İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Baver Mızrak Başvurusu (B. No: 2015/19280)

1. Başvuru, bir gösteri yürüyüşü esnasında attığı slogan

Başvuru No2015/19280Tarih9 Ocak 2020Okuma15 dk · 2.969 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Baver Mızrak Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/19280
R.G. Tarih ve Sayı
17/3/2020 - 31071
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.969 kelime·15 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir gösteri yürüyüşü esnasında attığı slogan

nedeniyle terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırılmasının

başvurucunun ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. 1994 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Dicle

Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisidir.

10. Başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte kendisini

Hz. Muhammed aşıklarını bir araya getirme, onu hatırlatma, anma, anlama ve

anlatma gayesi taşıyan bir organizasyon olarak tanımlayan ve kendisine

Peygamber Sevdalıları Platformu adı veren bir oluşum ülke çapında çeşitli

etkinliler düzenlemektedir.

11. Anılan Platform ülke çapında 1/2/2015 günü başarılı olanlara

çeşitli hediyelerin verildiği ve Hz. Muhammed’in hayatını öğrenmeye teşvik

edeceği düşünülen "siyer sınavı"

yapılacağını duyurmuştur. Söz konusu etkinliğe destek veren Dicle Üniversitesi

Bilge Gençlik Kulübü, etkinliğin duyurusu için 10/12/2014 tarihinde Dicle

Üniversitesi İlahiyat ve Eğitim Fakülteleri önünde bir stant açmıştır.

12. Dicle Üniversitesindeki başka bazı öğrenci gruplarının söz

konusu standı engelleyeceği yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine öğrenci

grupları arasında meydana gelebilecek olayların önlenmesi amacı ile emniyet

görevlilerince tedbirler alınmıştır.

13. Olay günü, Eğitim Fakültesi önünde toplanan ve stant

açılmasını protesto için bir araya geldikleri anlaşılan, başvurucunun da

aralarında bulunduğu yaklaşık 150 kişiden oluşan bir öğrenci grubu tarafından "Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo), Katil

Polis Üniversiteden Defol, Dicle Uyuma Onuruna Sahip Çık, Dişe Diş Kana Kan

Seninleyiz Öcalan, Direne Direne Kazanacağız, T.C'nin Piçleri Yıldıramaz

Bizleri, PKK burada Hizbul Şeytan Nerede" şeklinde sloganlar

atılmıştır.

14. Emniyet görevlilerince anılan gruba yaptıkları gösteri ve

yürüyüşün kanuna aykırı olduğu ve dağılmaları gerektiği, dağılmamaları hâlinde

müdahale edileceği yönünde anonslar yapılmıştır. Grup buna rağmen dağılmayarak

Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi istikametine doğru

yürüyüşüne devam etmiştir. Grup, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine

geldikten sonra burada da dağılmayarak yukarıda belirtilen sloganlar eşliğinde

karşıt görüşlü yaklaşık 50 kişilik grubun bulunduğu İlahiyat Fakültesi

istikametine doğru yürümeye devam etmiştir. Grup dağılmaları yönünde anons

yapan görevlilere de taşlı saldırıda bulunmuştur.

15. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun da arasında

bulunduğu bazı şüphelilerin slogan atmak suretiyle terör örgütünün

propagandasını yapma suçundan cezalandırılmaları istemiyle ceza davası

açmıştır.

16. Yargılamayı yapan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi

1/10/2015 tarihinde başvurucunun terör örgütünün propagandasını yapma suçundan

10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde 1/9/2015 havale

tarihli bilirkişi raporuna göre başvurucunun "PKK

burada, Hizbul Şeytan Nerede" şeklinde terör örgütünün üyesi

veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde slogan attığının sabit olduğu ve

anılan sloganın silahlı bir terör örgütü olan PKK'nın cebir, şiddet veya tehdit

içeren yöntemlerini meşru gösterecek ve övecek nitelikte bulunduğu belirtilerek

propaganda suçunun oluştuğu kabul edilmiştir.

17. Başvurucunun bu karara itirazı Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesince 21/10/2015 tarihinde reddedilmiş ve ret kararı başvurucuya

3/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 2/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri (GK), B.

No: 2018/17635, 26/7/2019, §§ 46-59, Meki

Katar (GK), B. No:2015/4916, 3/10/2019, §§ 18-35, Sırrı Süreyya Önder (GK), B.

