İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kıyasettin Aydemir Başvurusu (B. No: 2016/12492)

1. Başvuru, idari para cezası verilmesine ilişkin işlem ile

Başvuru No2016/12492Tarih8 Eylül 2020Okuma18 dk · 3.518 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kıyasettin Aydemir Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/12492
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.518 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari para cezası verilmesine ilişkin işlem ile

düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davalarda uyuşmazlığın esasına

ilişkin iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 1/7/2016 ve 18/8/2016 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.

4. Komisyon tarafından 2016/12492 ve 2016/14788 numaralı

bireysel başvuru dosyalarının aralarında kişi ve konu yönünden hukuki irtibat

bulunması nedeniyle 2016/12492 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin 2016/12492 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucunun Elit Garden adlı düğün salonunun (salon)

işletmeciliğini yaptığı gerekçesiyle salondan çevreye yayılan gürültü

seviyesinin 4/6/2010 tarihli ve 27601 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi

Yönetmeliği'nde belirtilen sınır değerini aştığının tespiti üzerine başvurucu

hakkında 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin (h)

bendi uyarınca 21.115 TL idari para cezası verilmesine ilişkin 8/7/2014 tarihli

Bayraklı Belediyesi Encümen Kararı (Encümen Kararı) alınmıştır.

10. Başvurucu adına bu idari para cezasının tahsili amacıyla

26/8/2014 tarihli ve 21.115 TL tutarlı ödeme emri düzenlenmiştir.

11. Başvurucu, anılan idari para cezasına ve ödeme emrine

ilişkin işlemlerin iptali istemiyle İzmir 1. ve 5. İdare Mahkemelerinde

(Mahkemeler) iptal davaları açmıştır.

12. Başvurucu; açtığı davalarda salonun işletmecisinin kendisi

olmadığını, salonun işletmecisi olduğundan bahisle V.A.ya da farklı tutarda

idari para cezaları verildiğini, ayrıca gürültü sınırının aşıldığını tespit

eden, usulüne uygun olarak düzenlenmiş herhangi bir tutanak bulunmadığını ileri

sürmüştür.

13. Mahkemeler davaların reddine karar vermiştir. Başvurucunun

idari para cezasının iptali istemiyle açtığı davada verilen ret kararının

gerekçesinde, düğün salonlarından gelen müzik sesinin yüksek olduğuna ilişkin

şikâyet nedeniyle 13/6/2014 tarihinde Bayraklı Belediyesi Çevre Koruma ve

Kontrol Müdürlüğü ekiplerince salona en yakın konutta gürültü ölçümü yapıldığı,

ölçüm neticesinde çevreye yayılan toplam gürültü seviyesinin Leq gürültü

göstergesi cinsinden arka plan gürültü seviyesini 18.9 dBA geçtiğinin tespit

edildiği belirtilmiştir. Müzik sesinin Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve

Yönetimi Yönetmeliği'nde belirlenen sınır değerinin üzerinde olduğu

gerekçesiyle idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

14. Başvurucunun ödeme emrinin iptali istemiyle açtığı davada

verilen ret kararının gerekçesinde ise idari para cezası verilmesine ilişkin

işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddedildiği belirtilmiştir. Dava

konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen

ödeme emrinde 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanun'a ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

15. Başvurucunun ret kararlarına itirazı üzerine İzmir Bölge

İdare Mahkemesinin (Bölge Mahkemesi) 1/3/2016 ve 5/4/2016 tarihli kararlarıyla

başvurucunun itirazları reddedilerek kararlar onanmıştır.

16. Başvurucu itiraz dilekçelerinde; hiçbir zaman salonun sahibi

ya da işletmecisi olmadığını, idarenin sunduğu ve işlemlerin dayanağı olarak

gösterdiği 2010 yılına ilişkin kira kontratına itibar edildiğini oysa imara

aykırı yapılaşmalar nedeniyle bu kontratın uygulanmadığını ifade etmiştir.

Davalı idarenin 2013 yılında V.A. adına aynı yerle ilgili olarak idari para

cezası vermesinin, yine 2014 ve 2015 yıllarında N.D. adına vergi levhası,

yoklama fişi, vergi/ceza ihbarnameleri ve ödeme emirleri gibi resmî belgelerin

bulunmasının iddiasının haklılığını ortaya koyduğunu belirtmiştir. Başvurucu

ayrıca, gürültü ölçümlerinde kullanılan cihazların kalibresi konusunda da

iddialarda bulunmuştur.

