İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9037)

1. Başvuru, sanal yayın yapan www.sabah.com isimli internet

Başvuru No2013/9037Tarih23 Mart 2016Okuma20 dk · 3.949 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aziz Yıldırım Başvurusu (5)

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/9037
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.949 kelime·20 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sanal yayın yapan www.sabah.com isimli internet

sitesinde çıkan röportaj habere karşı cevap ve düzeltme (tekzip) talebinin

mahkemece kabul edilmemesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması ve cevap ve

düzeltme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/12/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 1998 yılından beri Fenerbahçe Spor Kulübü

Başkanlığı görevini yürütmektedir.

6. www.sabah.com isimli internet sitesinin 10/10/2013 tarihli

sayfasında "Hürriyet’i Aziz Yıldırım mı

Yönetiyor?" başlıklı röportaj haber yayımlanmıştır. Röportaj

içeriğinin ilgili kısmı şöyledir:

"İşte Hıncal Uluç'un çok konuşulacak

röportajının o bölümü...

Hukuken konuşuyorum; Hürriyet haksız. Sabah

gazetesinde 'Benim elemanlarım reklamlarda görünemez' diye alınmış bir karar

var mı; yok. Bu şu demektir: Ben Ağaoğlu ile iki yıllık bir anlaşma

yapabilirim. Tamamen benim vicdanıma kalmış. Ağaoğlu bana 'Yeni inşaatlarımda

istediğin yerden sana iki daire, üstüne de şu kadar para vereyim. Gel benimle

iki sene anlaşma yap' diye bir teklif yapabilir. Bunu önleyecek kendi

vicdanımdan başka hiçbir şey olmadığına göre ben bu anlaşmayı yaparım ve ilk

senenin reklam filmini çekerim. Bu reklam filmi yayınlanmaya başlar.

Ondan sonra Sabah gazetesi 'Benim elemanlarım

reklamlarda yer alamaz' diyebilir. Tamam... Ama hukukta kurallar geçmişe

yönelik yürümez. Ben de Sabah gazetesine derim ki 'Arkadaşlar, benim bu

arkadaşlarla iki yıllık sözleşmem var. Bu sözleşmem bitene kadar ben bu reklam

filmlerini yapmaya devam edeceğim.' Onlar da 'peki' derler ya da beni

kovarlar!..

Aslında sinyaller geliyor gibiydi. Son dönemde

Toroğlu'nun Hürriyet'teki yeri maç yazılarıyla sınırlı kalmaya başlamıştı.

Rahatsız çünkü... Aziz Yıldırım rahatsız Erman Toroğlu'ndan... Bu işlerin

arkasında Aziz Yıldırım var. Erman'ı Digiturk'ten kim

kovdurdu? Kabloları kesilen, kameralarına tribünlerde yer gösterilmeyen Digiturk nasıl muma döndü ve nasıl en azılı Fenerbahçeli

oldu? Hürriyet farklı mı zannediyorsunuz?

Aziz Yıldırım'ın bir telefonu birtakım medya

organlarında bazı insanların ayağını kaydırmaya yetiyor. Açık söylüyorum; gücü

yetse benim ayağımı da kaydırır. Ama bana gücü yetmiyor. Yeterdi belki de... Bu

şike davalarıyla falan bu hallere düşmeseydi, belki yeterdi!..”

7. Başvurucu; yayımlanan haberde hakkında kullanılan ifadelerin,

şeref ve itibarına saldırı niteliğinde olduğu ve gerçeği yansıtmadığı

gerekçesiyle 10/10/2013 tarihinde Kadıköy Noterliği vasıtasıyla anılan yayın

kuruluşuna cevap ve düzeltme metni göndermiştir. Başvurucu, gönderdiği cevap ve

düzeltme metninin süresi içerisinde yayımlanmaması üzerine 21/10/2013 tarihinde

Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak cevap ve düzeltme metninin yayımlanmasına

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

8. İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Mahkemesi 23/10/2013 tarihli ve