No:2018/38143, 3/10/2019, §§ 23-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 9/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu; olay gününe ait görüntülerin sağlıklı bir

çözümleme yapılmadan dava dosyasına alındığını, konuyla ilgili bilirkişi

raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini ve aleyhine olan bilirkişi

raporunun hükme esas alındığını, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

22. HAGB, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya

hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine

bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir. Kanunda belirtilen koşulların

gerçekleşmesine karşın sanığın kabul etmemesi hâlinde HAGB kararı

verilemeyeceği 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.

maddesinin (6) numaralı fıkrasının son cümlesinde ifade edilmektedir. Bu

kapsamda sanığın yargılamanın hukuki kesinliği ifade eden bir hükümle

sonuçlanmasını ya da cezaya hükmedilmesi durumunda HAGB'yi tercih etme imkânı

bulunmaktadır (Ali Gürsoy, B. No:

2012/833, 26/3/2013, § 19).

23. HAGB kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar

niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden

biridir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10) ve (11) numaralı

fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasten bir suç

işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun

davranıldığı takdirde davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç

işlenmesi veya öngörülen yükümlüklere aykırı davranılması hâlinde hükmün

açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy,

§ 21).

24. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı

fıkrasında, HAGB kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceği

düzenlenmiştir. Bununla birlikte ancak denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir

suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu süre içinde kasıtlı yeni

bir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılama nihai olarak sona

erdiğinde hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir ve

esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).

25. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre sanık kabul etmediği takdirde HAGB kararı verilmez. Bu durumda ilk derece

mahkemesince istinaf/temyiz kanun yolu açık olarak karar verilebilecektir.

Başka bir deyişle haklarında HAGB kararı verilmesini kabul eden sanıklar,

verilen kararın istinafta/temyizde yapılacak esas ve usul incelemesini talep

etme hakkından vazgeçmişlerdir. Somut olayda başvurucu, yargılama sonunda

hakkında HAGB kararı verilmesine rıza göstermiştir (bkz. § 10). Dolayısıyla

başvurucu, söz konusu karar ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih

etmiştir (Adnan Erkuş/Türkiye

(k.k.), B. No: 61196/11, 4/12/2012, § 22).

26. Somut olayda yargılamalar sonunda verilen kararların temel

hakları ihlal ettiği iddiası -somut başvurunun özelliği de nazara alındığında-

istinaf/temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek iddialardandır.

Başvurucunun kabul etmesi üzerine HAGB kararı verildiği ve istinaf/temyiz

yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesinin tercih edilmediği

anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, belirtilen sloganları atmış olsa dahi Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ışığında bu sloganların

cezalandırılmaması gerektiğini ve bu nedenle ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık görüşünde; başvurucunun katıldığı yürüyüşte PKK

terör örgütü lehine kalabalıkla birlikte attığı

sloganın terörizmi veya terör faaliyetlerini, liderlerini, terörizmin amacını

ve araçlarını meşru gösteren bir faaliyet olduğu, bu sebeple de müdahalenin

zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığı ifade edilmiştir. Bakanlık görüşünde

ayrıca başvurucu hakkında HAGB kararı verilmesi nedeniyle müdahalenin

hedeflenen meşru amaçla orantılı olduğu belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde esas alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve

kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak

açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi

olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni[nin], ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

32. Başvurucu, katıldığı bir gösteride slogan atması nedeniyle

terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 10 ay hapis cezası ile

cezalandırılmış ve ilk derece mahkemesince HAGB kararı verilmiştir. Dolayısıyla

söz konusu ilk derece mahkemesi kararı ile başvurucunun slogan atma özgürlüğünü

de kapsayan ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığının kabul edilmesi

gerekir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

35. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

7. maddesinin ikinci fıkrasının olaya uygulanan ilk cümlesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

36. Başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararın terör örgütü

ve terörizmle mücadele kapsamında kamu düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin

bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Demokratik Toplumda

İfade Özgürlüğünün Önemi

37. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı

kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi ifade

özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu daha önce pek

çok kararında açıklamıştır (Bekir Coşkun

[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38).

(b) Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

38. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir

müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§

70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

39. Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade özgürlüğü

yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında

belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir denge sağlamalıdır (Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,

§§ 58, 61, 66). Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp

karşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir.

Şüphesiz kullanılan sözlerin bireylere, bir kamu görevlisine ya da toplumun bir

kesimine karşı şiddete teşvik mahiyetinde olması durumunda kamu otoritelerinin

ifade özgürlüğüne müdahale konusunda takdir marjları çok daha geniştir. Ancak

bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).

40. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değil onların takdir yetkilerini kullanarak

verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından uygunluğunu

denetlemektir. Anayasa Mahkemesi bunu yaparken eldeki başvurunun koşullarını, özellikle

terörle mücadeleye bağlı zorlukları da gözönüne almaktadır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 76).

