İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sinan Cem Öztürk Başvurusu (B. No: 2016/13477)

1. Başvuru, bir protesto eylemi sırasında afiş astığı için

Başvuru No2016/13477Tarih9 Ocak 2020Okuma19 dk · 3.844 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sinan Cem Öztürk Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2016/13477
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.844 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir protesto eylemi sırasında afiş astığı için

başvurucuya idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Arka Plan Bilgisi

8. Türkiye'de 2015 yılının ikinci yarısından başvuruya konu

eylemin yapıldığı tarihe kadar çok sayıda terör saldırısı ile birlikte

toplumsal infial yaratan bazı olaylar yaşanmıştır. Bunlardan bazıları, açık

kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında kronolojik olarak aşağıda sıralanmıştır.

i. 5/6/2015 tarihinde Halkların Demokratik Partisinin (HDP)

Diyarbakır'daki seçim mitingine bombalı saldırı düzenlenmiştir. 7/6/2015

tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimi'nden iki gün önce düzenlenen

saldırıda beş kişi ölmüş, dört yüzün üzerinde kişi de yaralanmıştır.

ii. 20/7/2015

tarihinde Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde canlı bomba saldırısı düzenlenmiştir.

Saldırıda otuz dört kişi ölmüş, yüzden fazla kişi de yaralanmıştır.

iii. 10/8/2015 tarihinde İstanbul Sultanbeyli Fatih Polis

Merkezine bomba yüklü araçla saldırı düzenlenmiştir. Saldırının ardından çıkan

çatışmada bir polis memuru şehit olmuştur.

iv. 10/10/2015 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen Barış

Mitingi'nin toplanma yeri olan Ankara Garı'nın önünde patlatılan iki bomba ile

yapılan saldırıda yüz üç kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştır.

v. 12/1/2016 tarihinde İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda Suriye

kökenli bir saldırgan, turist kafilesinin arasına karışarak üzerindeki bombayı

patlatmıştır. Patlama sonucunda on üç kişi ölmüş, on altı kişi de

yaralanmıştır.

vi. 17/2/2016 tarihinde Genelkurmay, Türkiye Büyük Millet

Meclisi ve Kuvvet komutanlıklarının yakınındaki mevkide askerî servis

araçlarının geçişi sırasında bomba yüklü araç patlatılmıştır. Saldırıda yirmi

sekiz kişi ölmüş, altmış bir kişi yaralanmıştır.

vii. 13/4/2016 tarihinde Kızılay'da bomba yüklü araçla

düzenlenen saldırıda otuz dört kişi ölmüş, yüz yirmi beş kişi yaralanmıştır.

viii. 19/4/2016 tarihinde İstiklal Caddesi'nde Beyoğlu Kaymakamlığı

önünde intihar saldırısı düzenlenmiştir. Saldırıda beş kişi ölmüş, otuz yedi

kişi de yaralanmıştır.

B. Somut Olaya İlişkin Bilgiler

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

10. Başvurucu, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (Fakülte)

öğrencisidir.

11. 21/3/2016 tarihinde saat 13.00 civarında aralarında

başvurucunun da bulunduğu bir grup öğrenci ülkede 2016 yılında gerçekleşen

bombalı saldırıları protesto etmek amacıyla Fakültenin bahçesinde toplanarak iki

ağaç arasına pankart asmıştır. Pankartın üzerinde şunlar yazmaktadır:

"Sarayın İstikrarı / 5 Haziran 2015 HDP

Diyarbakır Mitingi / 20 Temmuz 2015 Suruç/ 10 Ekim 2015 Ankara Barış Mitingi /

12 Ocak 2016 Sultanahmet Meydanı / 6 Şubat 2016 Cizre Bodrum Katı / 17 Şubat

2016 Genelkurmay Önü / 13 Mart 2016 Güvenpark / 19 Mart 2016 İstiklal Cddesi /

Katliam, Kan, Yayın Yasağı, Gözyaşı Öğrenci Kolektifleri"

12. Anılan pankartın indirilmesi için Fakültenin özel güvenlik

görevlileri gruba gerekli ikazları yapmış ancak pankart grup tarafından

indirilmemiştir.

13. Fakülte yönetimi karşıt görüşlü öğrenciler arasında meydana

gelmesi muhtemel olayları önlemek ve eğitimin aksamadan devam edilmesini

sağlamak amacıyla okula polis çağırmış ve okula gelen polisler saat 14.40'ta

Fakültenin orta bahçesine girerek pankartı indirmişlerdir.