2013/509 Değişik İş sayılı kararı ile talebin reddine karar vermiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

“… Anayasa’nın 32. maddesi gereğince ve 5187

sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesi gereğince basının özgür olduğu, bu

özgürlüğün bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını

da içerdiği, internet sitesinde yer alan haberin Anayasa’nın 28. maddesinde ve

Basın Kanunu’nun 2. maddesinde belirtilen özgürlük sınırları çerçevesinde haber

içeren yayım yapmış olması dolayısıyla cevap ve düzeltme talebinde bulunanın

talebinin reddine, ...”

9. Anılan karara yapılan itiraz, İstanbul Anadolu 33. Asliye

Ceza Mahkemesinin 30/10/2013 tarihli ve 2013/176 Değişik İş sayılı kararıyla

kesin olarak reddedilmiştir. İtirazın reddi kararı başvurucuya 11/11/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu 11/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

11. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan

Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele

Edilmesi Hakkında Kanun’un "İçeriğin

yayından çıkarılması ve cevap hakkı" başlıklı mülga 9. maddesi

şöyledir:

“(1) İçerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini

iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına

başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki

kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet

ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı kendisine

ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir. Bu süre

zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır.

(2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde,

kişi onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza

mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki

kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet

ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu

talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin kararına

karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

(3) Sulh ceza hâkiminin kesinleşen kararının,

birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer

sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak

hazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır.

(4) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede

belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,

altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer

sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında

uygulanır.”

12. 5651 sayılı Kanun’un 6518 sayılı Kanun’la değiştirilen "İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin

engellenmesi" başlıklı 9. maddesi şöyledir:

“(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği

nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel

kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde

yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını

isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğe erişimin

engellenmesini de isteyebilir.

(2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği

nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri,

içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içinde

cevaplandırılır.

(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği

nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu

maddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir.

(4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceği

erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının

ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb.

şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça

internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar

verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi

yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de

belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin

engellenmesine de karar verebilir.

(5) Hâkimin bu madde kapsamında verdiği

erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.

(6) Hâkim bu madde kapsamında yapılan

başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu

karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

…

(10) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede

belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,

beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”

13. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

268. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

“(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz,

kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre ilgililerin kararı

öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir

dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak

suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı

veya hâkim onaylar. 263 üncü Madde hükmü saklıdır.

(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme,

itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün

içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler

aşağıda gösterilmiştir:

a) Sulh ceza hâkiminin kararlarına yapılan

itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları asliye ceza mahkemesi hâkimine

aittir."

14. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/1/2007 tarihli ve

E.2007/4-14, K.2007/32 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Anayasa'nın 28. maddesinde düzenlenen 'basın

özgürlüğü' ilkesinin özel hukuk alanındaki sınırlaması M.K.nun

24-25 ve B.K.nun 49. maddeleridir. Basının olayları

izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme,

öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğu vardır. Bunun içindir ki

basının yayın yaparken yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek

olan eylemi, genel olaylarındaki hukuka aykırı eylemlerden farklılıklar taşır.

İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık

veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışındaki bir olaydaki davranış

biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla

yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. İşte basının bu

nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Ancak basın özgürlüğü ile kişilik

değerleri karşı karşıya geldiğinde, çatışan iki değer aynı zamanda

korunamayacağına göre somut olaydaki olgular itibariyle birinin diğerine üstün

tutulması gerekir. Bunun sonucunda da, daha az üstün

olan yarar, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında, o olayda ve o an

için hukuk düzenince korumasız kalmasının uygun olacağı kabul edilecektir.

