İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aziz Şimşek ve Feride Kaya Başvurusu (B. No: 2016/7878)

1. Başvuru, ölüm olayı dolayısıyla uğranılan zararın tazmini

Başvuru No2016/7878Tarih8 Eylül 2020Okuma16 dk · 3.142 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aziz Şimşek Ve Feride Kaya Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/7878
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.142 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayı dolayısıyla uğranılan zararın tazmini

istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvurucular Şanlıurfa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

(Ceza İnfaz Kurumu) 16/6/2012 tarihinde çıkan yangında yanarak ölen Taner

Şimşek'in kardeşleridir.

8. Ceza İnfaz Kurumunun C-15 koğuşunda çıkan yangında on üç

kişinin yaşamını yitirdiği, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık)

yürütülen soruşturma sonucunda 6/6/2013 tarihli kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar

verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da Adıyaman 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 31/7/2013 tarihli kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.

9. Olayla ilgili yapılan disiplin soruşturması neticesinde

görevli personel hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar

verildiği görülmektedir.

10. Başvurucular ölüm olayında idarenin hizmet kusurunun

bulunduğunu belirterek 40.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden

itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle tam yargı

davası açmıştır.

11. Şanlıurfa İdare Mahkemesi (Mahkeme) 12/3/2014 tarihli

kararıyla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, ölüm

olayının gerçekleştiği 16/6/2012 tarihinde başvurucuların bu olayı öğrendiği

kabul edilerek bu tarihten itibaren bir yıl içinde zorunlu idari başvuruda

bulunması ve verilen cevap üzerine dava açması gerekirken bu süre geçtikten

sonra 6/11/2013 tarihinde idareye başvurduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla

idareye süresinde yapılmayan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süresinde

olmadığı ifade edilmiştir.

12. Karar, Danıştay Onuncu Dairesinin (Daire) 9/12/2015 tarihli

kararıyla onanmıştır. Anılan karar oyçokluğu

ile alınmıştır. Azınlıkta kalan başkan ve üyenin karşıoy gerekçesinde, on üç kişinin hayatını kaybettiği

yangında vefat edenlerden Yunus Eşkili'nin yakını olan Meral Eşkili tarafından

Anayasa Mahkemesine yapılan 2013/7586 sayılı bireysel başvuru sonucunda yaşam hakkının ihlal edildiğine ve yeniden bir ceza soruşturması yapılması gerektiğine

karar verildiği ifade edilmiştir. Bu şekilde eylemin idariliğinin bulunup

bulunmadığı konusunun kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararla kesinlik

kazandığı, dolayısıyla bir yıllık sürenin de bu tarihten itibaren başlayacağı

belirtilmiştir.

13. Nihai karar 7/4/2016 tarihinde başvurucuların vekiline

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucular karar düzeltme isteminde bulunmamışlardır.

15. Başvurucular 21/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Kanun

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı

bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve

her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen

veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden

itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu

sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."

2. Danıştay İçtihadı

17. İlgili Danıştay içtihadı için bkz. Hasan Oğuz ve diğerleri, B. No: 2015/2700, 7/2/2018, §§ 22,

23.

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir...”

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

19. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için bkz. Feray Uluğ, B. No: 2015/11005,

10/10//2018, §§ 34-37.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular; çıkan yangında kardeşleri dışında on iki

kişinin öldüğünü, tazminat talebiyle 6/11/2013 tarihinde Bakanlığa müracaat

ettiklerini, kendilerine verilen cevapta atmış gün içinde dava

açabileceklerinin bildirildiğini, idarenin hizmet kusuru nedeniyle ortaya çıkan

zararları ödemesi gerektiğini belirtmişlerdir. Yangın olayıyla ilgili yürütülen

soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, yangında vefat

eden bir kişinin yakınlarının bireysel başvuruda bulunduğunu, Anayasa

Mahkemesinin 2013/7586 sayılı bireysel başvuruda yaşam hakkının ihlal

edildiğine ve soruşturmanın yeniden yapılmasına karar verdiğini, bu kararın

kendilerini de etkilediğini ifade etmişlerdir. Bu bağlamda başvurucular tam

yargı davasının süre aşımına uğradığından söz edilemeyeceğini, ceza

soruşturmasının nihayete ermemesi nedeniyle süre aşımı süresinin beş yıl

olduğunu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 6/6/2013 tarihinde

verildiğini, bir yıllık süre aşımı süresinin bu tarihten itibaren başlaması

gerektiğini, ayrıca Danıştay onama kararının gerekçesinin matbu olduğunu ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, Mahkemenin

dava açma süresinin başlangıcını tespit etme noktasında hukuk kurallarını

hatalı değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasının

incelenememesidir. Bu nedenle belirtilen ihlal iddiaları mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin

Varlığı

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

26. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah,

B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

27. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek

ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

28. Somut olayda tazminat istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

30. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı

sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede

herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka

maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması da

mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin

bir kısım düzenlemenin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları

ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak

bu sınırlamalar, Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz

(Özkan Şen, § 58; Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780,

20/3/2014, § 39; İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 33).

31. Sonuç itibarıyla mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen

mahkemeye erişim hakkına ilişkin müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma (meşru amaç) ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

32. Yakınlarının ölümü dolayısıyla başvurucuların uğradığı

zararın tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine

ilişkin mahkeme kararının 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesine dayandığı

görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucuların mahkemeye erişim hakkına

yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

33. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner, B. No:

2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi

Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret

Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

34. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

§ 52).

35. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, §

65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların

hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı

hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru

haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

36. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve

somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin

bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız

kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 66).