(c) Müdahalenin Zorunlu

Bir Toplumsal İhtiyacı Karşılaması

41. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

42. Somut olayda açıkladığı düşüncelerin kişileri terör

suçlarını işlemeye teşvik ettiğinin ortaya konulması hâlinde başvurucunun ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

kabul edilebilir. O hâlde çözümlenmesi gereken mesele, derece mahkemelerinin

başvurucunun açıkladığı düşüncelerle kişileri terör suçlarının işlenmesine

teşvik ettiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyup koymadığı olacaktır.

(d)Müdahalenin Gerekçesi

43. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında ifade özgürlüğüne

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edeceğini ifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu

makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olması

gerekir (diğerleri arasından bkz. Kemal

Kılıçdaroğlu, § 58; Bekir Coşkun,

§ 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120; Sırrı Süreyya Önder, § 60).

(e) Şiddete Teşvik

44. Terör örgütleri, görüşlerinin toplum içinde yayılmasını ve

fikirlerinin kökleşmesini hedefleyerek bu amacın gerçekleşmesine yönelik her

türlü vasıtaya başvurabilmektedir. Terörün veya terör örgütlerinin

propagandasının da söz konusu vasıtalardan biri olduğunda kuşku yoktur. Terör,

başta ifade özgürlüğü olmak üzere demokratik toplumun tüm değerlerine

düşmandır. Bu nedenle terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya da

bunlara teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 79; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 43; Sırrı

Süreyya Önder, § 61).

45. Anayasa Mahkemesi daha önce Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§ 115-118) kararında, terör

örgütünün propagandasını yapma suçunun Türk hukukundaki görünümüne ilişkin bazı

tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinde yapılan

değişiklik ile terör örgütünün propagandasını yapma suçu çok sayıda ve her türde

ifadeyi kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilecek bir fiil olmaktan

çıkarılmaya, terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterme veya

övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme şeklinde tanımlanarak suça

hukuki belirlilik kazandırılmaya çalışılmıştır. İkinci olarak Yargıtay da Türk

hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının değil yalnızca

terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru

gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde

propagandasının yapılmasının suç olarak kabul edildiğini pek çok kez ifade

etmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§

25, 26).

46. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerine başvurmayı teşvik etme, terör suçlarının işlenmesine kışkırtmak

niyetiyle terör suçlarının işlenmesini savunarak bir veya birden fazla suçun

işlenmesi tehlikesine yol açacak bir mesajın kamuoyuna yayılmasıdır. Terör

örgütünün propagandası suçunda örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerinin belirli bir yoğunlukta savunularak başkalarınca aynı davranışın

gerçekleştirilmesi amaç edinilmektedir (Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri, § 119; Sırrı

Süreyya Önder, § 63).

47. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, propaganda suçunun soyut

tehlike suçu olarak kabul edilmesinin başta ifade özgürlüğü olmak üzere

anayasal hak ve özgürlükler üzerinde bir baskı oluşturma potansiyeline sahip

olduğuna dikkat çekmiştir. Bu sebeple Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin

açıklayıcı raporunun yüzüncü maddesinde ifade edildiği gibi bir propaganda

faaliyetinin cezalandırılabilmesi için olayın somut koşullarında belirli oranda

tehlikeye neden olduğunun gösterilmesi uygun olacaktır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 84; Ayşe Çelik, § 47; Sırrı Süreyya

Önder, § 64).

(f) Somut Olayın Değerlendirilmesi

48. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, somut olayın koşullarında

başvurucunun slogan atmak sureti ile açıkladığı düşüncesi nedeniyle terör

örgütünün propagandasını yapma suçundan mahkûmiyetinin zorunlu bir toplumsal

ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla

orantılı olup olmadığıdır.

49. Bireysel başvuru dosyasında bulunan bilgilere göre

aralarında başvurucunun da bulunduğu yaklaşık 150 kişiden oluşan bir grup,

kendisine Peygamber Sevdalıları Platformu adı verilen bir oluşumun olay günü

Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi önünde gerçekleştirdiği bir etkinliği

protesto etmek amacı ile aynı kampüste, yakın bir bölgede toplanmıştır. Karşıt

görüşlü olduğu anlaşılan iki grubun birbirine temas etmemesi için güvenlik

güçleri gerekli önlemleri almış, başvurucunun da içinde yer aldığı grup polisin

engellemesine rağmen İlahiyat Fakültesinin önünde bekleyen 50 kişilik gruba

doğru ilerlemiştir. Protestocular, İlahiyat Fakültesi önünde tertiplenen

etkinliğe katılan öğrencilere yönelik olarak "PKK burada, Hizbul şeytan nerede", "Biji Serok Apo", "Gerilla" şeklinde sloganlar atarken

taşlarla bu gruba saldırmışlardır.