14. Başvurucunun da aralarında bulunduğu sekiz kişi gözaltına

alınmış ve ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştır.

15. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 42. maddesi

uyarınca Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünün 22/3/2015 tarihli işlemiyle

başvurucuya 219 TL idari para cezası uygulanmıştır.

16. Başvurucu idari para cezasına karşı Ankara 5. Sulh Ceza

Hâkimliğine (Hâkimlik) itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz dilekçesinde,

protestonun barışçıl olduğu dikkate alınarak eylemin ifade özgürlüğü kapsamında

kaldığı ve itiraz konusu cezanın caydırıcı etkisinin gözetilmesi gerektiği

savunulmuştur.

17. Hâkimlik, idari yaptırım kararı ile verilen idari para

cezasının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiş ve 20/6/2016 tarihinde

itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.

18. Anılan karar, başvurucu vekiline 29/6/2016 tarihinde tebliğ

edilmiş; başvurucu 20/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19.5326 sayılı Kanun’un "Afiş

asma" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) ... cadde veya sokak kenarlarındaki

kamuya ait ... alanlara, rızası olmaksızın özel kişilere ait alanlara bez,

kâğıt ve benzeri afiş ... asan kişiye, yüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına

kadar idarî para cezası verilir. Aynı içerikteki afiş ve ilânlar, tek fiil

sayılır.

(2) Birinci fıkra hükmü, yetkili makamlardan

alınan açık ve yazılı izne dayalı olarak asılan afiş ve ilânlar açısından uygulanmaz.

...

...

(4) Bu kabahatler dolayısıyla idarî para

cezasına, kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.

..."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve bu hak kapsamında ifade özgürlüğünün

demokratik toplumun en temel değerleri arasında olduğu ve demokrasinin özünde

açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücünün yer aldığı

vurgulanmaktadır. Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma

durumları dışında toplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik

önleyici nitelikli radikal tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan

ifadeler ve bakış açılarını şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği

ya da eylemlerin yasa dışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar vermekte

hatta demokrasinin varlığını sık sık tehlikeye atmaktadır. Hukukun üstünlüğüne

dayalı demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl

yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin, toplantı özgürlüğü

ve diğer yasal araçlarla kendisini ifade edebilmesi imkânı sunulmalıdır (Gün ve diğerleri/Türkiye, B. No: 8029/07,

18/6/2013, § 70; Güneri ve diğerleri/Türkiye,

B. No: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12/7/2005, § 76).

21. AİHM'in Akarsubaşı ve

Alçiçek/Türkiye (B. No: 19620/12, 23/1/2018) kararında da eldeki

mevcut başvuruya benzer bir başvuru ele alınmıştır.

i. AİHM'in kararına konu olayda Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası üyesi başvuruculara, gerçekleştirilen grev kapsamında bir okul

binasının dış cephesine üzerinde "Bu iş yerinde grev vardır" yazılı

afiş astıkları gerekçesiyle 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca idari

para cezası verilmiştir. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

11. maddesinde güvence altına alınan barışçıl olarak toplanma özgürlüğü

kapsamında incelediği başvuruda değerlendirilmesi gereken başlıca konunun idari

para cezasının demokratik toplumda gerekli olup olmadığı hususu olduğunu ifade

etmiştir(Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye,

§ 28).

ii. AİHM, gösterinin tamamen barışçıl olarak sürdürüldüğünü,

gösteride idari makamların veya polisin kamu düzenini korumak için müdahale

etmesini gerektirecek taşkınlıklar yaşanmadığına dikkat çekmiştir (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 29). AİHM'e

göre başvuranlar görsel bir kirliliğe sebebiyet veren, şiddet içeren bir afiş

asmamışlar ve binanın dış cephesine veya herhangi bir kamu malına zarar

vermemişlerdir. Söz konusu afişin asılmasının barışçıl olarak toplanma

özgürlüğünün kullanımına bağlı bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği

ifade edilmiştir (Akarsubaşı ve

Alçiçek/Türkiye, § 33).

