İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Faik Doğan Başvurusu (B. No: 2017/12692)

1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

Başvuru No2017/12692Tarih8 Ocak 2020Okuma24 dk · 4.784 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Faik Doğan Başvurusu

Karar tarihi
8 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/12692
R.G. Tarih ve Sayı
18/3/2020-31072
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.784 kelime·24 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının; ceza infaz kurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle kötü

muamele yasağının; soruşturma aşamasındaki birtakım işlemler nedeniyle de adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Çayırova İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev

yapan başvurucu, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 4/1/2017 tarihinde Sakarya İl

Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu, dokuz gün gözaltında tutulmuş ve 13/1/2017

tarihinde Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun

ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesi

şöyledir:

"Benim FETÖ/PDY hiç bir ilgim ve alakam

olmadı. Adana’da üniversiteye hazırlık için Işık dershanesine gittim. Bu

dershane cemaate aittir. Bu dershanenin cemaate ait olduğunu daha sonra

öğrendim. Sigara kullandığım için benimle herhangi bir bağları olmadı. Zaten

üniversite sınavını kazanamadığım için daha sonra Zafer Dershanesi’ne gittim.

Sakarya’ya tayinim çıkınca cemaatten [Z.B.] bana yaklaştı. Beni ev toplantılarına davet etti.

Ancak ben gitmedim. Ben Aydın POMEM mezunuyum. Ardahan’da görev yaptım. Ben

hakkımdaki tanık beyanlarını hiç bir şekilde kabul etmiyorum. Benim cemaat ile

herhangi bir ilgim ve alakam yoktur. Evimde yapılan aramada ele geçirilen

dijital materyaller bana aittir. Polis olmadan önce Zafer Dershanesi’nde

öğretmen olarak çalışmıştım. 2013 yılında ya da 2012 yılında bir kez Batum’a

gidip geldim. Günübirlik bir ziyaretti. 2007 yılında Hasret Sağlık Hizmetleri

Ticaret A.Ş.’de temizlikçi olarak 3 gün sigorta başlangıcı olsun diye çalıştım.

Darbe gecesi de ilk göreve gelen benim. 3 gün boyunca hiç evime gitmeden

darbecilerle mücadele ettik. "

12. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, silahlı terör örgütü

(FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı gün

Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Sorgu tutanağına göre

başvurucuya yüklenen suç anlatılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında

hazır bulunmuştur.

13. Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 13/1/2017 tarihinde "şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne

üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut olguların bulunması, atılı suçun CMK.'nun 100/3. maddesinde düzenlenen

katalog suçlardan olduğu, delillerin henüz tam olarak toplanamadığı, delillerin

karartılma ve şüphelilerin kaçma durumunun söz konusu olduğu, bu yönüyle

tutuklama koşullarının mevcut olduğu, bu aşamada adli kontrol tedbirinin

yetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu" belirtilerek

başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.

14. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Sakarya 1. Sulh

Ceza Hâkimliği 24/1/2017 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...şüphelilerin hakkında tanıkların

anlatımları, şüphelilerin savunmalarındaki birtakım anlatımları ile diğer deliller

incelendiğinde; şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle süreklilik arz

eden organik bağ kurduklarına, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak atılı

suçları işlediklerine dair haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin mevcut olması, atılı suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde

sayılan katalog suçlardan olması, yapılan yargılama neticesinde suçun sübutu

halinde uygulanacak kanun maddesindeki cezanın üst sınırının fazlalığı

nedeniyle şüphelilerin kaçma şüphelerinin bulunması, suçlamaları inkar eden

şüphelilerin delilleri etkileme ve karartma şüphesinin bulunması, şüphelilerin

tutuklandıktan sonra serbest bırakılmalarını gerektirir lehe bir delilin

dosyaya yansımamış olması ile tutuklulukta geçen süre birlikte değerlendirildiğinde

verilen karar usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla itirazların reddine... [karar

verildi.]"

15. Anılan karar 10/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 10/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Soruşturma devam ederken Sakarya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin

5/7/2017 tarihli kararı ile başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

18. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 19/7/2017 tarihli

iddianamesi ile, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

19. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle

kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve ne

tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiş, devamında ise başvurucu

yönünden değerlendirmeler yapılmıştır.

20. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse

örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı

ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular özetle şöyledir:

i. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye yönelik olarak

yürütülen bir soruşturma dosyası kapsamında tanık olarak ifadesi alınan Z.B.nin

başvurucu hakkında "...[Y.Ş.] ile birlikte ev tuttukları, ancak evin

eşyaları cemaat tarafından alındığı, [Y.Ş.] ile kaldığı bu evde kendisi ile

birlikte aynı zamanda istihbarat şubeye giren ve kendisine gösterilen

resimlerden açık ve net olarak teşhis ettiği ve FETÖ/PDY örgütü üyesi bildiği

polis memuru Faik DOĞAN'ın kaldığı (POMEM mezunudur, üniversiteden beri cemaat

içerisindedir, örgüte sıkı sıkıya bağlıydı, evlendikten sonra şark görevi için

Ardahan a gitti)..." şeklinde anlatımda bulunması ve ifade sonrasında

fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesi,

ii. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçu

iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada şüpheli olarak ifadesi alınan H.K.nın

başvurucuya ilişkin olarak "…[Z.T.nin] tayini sonrası Sakarya ilinde bulunan kendisine ait

evi cemaat emrine vererek aynı şubede çalışan bekar polis memurlarının

kalmasını sağladığını bildiğini, [Z.T.ye] ait bu evde kalan polis memurlarının da yine İstihbarat Şubeden; [O.E.],

[F.T.], Faik DOĞAN, [S.G.] olduğunu, ...evde dönem dönem sohbet yapıldığını,

... Sakarya İstihbarat Şubede çalıştığı dönemde sohbet adı altında yapılan

toplantılara katılan ve yukarıda belirttiği, kendisinin de dahil olduğu grup

dışındaki gruptan ayrı olarak bir grubun daha yine bu sohbet adı altındaki

toplantılara katıldığını. Bu toplantılara katılanların Faik DOĞAN, ... olduğunu…”

şeklinde anlatımda bulunması,

iii. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında aynı

nitelikteki suçtan soruşturma yürütülen A.D. isimli kişinin bir soruşturma

kapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde "... 22 Şubat 2014 tarihinde İstihbarat Şube Müdürlüğünden

çıkartıldığını, ayrıca İstihbarat Şube’de FETÖ içerisinde faaliyet gösteren

başka sohbet gruplarının olduğunu bu grupta [H.R.S,] [O.E.], [F.T.], Faik DOĞAN, [A.T.], [M.I.], [A.E.],

[H.K.] isimli şahısların olduğunu duyduğunu,

2012 yılından 2014 yılı Şubat ayına kadar görev yaptığı İstihbarat Şube’de

görev alan personelinin % 60’ı FETÖ/PDY yapılanması ile ilişki ve irtibatlı

olduğunu..." şeklinde anlatımda bulunması ve ifade sonrasında

fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesi,

iv. Hakkında aynı nitelikteki suçtan soruşturma yürütülen

Y.E.Ç.nin Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma

kapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde özetle "Yapıya mensubiyeti bulunan diğer polis memurları ile

birlikte 2009 yılı yaz aylarından 2012 yılı ilk aylarına kadar örgüte ait aynı

evde kaldığını, kaldığı evde düzenlenen sohbet adı verilen toplantılarına

başvurucunun da katıldığını"

beyan etmesi ve ifade sonrasında fotoğraf üzerinden başvurucuyu

teşhis etmesi,

v. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca anlatımlarına başvurulan polis

memuru M.B.nin ifadesinde "...Sakarya

ilinde KOM Şube Müdürlüğü'nde çalışan polis memuru [K.Ö.nün] yapılanma içerisinde aktif olduğunu, hatta cemaat

sorumlularının bir gün onun şark hizmeti için tayini çıkığından dolayı yemek

verdiğini, organizasyonun [B.K.nin]

eşi [T.K.nın] düzenlediğini, bu

yemeğe kendilerinin de katıldığını, yemekte Sakarya ilinin emniyetten sorumlu

imamı olarak söylenen [O.] isimli

şahsın da olduğu..." şeklinde beyanda bulunması,

vi. Üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY ile iltisaklı olan

Işık Dershanesinde öğrenim görmesi,

vii. Anılan örgütle iltisaklı olan Bank Asyada 17-25 Aralık

sürecinden sonra katılım hesabı açması.