17. Başvurucunun karar düzeltme istemlerinde aynı iddialarını

tekrarladığı ve ayrıca gürültüye neden olma suçundan

İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) yargılanarak beraat

ettiğini belirttiği görülmüştür. Anılan kararın gerekçesinde, tanık

ifadelerinden, Bayraklı İlçe Emniyet Müdürlüğünün tahkikat raporundan,

işletmecinin başka bir kişi olmasından bahsedilmiş ve sonuç olarak suça konu

düğün salonunu başvurucunun işlettiği hususunda her türlü şüpheden uzak kesin

ve inandırıcı delil elde edilmediği ifadesine yer verilmiştir. Bölge

Mahkemesinin 24/5/2016 ve 27/6/2016 tarihli kararlarıyla karar düzeltme

istemleri reddedilmiş, nihai kararlar 6/6/2016 ve 21/7/2016 tarihlerinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 1/7/2016 ve 18/8/2016 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

19. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun

"İdari dava türleri ve idari yargı

yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"İdari dava türleri şunlardır:

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

..."

20. 2872 sayılı Kanun'un "Gürültü"

kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

"Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve

ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar

üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır.

Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye,

işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve

titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlara indirilmesi için faaliyet

sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır."

21. 2872 sayılı Kanun'un "İdarî

nitelikte cezalar" kenar başlıklı 20. maddesinin (h) bendi

şöyledir:

"h) Bu Kanunun 14 üncü maddesine göre

çıkarılan yönetmelikle belirlenen önlemleri almayan veya standartlara aykırı

şekilde gürültü ve titreşime neden olanlara, konutlar için 400 Türk Lirası,

ulaşım araçları için 1.200 Türk Lirası, işyerleri ve atölyeler için 4.000 Türk

Lirası, fabrika, şantiye ve eğlence gürültüsü için 12.000 Türk Lirası idarî

para cezası verilir."

22. Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi

Yönetmeliği’nin ''Eğlence Yerlerine İlişkin

Esaslar'' başlıklı 24. maddesinin (ç) bendi şöyledir:

"ç) Birden fazla eğlence yerinden çevreye

yayılan toplam gürültü seviyesi, Leq gürültü göstergesi cinsinden arka plan

gürültü seviyesini 7-10 dBA aralığından fazla aşamaz. Bu aralık esas alınmak

kaydıyla, toplam çevresel gürültü seviyesi; gürültüye maruz kalınan alandaki

etkilenen kişi sayısı, gürültü kaynağı ile gürültüye hassas mekanlar arasındaki

mesafe gibi faktörler göz önünde bulundurularak İl Mahalli Çevre Kurulu Kararı

ile belirlenir. Bu bentte verilen sınır değerin aşılması halinde, arka plan

gürültü seviyesine katkısı olan her bir eğlence yeri sınır değer aşımından eşit

olarak sorumludur. Gürültüye katkı oranları belirlendikten sonra her bir

işletme gerekli tedbirleri alır."

2. Danıştay İçtihadı

23. Danıştay Ondördüncü Dairesinin Kurulunun 29/11/2018 tarihli

ve E.2018/3229, K.2018/6962 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava; 2872 sayılı Çevre Kanununun 8.

maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü

Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, davacı şirkete 2872 sayılı

Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca para cezası

verilmesine ilişkin 02/06/2010 günlü, 2010/715 sıra sayılı İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmış; davanın reddi yolundaki

İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 19/11/2015 günlü,

E:2014/7640, K:2015/9093 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına

uyularak, 'Usulüne göre ihale edilerek ilgili belediyeye karşı yüklenilen yol,

kaldırım, park ve benzeri yapım çalışmaları kapsamında taşınan, depolanan ya da

tesviye amaçlı kullanılan toprağın hafriyat kapsamında değerlendirilerek ceza

verilmesine imkan olmadığı, uyuşmazlık konusu olayda Esenyurt sınırları

içerisinde yol, kaldırım ve park yapım çalışması sürdürüldüğü, davalı belediye

tarafından taşınan ve depolanan toprağın bu kapsamda bir faaliyet olup

olmadığının ortaya konulmadan yetersiz tespite dayanarak tesis edilen cezada

hukuka uyarlık bulunmadığı' gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar

verilmiş; bu karar, davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

...

Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, Esenyurt

Belediye Başkanlığı ile [Ö.] Madencilik İnşaat San. ve Tic. A.Ş. arasında,

Esenyurt İlçesi sınırları içerisinde muhtelif cadde ve sokaklarda yol yapımı

çalışmasına dair 05/11/2009 tarihli, 365 gün süreli 'Yol Yapım Sözleşmesi' akdedildiği;

adı geçen şirketin davacı şirketten bu iş kapsamında çalıştırılmak üzere '34 ED

..51' plakalı aracı kiraladığı; söz konusu araçla, İstanbul İli, Esenyurt

İlçesi, Akçaburgaz Mahallesi, Barış Manço Caddesi üzerinde mülkiyeti bilinmeyen

boş alana izinsiz olarak hafriyat toprağı döküldüğünün 12/01/2010 tarihinde

düzenlenen tutanakla tespit edilmesi üzerine de araç sahibi olan davacı şirkete

idari para cezası verildiği görülmektedir.

Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümlerinden;

faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı veinşaat/yıkıntı atıklarının

üretimine/taşınmasına neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların,

bu atıkların üretilmesinden/taşınmasından önce ilgili belediyeye/mahallin

enbüyük mülki amirine başvurarak gerekli izinleri almakla yükümlü oldukları,

izin alma konusunda herhangi bir faaliyet, kişi veya kuruma muafiyet

tanınmadığı anlaşıldığından, hafriyat dökümünün/taşınmasının, bir kamu

hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla olsadahi, hafriyat dökümü/taşınması

işleminden önce ilgili belediyeden veya mahallin en büyükmülki amirinden

gerekli izinlerin alınması zorunludur. Dava konusu yaptırım kararının

gerekçesi, izin verilen yerler dışına hafriyat dökülmesi olduğundan ve bu

hususta izin almakla yükümlü olanın ise, yol yapımı işini yüklenen [Ö.]

Madencilik İnşaat San. ve Tic. A.Ş. olması nedeniyle, cezaların şahsiliği

ilkesi gereğince, idari para cezasına konu olan fiil kim tarafından işlenmiş

ise, ceza sorumluluğunun da o kişiye ait olması gerektiğinden, fiili işlemeyen

davacı şirkete ceza uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8.

maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü

Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle aynı Kanunun 20.maddesinin

(r) bendi ve 23. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin

02/06/2010 günlü, 2010/715 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı

işleminin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla

isabetsizlik bulunmamaktadır."

24. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2/3/2016 tarihli ve

E.2014/3092, K.2014/609 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava; davacıya ait araçla Tehlikeli

Atıkların Kontrolü Yönetmeliğine aykırı olarak tehlikeli atık taşındığından

bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/(v). maddesi uyarınca para cezası

verilmesine ilişkin 14/01/2011 günlü, 170-413 sayılı İzmir Valiliği İl Çevre ve

Orman Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

...

Dava dosyasının incelenmesinden; İzmir İli,

Menderes İlçesinde faaliyet gösteren çinko destilasyon fabrikasından zehirli

atık taşındığının ihbar edilmesi üzerine yapılan denetim neticesinde emniyet

ekibi tarafından düzenlenen 27/09/2010 tarihli tutanakta; davacıya ait 35 DJF

30 plakalı araç ile, söz konusu işletmeden alınan atıkların şahıs arazisi

üzerinde açılan toprak zemin üzerindeki çukura doğrudan boşaltıldığı, iki adet

çukurdan birisinin cüruf atıklarıyla doldurulduğunun tespit edildiği, araç

sürücüsünün ifadesinde, davacının oğlunun kendisini arayarak hafriyat işinde

yardım etmesini istemesi nedeniyle davacıya ait aracı alarak bildirilen adrese

gittiği, davacının oğlunun kullandığı diğer kamyonla birlikte iki araca

atıkların yüklendiği, diğer aracı takip ederek söz konusu araziye hafriyatı

boşalttığı, işletme sahibinin ise, işyerinde bulunan harfiyatın taşınması işini

davacının oğluna verdiği yönünde beyanda bulundukları, davalı idare denetim

elemanları tarafından alınan numunelerin incelenmesi sonucunda TÜBİTAK Marmara

Araştırma Merkezi tarafından, cüruf atığı şeklindeki numunenin tehlikeli atık

olduğu yönünde analiz raporu düzenlenmesi nedeniyle lisanssız araçla tehlikeli

atık taşındığından bahisle aracın ruhsat sahibi olan davacının para cezasıyla

cezalandırılması yönünde dava konusu işlem tesis edilmiştir.

Olayda, davacıya ait olan ve tehlikeli atık

taşıma lisansı bulunmayan araçla tehlikeli atık taşındığının düzenlenen tutanak

ve analiz raporu ile sabit olduğu, araç sürücüsü tarafından denetim

elemanlarına bilgi ve belge ibraz edilemediğinin görüldüğü, davacı tarafından,

atık taşıma işinin kendi bilgisi dışında yapıldığı, olaydan sonradan haberdar

olduğu ileri sürmekte ise de, atık taşıma işini alan şahısların davacının

oğulları olduğu ve aile aracını kullanarak söz konusu işi üstlendikleri,

dolayısıyla davacının bilgisi haricinde söz konusu işi üstlenemeyeceklerinin

kabulü gerektiği gibi, bunun aksini ortaya koyan, bir diğer ifadeyle, araç

sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte herhangi bir somut bilgi