iii. AİHM; sulh ceza mahkemesi tarafından yapılan denetimin çok

kısıtlı olduğunu, ilgililere isnat edilen fiillerin gerçekliğini doğrulamakla

sınırlı kaldığını vurgulayarak itiraz incelemesinde bir yandan barışçıl

toplanma hakkının başvurucularca kullanılması ve diğer taraftan kamu düzeninin

sağlanması ve başkasının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi mevcut farklı

menfaatlerin dengelenmeye çalışıldığını gösteren hiçbir unsur bulunmadığını

belirtmiştir (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye,

§ 34). AİHM, afişin binada eğitimi herhangi bir şekilde engellediğine dair bir

durumun olmadığını söyleyerek ihtilaf konusu para cezalarının barışçıl olarak

toplanma hakkının kullanımı üzerinde caydırıcı bir etkisi olduğu tespitinde

bulunmuştur (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye,

§ 36). AİHM sonuç olarak başvuruculara verilen idari para cezasının demokratik

bir toplumda zorunlu olmadığı kanaatini açıklamıştır (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye, § 37).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 9/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23.Başvurucu; son zamanlarda yaşanan bombalı saldırıları ve

katliamları protesto etmek istediğini, afişin bu yaşananların siyasi

sorumluluğunun saray iktidarı olduğunu belirtmek amacı taşıdığını belirtmiştir.

Başvurucu pankartın herhangi bir şiddet çağrısı içermediğini, Fakültede

öğrencilerin siyasi düşüncelerini paylaştığı afişlerin her zaman bulunduğunu,

toplantı ve gösteri hakkının Anayasa ve Sözleşme tarafından korunduğunu ifade

etmiştir.

24. Söz konusu idari para cezasının anılan hak üzerinde

caydırıcı etkisi bulunduğuna dikkat çeken başvurucu, benzer konuda verilen

Mahkeme kararlarının dikkate alınmadığını, hakkında verilen kararın gerekçeden

yoksun olduğunu belirterek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru hakkında izinsiz afiş asılması

nedeniyle 5326 sayılı Kanun'a göre işlem yapıldığı, afiş içeriğiyle ilgili

herhangi bir yaptırım uygulanmadığı ve somut olayda asılan afişin toplanma

özgürlüğünün kullanımına bağlı bir unsur olduğu dikkate alındığında

başvurucunun iddialarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

26. Anayasa’nın

"Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar

başlıklı 34. maddesi şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

28. Fakülte bahçesinde gerçekleştirilen protesto amaçlı

toplantıda asılan afişin emniyet görevlileri tarafından indirilmesi ve

sonrasında başvurucunun izinsiz afiş astığı gerekçesiyle idari para cezası ile

cezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir

müdahale olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup

Oluşturmadığı

29. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

30. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

31. 5326 sayılı Kanun’un 42. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

32. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin

kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplumda

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

33. Anayasa Mahkemesi demokratik

toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

daha önce pek çok kez açıklamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup

bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir

araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde

kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan

yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak çoğulcu demokrasilerin

gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve

yayılmasını güvence altına almaktadır (Dilan

Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:

2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920,

25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,

§ 45).

34. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimidir. Anayasal

haklar içinde kendine has özerk rolünün ve özel uygulama alanının varlığına

rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade

özgürlüğü ışığında değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve

çoğulcu bir toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için

de geçerlidir (Dilan Ögüz Canan, §

34; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §

115; Osman Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer

Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018, § 52).Sonuç olarak

toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir

şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan

Ögüz Canan, § 35; Ömer Faruk

Akyüz, § 55).

35. İfade özgürlüğünde olduğu gibi toplantı ve gösteri yürüyüşü

hakkı da sadece toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören görüş ve

fikirleri korumakla yetinmez. Bunun haricinde toplumun genelini rahatsız

edebilecek, endişelendirecek hatta şoke edecek veya onların belirli düzeyde

tepkilerini çekebilecek bazı fikirleri savunma amacıyla da toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenlenebilir (Yılmaz Güneş ve Yusuf

Karadaş, B. No: 2015/10676, 26/12/2018, § 33).

36. Toplantının veya gösteri yürüyüşünün hangi amaçla

yapıldığının bir önemi yoktur. Bununla birlikte -ifade özgürlüğünde olduğu

gibi- siyasal ve kamusal meseleler söz konusu olduğunda toplantı hakkına yapılan

müdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Dilan

Ögüz Canan, § 36; Ali Rıza Özer

ve diğerleri, § 115; Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, § 45; Ömer Faruk Akyüz, § 53).

(b) Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

37. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

yapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (bazı

farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 73; Tayfun Cengiz, B. No:

2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet Mehtap

Buluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı

bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası

[GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse (bazı farklılıklarla birlikte toplantı

hakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan

§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Barışçıl Toplantı Hakkı

38. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve

barışçıl yöntemlerle mevcut düzenin değiştirilmesi gerektiğini savunanlara dahi

toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla bu fikirlerini ifade edebilme

imkânı sunulmalıdır (Dilan Ögüz Canan,

§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 80; Osman

Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve

diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk

Akyüz, § 54).

