullanma suretiyle günde ortalama 1 saat

30 dakika faydalandırılmıştır. Diğer yandan başvurucu, tek başına tutulduğu

süre boyunca ailesi avukatı ile çok sayıda açık ve kapalı görüş

gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak yaklaşık 3 yıl 4 ay süre ile tek kişilik odada

barındırılmış olmakla birlikte ailesiyle, dış dünyayla ve diğer tutulanlarla

iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun duyusal ve sosyal olarak izole

edildiği sonucuna bu aşamada ulaşılması mümkün görülmemiştir.

33. Tek kişilik odada kalma süresinin uzunluğu ve bu sürenin

tutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısından aranan asgari

eşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgü koşullar

çerçevesinde her başvurucuya veya aynı başvurucunun her başvurusuna göre ayrı

değerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulma

koşulları ve süresi bakımından ise söz konusu asgari eşik derecesinin aşılmadığı

sonucuna varılmıştır. Başvurucunun zaman zaman psikolojik değerlendirmeye tabi

tutulduğu da nazara alındığında iddialarının aksine tek kişilik odaya

alınmasının diğer tutuklu/hükümlülerden farklı olarak psikolojik rahatsızlığını

artırdığına ve uygulamanın asgari eşik seviyesine ulaştığına ilişkin somut bir

veriye ulaşılamamıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

İsmail KİRİŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/36498, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası