İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Yusuf Baykal Başvurusu (B. No: 2017/32663)

1. Başvuru, tıbbi hata sonucu meydana gelen ölüm olayı

Başvuru No2017/32663Tarih16 Eylül 2020Okuma11 dk · 2.113 kelime

KÜNYE

Birinci Bölüm Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Yusuf Baykal Başvurusu

Karar tarihi
16 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/32663
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.113 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tıbbi hata sonucu meydana gelen ölüm olayı

üzerine açılan tazminat davasının makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere

göre olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1/6/2014 tarihinde yaşamını yitiren 1977

doğumlu M.B.nin babasıdır.

9. Burun ameliyatı olmak için başvurduğu Özel A. Sağlık

Hizmetleri A.Ş.ye ait Samsun Özel S. Hastanesinde 1/6/2004 günü başvurucunun

oğlu M.B.nin ameliyatına başlanmıştır. Anestezi uygulanır uygulanmaz durumu

kötüleşen M.B., yapılan müdahalelere rağmen malign hipetermiye bağlı

solunum ve dolaşım durması sonucu vefat etmiştir.

10. Başvurucu ve M.B.nin diğer yakınları tarafından Özel

A. Sağlık Hizmetleri A.Ş., doktorlar Ş.K. ve O.Y. aleyhine 24/11/2005 tarihinde

İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) maddi ve manevi

zararlarının tazmin edilmesi talebiyle dava açılmıştır.

11. Başvurucu dava dilekçesinde özetle oğlu M.B.nin

1/6/2004 tarihinde saat 10.20 sıralarında ameliyata alındığını, narkozun

verilmesinden hemen sonra durumunun kötüleştiğini, ameliyata derhâl son

verilmesi gerektiği hâlde yaşamının tehlikeye atılarak bir saatten daha uzun

bir süre ameliyata devam edildiğini, yoğun bakım ünitesi bulunmadığı içinyoğun

bakıma alınamadığını, yoğun bakım ünitesi olan başka bir hastaneye sevk

edilirkenhayatını kaybettiğini, ameliyat öncesinde son derece sağlıklı olan

oğlunun acemilik ve sorumsuzluk sonucunda öldüğünü belirterek manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

12. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Üçüncü İhtisas

Kurulundan (Adli Tıp Kurumu) rapor alınmıştır. Adli Tıp Kurumu 20/1/2010

tarihli raporunda; anestezi uygulamasında olayın gelişimine göre kişinin

ölümünün anestezik ve analjezik maddelere karşı çok nadir gelişebilen ve aşırı

vücut ısısı yükselmesiyle seyreden malign hipertermiye bağlı solunum ve

dolaşım durmasından ileri gelmiş olduğu, hastanın ameliyatının öncesinde

hazırlığın yeterli ve yerinde olduğu, malign hipertermi erkeklerde daha

yaygın olup ne aile hikâyesi ne de daha önceden anestezik ajanlara maruz kalma

hikâyesinin hekime güvenli bilgi vermediği, malign hipertermi oluşan

hastaların yaklaşık yarısında daha önceden aldıkları anestezide bir sorun

yaşanmadığı, hastada ameliyat öncesi muayenede malign hipertermiyi düşündürecek

bir risk faktörünün mevcut olmadığı, tanı konulur konulmaz tüm anestezik

ajanların kesilip yüzde yüz oksijen ve soğutma işlemi yapılmasının yerinde

olduğu, gerekli acil basamak tedavisinin uygulandığı, geç sevkin söz konusu

olmadığı, uygulanan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu mütalaa edilmiştir.

13. Başvurucu, Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz etmiş;

Mahkemece 29/12/2010 tarihinde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan yeniden rapor

alınmasına karar verilmiştir.

14. Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 3/5/2012 raporunun

sonuç kısmında Adli Tıp Kurumunun 20/1/2010 tarihli raporuna benzer şekilde

mütalaa bildirilmiştir.