(d) Müdahalenin Gerekçesi

39. Keyfî uygulamalardan ve usulsüz sınırlandırmalardan

kaçınılması için barışçıl bir toplantıya tedbir almak veya alınan tedbirlere

aykırı davrananlara ceza vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olduğunun

derece mahkemelerince ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamu

düzeni ve başkalarının haklarının korunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının kullanılması arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir

(Dilan Ögüz Canan, § 53; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §

83; Ömer Faruk Akyüz, § 61).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

40. 2015 yılının ikinci yarısından 2016 yılının ikinci yarısına

kadar geçen bir yıl içerisinde Türkiye'nin değişik yerlerinde çok sayıda

bombalı terör eylemi meydana gelmiştir. Gayrıresmî raporlara göre Türkiye’nin

bu bir yılı içerisinde on yedi kez canlı bomba ve bombalı araçla saldırı

düzenlenmiş ve saldırılarda polis, asker ve sivil olmak üzere toplam iki yüz

doksan sekiz kişi hayatını kaybetmiştir. Bine yakın insanın da yaralandığı

tespit edilmiştir.

41. Bir üniversite öğrencisi olan başvurucu, bombalı

saldırıların devam ettiği günlerde ülkede meydana gelen terör saldırılarını

protesto etmek amacıyla okul içerisinde diğer öğrenci arkadaşlarıyla birlikte

bir toplantı düzenlemiş ve bu toplantıda başvuruya konu afiş okul duvarına

asılmıştır. Başvurucuya, izinsiz afiş astığı gerekçesiyle 219 TL idari para

cezası verilmiştir. Afiş içeriği nedeniyle başvurucu hakkında kamu makamlarınca

herhangi bir adli veya idari soruşturma açılmamıştır.

42. Yaşanan terör saldırılarına dikkat çeken ve saldırılarda

ölenlerin unutulmaması çağrısında bulunan afişin asılmasının bir düşünce

açıklaması mahiyetinde olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Öte yandan

başvuruya konu afiş aracılığıyla düşünce açıklaması, öğrencilerinden oluşan bir

topluluğun protesto eylemi sırasında asıldığından Anayasa'da düzenlenen

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin güvencelerden

yararlanır.

43. Anayasa Mahkemesi daha önce afiş asma yoluyla yapılan

düşünce açıklanmalarının anayasal güvencelerden yararlanmasının, afiş asmanın

bazı ön biçim koşullarına bağlanmasına engel teşkil etmeyeceğine karar vermişti

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Abdulvahap

Can ve diğerleri, B. No: 2014/3793, 8/11/2017, § 53).

44. Kanun koyucu 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesinde kamuya ait

alanlarda afiş asılmasını yetkili makamın, özel alanlarda ise malikinin iznine

bağlı kılmış ve izin koşulu yerine getirilmeden afiş asılmasını idari para

cezası yaptırımına tabi tutmuştur. Bu konuda kanun koyucunun takdir yetkisini

haiz olduğunun kabulü gerekir. Sırf afiş asmanın izin şartına bağlanmış olması

nedeniyle başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği düşünülemez (Neslihan Albayrak,

B. No: 2015/19611, 13/9/2018, § 21).

45. Öte yandan tek başına izin koşulunun ihlal edilmiş olması,

yaptırım uygulanmasının haklılaştırılması bakımından yeterli görülmeyebilir.

Nitekim eldeki somut başvuruya konu olayda cezalandırmanın kamu düzeninin

bozulmasını önlemek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu noktada izinsiz afiş

asılması nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı veya bozulma tehlikesinin

bulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp çıkmadığı ehemmiyet

arz etmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§§ 88, 89; Abdulvahap Can ve diğerleri,

§ 55).

46. Somut olayda Fakülte yönetiminin ya da Hâkimliğin Fakülte

bahçesinde gerçekleştirilen toplantının barışçıl olmadığına, kamu düzeninin

bozulduğuna veya bozulma tehlikesinin ortaya çıktığına, eğitimin işleyişinin

aksadığına ya da yaptırım konusu afişin asılı kaldığı -yaklaşık- üç saat

boyunca herhangi bir gerginliğe sebebiyet verdiğine dair bir tespiti ve

değerlendirmesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olayın koşullarında barışçıl

bir protesto gösterisi sırasında başvuruya konu afişin asılması nedeniyle

başvurucunun idari para cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulamamıştır.

