İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Kural Başvurusu (B. No: 2013/7741)

1. Başvuru, değer artış payı alacak davasında mahkemenin

Başvuru No2013/7741Tarih10 Mart 2016Okuma14 dk · 2.866 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Kural Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7741
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.866 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, değer artış payı alacak davasında mahkemenin

delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi

ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun makul sürede yargılanma hakkı yönünden kabul edilebilir olduğuna ve

esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, 1986 yılında dava konusu evi kooperatif üyeliği

ile satın almış; 11/3/1988 tarihinde, davacı olaneski

eşi ile evlenmiştir.

7. Dava konusu taşınmaz 31/12/1997 tarihinde başvurucu adına

tapuya kayıt ve tescil edilmiştir.

8. Taraflar Ankara 3. Aile Mahkemesinin 21/2/2008 tarihli ve

E.2006/675, K.2008/208 sayılı kararı ile boşanmışlar, karar 19/11/2009

tarihinde kesinleşmiştir.

9. Başvurucunun boşandığı eşi, 1986 yılında başvurucu tarafından

satın alınan ve adına tescil edilen villa tipi taşınmazın yapımı ve

iyileştirilmesine katkıda bulunduğunu belirterek Ankara 10. Aile Mahkemesinin

E.2008/564 sayılı dosyasında alacak davası açmıştır.

10. Mahkeme 8/5/2012 tarihli ve E.2008/564, K.2012/582 sayılı

kararı ile davayı kabul etmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Tarafların iddiaları ve savunmaları

doğrultusunda delilleri toplanmış, tanıkları dinlenmiştir.Tarafların evlilik tarihinden boşanma

davasının açıldığı tarihe kadar gelirleri araştırılmış ve taşınmazın değeri

tespit ettirilmiştir.

Taşınmazın başında yapılan keşif sonucu

taşınmazın değeri tespit edilmiş, yapılan itirazlar ve diğer keşiflerdeki

değerler arasındaki farklılıklar dikkate alınarak yeniden 3. bilirkişi

heyetinde taşınmazı değeri konusunda rapor aldırılmış ve bu rapora mahkemece

itibar edilmiştir.

Tarafların evlilik tarihi itibariyle mal

ayrılığı rejimine tabi oldukları, 01/01/2002 tarihinden sonra yeni bir mal

rejimini seçmedikleri, bu nedenle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara

katılma rejiminin geçerli olduğu anlaşılmıştır.

Davacı tanıkları beyanlarında; Davacının Dış

Ticaret Müsteşarlığında çalıştığını, bir müddet Viyana da görev yaptığını,

davalının evlenmeden önce çalıştığını, evlendikten sonra işten ayrıldığını,

davacının yurt dışında davaya konu evin giderleri ve yapımı için para

gönderdiğini, zaman zaman bu masrafları karşılamakta zorlandığını, ekonomik

sıkıntıya düştüğünü, Viyana da aldığı Mercedes marka aracı daha sonra

sattığını, ondan elde edilen parayı da evin giderlerine harcadığını, ev teslim

edildikten sonra da davacının çevre düzenlemesi ile uğraştığını, evlendikten

sonra davacının babasına ait evde kira vermeden oturduklarını, babasının

kendisine miras kalan daireleri çocuklarına paylaştırdığını, davacıya da bir

daire düştüğünü, bu dairenin de satıldığını, evin giderlerine harcandığını

bildiklerini belirtmişlerdir.

Davalı tanıkları da davalının evlenmeden önce

Gama sitesinde davaya konu kooperatife girdiğini, ailesinin kendisine parasal

destekte bulunduğunu, davalının kooperatif ödemelerini bu paradan sağladığını,

davalının ailesinin davalıya maddi destekte bulunduklarını, davalının çocuğu

doğduktan sonra işten ayrıldığını, o tarihe kadar çalıştığını, işten

ayrıldıktan sonra ikramiye ve çocuğun takıları ile bir araç aldıklarını, bu

aracı ve beyaz eşyaları yurt dışına giderken sattıklarını, bunun parasının da

evin giderlerine harcandığını, yurt dışından da zaman zaman bu ev için para

gönderdiklerini bildiklerini belirtmişlerdir.