Basının haber verme görevini yerine getirirken kullanacağı bu hakkın özel hukuk

alanındaki sınıfı; gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu

ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık kuralları olarak belirlenmiştir. Haber

verme bu sınırlar içinde kullandığı sürece hukuka uygundur. Bu unsurlardan biri

olan gerçeklik; verilen habere ya da anlatılmak istenen amaca ve hedefe konu

olan içeriğin, yayın sırasında olayla ilgili durumuna uygunluğudur. Diğer bir

anlatımla gerçeklik somut gerçeklik olmayıp, haberin verildiği andaki beliriş

biçimine, görünürdeki gerçeğe uygunluktur."

15. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İlke" kenar başlıklı 24.

maddesi şöyledir:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına

saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını

isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

16. 4721 sayılı Kanun'un "Davalar"

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin

önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile

etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya

kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de

bulunabilir.

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri

ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş

görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı

saklıdır."

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "İhtiyati tedbirin

şartları" kenar başlıklı 389. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek

bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya

da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın

yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık

konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Genel olarak" kenar başlıklı

49. maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, söz konusu internet sitesinde gerçeğe aykırı,

maksatlı, iyi niyetten uzak ve suçlayıcı ifadeler içeren haberin yayımlanması

üzerine tekzip yayımlanması için yargıya müracaat ettiğini ancak Derece

Mahkemesince talebinin reddedildiğini, anılan karara karşı yaptıkları itirazın

da kesin olarak reddedildiğini fakat aynı haberin gazetede yayımlanan nüshası

ile ilgili olarak yaptığı tekzip talep başvurusunun reddedilmesi (İstanbul

Anadolu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/10/2013 tarihli ve 2013/508 Değişik İş

sayılı kararı) üzerine yaptığı itirazın, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza

Mahkemesinin 4/11/2013 tarihli ve 2013/279 Değişik İş sayılı kararı ile kabul

edildiğini, böylece tekzibe konu haberin ve tekzip talebini reddeden Mahkeme

kararlarının hukuka aykırılığının ortaya konmuş olduğunu belirtmiştir.

Başvurucu, söz konusu haberle şeref ve itibarının sarsılmaya çalışıldığını

belirterek Anayasa’nın 32. maddesinde düzenlenen düzeltme ve cevap hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespit edilmesi ve hukuka aykırı olan

ret kararlarının iptal edilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

22. Başvurucu, hakkında internet sitesinde yayımlanan haberler

nedeniyle Anayasa'nın 32. maddesinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ise de belirtilen ihlal iddiasının özü; söz konusu internet

haberinin, şeref ve itibarına yönelik bir müdahale oluşturduğudur. Bu sebeple

mevcut davanın koşullarında şikâyetin bir bütün olarak Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

23. Somut başvuruda başvurucu; şeref ve itibarına yönelik

müdahale nedeniyle yalnızca sulh ceza mahkemesine başvurarak cevap ve düzeltme

(tekzip) ve içeriğin yayından çıkarılması talebinde bulunmuş, diğer yollara

başvurmamıştır. Başvuru sürecinde 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi

değiştirilerek “İçeriğin yayından

çıkarılması ve cevap hakkı” başlığı yerine “İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin

engellenmesi” başlığı altında yeniden düzenlenmiştir. Bu nedenle

somut olayla ilgili olarak “cevap veya

erişimin engellenmesi hakkı” adı altında inceleme yapılmıştır.

24. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No. 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20).

25. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucuların şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

riayetin denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda hukuk sisteminde yalnızca birtakım başvuru yollarının

varlığının değil, aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucuların

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucuların başvuru yollarının tüketilmesi noktasında kendilerinden

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediği incelenirken başvurunun

özellikleri dikkate alınmalıdır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. İlhan/Türkiye, B. No: 22277/93, 27/7/2000,

§§ 56-64).

