İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Maşallah Söylemez Başvurusu (B. No: 2017/30783)

1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerinden

Başvuru No2017/30783Tarih29 Ocak 2020Okuma14 dk · 2.755 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Maşallah Söylemez Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/30783
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.755 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerinden

kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi ve kamulaştırma bedelinin değer

kaybına uğratılarak ödenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Maşallah Söylemez 1979 doğumlu olup Mardin'in

Midyat ilçesinde ikamet etmektedir.

9. Başvurucunun Mardin'in Midyat ilçesi Barıştepe Mahallesi'nde

bulunan ve toplam büyüklüğü 20.830,83 m² olan 83 ve 84 parsel numaralı arsa

niteliğindeki taşınmazının 5300,75 m²lik kısmının üzerinden kamulaştırma yapılmadan

2011 yılında yol geçirilmiştir.

10. Başvurucu 20/2/2012 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü

(Müdürlük) aleyhine Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava

dilekçesinde; arsa vasfında olan taşınmazının değerli bir muhitte yer aldığını,

taşınmazının yol geçirilen kısmı üzerinden tasarruf imkânının kısıtlandığını

ifade etmiştir. Dilekçede, mağduriyete yol açıldığı ve tazminat ödenmesi

gerektiği belirtilmiştir.

11. Davalı idare ise savunmasında davanın reddi gerektiğini

ileri sürmüştür.

12. Mahkemece muhtelif tarihlerde olay yerlerinde bilirkişilerle

birlikte keşif yapılmıştır. İnşaat ve ziraat mühendisi dört bilirkişi

tarafından hazırlanan raporlarda öncelikle emsal alınması gereken satış bedeli

tespit edilmeye çalışılmıştır.

13. Bilirkişi raporunda özetle şu tespitlere yer verilmiştir:

i. Emsal teşkil ettiği değerlendirilen taşınmazın daha gelişmiş

bir mahallede bulunması, şehir merkezine daha yakın bir mesafede olması ve

konut alanının içinde yer alması, emsal taşınmazın piyasada gördüğü rağbet ve

satış kabiliyeti hususları dikkate alınarak başvurucuların taşınmazlarının

değerinin emsal taşınmaza nazaran 1,85 kat daha az olduğu kanaati raporda

açıklanmıştır.

ii. Sonuç olarak kamulaştırmasız olarak el atılan 5.300,75 m²lik

taşınmazın değeri hesaplanmış, taşınmazın geriye kalan kısmında el atma

nedeniyle değerinde meydana gelen azalma dikkate alınarak 517.093,25 TL

ödenmesi gereken tazminat olarak belirlenmiştir.

14. Mahkeme 5/4/2013 tarihinde davanın kabulü ile taleple bağlı

kalınarak 5.000 TL tutarındaki maddi tazminatın davalı idareden alınarak

başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, el atılan 5.300,75 m²lik

kısmın başvurucu adına olan tapu kaydının iptali ile Müdürlük lehine tapuda yol

olarak terkinine karar vermiştir.

15. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)

20/2/2014 tarihli kararıyla bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli

bulunmaması gerekçesiyle kararı bozmuştur.

16. Bozma kararına uyan Mahkeme, konu hakkında yeni bir

bilirkişi raporu aldırmıştır. Bilirkişi raporunda 83 no.lu parsel 256.436,74 TL,

84 no.lu parsel ise 280.116,72 TL olarak (toplam 536.553,46 TL) hesaplanmıştır.

Mahkeme 20/2/2015 tarihinde bu rapor doğrultusunda kamulaştırma bedeline ve ilk

kararda olduğu gibi tescile hükmetmiştir.