47. Unutulmamalıdır ki barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne

katılan ve bir gösteride yasaklanmamış davranışlarda bulunan kişilerin toplantı

hakkı, herhangi bir kınanabilir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul

edilecek cezanın dahi uygulanmamasını gerektirir. Zira bu tip soruşturmalar

veya cezalandırmalar caydırıcı etki doğurma potansiyeli taşımaktadır (Osman Erbil, §§ 51, 71; Ömer Faruk Akyüz, § 60).

48. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, somut olayın

koşullarında başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan

müdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun olmadığı Anayasa’nın 34.

maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

Kadir ÖZKAYA farklı gerekçeyle bu görüşe katılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50.

Maddesi Yönünden

49. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

50. Başvurucu, maddi tazminat olarak para cezasının iadesine ve

5.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

51. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

53. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,

66-67).

54. İncelenen başvuruda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin

eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemeleri

de ihlali giderememişlerdir. Bu açıdan ihlal aynı zamanda mahkeme kararından

kaynaklanmıştır.

55. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya

özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu

kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 5. Sulh Ceza

Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

56. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

57. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR'ün

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğine (Değişik İş 2016/1940)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/1/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

5326 Sayılı Kanunun 42 nci maddesi uyarınca, kamuya ait alana

(Üniversite bahçesine) afiş astığı anlaşılan başvurucuya 219 TL. İdari para

cezası verilmiş; bu cezaya karşı vaki itiraz da yetkili yargı yerince

reddedilmiştir. Anayasa’nın 34. maddesinin koruması altında bulunan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bakımından olayda idarenin doğrudan bir müdahalesi

olmadığı gibi, kanun emrini yerine getirmekten ibaret idari yaptırımla anılan

hak arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, içeriği itibariyle de hakkında

cezai işlem yapılmayıp kamu düzeninin bozulması nedeniyle sadece idari

yaptırımla yetinildiği gözetildiğinde, sözkonusu idari para cezasının zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve ölçülü olduğu, dolayısiyle toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl edilmediği kanaatine vardığımdan;

çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Burak FIRAT

Başvurucu

:

Sinan Cem ÖZTÜRK

Vekili

:

Av. Sercan ARAN

FARKLI GEREKÇE

Başvuruya konu olayda, bir protesto eylemi sırasında fakülte

bahçesinde bulunan iki ağaç arasına başkalarıyla birlikte bir afiş asan

başvurucu adına, 5326 sayılı kabahatler Kanununun 42. maddesi uyarınca 219 TL

idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu, cezanın iptal edilmesi istemiyle yaptığı

itirazın reddi üzerine de bireysel başvuruda bulunmuştur.

Mahkememiz çoğunluğunca, olayda, fakülte yönetiminin ya da

Hâkimliğin, Fakülte bahçesinde gerçekleştirilen toplantının barışçıl

olmadığına, kamu düzeninin bozulduğuna veya bozulma tehlikesinin ortaya

çıktığına, eğitimin aksadığına ya da yaptırım konusu afişin asılı kaldığı süre

boyunca kamu düzeninin bozulmasına yol açabilecek bir gerginliğe sebebiyet

verdiğine dair bir tespit ve değerlendirmelerinin bulunmaması nedeniyle söz

konusu afişin asılması eylemi için başvurucunun idari para cezası ile

cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği

gerekçesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine

karar verilmiştir.

Mahkememiz çoğunluğunca kabul edilen ihlal gerekçesine,

kabahatler hukukuna ilişkin olarak 21.03.2019 günlü ve 2015/1051 başvuru

numaralı kararda kullandığım karşı oyumda belirttiğim nedenlerle katılmamakla

birlikte, başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla, aynı veya benzer

konulara ilişkin olarak yapılan başvurularda Anayasa Mahkemesince istikrarlı

bir biçimde ihlal kararları veriliyor olması, dolayısıyla bu konudaki Anayasa

Mahkemesi görüşünün yerleşik hale gelmiş olması nedeniyle ihlal kararına sonucu

itibarıyla katılıyorum. Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/13477, 9 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. B. Somut Olaya İlişkin Bilgiler
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer
  15. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  16. E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Farklı Gerekçe
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/13477
Tarih
9 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Baver Mızrak Başvurusu (B. No: 2015/19280)
  • M.m.b. Başvurusu (B. No: 2015/15088)
  • Esma Seydaoğlu Başvurusu (B. No: 2015/15566)
  • Zerga Öztürk Başvurusu (B. No: 2015/4556)
  • Faik Doğan Başvurusu (B. No: 2017/12692)
  • Zafer Özer Başvurusu (B. No: 2016/65239)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.