ve belgenin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, denetim elemanlarınca tespit

edilen araç plakasından başkaca bir ayırt edici unsur olmaması ve trafik tescil

kaydında da aracın kiralandığına ilişkin bir kaydın bulunmaması nedeniyle

tehlikeli atık taşıma işinde kullanılan aracın sahibi olandavacının para cezasıyla

cezalandırılması yönünde tesisedilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığından, işlemin iptali yolundaki temyize konu ısrar kararında hukuki

isabet görülmemiştir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, hakkaniyete uygun ve

kamuya açık olarak makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına

sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkeme

içtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakta

olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması

anlamına gelir (S.S. Balıklıçeşme Beldesi

Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05...,

30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihat değişikliğinin

gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti,

B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan

kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya

ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti,

B. No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).

27. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerin

korunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altını

çizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksek

mahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha sağlam gerekçeler açıklama

görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşik

içtihattan farklı karar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylı

açıklama yapma sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya

Eski Yugoslav Cumhuriyeti, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

29. Başvurucu; idarenin hukuka aykırı işlemlerinin iptal

edilmesi gerektiğini, başvuruya konu yargılama sürecinde ileri sürdüğü

iddialarının yeterli bir açıklamada bulunulmadan, makul bir gerekçe

gösterilmeden davaların reddine karar verildiğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının adil yargılanma

hakkının güvenceleri arasında yer alan gerekçeli karar hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "...

adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

34. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

35. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

36. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

37. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

38. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

39. Başvurucuya Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve

Yönetimi Yönetmeliği’nde belirlenen standartları aşacak şekilde gürültü ve

titreşime neden olduğundan bahisle 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin (h)

bendi uyarınca idari para cezası verilmiş ve bu cezanın tahsili amacıyla ödeme

emri düzenlenmiştir.

40. Somut olayda başvurucunun Bölge Mahkemesine sunduğu itiraz

dilekçelerinde; hiçbir zaman salonun sahibi ya da işletmecisi olmadığını,

idarenin sunduğu ve işlemlerin dayanağı olarak gösterdiği 2010 yılına ilişkin

kira kontratına itibar edildiğini oysa imara aykırı yapılaşmalar nedeniyle bu

kontratın uygulanmadığını ifade etmiştir (bkz. § 16). Başvurucu 2013 yılında V.A.

adına aynı yerle ilgili olarak idari para cezası verildiğinden, 2014 ve 2015

yıllarında ise N.D. adına bazı resmî belgelerin bulunduğundan bahsetmiştir.

Ayrıca gürültü ölçümlerinde kullanılan cihazların kalibresi konusunda da

iddialarda bulunmuştur.

41. Başvurucu, karar düzeltme istemlerinde bulunurken anılan

iddialarını tekrarlamış; ayrıca gürültüye neden olma suçundan Ceza Mahkemesinde

yargılanarak beraat ettiğini bildirmiştir.

42. Görüldüğü üzere başvurucunun belirttiği iddialar, resmî

belge ve yargı kararlarına dayanmakta olup uyuşmazlığın sonucunu

etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle temelsiz olmayan iddiaların yargı

yerlerince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekmektedir. Buna

karşın ilk derece mahkemesinin bireysel başvuruya konu kararında, başvurucunun

uyuşmazlık konusu salonun işletmecisi olmadığı iddiasını karşılar mahiyette

herhangi gerekçeye yer verilmediği görülmektedir. Diğer taraftan itiraz ve

karar düzeltme istemleri üzerine Bölge Mahkemesi kararlarında da bu iddiaya yönelik

herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.

43. Sonuç olarak başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için esaslı

nitelikteki belirtilen iddia ve itirazları yargı yerlerince konu ile ilgili

makul ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmamıştır. Bu sebeple yargılama süreci

bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin

ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü,

ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle

yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere

gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

50. İncelenen başvuruda uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialar

karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

51. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 1. ve 5. İdare Mahkemelerine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

52. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 479 TL harç ve 3.000 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.479 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir

1. ve 5. İdare Mahkemelerine (E.2014/1302, K.2015/1246; E.2014/1507,

K.2015/1803) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 479 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.479 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir Bölge İdare

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Zeynep KARAKOÇ Başvurucu : Kıyasettin AYDEMİR Vekili : Av. Ufuk MANSUROĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/12492, 8 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/12492
Tarih
8 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Mustafa Kamil Çolak Başvurusu (B. No: 2016/75236)
  • Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2017/19054)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2016/15726)
  • Mehmet Fatih Göksan Başvurusu (B. No: 2017/38886)
  • Şevket Budan Başvurusu (B. No: 2017/23296)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Kerim Azizi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/5344)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.