26. O hâlde somut başvuruda yapılması gereken, devletin pozitif

yükümlülüğünün sulh ceza mahkemelerinin yetkisinde bulunan cevap veya erişimin

engellenmesi yolunun mutlaka kullanılmasını gerekli kılıp kılmadığını

değerlendirmektir. Başka bir deyişle sulh ceza mahkemeleri nezdinde bulunan

cevap veya erişimin engellenmesi yolunun, başvuruya konu internet haberleri

nedeniyle şeref ve itibar hakkının korunmadığı yönündeki şikâyetler açısından

makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte,

kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olup olmadığı tespit edilmelidir.

1. Genel İlkeler

27. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Abdullah

Doğtaş, B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Başka bir deyişle

kişisel itibarın korunması hakkı, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının

koruması altındadır. Şeref ve itibarı etkileyen sözlü saldırılar veya basın ve

yayın yolu ile yapılan saldırılara karşı bireyin korunmaması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner,

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).

28. Öte yandan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının

olaya uygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının belli bir

ağırlık düzeyine erişmiş olması ve kişinin itibarına saygı gösterilmesini

isteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasını güçleştirecek

şekilde yapılmış olması gerekir. Ayrıca öngörülebilir şekilde, kişinin kendi

eylemleri sonucu ortaya çıkabilecek itibarının zedelenmesi olgusundan şikâyet

etmek için Anayasa’nın 17. maddesi ileri sürülemez (Kadir Sağdıç, § 39; İlhan

Cihaner, § 45).

29. İnceleme konusu olan davaya benzeyen diğer davalarda söz

konusu olan, devletin bir eylemi olmayıp yargı mercilerinin, başvurucuların

kişisel itibarlarına sağladıkları korumanın yetersiz olduğu iddiasıdır.

Anayasa’nın 17. maddesi esas olarak kamu görevlilerinin keyfî müdahalelerine

karşı bireyi korumayı amaçlasa da söz konusu madde sadece devletin bu tür müdahalelerde

bulunmasından kaçınmasını sağlamayı amaçlamamaktadır. Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasında mündemiç negatif yükümlülüğe, bireyin maddi ve

manevi varlığına etkin bir saygının sağlanması için gerekli pozitif

yükümlülükler eklenebilir. Bu yükümlülükler, kişilerin birbirleri ile olan

ilişkilerini de kapsayacak şekilde, kişisel itibarının korunmasını isteme

hakkına saygının güvence altına alınması amacıyla birtakım tedbirler alınmasını

gerektirebilir (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan

Çelik [GK], B. No: 2013/6237, 2/7/2015, § 39).

30. Üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler için

ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma yolları öngörülmüş olmakla birlikte,

bir ihlal iddiasına ilişkin olarak başvurulabilecek birden fazla etkili başvuru

yolunun bulunması durumunda kural olarak başvurucunun aynı amacı taşıyan

başvuru yollarının tamamını tüketmesi beklenemez (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik, § 41). Anayasa’nın 32.

maddesinde genel olarak düzenlenmiş olan cevap ve düzeltme hakkı da bu kanuni

yollardan bir tanesidir.

31. Cevap ve düzeltme hakkı, bir kişinin saygınlığına, onuruna,

şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe aykırı olan bir yayının yapılması

durumunda aleyhine yayın yapılan kimsenin bu yayına cevap vermek ve düzeltmeyi

istemek hakkıdır. Bu hak ile kişi;saygınlığına,

onuruna, şeref ve itibarına medyanın verdiği zararlara karşı kendini

korumaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ediciones Tiempo S.A./İspanya, B. No:

13010/87, 12/7/1989).

32. Şeref ve itibara yönelik müdahaleler nedeniyle öngörülmüş

farklı hukuki yollardan somut olaya özgü olan 5651 sayılı Kanun hükümleri kapsamında ”içeriğin yayından çıkarılması ve cevap hakkı”

talep edilmesi, basın açısından basın özgürlüğünün kötüye kullanılmasına karşı

başvurulan ve klasik yargılama faaliyetlerinden daha kısa sürede netice

alınmasını sağlayan bir başvuru yoludur. İnternet ortamındaki bir yazının kötü

tesirleri nasıl geniş bir alana süratle yayılıyorsa cevap veya erişimin

engellenmesi yoluyla bunun giderilmesinin de aynı geniş alanda ve süratle

gerçekleşmesi sağlanarak kişilerin koruması amaçlanmaktadır.