21. İddianame, Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

28/7/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/160 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

22. Kovuşturma aşaması devam ederken başvurucu hakkında elde

edilen bazı deliller ise özetle şöyledir:

i. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma

kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan A.A.nın başvurucuya ilişkin olarak "...Bu şahsı üniversitede okuduğum dönemden

tanırım. Bu şahsın benim kaldığım yurtlardan çıkmamı tavsiye edip örgüte ait

evlerde kalmam yönünde benimle konuşmaları oldu. Bu şahıs Niğde ilinde çeşitli

bölgelerde Bölge Talebe Mesulü (BTM) olarak görev yaptı. Bu şahsın örgüt

içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğünü biliyorum...." şeklinde

anlatımda bulunması,

ii. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı nitelikteki suçtan

yürütülen soruşturmada ifade veren Garson isimli

gizli tanığın Başsavcılığa teslim etmiş olduğu dijital verilerin içinde

başvurucunun "SC ve SCC"

olarak kodlandığı, Emniyet Genel

Müdürlüğünce hazırlanan rapora göre bu kodlamanın "17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ

mensuplarından tekrar kazanılmaya üçüncü derecede yakın kişi olarak"

anlaşılması gerektiğinin değerlendirildiği.

23. Mahkeme 28/9/2017 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun

savunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:

"...hakkımdaki suçlamaları kabul

etmiyorum, şuanda açıktayım, hakkımdaki iftira sebebiyle bir dönem tutuklu

kaldım... ana dilim kürtçe olduğu için aynı zamanda ingilizce de bildiğim için

uyuşturucuyla mücadele amacıyla istihbarat şubede görevlendirildim 17/25 Aralık

sürecinden sonra bu şubelerde tasfiye yapıldığı halde ben görevime devam ettim.

Sanık [Z.] benim üniversite

mezunu olduğumu, cemaat kökenli olduğumu söylemiş ancak kendisiyle benim

geçmişimi bilecek kadar sosyal ilişkim olmamıştır, aynı şubede çalışma

haricinde bir samimiyetim yoktur, tamamen tahmine dayalı olarak soyut

beyanlarda bulunmuştur, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiştir. Sanık [Y.E.] ile bir kere [Z.nin] evinde karşılaşmıştım ev düzenliydi, bekar evine

benzemiyordu bunu da kendi ifademde belirtmiştim ve öyle sanıyorum ki cemaat

evidir, demiştim. Dolayısıyla [Y.]

ile beni bir kere orada gördüğü için beni o evde gelip gidenler arasındadır

diye belirtmiştir, bu beyanı doğru değildir. Sanık [A.D.] benden sonra ifade vermişti ve ifadeye gittiğinde

benim hakkımda sanık [Z.B.] ve [Y.E.nin] ifade verdiklerini biliyordu. Bundan olacak ki

ifadesine benim ismimi de eklemiş zaten ifade dönüşünde bir ifadeden ne çıkar

heyecan olsun, eşim hamile benim çıkmam lazım, üç beş kişinin ismini daha

verseydim tutuklanmazdım gibi cümleler sarf etti. Zaten kendisinin benim

hakkımdaki beyanı duyuma dayalıdır. Somut bir şey söylememiştir. [H.K.] anladığım kadarıyla cezaevinde psikolojisi bozulduğu

için benim adımı vermiştir. O da yine duyuma dayalı konuşmuştur. Kendisiyle

herhangi bir ortamda bulunmadım. Bu şahısların beyanları kendi içinde dahi

çelişkilidir. 2010/2012 yılları arasında Sakarya'da iki farklı evde oturdum. Ev

arkadaşım [F.T.] idi. O evleri

kendimiz kiraladık... Bank Asya'da hesabımın olduğu belirtilmiştir. Ben bu

bankada hiçbir zaman hesap açtırmadım maddi hata olduğunu düşünüyorum..."

24. Cumhuriyet savcısı 14/12/2018 tarihinde sunduğu esas

hakkında mütalaasında başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılmasını talep etmiştir.