17. Daire 11/11/2015 tarihli kararıyla davacı tarafça ıslah

yapılmadığı hâlde talep aşılmak suretiyle tazminata hükmedildiği, arta kalan

kısımlara değer azalışı verilmemesi hususunun ilk kararda temyiz edilmemesinin

idare lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği hususunun göz ardı edildiği

gerekçesiyle kararı bozmuştur. Anılan karara karşı idare tarafından yapılan

karar düzeltme istemi de Dairenin 14/4/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

18. Bozma kararına uyan Mahkeme, toplam 477.067,50 TL

kamulaştırma bedeline ve ilk kararda olduğu gibi tescile 1/6/2016 tarihinde

hükmetmiştir.

19. Kararın temyizi üzerine Daire 6/7/2017 tarihinde Mahkeme

kararını düzelterek onamıştır. Nihai kararlar başvurucuya 21/8/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucu 21/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Bekir Aybar ve Hacı Aybar, B. No: 2015/12564, 14/11/2018, §§ 19-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

24. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

25. Ferat Yüksel (B.

No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) kararında

Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla

31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak

Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 27-36).

26. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Kamulaştırma Bedelinin

Değer Kaybına Uğratılarak Ödenmesine İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma

bedelinin değer kaybına uğratıldığından şikâyet etmiştir. Kamulaştırma tarihi

ile kamulaştırma bedelinin ödenmesi arasında geçen sürede enflasyon nedeniyle

paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile ödenen paranın enflasyonun çok

altında kaldığından yakınmaktadır.

b. Değerlendirme

29. Anayasa’nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

30. Başvurucu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle kamulaştırma

bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.

31. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca

ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen

dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değer

kaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğan

ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarların

enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırma

tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi

edecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında

değer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 42).

32. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için mahkemece

tespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmış

sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararı

ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıp

sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,

yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucunun

maruz kaldığı yükü belirlemektir (Ali Şimşek

ve diğerleri, § 66).

33. Anayasa Mahkemesi, daha önce kamulaştırma bedelinin

enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasını mülkiyet hakkına ölçüsüz bir

müdahale olarak değerlendirmiştir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 63). Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

34. Somut olayda başvurucuya kamulaştırma bedelinin iki ayrı

aşamada ödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre 20/2/2012 tarihinde açılan

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında ilk olarak 5/4/2013 tarihli

kararla 5.000 TL tutarında, ikinci olarak ise bozma kararı sonrası 1/6/2016

tarihli kararla 477.067,50 TL tutarında başvurucuya ödeme yapılmıştır.

35. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre başvurucuya

ödenmesi gereken 472.067,50 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının 2016

yılı Haziran ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş

karşılığı 649.185,78 TL’dir. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun

mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen 472.067,50 TL tutarındaki alacağının

değer kaybını telafi edecek fark 177.118,28 TL'dir. Buna karşılık derece

mahkemelerince başvurucunun alacağına 20/2/2012 tarihinden itibaren yasal faiz

işletilmesine karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya 181.933,52 TL

tutarında faiz ödemesi yapıldığı görülmektedir.

36. Bununla birlikte yine söz konusu verilere göre başvurucuya

ödenmesi gereken 5.000 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının ise 2013

yılı Nisan ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş

karşılığı 5.409,36 TL’dir. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun

mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen 5.000 TL tutarındaki alacağının değer

kaybını telafi edecek fark 409,36 TL’dir. Buna karşılık derece mahkemelerince

başvurucunun alacağına 20/2/2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine

karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya yalnızca 505,48 TL tutarında faiz

ödemesi yapıldığı görülmektedir.

37. Bu durumda değer kaybı miktarının 177.527,64 TL ve

başvurucuya ödenmesi öngörülen kanuni faiz miktarının ise 182.439,00 TL olduğu

dikkate alındığında başvurucunun kamulaştırma alacağının enflasyon karşısında

değer kaybına uğratılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkeme kararıyla tespit

edilen kamulaştırma bedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu

durumda kamulaştırma bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede

uğranılan zararın karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde-

müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğu

sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kamulaştırmasız El

Atma Şikâyeti Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu ilk olarak taşınmazına kamulaştırmasız el

atıldığından yakınmıştır. Başvurucu ayrıca maliki olduğu taşınmazdan yol

geçirilmesi nedeniyle kendisine bir tazminat ödenmediğini de ifade etmiştir.