33. Fakat bu yöntem, her türlü haber ve yazı hakkında

başvurulabilecek bir hukuki yol değildir. Anayasa’nın 32. maddesinde “kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması”

hâllerinden bahsedilmektedir. Şeref ve itibara “dokunan”

her yayının “kişilerin şeref ve haysiyetini

ihlâl” etmesi söz konusu olmayacağına göre cevap veya erişimin

engellenmesi yolu yalnızca şeref ve itibara müdahale edildiği hâllerde değil,

ancak şeref ve itibara hukuka aykırı müdahale edildiği hâllerde kullanılabilir.

Hukuka aykırılık ise bu değerlere yönelik “gerçek

dışı açıklamalar varsa” söz konusu olabilir. Bunun sonucu olarak bir

kişinin şeref ve itibarına müdahale edilmesine rağmen yapılan yayın gerçeğe

uygun ise cevap veya erişimin engellenmesi talebi reddedilebilecektir (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik, § 47). Bu

nedenle cevap hakkını kullanmak isteyen kişiye, gerçeğe aykırı basın

açıklamasının yargı kararlarında vurgulandığı şekliyle (bkz. § 14) objektif

olarak gerçek dışı olduğunun ispatı ve bunun delillerini sunma külfeti

yüklenmiştir.

34. Hukuk sistemimizde cevap veya erişimin engellenmesi

hakkının, başvurudaki gibi sulh ceza hâkimliklerine başvurmak suretiyle veya

hukuk mahkemelerinde açılacak nizalı dava yolu ile

kullanılabilmesi mümkündür. Hukuk sistemimizde genel olarak tekzip talebi

şeklinde de ifade edilen sulh ceza hâkimine başvuru yolunun şeref ve itibarın

korunması bakımından etkili bir yol olup olmadığının tespit edilmesi için bir

bütün olarak cevap veya erişimin engellenmesi yolunun koşullarının gözetilmesi

gerekir. 5651 sayılı Kanun’un değiştirilmeden önceki 9. maddesine göre

düzeltilecek yayın metninin kapsamını aşmayan, bir karşı saldırı ya da haksız

fiil oluşturmayan cevap ve düzeltme açıklaması kanunda gösterilen süreler

içerisinde ilgili yer veya içerik sağlayıcısına gönderilir. Kanun’da öngörülen

sürelerde cevap ve düzeltmenin yayımlanmaması hâlinde sulh ceza hâkimine

başvuru hakkı doğmaktadır.

35. Cevap veya erişimin engellenmesi yolu, ceza hukukuna özgü

bir nizasız (çekişmesiz) yargılama faaliyetidir. Bir internet yayını ile şeref

ve itibarının ihlal edildiğini veya haber içeriğinin gerçeğe aykırı olduğunu

düşünen kişi, yetkili sulh ceza hakimliğine başvurarak hazırladığı cevap ve

düzeltme metninin yayımlanmasına veya içeriğin yayından çıkarılmasına karar

verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde ve

duruşma yapmaksızın evrak üzerinde yapacağı inceleme sonunda karara bağlamak zorundadır.Sulh ceza hâkiminin

talebin kabulüne dair kararının kesinleşmesi ve ilgili yayın organınca cevap ve

düzeltme metninin yayımlanmaması veya içeriğe erişimin engellenmemesi hâlinde

yer veya içerik sağlayıcının sorumlu müdürü ve onun bağlı olduğu yetkili, ceza

yaptırımı ile karşı karşıya kalabilir.