25. Mahkeme yüklenen suçun başvurucu tarafından işlendiğinin

sabit olmadığı gerekçesiyle 22/3/2019 tarihinde başvurucunun beraatine karar

vermiştir. Kararda öncelikle başvurucunun Bank Asyada 2013 yılında hesap açtığı

ancak herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Mahkemenin

diğer delillere yönelik değerlendirmeleri ise şöyledir:

"... Sanık

savunmaları, sanık hakkındaki beyanlar, gizli tanık GARSON'dan elde edilen

micro SD kartta sanıkla ilgili bilgiler ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde;

her ne kadar sanık hem suçlamayı hem de tanık beyanlarını kabul etmemiş ise de

tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın 17/25 Aralık 2013 süreci

öncesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün evlerinde kaldığı, gizli tanık

GARSON'dan elde edilen micro SD karttaki kodlamaya göre sanığın geçmişte

irtibatı bulunduğunun sabit olduğu, tanıkların sanığa husumet besleyip birlikte

iftira attıklarını gösteren makul ve somut bir nedenin bulunmayışı ve sanıkla

ilgili micro SD karttaki kodlama nazara alındığında tanık beyanlarına itibar

edilmesi gerektiği, bununla birlikte gizli tanık GARSON'dan elde edilenmicro SD

karttaki 2015 yılı kodlamasındaki 'SC' ve 'SCC' kodlamalarına göre sanığın

17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında örgütle irtibatını kopardığının kabulü

gerektiği, bunun aksi yönde bir delil de bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel

Kurulu 26.09.2017 tarih 2017/16.MD-956-370 Karar sayılı ilamında detaylı olarak

bahsedildiği üzere önce dinî bir kült, ardından da terör örgütü hâline dönüşen

FETÖ/PDY’nin, başlangıçta bir ahlâk ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve

genellikle böyle algılanması, örgütün gayrı meşru amaçlarını gizleyip alenen

kriminalize olmamaya çalışması nedeniyle geçmişte bu yapının bir terör örgütü

olduğunu bilmeden bir şekilde örgütle dini ve insani saiklerle temas kuran çok

sayıda kişi bulunduğunun bilinmesi karşısında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör

örgütüyle yukarıdaki şekilde irtibatlı olduğu dönemde yapının bir terör örgütü

olduğunu bilerek hareket ettiğine ve örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna dair

mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil elde

edilmediği anlaşıldığından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması

nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekmiş[tir]... "

26. Anılan beraat kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından

istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu başvuruda aşağıdaki hususlar ileri

sürülmüştür:

"... Faik DOĞAN hakkında, Tanık [Z.B.nin], sanık Faik Doğan'ın üniversiteden beri örgüt

içerisinde olduğu, örgüte sıkı sıkıya bağlı olduğunu beyan ettiği, tanık [Y.E.Ç.nin] de sanığın örgüt sohbetlerine katıldığını beyan

ettiği tanık [H.K.nın] da benzer

beyanlarda bulunduğu, Tanık [A.D.]

sanığın örgüt içerisinde kendisinin olduğu sohbet gruplarından birinde olduğunu

beyan ettiği, tanık [A.A.nın]

Siirt CBSalınan ifadesinde sanığın Niğde ilinde üniversitede okuduğu dönemde

çeşitli bölgelerde BTM olarak görev yaptığı örgüt içerisinde sorumlu düzeyde

faaliyet yürüttüğünü beyan ettiği görülmüş, sanığının alınan beyanlarında,

kısmi ikrarda bulunmuş Derece 1:SC, Derece 2: SCC, Alan: SC, Ad: SCColarak

kodlandığı, Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve dosya arasına giren

raporda; SC: 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarının tekrar

kazanılması ile ilgili bir kodlama olarak değerlendirilmiştir ..."

27. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

istinaf aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. İlgili hukuk için bkz.

Özkan Mumcu, B. No: 2015/2556, 23/1/2019, §§ 20-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Yakalama ve Gözaltına

Almanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında yakalama ve

gözaltı tedbiri uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

32. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince

düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

33. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,

15/10/2015, §§ 34-47).

34. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı bir

şekilde yakalanarak gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal

başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve somut deliller olmadan

hukuken geçersiz bir tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçma

şüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde özetle; başvurucunun aleyhindeki tanık

ifadelerinin bu soruşturmanın temel dayanağını oluşturduğu, başvurucuya isnat

edilen eylemlerin suç oluşturup oluşturmadığının yapılacak yargılama sonucunda

toplanan delillere göre davayı görecek olan mahkemece belirlenebileceği,

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığının

Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında incelenmesi ve başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı değerlendirilirken

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşulların gözardı edilmemesi

gerektiği ifade edilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca, somut olayda

başvurucunun tutuklanmasına dair verilen karardaki gerekçeler kapsamında

başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağının

değerlendirildiği, Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin

takdirinde açık bir keyfîlik bulunması hâlinde hak ve özgürlük ihlaline

sebebiyet veren durumlar hariç olmak üzere isnat edilen eylemlerin suç

oluşturup oluşturmadığının, tutuklamaya ilişkin olanlar da dâhil kanun

hükümlerinin yorumu ve bunların somut olaylara uygulanmasının derece

mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamında olduğu belirtilmiştir.

38. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle aleyhine

ifade verenlerin etkin pişmanlıktan faydalanan ve aynı nitelikteki suçtan sanık

statüsünde yargılanan kişiler olması nedeniyle beyanlarına itibar

edilemeyeceğini, kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedeni bulunmadığı hâlde

haksız olarak tutuklandığını, tutuklama ve tutuklamaya itirazın reddi

kararlarının tutuklamayı haklı kılacak somut deliller ve adli kontrol tedbirine

neden başvurulmadığı ortaya konulmadan soyut değerlendirmelerle gerekçesiz

olarak verildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

39. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetinin özü, tutukluluğun

hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik Yönünden

40. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

41. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.

Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Genel İlkeler

42. Genel ilkeler için bkz.

Özkan Mumcu (§§ 59-64) başvurusu hakkında verilen karar.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Başvurucu; darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında,

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

45. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilen

suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 13). Tutuklamaya itirazın

reddine ilişkin Sakarya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararında ise şüpheli

hakkında tanıkların anlatımları ile aynı nitelikteki suçtan haklarında

soruşturma yürütülen bazı şüphelilerin savunmalarındaki birtakım beyanlarına

değinilerek Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin söz konusu kararında usul ve

yasaya aykırılık görülmediği ifade edilmiştir (bkz. § 14).

46. Başvurucu hakkında düzenlenen 19/1/2017 tarihli iddianamede,

kendisi gibi polis olan ve örgüte mensubiyeti bulunduğu değerlendirilen diğer

şüphelilerle birlikte 2013 yılından önce aynı evde kaldığı ve örgütsel

toplantılara katıldığı, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY ile iltisaklı

olan Işık Dershanesinde öğrenim gördüğü, 17/25 Aralık sürecinden sonra anılan

örgütle iltisaklı olan Bank Asyada katılım hesabı açtığı ileri sürülmüştür

(bkz. § 20). Ayrıca başvurucu hakkında yargılama süreci devam ederken

başvurucunun örgüt hiyerarşisi içinde Niğde'de

"Bölge Talebe Mesulü (BTM)" olarak sorumlu düzeyde

faaliyet yürüttüğü ve örgüt evlerinde kalınması için üniversite öğrencileri

nezdinde girişimlerde bulunduğu yönünde bir tanık beyanının bulunduğunun tespit

edilmesinin yanı sıra bir gizli tanıktan elde edilen dijital veride

başvurucunun "SC ve SCC"

olarak kodlandığı ve kolluk birimlerinin bunu "17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar

kazanılmaya üçüncü derecede yakın kişi olarak" şeklinde

değerlendirdikleri anlaşılmıştır (bkz. § 22/i, ii).

47. Somut olayda başvurucu bakımından FETÖ/PDY ile örgütsel bir

ilişki içinde bulunduğuna işaret eden tanık anlatımları mevcuttur (bkz. § 20/i,

ii, iii, iv). Bu anlatımların FETÖ/PDY'nin illegal yüzünün kamu makamları

tarafından fark edilmeye başlandığı ve bunun kamuoyuna duyurulduğu dönemden

öncesine ait olduğu görülmektedir. Bununla birlikte tanık A.A.nın

anlatımlarının başvurucunun söz konusu yapılanma içinde aktif bir görev

üstlendiği yönünde olduğu gözardı edilmemelidir (bkz. 22/i).Öte yandan bir

gizli tanık tarafından soruşturma mercilerine verilen ve FETÖ/PDY'nin mahrem

alanlardaki (asker, polis gibi) yapılanmasına ilişkin olarak bizzat örgüt

tarafından yapıldığı söylenen kayıtların bulunduğu bir dijital veride

başvurucunun ismi de yer almaktadır. Bu belgede başvurucunun "SC ve SCC" olarak kodlandığı ve

kolluk birimlerinin bu kodlamayı "17-25

Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya üçüncü

derecede yakın kişi olarak" tanımladıkları görülmektedir (bkz.

22/ii). Tüm bu olgular bir bütün olarak dikkate alındığında, başvurucu

bakımından FETÖ/PDY ile bağlantılı bir suç yönünden kuvvetli belirtilerin

bulunduğunu kabul etmek gerekir.

