İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Kamil Çolak Başvurusu (B. No: 2016/75236)

1. Başvuru, tutuklama kararı sonrası gerekmediği hâlde

Başvuru No2016/75236Tarih8 Eylül 2020Okuma10 dk · 1.986 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Kamil Çolak Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/75236
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.986 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama kararı sonrası gerekmediği hâlde

başvurucunun ellerine ters kelepçe takılarak ceza infaz kurumuna nakledilmesi

ve adliye çıkışında basın mensuplarının bu hâliyle görüntüsünü alması sebebiyle

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. 1980 doğumlu olan başvurucu, Cumhuriyet savcısı olarak görev

yapmaktayken 16/7/2016 tarihinde Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)

tarafından açığa alınmıştır.

10. Başvurucu, Fetulahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış,

18/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

11. Başvurucu tutuklanması sonrasında -aynı mesleğe mensup

birçok kişiyle birlikte- elleri arkadan kelepçelenerek ceza infaz kurumuna

götürülmek üzere Adana Adliyesinden çıkarılmıştır.

12. Başvurucu, tutulmakta olduğu Adana F Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğünden 25/7/2016 tarihinde yazdığı dilekçeyle suç duyurusunda

bulunmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde; tutuklandıktan sonra komiser

olduğunu düşündüğü bir görevlinin talimatıyla tutuklanan kişilerin arka arkaya

sıralandığını, bileklerinden ters kelepçelendiğini, her iki koluna güvenlik

görevlilerinin girmesi suretiyle adliyeden çıkarıldığını belirtmiştir.

Başvurucuya göre öncesinde adliyenin arka tarafında bulunan polis araçları,

tutuklama kararı sonrasında Adliyenin basın mensuplarının bulunduğu ön tarafına

getirilmiştir. Başvurucu, dilekçesinin devamında nakil aracına bindirildikten

sonra kelepçenin bileklerini sıkmasına rağmen çıkarılmadığını, hastaneye

götürülene kadar geçen on dakikalık sürede bu şekilde bırakıldığını, hastane

doktorunun bileklerindeki izleri sağlık raporuna işlediğini, hastaneden

tutulduğu ceza infaz kurumuna nakledilinceye kadar -otuz dakikayı aşan sürede-

ters kelepçeli olarak kalmaya devam ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu maruz

kaldığı bu eylemler nedeniyle ilgili kamu görevlilerinden ve ters kelepçe

takılmasını isteyen komiserden şikâyetçi olmuştur.

13. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) şikâyet dilekçesi

sonrasında yürüttüğü soruşturma kapsamında başvurucunun yakalanmasına ilişkin

polis tutanaklarını ve nezarethaneye giriş çıkış kayıtlarını istemiştir.

14. Savcılık 16/8/2016 tarihinde başvurunun şikâyetine ilişkin

olarak kolluk görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Adana Emniyet Müdürlüğüne müzekkere

yazılarak Müşteki Mustafa Kamil Çolak'ın yakalanmasına ilişkin tutanakların ve

nezaret giriş çıkış doktor raporlarının onaylanmış örneklerinin çıkartılarak

gönderilmesinin istenildiği,

Emniyet Müdürlüğünce talep edilen belgelerin

gönderildiği, müştekiye ait darp ve cebir izinin bulunmadığının bildirildiği,

Polis memurlarının yakalanan veya tutuklanan

bir yerden, diğer bir yere nakledilen kişilere kaçacaklarına ya da kendisine

veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arzettiğine

ilişkin belirtilerin varlığı halinde ve yakalanan kişinin direnmesi, saldırıya

yeltenmesi veya saldırıda bulunması hallerinde kelepçe takılabilecekleri, bu

hususun kolluk kuvvetinin takdirine bağlı olduğu,

Görevlilerce müştekinin araca götürülmesi

sırasında fotoğraflarının çekilmesi, basın özgürlüğü açısından normal olduğu,

şüpheli polis memurlarının bu konudakasıtlı olarak davrandıklarına dair delil

bulunmadığı anlaşılmakla,

Şüpheli polis memurları hakkında KAMU ADINA

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar verildi.]"

15. Savcılık kararına karşı itiraz dilekçesinde başvurucu,

tutuklandıktan sonra ceza infaz kurumuna girişte düzenlenen sağlık raporunun

istenmediğini ve olay günü tutuklanan diğer hâkim ve savcıların dinlenmediğini,

bu nedenlerle bileğinde oluşan izlerin saptanmadığını, ayrıca Adliyedeki kamera

kayıtları soruşturma dosyasına getirtilmediği için tutuklama anına kadar

Adliyenin arka tarafında bekleyen polis araçlarının tutuklama sonrasında basın

mensuplarının beklediği ön tarafa getirildiğinin tespit edilemediğini, basının

haber alması için kasıtlı hareket edildiğinin bu eksiklik nedeniyle ortaya

konmadığını ifade etmiştir. Başvurucunun itirazı Adana 4. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 29/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiş, anılan karar başvurucuya