37. Uğranıldığı ileri sürülen zararın öğrenildiği veya

öğrenilmesi gereken tarih hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın dava açma

süresine ilişkin bazı kategorik kabul ve değerlendirmelerle davaların süre

yönünden reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Bu çerçevede

eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya da illiyet bağının eylemden çok

sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu

tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmelidir. Eylemin idariliği ve doğurduğu

zarar bazen eylemin gerçekleşmesinden sonra değişik araştırma, inceleme hatta

ceza yargılamaları sonucunu ortaya çıkarabilmektedir. Ortaya konulacak ölüm

nedeni, çoğu zaman eylemin idariliğinin ve illiyet bağının varlığının tespiti

konusunda önem taşımaktadır (Şeyma Kayaoğlu,

B. No: 2014/5491, 5/7/2017, §§ 54, 55, 56).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

38. Başvurucular, idari başvuru süresinin başlangıç tarihi

olarak ölüm olayının gerçekleştiği yangın tarihinin esas alınmasının mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

39. Yukarıda yer verilen (bkz. § 17) Danıştay içtihadında ortaya

konulduğu üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin

yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken bazen de çok sonra değişik araştırma,

inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir. Bu

çerçevede eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet

bağının eylemden çok sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda

dava açma süresinin bu tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir.

40. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır. Devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı

caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek

gerekli idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü

tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 51).

41. Bu bağlamda, ceza infaz kurumlarında ve devletin kontrolü

altında bulunan diğer alanlarda gerçekleşen ölüm olayları için de geçerli

olabilecek bu yükümlülüğün ortaya çıkması için yetkililerin kendi kontrolleri

altındaki bir kişinin ölümünde bu neticeye personelinin hatalı uygulamalarının,

ihmalinin ya da kastının yol açıp açmadığı, yapılan adli ve/veya idari

soruşturma sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu tip durumlarda ilgililerin kesin ölüm

nedenini ve yaşanan süreci bilmeleri, takip edecekleri usul ve başvuracakları

idari ve adli mercilerin belirlenmesinde önem arz etmektedir. Bu husus, ilgililerin

tam yargı davası açma iradeleri üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir.

42. Söz konusu soruşturmalar kamu makamlarınca resen

yürütüldüğünden ilgililerin soruşturma süresinin uzunluğu üzerinde genellikle

bir etkisi olmadığı gibi soruşturma sonucunu beklemekten başka seçeneği de

bulunmamaktadır. Bu durum özellikle tam yargı davasının kusur veya ihmalin

varlığına dayandırıldığı durumlarda önem arz eder. Bu bağlamda yürütülen

soruşturma sonucu kesin ölüm nedeni, ölüm olayının meydana gelmesinde kusur veya

ihmalin varlığı ya da sürece ilişkin diğer ayrıntılar tespit edildiğinde

ilgililerin tam yargı davası açılması için gerekli olan koşulların oluştuğundan

haberdar olduğunun veya haberdar olması gerektiğinin ve dava açma süresinin de

bu andan itibaren başladığının kabulü gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Mehmet Menendiz ve diğerleri,

B. No: 2014/5235, 6/7/2017, §§ 58, 59).

43. Bireysel başvuruya dayanak kararda Mahkemenin dava açma

süresinin hesabında ölümün gerçekleştiği tarihi esas aldığı ancak başvurucular

tarafından eylemin idariliğinin ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi

gerektiğine dair herhangi bir değerlendirme yapmadığı görülmektedir. Somut

olayda başvurucuların yakınlarının 16/6/2012 tarihinde hayatını kaybettiğini

öğrendikleri konusunda tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte

başvurucuların, ölüm olayından önceki süreçte ceza infaz kurumunda yapılan

uygulamalara dair verilere ve bu uygulamalarda idarenin olası hata ya da ihmali

bulunduğu iddiasına dayanak alınabilecek teknik bilgilere, bir başka ifadeyle

eylemin idarilik niteliğinin bulunup bulunmadığının tespitinde esas

alınabilecek unsurlara ölüme neden olan etkenlerin ortaya çıkarılması için

yürütülen soruşturma tamamlanıncaya kadar vâkıf olamadıkları açıktır. Öte

yandan söz konusu bilgilere sahip olunmasının idari yargıda dava açılıp

açılmaması yönündeki iradenin oluşması noktasında belirleyici bir etkisinin

olduğu da yadsınamaz.

44. Buna göre Mahkemenin başvurucuların eylemin idariliğini

öğrenmesine ve değerlendirmesine imkân tanımayan olay tarihini (ölüm tarihi)

esas alarak dava açma süresi belirlemesine ilişkin yorumunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeye

erişim hakkını aşırı derecede güçleştirdiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu

yorumdan hareketle davanın süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucuların

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna

varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin

ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

51. İncelenen başvuruda başvurucuların davasının süre aşımı

nedeniyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Şanlıurfa İdare Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Şanlıurfa

İdare Mahkemesine (Anılan Mahkemenin 12/3/2014 tarihli ve E.2014/366,

K.2014/660 sayılı kararına ait dava dosyası ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.239,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onuncu Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Zeynep KARAKOÇ Başvurucular : 1. Aziz ŞİMŞEK 2. Feride KAYA Başvurucular Vekili : Av. Müslüm BARAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/7878, 8 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/7878
Tarih
8 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • İ.e. Başvurusu (B. No: 2017/18190)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Bekir Kaya Başvurusu (B. No: 2017/7315)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Başpet Petrol Tur. Gıd. Tar. Ür. San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/22459)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Yusuf Baykal Başvurusu (B. No: 2017/32663)
  • Kıyasettin Aydemir Başvurusu (B. No: 2016/12492)
  • Mustafa Kamil Çolak Başvurusu (B. No: 2016/75236)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.