50. İlk olarak başvurucu, diğer arkadaşları ile birlikte attığı

"PKK burada, Hizbul Şeytan Nerede"

şeklinde slogan ile açıkça kendisini PKK ile özdeşleştirmiştir. İkinci olarak

ise karşıt gruba şeytanın taraftarları anlamına gelen "Hizbul şeytan" olarak hitap edilmiş

ve anılan bu ifade ile karşıt grup Hizbullah terör örgütü ile

özdeşleştirilmiştir. Söz konusu slogan; çoğu faaliyetini Türkiye'de

gerçekleştiren militarist ve ağır şiddet eylemlerini bir yöntem olarak

benimsemiş bir örgüt olan Hizbullah ile PKK terör örgütü arasında yaşanmış,

geçmişi otuz yılı bulan ve son zamanlardan azalmış gibi görünen şiddet

olaylarından bağımsız düşünülemez. Aralarında masum sivillerin de bulunduğu

yüzlerce kişi Güneydoğu'daki Kürt sorununda

aktör olma kavgası veren bu iki terör örgütünün neden olduğu şiddet olaylarında

hayatını kaybetmiştir. Devletin aldığı tedbirlerle etkinlikleri gerilemiş olsa

dahi her iki örgütün de tehlikeli olma durumunun sürdüğü, PKK'nın olayların

meydana geldiği tarihte ve hâlen şiddet kullanmaya devam ettiği açıktır.

51. O hâlde başvuruya konu gösterinin ve şiddet olaylarının

yaşandığı bağlam, başvurucunun attığı sloganın nesnel anlamı ve olayların

tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun söz konusu sloganı

vahim şiddet olaylarının sorumlusu bir terör örgütü olan PKK'nın korkutucu

gücünden faydalanmak için ve karşı tarafı tehdit amacı ile attığı sonucuna

varılmıştır.

52. Başvurucunun iştirak ettiği "PKK burada, Hizbul Şeytan Nerede" biçimindeki söz

konusu sloganın PKK'nın geçmişte şiddet yönelttiği bir grupla özdeşleştirilen

kişilere karşı "Dişe Diş Kana Kan

Seninleyiz Öcalan, Direne Direne Kazanacağız" biçiminde şiddet

tonu yüksek sloganlar eşliğinde atıldığı gözetildiğinde PKK'nın yarattığı

şiddetin övülmesi ve terörizme destek anlamına geldiği, mevcut ve olası

saldırılar yönünden kışkırtıcı ve şiddete başvurmayı cesaretlendirici nitelik

arz ettiği, tüm bu sebeplerle de sloganın şiddet kullanımına dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesinin

mümkün olduğu sonucuna ulaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmelerle

karşılaştırmak için bkz. Ayşe Çelik,

§ 57; Sırrı Süreyya Önder, §§ 79-80).

53. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında başvurucunun

mahkûmiyetinin -derece mahkemelerinin farklı çıkarları dengelerken sahip

oldukları takdir payı da gözetildiğinde- zorunlu

toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiği ve ilk derece mahkemesinin

başvurucunun cezalandırılmasını gerekçelendirmek için sunduğu nedenlerin bu tür

bir mahkûmiyeti haklı göstermek için ilgili

ve yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

(g) Müdahalenin Orantılı Olması

54. Son olarak verilen cezanın mahiyeti ve ağırlığı, yapılan

müdahalenin orantılılığı değerlendirilirken dikkate alınması gereken

unsurlardır. İlk derece mahkemesi, başvurucunun 10 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına hükmetmiş ve HAGB kararı vermiştir. HAGB, sanığa yüklenen

suça ilişkin yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde hükmün

açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi

anlamına gelmektedir. HAGB kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar

niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden

biridir. Sanık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği ve denetimli

serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde

açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine,

denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik

tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde de hükmün

açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy,

§§ 19, 21; İhsan Taş, B. No:

2014/11255, 21/11/2017, § 48). HAGB kararı ile başvurucu üzerinde bir caydırıcı

etki oluştuğu kabul edilebilirse de kurumun anılan nitelikleri dikkate

alındığında HAGB kararının etkileri itibarıyla infazı mümkün hapis cezası ya da

para cezasına kıyasla daha hafif bir önlem olduğu söylenebilecektir. Bu nedenle

cezanın orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

55. Zorunlu toplumsal bir ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması nedeniyle başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportörler : Fatma Gülbin ÖZCÜRE : Yunus HEPER Başvurucu : Baver MIZRAK Vekili : Av. Ercan YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19280, 9 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin
  10. B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19280
Tarih
9 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • M.m.b. Başvurusu (B. No: 2015/15088)
  • Esma Seydaoğlu Başvurusu (B. No: 2015/15566)
  • Zerga Öztürk Başvurusu (B. No: 2015/4556)
  • Faik Doğan Başvurusu (B. No: 2017/12692)
  • Zafer Özer Başvurusu (B. No: 2016/65239)
  • İhsan Yalçın Başvurusu (B. No: 2017/8171)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.