48. Başvurucunun bu örgütün illegal yönünün kamuoyunca

öğrenilmesinden sonra söz konusu örgüt ile bağını devam ettirmediği ve buna

göre mahkûmiyetinin gerekip gerekmediği hususundaki değerlendirmelerde

varılacak nihai sonuç yargılama mercilerince belirlenecektir. İlk derece

mahkemesinin de başvurucu ile FETÖ/PDY arasındaki ilişkiye dair tanık

anlatımlarını itibar edilebilir bulduğu, ancak gizli tanığın verdiği dijital

verilerdeki kodlamayı yorumlayarak başvurucunun 2013 yılı sonrasında örgütten

ayrıldığı kanaatine vardığı anlaşılmaktadır.

49. Anayasa Mahkemesi Selçuk

Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve

bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suç

şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki karar

için bkz. Metin Evecen, B. No:

2017/744, 4/4/2018, § 58).

50. Sonuç olarak somut olayda belirtilen tüm olgular birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli

belirtilerin bulunduğu görülmektedir.

51. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç

şüphesinin bulunması ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

52. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§

78, 79).

53. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser

Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017,§ 148).

54. Somut olayda Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliğine, kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve

delillerin henüz toplanmamış olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).

55. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Sakarya 2. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

56. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının

da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19.

maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri

dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2),

§ 151).

57. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı

derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'yle bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de -gizlilik,

hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık

atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi- dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

58. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 13) keyfî ve

temelsiz olduğu söylenemez.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

60. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına tutuklama

yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde) bu hakka dair

yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.

maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

3. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

61. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara

dayalı olarak açıklanmadığını, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle

tutukluluğunun hukuka aykırı olarak devam ettirildiğini belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

62. Bakanlık görüşünde özetle başvurucu hakkında verilen

tutukluluğa ilişkin tüm kararlarda gösterilen gerekçeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğunun keyfî olarak devam ettirildiğinin savunulamayacağı

belirtilmiştir.

63. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle tamamen

matbu ve keyfî gerekçelerle tutukluluk hâlinin sürdürüldüğünü belirterek

Bakanlık görüşünü kabul etmediğini ifade etmiştir.

b. Değerlendirme

64. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

65. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

66. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 5/7/2017

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

67. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun iddiaları

ve Bakanlık Görüşü

68. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda koğuşların

kalabalık olması nedeniyle şartların insani olmadığını belirterek kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

69. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

70. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

71. Anayasa Mahkemesinin benzer yöndeki Mehmet Baransu (B. No: 2015/8046,

19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda belirttiği üzere somut olayda başvurucunun

şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl

son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğu

görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu; şikâyetlerini öncelikle

yetkili bu idari ve yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları

sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek, bu koşulların

en kısa zamanda uygun hâle getirilmesini ve/veya kötü muamele iddiasına konu

işlemin infazının durdurulmasını ya da ertelenmesini isteyebilecek iken bu

yollara başvurmamıştır.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

73. Başvurucu; hakkındaki soruşturmanın etkin ve adil bir

şekilde yürütülmediğini, soruşturma makamlarınca lehine olan delillerin

toplanmadığını, iftira içerikli tanık beyanlarına itibar edilerek hakkında

iddianame düzenlendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

74. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

75. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

76. Somut olayda, UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda

ihlal iddialarına konu olan davanın bireysel başvuruyu inceleme tarihi

itibarıyla istinaf aşamasında derdest olduğu, bu anlamda işlemleri devam eden

yargılama açısından hukuk sisteminde mevcut yargısal yollar tüketilmeksizin

bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olması

dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3.

Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Ali Rıza SÖNMEZ Başvurucu : Faik DOĞAN Vekili : Av. Ahmet AYAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/12692, 8 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. C. Adil Yargılanma
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/12692
Tarih
8 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Zafer Özer Başvurusu (B. No: 2016/65239)
  • İhsan Yalçın Başvurusu (B. No: 2017/8171)
  • Farmasol Tıbbi Ürünler San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/37300)
  • Adalet Mehtap Buluryer Başvurusu (B. No: 2017/14655)
  • Arif Koca ve Zübeyde Koca Başvurusu (B. No: 2015/8483)
  • Ali İmancı ve Eşref Aydın Başvurusu (B. No: 2017/15134)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.