Başvurucuya göre Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirlenmiş süreçler

takip edilmeden mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara kamulaştırmasız olarak el

atılmıştır. Başvurucu, idarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçme

imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve

hukuki olmayan müdahale riski taşıdığını vurgulamıştır. Diğer taraftan

başvurucu; kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmak zorunda

bırakıldığını, bunun ise mülkiyet hakkı ihlalini de aşan bir sonuca yol

açtığını belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak bu gerekçelerle adil yargılanma

ve mülkiyet hakları ile kamulaştırma ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular adil yargılanma hakkının da

ihlal edildiğini belirtmekte iseler de kamulaştırmasız el atmaya ilişkin

belirtilen şikâyetlerinin esas itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının

ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

i. Kabul Edilebilirlik Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

43. Somut olayda başvurucunun taşınmazına kamulaştırma

yapılmaksızın el konulmuş ve başvurucunun açtığı davada yargı kararıyla

taşınmazın idare lehine tapuda yol olarak terkinine hükmedilmiştir. Başvurucuya

ait taşınmazdan kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi mülkiyet hakkına

müdahale teşkil etmekle birlikte bu müdahalenin mülkten yoksun bırakmaya

ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

44. Bu durumda olayda idare, ilgili yargılama sürecinden de

anlaşılacağı üzere başvurucunun taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atmıştır.

Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'da belirlenmiş

süreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunan taşınmaza

kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.

45. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında

kamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağı

bulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,

6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:

2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz ve

diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).

46. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir

durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucunun söz konusu taşınmazına yapılan

kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı

Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

49. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018)kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir, Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri, B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

52. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

idarenin işleminden/eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

53. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve 35.

maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkının

ihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. Bununla birlikte 5/1/1961 tarihli ve

221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme

Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile

9/10/1956 tarihine kadar; 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de

9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atma

uygulamalarının tasfiyesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen

4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelerce kamulaştırmasız el atma uygulamasına

başvurulduğu gözlemlenmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hak

olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet veren

kamulaştırmasız el atma uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkil

ettiğine dikkati çekmektedir.

54. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırma

bedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibi

başka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulüne

başvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yol

açmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atma

uygulaması Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasının

gerekliliklerini de içermediğinden dolayı olağan kamulaştırma usulünün bir

alternatifi olamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız

el atma yoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması

öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına son

verilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemelerin

gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmaktadır.

55. Sonuç olarak başvurucunun maddi zararları giderilmiş olsa

dahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalı olmadığı tespit

edilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

yukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiği dikkate alınmalıdır.

Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yol

açıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzeri

nitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza el

atan sorumlu idare olan Müdürlüğün bağlı olduğu Ulaştırma ve Altyapı

Bakanlığına da gönderilmesi gerekir.

56. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödenmesine

ilişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kamulaştırmasız el atma şikâyeti yönünden mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Karayolları Genel

Müdürlüğünün bağlı olduğu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Midyat 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2016/266, K.2016/369) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Umut FIRTINA Başvurucu : Maşallah SÖYLEMEZ Vekili : Av. Ziver AKSEL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/30783, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede
  9. B. Mülkiyet Hakkının
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. D. Kararın bir örneğinin bilgi için Karayolları Genel
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/30783
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Orhan Şahna Başvurusu (B. No: 2016/50948)
  • Temel Coşkun Başvurusu (B. No: 2017/1632)
  • Feriha Şencan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28732)
  • A.l. Başvurusu (B. No: 2016/63999)
  • Medine Koç ve Selver Özkan Başvurusu (B. No: 2015/8721)
  • İsmail Kiriş Başvurusu (B. No: 2016/36498)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.