Dellillerin toplanması nedeniyle dosya hesap uzmanı bilirkişilere gönderilmiş,

davacının talebi ve davalının iddiaları da değerlendirilerek talep konusunda

rapor düzenlenmesi istenmiştir. Dosyadan elde edilen bilgilere göre Gama Yapı

Kooperatifi üyeliği ile taşınmazın edinildiği, davalının bu kooperatife

11/03/1988 tarihindeki evlenme tarihinden önce 1986 yılında üye olduğunu,

kooperatifin inşa edilen binanın teslim tarihi 1994 yılı olup, bu yıl sonuna

kadar 497.475 TL ödeme yapıldığı, evlenme tarihine kadar davalının yaptığı

ödemelerin 113.075.10 TLolduğu, evlenme tarihinden

davalının işten ayrıldığı 1991 yılının sonuna kadar kooperatifteki ödeme

tutarının 61.774 TL olduğu anlaşılmıştır.

Davacının davalının işten ayrıldığı 1991 yılı

sonuna kadar evin kooperatif ödemelerine bir katkısının olmadığı

anlaşılmıştır.1991 yılından sonra davalının çalışmadığı, kooperatif

ödemelerinin bu dönemde de devam ettiği, 1993 yılının sonunda kooperatif

ödemelerinin sona erdiği, ancak evin iç yapı giderlerinin olduğu, bundan

sonraki giderlerinin davacı tarafından karşılandığı, davalıya kooperatifin

teslim edildiği tarihte taşınmazın %70 seviyesinde tamamlandığı, geri kalanının

daha sonra yapıldığı, toplanandosya içindeki bilgi ve

delillere göre sabittir.

Bu bilgiler doğrultusunda davacının davaya

konu taşınmazın edinilmesinde ve iyileştirilmesinde, çalışması karşılığı elde

ettiği gelirlerle katkıda bulunduğu da sabit olmuştur.

Hesap uzmanı bilirkişilerin verdiği rapor ve orantılama taşınmazın teslim alındığı tarihteki değeri,

daha sonra yapılan ödemeler, dava tarihi itibariyle değeri ve oranı dikkate

alınarak davacının bu taşınmazın iyileştirilmesinde 189.460 TL'lik katkısının

bulunduğu, kanaatine varılmıştır.

..."

11. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin

18/12/2012 tarihli ve E.2012/8696, K.2012/12550 sayılı ilamı ile onanmıştır.

Onama ilamının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dava konusu taşınmaz kooperatif üyeliği yolu

ile edinilmiş olup, mesken kooperatif tarafından 1994 yılında % 70 bitmiş halde teslim edilmiş, bu tarih itibariyle

kooperatif aidat ödemeleri tamamlanmıştır. Daha sonra taşınmazın tapuya tescil

edildiği tarihten önce 1997 yılı Ocak ayında da kalan

% 30 kısım tamamlanarak dava konusu villa oturulabilir hale getirilmiştir. 1997

yılı Ocak ayı sonrası taşınmazla ilgili yapılmış bir

ödeme veya harcama bulunmamaktadır. Toplanan delillerden davacının evlenme

öncesinden başlayarak evliliğin devamı süresince aralıksız, davalının ise

evlenme öncesinden başlayarak 31/10/1991 tarihine kadar çalışarak gelir elde

ettiği ancak bu tarihten sonra davalının çalışmayı bıraktığı, davalı ailesinin

bu dönemde katkıda bulunduğu, ayrıca ziynetlerin de bozdurulduğu iddia edilmiş

ise de bu iddianın ispatlanamadığı, ancak 1991 yılı sonrası 1994 yılına kadar

az da olsa davalının annesine ait evden gelen kira geliri olduğu

anlaşılmaktadır. 1994 yılı sonrası davalının herhangi bir gelirinin olduğu,

ailesinin katkıda bulunduğu veya taşınmaza yapılan harcama ise

ispatlanamamıştır. Davalının 1986 yılında üye olduğu Gama Yapı Kooperatifine

yaptığı ödemelerin bir kısmı evlenme öncesine isabet etmektedir. Evlenme

sonrasında da devam eden bu ödemelerin 31/10/1991 tarihine kadar toplam miktarı

ve davalının aynı tarihe kadar elde ettiği geliri birlikte değerlendirildiğinde

bu tarihe kadar yapılan ödemelere davacının katkısının olmadığının, bu dönemde

davalının elde ettiği gelirle düşük miktardaki kooperatif aidatlarını ödeyebileceğinin

kabulü de yerindedir.