36. Cevap veya erişimin engellenmesi yolu çekişmesiz bir yargı

yolu olduğu ve karardan etkilenecek yayın organının temsilcileri ile sorumlu

kişiler silahların eşitliği ilkesinden faydalanamadığı için bu konuda verilen

kararlar, basın yolu ile kişilik hakkının ihlali nedeniyle açılan diğer ceza

veya hukuk davalarında da bir kesin hüküm teşkil etmemektedir. Cevap veya

erişimin engellenmesi hakkı, Anayasa’nın İkinci Kısım’ının “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlıklı

İkinci Bölüm’ünde güvence altına alınan, kitle

iletişim araçları tarafından bireylerin şeref ve itibarlarına yönelik olarak

yapılan müdahaleleri gecikmeksizin bertaraf edebilmek ve böylece kişilik

hakkının diğer koruma yollarına nazaran daha hızlı korunmasını sağlamak

amacıyla tanınmıştır. Bu sebeple cevap veya erişimin engellenmesi hakkı bir

müeyyide niteliği taşımasına rağmen bu hakkın kullanılması ya da

kullanılmaması, hak sahibinin bu nedenle diğer dava haklarını kullanmasını

etkilemez (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik,

§ 51).

37. Diğer taraftan cevap veya erişimin engellenmesi hakkı, ifade

özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü sınırlayan haklardan biridir. Cevap veya

erişimin engellenmesi hakkını kullanmak basın organının ifade özgürlüğüne müdahale

teşkil eder (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ediciones Tiempo S.A./İspanya, §§ 56–64).

Zira basın, istediğini yayımlamak ya da yayımlamamak konusunda serbesttir.

Fakat basının, cevap metni karşısında serbestliği bulunmamaktadır. Cevap

metnini yayımlaması veya erişimi engellemesi gerekmektedir. Nitekim Amerika

Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi, basının sorumlu olması istenilen bir

durum olsa da bu sorumluluğu devlet eliyle sağlamaya çalışmanın anayasaya uygun

olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, cevap hakkının devlet eliyle basına ulaşma

hakkı olduğu ve kamusal tartışmanın çeşitliliği ve çoğulculuğu üzerinde

kaçınılmaz bir biçimde sınırlama ve zayıflatma etkisi yaratacağı sonucuna

varmıştır (Miami Herald

Publication Corparation / Tornillo, 418 U.S. 241, 25/6/1974).

38. Anayasa’nın ifade özgürlüğünü düzenleyen 26. maddesine göre

bilgilerin kamu otoritesinin müdahalesi olmadan alınıp verilmesi gerekmektedir.

Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında ifade özgürlüğünün belirli sınırlamalara

tabi tutulabileceği, bu sınırlama şartlarından birinin de “başkalarının şöhret veya haklarını”

korumak olduğu dikkate alındığında cevap ve düzeltme hakkının bu sınırlama

kapsamında olduğu kabul edilmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Melnychuk/Ukrayna, B. No. 28743/03, 05/07/2005, §

2). Bu itibarla anılan hakkın geniş gerekçelerle kullanılmasını sağlamanın veya

bu hakkın etki alanını genişletmenin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali

sonucunu doğurabileceği dikkate alınmalıdır (Ahmet

Oğuz Çinko ve Erkan Çelik, § 53).

2. Genel İlkelerin Mevcut Olaya Uygulanması

39. Yukarıda değinildiği gibi cevap veya erişimin engellenmesi

yolu ancak şeref ve itibara hukuka aykırı olarak müdahale edilen hâllerde

başvurulan, bireyin şeref ve itibarına yönelik müdahaleleri gecikmeksizin

bertaraf edebilmesi amacını taşıyan bir yoldur. Cevap veya erişimin

engellenmesi hakkının amacı, basın hürriyeti ile kişilik hakkı arasında gerekli

hassas dengenin kurulmasını sağlamak; kişi ve kuruluşlara haksız zarar veren,

onlar hakkında gerçek dışı bilgiler yayan, şeref ve itibarlarını ihlâl eden

basın kuruluşlarının sahip olduğu yayın kullanma imkânını, zarar görenlere

vererek bu konulardaki cevabını yayımlamaya basın faaliyetinde bulunanları

zorunlu tutmak veya o haberin yayımlanmasını engellemektir. O hâlde bu hak,

basın özgürlüğünün ve basın mensuplarının haber verme ve eleştiri haklarının

özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını koruyacak şekilde

kullanılmalıdır (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan

Çelik, § 58).