aynı gün tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 28/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Soruşturma dosyası içinde 2016/55536 numaralı başka bir

soruşturmada şüpheli olarak ifadesi alınan polis memuru M.S.D.ye ait bir beyan

tutanağı bulunmaktadır. Bu beyanın 27/12/2016 tarihinde UYAP ortamında dosyaya

kaydedildiği görülmekle birlikte kim tarafından dosyaya ibraz edildiği

anlaşılamamıştır. M.S.D. 26/8/2016 tarihli ifadesinde özetle ters kelepçe

takılmasının olağan bir uygulama olduğunu, tutuklanan hâkimlerin ve Cumhuriyet

savcılarının Adliye dışında çok sayıda bekleyeni olduğu için güvenlik

gerekçesiyle tamamına ters kelepçe takıldığını, kelepçe takılması sonrasında

bileği sıkmayacak konumda kelepçenin sabitlendiğini, fazla sıkı olan

kelepçelerin açılarak tekrar takıldığını, kimsenin bileğine sıkı şekilde

kelepçe takmadığını belirtmiştir. İfadesi alınan şüpheli herhangi bir suç

işlemediğini, görevini yaptığını ileri sürmüştür.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Yakalanan veya tutuklanan kişilerin

nakli" kenar başlıklı 93. maddesi şöyledir:

"Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden

diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya

başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine

ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir."

19. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Zorlayıcı

tedbirlerin kullanılması" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Hiçbir hâlde zincir ve demire vurmak

tedbir olarak uygulanmaz. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçlar;

a) Yetkili makamın önüne getirildiğinde

çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için,

b) Hekimin talimat ve gözetiminde olmak üzere

tıbbî nedenlerle,

c) Diğer kontrol usûllerinin yetersizliği

hâlinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip

etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle,

Kullanılabilir."

B. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kısıtlama

yöntemlerinden biri olan kelepçeleme, yasal yakalama ya da tutuklama ile bağlantılı

olarak uygulandığında ve koşulların makul olarak gerektirdiğinden daha fazla

güç kullanma ya da kamuya teşhir içermediğinde genellikle Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesinde düzenlenen işkence yasağı kapsamında

bir sorun teşkil etmez (Raninen/Finlandiya,

B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 56; Öcalan/Türkiye

[BD], B. No: 46221/99, § 182;

Gorodnitchev/Rusya, B. No: 52058/99, 24/5/2007, §§ 101, 102, 105,

108; Mirosław Garlicki/Polonya,

B. No: 36921/07, 14/6/2011, §§ 73-75).

21. AİHM tutukluların nakledilmesi sırasında kelepçe kullanımını

incelediği Raninen/Finlandiya

(aynı kararda bkz. §§ 52-59) kararında,

başvurucunun kelepçeli bir şekilde nakledilmesi, kendisinin tutumundan

kaynaklanan gerekli bir tedbir olmasa dabaşvurucunun olaydan birkaç ay sonra

alınan sağlık raporlarında belirtilen ruhsal durumuyla ilgili olumsuz

gelişmeler ile kelepçeleme olayı arasında illiyet bağı kuramadığını belirterek

bu muamelenin başvurucunun ruhsal durumu üzerindeki olumsuz etkisine ikna

olmadığını açıklamış; olayda Sözleşme'nin 3. maddesi için aranan asgari eşik

seviyesinin aşılmadığını değerlendirmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; direnmediği veya kaçmaya çalışmadığı hâlde ters

kelepçelendiğini, tutuklanması sonrasında masumiyet karinesine aykırı şekilde

basına görüntü verilmesine sebep olunduğunu, buna rağmen olayla ilgili kamera

kayıtları alınmadan ve tanık dinlenmeden soruşturmanın sonuçlandırıldığını,

itirazının gerekçesiz şekilde karara bağlandığını dile getirmiştir. Ters

kelepçe takılması nedeniyle küçük düşmesine ve canının yanmasına karşın

Savcılıkça etkili soruşturma yapılmadığını belirten başvurucu, Sözleşme'nin 3.

ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde; ilgili hukuki düzenlemeler ile Anayasa

Mahkemesi içtihatlarına yer verilerek kelepçe takılmasının mevzuatın bir gereği

olduğu, bir yaralanma gerçekleşmediğinin doktor raporuyla ortaya konulduğu,

etkili şekilde yürütülen soruşturmaya başvurucunun da katılmasına imkân

sağlandığı, kötü muamele için gereken asgari eşiğin aşılmadığı belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun etkili başvuru hakkı kapsamında

delillerin eksik toplandığı, soruşturma sonucunda usule aykırı ve hatalı karar

verildiği iddiası kötü muamele yasağının usul boyutu ile ilişkili olduğundan

anılan hak kapsamında ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

26. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

27. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve

Sözleşme’nin 3. maddesi herhangi bir sınırlama öngörmemekte; işkence, insanlık

dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini

belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi

kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel

tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15.

maddesi benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir

istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 33).

28. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz."

şeklindeki kural mahpuslara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus,

5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel

ilke" kenar başlıklı 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında

zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda

bulunulamaz." ve aynı Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti

bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının

korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir."

şeklindeki düzenleme ile açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir

mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular için

sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan

Günana, § 36).

29. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında bir muamelenin

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari

bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmek gerekir.Her

olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal

etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem

taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

30. Tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumu dışında

bulundukları süre boyunca kaçmalarının önlenmesi, kendilerine veya başkalarına

zarar vermeleri tehlikesinin bertaraf edilmesi amacıyla kolluk görevlileri

tarafından kelepçe gibi bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların kullanılması

kural olarak Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden sorun

oluşturmamaktadır.

31. Elbette bu araçların kullanımında kamu makamlarının takdir

yetkilerini, alınan tedbirin amacını aşacak boyutta keyfî kullanmaları kötü

muamele yasağı kapsamında kalabilmektedir. Bu durumda öncelikle

değerlendirilmesi gereken husus, alınan tedbirin makul seviyede sayılıp

sayılmadığı, sonuçları bakımından hakkında tedbir uygulanan kişideki fiziksel

ve ruhsal etkilerinin kötü muamele oluşması bakımından aranan eşiği aşıp

aşmadığıdır.

32. Bilindiği üzere 15/7/2016 tarihinde Türkiye askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır.

33. Somut olayda, başvurucunun da darbe teşebbüsü sonrasında

gerçekleştirilen bir soruşturma kapsamında çok sayıda aynı mesleğe mensup

kişiyle birlikte tutuklandığı anlaşılmaktadır. Tutuklama kararı sonrasında

başvurucunun ceza infaz kurumuna götürülmek amacıyla Adliye dışına çıkarılması

sırasında ellerinin -arkadan dahi olsa- kelepçelenmesi, içinde bulunulan

koşullar ve güvenlik gerekleri doğrultusunda anlaşılabilir bir olgudur. Bu

kapsamda başvurucunun tutuklanmasından sonra ceza infaz kurumuna götürülmesine

kadar geçen sürede kelepçe kullanılarak bedensel hareketlerinin kısıtlanması

makul bir tedbir kapsamında sayılmaktadır.

34. Başvurucu, kelepçelenme nedeniyle bileklerinde oluşan

tahribatı şikâyet dilekçesinde (bkz. § 12) yaralanma olarak değil iz olarak

açıklamakta; bireysel başvuru formunda ise (bkz. § 23) canının yandığından

bahsetmektedir. Dolayısıyla ceza infaz kurumuna giriş öncesi düzenlenen sağlık

raporunun soruşturma dosyasına getirtilmemiş olmasının eylemin ağırlığına

ilişkin değerlendirmeyi etkilemeyeceği anlaşılmaktadır. Ellerin arkadan

kelepçelenmesi şeklindeki müdahalenin başvurucunun fiziksel veya ruhsal

bütünlüğü üzerinde yarattığı olumsuz etkinin özgürlükten mahrum kalmanın doğal

sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari bir ağırlık derecesine

ulaşmadığı görülmektedir.

35. Öte yandan başvurucu; elleri ters kelepçeli şekilde kasıtlı

olarak basının önüne çıkarıldığını, fotoğraflarının çekilerek basına haber

yapılmasına olanak sağlandığını iddia etmektedir. Uygulanan güvenlik tedbirinin

teşhir edilmesi hâlinde kötü muamele yasağı kapsamında inceleme yapabilmek

mümkündür. Bunun için öncelikle kamu görevlilerinin teşhir amacıyla hareket

ettiğine ilişkin somut delillerin varlığı gerekir. Böyle bir delil ortaya

konulamadığı takdirde, iddia edildiği gibi polis araçlarının tutuklama

kararından sonra basın mensuplarının bulunduğu adliye önüne getirilerek

başvurucunun buradan çıkarıldığı kabul edilse dahi bu uygulamanın tek başına

kamu görevlilerinin başvurucuyu teşhir etmek amacıyla hareket ettiğini ortaya

koyduğu söylenemez. Başvurucu bu iddiasının ötesinde başka bir delilden veya

olgudan da bahsetmemiştir.

36. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Sinan ARMAĞAN Başvurucu : Mustafa Kamil ÇOLAK Vekili : Av. Yasemin GENÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/75236, 8 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Avrupa İnsan Hakları
  9. B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 56; Öcalan/Türkiye
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/75236
Tarih
8 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2017/19054)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2016/15726)
  • Mehmet Fatih Göksan Başvurusu (B. No: 2017/38886)
  • Şevket Budan Başvurusu (B. No: 2017/23296)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Kerim Azizi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/5344)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Emin Sönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27310)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.