Bu durumda üyeliğin başladığı 1986 yılı ile

31/10/1991 tarihi arası yapılan ödemelerin yapılacak hesaplamada davalının

kişisel malı olarak dikkate alınması gerekir. Ancak 1991 ile 1994 yılları

arasında davacının çalışarak elde ettiği gelir miktarı yüksektir. Davalının ise

bu dönemde annesine ait evin kiraya verilmesinden gelen az bir kira geliri

dışında başka bir geliri bulunmamaktadır. Mahkemece bu dönemle ilgili davacının

bu dönemdeki toplam geliri, TKM’nin 152. maddesi,

bina ve arsa oranları ile bu dönemde kooperatife ödenen aidat toplamı dikkate

alınarak yapılan birtakım hesaplamaları içeren bilirkişi raporuna itibar

edilmiş ise de, katkı payı oranı ve alacağının

belirlenmesinde bilirkişi raporunda yapılan bu tür hesaplamaların yeri yoktur.

Bu dönemde davalının herhangi bir geliri de olmadığına göre kooperatife yapılan

ödemelerin tümünün davacı tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. 1994 sonrası

1997 yılına kadar taşınmazın % 30 kısmı için yapılan

harcamalarla ilgili ise, davacı tarafından taşınmaza ilişkin işlerin

yaptırıldığı firmadan alınan ödeme bilgilerini de içeren belgelerin sunulduğu,

bu dönemde davalının geliri olmadığı gibi bu işlerin yapılmasında herhangi bir

katkıda da bulunmadığı görülmektedir. Bu kısımla ilgili ödemelerin tamamı

davacı tarafından yapılmıştır. Davalının bankada bulunduğu anlaşılan paranın

ise, ödemelerin tamamlandığı Ocak 1997 yılı sonrasında da davalının hesabında

değerlendirilerek bulunmaya devam ettiğinden ödemelerde katkı olarak kabul

edilmesi mümkün değildir. Tüm bu belirlemelerden sonra yapılanödemelerindönemleri

de dikkatealındığında taşınmazın %70’i için yapılan

ödemelerin % 47,04’ünün davalının katkısı ile %70'den

kalan bu kısmın % 52,96’sı ve 1994 yılından sonra tamamlanan taşınmazın % 30’unun

ise, davacının katkısı ile tamamlandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu oranların

ayrı ayrı taşınmazın dava tarihiitibariyle belirlenen

rayiç (sürüm) değeri ile çarpılması durumunda davacı lehine bulunacak katkı

payı alacağı toplamı mahkemece kabule karar verilen miktardan daha fazladır. Bu

hesaplamada dava tarihindeki değerin 425.000 TL veya 600.000 TL olarak dikkate

alınması da sonucu değiştirmeyecek, her halukarda

bulunan miktar mahkemece hükmedilen miktardan yüksek olacaktır. Bu durumda

kararın davacı lehine bozulması gerekir ise de, hüküm

davalı vekili tarafından temyiz edildiğine göre temyiz edenin sıfatına ve

aleyhe bozma yasağı kuralı uyarınca davalı vekilinin raporlara ve hesaplamaya

yönelen temyiz itirazları yerinde görülmemiş bu hususta bozma sevk

edilmemiştir.

...

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin

temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun

bulunan hükmün ONANMASINA,

..."

12. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 8/7/2013 tarihli ve

E.2013/7213, K.2013/10608 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

13. Ret kararı 22/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 30/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

227. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası şöyledir:

"Eşlerden biri diğerine ait bir malın

edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık

almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer

artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın

tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu

olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış

olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak

belirler."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; dava konusu taşınmazı, birikimleri ve ailesinin

desteği ile evlenmeden önce satın aldığını; bu durumun dosyaya sunulan

delillerle sabit olduğunu ancak Mahkemenin yanlış, taraflı ve hatalı bilirkişi

raporlarını esas alarak karar verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda

yer alan ödeme tutarları ile eve yapılan ödeme tutarlarının birbiri ile uyumlu

olmadığını, davacının makbuzla yaptığı tek ödemenin 40.882 dolar olduğunu,

bunun dışında eve bir katkısının olmadığını, ailesinden gelen kira bedelinin

eve harcandığına ilişkin delillerin Mahkemece dikkate alınmadığını, birinci ve

ikinci rapor ile taşınmazın değer tespitinin kesinleştiğini ancak Mahkemenin

taşınmazın gerçek alım satım değerini değerlendirmeye esas almadığını; gerçek

durumu göstermeyen, birbiri ile çelişen raporlar ile yargılamanın uzadığını, bu

yönüyle maddi açıdan zarara uğradığını, dava nedeniyle evin mülkiyetini

kaybettiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek

Anayasa'nın 35., 36. ve 41. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 35. ve

41.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddiasının adil yargılanma

hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

18. Başvurucu; Mahkemenin delilleri yanlış değerlendirdiğini,

dosyaya sunduğu belge ve itirazların dikkate alınmadığını, hatalı ve

birbirleriyle çelişen bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

22. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu

çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın

ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ile

kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara

ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §

34).

23. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği

temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki

olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,

yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile

kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas

yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye

tabi tutulamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece

ve derece mahkemelerinin kararları açık keyfîlik

içermedikçe kararlardaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde

ele alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde

ve hukuk kuralını yorumlamasında bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

24. Başvurucunun eski eşinin, başvurucu adına kayıtlı taşınmazın

edinilmesinde ve iyileştirilmesinde çalışması karşılığı elde ettiği gelirlerle katkıda

bulunduğunu iddia ederek Ankara 10. Aile Mahkemesine açtığı davada Mahkeme,

toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarını değerlendirerek davayı kabul

etmiştir.

25. Temyiz üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 18/12/2012 tarihli

ilamda ayrıntılı bir şekilde izahat yapmak suretiyle davacı lehine daha yüksek

miktarda alacağa hükmedilmesi gerektiğini belirtilerek aleyhe bozma yasağı

nedeniyle hükmü onamış, başvurucunun karar düzeltme talebiniise

8/7/2013 tarihinde reddetmiştir.

26. Mahkemenin; tarafların iddia ve savunmaları, gelir

durumları, tanık beyanları, keşif, hesap uzmanı bilirkişilerin verdiği rapor,

taşınmazın teslim alındığı ve dava tarihindeki değerleri, yapılan ödemeler ve

belirlenen katkı oranını dikkate alarak davacının taşınmazın iyileştirilmesinde

189.460 TL'lik katkısının bulunduğu kanaatine ulaşırken belirttiği gerekçe ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün, Mahkeme tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu; Anayasa

Mahkemesinin, Derece Mahkemelerinin hukuk kurallarının olay ve olgulara

uygulanması sırasındaki takdirine müdahale etmesi, kendisini onların yerine

koyarak değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı, bu açıdan başvurucunun ileri

sürdüğü iddiaların Anayasa Mahkemesinin değerlendirme yetkisi dışında kalan

hususlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının açık keyfîlik veya bariz takdir hatası

da içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığına

İlişkin İddia

28. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığından, kabul edilebilirliğine Birinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca karar verilen başvurunun esas yönünden incelenmesine

karar verilmiştir.

2. Esas Yönünden

29. Başvurucu 13/5/2008 tarihinde açılan alacak davasının

8/7/2013 tarihinde sonuçlandığını, makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

30. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makul

sürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadaki

yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 34–59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (Gülseren Gürdal ve diğerleri, B. No:

2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,

19/12/2013; Haydar İzgi, B. No:

2012/673, 19/12/2013).

31. Başvuru konusu olay, Aile Mahkemesi nezdinde açılan alacak

davasına ilişkindir. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan somut yargılama faaliyetinin makul süre

değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri, § 50)bu tarih, somut başvuru

açısından 13/5/2008'dir.

32. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısından bu

tarih, Yargıtay 8. Hukuk Dairesincekarar düzeltme isteminin

reddedildiği 8/7/2013'tür.

33. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

başvurucuya karşı13/5/2008tarihinde açılan davada, Mahkemenin yirmi sekiz

oturum yaparak 8/5/2012 tarihinde davanın kabulüne karar verdiği, temyiz

üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 18/12/2012 tarihinde hükmün onandığı,

başvurucunun karar düzeltme talebinin ise aynı Dairenin 8/7/2013 tarihli ilamı

ile reddedildiği ve hükmün bu tarih itibarıyla kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dolayısıyla yargılama 5 yıl 1 ayda tamamlanmıştır.

34. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu alacak

davasının; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate

alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla, usule ilişkin haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla

somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve5 yıl 1 ayda sonuçlanan yargılama süresinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

36. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

37. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılanma kararı

verilmesini talep etmiştir.

38. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

39. Başvuruda her ne kadar uzun süren yargılama nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş ise de başvuru formu ve

eklerinden başvurucunun tazminat talebinde bulunmadığı anlaşıldığından

başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.

40. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucu

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yakup MACİT

Basvurucu

:

Emine KURAL

Vekili

:

Av. Türkay

ASMA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7741, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Asma
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7741
Tarih
10 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8060)
  • Mustafa Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6831)
  • Murat Mandalı Başvurusu (B. No: 2013/4491)
  • Cbc Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/7045)
  • Yadigar Orhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7710)
  • Abdulbaki Ağduk Başvurusu (B. No: 2013/6967)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.