15. Mahkeme 14/5/2013 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında olayla ilgili Sultanbeyli Cumhuriyet

Başsavcılığının soruşturma dosyasının incelendiğini, Özel S. Hastanesinin

İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünce yapılan denetiminde ameliyathanenin

mevzuata uygun, ekipman olarak yeterli ve bu tür bir ameliyat yapabilmek için

elverişli olduğunun değerlendirildiğini belirterek Adli Tıp Kurumu raporları

doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini belirtmiştir.

16. Başvurucu, dava dilekçesindeki iddialarını tekrar

ederek anılan kararı temyiz etmiş; Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin temyiz

incelemesi sonucunda bozma kararı verilmiştir. 22/1/2015 tarihli bozma

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Adli Tıp Kurumu raporlarında,

hastada gelişen malign hipertermi tablosuna ilişkin bulguların ne zaman

başladığı, davalı doktorlar tarafından zamanında anlaşılıp anlaşılamadığı, bu

yönde yapılan tedavinin zamanında ve yeterli olup olmadığı, operasyona

zamanında son verilip verilmediği, hastanın yoğun bakım ünitesine alınmayıp

ameliyathanede tedavi uygulanmasının uygun olup olmadığı, hasta yoğun bakıma

alınsa idi sonucun değişip değişmeyeceği, hastanın ameliyata alınması ile başka

bir hastanenin yoğun bakımına sevkedilmesi arasında geçen zaman diliminin

olağan olup olmadığı, sevkte bir gecikmenin bulunup bulunmadığı, hastanenin yoğun

bakım ünitesinin somut olaydaki hasta için yeterli olup olmadığı hususlarının

somut ve gerekçeli şekilde 2014/12438-2015/935 belirtilmediği ve Dr. [N.A.] ve

Dr.[T.G.] tarafından düzenlenen “İnceleme Raporu”nun değerlendirilmediği

anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle Adli Tıp Kurumu raporları yetersiz olup

hükme dayanak yapılamaz.

Bu durumda mahkemece yapılacak iş,

üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek uzmanlardan oluşacak bir

bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, davalıların açıklanan hukuki konum ve

sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle ve raporlarla birlikte bir bütün

olarak değerlendirilip, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve tedavinin ne

olduğunu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu

gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini

açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak

suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece,

değinilen bu yön gözardı edilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm

kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir..."

17. Anılan bozma kararına karşı davalılarca yapılan karar

düzeltme talebi 17/11/2015 tarihinde reddedilmiştir.

18. Mahkeme, bozma kararına uyulmasına ve Yargıtay bozma

kararı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. UYAP

üzerinden yapılan incelemede Mahkemenin 6/12/2019 tarihli kararı ile davanın

kısmen kabulüne karar verildiği tespit edilmiş olup anılan kararın temyiz

incelemesinde olduğu anlaşılmıştır.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 16/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu 24/11/2005 tarihinde açılan davada otuz üç

celse sonunda 14/5/2013 günü ret karar verildiğini, ölüm olayının

gerçekleşmesinden itibaren on üç yıl geçtiğini, ölüme neden olan eylemin

niteliğinin açıklığa kavuşturulmadığını, makul olmayan gecikme nedeniyle yaşam

hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

" Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

22. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri,

...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu, oğlu M.B.nin tıbbi hata sonucu yaşamını yitirmesi nedeniyle

açtığı tazminat davasının makul bir sürat ve özenle yürütülmemesinden

yakınmaktadır. Başvurucunun şikâyetinin yaşam hakkının usul boyutu kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka

yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §

41). Başvurucu, müteveffanın babasıdır. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti

açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

25. Diğer taraftan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmadığı anlaşılan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

26. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını

koruma hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez

haklardan olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri

bulunmaktadır. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan

hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı

sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin

yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin

kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü

bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

27. Söz konusu pozitif yükümlülük sağlık alanında

yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa’nın 56. maddesinde

herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin

“herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak (…)

amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini”

düzenleyeceği, bu görevini kamu kesimlerindeki ve özel kesimlerdeki sağlık ve

sosyal kurumlarından yararlanarak ve onları denetleyerek yerine getireceği

kurala bağlanmıştır (İlker Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943,

9/9/2015, § 44).

28. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında -ister kamu isterse özel sağlık

kuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini hastaların

yaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli

tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Nail

Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

29. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar

altında gerçekleşen ölüm olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi devlete, yaşam

hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi

uygulanmasını, bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup sorumluların cezalandırılmasını

sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi yüklemektedir. Bu

yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği

her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 52).

30. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş

ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her

olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Bu durumlarda mağdurlara

hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli

olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59; Nail Artuç, § 37).

31. Mağdurların kendi inisiyatifleri ile

başvurabilecekleri tazminat yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterli

olmayıp uygulamada da etkili olması gerekir. Bir başvuru yolunun ancak hak

ihlalini önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir

hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir giderim sunabilmesi

hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Tahir Canan, § 26; Filiz

Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 39).

32. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

ileri sürüldüğü tazminat ve tam yargı davalarında, derece mahkemelerinin

Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğü

bulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu özen yükümlülüğü, yaşam hakkı ile

ilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine bir sonuca varılmasını garanti

altına almamaktadır (Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş, B. No: 2013/4086,

20/4/2016, § 73).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

33. Başvurucu 2005 yılında başlayıp hâlen devam eden

yargılamanın makul sürede neticelenmediğini ileri sürmüştür.

34. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde

başvurucunun 24/11/2005 tarihinde zararlarının tazmini talebiyle dava açtığı,

Mahkemenin yedi yılı aşkın bir süre sonra 14/5/2013 tarihli kararıyla davanın

reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Başvurucunun ret kararına karşı temyiz

yoluna başvurması üzerine Yargıtayca temyiz incelemesi yapılmış, 22/1/2015

tarihinde Mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme

Yargıtayın bozma kararına uyarak bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir.

UYAP üzerinden yapılan incelemede başvurucunun bireysel başvuru yaptığı

tarihten sonra Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, anılan

kararın temyiz edilmesi nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

35. Başvuruya konu davanın karmaşık bir nitelik arz

etmemesi ve başvurucunun davanın uzamasında hiçbir katkısının olmaması gibi

hususlar dikkate alındığında somut olaya ilişkin yargılamanın 14 yılı aşkın bir

sürede sonlandırılmasının makul olduğu söylenemeyecektir.

36. Kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını

sürdürmesi, adalete olan güvenin sarsılmaması yönünden yargılama makamları

tarafından yaşam hakkına ilişkin yargılamaların makul süratte yürütülmesi için

özen gösterilmesi gerekmektedir. Buna karşın somut olayda 24/11/2005 tarihinde

açılan davanın makul kabul edilemeyecek derecede uzun bir süre devam ettiği ve

hâlen de sonuçlandırılmadığı görülmüştür.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

39. Başvurucu 100.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

40. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

41. İncelenen başvuruda yaşam hakkının usul boyutunun

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlali

nedeniyle manevi zararları karşılığında başvurucuya net 40.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

42. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 5.

Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminatın

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 5.

Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2015/408) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Cafiye Ece YALIM Başvurucu : Yusuf BAYKAL Vekili : Av. Eda MUKANNASGİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/32663, 16 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  14. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  15. C. Başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminatın
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/32663
Tarih
16 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Kıyasettin Aydemir Başvurusu (B. No: 2016/12492)
  • Mustafa Kamil Çolak Başvurusu (B. No: 2016/75236)
  • Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2017/19054)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2016/15726)
  • Mehmet Fatih Göksan Başvurusu (B. No: 2017/38886)
  • Şevket Budan Başvurusu (B. No: 2017/23296)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.