40. Türk hukuk sisteminde, cevap veya erişimin engellenmesi

hakkının kullanılması yollarından ilki olan ve somut başvuruda kullanılmış

bulunan sulh ceza hâkimliklerinde çekişmesiz yargı yolu, karardan etkilenecek

olan yayın organının sorumlu müdürü ve diğer ilgililerin yargılanma hukukuna

yönelik olarak usule ilişkin güvencelerinin kullandırılamadığı dolayısıyla

çatışan haklar arasında dengelemenin yapılmasının zorlaştığı bir yoldur. Tekzip

kararı, yapılmış bir haberin gerçek dışı olduğunu ve maddi gerçeğin ne olduğunu

kamuya bildirme, erişimin engellenmesi kararı ise gerçek dışı olduğu belirtilen

haberin ortadan kaldırılması işlevine sahiptir. Çekişmesiz bir dava sonucunda

bu kararı verebilmek ancak hukuka aykırılığın ve gerçek dışılığın çok belirgin

olduğu ve zararın süratle giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkündür. Bu

sebeple bireyin şeref ve itibarının korunması için hukuk düzenindeki diğer

yollara göre oldukça dar bir alanda etkili bir yol olduğu kabul edilmelidir (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik, § 61).

41. Başvurucu, 5651 sayılı Kanun’un değişikliğe uğramadan önceki

9. maddesi uyarınca söz konusu haber röportajın kişilik haklarına müdahale

oluşturduğu iddiasıyla cevap ve düzeltme talebinde bulunmuştur. Fakat söz

konusu haber nedeniyle başvurucunun şeref ve itibarına gerçek dışı haber

röportaj ile hukuka aykırı olarak yapılan müdahalenin çekişmeli bir yargılama

yapılmadan, gecikmeksizin ve süratle bertaraf edilmesi ihtiyacı ortaya

konabilmiş değildir.

42. Basın ve yayın organlarınca yapılan bir haber nedeniyle

şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen müdahalelerde

mağdurun asıl gayesinin, zararının telafi edilmesi olduğu dikkate alındığında

özellikle somut başvuruya konu ihlal iddiasına benzer uyuşmazlıklar açısından,

koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olduğu anlaşılmaktadır.

Dahası başvurucu, açacağı çekişmeli bir hukuk davasında müdahalenin

önlenmesini, durdurulmasını veya devam eden müdahaleye son verilmesini,

müdahalenin hukuka aykırılığının saptanmasını, maddi veya manevi tazminata

hükmedilmesini isteyebilir. Bunun yanı sıra tekzip metnini yayınlatma talebini

ileri sürme ve dolayısıyla cevap ve düzeltme hakkını kullanma imkânına da

sahiptir (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik,

§ 63).

43. Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde başvurucunun,

ortaya çıktığını iddia ettiği zararın giderimi için uyuşmazlığın esasına dair

ve somut başvuru açısından koşullara göre sulh ceza hâkimliklerinin görevinde

bulunan cevap veya erişimin engellenmesi yolu dışındaki daha etkili diğer

koruma yollarına başvurmadığı anlaşıldığından Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunabilmek için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine

getirdiği söylenemez.

44. Açıklanan nedenlerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Aziz

YILDIRIM

Vekili : Av. Abdurrahim EROL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9037, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun, başvuru
  12. Yazıcıoğlu
  13. Yıldırım
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9037
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Kemal Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9050)
  • Emine Kural Başvurusu (B. No: 2013/7741)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8060)
  • Mustafa Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6831)
  • Murat Mandalı Başvurusu (B. No: 2013/4491)
  • Cbc Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/7045)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.